… tarafına aşağı Kızıl Adalar'a ve gayrı cezâyirlere doğru nîlgûndan beyâz deryâ
olmak
ile Akdeniz derler. Bi-emri Hudâ bu iki elvân bahreynin mabeyninde bir râdde-i …
Bahr-i Sefîd ile Bahr-i Siyâh'ın mâbeynin beyân eder: Hikmet-i Hudâ mellâhân-ı ehl-i bihâr ve fellâhân-ı bahreyn-i ehl-i züvvâr kavl-i sahîhleri üzre Azak'dan İslâmbol Boğazı'na gelince Karadeniz ola. İslâmbol'dan Gelibolu Boğazı'na varınca ol mâbeyn Bahr-i Rûm ola. Kilidü'l-Bahreyn ki Ebü'l-feth Sultân Mehemmed binâsı kal‘ateyndir, ol boğazdan aşağısı Akdeniz ola. Ammâ bu hakîr-i kalîlü'l-bizâ‘a Akdeniz ile Karadeniz'in mâbeynin niçe ehl-i dil yârândan tekmîl-i fünûn ve tekmîl-i seyâhat-i ibret-nümûn etmiş, yârân-ı bâ-safâlar ile mu‘tedil hevâda temevvüc-i deryâ olmadan kayıklara süvâr olup İslâmbol'un Yedikulle Burnu'ndan Üsküdar tarafında Kadıköy nâm belîdenin Kalamış nâm burnuna dak rû-yı deryâda seyrân u cereyân ederek, temâşâ ederdik, bi-emrillâh-i Ta‘âlâ Yedikulle Burnu'ndan mezkûr Kalamış nâm burnuna varınca rû-yı deryâda bir hatt-ı ahmer-gûn çekilmişdir kim gûyâ hatt-ı yed-i kudretdir, bu hattın şimâl tarafı İslâmbol'a doğru siyâh deryâdır ki Karadeniz derler. Ve yine bu hattın cenûb tarafına aşağı Kızıl Adalar'a ve gayrı cezâyirlere doğru nîlgûndan beyâz deryâ olmak ile Akdeniz derler. Bi-emri Hudâ bu iki elvân bahreynin mabeyninde bir râdde-i hamrâ çekilmişdir kim aceb sun‘-ı Lem-yezeldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 10a ·
metinde göster ·
Ve bu râdde yine deryâ iken sekiz rûzgâr-ı zorkârın telattumundan müteğayyir
olmak
ihtimâli yokdur. İllâ lodos rûzgârı Marmara cezîrelerinden berü cûş u hurûş edü …
Ve bu râdde yine deryâ iken sekiz rûzgâr-ı zorkârın telattumundan müteğayyir olmak ihtimâli yokdur. İllâ lodos rûzgârı Marmara cezîrelerinden berü cûş u hurûş edüp temevvüc ederek geldikde bu hattın levni ve bahreynin mâbeynleri müteğayyir olur. Ve âsûde hevâda niçe keştîbânlara hakîr bu mahalli gösterdikde cümlesi pesend [ü] hezâr ahsend etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 10a ·
metinde göster ·
mülâhazasıyla Ayasofya'nın zîr-i zemînin sahrîc etdiler. Hâlâ Kırkçeşme Suyu il …
"Mühimmât [u] levâzımâtların benden alın ve şu resm-i musanna‘ üzre vaz‘-ı esâs eylen" deyü Hazret-i Hızır ta‘lîmiyle Ayasofya'nın binâsına şürû‘ etdiler. İbtidâ zemînin ka‘ra varınca hafr-ı azîm edüp bir ay kâmil temeline rusâs-ı hâssı eridüp nehr-i azîm gibi akıdup ibtidâ zemîne kurşum temel bırakdılar. Anın üzerine bin bir amûd-ı müntehâlar üzre tâklar ve toloz kubbeler inşâ etdiler kim altı su sahrîci olup âb-ı rahmet ile mâl-â-mâl ola. Ve İslâmbol'da zelzele-i azîmeler olmağile cümle binâların esâsın boş edüp zelzeleden emîn olmak mülâhazasıyla Ayasofya'nın zîr-i zemînin sahrîc etdiler. Hâlâ Kırkçeşme Suyu ile memlûdur. Ve câ-be-câ yerlerin ta‘mîr içün ve rahnedâr yerlerin gözetmek içün Ayasofya altında kayıklar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 11a ·
