… dem kalup bi-emrillâhi Ta‘âlâ evlâd-ı evlâdları ol kadar tenâsül bulup mu‘ammer
oldular kim
Kostantîn keferesine galebe eder oldular. Hârûnu'r-Reşîd muhâsarasına gelince b …
Vakâyi‘ât-ı azîme ve âlâm-ı şedâyid-i gamîmeyi beyân eder: Ol zamân kim Ömer ibn Abdül‘azîz asrında Galata kal‘ası ve İslâmbol'un nısfı bâ-sulh feth olup Sahâbe-i güzînden ve Erbâb-ı Soffa ve Muhâcirîn [ü] Ensârdan ve Tebe‘-i tâbi‘în-i müctehidînden Mesleme hazretleri ile yigirmi bin mikdârı âdem kalup bi-emrillâhi Ta‘âlâ evlâd-ı evlâdları ol kadar tenâsül bulup mu‘ammer oldular kim Kostantîn keferesine galebe eder oldular. Hârûnu'r-Reşîd muhâsarasına gelince bu Ashâb-ı güzînin {İslâmbol içre} devletleri yüz elli beş sene oldu. Âhir Hârûnu'r-Reşîd ba‘de'l-muhâsara Bağdâd'a varup sâkin olunca beri tarafda İslâmbol kıral-ı dâlli cemî‘i bıtrîk ve kıssîs ruhbânların bir yere cem‘ edüp {eydir}:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 21b ·
metinde göster ·
on beş aded kavm keferelerdir. İbtidâ Orta Macar [ve] Erdel Macar ve Seykel ve …
Acem'den hâsıl olan keferelerin ibtidası Menûçehr'in evlâdlarından dördü firâr edüp Eğre cânibinde tavattun edüp "Siz kimsüz?" deyü su‘âl etdiklerinde "Men-i çehâruz" ya‘nî "dörd âdemiz" dediler. Men-i çâr'den galat "Macar" kavmi oldular kim on beş aded kavm keferelerdir. İbtidâ Orta Macar [ve] Erdel Macar ve Seykel ve Saz ve Hayduşak ve Leh ve Çeh ve Korol ve Tut ve Kırako ve Rus on iki kavmdir ve Eflâk ve Boğdan ve Sirce ve İsfah ve Felemenk ve Dunkarkız ve Danimarka ve İngilis ve Nemse ve İngiltere ve Dış Fransa ve Hırvad [ve] Macar ve Boşnak anlardandır. (---)(---)(---)(---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 256a ·
metinde göster ·
… i amîmeler râygân olup pîr [u] cüvân ve fakîr [u] a‘yân ol kadar şâd [u] handân
oldular kim
zühre-i felek raksa girüp paşa efendimiz serîr-i sa‘âdetde ve dîvân-ı adâletde …
Andan cümle erbâb-ı dîvâna beşâret-i azîmeler ve cümle ehl-i hizmete meserret beşâşet-i amîmeler râygân olup pîr [u] cüvân ve fakîr [u] a‘yân ol kadar şâd [u] handân oldular kim zühre-i felek raksa girüp paşa efendimiz serîr-i sa‘âdetde ve dîvân-ı adâletde revnak ve nev tarâvet bulup Ramazânın 14 erba‘a gün kânûn-ı sadrıa‘zam üzre kola binüp İslâmbol mollası öni sıra dahi talî‘a ayak nâ’ibi dahi muKuddem muhtesib ağası bu tertîb üzre alay-ı azîm ile Unkapanı mahzeni cenbinde Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân'ın dîvânhânesinde cemî‘i Karadeniz re’îslerin ve cemî‘i habbâzânları ve cümle uncuları ve cemî‘i mühtekir navluncuları cem‘ edüp Karadeniz sâhilinde Varna ve Palçığ ve Kavarna ve Keligra ve Mankalya ve Karahırmen ve Köstence ve Toluca ve Beşdepe ve İsmâ‘îl ve Kili ve Akkirmân nâm kal‘a ve iskelelerde gılâl niçeye alındığın su‘âl edüp ana göre çaşni dutup fi'l-hâl ekmek pişirüp ba'de‘l-harc ve'l-masârıf