… e yüz sene ma‘mûr durup Hazret-i Risâlet-penâh sa‘âdetle rahm-ı mâderden müştak
oldukları
gece âteş-gede-i Nemrûd, Urfa şehri içre dâ’imâ çerâğân idi, söndü ve tâk-ı Kis …
Cümleden biri bir âsâr-ı azîm etdi kim dillerde dâstân-ı dostân bir deyr-i ibret-nümâ idi kim ismine Erzâyil derler idi. İslâmbol'un tâ vasatında iki Karaman mâbeyninde bir kenîse-i nâdirü'l-asr idi kim hemân içinde papas ve kıssîs ve bıtrîkden on iki bin dalâlet-âyîn müşrikîn ile mâl-â-mâl idi. Niçe yüz sene ma‘mûr durup Hazret-i Risâlet-penâh sa‘âdetle rahm-ı mâderden müştak oldukları gece âteş-gede-i Nemrûd, Urfa şehri içre dâ’imâ çerâğân idi, söndü ve tâk-ı Kisrâ ve Kızılelma deyri kubbesi ve Ayasofya kubbesi ve bu Kostantîn binâ etdüği mezkûr Erzâyil kilisası dahi esâsından münhedim olup ba‘de'l-feth Gâzî Mehemmed Hân'ın yümn-i mukdimiyle Belde-i Tayyibe ya‘nî şehr-i Kostantıniyye feth [u] teshîre geldikde mezkûr deyrin esâsı üzre Sultân Mehemmed Hân bir câmi‘ binâ etmişdir kim hâlâ ma‘bedgâh-ı müslimîndir. İnşâ’allâh mahallinde tavsîf olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 12a ·
metinde göster ·
… e çapalar peydâ edüp İslâmbol içre ne kadar bin şehîdler var ise cümlesin şehîd
oldukları
mekânlarda defn eder. Ve Kocamustafâpaşa mahallinde üç bin Sahâbeyi defn eder.
"Cümle şühedâlarınızı âyîniniz üzre defn edün" deyü izin verüp Şeyh Maksûd maksûd [u] murâdına erüp derhâl kendünün üç yüz fukarâsı ve üç yüz Baba Ca‘fer Sultân tevâbi‘iyle kazma ve çapalar peydâ edüp İslâmbol içre ne kadar bin şehîdler var ise cümlesin şehîd oldukları mekânlarda defn eder. Ve Kocamustafâpaşa mahallinde üç bin Sahâbeyi defn eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 22a ·
metinde göster ·
… ur. Niçe bin e‘izze-i kirâmdan kimesneler Hızır ile bu makâm-ı şerîfde müşerref
oldukları
kerrât ile müsbet olmuşdur.
Andan makâm-ı Hazret-i Hızır: Tâ kubbenin ortasındaki altun top altında makâm-ı Hızır'dır. Zîrâ ol kubbe-i münevver Hazret-i Risâlet'in mübârek ağzı yarıyla nizâm [u] intizâm bulmuşdur. Niçe bin e‘izze-i kirâmdan kimesneler Hızır ile bu makâm-ı şerîfde müşerref oldukları kerrât ile müsbet olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 37a ·
metinde göster ·
Bu câmi‘den mâ‘adâ Süleymân Hân'ın ekâlîm-i seb‘ada fethi olması sebebiyle cümle (---) hutbesi tilâvet olunur. Ammâ diyâr-ı İslâm'da bu Süleymâniyye câmi‘i'nden metîn ü müstahkem imâret binâ olunmamışdır. Cemî‘i ehl-i mühendisînin müttefikun aleyh oldukları bu kelâm üzredir kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 45a ·
metinde göster ·
… bi hükûmet edüp sancağı beğleri ile sefer eşerler. Fevt olduklarında mutasarrıf
oldukları
tîmârı ve mîr-i aşîretliği oğluna verilir, evlâdı yok ise akrabâlarına verilür. …
Ve bu Şehrezûl eyâletinde ba‘zı mîr-i aşîretler vardır. Sancakbeği hükmünde olmayup tabl [u] alem sâhibleri değillerdir. Yüzden mütecâviz aşîret beğleridir kim erbâb-ı zü‘amâ mertebesi gibi hükûmet edüp sancağı beğleri ile sefer eşerler. Fevt olduklarında mutasarrıf oldukları tîmârı ve mîr-i aşîretliği oğluna verilir, evlâdı yok ise akrabâlarına verilür. Eğer inkırâz bulursa hârice tîmâr ve ze‘âmet gibi verilür. Ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 53a ·
metinde göster ·
… l olup iki deryâ-misâl asker-i bî-pâyân Akkirman altına sâlimîn ü gânimîn vâsıl
oldukları
gazâya târîhdir. Târîh:
"Harâc-güzârınız olayım bu Rakofçi'yi üzerimizden def‘ eylen" deyü küçük elçi ile hedâyâları gelüp Tatar Hân Mehemmed Geray Hân'ı ve Özi eyâletiyle ve aşağı dörd bölük sipâhiyle Melek Ahmed Paşa'yı serdâr-ı mu‘azzam edüp Bender nâm kal‘aya Melek Paşa ağır asker ve cebehâne ile sefere varınca zamân ubûr edüp Tatar Hân mukaddem târîh ile Leh diyârında (---) kal‘a sahrâsında Rakofçi taburun Mehemmed Geray Hân komayup on yedi kıralzâde Tatar Hân'a rehne çıkup küffâr yine Erdel vilâyetine ric‘at üzre iken bir yerden cümle Tatar-ı adû-şikâr "Cılu cılu" deyüp ân-ı sâ‘atde taburu münhezim edüp Rakofçi la‘în üç yüz mikdârı küffâr-ı hâksâr ile Seykel dağlarına firâr edüp kırk bin kâfir tîr-i belâdan ve seyf-i anâdan geçüp yetmiş bin küffâr ve on yedi kıralzâde ve Rakofçi vezîri Kemen Yanoş dahi esîr olup cümle asker-i Tatar Orhay altında Melek Ahmed Paşa ordusuna dâhil olup iki deryâ-misâl asker-i bî-pâyân Akkirman altına sâlimîn ü gânimîn vâsıl oldukları gazâya târîhdir. Târîh:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 84a ·
metinde göster ·
… ı ve hâl sâhibi meşâyihleri ziyâret edüp târîhleri ve âsâr-ı binâları ve medfûn
oldukları
semtleri ile ayân u beyân olunur / Ve bihi nesta‘în.
İki yüz otuz birinci fasılBelde-i Tayyibe'nin enderûn [u] bîrûnunda medfûn olan kibâr-ı evliyâü'l-ârifîn ve asfıyâü'l-vâsilîn, haccallâhu ale'l-âlemîn, radıyallâhu Ta‘âlâ anhüm ecma‘în ve kaddesenallâhu bi-sırrıhi'l-mübîn ista‘antü billâhi ve bihi'l-avnü'l-mübîn hazretlerinin mümkün olduğu mertebe ziyâretlerinin ve müte‘addid kümmelîn ve fuzalâü'd-dehrden olan şeyhülislâmları ve ulemâ ve sulehâları ve meşâhîr mollâları ve hâl sâhibi meşâyihleri ziyâret edüp târîhleri ve âsâr-ı binâları ve medfûn oldukları semtleri ile ayân u beyân olunurVe bihi nesta‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 106b ·
metinde göster ·
püşte üzre her leyle-i cum‘a Hızır Nebî ile mülâkât olup ilm-i ledünni anlardan …
Ziyâretgâh-ı Hazret-i Yahyâ Efendi {mevtine târîhdir: Leyle-i ıyd-i adhâ sene 978}. Deryâya havâle bir kûh-ı bülendin zirvesinde bir kubbe-i âlî içinde medfûndur kim çâr-kûşe dîvârının cânib-i erba‘asında niçe yüz bin uşşâkân-ı hattâtın gûnâ-gûn hatt-ı ebyât-ı eş‘ârları tahrîr olunmuş bir âsitânedir. Bizzât kendüleri Tarabefzûn'da mütevellid olup Süleymân Hân Gâzî ile süd karındaş olmuşlardır. Zîrâ Süleymân Hân ve pederi Selîm Hân-ı Evvel Tarabefsûn'da tevellüd etmişlerdir. Ba‘dehu Yahyâ Efendi, Süleymân Hân hilâfetinde cebren İslâmbol'a gelüp terk-i dünyâ edüp yine medfûn oldukları püşte üzre her leyle-i cum‘a Hızır Nebî ile mülâkât olup ilm-i ledünni anlardan tilâvet edüp terk-i dünyâ olmuşdu. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 135b ·
metinde göster ·
… mezmûmlar subaşı ile alayda gûnâ-gûn şaka ederek ubûr ederler. Ammâ ne zümreden
oldukları
ma‘lûm değildir, hemân bir gürûh-ı enbûhdur. Andan,
Ne‘ûzü billâh bunun emsâlî niçe esnâf-ı mühmelât vardır ammâ tahrîr ü tavsîfinde çendân âlem yokdur. Bunları subaşı bilir, gayrılar {bilmez. Ve bu} tahrîr olunan esnâf-ı cühmel ü mühmel ve mezmûmlar subaşı ile alayda gûnâ-gûn şaka ederek ubûr ederler. Ammâ ne zümreden oldukları ma‘lûm değildir, hemân bir gürûh-ı enbûhdur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 155a ·
metinde göster ·
… zır-ilyâs ve Şem‘ûn ve Bucuk ve Karakoncoloz nâm bed-nâmların günlerinde perhîz
oldukları
zamân bu balıkbâzârı âşbâzları yağsız ta‘âmlardan bakla ve nohudap ve mercimek …
Ve Rûm kefereleri ekseriyyâ İsvet Nikola ve Sarı Saltık ve Meryem Ana ve Kâsım ve Ayanta ve Hızır-ilyâs ve Şem‘ûn ve Bucuk ve Karakoncoloz nâm bed-nâmların günlerinde perhîz oldukları zamân bu balıkbâzârı âşbâzları yağsız ta‘âmlardan bakla ve nohudap ve mercimek ve hilete ve opsimata ve ipsomisko ya‘nî ekmek tirîdi, ankuryasa ya‘nî hıyâr bûrânîsi(?) ve kormidya ya‘nî soğan dolması bu gûne yağsız Urum ta‘âmları pişirüp fürûht edüp kâr ederek tahtırevânlar üzre dükkânlarında Urumca anhalik(?) murabba‘lar ile ubûr ederler garâyib mashara kavmdirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 175a ·
metinde göster ·
… şeberler gelür. Sa‘d[î]zâde hisâbıyla Cezâyir'den sekiz sâ‘atde Bursa'ya dâhil
oldukları
muhakkakdır. Hakkâ ki Bağdâdî hakîkatli kuşdur.
