Hemân cemî‘i ulemâ ve sulehâ ve fuzalâ cesed-i şerîfini gasl etmek murâd edindikleri mahalde Ayasofya'nın Terlerdirek küncinden bir sadâ zâhir olup, "Merhûm u mağsûldur, hemân defn edün" deyü nidâ gelince cümle hâzırûn dembeste ve hayrân oldular. Andan cümle meşâyihân Yâvedûd Sultân'ın na‘ş-ı şerîfin tâbûta koyup Şehîdkapu'sunda defn etmek murâd edinüp bi'z-zarûrî tâbûtu götürenler kendülerin Emînönü İskelesi'nde bulup andan bir kayığa süvâr olup berk-i hâtif gibi kayık kürek çekmeden ve yelken açmadan Ebâ Eyyûb-ı Ensârî hazretleri kurbünde karâr edüp hemân tâbût kayıkdan bi-emrillâh çıkup ol mahalde kazılmış bir mezârda tâbût durup ardı sıra cümle guzât ve ulemâlar varup istimâ‘ etdiler kim mezkûr kabirden Yâvedûd ismi istima‘ olunurdu. Cümle ulemâ ve sulehâ na‘ş-ı şerîfi ol kabr içre defn edüp gitdiler. Anıniçün ol kabr-i şerîfe hâlâ türbe-i Yâvedûd iskelesi derler ve's-selâm ve Rahmetullâhi aleyhi ale'd-devâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 30a ·
metinde göster ·
… ile deryâ beğleri deryâya alarka olup volta urup deryâyı muhâfaza etmeğe me’mûr
oldular. Andan
sâ’ir şayka ve karamürseller dahi cümle mühimmât [u] levâzımâtların kenâr-ı lim …
Evsâf-ı cezîre-i ma‘den-i zeheb-i kibrît ya‘nî cezîre-i Ikrît : Hemân cezîre-i Girid'in şimâlî cânibinde kal‘a-i Todori nâm kal‘anın mukâbelesinde süd-limân hevâda cümle keştîler lenger-endâz olup tarfetü'l-ayn içre taşra asker döküp ve iki pâre kolomborna toplar ve gayrı cebehâne ve mühimmâtlar çıkarup sepet-i siperler sürüp kal‘ayı cümle guzât-ı müslimîn muhâsara edüp iki sâ‘at cenge tahammül etmeyüp içinde olan soltat ve murtât kefereler haçlı peykerlerin ser-nigûn edüp vakt-i fecrde papasları taşra çıkup serdâr-ı mu‘azzama vere ile miftâhların teslîm idüp içinde olan kefereler firkatelerine süvar olup seg-ber-cehennem Çuka cezîresine gitdiler. Hemân kal‘ayı kabza-i tasarrufa alup limanına gemileri çeküp ol 271a mahalde gemileri hıfz içün leb-i deryâya siperler ardına balyemez toplar koyup Karaman eyâletiyle Adana eyâletin muhâfazacı koyup ân-ı sâ‘atde cümle donanma kal‘a-i Hanya'ya muttasıl Nazarta nâm limana lenger bırağup cümle pür-silâh askeri hayme ve hargâhlarıyla ve yetmiş pâre balyemez top ve kırk aded kolomborna top ve iki yüz aded şâhî darbzen topları mühimmâtlarıyla taşra çıkarup cümle asker-i deryâ-misâl topları çekerek kal‘a-i Hanya bir top menzili ba‘îd gitmede, beri tarafda Nazarta limanı beş rûzgârdan