üç yüz dirhem beyâz nân-pâre bir akçeye el verüp eyle narh verüp lahm-ı semîne yedi akçe narh verüp andan Yemiş İskelesi'nde Ebü'l-feth'in sebzehâne dîvânına gelüp cümle me’kûlât [u] meşrûbat [u] müsmirrâta narh verüp andan Ebü'l-feth'in yeniçeri ve muhtesib dîvânı çârdağına gelüp anda hubûbâtdan pirinç ve bakla ve nohud ve mercimek ve kettân ve hınnâ ve şeker ve kahveye ve gayri eşyâlara narh-ı sultânî vererek gelüp sarâyında karâr edüp gicelerimiz kadar rûzlarımız rûz-ı ıyd olup şeb [ü] rûz umûr-ı mu‘azzamayı seyr [u] temâşâsın ederdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 96b ·
metinde göster ·
Menzil-i sahrâ-yı âsîtâne-i Batova, ya‘nî Akyazılı Sultân: Leb-i deryâ-yı Siyâh'da vâki‘ olmuş bir ferahfezâ-yı lâle‘ızâr hâmûndur kim kâmil kırk gün âsâyiş edüp hayme ü hargâhlarımızda zevk u safâ edüp cemî‘i atlarımız tirfil ve yonca ve ayrık ile cayırlanup lahm u şahm sâhibi oldular kim ta‘bîr olunmaz. Cânib-i erba‘a kasabalarından ehl-i sûk gelüp bir azîm ordu-yı bâzâr olup leb-i deryâda olan bender-i Varna ve kasaba-i Balçığ ve Kavarna ve Keligra ve Mankalya şehirlerin Kazak-ı Ak keferesinden muhâfaza ederdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 122b ·
metinde göster ·
… n Hudâ-yı Bîçûn bilir. Cümle guzât-ı müslimîn ol kadar mâl-ı ganâ’imle muğtenim
oldular kim
mukaddemâ sahrâ-yı Serâv'da münhezim olduklarının yüz kerre yüz bin kat ıvaz ol …
Âhir cümle guzât ile müşâvere edüp mezkûr kûh-ı Demâvend'de bir sûr-ı üstüvâr binâ olunmasın re’y-i ahsen görüp kûh-ı Demâvend'e bir kal‘a binâsına mübâşeret olunup kendüleri 327b asker-i kerrâr-ı adüv-şikârlar ile bâlâda tahrîr olunan altmış altı pâre kal‘aları cümle feth eyleyüp tâ şehr-i Tebrîz-i dilâvîze varınca cemî‘i kurâ vü kasabât ve kend-i büleydeleri yakup yıkup hâke berâber edüp ol kadar Kızılbaş-ı evbâş-ı kallâşların başların tîğ-ı âteş-tâb ile tıraş edüp cemî‘i havâriciyânın vücûdların sahîfe-i dünyâdan kaldırmağa sehel kalmışdı. Ve bu kadar gâret olunan dâr-ı diyârlardan mâl-ı firâvân almışdı kim hisâbın Hudâ-yı Bîçûn bilir. Cümle guzât-ı müslimîn ol kadar mâl-ı ganâ’imle muğtenim oldular kim mukaddemâ sahrâ-yı Serâv'da münhezim olduklarının yüz kerre yüz bin kat ıvaz olunup Acem'den bir intikâm alınmışdır kim hâlâ diyâr-ı Acem'de dâstân-ı dûstândır. Ba‘dehû Serdâr-ı mu‘azzam Cığalzâde yine cânib-i Bağdâd'a teveccüh etdikde niçe kılâ‘-ı metîneleri dahi feth ederek binâya mübâşeret olunan kûh-ı Demâvend kal‘asına geldikde henim dahi itmâm bulmayup asâkir-i nusret-me’âsir ile sa‘y-i tâm ve bezl-i ihtimâm edüp sene 995 târîhinde kal‘a-i Demâvend itmâm bulup derûn-ı kal‘aya üç bin aded neferât ve yetmiş aded top ve niçe bin gûne cebehâne ve levâzımât koyup kendüleri diyâr-ı Bağdâd'a azîmet etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 327a–327b ·
metinde göster ·