metinde göster ·
iddi‘âsıyla binâ etmişdir, ammâ Bayram Paşa merhûm ta‘mîr [ü] termîm etmeğe müb …
Vezendon Kıral binâ etdükde iç kal‘a olmak iddi‘âsıyla binâ etmişdir, ammâ Bayram Paşa merhûm ta‘mîr [ü] termîm etmeğe mübâşeret etdükde İslâmbol'un ve Eyyûb ve Galata ve Üsküdar'ın a‘yân [u] eşrâf ahâlîsine ve ehl-i hırefine mahalle mahalle İslâmbol Hisârı'nın ta‘mîr ü [termîmin] fermân etdükde mi‘mâr arşını hisâbı üzre fermân edüp vech-i dîvârın taşrasından kullelerin devr ederek hisâb olundukda İslâmbol zirâ‘-ı bennâ ile kâmil seksen yedi bin arşınla ihâta etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 15a ·
metinde göster ·
sadedinde iken eyyâm muhâlif olup cümle ehl-i İslâm ve cümle küffâr-ı sâhib-esn …
Âhirü'l-emr küffâr yine mağlûp olmak sadedinde iken eyyâm muhâlif olup cümle ehl-i İslâm ve cümle küffâr-ı sâhib-esnâm keştîleri ile karaya düşünce azamet-i Hudâ Arab'ın mahâret-i azîmi karada olmağile ol gece kurâ ve kasabâtları nehb ü gâret edüp üç bin mikdârı at ve katır ve hımâr bulup subh-ı sâdık oldukda gemilerden karaya düşmüş, pâymâl-i rimâl olmuş ac u zâc olup şaşmış, küffâr-ı hâksâr içre aç kurd gibi Arab hayyâlleri girüp yedi sâ‘atde yigirmi üç bin kâfiri pây-beste ve dil-haste edüp esîr etdiler. Ve gark olan gemilerinden ol kadar mâl-ı hazâyinler aldılar kim hisâbın muhtesib-i Bârî bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 21a ·
metinde göster ·
… zâristânın içinde bir azîm seng-i hârâ üzre celî hat ile mübârek dest-i hatları
olmak
üzre râyegân u ayân bir manzûm hattır kim böyle tahrîr olunmuşdur. Beyt:
Ve niçe bin mevtâları kayıklar ile İslâmbol'un şimâlî cânibinde 22b medfen-i kadîm olan Tershâne ardı demek ile ma‘rûf cebbâne-i kadîmde kehf-i azîmler ve tâk-ı kadîmler içre Ömer ibn Abdül‘azîz hazretleri asrından berü niçe bin sahâbe-i kirâm İslâmbol ve Galata'dan cümle ol mezâristânda medfûnlar idi. Şeyh Maksûd dahi kayıklarla cümle şühedâyı bu garâfe-i kadîmde defn edüp Şeyh Maksûd cümle mevtâyı maksûdlarına vâsıl edüp Şeyh Maksûd bu mezâristânın içinde bir azîm seng-i hârâ üzre celî hat ile mübârek dest-i hatları olmak üzre râyegân u ayân bir manzûm hattır kim böyle tahrîr olunmuşdur. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 22a–22b ·
metinde göster ·
ile kayâsıraların devleti bunda inkırâz bulup cümlesinin devletleri (---) sene …
