gazâya gitmeziz" deyü ayak basdıklarından bi'z-zarûrî Murâd Hân bir gayrı âdemi …
"Biz Abaza olduğu yerde gazâya gitmeziz" deyü ayak basdıklarından bi'z-zarûrî Murâd Hân bir gayrı âdemi çarşaf içre sarup Vuçu bostâncıbaşıya katl etdirüp ol gece Abaza Paşa'yı bir Sönbeki firkatesine koyup Gelibolu'da Cezâyir kalyonlarına süvâr olup yedi sene Cezâyir'de korsanlık edüp kalyon sâhibi kapudan olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 66b ·
metinde göster ·
Sene 1040 mâh-ı Ramazân'ının gurresinde maslûb-lakab Defterdâr Boşnak Mustafâ Paşa efendimiz pinhân olduğu yerde hizmetkârları Receb Paşa'ya haber verüp zorbalar katl edüp na‘şını Atmeydânı'ndaki çınâr dırahtına ka‘blarından salb etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 67b ·
metinde göster ·
bu nehir kendüyü evce beraber kayalardan deryâya atup gürüldüsü ve sâ‘ikasından …
Menzil-i karye-i Hacı Hamza: Hamzavî Hacı Hamza kim Habîb-i Karamânî halîfesidir. Bu karyede mütevellid olup iştihâr verdiğiçün Hacı Hamza Köyü derler. Zulümden ahâlîsi dağda bir ma‘mûr kurâda sâkin olurlar. Târîk-ı âm üzre ancak bir köhne câmi‘i kalmış, gayrı büyûtları harâbdır. Nehr-i Kızılırmak kenarıdır. Karşu cânibi sâfî bâğ u bâğçeler ile müzeyyendir. Bu nehr-i Kızılırmağ'ın ibtidâ tulû‘u (---) sancağında (---) nâm mahal dağlarından hurûc edüp sâhil-i Karadeniz'e Bafra kasabası cenbinde Karadeniz'e mahlût olduğu yerde bu nehir kendüyü evce beraber kayalardan deryâya atup gürüldüsü ve sâ‘ikasından âdeme dehşet hâsıl olur. Fa’idesiz coşkun cereyân eder bir sudur. Sayf u şitâda dâ’imâ kırmızı kan gibi akar kanlı sudur. Hatta bu hakîr, bu mahalde atımla karşu tarafdaki bâğlara geçmek murâd edüp atımla beni toparlayup cân havlinden karşu kenarda bir söğüt dalına sarılup atdan ayrıldım. Meğer zâlim su gâyet darplı ve iri iri taşlı yerden cereyân edermiş. Güç ile cân halâs edüp ba‘dehû huddâmlarım atımı getirdiler. 279b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 279a–279b ·
metinde göster ·
… eziyye ve niçe şehri nehb ü gâret ve ihrâk-bi'n-nâr ederek bu Seydî Gâzî medfûn
olduğu yerde
bir küçük kal‘acık vardır, kayser-i Rûm binâsıdır, anı amân vermeyüp feth edüp …
Bu hâl-i pür-melâli Üsküdar'da Seyyid Battâl Gâzî istimâ‘ edüp bir gice bir kayığa süvâr olup Üsküdar'a karîb Kızkullesi'nden İslâmbol tekürünün kızın alup şikâr eder. Andan cümle guzât ile Üsküdar'ı ve Pendik ve Gekbeziyye ve niçe şehri nehb ü gâret ve ihrâk-bi'n-nâr ederek bu Seydî Gâzî medfûn olduğu yerde bir küçük kal‘acık vardır, kayser-i Rûm binâsıdır, anı amân vermeyüp feth edüp içine ma‘şûkası olan İslâmbol tekürü kızın hıfz eder. Hikmet-i Hûdâ, bir gice zeyl-i hisârda 7b Battâl Gâzî hâb-âlûd yatarken kayser tarafından yağı küffâr geldüğün kal‘ada ma‘şûkası olan kız küffârı görüp Battâl Gâzî'ye haber etmek içün bir hûrdece fıske taş kal‘adan Battâl'a atar. Bi-emri Hayy [u] Kadîr mezkûr taş Seyyid Battâl'ın kulağı tozuna isâbet edüp şehîd olur. Bunda rivâyet muhtelifdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 7a–7b ·
metinde göster ·