… yhü'l-Urbânlıkları cümle mukarrer olup hizmet-i Bağdâd'a her bâr gelmeğe me’mûr
oldular kim
hâlâ hükm-i Bağdâd'da altı yüz aded kabîle-i Urbân-ı uryân vardır kim dünyâyı d …
Ba‘dehû çöl pâdişâhından ve Assâf'dan ve Midlic'den ve Mevâl'dan ve Keys'den ve Alî Fâris'den ve'l-hâsıl Bağdâd çölistânından tâ Basra ve Ummân ve Cezâyir ve Mekrân ve Lahsa ve Yemen ve Mekke ve Şâm ve Haleb ve Mardin çölistânları içre hoş-nişîn olan kabâ’il-i Urbân'ın altı yüz kabâ’il şeyhü'l-emîr Arablarından küheylân at cılgıdan ve hedâyâ-yı firâvân ile kendileri gelüp cümlesine hil‘at-i pâdişâhîler giydirilüp şeyhü'l-Urbânlıkları cümle mukarrer olup hizmet-i Bağdâd'a her bâr gelmeğe me’mûr oldular kim hâlâ hükm-i Bağdâd'da altı yüz aded kabîle-i Urbân-ı uryân vardır kim dünyâyı dutmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 338a ·
metinde göster ·
… si Gâv-ı Isfahânî hâkim oldu ammâ Isfahân'da tevellüd etdi. Anın oğlu Kareb şâh
oldular kim
her biri birer pehlivân-ı cihân idiler. Bunlar cümle oğul oğula nebîrezâdeler İ …
Ba‘dehû Ferîdûn Şâh'ın Hazret-i Hûd du‘âsıyla on bir aded oğlu bu şehr-i Musul'da vücûda geldi. Büyük oğlu Tûr'dur, anın oğlu Nâdîm'dir, anın oğlu Peşeng'dir ve anın zâdesi Efrâsiyâb'dır. Ferîdûn'un gemide bile olan evlâdı Ebrec Şâh'dır, anın oğlu Kûşeng'dir ve anın zâdesi Menûçehr'dir kim Hazret-i Mûsâ Nebî'ye îmân getirmişdir ve yüz yigirmi yıl pâdişâhlık edüp hükmünde olan kal‘aları âbâdân eyleyüp bu şehr-i Musul'un cânib-i etrâfına handaklar kazdırup nehr-i Şatt'ı handaklar içre ve çölistân-ı Irâk içre cereyân edüp hayli mu‘ammer oldu ve merhûm olup Deşt-i Kıpçak'da Kazan şehrinde Menûçehr Şâh medfûndur. Andan sonra bu Musul'a Ferîdûn'un Selem nâm bir oğlu şâh oldu ve anın zâdesi Gâv-ı Isfahânî hâkim oldu ammâ Isfahân'da tevellüd etdi. Anın oğlu Kareb şâh oldular kim her biri birer pehlivân-ı cihân idiler. Bunlar cümle oğul oğula nebîrezâdeler İrân u Turan ve Semerkand u Luristân u Moltân diyârları sâhibi olmuşlar iken devlet-i Mısr'a tama‘ edüp cebel-i Heremeyn'den mâl-ı defâyin-küşâlık idelim derken Mısır'da merhûm olup cebel-i Heremeyn'de medfûnlardır deyü müverrihân-ı Acem ve müverrih Mıkdısî-i Yarmenî böyle tahrîr etmişlerdir ve gerçi Me’mûn Halîfe mezkûr Ehrâm dağlarından İdrîs Nebî tevârîhleri âşikâre olunandan mukaddem Arab u Acem ve Kabâbıta ve Yunaniyân-ı Rûm ve İsrâîlî târîhleri var idi ammâ bu cebel-i Heremeyn'den Me’mûn'un ihrâc etdiği târîhler cihâna velvele-ârâ oldu. Ve bu şehr-i Musul Ferîdûn ve Menûçehr devletinden sonra Âl-i Ekâsire'den Enûşirvân-ı âdile intikâl edüp Hazret-i Risâlet'in vilâdeti gicesi Tâk-i Kisrâ ve âteşgede-i Nemrûd ve niçe mutalsamâtlar ve kıbâb-ı Ayasofya ve kubbe-i Kızılelma münhedim olup ol leyle-i mübârekede bu şehr-i Musul serâpâ münhedim olup ecinne pâdişâhlarından Melik Sırfeyâîl mâlik-i Musul olup benî Âdem varamaz oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 400b ·