Bu Kanator veled-i Yağfûr yetmiş sene mu‘ammer olup İslâmbol'u ol kadar ma‘mûr etdi kim Yûnâniyân bu Kanator'a Kostantîn-i Sânî dediler. Ba‘dehu ömrü defteri dürülüp nâra yandı. Bilâ veled fevt olmak ile kayâsıraların devleti bunda inkırâz bulup cümlesinin devletleri (---) sene olup (---) nefer kayâsıralardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 23a ·
metinde göster ·
… l‘a hâricinde olan bâğ u bâğçelerin mahsûlâtları öşrü cümle ümmet-i Muhammed'in
olmak
üzre Yıldırım Hân sulh isteyüp bi'z-zarûrî tekur kıral bu sulhu kabûl edüp İslâ …
"Amân ey Yıldırım Hân murâdınız üzre sulh edelim" deyü derûn-ı dilden tekur-ı la‘în sulha tâlib [ü] râğıb olup beher sene ikişer kerre yüz bin altun harâc vermeği kabûl etdiler. Yıldırım Hân bu sulhu kabûl etmeyüp kadîm-i eyyâmda Ömer ibn Abdül‘azîz fethinde ve Hârûnu'r-Reşîd asrındaki gibi Galata ve İslâmbol kal‘asının nısfında ke'l-evvel ümmet-i Muhammed sâkin olup câmi‘ ve imâretler edeler ve kal‘a hâricinde olan bâğ u bâğçelerin mahsûlâtları öşrü cümle ümmet-i Muhammed'in olmak üzre Yıldırım Hân sulh isteyüp bi'z-zarûrî tekur kıral bu sulhu kabûl edüp İslâmbol içre yigirmi bin âdem koyup Edirnekapusu ve Eğrikapusu ve Ebû Ensârî bâblarından tâ Unkapanı'ndan Zeyrekbaşı ve Karaman'dan yine Edirnekapusuna gelince hudûd kesilüp İslâmbol içre ümmet-i Muhammed leb-ber-leb olup Cibâlikapusu içre yine Gül Câmi‘, âb-ı gülâb ile mülevvesât-ı küffârdan tathîr olunduğıyçün Gül Câmi‘ derler. Ve ana karîb Sirkeci tekyesin yine mahkeme-i şer‘-i mübîn edüp Galata kal‘asına dahi altı bin asker koyup Galata'nın nısfın tâ kulleye varınca ümmet-i Muhammed zabt edüp İslâmbol'un dahi nısfında Ayasofya câniblerinde {kefereler} sâkin olup {ümmet-i Muhammed ile cümle küffâr} i‘tidâl üzre geçinirlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 24a ·
metinde göster ·
… leri feth edeli sekiz yüz elli sene oldu. Ve karadan gemi yürüyüp bu kal‘a feth
olmak
muhâldir. Ve bu Muhammed ol Muhammed değildir. Büyük Muhammed'lerinden berü bu …
"Âhir zamânda bir Muhammed gele, niçe bin kiliseler yıka. Anın ümmetleri Antâkıyye ve Kudüs'ü ve Mısır'ı ve Kostantıniyye'yi ala ve karadan niçe bin pâre yelkenleri açılmış gemiler ile gele ve başında kadı sarığı ola ve katıra binüp ayağında mâvî çizme ola. Ol Muhammed'se gelüp kiliseler yıkılalı ve Mısır'ı [ve] Antâkıyye ve Kudüs'ü ümmetleri feth edeli sekiz yüz elli sene oldu. Ve karadan gemi yürüyüp bu kal‘a feth olmak muhâldir. Ve bu Muhammed ol Muhammed değildir. Büyük Muhammed'lerinden berü bu Kostantîn on bir kerre muhâsara görüp fethi Arab'a müyesser olmayup bu Türk'e mi müyesser ola" deyü akl-ı kâsırları üzre niçe lâf-ı güzâf urup Kostantîn'e tesellî-i hâtır verüp yine cenge âheng etdiler. Ammâ taşrada asker-i İslâm esâs-ı kal‘anın ka‘rına girüp câ-be-câ kal‘ayı rahnedâr etmeğe başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 25b ·