Eşkâl-i kal‘a-i Ruscuk: Tuna kenarında bir alçak kayalı burun üzre şekl-i murabba‘ seng-binâ bir küçük kal‘adır. Cânib-i etrâfın Tuna ihâta edüp cânib-i şarka nehre mekşûf bir kat demir kapusu önünde kayadan kesme handak üzre tahta cisr ile ubûr olunup her şeb zemberekli cisri kal‘a neferâtları ref‘ edüp cisri kal‘a kapusuna siper edüp kal‘a cezîre-misâl kalır. Aslâ havâlesi yok seng-i mutarraş bir kal‘a-i savaşdır. Dâ’iren-mâdâr cirmi dokuz yüz adımdır. İçinde dizdâr ve imâm ve mü’ezzin ve kethüdâhânesi ve cebehânesi ve gılâlhânesi ve bir ibâdethâne ve bir kulle-i mehterhânesi var, gayri âsâr-ı binâları yokdur. Ammâ burc [u] bârûları metîn ü müstahkem olup cânib-i selâsına nâzır ve karşu Yergöğü kal‘asına havâle latîf balyemez ve şayka topları ve üstâd topçuları vardır. Zîrâ Tuna kal‘alarında meşhûr sedd-i sedîddir. Sultân Ahmed Hân'da Tuna kapudanı Şakşakî Paşa elli pâre firkate ile nehr-i Tuna deryâsı üzre Budin serhadlerinde Usturgon kal‘asına varınca hıfz [u] hırâset üzre olup yine vakt-i şitâda bu Uruscuk kal‘ası altına gelüp limana gemileri bağlarmış. Hâlâ cenb-i kal‘ada nehr-i (---) Tuna'ya mahlût olduğu yerde liman-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 112b ·
metinde göster ·
âteş sönmeden etrâflarında çemenistân ü sünbülistân bitmeğe başlar. Âteş sönüp …
Ba‘dehû azîzin vücûd-ı şerîfi muhrik olduğu yerde âteş sönmeden etrâflarında çemenistân ü sünbülistân bitmeğe başlar. Âteş sönüp bi-emrillahi Ta‘âlâ gül-i gülistân u reyhân-ı ezhâristân olur kim ilâ hâze'l-ân Rûmiyye kal‘asının cenûbîsinde Çevgân meydânı kurbünde ziyâretgâh bir makâm-ı gülistândır kim reyhânistânı içre bir fetâ at üzre mızrağıyla ubûr etse ol yiğit atıyla görünmez. Ta bu mertebe âlî reyhânı olup kendi biter, kendi yiter. Ammâ âsâr-ı binâdan bir şey yokdur. Cümle ehl-i beledin zu‘m-ı sahîhleri "Bu gül-i gülistân, Koçağa Sultân'ın mübârek külü düşdüğü yerdir." derler. Hakkâ ki gayrı yerde eyle reyhân yokdur. Hemân beş hırmen cirminde yerde vâki‘ olmuşdur ve gayrı diyârda eyle reyhân-ı gülistân hâsıl olmak ihtimâli yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 296a ·
metinde göster ·
ecinne olmadığı meşhûr u mücerrebdir. Zîrâ sar‘a dutan âdeme kurd yüreği yedirs …
Hâssa-i diğer: Ve kurd olduğu yerde ecinne olmadığı meşhûr u mücerrebdir. Zîrâ sar‘a dutan âdeme kurd yüreği yedirseler bi-emrillah dutarıkdan şifâ bulup ten-dürüs olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 396a ·
metinde göster ·
bednâmlık ile katl olunmasın" deyü niçe kimesnelerin ma‘rifetiyle kul kethüdâsı …
Kul kethüdâsını "Pinhân olduğu yerde bednâmlık ile katl olunmasın" deyü niçe kimesnelerin ma‘rifetiyle kul kethüdâsını bulunduğu hânda salb edüp kendü kendüyi salb etmiş nâmın çıkarup tabut ile na‘şını Atmeydânı'na getirüp durdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 7a ·
metinde göster ·
… rleriyle yerinden hareket edüp bir cânibden bir cânibe gidüp rîh-ı şedîd teskîn
olduğu yerde
kalır. İlâ-mâşâ’allâh ol cezîreciklerin hâlleri böyle halk olunmuş aceb sun‘-ı …
