Bu tavukcular kuş besleyüp ba‘zı Mısır tavuğu ve kaz ve ördek yelekleri okculara ve yelpâzecilere lâzım olduğunda bu okcubaşı alayına ta‘yîn olunup seyishâneler üzre kafes kafes dicâclar ve gûnâ-gûn her diyârın horoslarından ba‘zı boynuzlu ve çatal ibikli ve ikişer ımlık horoslar ve semiz beslenmiş ımlık tavukları ile horosları "kukırıku kurıku" diyerek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 191a ·
metinde göster ·
… bir acâyib ma‘rekeleri olup âhir pâdişâh ve a‘yân [u] eşrâf kürk geymeğe muhtâc
olduğundan bu
esnâf mukaddem gidüp başka mehterhâne ile ubûr etmek fermân olunup bunlar tahtı …
Bu kürkcü esnâfıyla tabakların bir acâyib ma‘rekeleri olup âhir pâdişâh ve a‘yân [u] eşrâf kürk geymeğe muhtâc olduğundan bu esnâf mukaddem gidüp başka mehterhâne ile ubûr etmek fermân olunup bunlar tahtırevânlar ve seyishâneler üzre dükkânların niçe yüz bin guruşluk semmûr ve şak ve zerdevâ ve sansâr ve zincâb ve semmûr paçası ve semmûr kafâsı ve kâkûm ve ördek boğazı ve kuğu boğazı ve sakkâ kuşu boğazı ve tilki boğazı ve nâfesi ve çılkavası ve beyâz Maskov tilkisi ve zakan ve kebûtî ve kuzu bağanası ve düşüt bağana kürkleriyle dükkânların zeyn ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 193a ·
metinde göster ·
… â harâmî olmaz. Bir kimesne komadığı şey’e el uzatsa eli kurula kalır, mücerreb
olduğundan bu
yaylada aslâ harâmî ve kuttâ‘u't-tarîk yokdur. Herkesin metâ‘ı meydân-ı muhabbe …
Cümle yedi aded yaylalardır. Her birinde birer gûne hâssası vardır. Evvelâ Sürmeli yaylada aslâ tâ‘ûn olmaz. Habîb-i Neccâr hazretleri niçe zemân bu yaylada sâkin olup halkı dîne da‘vet etmişdir. Zîrâ peygamberdir demişler ve ihtilâf etmişler. Anların du‘ası berekâtıyla bu Sürmeli yayla'da aslâ vebâ olmaz. Ve Gökdepe yaylası, gâyet bâlâ azîm yayladır. Bunda cemî‘i hayvânâtları aslâ ülker urmaz. Ve Çatalağaç yaylası; anda aslâ ısıtma olmaz. Halkı gâyet tendürüst olur. Ve Fındıklı yaylada aslâ ve kat‘â yılan ve çıyan ve akrep ve gayri zehirli haşerâtlar olmaz. Ve Şolgay yaylası, her giz anda hırsız ve harâmî olmaz. Zira Şolgay Sultân Cüneyd-i Bağdadî hazretlerinin baş halîfesidir. Bu yaylada medfûn olduğundan aslâ harâmî olmaz. Bir kimesne komadığı şey’e el uzatsa eli kurula kalır, mücerreb olduğundan bu yaylada aslâ harâmî ve kuttâ‘u't-tarîk yokdur. Herkesin metâ‘ı meydân-ı muhabbetde âşikâre durur. Bir ferd-i âferîde vaz‘-ı yed etmeğe kâdir değillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 20b ·
metinde göster ·
… a kabri Kudüs'e yan yanı vâki‘ olmuşdur. Niçe tevârîhde bu Hâşim Gazze'de hâkim
olduğundan bu
şehre Gazzetü'l-Hâşim derler. Ba‘zılar cehâletine haml edüp ziyâret etmezler. N …
Ziyâretgâh-ı Hazret-i Hâşim ibn Abdümenâf ibn Kusay ibn Kilâb ibn Mürre ibn Ka‘b ibn Lüvey ibn Gâlib ibn Fehr ibn Mâlik ibn en-Nezr'dir kim, bunlar bizzât Hazret-i Seyyidi'l-kevneyn'in cedd-i a‘lâlarıdır. Ammâ bu Gazze'de medfûn Hazret-i Hâşim, Resûl-i Kibriyâ'nın ikinci dedesidir, kim Resûl'ün pederi Abdullah'dır, babası Abdülmuttalib'dir. Anın pederi bu Haşim'dir. Gazze'ye zamân-ı cehâletde gelüp merhûm oldukda dahi şa‘şa‘a-i Muhammedî yok iken kıble Kuds-i Şerîf olmağıla kabri Kudüs'e yan yanı vâki‘ olmuşdur. Niçe tevârîhde bu Hâşim Gazze'de hâkim olduğundan bu şehre Gazzetü'l-Hâşim derler. Ba‘zılar cehâletine haml edüp ziyâret etmezler. Niçesi muhabbet-i Resûl-i Hudâ içün ziyâret ederler. Müfîd ü muhtasar âsitânesi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 49a ·
metinde göster ·
{Bu Harrân hâkinde nehr-i Dehendâniyye derler. Bir ayn-ı câriyyedir. Kal‘a-i Rakka kurbunda nehr-i Peliç ile bir olup nehr-i Furât'a rîzân olur. İkisi de âb-ı hayâtdır}. Ya‘nî pirinç gölü demekdir. Kaçan Hazret-i Alî radiyallahu anhu Hazret-i Mu‘âviye ile bu mahalde Sıffîn-i nahsîn cengin ederken bu mahalde pirinç eküp bu uyûn ile reyy edüp hâlâ anların kerâmetiyle Hudâyî pirinç hâsıl olduğundan bu göle Ayn-i rûz derler. Türkmân kabîlesi girüp gusl ederler. Meşhûr ziyâretgâh-ı inâs-ı Urbân u Türkmân-ı yamandır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 58b ·
metinde göster ·
… eğildir, ammâ dört kapulu bir ma‘mûr bezzâzistânı vardır ve âb [u] hevâsı latîf
olduğundan bu
şehrîn mahbûb u mahbûbesi gâyet meşhûrdur. Halkı cümle Türkistân halkıdır ve re …
Ve cümle üç aded hammâmdır. Evvelâ Bazaryeri hammâmı çiftedir ve Tekye hammâmı çiftedir ve Paşa hammâmı gâyet müferrih [u] dilküşâ hammâm-ı zîbâdır. Bunlardan mâ‘adâ yigirmi bir sarây hammâmları vardır. Ve cümle üç aded hân-ı tüccârândır. Cümleden Behrâm Ağa hânı ve Boyacı Hassan Ağa hânı gâyet ma‘mûr hânlar bunlardır ve cümle sekiz yüz aded dükkândır. Ammâ Şâm [u] Haleb sûk-ı sultânîsi gibi müzeyyen çârsû değildir, ammâ dört kapulu bir ma‘mûr bezzâzistânı vardır ve âb [u] hevâsı latîf olduğundan bu şehrîn mahbûb u mahbûbesi gâyet meşhûrdur. Halkı cümle Türkistân halkıdır ve re‘âyâları Ermenîlerdir ve memdûhâtından bâğ u bâğçesi tâ Tekye köyüne varır bâğ-ı İremezâtlar vardır. Armudu ve sirgi üzümü gâyet meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 91b ·