emîn olmağıla cümle donanmayı anda yerleşdirüp cümle Cezâyirli ve Tunus ve Tarabuluslu ve cümle yetmiş pâre kadırga ile deryâ beğleri deryâya alarka olup volta urup deryâyı muhâfaza etmeğe me’mûr oldular. Andan sâ’ir şayka ve karamürseller dahi cümle mühimmât [u] levâzımâtların kenâr-ı limana döküp eyâlet-i Sivas bu limanın hıfz [u] hırâsetine me’mûr oldular. Bu liman Hanya kal‘asının cânib-i garbîsinde Nazarot limandır. Ammâ hamd-i Hudâ suhûletle kabza-i teshîre alındı. Bu liman Mora cezîresindeki Kabaca Burnu'na altmış mil karîb olmağıla ibtidâ Todori kal‘ası ve bu liman feth oldu kim karşu Mora tarafından imdâd-ı asker geçmek âsândır. Ve bu Nazarata limanının leb-i deryâsına ve liman ağzına azîm tabyalar çatup içine mefret balyemez toplar koyup limanda yatan gemileri hıfz [u] hırâset ederdi. Ve deryâda yigirmişer otuzar mil alarka karavullar firkateleri gezerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 270b–271a ·
metinde göster ·
… n Halîfe Hişâm'dır. Andan yine dârü'l-mülkü olan Şâm-ı cennet-meşâma müteveccih
oldular. Andan
yine tâ’ife-i Gürcîstân istilâ etdi. Andan Azerbaycân şâhlarından Karakoyunlu K …
Galat-ı meşhûr üzre elsine-i nâsda Ahıska, Ahkıska ve Ahçıska ve Akıska ve Akhısha {ve Akısha} derler. Zîrâ cânib-i erba‘asında elsîne-i muhtelife tekellüm eder benî Âdem çok olmağıla her biri bir lehce ile nâm komuşlardır ammâ Defterhâne-i pâdişâhîde "Eyâlet-i Çıldır'a mutasarrıf vezîrim fülân paşa" deyü tahrîr olunur. İbtidâ bu kal‘a-i metînin bânîsi sâhib-i eyvân, tâk-i kisrâ Enûşirvân-ı Gürcîstân'dır kim Hazret-i Resûl-i Kibriyâ Muhammedü'l-Mustafâ sa‘âdetle rahm-i mâderden müştakk olup bu edîm-i arza kadem basdıkda bu Enûşirvân üstâd-ı kâmil kâhin idi. "Hây! Âhir zamân Muhammedi sâhib-i hurûc bu gice zuhûr etdi" deyü bu kal‘a esâsına mübâşeret etdüğü İskender târîhinden Vilâdet-i Resûlullah'a gelince 882 sene olmuşdu kim bu kal‘a binâ olunup ol kadar imâristân oldu kim Enûşirvân her sene Bağdâd-ı behişt-âbâddan gelüp bu Ahıçka'da altı ay yaylağ faslı ederdi. Zîrâ hâlâ âb [u] hevâsı latîfdir. Andan sonra bu kal‘a üzre niçe bin mülûk tama‘a düşüp mâlik-i Ahıçka 321a oldukların biz mâ-vaka‘ı üzre tahrîr eylesek bir mücelled kitâb olur. Ancak be-kavl-i târîh-i Şerefnâme, hicret-i Nebeviyye'nin sene (---) târîhinde Âl-i Emevîden Hişâm b. Abdülmelik hazretleri Şâm'dan deryâ-misâl asker ile Haleb ve Ayntâb ve Mar‘aş ve Malatıyye ve Diyârbekir ve Erzurûm kılâ‘ların feth