Andan hikmet-i Hudâ bu Saboç nâhiyesiyle Eçetvar'(ın) nâhiyesi hudûdundaki buhayre-i Eçetvar'dadır, ammâ bu taraflara yakındır. Ol buhayre içre küçük çemenzâr adacıklar vardır. Kaçan kim rûzgâr-ı zor-kâr muhâlif esse ol cezîrecikler çayırı ve çemeni, hacer ü şecerleriyle yerinden hareket edüp bir cânibden bir cânibe gidüp rîh-ı şedîd teskîn olduğu yerde kalır. İlâ-mâşâ’allâh ol cezîreciklerin hâlleri böyle halk olunmuş aceb sun‘-ı Hudâ'dır. Hattâ bu cezîreler üzre ol kadar hoş sular vardır kim hisâbın Hallâk-ı âlem bilir, zîrâ cümle küffâr ol i‘tikâddadır kim bu cezîreler Hazret-i Îsâ mu‘cizesi vâkı‘ı olup hayvânâtların sayd [u] şikâr etmezler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 11a ·
metinde göster ·
… am olup Cânkurtaran'a geldikde bir kayığa binüp bu Koyun adasına geçüp münhezim
olduğu yerde
evlâdı üzre ve cemî‘i celâlî gâzîleri ve kendü şühedâları üzre bir kasr-ı âlî i …
Ba‘dehu Gâzî Dervîş Paşa bu cezîre ma‘rekesinden halâsdan sonra Budin taraflarına serdâr-ı mu‘azzam olup Cânkurtaran'a geldikde bir kayığa binüp bu Koyun adasına geçüp münhezim olduğu yerde evlâdı üzre ve cemî‘i celâlî gâzîleri ve kendü şühedâları üzre bir kasr-ı âlî inşâ edüp etrâfına niçe bin aded şecere-i müsmirâtlar diküp hâlâ bir ziyâretgâh-ı erbâb-ı dilândır. Hamd-i Hudâ bu cümle şühedâları bu mahalde ziyâret edüp rûhlarıyçün bir Yâsîn-i şerîfe tilâvet etdik. Rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 72b ·
metinde göster ·
… nca sık ormanlığı ve niçe pusu yerlerin geçüp nehr-i Papa nehr-i Tuna'ya mahlût
olduğu yerde
bir sazlık ve bataklık kenârında bir çemenzâr fezâda,
Bu mezkûr kurâları 5 sâ‘atde geçüp ve Tuna nehri kenârınca sık ormanlığı ve niçe pusu yerlerin geçüp nehr-i Papa nehr-i Tuna'ya mahlût olduğu yerde bir sazlık ve bataklık kenârında bir çemenzâr fezâda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 43a ·
metinde göster ·
… etmiş idi. Anıniçün bu kal‘ayı Selîm Hân yasadı. Adahon gölü Karadeniz'e mahlût
olduğu yerde
leb-i deryâda çâr-kûşe kârgîr kırmızı taş binâ olduğundan Kızıltaş kal‘ası derl …
Sene 921 târîhinde bunu dahi Selîm Şâh-ı Evvel binâ etmişdir kim ol asırda bu cezîreyi niçe kerre Çerkez aşkıyâsı basup nehb ü gâret etmiş idi. Anıniçün bu kal‘ayı Selîm Hân yasadı. Adahon gölü Karadeniz'e mahlût olduğu yerde leb-i deryâda çâr-kûşe kârgîr kırmızı taş binâ olduğundan Kızıltaş kal‘ası derler. Cirmi kâmil iki yüz adımdır. Çâr köşesinde dörd kullecikleri vardır, ammâ dîvârları âlîdir. Ve iki aded üstü tahta örtülü kulleleri ve şimâle nâzır bir demir kapusu var, ammâ handakı yokdur. İçinde ancak dizdâr evi ve kırk neferât odaları ve bir mescidi ve anbârı ve kulleleri içre cebehâneleri ve on aded şâhâne şâhî topları var. Kefe eyâletinde subaşılık ve Taman kadısı niyâbetidir. Kal‘ası sâfî kum içindedir. Yıldız rûzgârı tarafında sehel havâlesi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 146a ·
metinde göster ·
… verir bir berrâk nehirdir. Hattâ Özdemiroğlu Osmân Paşa bu nehir deryâya mahlût
olduğu yerde
Tatar askerinin Kırım'dan gelmesine muntazır olup kırk gün nehr-i Söyünç kenârı …