metinde göster ·
… 26a düşmüş mecâzibûndan bir cân vardır. Tâ ol merhûm olmayınca bu kal‘a feth
olmak
ihtimâli yokdur. Ammâ elli günden merhûm olur" deyü kal‘anın fethini sâ‘at ve d …
"Beğim sen elem çekme; bu kal‘anın fâtihi sen olasın deyü âlem-i şehzâdeliğinde sana tebşîr etmişdik, lâkin bi-emri Hudâ Cenâb-ı İzzet'in bu gazâda müstetir işleri vardır. Derûn-ı kal‘ada Şeyh Maksûd halîfelerinden Yâvedûd ismine mazhar 26a düşmüş mecâzibûndan bir cân vardır. Tâ ol merhûm olmayınca bu kal‘a feth olmak ihtimâli yokdur. Ammâ elli günden merhûm olur" deyü kal‘anın fethini sâ‘at ve derîce ve dakîkasıyla vakit ta‘yîn eyleyüp bilâhire keşf-i râz eyleyüp hemân;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 25b–26a ·
metinde göster ·
… huzûrunda niçün şehîd etmeyüp zehirli ustura ile hîle etdiler. Bundan bir hîle
olmak
fehm olunur kim gayrı kefere katl etmiş olalar. Ve bir âdil-i şâhid dahi oldur …
Ammâ Fransa zu‘munca "Zehirli mûs ile gayrı âdem trâş edüp reng-i vechi bozulup katl etdük ve Cem'dir deyü Rûm'a gönderdik ammâ hâlâ kırallarımız Cem neslindendir kim Selîm-i Evvel'de Cem Şâh Fransa kıralı oldu" derler. Hakîkat böyle şeytanatları olmasa Bâyezîd Hân tarafından fermân sâdır olunca Sa‘dî Çelebi'[n]in ve Haydar Çelebi'[n]in huzûrunda niçün şehîd etmeyüp zehirli ustura ile hîle etdiler. Bundan bir hîle olmak fehm olunur kim gayrı kefere katl etmiş olalar. Ve bir âdil-i şâhid dahi oldur kim Bursa'da Gâzî Murâd Hân türbesine na‘ş-ı Cem'dir deyü defn edelim derken ol gâzî pâdişâh bi-emrillâh kabûl etmeyüp âhir gayrı yere defn etdiler. Bu dahi bir alâmetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 29b ·
metinde göster ·
… kü bir dîvânhâne bünyâd olunup yedi vezîr-i sâhib-tedbîr haftada dörd gün dîvân
olmak
kânûn-ı pâdişâhî oldu.
Ammâ bu sarâyda harem bünyâd olmamışdır. Ba‘dehu Süleymân Hân asrında harem binâ olunup bir oda tavâşî ağalar ve bir oda teberdâr[â]n-ı hâssa ve bir adâlet köşkü bir dîvânhâne bünyâd olunup yedi vezîr-i sâhib-tedbîr haftada dörd gün dîvân olmak kânûn-ı pâdişâhî oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 32a ·
metinde göster ·
içün İslâmbol'un Karadeniz tarafına ve Galata halîcine nâzır bir mürtefi‘ arz-ı …
Yine Sultân Mehemmed Hân Gâzî harem-i muhterem olmak içün İslâmbol'un Karadeniz tarafına ve Galata halîcine nâzır bir mürtefi‘ arz-ı hevâdâr üzre Pozantin Kıral binâsı bir deyr-i kadîm var idi kim cânib-i erba‘ası sûr-misâl beden beden bir dîvâr-ı üstüvâr idi. Bu deyrin cânib-i erba‘ası eyle çemenzâr ve hıyâbân-ı koyah etd[i] kim Cenâb-ı izzet ber-hevâ tayerân eden ve ber-zemîn seyrân eden hûş-ı tuyûrun ve hayvânât-ı gûnâ-gûnun envâ‘ı ol dırahtistân içre mevcûd idi. Ol deyr içre Pozantin ve Kostantîn asrında on iki bin kıssîs râhib ü râhibe sâhib-i riyâzet kefere-i dalâlet-âyîn var idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 32a ·