metinde göster ·
Ve cümle (---) aded dükkânlardır. Ekseriyyâ iğneci dükkânları çokdur. Cemî‘i diyâr-ı Rûm'a ve gayri ekâlîmlere bu şehirden niçe bin yük iğne gider. Bu şehrin sağîr ü kebîri iğneciler olduğundan bu şehrin ismine müverrihîn esmâ-i büldân içre "Dâr-ı sûzen" derler. Cümle sûzen-kârların nakli üzre dekâkînlerde ve hânelerimizde bin yüz aded iğne dezgâhı ve hadde dollâbları vardır, derler. Hakkâ ki cümle havâtînleri dahi kâr-ı Dâvûdîde sûzen-kârları çokdur. Anınçün bu şehrin "kız iğnesi" derler hûrde-hayâl nakış iğnesi vardır, memdûh-ı âlemdir. Ammâ hakîr ana hayrânım eyle hûrde iğneyi eyle tîzkârlık ile yaparlar kim iğne deliğinden beş yüz yıllık {yol} âsumânî seyr edenin gözü ermez ve mihneti kârına değmez, gâyet ucuzdır. Sûzenine göre en ednâsının yigirmisi bir akçeye, en müntehâsının onı bir akçeyedir. Cümle ahâlîsi anınla "el-Kâsibü habîbullah" deyüp kifâflanırlar. Hayyâtlar pîri Hazret-i İdrîs du‘âsıyla âhenger pîri Hazret-i Dâvûd du‘âsıyla bu iğnecilere Cenâb-ı İzzet bir berekât vermiş. Zekât [u] sadakalarından kuvvet-i basarları ziyâde olmağiçün cemî‘i fukarâlara iğne tasadduk ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 95a ·
metinde göster ·
… her biri eflâke ser çekmişdir. Ammâ sağ tarafında olan minâre-i zîbâ Üçşerîfeli
olduğundan bu
câmi‘e Üçşerîfeli derler. Aşağıdaki bir kapudan üç dâne 153a mü’ezzinân-ı hân …
Ve bu haremin cânib-i erba‘asında çâr-rükn-misâl dörd aded minâre-i serâmedi var kim her biri eflâke ser çekmişdir. Ammâ sağ tarafında olan minâre-i zîbâ Üçşerîfeli olduğundan bu câmi‘e Üçşerîfeli derler. Aşağıdaki bir kapudan üç dâne 153a mü’ezzinân-ı hânendegân girüp minâreye urûc etdükde birbirlerin görmeyüp ve sadâların istimâ‘ etmeyüp her biri birer tabakaya çıkup bâng-i Muhammedî ururlar. Kerâmet mertebesi bir gûne musanna‘ ibret-nümâ vâcibü's-seyr bir minâre-i ra‘nâdır kim ilm-i mi‘mârîsine akl-ı Aristo ermez. Ve sol taraftaki minâre iki şerîfelidir. Ve haremin iki köşesinde minârelerin ikisi de birer tabaka burma burma ve şeşhâne mevzûn minâre-i ibret-nümûnlardır. Ve gûyâ cümlesi yek-pâre bâğhânelerdir. Ve bu câmi‘-i bî-bedelin cemî‘i kıbâbları rasâs-ı hâs-ı nîl-gûn ile bir gûne mestûrdur kim görenin aklı gider. Makdûr-ı beşer değil bir gûne kâr-ı acîb u garîbdir. El-hâsıl bu câmi‘in letâfet [ü] zarâfet [ü] nezâfet-i ilm-i mi‘mârîsinde misli yokdur. Üstâd-ı bennâ var makdûrun sarf edüp ol binâ-yı bânî bu câmi‘in enderûn [u] bîrûnunda ol kadar tasarruflar etmişdir kim atlas-ı felekde eyle bir kârgerlik bir mi‘mâr-ı selef etmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 152b–153a ·
metinde göster ·
… Yûnus ile hem-civâr oldular ve günden güne bây oldular. Bu cebelde ejder hâsıl
olduğundan bu
kûh-ı bülende kûh-ı Mâr dediler. Bir sebeb-i tesmiyyesi dahi yine ümmet-i Yûnus …
Bu kal‘a-i yed-i kudret hakkında niçe bin müverrihân-ı Arab u Acem ve Rûm u Yunaniyân ve gayrı milel-i edyân-ı bâtılân bizâyeleri zu‘munca çok evsâfın tahrîr etmişlerdir, ammâ târîh-şinâs Mıkdısî kavlince bu kal‘a-i Mardin'in imâretine sebeb bizzât Hazret-i Yûnus Nebî aleyhisselâm idi. Zirâ Yûnus Nebî vakt-i şitâda Musul kurbünde Beledü'l-hatîb şehrinde sâkin olurdu. Vakt-i yayda yaylaya çıkup bu cebel-i Mardin'de sâkin olup kisb-i tarâvet edüp ibâdet ederdi. Hâlâ kûh-ı Mardin'de niçe gâr-ı azîmler vardır, anda sâkin olup hâlâ savma‘a-i Yûnus Nebî derler bir gâr-ı yetîmân-ı kân-ı züvvârândır. Ol asırda bu cebele Kûh-ı Şâhika derlerdi. Bu cibâlin gârları içre bir ejderhâ peydâ olup Hazret-i Yûnus'a imân getürenlerden niçe bin ümmet-i Yûnus'u tenâvül etdi. Ba‘dehû Hazret-i Yûnus'dan niçe münkerîn mu‘cize isteyüp niçe bin kavm-i Yahûd. "Bu cebel-i Şâhika'da ejderi katl eyle, sana imân getirelim", dediler. Andan Hazret-i Yûnus aleyhisselâm nübüvvet kuvvetiyle ol ejdere bir taş urup katl edüp üç bin aded münkerîn İslâm ile müşerref olup bu cebelde sâkin olup Hazret-i Yûnus ile hem-civâr oldular ve günden güne bây oldular. Bu cebelde ejder hâsıl olduğundan bu kûh-ı bülende kûh-ı Mâr dediler. Bir sebeb-i tesmiyyesi dahi yine ümmet-i Yûnus Nebî'den bir ulu beğ var idi, mâl-ı firâvâna mâlik idi. Cenâb-ı Kibriyâ ana Yûnus Nebî du‘âsıyla ol sene ikiz doğar iki evlâdı hâsıl olup Hazret-i Yûnus isimlerini Merâdin deyü nâm buyururlar. Bu iki fetâ kırkar seneye bâliğ olduklarında Hazret-i Yûnus'un ta‘lîmiyle bu iki karındaş Cebel-i Mâr üzre bir sûr-ı kebîr edüp itmâm etdiklerinde Hazret-i Yûnus bu kal‘aya Merdeyn buyurdular. Zirâ iki merd-i meydân binâ etmişdir. Anınçün Merdeyn'den galat Mardin derler, ammâ diyâr-ı Acem'de yılan ve çıyan ve ejderhâ kânı olduğundan kal‘a-i Mâr-ı dîn derler. Diyâr-ı Arab'da kal‘a-i Şâhika derler, diyâr-ı Rûm'da Mardin derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 210a ·