metinde göster ·
Hikmet-i Hudâ üç gün üç gecede küffâr tabur içre farzen eyle
oldular kim
handak içinden bir kâfir kara başın kaldırup kara şapkasın göstermeğe kâdir değ …
Hikmet-i Hudâ üç gün üç gecede küffâr tabur içre farzen eyle oldular kim handak içinden bir kâfir kara başın kaldırup kara şapkasın göstermeğe kâdir değiller idi. Bu hâl ile zahîre muzâyakasından hâlleri diyergûn olup asker-i Tatar günden güne şîrînleyüp tabura zenbûr-ı asel gibi üşürlerdi, ammâ bir tarafdan tabura hücûm edemezlerdi, ammâ küffâr cânları havfına düşdüler ve girdâb-ı gamda kalup şaşdılar ve tabur içre bed râyihadan kendülere sinekler üşdüler. Ve Erdel Seykeli tarafından "İmdâd ve zahîre gele" deyü muntazır iken ol cânibin dahi her dıraht sâyesinde Tatar ile Leh ve Kazak askeri kemîngâhlarda pinhân olup imdâd ve zahîre değil bir kuş uçurmazlardı ve gelen kâfirleri giriftâr-ı bend-i hicrân edüp kaçırmazlardı, zîrâ bu kadar bin dûzd-i çâpük Tatar-ı adû-şikâr destinden küffâr rehâ bulmayup tabur içre inek etlerin ve kendü atların yemeğe başladılar. Beş günden sonra kendü lâşe-i mürde-i murdârların yemeğe başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 42b ·
metinde göster ·
… p Hasan Paşa ve Ken‘ân Paşa ve Tayyar Mehemmed Paşazâde Ahmed Paşa şâd u handân
oldular kim
Haleb içinde yerleşdiklerin mukarrer bildiler, ammâ Murtazâ Paşa'nın yüreğinden …
Hemân Kadrî Paşa eydir: "Ey vezîr karındaşlar, bizim zulm [u] ta‘addîmizden şehr-i Haleb elden gitdi. Bu böyle 74a olmaz. Gelin imdi Molla efendi hazretleri izn-i şer‘ile vilâyet üzre kışla mürâseleleri versin. Bizler dahi mübâşirler verelim. Cümle kurâ ve kasabâtlardan paşa efendilerin zahîreleri kurâlardan gelsin ve şehre gelen re‘âyânın metâ‘ına bir kimse vaz‘-ı yed etmeyüp fitne ve fesâd olmasın" dedikde, taraf taraf "Vallâhi ma‘kul" deyüp Fâtiha okunup Hasan Paşa ve Ken‘ân Paşa ve Tayyar Mehemmed Paşazâde Ahmed Paşa şâd u handân oldular kim Haleb içinde yerleşdiklerin mukarrer bildiler, ammâ Murtazâ Paşa'nın yüreğinden kan gidüp kendü sarâyına gitdi. Âkıbetü'l-emr,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 73b–74a ·
metinde göster ·
… ol kadar hayvânât ve mâl-ı ganâ’im üsârâlar ile asâkir-i nusret-me’ser muğtenim
oldular kim
bir dahi böyle olmamışdır. Hemân ol sâ‘at bu feth-i meserreti Fazlî Paşa ve Kal …
Niçe bini dahi piyâde ve atlı dağlara düşüp ardları sıra bizim Tatar askeri düşüp anları kova kıra gitmede. Beri cânibde Yergöğü kal‘asında bu kadar zamândan berü mahsûr olan paşalar ve asker-i İslâmlar kal‘adan taşra çıkup secde-i şükürler edüp Kalga Sultân'a ve yalı ağasına semmûr kürkler geydirilüp hakîre dahi bir semmûr kafâsı kürk ihsân olunup Paşa askerleri dahi firâr eden küffârların akîblerine düşüp gitmede, ammâ hikmet-i Hudâ ol gece bir şiddet-i şitâ kopup bi-emr-i Hayy-i Kadîr nehr-i Tuna donup pây-ı taht olunca azamet-i Hudâ bu kadar zamândan berü Tuna'nın karşu tarafında muhâfazaya duran deryâ-misâl asker fursat bulup "Bire küffâr bozulmuş" deyince ümmet-i Muhammed buz üzre Tuna'yı 103b ubûr edüp beri Yergöğü'den geçüp üç gün üç gece dağlarda ve bellerde ve köy kendlerde biter ot ve öter horos komayup hadd [ü] hasrın cenâb-ı Kibriyâ bilir ol kadar hayvânât ve mâl-ı ganâ’im üsârâlar ile asâkir-i nusret-me’ser muğtenim oldular kim bir dahi böyle olmamışdır. Hemân ol sâ‘at bu feth-i meserreti Fazlî Paşa ve Kalga Sultân âdemleriyle sa‘âdetlü pâdişâha arz eyleyüp Kalga Sultân efendimiz ile kırk bin asker olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 103a–103b ·
metinde göster ·
… mamışdır, ammâ bu gazâ-yı garrâda her bir merd-i meydân bir şîr-i Nerîmân-misâl
oldular kim
handak içinde bir cem‘iyyet-i kübrâ ile bir dahi yürüyüş edüp handak içinde kal …
Bu gazâ-yı nusret-eserde olan bir gazâda olmamışdır, ammâ bu gazâ-yı garrâda her bir merd-i meydân bir şîr-i Nerîmân-misâl oldular kim handak içinde bir cem‘iyyet-i kübrâ ile bir dahi yürüyüş edüp handak içinde kalan iki yüz mikdârı şühedâlarımızı küffâr lâşesi içinden çıkarup der-kenâr etdiler, ammâ yine bunlar üzre küffârdan kurşum bârân-ı la‘net gibi yağup yine bunlardan niçesi dahi rütbe-i şehâdet câmından nûş edüp mest [ü] medhûş-cinân olup anların dahi rûh-ı pür-fütûhları evc-i Illiyyînde karâr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 125a ·
metinde göster ·
… erin açarak bu kadar mâl-ı hazîne ile ordu-yı İslâma asker-i zafer-me’ser dâhil
oldular kim
belki bizim sekiz aydan berü tahsîl etdiğimiz mâldan ve eşyâlardan üç kat ziyâd …
Hemân yüz yetmiş aded belli başlı kapudan esîr-i bend-i zincîr olup kal‘a-i Foğraş küffârlarına rağmen küffârın cemî‘i torompete ve luturyanî boruları ve tabılları ve erganon nâkûsların "Tabur tabur" deyü çalarak ve haçlı peykerlerin açarak bu kadar mâl-ı hazîne ile ordu-yı İslâma asker-i zafer-me’ser dâhil oldular kim belki bizim sekiz aydan berü tahsîl etdiğimiz mâldan ve eşyâlardan üç kat ziyâde üsârâ ve mâl-ı bî-nihâye getirüp bir esîr bir akçeye olup cümle mahbûb u mahbûbeleri Nemse cüvânları idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 27b ·
metinde göster ·
… alı ve kutmenli küffâr piyâdesi ve atlısı gelüp bu sahrâ-yı Turvin'de eyle cem‘
oldular kim
cihânı cümle küffâr tutdu zann olundu.
Hemân ki vakt-i zuhr karîb oldukda bu sahrâ-yı azîme kara şapkalı ve elvân çuka kalpak şapkalı ve kutmenli küffâr piyâdesi ve atlısı gelüp bu sahrâ-yı Turvin'de eyle cem‘ oldular kim cihânı cümle küffâr tutdu zann olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 30a ·
metinde göster ·
… kâfirinin dediği yerlerden şehre girdiler ve ol kadar mâl-ı ganâ’imle muğtenim
oldular kim
ta‘bîr ü tavsîfden ârîdir.