metinde göster ·
… bir âb-ı hayât buldular. Ve bundan gayrı uyûnların âb-ı sâfîlerin beşer miskâl
olmak
üzre pembeler ile berâber vezn edüp mevzûn pembeleri vezn olunmuş âb-ı rakîkler …
Anlar dahi Eski Sarây dâhilinde olan uyûn-ı Şem‘ûn'u cümleden hafîf ü mu‘tedil serî‘u'l-hazm bir âb-ı hayât buldular. Ve bundan gayrı uyûnların âb-ı sâfîlerin beşer miskâl olmak üzre pembeler ile berâber vezn edüp mevzûn pembeleri vezn olunmuş âb-ı rakîklere ilkâ edüp mezkûr pembeler beşer miskâl suları cezb edüp ba‘dehu pembeleri âfitâb-ı âteş-tâbda kurudup cümle pembeyi vezn edüp bu ayn-ı Şem‘ûn'da ıslanan pembe cümle pembelerden hafîf gelmek ile kavl-i hukemâ gâyet latîf su olduğundan Ebü'l-feth Sultân Mehemmed dâ’imâ ol âb-ı nâbdan nûş ederdi. İlâ hâze'l-ân cümle pâdişâhlar andan nûş ederler kim kilarcıbaşı tarafından ve dış sakkâbaşı tarafından üçer âdem beher yevm altı kişi üçer seyishâne yükü yigirmişer vukıyye gelir gümüş güğümlere ol âb-ı nâbdan leb-ber-leb edüp su nâzırı huzûrunda kilarcıbaşının mu‘temedün-aleyh âdemlerinin mührüyle kırmızı balmûmları ile güğümlerin ağızların mühürleyüp pâdişâha her bâr götürürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 32b ·
metinde göster ·
… toloz kubbeler inşâ etdiler kim altı su sarnıcı olup zelzeleden masûn u mahfûz
olmak
mülâhazasıyla ibtidâ 34a temelin bu yüzden itmâm etdiler.
"Bu câmi‘in cemî‘i mühimmât [u] levâzımât masârıfın benden alın ve bu resme bir câmi‘ binâ edin" deyü Ayasofya'nın vaz‘-ı esâsın ta‘lîm {etdi.} ibtidâ zemîn-i ka‘ra varınca hafr edüp tâ Âhûrkapu berâberliği olunca ka‘r-ı zemînden sular zâhir olup kâmil bir ay bu temel içre âteş-i Nemrû[d]lar yakup kurşum akıdup gûyâ bir rusâs-ı nîlgûn bahr oldu. Bu kurşum deryâsı temelde yedi yıl durup ba‘dehu Ağnados nâm bir ilm-i hendesede âmil-i tâm mi‘mâr-ı benâm zâhir olup Hazret-i Hızır temeline vekîlü'l-harc ve nâzır olup kırk bin ummâl ve yedi bin hammâl ve üç bin bennâ cem‘ olup meşveretleri ile Ayasofya'nın kurşum temeli üzre üç bin amûd-ı müntehâ üzre tâklar ve toloz kubbeler inşâ etdiler kim altı su sarnıcı olup zelzeleden masûn u mahfûz olmak mülâhazasıyla ibtidâ 34a temelin bu yüzden itmâm etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 33b–34a ·
metinde göster ·
… muhâsebeleri üzre sekiz kerre yüz bin ve toksan bin üç yüz seksen üç yük filori
olmak
üzre muhâsebe-i câmi‘ görülmüşdür.