metinde göster ·
… tarafından sulha muğâyir bir şey yokdur. Âhir-ı kâr bu kerre kendüsi Van hâkimi
olduğunda bu
koyun sâhibi olan Pinyanişî kavmine Haleb'den haber gönderüp, ‘sizin donluğunuz …
Âhir gördü kim Acem tarafından sulha muğâyir bir şey yokdur. Âhir-ı kâr bu kerre kendüsi Van hâkimi olduğunda bu koyun sâhibi olan Pinyanişî kavmine Haleb'den haber gönderüp, ‘sizin donluğunuz ve sancağınız ve çöreğiniz ziyâde ideyim, Acem tarafın nehb ü gâret edüp sulha muğâyir iş idin, ammâ top çeküp tüfeng atup tabl döğüp varman’ deyü İpşir'den bu haber-i meserret Pinyaniş'e geldikde cânlarına minnet bilüp bir alây aklı gözünde kavm-i Ekrâd gelüp Rûmiyye'den hırsızlık ile başlar alup ve gûsfendler sürüp gitdi. Sizler İpşir'e arz etdiniz. Arzınıza iğmâz-ı ayn edüp sizler de Pinyaniş askerin ve vilâyetin top u tüfeng ile urup kırk bin koyunların nehb edüp {sürüp} üç yüz âdemlerin esîr edüp kırup bedürüstî sulha muğâyir iş olduğun Kürdler İpşir'e feryâd ile arz etdiler. İpşir Haleb'den arzı pâdişâha gönderüp ‘Pâdişâhım ben Acem üzre giderem ve senden hazîne ve asker istemem. Pâdişâhım cenâbın dahi nevrûz-ı Harzemşâhîde Revân üzre teşrîf buyurun’ deyü telhîsleri pâdişâha gelince kayser-zemîn şâhı bizim Melek Paşa'ya İpşir'in arzın gösterdikde Melek Paşa 'Hâşâ pâdişâhım, Acem sulha muhâlif bir evzâ‘ etmemişdir. Eğer sulha hilâf olduysa Ekrâd tarafından olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 293a ·
metinde göster ·
… le pür eden bu nevâhîlerdir. Hatta bu hâk-i amber-pâk böyle mahsûldâr hâk-i pâk
olduğundan bu
şehr-i Rûm Nâhiye'yi ibtidâ binâ eden Âl-i Emeviyyûn'dan sene (---) târîhinde M …
Bu mezkûr nevâhîler cümle Rûm Nâhiye nevâhîleridir kim tâ şehr-i Erce ve şehr-i Semâvât'a varınca ma‘mûr u âbâdân nevâhîlerdir. Şehr-i Bağdâd'ı ganîme eden ve mîrî anbârları gılâl ile pür eden bu nevâhîlerdir. Hatta bu hâk-i amber-pâk böyle mahsûldâr hâk-i pâk olduğundan bu şehr-i Rûm Nâhiye'yi ibtidâ binâ eden Âl-i Emeviyyûn'dan sene (---) târîhinde Mansûr-ı Devânıkî imâr etmişdir ve niçe mülûkdan mülûka kalmışdır. Hâlâ hâk-i Bağdâd'da nehr-i Furât kenârında ma‘mûr bir şehirdir. Ammâ niçe bin harâbistânı nümâyândır. Zâbıtı vâlî-i Bağdâd tarafından bir mükellef ağa paşadan iltizâm ile hükûmetin (---) kiseye alup hükm-i hükûmet edüp mâl u gılâl-ı helâli vü zülâli her mâh [u] sâl tahsîl eder. Ve yüz elli akçe pâyesiyle kazâdır. Nâhiyesi (---) aded kurâlardır. Gayri hâkimi yokdur. Ancak ankâ a‘yânı çokdur. Ve bâcdârı ve muhtesibi ve şâhbenderi vardır. Ve cümle (---) aded türâb-ı tâhir ile mestûr tahtânî ve fevkânî hâne-i ma‘mûrlardır. Ve cümle (---) aded mihrâbdır. Evvelâ (---)(---) câmi‘i
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 353b ·
metinde göster ·
… hafr edüp bu şehri eyle müzeyyen eyledi kim şehr-i Vâsıt-misâl cünîn-i hayâbân
olduğundan bu
şehre Cünîn-i Cürcân nâm verdi. Hâlâ elsine-i nâsda galat-ı meşhûr evlâ olmağın …
Zamân-ı kadîmde Cürcân tur‘ası kenârında şehr-i ma‘mûr imiş. İbtidâ bânî ve vâlîsi Emîrü'l-mü’minîn Hârûn binâ edüp ve nehr-i Dicle Şatt'dan Cürcân nâm bir ark hafr edüp bu şehri eyle müzeyyen eyledi kim şehr-i Vâsıt-misâl cünîn-i hayâbân olduğundan bu şehre Cünîn-i Cürcân nâm verdi. Hâlâ elsine-i nâsda galat-ı meşhûr evlâ olmağın bu şehre Cünîn-i Cüryân derler. Ammâ hâk-i amber-pâki imâr [u] âbâdân olmağile hâss-ı hümâyûn olup vâlî-i Bağdâd tarafından iki yüz atlı ile bir ağa gelüp bu şehrin mukâta‘asın kırk kiseye alup zabt eder. Defterhâne-i Bağdâd mukâta‘a-i Cürcân nâmıyla meşhûr mansıb-ı âlî mukâta‘adır. Mısır diyârında Sa‘îd-i âlîde dahi Circe nâm bir sancak vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 368a ·
metinde göster ·
… i derler. Hakîkatü'l-hâl arpası Karaman eli arpası gibi pâk ve semîn ve firâvân
olduğunda bu
Tokat'a ve Sivas'a diyâr-ı Acem'de Arpa Çukuru derler.
Lisân-ı Acem'de Kân-ı cev derler, ya‘nî Arpa vilâyeti derler. Hakîkatü'l-hâl arpası Karaman eli arpası gibi pâk ve semîn ve firâvân olduğunda bu Tokat'a ve Sivas'a diyâr-ı Acem'de Arpa Çukuru derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 20a ·
metinde göster ·
… bâğçelerinin hadd [ü] hasrı olmayup elması ve kirazı ve emrûdu ve eriği firâvân
olduğundan bu
şehir halkı cümle meyvelerin arabalar ile Kamaniçse'ye götürürler.