Sa‘dîzâde ehl [ü] iyâllerine su’âl edüp Cezâyir'den pervâz urdukları gün ibtidâ âşiyânına dâhil olan Bağdâdîler, andan pal ve şeberler gelür. Sa‘d[î]zâde hisâbıyla Cezâyir'den sekiz sâ‘atde Bursa'ya dâhil oldukları muhakkakdır. Hakkâ ki Bağdâdî hakîkatli kuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 191a ·
metinde göster ·
… et-i Sadşe : Seydî Ahmed Paşa vilâyetidir. Şimâl cânibinde Çerkes kavmiyle meşâ
oldukları
ecilden lisân-ı Çerkes ve lisân-ı Abazaca fasîh bilirler idi. Bin şeci‘ tüvânâ …
Vilâyet-i Sadşe : Seydî Ahmed Paşa vilâyetidir. Şimâl cânibinde Çerkes kavmiyle meşâ oldukları ecilden lisân-ı Çerkes ve lisân-ı Abazaca fasîh bilirler idi. Bin şeci‘ tüvânâ bahâdırlardır. Bunların şûr [u] şerrinden Çerkez ve Abaza dâ’imâ hazer üzre olduklarından Arıt kavmi bunlara aman verüp Arıt iskelelerine esir ve şem‘-i asel ve zerdeva getirüp ticâret ederler. Ve Takaku Çerkezi dahi emân ile 257b gelüp gemilerde ticâret ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 257a–257b ·
metinde göster ·
… ok ve Takaku ve Zânâ ve Şagaki ve niçe kabâ‘il-i Çerâkise sâkinlerdir kim sâkin
oldukları
yerler cümle kûh-ı Elburz dâmenindedir kim seksen bir konakdır. Bu hesâb üzre k …
{Der-sitâyiş-i kûh-ı Elburz} Hikmet-i Hudâ Dağıstân'ın cânib-i kıblesinde olan kûh-ı Elburz'dan gelen cümle enhâr-ı cârî câriyeler bu nehr-i Kür'e mahlût olur. Yine kûh-ı Elburz'dan cânib-i şimâle cereyân eden nehrler Bahr-i Harez'e rîzân olur. Yine kûh-ı Elburz'un cânib-i kıblesinden cereyân eden nehr-i azîmler cümle Karadeniz'e munsab olur. Ve yine kûh-ı Elburz'un yıldız cânibinden cereyân eden nehirler nehr-i Kuban'a katılup Kuban dahi cezîre-i Taman kurbunda Karadeniz'e munsab olur. Zîrâ bu kûh-ı Elburz kadar bir kûh-ı azîm rûy-ı zemînde halk olunmamışdır kim cânib-i erba‘asında beş pâdişâh ve kıble cânibinde Abaza kabîleleri sâkindir kim tûlu seksen konak yerdir. Ve Abaza'nın cânib-i şarkîsinde kûh-ı Elburz dâmenlerinde vilâyet-i Mikrilistân ve Gürcîstân ve Açıkbaş ve Şavşat ve Kuril ve Dadyân kavmi sâkinlerdir kim bu kabîleler ile Gürcîstân ülkesinin dahi tûlu kırk menzildir. Ve yine bu Gürcîstân'ın meştâsında Acem hudûdunda vilâyet-i Tiflis ve şehr-i Serîrü'l-lân hudûdları cümle dâmen-i kûh-ı Elburz'dur kim tûlu on tokuz konakdır. Andan içeri kûh-ı Elburz'un dâmeninde ülke Dağıstân'dır kim tûlu yigirmi konakdır ve kûh-ı Elburz'un şimâl tarafına vâkı‘ olmuşdur. Andan içeri yine kûh-ı Elburz'un yıldız rûzgârı tarafında Çerkezistân memleketidir kim anda sâkin olan kabâ’il-i Çerâkes-i nâ-kes [ü] bî-kesden evvelâ kabîle-i Kabartay ve kabâ’il-i Bestî ve Bulatkay ve Hatukay ve Mamuşuh ve Bozodok ve Takaku ve Zânâ ve Şagaki ve niçe kabâ‘il-i Çerâkise sâkinlerdir kim sâkin oldukları yerler cümle kûh-ı Elburz dâmenindedir kim seksen bir konakdır. Bu hesâb üzre kûh-ı Elburz'un cânib-i erba‘ası iki yüz kırk konakdır. Tâ bu mertebe kûh-ı azîmdir kim cânib-i erba‘asında onar konak yerden nümâyândır. Cenâb-ı Bârî bu rûy-ı arzda cümle ulu dağlardan ulu yüz kırk sekiz dağ halk etmişdir. Ammâ bunlardan ulu on iki dağdır. Cümleden ulu bu kûh-ı Elburz'dur. Andan kûh-ı Bingöl'dür, andan kûh-ı Demâvend'dir, andan kûh-ı Sübhândır, andan Nîl-i mübârek başında cebelü'l-Kamerdir, andan Alman diyârında nehr-i Tuna başında Alaman dağıdır, andan Erdel diyârında nehr-i Tîse ve nehr-i Turla başı Sahansamur dağıdır. Bunlardan mâ‘adâ dağlar küçükdür. Ammâ bu kûh-ı Elburz'un nısfına çıkmış benî Âdem yokdur. Cenâb-ı Bârî'nin ecnâs-ı mahlûkâtı bu kûh üzre mevcûddır. Hatta bu seyâhatimizde Şirvân hudûdundan güzer ederken sol cânibimizde Dağıstân pâdişâhı ülkesi üzre zirve-i a‘lâsı zulumât içre zâhir ü bâhir idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 312a ·
metinde göster ·
… tak ve bu Bâbü'l-ebvâb kal‘alarını feth edüp cümle ahâlîleri İslâm ile müşerref
oldukları
senede yine bu Demirkapu'da şehîd olan sahâbe-i kirâmın merkad-i âsitânları bu …
Cümlesi Demirkapu'nun garb tarafındaki dîvârın taşrasında bir mil ba‘îd mezâristân [u] cebbânistân vardır, anda medfûnlardır. Ve dahi diyâr-ı Acem'de hâkânı münhedim eden yine Âl-i Emeviyyûn'dan Hişâm b. Abdülmelik hılâfetinde Şâm'dan deryâ-misâl asker Dağıstân ve Kumuk ve Tâbserân ve Kaytak ve bu Bâbü'l-ebvâb kal‘alarını feth edüp cümle ahâlîleri İslâm ile müşerref oldukları senede yine bu Demirkapu'da şehîd olan sahâbe-i kirâmın merkad-i âsitânları bu cebbânede medfûnlardır. Kimi kıbâblı ve kimi seng-i mezârında sülüs hatt-ı ma‘kal ve hatt-ı kûfî ile niçe yüz kibâr-ı ashâbın ism [ü] resmleriyle tahrîr olunmuşdur. Yetmiş beşi râvî-i hadîs ashâb-ı güzîn medfûndur, deyü a‘yân-ı Demirkapu tefâhur kesb ederler. Eğer bunların seng-i mezârları târîhlerin tahrîr eylesek mecmû‘a-i müsevvedâtımız tomâr-ı tavîl olur. Ve ba‘zı merkadin senglerinde celî hattıyla Osmânlı kabirleri vardır. Ve kadîm-i evvel kabirlerinin seng-i mezârlarında sebeb-i mevtleri ve unvân [u] saltanatları ve ism [u] resmleriyle tahrîr olunmuş seng-i mermer-i hâmlardır. 318a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 317b–318a ·
metinde göster ·
… -envârında bir müzeyyen ve mükellef ve mükemmel kubbe-i pür-envâr içinde medfûn
oldukları
bâlâda tekyeler evsâfında tarîkleri ve tekyeleri ve tarîklerinin ahvâlleri tahr …