Masârıf-ı câmi‘-i Süleymâniyye: Câmi‘ itmâm buldukda binâ emîni ve nâzırı ve mu‘temedî muhâsebeleri üzre sekiz kerre yüz bin ve toksan bin üç yüz seksen üç yük filori olmak üzre muhâsebe-i câmi‘ görülmüşdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 45b ·
metinde göster ·
… eyâletinde ne kadar livâlar var ise cümlesinde birer müsellemân beğ ze‘âmetleri
olmak
kânûndur. Ammâ piyâdegân-ı Kütâhiyye ve Alâiyye ze‘âmetleri cümle müsellemân pi …
Ve Kütâhiyye eyâletinde ne kadar livâlar var ise cümlesinde birer müsellemân beğ ze‘âmetleri olmak kânûndur. Ammâ piyâdegân-ı Kütâhiyye ve Alâiyye ze‘âmetleri cümle müsellemân piyâdegândan çokdur, yine kânûnları üzre sefer eşerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 53b ·
metinde göster ·
… ile çıksam bir alay amân bilmez başsız bugsuz çemapur askeri-misâl bunlara râm
olmak
kuvvet-i hatâdan ve tehlikedir’ deyü var kuvveti bâzû-yı tüvânâya getirüp ceng …
Cevâb-ı Abaza Paşa: "Pâdişâhım, üstüme me’mûr olup gelen serdârlarının her biri askerine 66a mağlûb olup zabt [u] rabta kâdir değiller idi. Uğradıkları yerleri Karayazıcı ve Kalenderoğlu ve Sa‘îd Arab gibi eli vilâyeti harâb [ü] yebâb ve halkı kebâb ederek gelüp beni muhâsara edüp her gün serdâr üzre bir gulû edüp serdârın başına otağın yıkup gûnâ-gûn fesâd işleyüp anlar celâlî ve harâmî, ben anların yanında aslahu'z-zaleme ve halâlî idim. Cânım korkusundan ceng edüp verilmedim. ‘Amân ile çıksam bir alay amân bilmez başsız bugsuz çemapur askeri-misâl bunlara râm olmak kuvvet-i hatâdan ve tehlikedir’ deyü var kuvveti bâzû-yı tüvânâya getirüp ceng ederdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 65b–66a ·
metinde göster ·
… düp serbest ü ma‘zûr ederseniz inşâ’allâh Pâdişâhımın huzûrunda meclis-i emânet
olmak
üzre nedîm-i hâslık edüp pâdişâhımı eğlendiririm" dedükde buyurdular kim,
"Pâdişâhım eğer afv ile mu‘âmele edüp serbest ü ma‘zûr ederseniz inşâ’allâh Pâdişâhımın huzûrunda meclis-i emânet olmak üzre nedîm-i hâslık edüp pâdişâhımı eğlendiririm" dedükde buyurdular kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 69b ·
metinde göster ·
… katl etdiler ve leşin Atmeydânı'na atdılar. Bu murabba‘ı anın hakkında mersiye
olmak
üzre etmiş idim. Hele görsen idi ey Mîrgûne Hân böyle zarîf, nüktedân ve necîb …
"Bu Evliyâ'nın okuduğu murabba‘ı benim nedîmim Mûsâ garîbim içün etmişdim. O Mûsâ benim nedîm-i hâsım ve yâr-ı gâr-ı gam-güsârım idi. Bir kaç sene mukaddem bir gün ol nâ-resîde mazlûmı Receb Paşa lalama gönderdim. Ol dahi zorba eşkıyâlara ığmâz-ı {ayn} edüp katl etdiler ve leşin Atmeydânı'na atdılar. Bu murabba‘ı anın hakkında mersiye olmak üzre etmiş idim. Hele görsen idi ey Mîrgûne Hân böyle zarîf, nüktedân ve necîb ü reşîd tîz-fehm sâhib-i iz‘ân bir hidmetkâr-ı mahbûb-ı cihâna ilâ-hâze'l-ân mâlik olmadım. Bî-günâh eyle mazlûmu zâlimler şehîd etdiler" deyince bu cevâba karşılık Mîr dahi germiyyet-i keyf ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 70b ·
metinde göster ·
Sa‘âdetlü pâdişâhın dahi tuğ u serâperdesi Dâvûd Paşa'ya meks-i hıyâm
olmak
sadedinde iken pâdişâh-ı âlî-nejâd bâ-heme ibtilâ-yı nikrîz ü herem ve {mübtelâ …
