… hûm ve mağfûr, mahbûb-ı Hudâ imiş kim hem feth ve ba‘de'l-feth şehâdet müyesser
oldu. Hamd-i
Hudâ bu hakîr Evliyâ-yı pür-riyâ böyle gazâ-yı ekberde bulunup sâlimîn ve gânim …
Bağğâz ve hasûd-ı münâfıkîn pâdişâha Yûsuf Paşa'yı gamz edüp "Pâdişâhım Yûsuf Paşa lalan, Hanya hazînesinden üç Husrevânî küp altun ve üç milyon mâl-ı Kârûn ve bir altun direk keçelerle sarılmış pâdişâhıma deryâda katre ve güneşde zerre vermeyüp anları hıfz etdi" derler. Ba‘de'l-katl 273b mâl [u] menâldan bir şey çıkmayup ol altun direk keçe ile sarılmış, dedikleri bir taş yerakânî direk idi. Hazîneye koyup hılâf-ı inhâ edenlerin dünyevî [ve] uhrevî yüzleri kara oldu. Ba‘dehû ol altun dedikleri sarı amûdı Mehemmed Hân-ı Râbî‘in vâlidesinin binâ etdüğü câmi‘in hünkâr mahfili altına sütun etdiler. Ammâ hakkâ kim bir sun‘-ı Hudâ ve ibret-nümâ bir seng-i asferdir kim altun ve cevâhir anın yanında ne şeydir. Bir âdem sarılık marazına mübtelâ olsa ol amûdı üç kerre üç cum‘a ertesinde ale's-sabah yalasa bi-emrillah şifâ bulur. Eyle bir seng-i Hudâ'dır kim Yûsuf Paşa'nın sebeb-i katli olmuşdur. Hikmet-i Hudâ "el-abdu yüdebbiru vallahu yukaddiru" ve "elsinetü'l-halk aklamu'l-ha(l)kdır". Kaçan kim Sultân İbrâhîm Hân Sarâyburnu'nda Yûsuf Paşa ile Girid müşâveresin edüp "Hanya'yı feth etdikden sonra inşâallah sâlimîn ve gânimîn geldikde sâna ıvazın ederim" deyü yemin etdüğü meğer "şehîd ederim" demek imiş. Hakîkatü'l-hâl Hanya kal‘ası gibi bir hısn-ı hasînin ve sedd-i metinin fethi bir kerb-i azîm idi. Ammâ feth olunmasına sebeb Cenâb-ı Bârî yârî kılup küffâr-ı hâksârın donanma-yı nâ-mübâreki gelmeden Gâzî Yûsuf Paşa cidd ü cehd edüp Feyyâz-ı Mutlak'ın inâyet-i ezelîsi ve avn-i aliyyesi ve esrâr-ı hafiyyesi olup feth oldu. Yohsa bu Hanya gibi sedd-i İskenderin fethi {bir vechile} mümkün değil idi. Ve eyle kal‘a-i üstüvârın fethine ıvaz bir şey ile olmazdı, illâ şehâdet ola. Yûsuf Paşa-yı merhûm ve mağfûr, mahbûb-ı Hudâ imiş kim hem feth ve ba‘de'l-feth şehâdet müyesser oldu. Hamd-i Hudâ bu hakîr Evliyâ-yı pür-riyâ böyle gazâ-yı ekberde bulunup sâlimîn ve gânimîn vatanımıza gelüp peder u mâder-i azîz ve azîzelerimizle müşerref olup dest-i şerîflerin bûs edüp "Ber-hurdâr-ı ömr ol oğul! Vekâletimiz eyleyüp Girid fethinde bulundun. Bizim varmamıza muhtaç etmedin" deyü buyurdular. Hakir eyitdim: "Benim peder-i azîzim, sultânım! Siz şimden gerü ihtiyâr oldunuz. Süleymân Hân asrından berü yetmiş gazâda bulundunuz. Bu ciğer-kûşenize hemân hayr du‘â edin. Niçe gazâlarda bulunup cenâb-ı şerîfinize sevâb-ı cezîl ola" deyü dest-bûs edüp hayr du‘âların alıp bu hikâyeye âğâze eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 273a–273b ·
metinde göster ·
… baş esîr ve bin baş hayvânât ve niçe yük zerdeva ve niçe yük pârçe verüp halâs
oldu. Hamd-i
Hudâ bu sefer-i zafer-me‘serde bir esîr on guruşa ve bir sığır nîm guruşa ve bi …