Evsâf-ı kal‘a-i Zingü: Lisân-ı Leh ile (---)(---) demekdir. Bânîsi Krakov Kral'ınındır. Nehr-i (---) kenârında iç kal‘ası evc-i âsumâna berâber bir yalçın kaya üzre şekl-i muhammes metîn ve müstahkem taş binâ kal‘a-i ra‘nâdır. Cebehânesi ve mükellef topları ve üç bin askeri vardır, ammâ Kamaniçse hükmündedir, ammâ aşağı varoşı gâyet büyükdür. Cümle üç bin tahta ve saz örtülü ma‘mûr evlerdir ve deyr-i kebîrleri gâyet çokdur. Ve çârsû-yı bâzârı ve aşağı palankası etrâfı sarp taşlık yerde etrâfı sarp handaklı ve yedi kapulu sarp varoşdur. Ve bâğçelerinin hadd [ü] hasrı olmayup elması ve kirazı ve emrûdu ve eriği firâvân olduğundan bu şehir halkı cümle meyvelerin arabalar ile Kamaniçse'ye götürürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 40a ·
metinde göster ·
… Bozcaada fetihnâmesin götirüp emn-i tarîk olmamak ile yolları mahûf u muhâtara
olduğundan bu
ağa bize Akkirmân askeriyle Hızır gibi yetişüp geldiler. Hikmet-i Hudâ ceng-i a …
Ba‘dehû karadan atlar ile firâr eden kâfirlerin ardları sıra Akkirmânlı ve Paşalı ve Nigebolı ve Özü kulları cümle kâfir kovagitdiler. Meğer imdâda gelen Akkirmân askeri içre Dergâh-ı âlî kapucubaşılarından bir ağa Azak kal‘asında Gâzî Mustafâ Paşa'ya Bozcaada fetihnâmesin götirüp emn-i tarîk olmamak ile yolları mahûf u muhâtara olduğundan bu ağa bize Akkirmân askeriyle Hızır gibi yetişüp geldiler. Hikmet-i Hudâ ceng-i azîm temâşâsında bulunup kal‘a-i Azağa ol gün Kılburun'u geçüp iki fütûhât müjdesiyle kal‘a-i Azağa gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 61a ·
metinde göster ·
… ehel havâlesi vardır, ammâ dörd cânibi derk-i esfel gibi uçuru[m] kayalı yerler
olduğundan bu
kal‘aya ol havâleden yürüyüş olup yanına varılmaz. Ancak kıble cânibinde bir bü …
Ve derûn-ı hisârda ancak seksen aded hâne-i fukarâlardır, lâkin bunda bir Hünkâr câmi‘i ve cebehâne ve anbâr mahzenleri var. Çârsû-yı hammâmdan bir imâret yokdur, ammâ metîn kal‘a oldu, lâkin nehr-i (---) aşrı mağrib cânibine sehel havâlesi vardır, ammâ dörd cânibi derk-i esfel gibi uçuru[m] kayalı yerler olduğundan bu kal‘aya ol havâleden yürüyüş olup yanına varılmaz. Ancak kıble cânibinde bir büyük demir kapusu varoşa açılır ve bir uğrın kapucuğu dahi var. Andan hîn-i muhâsarada tâ suya inilir nihânî yolu vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 133b ·
metinde göster ·
… ve elli adedi dendân-ı tîğdan sîr olup hamd-i Hudâ bu iki kal‘a bir günde feth
olduğuna bu
hakîrin şikeste-beste târîhidir:
Andan Küçük Kamin kâfirleri bu hâl-i pür-melâli görüp âteşden biryân olmadan taşra çıkdıklarında yüz adedi esîr ve elli adedi dendân-ı tîğdan sîr olup hamd-i Hudâ bu iki kal‘a bir günde feth olduğuna bu hakîrin şikeste-beste târîhidir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 138b ·
metinde göster ·
… al şibenik cenerallerinin sayd 144a[u] şikârgâhı bir söğüdlük orman hıyâbânı
olduğundan bu
mahalle Boşnaklar Virba korusu, ya‘nî Söğüd ormanı derler. Bu mahalde dahi üç b …
Menzil-i koru-yı Virba: Bu mahal şibenik cenerallerinin sayd 144a[u] şikârgâhı bir söğüdlük orman hıyâbânı olduğundan bu mahalle Boşnaklar Virba korusu, ya‘nî Söğüd ormanı derler. Bu mahalde dahi üç bin aded müsellâh gâzîler paşa efendimizden me’zûn olup çeteye gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 143b–144a ·
metinde göster ·
… n cümle hânedânlarının cümle şâhnişîn ve revzenleri bu tarafda yalçın kaya üzre
olduğundan bu
tarafda aslâ kal‘a dîvârı yokdur ve lâzım da değildir. Zirâ bu semtleri kevâkib …
Kal‘ası evc-i semâya münkalib olmuş yumurta gibi bir kaya üzre şekl-i müselles ve kârgîr seng-i tırâş bir sûr-ı savaşdır kim kara cânibi iki kat vâsi‘ ve âriz ve âlî kal‘a-i bâlâdır. Gerçi bu kal‘a-i üstüvâr üç köşedir, ammâ kara tarafının iki bölüğünde kal‘a dîvârları vardır, ammâ kıble cânibinde olan tarafında aslâ kal‘a dîvârından nâm [u] nişân yokdur. şehrin cümle hânedânlarının cümle şâhnişîn ve revzenleri bu tarafda yalçın kaya üzre olduğundan bu tarafda aslâ kal‘a dîvârı yokdur ve lâzım da değildir. Zirâ bu semtleri kevâkib-i 151b Süreyyâ'ya ser çekmiş kayalardır kim üç Süleymâniyye minâresi kaddi aşağıda nehr-i azîm Virbaz deryâ gibi cereyân ederken bu kal‘anın bâlâlığından mezkûr nehir bir ırmacık gibi görünür. Tâ bu mertebe kal‘a-i âlîdir kim benî Âdem aşağı bakmağa cür’et edemeyüp aklı gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 151a–151b ·
metinde göster ·
… yla tahrîr eylesek başka bir müdevven olup kesret-i kitâbeti seyâhatimize mâni‘
olduğundan bu
kadarca ta‘rîf ü tavsîfleriyle iktifâ olundu, ammâ gâzîlerine aşk olsun. Cümle …
Eğer bu bâlâda görüp tahrîr etdiğimiz kılâ‘-ı metînelerin cemî‘i eşkâl [ü] tarz [u] tavrı ve cümle imârâtı ve âb [u] havâsıyla tahrîr eylesek başka bir müdevven olup kesret-i kitâbeti seyâhatimize mâni‘ olduğundan bu kadarca ta‘rîf ü tavsîfleriyle iktifâ olundu, ammâ gâzîlerine aşk olsun. Cümle mü’min ve muvahhid gıll [u] gışdan berî sâf-dil bir alay gâzîyân [u] mücâhidân-ı fî-sebîlillâhlardır kim şeb [ü] rûz bu Hırvad gâzîleri Hırvad ve Islovin ve Fireng kâfirleri ile ceng [u] cidâl ve harb [u] kıtâl ederler. Belki bir günde beş altı kerre cengden mâ‘adâ gece nısfu'l-leylde bile niçe kerre ceng vâki‘ olduğu hakîrin manzûru olunup belki bile bulunmuşuzdur. Bu gâzîlerin dâ’imâ kılıçları bellerinde ve tüfengleri ellerinde. Hudâ'ya ayândır kim şeb [ü] rûz silâhlarıyla yatırlar. Hattâ gusul ederlerken cümle 157a âlet-i silâhları namâz kılarken dahi biledir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 156b–157a ·
metinde göster ·