Sa‘âdetlü pâdişâhın dahi tuğ u serâperdesi Dâvûd Paşa'ya meks-i hıyâm olmak sadedinde iken pâdişâh-ı âlî-nejâd bâ-heme ibtilâ-yı nikrîz ü herem ve {mübtelâ-yı} emrâz-ı müzmine ve sakam ve âlâm [u] şedâyid-i sefer ü sakar ıztırâbından şikeste-hâtır olup girde-bâliş-i nâliş üzre âh-ı enîn ile bî-mecâl ve halâs olması muhâl hâle düşdü. Çün mutlakâ vücûd-ı benî âdem Arapça nass-ı kâtı‘ına mazhar düşüp âkıbetü'l-emr kabza-i ecele düşer. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 75b ·
metinde göster ·
… ayrı cemî‘i menâsıb-ı âlîlere mutasarrıf olup sadrıa‘zam oldukda cümleden melik
olmak
mülâhazasında olup ibtidâ efendisi Sultân Murâd Hân'ın vâlidesi Ümmü'l-mü’minîn …
Abaza tâ’ifesinden Sultân Murâd Hân'ın çukadârlığından kapudan paşa olup Mısır'dan gayrı cemî‘i menâsıb-ı âlîlere mutasarrıf olup sadrıa‘zam oldukda cümleden melik olmak mülâhazasında olup ibtidâ efendisi Sultân Murâd Hân'ın vâlidesi Ümmü'l-mü’minîn Kösem Vâlide'yi Kızlar Ağası Dîv Süleymân Ağa yediyle vâlideyi saçıyla ma‘nûkan boğup şehîd eylediler. Ve Yeniçeri Ağası Kara Çavuş'u ve Kul Kethudâsı Çelebi Mustafâ Ağa'yı ve Bektaş Ağa'yı ve Sarı Kâtib'i ve niçe iş erlerin cümle katl edüp cümleden melik vezîr-i a‘zam oldum der iken elli dördüncü günü mezkûr Kızlar Ağası Dîv Süleymân Ağa dîv-i akûr gibi Siyâvuş Paşa'nın çehresine bir sille-i Fir‘avnî urup "Ver mührü bire sefîh oğlan" deyü mührü alup Gürcî Mehemmed Paşa'ya verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 80a ·
metinde göster ·
değil dam u bâm üzre bir ferd [ü] merd görmüş değildir. Bu mezkûr Kazancılar câ …
"Bire var hey tuyûr İslâmbol'dan taşra feryâd eyle" deyince bi-emrillâh nutk-ı dürer-bârları vücûd bulup İslâmbol içinden cemî‘i leylek kalkup gayrı kurâ ve kasabâtlara giderler. İlâ hâze'l-ân İslâmbol'da leylek sâkin olmak değil dam u bâm üzre bir ferd [ü] merd görmüş değildir. Bu mezkûr Kazancılar câmi‘i eyle bir nefes sâhibi ulu sultânın binâsıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 88b ·
metinde göster ·
Evvelâ ne kadar câmi‘-i selâtîn ve câmi‘-i vüzerâ ve gayrı a‘yân-ı kibâr câmi‘leri var ise her birinde birer dârü'l-kurrâ mukarrerdir. Ammâ mahsûsen dâr-ı kurrâ olmak içün dârü'l-kurrâ-yı Süleymân Hân cümleden mükellef kubbe-i azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 92a ·
metinde göster ·
… âsı vardır kim lâ-nazîr kabîlesindendir. Eyyûb'a karîbdir. Süleymân Hân asrında
olmak
ile Mi‘mâr Sinân binâsıdır.
Ve elli aded mescidi ve dörd aded tekyesi ve bir hammâm henüz binâ olundu ve yigirmi aded dekâkînleri vardır. Ammâ hânları yokdur. Lâkin Nişâncı Paşa'nın bir müferrih hammâm-ı dil-küşâsı vardır kim lâ-nazîr kabîlesindendir. Eyyûb'a karîbdir. Süleymân Hân asrında olmak ile Mi‘mâr Sinân binâsıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 118a ·
metinde göster ·
… âsköy dağlarında beyâz çakıl taşı gibi ser-ber-zemîn olup yatırlar. Gayrı yerde
olmak
ihtimâli yokdur, Üsküdar ve Galata'dan cümle bu mahalle getirirler. Ammâ bir ka …