Bi'z-zat kendüleri nehr-i Çubuk kenarında Sol köyünde vücûda gelüp Şeyh Hâmid hazretlerinden cihâz-ı fakrı kabûl edüp anların irşâdıyla niçesine kutbü'l-aktâb olup niçe bin keşf [u] kerâmetleri zâhir ü bâhir olmuş ulu sultândır. Hattâ seyâhatle sene (---) târîhinde Sultân Yıldırım Hân-ı Gâzî'ye gelüp teberrüken binâ etdüğü ma‘bed-i kadîm Eski Câmi‘de kürsîye çıkup va‘z [u] nasîhat etdikleri kürsîleri hâlâ Eski Câmi‘-i pür-nûr içinde durur bir kürsî-i muhteremdir. Niçe kerre bu kürsî-i münîf üzre ba‘zı meşayih fudulluk edüp teberrüken va‘z u nasihate çıkup nutka kadir olmayup hasr olup nüzûl etmişlerdir. Zirâ ol seccade üzre celse-i hafîfe etmeğe müsta‘id şeyh gelmemişdir, değil kim bî-bâk u bî-pervâ va‘z u nasihat ide. Bayrâm-ı Velî böyle bir ulu sultândır. Ba‘dehû Yıldırım Hân asrında dâr-ı bâkîye irtihâl edüp derûn-ı hisâr-ı Engürü'de tekye-i pür-envârında bir müzeyyen ve mükellef ve mükemmel kubbe-i pür-envâr içinde medfûn oldukları bâlâda tekyeler evsâfında tarîkleri ve tekyeleri ve tarîklerinin ahvâlleri tahrîr olunmuşdur. Rahmetullahi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 359a ·
metinde göster ·
… i İbrâhîm tekyesi zemîninde idi. Hazret-i Risâlet-penâh rahm-ı mâderden müştakk
oldukları
mâh-ı mevlûdün on ikinci gice isneyn gicesi olduğu leyle-i mübârekede Medâyin'd …
Sitâyiş-i tekyegâh-ı Urfa: Cümle (---) aded tekye-i dervîşân-ı zî-şândır, ammâ cümleden âsitâne-i Hazret-i İbrâhîm Halîl derûnı kal‘ada, zeyl-i iç hisârda binâ-yı Me’mûn Halîfe Hazret-i Halîlü'r-rahmân Âsitânesi Rûm u Arab u Acem'de ve'l-hâsıl cemî‘i memâlik-i İslâmiyye'de meşhûr-ı âfâkdır ki Nemrûd-ı la‘în rübûbiyyet da‘vâsında olup kartal kuşlarıyla göğe urûc edüp hâşâ sümme hâşâ "Gök tanrısı ile ceng ederim", deyü semâya ok atup bi-emri Hudâ oku kanlı yine kartal kuşlarına bağlı sandûkasına yine kanlı ok düşüp hâşâ ve kellâ "İşte gök tanrısın öldürdüm, müstakil yer ve gök tanrısı benim" deyü da‘vâ-yı ulûhiyyet etdikde Cenâb-ı Bârî Hazret-i İbrâhîm'i gönderüp îmâna da‘vet etdükde bu şehr içre Hazret-i İbrâhîm'i kayd-bend ile bir gâr-ı azîmde haps edüp dağlar kadar odunlar yığup bir azîm âteş-i Nemrûd edüp hâlâ âteş-gede-i Nemrûd-ı merdûd meşhûrdur kim Urfa şehri içre Hazret-i İbrâhîm tekyesi zemîninde idi. Hazret-i Risâlet-penâh rahm-ı mâderden müştakk oldukları mâh-ı mevlûdün on ikinci gice isneyn gicesi olduğu leyle-i mübârekede Medâyin'de tâk-i Kisrâ ve İsvân şehrinde aynü'l-leben kuruyup Mekke şehrinde Safâ ve Merve mâbeyninde sanemler ser-nigûn olup İskenderiyye'de amûdu'l-hayt münhedim olup Tarabefzûn'da tılsım-ı semek amûdu gark olup Makedon-ı Kostantiniyye'de berren u bahren üç yüz altmış altı tılsımât cümle münhedim olup ve Ayasofya kubbesi ve Roma papa kubbesi ve bunun emsâli niçe mutalsamâtlar münhedim olup ol leyle-i mevlûd-ı Nebî'de bu Urfa şehri içre âteş-i Nemrûd söndü. Ol âteşe Nemrûd-ı la‘în Hazret-i İbrâhîm'i mancınık ile âteşe atup tâ derûn-ı âteşe hevâdan tayerân ederek meyân-ı âteşe düşünce Cenâb-ı Bârî sûre-i (---)(---)Arapça emriyle nâra ferman-ı Hudâ olunca ol ân İbrâhîm'e nâr gülzâr-ı gül‘izâr olup âteş içinden bir aynü'l-hayât tulû‘ edüp Rabbü'l-izzet kudret-i hikmetin ızhâr içün ol ayn-ı zülâlin cânib-i erba‘asında gül-i gülistân ve sünbül ü reyhân ve andelîb-i hoş-elhân u gûnagûn murgân feryâd ü figân ederek pervâz u tayerân etmede, yine etrâfında âteş-i Nemrûd yanmada. Bu hikâye cümle tefâsir ve gayri kütüb-i mu‘teberelerde u mastûr ve muşarrahdır. Tatvîl-i kelâma hâcet yokdur, ammâ hâlâ mezkûr âteş-i Nemrûd içinden zâhir ü bâhir olan âb-ı hayât tekye-i Halîlü'r-rahmân içre bir kaynak-ı azîmdir kim cümle şehrin cevâmi‘leri ve hân u hammâmları cemî‘i hânedânları ve sarrâchâne ve debbâğhâneyi reyy eden ol âb-ı hayvân-ı uyûn-ı Halîlü'r-rahmân'dır kim içinde niçe bin elvân mâhîler şinâverlik ederler. Hattâ Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ efendimiz Bağdâd fethine giderken bu âsitâne ziyâretine gelüp temâşâ ederken iki aded mâhî sayd etdirüp gûşlarına birer altun mengûş geçirmişlerdir. Hulâsa-yı kelâm acîb u garîb âsitâne-i teferrücgâhdır kim medhinde lisân kâsırdır. Müte‘addid kâ‘alar ve gül-i gülistânlı hücreler ve kilâr ve matbah ile ârâste ve gûnâ-gûn müsâfirhâneler ile pîrâste olmuş bir âsitâne-i kübrâdır. Şeyhi Hazret-i eş-Şeyh Alî Efendi yârândan ârif-i billâh sofra sâhibi garîbü'd-diyâr muhibbi bir er, server-i hünerver sâhib-i nefes, pîşvâ-yı tarîk, âmil-i sıddîk, âlim-i tahkîk kimesne idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 56a ·
metinde göster ·
… rdır. Kânûn üzre cebelüleri ile (---) asker olur. Beğinin livâsı altında me’mûr
oldukları
sefere giderler. Bir hâkimi dahi şer‘-i Resûl tarafından yüz elli akçe pâyesiyl …
Ba‘dehû sene (---) târîhinde Karamânoğlu Ya‘kûb Beğ destine girüp andan sene (---) târîhinde Yıldırım Hân destine girdi. Andan Timur Hân-ı pür-zor sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân'a rağmen bu şehri harâb u yebâb ve halkın kebâb ve hâneleri Aksarây'ı turâb etdiğinden hâlâ kavm-i Etrâk ol sarâya yazıkları geldiginden ya‘nî acıdıklarından "Ah sarây" derler. Nicesi "Ak sarây" derler. Bu gûne ismiyle müsemmâ bir şehr-i ra‘nâdır. Hâlâ dest-i Âl-i Osmân'da Gâzî Süleymân Hân tahrîrî üzre Karamân eyâletinde sancakbeği tahtıdır. Kânûn üzre beğinin hâsı (---) akçedir. Ber vech-i adâlet yigirmi kîse hâsıl olur ve beş yüz askere mâlik bir tuğlı mîr-i livâdır. Taht-ı hükûmetinde (---) timar ve ze‘âmet vardır. Alaybeği ve çeribaşı ve yüzbaşısı vardır. Kânûn üzre cebelüleri ile (---) asker olur. Beğinin livâsı altında me’mûr oldukları sefere giderler. Bir hâkimi dahi şer‘-i Resûl tarafından yüz elli akçe pâyesiyle şerîf kazâdır ve cümle (---) aded nâhiye kurâlarından beher sene kadıya beş kîse adâlet üzre hâsıl olur. Müftîsi ve nakîbi ve kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve kal‘a dizdârı ve muhtesibi ve şehir subaşısı 70a vardır ve a‘yân-ı eşrâfı ve kübbâr [u] sulehâ-yı meşâyihı firâvandır (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 69b–70a ·
metinde göster ·
… etmişdir. Ukalâ-yı dûrbîn ve hukemâ-yı hayret-karîn olanların müttefekun-aleyh