… afı karadır. Ol tarafı ise iki kat amîk handak olup nehr-i Tuna ile leb ber-leb
olduğundan bu
kal‘a hemân bir cezîre gibi kalmışdır ve iç kal‘ası Tuna kenârı köşesindedir ki …
Ve bu kal‘a İslâmbol'dan on yedi sene mukaddem feth olmuşdur ve her kullesi minâre kaddi çâr-kûşe âlî kullelerdir ve cümle on iki 183a bin aded dendân-ı bedendir ve üç tarafı nehr-i Tuna'dır. Bir tarafı karadır. Ol tarafı ise iki kat amîk handak olup nehr-i Tuna ile leb ber-leb olduğundan bu kal‘a hemân bir cezîre gibi kalmışdır ve iç kal‘ası Tuna kenârı köşesindedir kim azîm vezni üzre kulle-i bâlâları var. Her kullelerin içleri fetihden berü mâl-â-mâl hazîne ve cebehânelerdir ve bu iç kal‘anın kapusu önündeki handak dahi başka leb ber-leb nehr-i Tuna'dır ve bu iç kal‘anın yere berâber Tuna'ya nâzır içine âdem sığar şayka topları var kim her biri ejder-i heft-sere benzer ve bu iç hisâra aslâ enâyî âdem giremez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 182b–183a ·
metinde göster ·
… çakıl taşı gibi yere döküp Kemen Yanoş-ı melâ‘în ilm-i nücûmdan gâyet haberdâr
olduğundan bu
kâfir sürüsü içre bulunmayup üç yüz mikdârı kefereler ile bir köşede atlanırken …
Meğer Küçük Mehemmed Paşa ol gece ale'l-fevr on altı bin salt cürd atlı müsellah ve mükemmel serhad gâzîleriyle Küçük Mehemmed Paşa Kemen Yanoş-ı la‘în-i bî-dînin şevket-i iktidâr urûkunu şemşîr-i zafer-luhûk ile kat‘ etmeğe kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek bir gün bir gece Kemen Yanoş taburuna ılgar ile yetişüp vakt-i Şâfi‘îde altmış bin küffâr serhoş ve nâ-hoş ve ser-pûş ve âhen-pûş içre hınzîr gibi hor hor horlayup yatırlarken hemân bir kerre cümle guzât derûn-ı dilden ve cân u gönülden Allâh Allâh'a rehâ buldurup bir tarafdan dahi gülbâng-ı Muhammedî ile asker-i İslâm at bırağup küffâr ile bir uğraş [u] savaş-ı perhâş ile gûnâ-gûn serbâzlıklar edüp hâh nâ-hâh gâziyân-ı ser-firâzlar küffârı davrandırmayup eyle sâtûr-ı Muhammedî ururlar kim tarfetü'l-ayn içre salât-ı fecr-i Hanefîye varınca cemî‘i kâfiri çakıl taşı gibi yere döküp Kemen Yanoş-ı melâ‘în ilm-i nücûmdan gâyet haberdâr olduğundan bu kâfir sürüsü içre bulunmayup üç yüz mikdârı kefereler ile bir köşede atlanırken ana da asker-i kerrâr yetişüp anı da meydân-ı ma‘rekede kelle perrân paça edüp câ-be-câ yerlerde mahmûr evkâr yatan kâfirleri kıra kıra orduları ve kara çadırların ve cümle hınto arabaları ve cemî‘i atların kabza-i tasarrufa alup kırk bir bin küffârın kellesiyle ve yedi bin aded katana kâfirleri ve torompete ve nâkûs ve haçlı peykerleri ve kırk pâre topları ve bin altmış hınto arabaları ve sâ’ir bârhâne ve âvânîleriyle yedinci günde ordu-yı İslâm'a bir alay-ı azîm ile bu kadar bin kelle-i küffâr ârâyiş-i nîze olup gûyâ bir orman gibi sırıklar üzre kelleler gelüp serdâr-ı mu‘azzamın serâperdesi önünde cümle kelleleri galtân edüp Serdâr Ali Paşa safâsından Küçük Mehemmed Paşa'ya iki kürk geydirüp beline bir murassa‘ tîğ ve bir hançer-i zü'l-fecâm ve bir çâ[r]kâb-i tîrkeş ve başına bir şâhin kanadı sokup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 25b ·
metinde göster ·
… r mukaddemâ cümle ıhrâk bi'n-nâr olmak ile zahîre bulmak şiddet-i şitâda müşkil
olduğundan "Bu
mahalde Tatar askeri bu kadar bin esîriyle orduyu kaht u galâ etmesin" deyü Yal …
Ve bu nevâhîler mukaddemâ cümle ıhrâk bi'n-nâr olmak ile zahîre bulmak şiddet-i şitâda müşkil olduğundan "Bu mahalde Tatar askeri bu kadar bin esîriyle orduyu kaht u galâ etmesin" deyü Yalı ağası şâh Polat Ağa'ya bir semmûr kürk ve üç küheylân atlar ve niçe tuhef hedâyâlar ihsân olunup Tatar Hân nâmeleri verilüp Yalı ağasına destûr verildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 31a ·
metinde göster ·
… ile kal‘anın dağı kûh-ı bî-sütûn gibi bu şehrin cânib-i şarkîsinde şehre havâle
olduğundan bu
şehre kâmil altı ay güneş dokunmaz, ammâ gün uzununda sehel güneş dokunup yine …
Ve bu kasaba kal‘anın dağı altında olmağile kal‘anın dağı kûh-ı bî-sütûn gibi bu şehrin cânib-i şarkîsinde şehre havâle olduğundan bu şehre kâmil altı ay güneş dokunmaz, ammâ gün uzununda sehel güneş dokunup yine ba‘de'z-zevâl güneş dokunmaz bir garîb zemîne vâkı‘ olmuş kasaba-i acîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 137b ·
metinde göster ·
… ının biri böyle hıyâbân u koyah ve İremezâtü'l-imâd misilli bir tâ‘atgâha mâlik
olduğun bu
hakîr görmemişimdir ve olmak ihtimâli yokdur, zîrâ nazargâh-ı kibâr-ı evliyâull …
Kırk iki yıldan berü seyr etdiğimiz İslâm diyârlarının biri böyle hıyâbân u koyah ve İremezâtü'l-imâd misilli bir tâ‘atgâha mâlik olduğun bu hakîr görmemişimdir ve olmak ihtimâli yokdur, zîrâ nazargâh-ı kibâr-ı evliyâullâhdır. Hattâ Ebü'l-feth Gâzî Mehemmed Hân bu kal‘ayı feth ederken Akşemseddîn Hazretleri bu cây-ı İremde erba‘îne girüp Vezîria‘zam Velî Mahmûd Paşa ile ve Hazret-i Hızır Nebî ile bu çemenzârda tâ‘at u ibâdât edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 140b ·
metinde göster ·
Sebeb-i imâreti oldur kim bu Hersek diyârında hâk-i amber-pâk azacık
olduğundan bu
sahrânın türâbında amâristânı çok olmuşdur. Ve bu sahrâ etrâfı dâ’iren-mâdâr be …
Sebeb-i imâreti oldur kim bu Hersek diyârında hâk-i amber-pâk azacık olduğundan bu sahrânın türâbında amâristânı çok olmuşdur. Ve bu sahrâ etrâfı dâ’iren-mâdâr beyâz kar gibi yumru ve yamru kayalar taşlar olduğundan bu şehre Taşlıca derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 144b ·
metinde göster ·
… . Ve bu sahrâ etrâfı dâ’iren-mâdâr beyâz kar gibi yumru ve yamru kayalar taşlar
olduğundan bu
şehre Taşlıca derler.