Andan yine bu mahallerde guzât-ı müslimîn deşt [u] dâğ ve râğ u bâğ ve ırâğ u yakıni şeb [u] rûz nehb u gâret ederken Mikrilistân Hâkimi (---) Beğ'in ammîzâdesi (---) Beğ Malâzgird Beği ekrâdının altında giriftâr-ı bend-i esîr olup yüz baş esîr ve bin baş hayvânât ve niçe yük zerdeva ve niçe yük pârçe verüp halâs oldu. Hamd-i Hudâ bu sefer-i zafer-me‘serde bir esîr on guruşa ve bir sığır nîm guruşa ve bir gûsfend beş akçeye bey‘ [u] şirâ olundu. Ve bu mahalde Başaçık beğinden Serdâr Seydî Paşa'ya beş gulâm ve beş mahbûbe kız hedâyâ gelüp bu hakîre bir kız ve bir gulâm ihsân eyledi. Andan yine cânib-i garba asâkir-i İslâm ile mansûr ve muzaffer gidüp etrâf [u] eknâfı nehb u gâret ederek on bir sa‘atde nâhiye-i (---) gelüp anda bir 332b sahrâ-yı Dadanlı içre kal‘a-i (---) Mikril binâsıdır. Uzun Hasan Şâh harâb etmiş, hâlâ Mikril hudûdunda Batum sancağına müşâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 332a–332b ·
metinde göster ·
… cümle asker ol gice sabâha dek pür-silâh olup âmâde keşik beklediler. Sabah ki
oldu, hamd-i
Hudâ Urbândan bir kara görünmeyüp yine kös-i rıhletler çalınup yine cânib-i şim …
Menzil-i sahrâ-yı Sincâr: Bu mahalde bir ma‘mûr köy var imiş, Urbân harâb etmiş. Cümle mâlı bu harâbistân içre pinhân eyleyüp çıt-a-çıt tınâb tınâba haymelerimiz ile meks edüp cânib-i erba‘aya karavullar ta‘yîn olundu. Zîrâ çöl pâdişâhının bu kadar mâl-ı erzâkı nehb ü gâret olundu. Bu çölistânda bir gice dağ derûnundan şebhûn edüp bizi basar mülâhazasıyla cümle asker ol gice sabâha dek pür-silâh olup âmâde keşik beklediler. Sabah ki oldu, hamd-i Hudâ Urbândan bir kara görünmeyüp yine kös-i rıhletler çalınup yine cânib-i şimâle ol çölistân içre (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 217a ·
metinde göster ·
Ammâ yine câ-be-câ tabyalardan küffâr toplar atardı, ammâ balyemez topları cümle kırılup battâl olup kolumburuna toplar atar oldu. Hamd-i Hudâ anlardan pek havf olunmaz oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 112a ·
metinde göster ·
… lup bu mahalde altı yüz altmış mîl Girid cezîresi seyâhati kâmil üç ayda tekmîl
oldu. Hamd-i
Hudâ ve's-selâm cümle Girid cezîresinde 861 aded kurâlar ve cümle yigirmi beş a …
Menzil-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a-i Kandiye'ye dâhil olup bu mahalde altı yüz altmış mîl Girid cezîresi seyâhati kâmil üç ayda tekmîl oldu. Hamd-i Hudâ ve's-selâm cümle Girid cezîresinde 861 aded kurâlar ve cümle yigirmi beş aded kılâ‘lar ve cümle iki yüz aded kasabâtları muharrir beğ efendimizle tahrîr edüp cemî‘i amâristânları on gûne tahrîr etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 324b ·
metinde göster ·
… ykırup dalkılıç olup kendü refîklerinden üç âdemi mecrûh edüp (---)(---)(---)
oldu. Hamd-i
Hudâ bu senede bundan gayri bir merd mecrûh olmayup anlar dahi mühlik zahimler …
Bir serhadli Boşnak âdemi at (---)(---)(---) bu âdemi bir muğaylân Y 274a ağacı altına götürüp muğaylân dahi herîfin başından destârın alup çehresin (---)(---)(---) bîdâr serâsîme-i evgâr olup kendüyi Hayber Yahûdîsi urup destârın aldı zann edüp "Bire ha bira" (---)(---)(---) ve elfâz-ı nâsâz-ı Boşnak ile haykırup dalkılıç olup kendü refîklerinden üç âdemi mecrûh edüp (---)(---)(---) oldu. Hamd-i Hudâ bu senede bundan gayri bir merd mecrûh olmayup anlar dahi mühlik zahimler olmayup (---)(---)(---) ve misvâk dırahtları içre kâmil 17 sâ‘atde gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y273b–Y274a ·