Ammâ bu Bahr-i Harez'de mezkûr Kanlı Söyünç nehr[i] kenârında iki gün istirâhat etdik. Bu nehr-i azîm Dağıstân kûhlarından ve Açıkbaş dağlarından gelüp Demirkapu'dan üç menzil ba‘îd Bahr-i Harez'e mahlût olur. Bir fırkası nehr-i Terek'e mahlût olur âb-ı hayâtdan nişân verir bir berrâk nehirdir. Hattâ Özdemiroğlu Osmân Paşa bu nehir deryâya mahlût olduğu yerde Tatar askerinin Kırım'dan gelmesine muntazır olup kırk gün nehr-i Söyünç kenârında meks edüp bir ma‘bedgâh-ı musallâ inşâ edüp gûnâ-gûn dıraht-ı müntehâlar diküp hâlâ bir ok menzili yer bir hıyâbân gül-i gülistân ve koyahdır kim anda bir sâ‘at âsâyiş eden âdem tâze cân bulur. Hakkâ ki hakîr bu cây-ı ma‘bedhânede ibâdet edüp secde-i şükr edince musîbet-i Bahr-i Harez'i ferâmûş edüp tâze cân buldum. Bu nehirden cümle keştîbânlar ve ehl-i sefer tüccârânlar sulanup yine fî-emânillâh deyüp tehlike gemisine süvâr olup rîh-ı tayyibe ile yedinci sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 166b ·
metinde göster ·
Bu kal‘a Sedd-i İskender nehr-i Terek Bahr-i Harez'e munsab olduğu yerde Bahr-i Harez'in cânib-i cenûbu nihâyetinde bir körfez derenin tâ Dağıstân ülkesine girmiş bir dil gibi körfez nihâyetinde bir düz vâsi‘ fezâda şekl-i müsellesden tarz-ı murabba‘a tûlânîce vâki‘ olmuş nısfı tula binâ ve nısfı kârgîr taş kal‘a-i ra‘nâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 167a ·
metinde göster ·
… ehirden 12 sâ‘at aşağı cânib-i şimâle akup Bababurnu nâm yerde Akdeniz'e mahlût
olduğu yerde
gemi ile geçilir bir nehr-i azîmdir kim niçe nehr-i âb-ı hayâtlar karışır.
Bezzâzistânı ve çârsû-yı bâzârı tâ şehrin ortasında bir mürtefi‘ yerde vâki‘ olmuşdur. Mâ‘adâ imâret hayrâtları aşağı ovada bir düz fezâda tezyîn olmuş şehr-i mu‘azzamdır kim cânib-i garbîsi nehr-i Kösdem kenârıdır. Bu nehr-i azîm tâ Yanya dağlarından gelüp yine garb tarafında Meçova kurâların rey ü sakıy 236a ederek gelüp şehirden 12 sâ‘at aşağı cânib-i şimâle akup Bababurnu nâm yerde Akdeniz'e mahlût olduğu yerde gemi ile geçilir bir nehr-i azîmdir kim niçe nehr-i âb-ı hayâtlar karışır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 235b–236a ·
metinde göster ·
… n ederek Kiremitlik nâm mahalde cümle uyûnlar bir yerden nehr-i Kösdem'e mahlût
olduğu yerde
bir âb-ı hayât âb-ı zülâl vardır kim ismine Şeker bınarı derler. Cemî‘i şehr-i …
Niçe yüz çeşmesâr-ı uyûn-ı câriye kaynakların üzerlerine niçe yüz sâhibü'l-hayrâtlar kubbeler binâ edüp ba‘zısına havz-ı latîfler inşâ edüp cümle benî âdem ve cemî‘i devâbbât def‘-i atşân edüp niçe yüz aynu'l-hayât misilli ay[n]-ı bî-hisâbın cümlesi şehir içre cereyân eden nehr-i (---) karışup kıble tarafına cereyân ederek Kiremitlik nâm mahalde cümle uyûnlar bir yerden nehr-i Kösdem'e mahlût olduğu yerde bir âb-ı hayât âb-ı zülâl vardır kim ismine Şeker bınarı derler. Cemî‘i şehr-i Tırhala'nın sâhib-i tab‘ olanları at sakkâlarıyla su getirdüp Şeker bınarından nûş ederler. Hakkâ ki Şeker bınarı dedikleri kadar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 239b ·
metinde göster ·
bir kumsal yerde at kadar bir kelb bi-emrillâh taş olmuş bir sun‘-ı Hudâ'dır.