Sebeb-i imâreti oldur kim bu Hersek diyârında hâk-i amber-pâk azacık olduğundan bu sahrânın türâbında amâristânı çok olmuşdur. Ve bu sahrâ etrâfı dâ’iren-mâdâr beyâz kar gibi yumru ve yamru kayalar taşlar olduğundan bu şehre Taşlıca derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 144b ·
metinde göster ·
… d olup kal‘ası küçücük olmağile Bundukanî Venedik'inin ısyân [u] tuğyânı ziyâde
olduğundan bu
kal‘ayı dahi tevsî‘ etmek iktizâ etdikde sene (---) târîhinde Sultân İbrâhîm Hâ …
Ve bu mahal gâyetü'l-gâye intihâ-i serhad olup kal‘ası küçücük olmağile Bundukanî Venedik'inin ısyân [u] tuğyânı ziyâde olduğundan bu kal‘ayı dahi tevsî‘ etmek iktizâ etdikde sene (---) târîhinde Sultân İbrâhîm Hân, Çengîzâde (---) Paşa'ya Hersek sancağın sadaka edüp cümle Hersek ve Bosna eyâleti askerleri bu Gabele kasabası dibinde meks edüp Ebü'l-feth'in Gabele-i Atîk kal‘asına muttasıl bir kal‘a-i nev-binâ dahi zamîme eyleyüp henüz kal‘a-i Gabele sedd-i İskender'e mânend olmuş ve evvelkiden bin kat ziyâde sa‘b ve metîn olmuş ve bunun çâr-rüknünde olan ebrâcları kal‘a-i atîk kullelerinden büyük ve metîn olmuş, lâkin bu dahi yerli kaya üzre temeli olup ve etrâfı alçak kumsal yerler olmağile bunun dahi handakı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 162b ·
metinde göster ·
… i Neretva üzre âdem uyluğu kalınlıkda hadîd zincîr-i kavî üzre bir cisr-i metîn
olduğundan bu
şehre kavm-i Latin ve Boşnak ve Hırvad u Sırf ve Bulgar ve Uskok ve Lasman Most …
Lisân-ı Latince Mostar köprü şehri demekdir. Tevârîh-i Latin'de tahrîr etdiği üzre bu şehir içre kâfir zamânında bir kayadan bir kayaya nehr-i Neretva üzre âdem uyluğu kalınlıkda hadîd zincîr-i kavî üzre bir cisr-i metîn olduğundan bu şehre kavm-i Latin ve Boşnak ve Hırvad u Sırf ve Bulgar ve Uskok ve Lasman Mostar derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 164a ·
metinde göster ·
Her ne hâl ise Pojaga beği Nasûh Beğ bu kal‘ada yedi sene esîr olduğundan bu kal‘ayı muhît olan nehr-i Reyke'nin yolların bilüp anın himmetiyle nehrin bendlerin kesüp gölün suyu kesildi, ammâ içine fîl-i Mengerusî ve Adana câmûsu girse gark olur bir batağ u çatağ ve domuz yatağı yerler kim benî Âdem yanına varmak muhâl.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 173a ·
metinde göster ·
Ve bir tarafında dahi eğer berrî ve eğer bahrî olan hûş u tuyûrun envâ‘ı mevcûddur kim Mısır'dan Menzile nâm vilâyetden ve Funcistân pâdişâhı vilâyetinden niçe bin gûne kuşlar ve kaz ve ördek ve an[g]ıt ve güvercinlerin envâ‘ları ve her diyârın ecnâs-ı mahlûk murğânları mevcûd olduğundan mâ‘adâ ceyranlar ve hımâr-ı beyâbânîler ve sığın ve karacalar ve tablalılar ve yağmurcalar ve geyikler ve kebş-i beyâbânîler ve teys-i kûhîler ve Alman ayıları var kim fîl kadar, ve'l-hâsıl cenâb-ı Kibriyâ bu edîm-i arzda ne halk etdiyse zî-rûh kısmından bu bâğda mevcûd olduğundan mâ‘adâ Yenidünyâ mahlûkları dahi bî-hisâb mevcûddur, zîrâ bu Nemse çâsârı cemî‘i milel-i Nasârâ üzre tasaddur edüp şehinşâh olduğundan bu gûne eşyâlar âsitânesinde bulunmak ünvân-ı esbâb-ı ihtişâmından ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 52b ·
metinde göster ·
… rinin Eflak tarafı köyleri ma‘mûr ve müzeyyen olup bu Fohşan'a pek yakın köyler
olduğundan bu
şehr-i Fohşan gâyet ma‘mûr ve müzeyyen olmadadır.