oldukları
budur kim; bu rûy-ı arzda cereyân eden enhâr-ı azîmeler hakkında İbn Abbâs'dan …
Evvelâ Bismillah ile bed‘ edelim. Bu nehr-i azîmler Cenâb-ı İzzet'in cemâl-i bâ-kemâlin görüp cerayân etmişdir. Ukalâ-yı dûrbîn ve hukemâ-yı hayret-karîn olanların müttefekun-aleyh oldukları budur kim; bu rûy-ı arzda cereyân eden enhâr-ı azîmeler hakkında İbn Abbâs'dan Urefî rivâyet eder kim, vech-i arzda cümle uyûn-ı sağîr ü kebîr beden-i insânda cemî‘i damarlar niçe ise yire yüz bin hayât veren damarları cümle sulardır, demişler. Sûre Arapça der. Cemî‘i zîrûh olan mahlûk-ı Hudâ'ya ve ahcâr u eşcârât [ve] cemâdât [u] türâba hayât veren enhâr-ı azîmlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 114b ·
metinde göster ·
… kka şükür etdiler. Ol ta‘âmın ismine aşur aşı nâm kodular. Zîrâ Tûfân'dan halâs
oldukları
gün mâh-ı muharremin onuncu gün olmağıyla yevm-i âşir deyüp aşur aşı dediler. A …
Bu belde-i kadîmin hakkında cemî‘i millet-i Mesîhiyye müverrihleri müttefekun aleyh olup sıhhati üzre eyle tahrîr etmişlerdir kim 137a Âdem-i Eb-i sânî Hazret-i Nûh Necî Tûfân'dan necât buldukdan sonra Musıl kurbunda cebel-i Cûde'de keştî-i Nûh karâr edüp anda yetmiş nefer kimesne ile şükrân-ı selâmet herkesde ne ni‘met bulundu ise bir yire cem‘ edüp bir kazgan içre tabh eyleyüp tenâvül edüp Hakka şükür etdiler. Ol ta‘âmın ismine aşur aşı nâm kodular. Zîrâ Tûfân'dan halâs oldukları gün mâh-ı muharremin onuncu gün olmağıyla yevm-i âşir deyüp aşur aşı dediler. Andan Hazret-i Nûh aleyhi's-selâm zevrakında olan yetmiş aded âdemlere nübüvvet ile fermân edüp her birini birer diyâra Kalimon keheneyi Arz-ı Hâsân'a gönderdi kim hâlâ diyâr-ı Mısır'da Bilbes şehrine Arz-ı Hâsân derler. Anınçün Mısır arz-ı mukaddesden değildir. Ba‘dehû Kalimon hakîm Mısır'a varup Hazret-i İdrîs ta‘lîmiyle binâ olunan Mısır Cizesindeki Hırem dağları ki hâlâ anlara Fir‘avn dağları derler, ammâ hilâfdır Sürid hakîm izn-i İdrîs ile binâ etmişdir. Tûfân'dan sehel harâb olmak ile Kalimon hakîm yine imâr edüp anda sâkin oldu. Merhûm olup Ehrâm dağında defn etdiler. Oğlu Mısrâyim hakîm-i kebîr olup şehr-i Fustât'ı binâ etdiğiyçün şehr-i Mısır dediler. Bu Mısrâyim dahi merhûm olup yetmiş aded evlâdı kalup Musul'da Hazret-i Nûh'a gelüp birer cây-ı vatan istediklerinde her birin bir diyâra gönderüp Sırfâyil nâm bir oğlunu Rûm'a gönderüp ibtidâ Rûm'da vatan tutanın bu Sırfâyil'dir. Arz-ı Rûm'da deverân u seyerân ederek bu Sofya arzının âb [u] hevâsından ve Vitoş nâm kûh-ı bülendinden hazz edüp arz-ı Sofya'da sâkin olup her biri yüzer seneye bâliğ iken her birin birer arza gönderüp vatan dutundular. Bir oğlu Latine'dir, Dobra Venedik'e gidüp nevpeydâ Venedik körfezi sâhilinde kurâ ve kasabâtlar binâ edüp anda tenâsül bulup kavm-i Latin oldu. Bir oğlu Hersek idi. Hersek diyârı anın ismiyle müsemmâdır. Bir oğlu Vornik idi. İzvornik'de sâkin olup Voynuk kabilesi Vornik neslindendir. Bir oğlu Bulkarya'dır. Bulgar andan münteşir oldu. Bir oğlu Franka idi. Frenk andandır. Biri Hırabda idi, Hırvad andandır. Bir oğlu Boşnak idi, kavmi andandır. Bir oğlu Doşka idi, Alaman ile Venedik mâbeyninde Dodoşka kavmi andandır. Ammâ Macar Acem'den gelme Menuçehr evlâdlarından Mençır'dan galat Macar kavmidir. Sırfâyil'in bir oğlu da Romaa idi. Kızılelma Roması'nda kalup {on bir evlâdı olup her birin birer diyârı reyy ü imâr etmeğe gönderdi kim İşpaniye vilâyetinin ismidir.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 136b–137a ·
metinde göster ·
… mürted zenâdîklarıyla zâhir olup niçe yüz âdemi ıdlâl edüp hem dâll, hem mudell
oldukları
Fahreddînü'l-Acemî hazretlerine aks olup fetvâ-yı şer‘-i Resûl-i mübîn ile ol z …
el-Mevlânâ Fahreddînü'l-Acemî: Seyyid Şerîf'den tahsîl-i ulûm edüp zamân-ı Yıldırım Hân'da Rûm'a gelüp sâhib-i fetvâ oldu. Hattâ zamân-ı sa‘âdetlerinde Edirne'de bir hurûfî mezheb zındık mürted zenâdîklarıyla zâhir olup niçe yüz âdemi ıdlâl edüp hem dâll, hem mudell oldukları Fahreddînü'l-Acemî hazretlerine aks olup fetvâ-yı şer‘-i Resûl-i mübîn ile ol zanâdıkaları mürtedd-i nâ-mürîdleriyle on altı kişiyi âteşe göyündürdüler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 168a ·
metinde göster ·
Bâlâda menâkıb-ı şerîfleri ırk-ı tâhirden olup Hacı Bektâş-ı Velî izniyle ibtidâ diyâr-ı Rûm'a kadem basan Saltık Bây Muhammed Buhârî oldukları bâlâda Babadağı şehri evsâfında mufassaldır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 170a ·
metinde göster ·
… ve bahr-i Harez'e ve bahr-i Ummân ve bahr-i Okyanus'a ve bahr-i Muhît'e mahlût
oldukları
mahalle merace'l-bahreyn derler ve her nehr-i azîme şat derler ammâ bu nehr-i Ş …
Evvelâ ihvân-ı bâ-safâya hafî olmaya, bu abd-i pür-hatâ, ya‘nî Evliyâ-yı bî-riyâ, manzûru olduğu üzre ve cemî‘i nehirlerin menba‘ı ibtidâ cüz’îdir. İçe uyûn-ı sağîreler munsabb olarak deryâ olup ummân olur. Ammâ kankı nehir mesâfe-i ba‘îdeden gelirse ana mahlût olanlar tufeyl olup ba‘îdden gelen serçeşme olup cümlesi ba‘îdden gelen su ismiyle müsemmâ olur. Ammâ hikmet-i Hudâ bu Şatt'ın başı dörd yerden tulû‘ edüp dördü de birbirlerine karîbdir. Eyâlet-i Diyârbekir'de cümle anlara Şat derler. Gerçi cemî‘i enhârlara şat tesmiye olunur ve cemî‘i nehr-i azîmler Akdeniz'e ve Karadeniz'e ve bahr-i Harez'e ve bahr-i Ummân ve bahr-i Okyanus'a ve bahr-i Muhît'e mahlût oldukları mahalle merace'l-bahreyn derler ve her nehr-i azîme şat derler ammâ bu nehr-i Şattu'l-Arab Diyârbekir'dekidir kim nehr-i Furât bu mâ-i Şat ile hayât bulup deryâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 204b ·
metinde göster ·
… olunmak iktizâ etdi kim anlar da nehr-i Furât-ı Murâd ile nehr-i Şatt'a mahlût
oldukları
mahaller ma‘lûm ola.