ederek gelüp bu kal‘a-i Ahıçka'yı feth edüp ibtidâ dârü'l-mülk-i İslâm sedd-i Gürcîstân olan bu kal‘a-i Ahıçka'dır, andan asâkir-i bî-pâyân gönderüp Tiflis [u] Tomanis ve Gence ve Şirvân ve Bâbü'l-ebvâb'ı ve vilâyet-i Dağıstân'ı cümle feth edüp İslâm ile müşerref eden Emîrü'l-mü’minîn Halîfe Hişâm'dır. Andan yine dârü'l-mülkü olan Şâm-ı cennet-meşâma müteveccih oldular. Andan yine tâ’ife-i Gürcîstân istilâ etdi. Andan Azerbaycân şâhlarından Karakoyunlu Kara Yûsuf Şâh, mâlik oldu. Timur Hân sâhib-i hurûc olup Kara Yûsuf üzre geldikde Kara Yûsuf, salâbet-i Timur'a tâkat getiremeyüp Kara Yûsuf Âl-i Osmân'dan Yıldırım Bâyezîd Hân'a firâr edüp ba‘dehû bu kal‘a-i Ahıçka'ya Sultân Uzun Hasan mâlik oldu. Ba‘dehû Timur Uzun Hasan Şâh üzre geldikde Hasan Şâh âkılâne hareket edüp Timur-ı bî-nûrun pây-i semendine yüz sürüp rikâbında piyâde yürüyen on bir pâdişâh ile berâber Hasan Şâh dahi yürüyüp Hasan Şâh'a yine vilâyet-i Azerbaycân'ı ihsân edüp nehb [u] gâret etmedi. Andan sonra devlet-i Azerbaycân Şeyh Safî evlâdlarından şâh-ı İrân-zemîn olan Şâh İsmâ‘îl destine girüp bu Ahıska'yı yaylağ edüp cemî‘î Gürcîstân tümenin kendüye mutî‘ [u] münkâd edüp asr-ı Bâyezîd Hân'da vilâyet-i Âl-i Osmân'ın dâr [u] diyârların harâb u yebâb ederek tâ Arpa Çukuru nâmıyla ma‘rûf olan Sivas'a gelince yedi eyâlet yeri kabza-i tasarrufa aldı. Ol asrda Şehzâde Selîm Hân-ı Evvel, Tarabefzûn hâkimi idi. Kağan arslan gibi şâh-ı bed-fi‘âl askerinin kâhîce ardın alup tîğ-i Selîm'den geçirirdi. Cenâb-ı Bârî yârî kılup taht-ı Âl-i Osmân, Selîm Hân'a erzânî oldukda ibtidâ Niyyetü'l-gazâ! deyüp Şâh İsmâ‘îl üzre deryâ-misâl asker ile gelüp bu Çıldır sahrâsında bir ceng [ü] savaş-ı perhâş edüp yüz bin kızılbaş-ı evbâş, sürhserânların serleri seyf-i Muhammedî ile tırâş olup ancak Şâh kuş cânıyla cân atup cânib-i Azerbaycân'a cân düşürüp halâs olduğu cemî‘î tevârîh-i Âl-i Osmân'da mestûrdur kim tahrîri lâzım değildir. Andan Selîm Hân bu kal‘a-i Ahıska'yı feth eyleyüp cümle Gürcîstân'ı mutî‘ [u] münkâd etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 320b–321a ·
metinde göster ·
Sarrâc Mehemmed Çelebi aldı ve şükr-i Hudâ eyledi. Bu kerre bizi bu çeşmeye get …