Bu kerre hemân cümle Tatar atlanup oklarının demrenlerine birer yanmış kibrîtler bağlayup kal‘aya yürüyüş edüp şast ber-kabza tîr-i bârân etdiklerinde hemân şehir alev ber-alev olup yanmağa başlayınca hemân derûn-ı hisârdan küffâr şehrin kıblesi tarafındaki dağlara firâr edince tarfetü'l-ayn içre Tatar-ı adû-şikâr bu kâfirlere yetişüp birkaç binine tîr-i bârân edüp katl etdiler ve on bin mikdârı küffârları esîr-i bend-i zincîr etdiler. Ve gayri gâzîler kulağız kâfirinin dediği yerlerden şehre girdiler ve ol kadar mâl-ı ganâ’imle muğtenim oldular kim ta‘bîr ü tavsîfden ârîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 127b ·
metinde göster ·
… miyle Abazka ibn Cebel-i Elheme yine Karadeniz sâhilinde sâkin olup Abaza kavmi
oldular kim
bunlar da Âl-i Kureyş'den mürted olup başka lisânları ile bunlar da cild-i evve …
Andan yine gemiyle Abazka ibn Cebel-i Elheme yine Karadeniz sâhilinde sâkin olup Abaza kavmi oldular kim bunlar da Âl-i Kureyş'den mürted olup başka lisânları ile bunlar da cild-i evvelimizde yigirmi yedi kabîle beğleriyle merkûmdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 149a ·
metinde göster ·
Bu mahalde Dağıstân pâdişâhının etrâf [u] eknâfında hem-müşâ olan pâdişâh [u] hân ve hâkânlar ve ülkeler tamâm olup Dağıstân'ın öz vilâyeti yedi hânlık yerdir. İnşâallâh anlar dahi seyâhat etdikçe tahrîr olunur, ammâ mezkûr yedi hânlık yerin sâhibleri cümle Tarhu şehrine gelüp Tatar hânımızın dest-i şerîflerin bûs edüp şeref-i sohbetleri[yle] müşerref oldular kim esmâları budur: Evvelâ vezîri Takî Hân'dır. Mezbûr mahz hâfız-ı Kur’ân ihtiyâr ve sâhib-i ihsân âdemdir. Andan Karabudak ülkesi hânı (---) Beğ ve Ulu Beğ ve Alî Beğ ve Kâsım Beğ ve 162b Kazan Alp Beğ ve Mehemmed Beğ ve Elkas Beğ ve Levardı Beğ, Haydar Beğ, Halîl Beğ, Çoban Beğ, (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 162a–162b ·
metinde göster ·
… olmuş yiğitleri ile geldiler. Bunların kimi şâd [u] hândan ve kimi zâr u giryân
oldular kim
kimi vây bürâderim der kimi vây efendim der. Zîrâ bu arsagâhda hîn-i ma‘rekede …
Anı gördük: Dağlara giden hidmetkâr yararları dağdan yedisin dahi atıyla donuyla giriftâr-ı bend-i hicrân edüp üç kelle ve bir şehîd olmuş yiğitleri ile geldiler. Bunların kimi şâd [u] hândan ve kimi zâr u giryân oldular kim kimi vây bürâderim der kimi vây efendim der. Zîrâ bu arsagâhda hîn-i ma‘rekede on bir aded âdemleri şehd-i şehâdet şerbetiyle mest-i uhrevî olmağın bu tüccârların ba‘zıları müte’ellimü'l-hâl ve müşevveşü'l-ahvâl olmuşlardı. Hele bunlara niçe yüzden tesellî-i hâtır vererek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y66b ·
metinde göster ·
… yed oldular. Ve günden güne cânib-i erba‘adan huccâc-ı müslimîn gelüp eyle cem‘
oldular kim
altı bin üç yüz hayme vü hargâh hisâb olundu. Zîrâ "Haccü'l-ekberdir" deyü ol k …
"Mâh-ı Zilka‘de'nin ibtidâsına varınca on gün on gece oturakdır. Yâ huccâc! Cümle tedârükleriniz görün" deyü dellâllar nidâ edüp herkes elzem-i levâzımâtından ma‘ûnâtların görmeğe mukkayyed oldular. Ve günden güne cânib-i erba‘adan huccâc-ı müslimîn gelüp eyle cem‘ oldular kim altı bin üç yüz hayme vü hargâh hisâb olundu. Zîrâ "Haccü'l-ekberdir" deyü ol kadar huccâc geldi kim hisâbın Cenâb-ı Bârî P 109b bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y260a ·
metinde göster ·
… etde vermeğe ta‘ahhüd etdiler. Huccâc-ı müslimîn bu şehirde eyle ganîmete nâ’il
oldular kim
Müzeyrib kal‘asında çekdikleri âlâm [u] şedâyidi ferâmûş etdiler.