Evvelâ Şatt-ı azîmin bürâderi nehr-i Furât Şat başından cânib-i şimâle on bir konak ba‘îd Erzurûm'da Gürcîstân Boğazı'nda Dumlu Sultân dağı gârından tulû‘ etdüği bin elli altı seyâhatimizde evsâf-ı Erzurûm'da sitâyiş-i nehr-i Furât'ın tulû‘u vü gurûbuyla ve ana munsabb olan enhârlarıyla nehr-i Furât tahrîr olunmuşdur. Ammâ bu nehr-i Şat sebebiyle niçesi yine tahrîr olunmak iktizâ etdi kim anlar da nehr-i Furât-ı Murâd ile nehr-i Şatt'a mahlût oldukları mahaller ma‘lûm ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 205a ·
metinde göster ·
Ammâ bu esrârdan bir ferd-i âferîde âgâh olmadılar. Hemân ol ân Gınâyî Efendi Bitlîs hânına muhabbetnâme ve istimâletnâmeler yazup nâme ile Erganeli Ahmed Ağa mektûblar ile Bitlîs hânı tarafına merkûm muslihîn âdemler ile cânib-i Bitlîs'e müteveccih oldukları sâ‘at tuğların hân üzre gitmeden avdet edüp gelince nefîr-i rıhletler çalınup paşa-yı müdebbir yetmiş bin asker ile Şatt'ı yine Diyârbekir cânibine geçüp "Ağırlık akabimce gelsin", deyü Kudde Mehemmed Kethudâ ile Receb Kethudâ'yı serdâr edüp kendüleri ol gice ılgâr edüp Zırzıvân Boğazı'n geçüp ertesi vakt-i zuhurda kal‘a-i Mardin altında müfîd ü muhtasar çadırlar ile meks edüp anda yem kesdirüp yine ılgâr edüp vakt-i Şâfi‘îde yüğrük atlı olup gelen kırk bin asker ile Saçlı dağın çevirdikde anı gördük, Diyârbekir altından gönderdiği Mehemmed Emîn Paşa meğer cebel-i 214b Saçlı'nın cânib-i erba‘asın muhâsara etmişler. Kûh-ı bî-amân içre sâkinân-ı bî-îmân Ekrâd-ı Yezîdiyânlar taraf taraf paşa-yı mûmâ’ileyh ile tara taba tak deyüp tarafeynden kurşumlaşmada idiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 214a–214b ·
metinde göster ·
… derken giryân giryân olup birbirlerini hançer ile câmi‘de pâre pâre edüp merhûm
oldukları
meşhûrdur. Ol zamân men‘ etmişler ammâ yine ba‘zıları câmi‘de şatranç-ı Leclâc …
Memdûh-ı meşhûr olan cevâmi‘ler bunlardır. Garâbet bunda kim bu câmi‘lerin cümlesi Acem haliçeleriyle ve Isfahân keçeleriyle döşenüp câmi‘in bir tarafında bir azîm sobası vardır. Cânib-i vakfdan mütevellîleri sobalara âteş edüp câmi‘ kapuların ve revzenlerin keçeleyüp cümle câmi‘ler vakt-i şitâda hammâm gibi olup cemî‘i cemâ‘at mübâhase-i ilm edüp tekmîl-i fünûn ederler ve âbdestleri kârcığan taşra çıkup âb-ı hayâtdan nişân verir ıssı suları var. Bunları dahi mütevellîsi ıssı eder. Râhat üzre andan âbdest alup yine câmi‘e girerler. Niçeleri ders kırâ’at etmeden fâriğ olup câmi‘in bir köşesinde hasmıyla sad-renc-i şatranç oynarlar. Mezheb-i Şâfi‘îde mübâhdır ve dahi akliyyâtdır deyü sad-rencbâzlık ve birbirlerine dilnüvâzlık ederler. Şatrancdan fâriğ olup yine derse meşgûl olurlar. Ammâ bir kerre câmi‘ içinde sadrenc oynaşırlarken Ekrâd kavminin kabı dar olmağile birbirleriyle "kışo mışo" derken giryân giryân olup birbirlerini hançer ile câmi‘de pâre pâre edüp merhûm oldukları meşhûrdur. Ol zamân men‘ etmişler ammâ yine ba‘zıları câmi‘de şatranç-ı Leclâc oynarlar. Hâlâ cemî‘i ulemâ-yı Ekrâd ve şeyhülislâmları dahi elbette hançer ile gezerler. Zîrâ sağîr ü kebîri fetâsı ve pîri şecî‘ ü bahâdırlardır ve gâyet musallîlerdir kim niçe bin âdemleri aslâ câmi‘den çıkmazlar. (---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 224a ·
metinde göster ·
… Hân-ı Evvel'in pây-ı semendlerine yüz sürüp "Pâdişâhım, ecdâd-ı ızâmının medfûn
oldukları
Ahlad şehrinde bize bir kal‘a bünyâd eyle." deyü ricâ etdiklerinde bu halka ihs …
Uzun Hasan Şâh bu inhizâm derdinden merhûm olmağile şehr-i Ahlad yine imâr olmayup harâb kaldı. Âhir İrân-zemîn şâhları destine girüp Şâh İsmâ‘îl mutasarrıf iken sene 920 târîhinde Selîm Şâh-ı Evvel'[ün] Çıldır gazâsı ki, meşhûr-ı âfâkdır, Selîm Hân'ın dest-i kahriyle hâh nâ-hâh İsmâ‘îl Şâh münhezim olup firâr etdükde ahâlî-i Ahlad'ın bir cây-ı menâsları olmaduğu ecilden Erzurûm altında Selîm Hân-ı Evvel'in pây-ı semendlerine yüz sürüp "Pâdişâhım, ecdâd-ı ızâmının medfûn oldukları Ahlad şehrinde bize bir kal‘a bünyâd eyle." deyü ricâ etdiklerinde bu halka ihsân-ı firâvânlar edüp kal‘a binâ etme sevdâsında olmayup Kızılbaş-ı nâtıraşa imdâd eden Mısır sultânının boybeği olan Mar‘aş hâkimi Âl-i Zülkadir Sultân Alâüddevle üzre (---) paşayı serdâr eyleyüp Göksun sahrâsında Alâüddevle'yi dahi münhezim edüp yetmiş bin kadar Türkman-ı bî-girân-ı bed-gümân askerin dendân-ı şemşîr-i âteş-tâbdan geçirüp Alâüddevle'nin kelle-i bî-devletiyle yetmiş aded boy beğlerinin kellelerin Mısır'da Sultân Gavrî'ye gönderüp "Hâzırbâş ol kim Mekke ve Medîne pâdişâhı olasın ve Kızılbaşa kırk bin kırmızı şalvarlı Çerkes-i nâkes askeri gönderesin, hâzır-bâş ol!..." deyüp sene 921 târîhinde Gavrî üzre varup Haleb kurbünde Mercidâbık nâm sahrâda Sultân Gavrî'nin yüz bin askerin bi-emri Hudâ kırup Gavrî Haleb'e ve Şâm'a ve Gazze'ye ve Mısır'a firâr edüp sene-i âtîde yine Selîm Hân ile Arz-ı Hasan'da ya‘nî şehr-i Belbîs sahrâsında ceng-i azîm edüp bi-iznillah yine Gavrî askeri cümle seyf-i Selîm'den geçüp Sultân Gavrî dahi ol cengde bir seccâde üzre başsız şehîd bulunduğu müsbetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 239a ·
metinde göster ·
… üleriyle bin mikdârı Muş sahrâsı bîhûş asker olup beğleri livâsı altında me’mûr
oldukları
sefere giderler. Ve yüz elli akçe pâyesiyle kazâ-yı âsumânîdir kim senevî kadıy …