Andan Resmî Çelebi Bismillah ile varup bilâ-tereddüd nûş etdi. Andan Muhzırzâde vardıkda kesilüp yine akdıkda alup nûş etdi. Buna cümle yârân bir netîce-i kelâm veremediler. Andan bizim bir gulâmımız varup bî-bâk u bî-pervâ nûş etdi. Hemân cümle yârân teveccüh-i asâyı hakîre dikdiler. Elbette siz de içersiz, deyü ibrâm [u] ilhâh teklîf-i mâlâ yutâk etdiler. Hakîr eyitdim "Bre âşıkân-ı sâdıkân, biz bu gûne âlüfte ve âşüfte hezâr âşinâ seyyâh-ı âlemiz. Bu hakîre bu teklîfi etmen" deyü ricâ etdikçe cümle yârân gülerek musırr olup "Elbette bizim mâhiyyetimize vâkıf oldun. Bir de seni görelim" deyü cebr-i mübrem-i kesîr etdiler. Hakîr dahi kendi hâlimden haberdârım ammâ yine derûnumda bir havf eseri idi. Hemân ecdâd-ı nâmım Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî hazretlerinin rûhâniyyetinden istimdâd taleb edüp Bismillah ile keşkülü ele alup mâ-i tâhirden 143a bu hakîr-i pür-taksîr tâhir sudan nûş etdim. Cümle yârân şâdumân oldular. Andan Sarrâc Mehemmed Çelebi aldı ve şükr-i Hudâ eyledi. Bu kerre bizi bu çeşmeye getiren Yürük kocasına teklîf etdiklerinde "Oğullar, benim tâli‘im yokdur. Belki su kesile" sevdâsında olup vardıkda alamayup ana dahi gülüşüp "Bre koca sen de mef‘ûl imişsin" deyü vâfir şakalar etdiler. Netîce-i merâm bu yalçın kayadaki çeşmeden yetmiş aded kimesne su içmeğe kasd edüp ancak beş kimesne nûş edüp gayriye müyesser olmadı. Bir garâ’ib ve acâ’ib mutalsam-ı ayn-ı câriyedir. Kimesne bu çeşmenin keyfiyyet-i esrârından vâkıf olamayup ertesi kırk birinci gün Sofya'ya dâhil olduk. Ammâ bu Vitoş yaylasında niçe yüz ibret-nümâ alâmetler ve âsâr-ı binâlar var kim âdemin aklı gider. Hatta bir ibret-nümâ binâ-yı kadîm var, cemî‘i mülûk anı Ferhâdî külünkler ile nakb edüp bir isr-i kâr etdirememişler. "Tûfândan sonra Sofya'da sâkin olan Sırfâyil oğlu Sırfa'nın kenzidir ve kabri kendidir" deyü kavm-i Latin ol zu‘mdadır. Ammâ diyâr-ı Rûm'da ve eyâlet-i Rûm-ı merzbûm-ı edna'l-arzda Hâlık-ı Kevneyn'in halk etdiği yetmiş aded kûh-ı serbülend ve yaylağ-ı dil-pesendler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 142b–143a ·
metinde göster ·
… ümle halkı şâhsevenlerdir. Bunda bu kadar asker sığamayup cümle köylere perîşân
oldular. Andan
yine taraf-ı şarka 5 sâ‘atde,
Karye-i Çökeç: Şiddet-i şitâdan gidemeyüp bu karye-i Çökeç'de çökdük. Yüz hâneli 192b ma‘mûr köydür ve hâss-ı hümâyûndur. Ammâ cümle halkı şâhsevenlerdir. Bunda bu kadar asker sığamayup cümle köylere perîşân oldular. Andan yine taraf-ı şarka 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 192a–192b ·
metinde göster ·
… i bu Mardin'e rağbet edüp Dârâ Şâh'ın destinden dest-i kahr ile alup mutasarrıf
oldular. Andan
yine Ermenî keferesi destine girdi.
