… Murâd Hân Van kal‘ası seyr ü temâşâsın edüp işte bu köşkde ta‘âm yeyüp hâb-âlûd
oldu. O
zamân Koca Nişancı Paşa benim üstâdım silâhdâr ve ben çukadâr idim. Hikmet-i Hu …
Ben Sultân Ahmed Hân tâbe serâhın çerağ-ı efrûhtesiyim. Otuz bir senede güc ile Hâsoda'ya girüp niçe sene Bursa ve Edirne ve Hotin gazaların edüp âhir Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ efendimizin çukadârlığı hizmetiyle şeref-yâb olup Revân fethinde dahi musâhib-i şehriyârî idim. Ba‘de feth-i Revân avdetde vilâyet-i Nahşevân'ı ve Serâv ve şehr-i Tebrîz'i ve niçe yüz aded İrân-zemîn diyârında kend ü büldânları harâb u yebâb edüp kal‘a-i Kutur altından ve Mahmûdî Ekrâdı içinden sedd-i imân kal‘a-i Van'a dâhil olduğumuzda Sultân Murâd Hân Van kal‘ası seyr ü temâşâsın edüp işte bu köşkde ta‘âm yeyüp hâb-âlûd oldu. O zamân Koca Nişancı Paşa benim üstâdım silâhdâr ve ben çukadâr idim. Hikmet-i Hudâ kazâ-yı nâgehânî Murâd Hân'ın üzerindeki yorkanlara mücmere-i müdevvereler ile ûd ü anber verirken bir şerâre yorgana düşüp bir duhân-ı siyâh zâhir oldu. Ol ân Murâd Hân hâbdan bîdâr olup "Bre oğlan" deyü bir sadâ etdi. Hemân hakîr içeri girüp gördüm ki bir dûd-ı siyâh-ı şerer hâne-i kasrı muzlim etmiş, hemân elimle âteşi söndürüp hâneyi ûd ve anber-i hâm ile mu‘attar etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 260a ·
metinde göster ·
… an niçe bin menhûshânelerin tahta örtülü dam u bâmları tutuşup vakt-i seher kim
oldu o
rûz-ı rûşende derûn-ı hisârda olan cümle Macar-ı füccâr götürmede yeğni ve bahâ …
Ba‘dehu bu varoş-ı ma‘mûreye âteş edüp poyraz rûzgârı rîh-ı akîm gibi esüp bu şehr-i ma‘mûre eyle yandı kim cemî‘i alevleri kal‘aya girüp derûn-ı kal‘ada olan niçe bin menhûshânelerin tahta örtülü dam u bâmları tutuşup vakt-i seher kim oldu o rûz-ı rûşende derûn-ı hisârda olan cümle Macar-ı füccâr götürmede yeğni ve bahâda ağır zî-kıymet metâ‘ların ehl [ü] iyâl evlâdlarıyla,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 22a ·
metinde göster ·
… lan kız alup Râbi‘a-i Adeviyye gibi geçinüp benim taht-ı nikâhımda iken merhûme
oldu. O
bir pâre-i cüvân Kaya İsmihân-ı mâhtâb idi. Sen oturuşmuş ve duruşmuş ve yüzü g …
"Hâşâ sultânım, ben seni anınla berâber dutam. Sen efendim Ahmed Hân kızı yetmiş yedi yaşında bir ih[ti]yâre hâtûnsun ve çok mu‘ammere olup çok yüz görüp on iki kocadan artık kalmışsın, ammâ ben Kaya Sultân'ı on üç yaşında duhter-i pâkîze iken babasından gayri er yüzün ve erkek sözün istimâ‘ et[me]mişken kız oğlan kız alup Râbi‘a-i Adeviyye gibi geçinüp benim taht-ı nikâhımda iken merhûme oldu. O bir pâre-i cüvân Kaya İsmihân-ı mâhtâb idi. Sen oturuşmuş ve duruşmuş ve yüzü gözü büzüşmüş hâtûnsun. Hiç efendim sultânım ben seni anınla berâber gördüm mi?" dediğimde hemân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 44a ·
metinde göster ·