Bu kapunun deryâ tarafı cânibi kıbledir ve bu kal‘a içre cümle hâk-i pâk ile mestûr üç yüz elli aded hâne-i ma‘mûrlar vardır. Süleymân Hân'ın bir câmi‘i ve bir hammâmı ve bir hânı ve yigirmi mikdârı dükkânı vardır. Gayri imârât-ı azîmelerden bir ebniyye-i âliyeler yokdur. Ve bu kal‘a Van eyâletinde Muş paşasının tahtıdır. Beğinin hâssı taraf-ı pâdişâhîden 410.000 yük akçedir. Ve kânûn üzre ber-vech-i adâlet beğine beher sene yigirmi kise olup beş yüz âdemle sancağı kurâların zabt [u] rabt eder. Erbâb-ı zu‘amâsı cümle 44 adeddir ve erbâb-ı timârı 148 adeddir. Alâybeğisi ve çeribaşısı vardır. Kânûn üzre cebelüleriyle bin mikdârı Muş sahrâsı bîhûş asker olup beğleri livâsı altında me’mûr oldukları sefere giderler. Ve yüz elli akçe pâyesiyle kazâ-yı âsumânîdir kim senevî kadıya iki kise olur. Şeyhülislâmı ve nakîbi ve kethudâyeri ve serdârı yokdur. Ammâ şâhbenderi ve bâcdârı ve muhtesibi ve subaşısı vardır. Bir hâkimi dahi kal‘a dizdârıdır kim cebecilere ve yeniçerilere hükûmet eder. Zîrâ Âsitâne tarafından gelir dizdârdır. Ve cümle yüz aded kal‘a neferâtları var, her şeb mehterhânesi çalınır, neferâtları cümle âmâdedir ve kifâyet mikdârı envâ‘ından cebehâneleri ve kırk aded sağîr ü kebîr şâhî darbzen ve kolomborna topları vardır ve leb-i deryâdaki iskelesinde gümrük emîni oturup cemî‘i gelen keştîlerin metâ‘larından öşr-i sultânî alup kal‘a kullarına mevâcib verir yedi yük akçe iltizâmdır. (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 239b ·
metinde göster ·
… nden kiminin kolundan ve gayrı vücûdlarından kanlar cereyân eder ve cümle süvâr
oldukları
atları eğerli ve uyanlı aslan u kaplan ve bebr ü peleng ve câmûs-ı beyâbânî ve …
Sebeb-i tesmiyyesi oldur kim bu diyâr dest-i Ermen'de iken bir harâbe zemîn-i bî-hâsıl idi. Bir gün bir kabîle-i Ermenî bu mahalden ubûr ederlerken görseler kim bir alây-ı azîm asker hayme vü hargâhlarıyla meks etmişler. Bu tâ’ife-i Ermenî bunların mâbeynlerine girüp ba‘zı haymelerde meks ederler. Görseler kim bir alây yüzü münevver âdemler, ammâ kimisinin gerdeninden kiminin kolundan ve gayrı vücûdlarından kanlar cereyân eder ve cümle süvâr oldukları atları eğerli ve uyanlı aslan u kaplan ve bebr ü peleng ve câmûs-ı beyâbânî ve esb-i hâmûnî ve sığın-ı kûhî ve ejderhâ ve evren-i su‘bânî bu makûle hayvânâtları bu kabâ’il-i Ermenîler gördüklerinde içlerinden biri su‘âl edüp eydür: "Sultânım siz kimlersiz" der.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 244b ·
metinde göster ·
… ver-i hünerverlerdir. Hakkâ ki erceyş askerlerdir kim 245a beğleri ile me’mûr
oldukları
sefere giderler.
Hâlâ beğinin kânûn üzre hâssı 300.000 akçedir. Beğine senevî on kise olup bin aded askeriyle hükm eder. Erbâb-ı timârı 86 aded ve erbâb-ı zu‘amâsı 14 adeddir. Alâybeği ve çeribaşısı ve yüzbaşısı vardır. Bunlar kânûn üzre cebelüleriyle bin aded güzîde ve müsellah ve müretteb cengâver ve dilâver ü server-i hünerverlerdir. Hakkâ ki erceyş askerlerdir kim 245a beğleri ile me’mûr oldukları sefere giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 244b–245a ·
metinde göster ·
… mâyûn vâki‘ olsa erbâb-ı timârı alâybeğisi ile Van paşası livâsı altında me’mûr
oldukları
sefere giderler. Ve bu hâkimler me’mûr oldukları sefere veyâhud Van derneğine g …
Bâlâda tahrîr olunan Hükûmet-i Pinyanişî ve Hükûmet-i Mahmûdî ve Hükûmet-i Hakkarî ve Hükûmet-i Bitlîs, bu dörd aded hükûmetler hîn-i fetihde Sultân Süleymân ahidnâmeleriyle bunlara kendü vilâyetleri sancak tarîkiyle verilmişdir ve sancak i‘tibâr olunur. Lâkin yurdluk ve ocaklık üzre hükûmet olup sâ’ir ümerâlar gibi azl [u] nasb kabûl etmezler. Biri fevt olsa yerini oğluna veyâhud müsinn akrabâ-yı müstehakkına verilir, gayriye verilmez. Lâkin eyâletlerinde sâ’ir sancaklar hâki tahrîr olunduğu gibi tahrîr olunup ebvâb-ı mahsûlâtı timâr u ze‘âmet kayd olmuş ma‘mûr kurâları vardır. Bir sefer-i hümâyûn vâki‘ olsa erbâb-ı timârı alâybeğisi ile Van paşası livâsı altında me’mûr oldukları sefere giderler. Ve bu hâkimler me’mûr oldukları sefere veyâhud Van derneğine gelmese sancağı oğluna ya akrabâ-yı elyakına sadaka olunup mülkiyyet üzre zabt edüp mefrûzu'l-kalem ve maktû‘u'l-kadem hükûmetlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 255a ·
metinde göster ·
… n paşası livâsı altında me’mûr oldukları sefere giderler. Ve bu hâkimler me’mûr
oldukları
sefere veyâhud Van derneğine gelmese sancağı oğluna ya akrabâ-yı elyakına sadak …
Bâlâda tahrîr olunan Hükûmet-i Pinyanişî ve Hükûmet-i Mahmûdî ve Hükûmet-i Hakkarî ve Hükûmet-i Bitlîs, bu dörd aded hükûmetler hîn-i fetihde Sultân Süleymân ahidnâmeleriyle bunlara kendü vilâyetleri sancak tarîkiyle verilmişdir ve sancak i‘tibâr olunur. Lâkin yurdluk ve ocaklık üzre hükûmet olup sâ’ir ümerâlar gibi azl [u] nasb kabûl etmezler. Biri fevt olsa yerini oğluna veyâhud müsinn akrabâ-yı müstehakkına verilir, gayriye verilmez. Lâkin eyâletlerinde sâ’ir sancaklar hâki tahrîr olunduğu gibi tahrîr olunup ebvâb-ı mahsûlâtı timâr u ze‘âmet kayd olmuş ma‘mûr kurâları vardır. Bir sefer-i hümâyûn vâki‘ olsa erbâb-ı timârı alâybeğisi ile Van paşası livâsı altında me’mûr oldukları sefere giderler. Ve bu hâkimler me’mûr oldukları sefere veyâhud Van derneğine gelmese sancağı oğluna ya akrabâ-yı elyakına sadaka olunup mülkiyyet üzre zabt edüp mefrûzu'l-kalem ve maktû‘u'l-kadem hükûmetlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 255a ·
metinde göster ·
Andan ke'l-evvel yine karavullar gelüp cümle me’mûr
oldukları
yerlere gidüp sekiz bin güzîde asker-i pür-silâh ile Mahmûdî beği sağ çarkaya g …
Andan ke'l-evvel yine karavullar gelüp cümle me’mûr oldukları yerlere gidüp sekiz bin güzîde asker-i pür-silâh ile Mahmûdî beği sağ çarkaya gitdi ve altı bin yiğit ile Malazgird beği sol çarkaya gitdi ve altı bin yiğit ile Mahmûdî'den Şeref Beğ ve Bâyezîd beği orta çarkaya gitdi. Ercîş ve Âdilcevâz ve Muş ve Tekmân ve Kuzucân ve Pasin ve Avnik ve Hınıs beğleri cümle sağ cenâh oldular ve Karni ve Hiron ve Espa‘ird ve Meksen ve Şervi ve Kesân ve Espa‘ird beğlerinin askerleri sol cânibe cenâh olup on iki bin asker ile Hakkarî hânı Paşa'nın kendi çarkası ve yüğrük bayrağı önünde Hakkarî talî‘a-i asker oldu ve sâ’ir ümerâ-yı Ekrâdlardan Zerikî beği askeri ve Ağakis ve Benî Kutur'dan ve Berda‘ ve Erecik'den ve Şureger ve Çobanlu ve Alagir ve Körladik beğlerinin cümle on bin asker ile ve cümle huddâmân-ı seyis ü sarrâc ve akkâm ü meş‘alciyân ve orducu ve bâzârcılar ile yigirmi bin asker ordu-yı İslâm'ın yurd yerinde kazandibi nâm asker kalup ordu etrâfında karavullar ta‘yîn olunmak fermân olunup yurd yerin muhkem edüp andan Van kulunun (---) aded sağ kolu paşanın sağında ve sol kolu cümle (---) aded paşanın solunda âmâde durdular ve yigirmi yedi sancak asker Paşa'nın yemîn [ü] yesârında âmâde oldular. Ve Van kal‘ası piyâdeleriyle sâ’ir kılâ‘ neferâtlarının askeriyle Hakkarî piyâdeleri ve kapukulunun altı oda yeniçeri ve cebeci ve topcu ve azeb-i hisâr ve hisâr erleri cümle on iki bin piyâde asker içinde yigirmi sekiz aded şukka-i alem olup bu piyâde-i cüyûş içre 268a cümle elli aded şâhî toplar ve on pâre kolomborna toplar ve dörd pâre balyemez topları bu piyâde asker içre Van câmûsları keşân-ber-keşân Van kulunun yaşlı ve taşlı ve Hasanî ve Hüseynî ta‘bîr etdikleri güzîde asâkir-i müsellahlar mezkûr top-ı kal‘a-kûbların yemîn ü yesârında toplarla âheste gitmek fermân olunup üç bin piyâde serdengeçdi asker dahi toplar akîbince me’mûr oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 267b–268a ·