Ba‘dehû kefere-i Rûm bu Dârâ Şâh'ı 210b münhedim edüp cümle Âzerbaycân u İrân u Turan'a Yunaniyân istîlâ edüp Dârâ Şâh'ı harâca kesüp bu kal‘a-i Mardin'e mâlik olup binâ-yı azîm düyûrlar ihdâs etdiler. Zirâ Hazret-i İsâ aleyhisselâm asrında bu Mardin içre Buhtunnasr-ı sâhib-hurûcun bir puthâne-i âteşgedesi var idi. Buhtunnasr hûn-ı Yahyâ talebiyçün bu Mardin'den hurûc edüp Haleb'i ve Şâm'ı ve Beyt-i Makdis'i ve Beytü'l-hazân'ü ya‘nî şehr-i Safet'i ve Taberistân'ı ve Askalân'ı ve Arz-ı Hasan'ı ve Arz-ı Mısr'ı umûmen harâb u yebâb edüp yine kal‘a-i Mardin'e geldi. Anınçün Rûm kefereleri bu Mardin'e rağbet edüp Dârâ Şâh'ın destinden dest-i kahr ile alup mutasarrıf oldular. Andan yine Ermenî keferesi destine girdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 210a–210b ·
metinde göster ·
… an ileri çaşıtlar ta‘yîn olunup cümle cünûd-ı cünübân-ı taraban pür-silâh âmâde
oldular. Andan
,
Anda meks olunup cânib-i erba‘aya karavullar ve çarkacılardan ileri çaşıtlar ta‘yîn olunup cümle cünûd-ı cünübân-ı taraban pür-silâh âmâde oldular. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 101a ·
metinde göster ·
… nca cümle on bin ma‘dûd kâfir bilâ-ceng [u] cidâl esîr-i kayd [u] bend-i hicrân
oldular. Andan
yine garba meyyâl,
Menzil-i kasaba-i Bozav: Gâyet ma‘mûr idi. Bir vakt-i seher ıhrâk bi'n-nâr olup her kâfir âteş havfinden evlerinden taşra çıkınca cümle on bin ma‘dûd kâfir bilâ-ceng [u] cidâl esîr-i kayd [u] bend-i hicrân oldular. Andan yine garba meyyâl,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 103a ·
metinde göster ·
… llukçulardan mâ‘adâ neferâtlarına destûr verüp herkes vatan-ı aslîlerine revâne
oldular. Andan
5 sâ‘atde,
Menzil-i karye-i Jebel: Bu mahalde Melek Ahmed Paşa cümle iki bin sekbânına ve iki bin sa[rı]calarına ve iki bin aded gayri karakullukçularına cümle yetmiş tokuz kîse ulûfelerin verüp karakullukçulardan mâ‘adâ neferâtlarına destûr verüp herkes vatan-ı aslîlerine revâne oldular. Andan 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 31b ·
metinde göster ·
… r etdiler kim cümle guzât-ı müslimînin harbendeleri bile ta‘âm yemeden müstağnî
oldular. Andan
,
Menzil-i kasaba-i Mitroviçe: Bu kasaba ahâlîsi asâkir-i Âl-i Osmân'a eyle ziyâfetler etdiler kim cümle guzât-ı müslimînin harbendeleri bile ta‘âm yemeden müstağnî oldular. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 137a ·
metinde göster ·
… t'a gelmez oldular. Ve Hayduşak kâfiri de hâzır-mânde olup Nemse çâsârına tâbi‘
oldular. Andan
maşrık tarafına 6 sâ‘atde,
Bânîsi ma‘lûmum değildir, ammâ lisân-ı Macar'da Halmaş (---) demekdir. Bunu dahi sene (---) târîhinde Seydî Ahmed Paşa ile berbâd etmişdik, hâlâ ma‘mûr olup kal‘a-i Varat'a tâbi‘dir. İçinde Erdel küffârı vardır. Bir azîm nâhiyesi var, cümle Varat'a tahrîr olunmuşdur, ammâ kal‘ası şekl-i müselles havâleli bir Şeddâdî taş binâ kal‘a-i ra‘nâdır. Halmaş yaylağı dibine vâki‘ olmağile havâleli yerleri cümle bâğlardır. Ve garb tarafı Çehikad nâhiyesidir kim azîm nevâhîdir. Hayduşak kâfirine tâbi‘lerdir. Seykelhit kal‘asın münhedim edeli mezkûr Çehikad re‘âyâsı Varat'a gelmez oldular. Ve Hayduşak kâfiri de hâzır-mânde olup Nemse çâsârına tâbi‘ oldular. Andan maşrık tarafına 6 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 90b ·
metinde göster ·
Bunlar dahi iki tabakadır. Bir tabakası Bağdâd'dan kâ’immakâm gönderirlerdi. Bir tabakası Hulâgû cenginde âl-i Abbâsiyân inkırâz buldukdan sonra küçük evlâdları çöl urbânında bulunup Melik Tâhir Baybars çölden Mısır'a getirüp mesned-i hilâfetde ber-karâr edüp müstakil halîfe oldular. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y27a ·
metinde göster ·