Bu hakîr diyâr-ı Alman'dan sonra bu şehre gelince yedi krallık yeri geşt [ü] güzâr etdim, imâret-i dâru'z-ziyâfe bunda dahi gördüm, ammâ vilâyet-i Alman'da ve vilâyet-i Donkarkız [ve] vilâyet-i Danimarka'da imâret-i ıt‘âm çokdur, ammâ bu Fohşan şehrinin Eflak tarafı köyleri ma‘mûr ve müzeyyen olup bu Fohşan'a pek yakın köyler olduğundan bu şehr-i Fohşan gâyet ma‘mûr ve müzeyyen olmadadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 104a ·
metinde göster ·
… d Paşa bu kadar asker kırdır[dı]ğiyçün kendüsü dahi gazab-ı şehriyârî ile şehîd
olduğundan bu
kal‘aya Menkûb dediler, ammâ lisân-ı Kırı[m]'da ismi (---) dir. (---)(---) (-- …
Ve cânib-i erba‘ası kayalarında şâhîn ve zağanos ve (...) ve balaban ve devlingeç ve miski kartallar âşiyânlar etmişler. Hattâ aşağı derelerinde bir âdem bir na‘ra haykırsa kayaları nîm sâ‘at sâ‘ika gibi gürül gürül gürleyüp âdeme dehşet hâsıl olur. Hattâ Kırım vilâyeti feth olup yedi yıl bu kal‘a dest-i küffârda kalup Gedik Ahmed Paşa bu kadar asker kırdır[dı]ğiyçün kendüsü dahi gazab-ı şehriyârî ile şehîd olduğundan bu kal‘aya Menkûb dediler, ammâ lisân-ı Kırı[m]'da ismi (---) dir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 122b ·
metinde göster ·
… e kiremit ile mestûr tarz-ı kadîm beytullâh-ı ma‘mûrdur, ammâ gazâ mâlıyla binâ
olduğundan bu
câmi‘de gâyet rûhâniyyet vardır. Ve içinde hâl sâhibi mazınne-i kerâme kimesnel …
Sâhib Geray Hân câmi‘i: Der-i dîvârları metîn kârgîr binâ dir, ammâ üstü çatma haşeb harpüşte kiremit ile mestûr tarz-ı kadîm beytullâh-ı ma‘mûrdur, ammâ gazâ mâlıyla binâ olduğundan bu câmi‘de gâyet rûhâniyyet vardır. Ve içinde hâl sâhibi mazınne-i kerâme kimesneler çokdur. Husûsan imâmı Arab (---)(---) Efendi ve topal ve meflûç mekteb hocası ve niçe sulehâ-yı ümmetden âdemler bu câmi‘de bulunurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 126a ·
metinde göster ·
… e Malta ve Duka ve Papa ve Misine donanması küffârlarından ziyâde havf u haşyet
olduğundan bu
Selânik'de kırk bin asker mevcûd idi.
Ve Elbasan ve Ohri ve Vuçitrin ve Üsküb ve Pirizren sancağı askerleri dahi muhâfazaya me’mûrlardır, zîrâ Venedik küffârı donanması ve Malta ve Duka ve Papa ve Misine donanması küffârlarından ziyâde havf u haşyet olduğundan bu Selânik'de kırk bin asker mevcûd idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 223b ·
metinde göster ·
… l‘aya dolup cemî‘i küffâr aman ile taşradakı mahalle köylerine gidüp kal‘a feth
olduğuna bu
ebyât târîhdir.
Ammâ hamd-i Hudâ bu sene 1081 sâl gazâsında Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ ibn İbrâhîm Hân devletinde bu def‘a-i sânîde be-dest-i Serdâr Alî Paşa bu kal‘ayı ân-ı vâhidde asâkir-i İslâm ile muhâsara edüp derûn-ı kal‘adan küffârın "amân" deyü feryâd [u] figânlarına bakmayup her tarafdan küffâr-ı hâksâra göz açdırmayup küffârın (...) tarafdan suların kesdiklerinde küffâr-ı dûzah-karâr bilâ-ceng [ü] cidâl dendân-ı bedenler üzre "Amân el-amân ey güzîde-i asâkir-i Âl-i Osmân" deyüp beyâz amân bayrakları diküp kal‘a feth oldukda hamd-i Hudâ bu abd-i kemter ibtidâ dalkılıç olup kal‘a kapusu üzre ibtidâ ezân-ı Muhammedî tilâvet etmek bu abd-i kemtere müyesser olup cümle guzât kal‘aya dolup cemî‘i küffâr aman ile taşradakı mahalle köylerine gidüp kal‘a feth olduğuna bu ebyât târîhdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 333b ·
metinde göster ·
… rumûz künûz hatları Etrâk tâ’ifesi kapu üstünden kal‘ edüp ol üstü Rûmca hatlar
olduğundan bu
kal‘anın dahi ismine Üstü Rûmca kal‘ası deyü tesmiye ederler. Hâlâ Üstü Rûmca'd …
Ba‘de'l-feth kal‘a kapusu üzre ol rumûz künûz hatları Etrâk tâ’ifesi kapu üstünden kal‘ edüp ol üstü Rûmca hatlar olduğundan bu kal‘anın dahi ismine Üstü Rûmca kal‘ası deyü tesmiye ederler. Hâlâ Üstü Rûmca'dan galat Usturumça ve Üstürûmca derler. Ba‘dehu bir münâsebet ile ol taşı Gâzî Sultân Murâd'a gösterüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 374b ·
metinde göster ·
… bir yaylağ-ı vâcibü's-seyirdir. Ve bunda makâm-ı Erba‘în derler bir ulu âsitâne
olduğundan bu
kûh-ı bülende cebel-i Erba‘în derler. Ammâ yine Bozdağ'a muttasıldır.
Bu cây-ı müferrihde dahi gayri kazâlardan niçe bin âdem gelüp meks ederler. Bu dahi vasıfdan hâric ve medihden âric bir yaylağ-ı vâcibü's-seyirdir. Ve bunda makâm-ı Erba‘în derler bir ulu âsitâne olduğundan bu kûh-ı bülende cebel-i Erba‘în derler. Ammâ yine Bozdağ'a muttasıldır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y88a ·
metinde göster ·
… n cümle ulemâ-yı Sayda kabr-i Yûnus oldur, derler. Ve bu Hazret-i Yûnus merkadi
olduğuna bu
dahi delîldir kim Cenâb-ı Bârî Hazret-i Risâlet'e Hazret-i Yûnus hakkında alâ-t …
Hakîkat leb-i deryâda bir küçük kubbedir, ammâ yine mesciddir. Kendüleri kubbenin kapusu önünde bir kumsal yerde beyâz kireç ile mebnî bir merkad-i pür envârıyçün cümle ulemâ-yı Sayda kabr-i Yûnus oldur, derler. Ve bu Hazret-i Yûnus merkadi olduğuna bu dahi delîldir kim Cenâb-ı Bârî Hazret-i Risâlet'e Hazret-i Yûnus hakkında alâ-tarîku'l-hikâye bu âyet-i şerîfi nâzil etmişdir. El-âye[t]: Arapça buyuruşlardır kim Hazret-i Yûnus uryân balık karnından çıkup uryânen bî-tâb ü bî-mecâl şiddet-i harâretde yatırken Cenâb-ı Bârî Resûl'ün esirgeyüp ol ân cesed-i şerîfin hıfz içün kabak ağacın halk edüp ol ulu berkleri Hazret-i Yûnus üzre sâyebân olur. Hâlâ âsitânesi etrâfında ol yaktîn-i beyâbândan geçilmez. Ve cezîre-i Sakız'dan gayri diyârda sakız dırahtları olmazken niçe sakız dırahtları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y192a ·
metinde göster ·
… âh-ı mâları vardır. Birer âdem kaddidir, ammâ âb-ı zülâlden nişân verir kuyular
olduğundan bu
mahalle Ebyâr-ı Sâlih derler ve Hazret-i Sâlih'in şehirlerindendir.