metinde göster ·
… top menzili kaldıkda cümle iş erleriyle ve cemî‘i ümerâlar ile mukaddem ma‘hûd
oldukları
yerlere ve dağlara ve taşlara İspir keçisi tırmaşır gibi ve mûr-ı mâr sarılır g …
Bu tertîb üzre ceng tablına tarralar urulup mahall-i ma‘rekeye bir top menzili kaldıkda cümle iş erleriyle ve cemî‘i ümerâlar ile mukaddem ma‘hûd oldukları yerlere ve dağlara ve taşlara İspir keçisi tırmaşır gibi ve mûr-ı mâr sarılır gibi yalçın kayalara cümle piyâde olup ve atlılar tırmaşup Malazgird beği ibtidâ hânın vezîri olan Çâker Ağa'nın olduğu Dehdîvân dağına havâle olup âmâde durdu ve sol tarafda Âvîh dağı üzre meterisde olan hânın Arab Halîl Ağası üzre Şervi beği ve Karni beği havâle olup durdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 268b ·
metinde göster ·
… e rûz-ı rûşende deryâ-misâl asker gidüp şehri kat-ender-kat çevirüp cümle âmâde
oldukları
haberi Paşa'ya gelüp hemân kuşluk vaktinde sa‘d sâ‘at-i tâli‘-i meymûnda bir ke …
Netice-i kelâm cümle asâkir-i İslâm şehr-i Bitlîs'in cânib-i erba‘asın ta giceden piyâdeler gidüp ve rûz-ı rûşende deryâ-misâl asker gidüp şehri kat-ender-kat çevirüp cümle âmâde oldukları haberi Paşa'ya gelüp hemân kuşluk vaktinde sa‘d sâ‘at-i tâli‘-i meymûnda bir kerre dahi Allah denilüp ceng-i harbîler çalınup işâret-i ma‘hûde üzre Paşa kolundan kolomborna ve balyemezler ve Vanlı tarafından cümle şâhîlere âteşler olup sadâ-yı Allah Allah kopup el-azametullah bu kadar top-ı kûbların gülleleri taşa, taşlar dahi başa isâbet edüp Hân meterislerinde sâbit-kadem olanlar bu kere târumâr u allak bullak olup yine ber-karâr olup anlar dahi derûn-ı dilden ve cân u gönülden bir gülbâng-ı Muhammedî'ye rehâ buldurdular kim ka‘r-ı zemînde hamele-i arz-ı bakarı ditredüp semâda kerrûbiyânlar vehm-nâk olup zirâ iki İslâm askeri, anlar da Allah Allah derler, bizim asker de Allah Allah derler. Bu bâzârın bey‘ u şirâsında hakîr dem-beste ve hayrân kaldım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 268b ·
metinde göster ·
… hbâz u şehnâz u dilâver fetâ ve server-i hünerverleri var imiş. Bunlar münhezim
oldukları
ma‘lûmları oldukdan sonra benî Âdem demi dem-be-dem nühûr gibi cereyân ederken …
Bu minvâl üzre paşa huzûruna yigirmi kulak ve on burun ve on beş ve yigirmi burun ve kırk kulak ile gelmiş ulak u solak yiğitler var idi. Ammâ hakku'l-insâf budur kim bozmak, bozulmak Allah elindedir. Hakkâ ki Hân askerinin Rujikiyân'ında dahi bahâdır u şehbâz u şehnâz u dilâver fetâ ve server-i hünerverleri var imiş. Bunlar münhezim oldukları ma‘lûmları oldukdan sonra benî Âdem demi dem-be-dem nühûr gibi cereyân ederken hân askerinin "Benem diğer nîst!" diyen aşîret beğlerinden Mahmûd beği ve Manur beği ve Güvaz ve Kesvatil ve Tanahlı ve Kendir dereli kefenleri der-gerden edüp Güzeldereli Muslı Ağa güzel hempâ olup Hayderîler ile Haydâr-ı kerrâr-vâr kerrât-be-kerrât Hakkarî ve Ercîş ve Malazgirdli üzre selle seyf olup seyf-i Rujikî urmuşlardır kim bizim Hakkarî Çeluların ol kayalar içre demet demet edüp kırdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 269b ·
metinde göster ·
Diyârbekir ziyâretlerinde mufassal tahrîr olunmuşdur. Ammâ ol Azîz-i şehîdin ec …
eş-Şeyh Hazret-i Koçağa Sultân: Hazret-i Ebâbekir'e silsile-i zülâleleri müntehî olur tarîk-ı Hâcegânda ulu sultândır. Diyârbekir'de sâkin iken fâtih-i Bağdâd Sultân {Murâd} şehîd etdüği Rûmiyye şeyhi azîzin bu Koçağa Sultân ol Azîz-i şehîdin ecdâd-ı ızâmıdır. Azîz-i merhûm sene (---) târîhinde Acem bu Rûmiyye'ye istîlâ idince Azîz-i sa‘îd Diyârbekir'e hicret edüp âhir sene 1038 târîhinde Diyârbekir içre Murâd Gâzî elinde münâfıklar iğvâsıyla ma‘nûkan şehîd oldukları Diyârbekir ziyâretlerinde mufassal tahrîr olunmuşdur. Ammâ ol Azîz-i şehîdin ecdâdı koçağa sultân şehr-i Rûmiyye içre hâkisteri medfûndur. Hâlâ bir ulu âsitânedir. Cânib-i etrâfı gül-i gülistân içre bir tekye-i Hâcegândır kim üç yüz aded dervîşândan ziyâde fukarâları vardır. Ve sarâyları ve bâğ u bâğçeleri hâlâ imâristândır. Kavm-i Acem bu sultâna mu‘tekidlerdir. Ve âyende vü revendeye ni‘metleri mebzûldur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 296a ·
metinde göster ·
Ba‘dehû 320a bâr-ı sakîl olan cebehâne ve hayme vü hargâh makûlesi eşyâları bu kal‘a-i Sîn'e leb-ber-leb edüp kal‘a-i Sîn'i cebehâne ile gereği gibi pür-silâh edüp âmâde eder ve Halîl Paşa ile Zülfikâr Paşa'yı ve niçe ümerâları muhâfazasına ta‘yîn edüp kendüleri Bağdâd muhâsarasına revâne olup bi-emri Hayy-ı Kadîr Bağdâd'ın fethi müyesser ve mukadder olmayup avdet etdikde şâh-ı Acem gördü kim bu kal‘a-i Sîn ve kal‘a-i Çiğ Ahmed dest-i Âl-i Osmânî'de oldukda Bağdâd üzre rahneden hâlî değillerdir deyü kal‘a-i Sîn üzre ve Çiğ Ahmed kal‘ası üzre Irâk askeriyle gelüp cenge âheng olmadan derûn-ı kal‘a-i Sîn'de mahsûr olan asker kal‘ayı cümle cebehânesi ve mühimmât-ı levâzımâtıyla bırağup firâr ederek kal‘a-i Musul'a vâsıl oldukları sâ‘at Sîn kal‘asın Kızılbaş-ı bed-ma‘âşa viren mîr-i mîrânları ve gayrı ümerâları ve cümle iş erlerin katına kığırup eydür:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 319b–320a ·
metinde göster ·
… Zıllî-yi Ser-zergerân-ı Dergâh-ı âlî'den istimâ‘ etdik. Zîrâ ol gazâlarda bile
oldukları
haysiyyet ile bu gûne tahrîr olunmuşdur.