Paşa kethudâsı o temessükâtları ibrâz edüp P 112a bin deve yükü şa‘îr ve fûl verüp bin deve yükü dahi avdetde vermeğe ta‘ahhüd etdiler. Huccâc-ı müslimîn bu şehirde eyle ganîmete nâ’il oldular kim Müzeyrib kal‘asında çekdikleri âlâm [u] şedâyidi ferâmûş etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y266b ·
metinde göster ·
… ü vatanları hâk-i Mısır oldu. Ve ol kadar zirâ‘at edüp hubûbât-ı ganâyime mâlik
oldular kim
bir buğday dânesinden niçe yüz başak hâsıl olup her başakdan, âye[t]: Arapça …
Sonra bu Beytü'l-Ma‘mûr'u tavâf etmeği Rabbü'l-İzzet Âdem'e farz eyleyüp Hazret-i Cibrîl-i Emîn ta‘lîm edüp Âdem Beytü'l-Ma‘mûr'da ibâdet ederdi. Ve niçe müddet bu hâl üzre Mekke'de sâkin olup bi-kavli müverrihîn Hazret-i Âdem'in kırk bin oğlu olup tenâsül bulup her sene evlâd-ı evlâdları ile Beytü'l-Ma‘mûr'u tavâf edüp edâ-yı hac ederlerdi. Ammâ kifâf-ı nefsleriyçün Mekke'de zirâ‘at yeri olmamak ile hayli ıztırâb çeküp ba‘dehu emr-i Hak ile arz-ı Mısır'a gelüp sâhil-i Nîl'de tavattun edüp dördüncü vatanları hâk-i Mısır oldu. Ve ol kadar zirâ‘at edüp hubûbât-ı ganâyime mâlik oldular kim bir buğday dânesinden niçe yüz başak hâsıl olup her başakdan, âye[t]: Arapça hâsıl olup mahsûl olup ibtidâ arz-ı Mısır'a Hazret-i Âdem cümle evlâdları ile bir yere cem‘ olup arz-ı Mısır'a du‘â etdüği lisân-ı İbrî üzre ol du‘â budur. Zîrâ Hazret-i Âdem cennetden hübût etdikde cennet lisânı olan Arabî'yi sudûr eden zelleleri sebebiyle isyân sebebiyle nisyân üzre olup Cibrîl-i Emîn ta‘lîmiyle lisân-ı İbrîce kelimât edüp Mısır'a etdüği du‘â budur kim hakîr Kıbtî tevârîhinden ahz edüp tercümesiyle bu mecmû‘amıza tahrîr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y2a ·
metinde göster ·
Asker-i İslâm İskenderiyye'de ol kadar mâl-ı ganâyime mâlik
oldular kim
ednâ mertebe herkes yüzer bin Takyanosî altuna ve bu kadar kâlây-ı zî-kıymete m …
Asker-i İslâm İskenderiyye'de ol kadar mâl-ı ganâyime mâlik oldular kim ednâ mertebe herkes yüzer bin Takyanosî altuna ve bu kadar kâlây-ı zî-kıymete mâlik oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y15b ·
metinde göster ·
bir şütürbân ve bir harbende ücret ile hizmetkâr iken kendiler birer ikişer kat …
Andan Selîm Şâh yigirmi gün Merc-i Dâbık sahrâsında meks edüp eyle mâl-ı ganâyime müstağrak oldular kim bir şütürbân ve bir harbende ücret ile hizmetkâr iken kendiler birer ikişer katâr deve yükü mâl-ı Kârûn'a mâlik olup ol gün bay oldular. Ve cümle Gavrî askeri,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y48a ·
metinde göster ·
… s takrîrlerinden ziyâde ders sürülürdü. Ammâ kendüleri ol mertebe za‘îf ü nahîf
oldular kim
vücûd-ı nâzenînlerinde her uzvu râyegân olup ad olunurdu. Lâkin kuvvet-i kudsiy …
Bi-emrillâh mâderzâd a‘mâ idi. Ammâ bunda olan fesâhat u belâgat ve bunda olan takrîr [ü] talâkat emlahü'ş-şu‘arâ Muhammed Bûsırî hazretlerinde yokdur. Hakîr üç sene hizmet-i şerîfinde olup tilmîzi olduk. Hikmet-i Hudâ Abdurrahmân Paşa sene (---) târîhinde vâlî-i Mısır iken üstâdımız şeyh Alî şümürlisî hazretleri iki ay sâhib-firâş oldu, ammâ yine cemî‘i telâmîzleri hâne-i bî-minnetlerine varup dest-i şerîflerin bûs edüp herkes ile kelimât edüp dersler görülürdü. Ammâ bi-emrillâh evvelki ders takrîrlerinden ziyâde ders sürülürdü. Ammâ kendüleri ol mertebe za‘îf ü nahîf oldular kim vücûd-ı nâzenînlerinde her uzvu râyegân olup ad olunurdu. Lâkin kuvvet-i kudsiyyeye mâlik olmağın mir‘ât-ı dil çeşmi dûrbîn idi. Ve begâyet kiyâset, nihâyet mertebe firâset ü zekâyile mevsûf idi. Anı görenler a‘mâ-yı mâderzâd diyemezler idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y275b ·
metinde göster ·