Ka‘be hudûdudur. Bir sahrâ-yı çemenzârın cânib-i erba‘ası birer konak yer ihâta eder. Dağıstân ve sengistânın tâ ortasında yedi şehr-i azîme var imiş. Hâlâ âsâr-ı binâdan ba‘zı yerleri âşikâredir ve bu yedi şehir birbirine karîbdir. Hâlâ âsâr-ı binâdan ba‘zı yerleri âşikâredir. Ve bu yedi şehir birbirine karîbdir ve hâlâ bâğ u bâğçeleri ma‘mûrdur. Ve niçe bin yerde çâh-ı mâları vardır. Birer âdem kaddidir, ammâ âb-ı zülâlden nişân verir kuyular olduğundan bu mahalle Ebyâr-ı Sâlih derler ve Hazret-i Sâlih'in şehirlerindendir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y271a ·
metinde göster ·
… (---) sekizinci gün yevm-i arefeden iki gün mukaddem Mekke-i mükerremeye dâhil
olduğundan (---)(---)(---)(---) bu
mahalde meks olunup kırk koyun ve yedi deve dahi kurbân etdi. Zîrâ Q 128a cüm …
Menzil-i Vâdî-i Fah: Hüseyin Paşa serâperde-i Hüseynîsinde ber-karâr olup (---)(---)(---)(---) âb-ı hayât kuyular vardır. Ve ba‘zı zâviye ve türbe ve sebîller vardır. Ve besâtîn (---)(---)(---)(---) Ka‘be-i şerîfe bir gün evvel cân atup gitdiler. Paşa hazretleri otağında (---)(---)(---)(---) sekizinci gün yevm-i arefeden iki gün mukaddem Mekke-i mükerremeye dâhil olduğundan (---)(---)(---)(---) bu mahalde meks olunup kırk koyun ve yedi deve dahi kurbân etdi. Zîrâ Q 128a cümle huccâc bu sene hacca yetişmeden me’yûs olmuşlardı. Hamd-i Hudâ ihtimâm-ı himmet-i tâmm-ı Hüseyin Paşa ile iki gün mukaddem vâsıl olundu. Hazâ min-fazlı rabbî.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y310a ·
metinde göster ·
… âb-ı İbrâhîm'den berü haremin Y 335b taşrası tarik-ı âm ve sübül uğrağı mahal
olduğundan bu
kapular serâpâ nerdübân ile enilir ve çıkılır. Ve bu kapu üzre kûfî hatt ile ây …
Yine bu kapudan cânib-i şarka kubbeler altından yigirmi adım gidüp Bâb-ı Hazûr yanyana iki kapudur. Ve gâyet musanna‘ kâr-ı Mısır pirinç kapudur. Eyle kalemkârî münakkaşdır kim zamânımız üstâdları kalemin urmada âcizlerdir. Cenûb cânibine mekşûf bir bâb-ı musanna‘dır. Ve yedi ayak taş nerdübân ile hareme nüzûl olunur, zîrâ Bâb-ı İbrâhîm'den berü haremin Y 335b taşrası tarik-ı âm ve sübül uğrağı mahal olduğundan bu kapular serâpâ nerdübân ile enilir ve çıkılır. Ve bu kapu üzre kûfî hatt ile âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y335a–Y335b ·
metinde göster ·
câmi‘ nâ-tamâm kalmışdır. Eğer itmâmı müyesser olsa, memâlik-i İslâm'da eyle ce …
Bir binâ-yı azîm imiş kim felek-i atlasda böyle bir kâr olmazdı. Lâkin Gavrî Selîm Hân ile ceng edüp Gavrî cengde nâbûd [u] nâ-peydâ olduğundan bu câmi‘ nâ-tamâm kalmışdır. Eğer itmâmı müyesser olsa, memâlik-i İslâm'da eyle cennet-âsâ bir câmi‘-i latîf olmazdı. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y138b ·
metinde göster ·
natrûnu ta‘âma koyup tarfetü'l-ayn içre eti ve gayrı ta‘âmı muharrâ eder. Ammâ …
Natrûn: tuz gibi şeydir. Mısır'da odun kaht olduğundan bu natrûnu ta‘âma koyup tarfetü'l-ayn içre eti ve gayrı ta‘âmı muharrâ eder. Ammâ a‘yân-ı devletde isti‘mâl etmezler. Gerçi ta‘âmı tîz tabh eder, ammâ anı isti‘mâl edenin edebde hayâsın debe eder ve devletli gibi salınır. Anıniçün Mısır halkının çoğu debedir. Anlara zurefâ devletli derler. Ve esnâ-yı kelâmda Mısırlıya "Behey devletli" desen müte’ellim olur, zîrâ nezâketle debe demekdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y239b ·
metinde göster ·
… t-i Hızır ile Hazret-i Mûsâ refîk oldular. Ba‘dehu mâbeynlerine mufârakat vâki‘
olduğuna bu
âyet-i şerîfe delîldir:
Allâhu a‘lem Hazret-i Hızır aleyhisselâm bu İskender-i Zülkarneyn'in askerî tâ’ifesinden idi, Sedd-i Ye’cûc'e bile gitdi. Ba‘dehu bu İskenderiyye kurbunda Nîl-i mübârek bahr-i Ebyaz'a munsab olduğu mahalde Hazret-i Hızır ile Hazret-i Mûsâ refîk oldular. Ba‘dehu mâbeynlerine mufârakat vâki‘ olduğuna bu âyet-i şerîfe delîldir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y314a ·
metinde göster ·
tur‘a aslâ cerf [ü] hafr olmadan berîdir. Ammâ ekâlîm-i Mısır'da ne kadar bin h …
Circe hükmünde sekiz yüz hâneli bir küçük kasaba-i ma‘mûredir. Sanabû kazâsı nâhiyesidir. Mekke ve Medîne gılâline makyûd Mısır'da sâdât hazretlerinin iltizâmında iki câmi‘li ve altı zâviyeli ve iki kahveli ve sekiz(?) dükkânlı ma‘mûr kasabadır. Feyyûm'da Yûsuf deryâsının Nîl'den müteferrika olan tur‘a bu mahaldendir. Hazret-i Yûsuf dest-i şerîfleriyle kazarken Hazret-i Cibrîl-i Emîn dahi kanadıyla yarup imdâd etdüği mahaller nümâyândır. Nazargâh-ı Nebî olduğundan bu tur‘a aslâ cerf [ü] hafr olmadan berîdir. Ammâ ekâlîm-i Mısır'da ne kadar bin halîc ve tur‘a var ise her sene niçe kerre yüz bin benî âdem ve câmûs ve sığır cem‘ olup tathîr ederler. Ammâ Dârûd tur‘ası Feyyûm şehrine varınca aslâ cerf olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y366a ·
metinde göster ·