metinde göster ·
… (---) olunup Beytullâh-ı mükerreme nûrun alâ-nûr iken firdevs (---)(---)(---)
oldu. Hamd-i
Hudâ (---)(---) vilâdet-i Resûl'den sonra sene 40 târîhinde ba‘s-i nebî olup h …
Ve bu lâciverd kubbenin altında diyâr-ı İslâmdan gelen niçe bin huccâcın hây hûyundan şehr-i me‘âd-ı Mekke gulgule ve velvele ile nûr (---)(---)(---) olunup Beytullâh-ı mükerreme nûrun alâ-nûr iken firdevs (---)(---)(---) oldu. Hamd-i Hudâ (---)(---) vilâdet-i Resûl'den sonra sene 40 târîhinde ba‘s-i nebî olup hac [[(---) (---) (---)]] oldu, deyü tahrîr etmemişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y332a ·
metinde göster ·
Hudâ bir yerine aslâ rahne gelmemiş. Tarfetü'l-ayn içre deryâya alarka olup kar …
Ol gün karadan üç yüz âdem deryâdan yetmiş beş pâre küçük gemi ve sandallar pür-silâh âdemleri ile gelüp vâsıl olunca karaya düşen geminin dahi yüklerin gayrı gemilere tahmîl edüp karadaki gemi hıffet buldukca deryâya kalkup kumdan halâs oldu. Hamd-i Hudâ bir yerine aslâ rahne gelmemiş. Tarfetü'l-ayn içre deryâya alarka olup karada olan bâr-ı sakîllerin dahi alup cümle imdâda gelen gemilerle şenlik ve şâdumânlıklar ederek top u tüfenglerin atarak bâdbânların açup muvâfık eyyâm ile bender-i Dimyât'a gitdiler ve kâfirin filikasın başaşağı bayrağıyle yedeğe alup bile götürdüler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y344a ·
metinde göster ·
… ellâllar nidâ edüp bin seksen dördde kırk elli bin âdem gelüp cem‘iyyet-i kübrâ
oldu. Hamd-i
Hudâ hakîr dahi birkaç sene hâzır idim. Her sene terakkîli âdem deryâsı olmadad …
eş-şeyh Hazret-i Kenâniyye es-Sâdât: Bir kubbe-i âlîde medfûnlardır. Cümle kırk bir kibâr-ı evliyâlar bir yerde medfûnlardır. Zamân-ı kadîmde kırk biri de harâmîler imiş, hidâyetullâh erüp cümlesi velî olmuşlardır. Ser-tâcları kutbü'l-aktâb pişvâ-yı tarîk Kenânî hazretleridir. Senede bir kerre mevlûd-ı azîmi olup kırk elli bin âdem cem‘ olup haymelerinde on gün on gece tevhîd-i sultânî olur. Mâ-tekaddem Malaka meydânında bu mevlûdu Urbân-ı uryân aşkıyâsı basup ordu-yı bâzârı nehb [ü] gâret edüp hayli âdem şehîd ederler. Derhâl şehr içinden kırk bir yeşil imâmeli ve eşheb atlı eli mızraklı âdemler zuhûr edüp cümle harâmîleri katl edüp yine şehre girüp gâyib olurlar. Bu menâkıb karîbü'l-ahd olup yetmiş senedir. Ol asırdan berü mevlûda ehl-i züvvâr gelmeyüp cem‘iyyet olmaz imiş. Hakîr bu ahvâli istimâ‘ eyleyüp Mansûre kâşifi Turna Mustafâ Beğ'e hitâben mü’ekkid buyurdular, Cânpûlâdzâde Hüseyin Paşa efendimizden alup eyâlet-i Mansûre'de dellâllar nidâ edüp bin seksen dördde kırk elli bin âdem gelüp cem‘iyyet-i kübrâ oldu. Hamd-i Hudâ hakîr dahi birkaç sene hâzır idim. Her sene terakkîli âdem deryâsı olmadadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y354a ·
metinde göster ·