Ve bu nehir şark cânibinde Ma‘ânoğlu dağlarından gelüp bu cisir dibinde Bahr-i Ebyaz'a mahlût olduğu yerde bir kumsal yerde at kadar bir kelb bi-emrillâh taş olmuş bir sun‘-ı Hudâ'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y189a ·
metinde göster ·
Gâyet şecî‘ at olmağile Nîl içre timsâh ile ceng-i azîm edüp timsâha galebe eder. Ve at olduğu yerde timsâh tavattun edemez. Gerçi kara atlarına müşâbihdir, ammâ kuyruğu gâyet rakîk olup ağavâtlar atlarına bahrî hotaz ederler. Ve kuyruğu sığır kuyruğu gibi uzundur. Ve ön ayaklarının tırnakları çatal olduğundan eti helâldir. Ve vücûdunda tüğleri gûnâ-gûndur. Ammâ bi-emri Hudâ timsâh gibi üst çenesi oynar. Ve küheylân at gibi kişner. Ve derisinden diyâr-ı Nûbe'de ve şehr-i Donkalâ'da kalkan yaparlar, aslâ ok ve kılıc ve gönder ve hışt geçmez, ammâ kurşum geçer. Ve zekerinden kırbac edüp Mısır'da cellâdlar âdemi at sikiyle döğer, ne‘ûzu billâh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y163b ·
metinde göster ·
gelinciğe müşâbeheti var bir hayvân-ı mûnisdir, bir turfe şakrakoz ve mahrakoz …
Mısır'da şeker kamışı olduğu yerde gelinciğe müşâbeheti var bir hayvân-ı mûnisdir, bir turfe şakrakoz ve mahrakoz ve kakrakoz mudhik bir hayvândır. Hattâ ba‘zı evlerde beslerler, âdem ile gâyet ülfet eder hayvândır. Hattâ Feyyûm şehri bâğlarında gâyet çokdur. Ol olduğu yerde anın râyihasından yılan ve çıyan kaçar, aslâ durmaz. Zîrâ râyihasından hemân yılan helâk olur, ammâ insâna râyihasının nef‘i vardır, aceb hikmetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y231b ·
metinde göster ·
Mısır'da şeker kamışı olduğu yerde gelinciğe müşâbeheti var bir hayvân-ı mûnisdir, bir turfe şakrakoz ve mahrakoz ve kakrakoz mudhik bir hayvândır. Hattâ ba‘zı evlerde beslerler, âdem ile gâyet ülfet eder hayvândır. Hattâ Feyyûm şehri bâğlarında gâyet çokdur. Ol olduğu yerde anın râyihasından yılan ve çıyan kaçar, aslâ durmaz. Zîrâ râyihasından hemân yılan helâk olur, ammâ insâna râyihasının nef‘i vardır, aceb hikmetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y231b ·
metinde göster ·
… al üzre giderek Nîl'den gelen Nâsırıyye tur‘asının kal‘a dibinde deryâya mahlût
olduğu yerde
teferrücgâh havz-ı azîmler ve soffalar vardır. Ba‘zı gurebâ havuzlarda gusül ed …
Bu kulle dibinde atlarımız yedeğe alup deryâda yüzdürerek biz kal‘a kenârınca ubûr edüp içeri limana dâhil olup yine piyâde kal‘ayı seyr [ü] temâşâ ederek leb-i deryâ ile handaksız kenâr ile kumsal üzre giderek Nîl'den gelen Nâsırıyye tur‘asının kal‘a dibinde deryâya mahlût olduğu yerde teferrücgâh havz-ı azîmler ve soffalar vardır. Ba‘zı gurebâ havuzlarda gusül edüp câmeşûyluk eder. Ba‘zı âşıkân ma‘şûkuyla deryâ mâliki-vâr şinâverlik edüp bilâ-vâsıta kuc kucağ olacak bir cây-i safâdır. Bu havuzları ubûr edüp yine leb-i deryâ ile kadırga limanı kenârınca iç kal‘a burnundan bu havuzlara gelince kâmil beş yüz adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y320a ·
metinde göster ·
… tin görmek içün ehl-i beled bu gûne bir şecer istediler, derhâl bu dıraht hâsıl
olduğu yerde
secde edüp bi-emrillâh bu şecere-i tayyibeyi Rabbü'l-İzzet halk etdi ve secde e …
Ammâ ba‘zı ihtiyârlar anda medfûn olan şeyh İbrâhîm'in nazarı ta‘alluk edüp anın keşf [ü] kerâmetin görmek içün ehl-i beled bu gûne bir şecer istediler, derhâl bu dıraht hâsıl olduğu yerde secde edüp bi-emrillâh bu şecere-i tayyibeyi Rabbü'l-İzzet halk etdi ve secde etdüği yerde kökleri bitmeyüp mu‘allak durdu, ba‘dehu cemî‘i münkirîn îmâna geldiler, deyü Tevârîh-i Süyûtî'de görüp nakl etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y363b ·
metinde göster ·