Bu mertebe sergüzeşt [ü] serencâmları peder-i azîzim merhûm Dervîş Mehemmed Ağa-yı Zıllî-yi Ser-zergerân-ı Dergâh-ı âlî'den istimâ‘ etdik. Zîrâ ol gazâlarda bile oldukları haysiyyet ile bu gûne tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 334a ·
metinde göster ·
… -i Ahıska ve eyâlet-i Erzurûm ve eyâlet-i Tarabefzûn, bunlar intihâ-yı serhadde
oldukları
cihetinden taht-ı Bağdâd'a gelmemişlerdi. Ammâ hizmet-i Bağdâd'da kalan eyâlet …
Evvelâ mühür sâhibi Kara Mustafâ Paşa'yı kapusu kuluyla on iki bin askeriyle serdâr-ı mu‘azzam edüp hudûd-ı Bağdâd'ı kat‘ etmeğe me’mûr eder. Ve eyâlet-i Diyârbekir ile Melek Ahmed Paşa'yı yine hudûda ve muhâfazaya me’mûr eder. Ve eyâlet-i Şâm ve eyâlet-i Tarabulu's-Şâm ve eyâlet-i Haleb ve eyâlet-i Mar‘aş ve eyâlet-i Urfa ve eyâlet-i Adana ve eyâlet-i Karaman ve eyâlet-i Sivas ve eyâlet-i Anadolu ve bu mezkûr on iki eyâletler ile cümle seksen bin güzîde asker Vezîria‘zam Kara Mustafâ Paşa {ile} Bağdâd hâricinde meks edüp muhâfazacı kaldılar. Ammâ Kapudan Paşa eyâletiyle Rûmeli eyâleti ve Mısır Beği Çerkes Şevârib Beğ bunlar pâdişâhdan me’mûr olup gitdiler. Ammâ eyâlet-i Van ve eyâlet-i Kars ve eyâlet-i Ahıska ve eyâlet-i Erzurûm ve eyâlet-i Tarabefzûn, bunlar intihâ-yı serhadde oldukları cihetinden taht-ı Bağdâd'a gelmemişlerdi. Ammâ hizmet-i Bağdâd'da kalan eyâlet vezirlerinin zîr-i livâları hükûmetinde cümle yüz beş aded sancak beğleriyle kırk bin asker bîrûn-ı Bağdâd'da meks edüp cemî‘i meteris yerlerin mâl-â-mâl edüp düzleyüp muhâfaza ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 338b ·
metinde göster ·
… bu kadar mâl-ı erzâklarıyla hemân bir gice Hille kal‘asın bırağup Musul'a vâsıl
oldukları
sâ‘at Hüsrev Paşa da kal‘ayı Kızılbaş'a bî-ceng verenlerin 352b ser-i kârda o …
Ve Halîl Paşa ve Zülfikâr Paşa ve Karaman Paşası Bali Paşa'yı eyâletleriyle muhâfaza-i Hille'ye koyup kendüleri Musul'a vâsıl oldular. Çünkim bu kal‘a nehr-i Murâd sâhilinde ummân olup Osmânlı mâl-â-mâl oldu ve nehr-i Şatt kenârında kal‘a-i Musul imâr olup sedd-i Osmânlı oldu. Derûn-ı Bağdâd'da olan Kızılbaş gördüler kim bu iki kal‘a dest-i Osmânlı'da imâr olalı kal‘a-i Bağdâd'a keleklerle zahîre gelmez oldu. Hemân kavm-i Acem Bağdâd'dan yetmiş seksen bin asker ile bu kal‘a-i Hille üzre gelirken derûn-ı Hille'de olan asâkir-i İslâm kavm-i Acem'e mukâvemet idemeyeceklerin bilüp bu kadar cebehâne ve bu kadar mâl-ı erzâklarıyla hemân bir gice Hille kal‘asın bırağup Musul'a vâsıl oldukları sâ‘at Hüsrev Paşa da kal‘ayı Kızılbaş'a bî-ceng verenlerin 352b ser-i kârda olanların cümle kılıçdan geçirdi. Beri tarafda Kızılbaş kal‘a-i Hille'ye istîlâ edüp dahi metîn ü müstahkem etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 352a–352b ·
metinde göster ·
… aşâ’irler vardır ammâ tuğ ve tabl u alem sâhibi değillerdir. Hîn-i gazâda sâkin
oldukları
mîr-i livâların sancağı altında sefer eşerler. Eyâlet-i Diyârbekir'de ve eyâlet …
Ammâ eyâlet-i mezbûrede yüz altmış aded dahi mîr-i aşâ’irler vardır ammâ tuğ ve tabl u alem sâhibi değillerdir. Hîn-i gazâda sâkin oldukları mîr-i livâların sancağı altında sefer eşerler. Eyâlet-i Diyârbekir'de ve eyâlet-i Van'da ve eyâlet-i İmâdiyye'de böyle hükûmetler ve böyle ocaklık mîr-i aşîretler vardır. Ve bu livâlarda cümle ze‘âmet ü timâr ve hâs kurâları vardır ammâ hükûmet add olunan livâlarda timâr ve ze‘âmet ve hâs yokdur. Ammâ bu eyâlet-i Şehrezûl'da paşanın üç bin askeriyle yigirmi sancak askeri cümle-i cümele otuz bir bin altmış aded cengâver asker-i dilâverândır. Pâdişâhlar ve sipehsâlârlar Bağdâd üzre sefere gelseler bu Şehrezûl vâlîsi talî‘a-i asker olup çarkacı olur. Zîrâ iklîm-i Irâk'ın ve diyâr-ı Fâris'in fârisü'l-meydânı asâkir-i Şehrezûr-ı zor-âverler ve server ü hünerverlerdir. Ammâ her sancakda alâybeği ve çeribaşı yokdur. İllâ Erbîl ve Şehrezûr ve Kerkük sancaklarında alâybeği ve çeribaşı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 372b ·
metinde göster ·
sefere mükellef ü mükemmel güzîde asker ile giderler.
Cezîre sancağında olan mîr-i aşâ’irleri beyân eder: Cümle on iki aded aşîret beğleridir. Ammâ tabl [u] alem sâhibi değillerdir, ammâ beğleriyle me’mûr oldukları sefere mükellef ü mükemmel güzîde asker ile giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 385a ·
metinde göster ·
… ekiz yüz asker olur. Beş yüz asker de beğinin olur. Diyârbekir vâlîsiyle me’mûr
oldukları
sefere eşerler, ammâ güzîde pür-silâh askerdir. Kürdistân askeri içre bu Si‘îrd …
Ba‘dehû sene 921 târîhinde Diyârbekir Vâlîsi Selîm Hân-ı Evvel Vezîri Bıyıklı Mehemmed Paşa Monla İdrîs (---) re’y [ü] tedbîriyle bu Si‘îrd hânı itâ‘at edüp memâliki kendüye mü’ebbed verilmişdi. İnkırâz bulup hâlâ Diyârbekir eyâletinde sancakbeği tahtıdır. Beğinin hâssı 223.772 akçedir. Ze‘âmeti 7 ve tîmârı 123, alaybeğisi ve çeribaşısı vardır. Kanûn üzre cebelüleri ile cümle sekiz yüz asker olur. Beş yüz asker de beğinin olur. Diyârbekir vâlîsiyle me’mûr oldukları sefere eşerler, ammâ güzîde pür-silâh askerdir. Kürdistân askeri içre bu Si‘îrd kavminin nısfu'l-leylde haymelerin bulmak isteyen oran çağırdıkda teşrîfât üzre "Dâr-ı Sa‘îd" deyü oran çağırup andan bulunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 3b ·
metinde göster ·