Câ-be-câ mahbûbe Urum keratsaları vardır. Ve cemî‘i Yahûd tâ’ifesinin mezâr-ı meşâdistânı bu Hâsköy dağlarında beyâz çakıl taşı gibi ser-ber-zemîn olup yatırlar. Gayrı yerde olmak ihtimâli yokdur, Üsküdar ve Galata'dan cümle bu mahalle getirirler. Ammâ bir kaç senedir haham la‘înleri izin verüp gayrı yerde dahi izn-i hâkim ile meşâdlık yapdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 124a ·
metinde göster ·
… le meks edüp ve gazâ mâlın guzât-ı müslimîne bunda hisse edüp nazargâh-ı kadîmi
olmak
ile fermânıyla ma‘mûr edüp niçe kâ‘a ve hammâm ve kasr ve müte‘addid hücre ve s …
Tershâne bâğçesi: Kadîm-i evvelde kefere asrında dahi kırallara mahsûs bâğ imiş. Ammâ ba‘de'l-feth, Ebü'l-feth ibtidâ bunda hayme-i Muhammedîsi ile meks edüp ve gazâ mâlın guzât-ı müslimîne bunda hisse edüp nazargâh-ı kadîmi olmak ile fermânıyla ma‘mûr edüp niçe kâ‘a ve hammâm ve kasr ve müte‘addid hücre ve soffalar ile aşren ve fe-aşr havz u şâzrevânlar ile ma‘mûr [u] âbâdân edüp sadranc nakşı {dikilmiş} on iki bin serv dırahtı râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olup niçe bin eşcâr-ı gûnâ-gûn müsmirât ve gayrı çınâr ve bîd-i sernigûn ve çimşîr ve sanavber ile bu bâğı müzeyyen edüp gûyâ ravza-i Rıdvân olmuş bir iremezâtdır. Hudâ'ya ma‘lûm bu hıyâbânda serviler var kim evc-i âsumâna ser çekmiş niçe bin servdir âdem vâlih [ü] hayrân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 124b ·
metinde göster ·
ile Süleymân Hân dahi topcıyân tâ’ifesine rağbet {edüp} cemî‘i Memâlik-i mahrûs …
Bunlar top u tüfenge mâlik olmak ile Süleymân Hân dahi topcıyân tâ’ifesine rağbet {edüp} cemî‘i Memâlik-i mahrûsalarından ve kâfiristândan ihsân [ü] in‘âmlar ile topcular ayardup ecdâdı Mehemmed Hân ve Bâyezîd Hân binâ etdüği tophâneyi münhedim edüp mücedded bir tophâne etmişdir. Anı görmeyen kâr-ı dîv ve kuvvet-i insân ve akl-ı benî âdem ne idüğin bilmez. {Hâlâ a‘dâ-yı dîn olan küffâr-ı hâksârların kabza-i tasarruflarında olan kılâ‘-ı azîmeleri feth [u] istihlâs içün âlet-i mühimme olan topların envâ‘ı işlenecek kârhâne-i kadîmdir}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 130b ·
metinde göster ·
… âr-kûşe [ve] harpüşte kurşum örtülü kubbedir. Zîrâ ol kûh-ı bâlâ üzre ağır binâ
olmak
muhâldir.
İşte bu mertebe bir kûh-ı bâlâ üzre çâr-kûşe dîvâr üzerine çâr-kûşe [ve] harpüşte kurşum örtülü kubbedir. Zîrâ ol kûh-ı bâlâ üzre ağır binâ olmak muhâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 132b ·
metinde göster ·
Ba‘dehu Müftî Yahyâ 133b müşkil-küşâ olan bevvâb-ı nâ-murâdı Murâd Hân hattıyla ber-murâd edüp Kütâhiyye mevleviyyeti pes-pâye olmak ile ibtidâ ana sadaka ihsân olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 133a–133b ·
metinde göster ·
… inşâ edüp Kostantıniyye'ye iki tarafdan zahâyir makûlesi varmayup kaht [u] galâ
olmak
mukarrerdir, cenâbınız dahi azametle Edirne'den deryâ-misâl asker ile bu bizim …
"İslâmbol'u feth edecek sensin" deyü tebşîr edüp "bu mahalde bir kal‘a ve Akdeniz Boğazı'nda iki kal‘a inşâ edüp Kostantıniyye'ye iki tarafdan zahâyir makûlesi varmayup kaht [u] galâ olmak mukarrerdir, cenâbınız dahi azametle Edirne'den deryâ-misâl asker ile bu bizim cânibimize teşrîf buyurasız" deyü Rûmeli Hisârı yerinde sâkin olan ruhbân şekilli mü’min-i nihânînin mektûbu Ebü'l-feth'e varınca Mehemmed Hân'a inşirâh-ı sadr [u] zevk-i derûn müyesser olup iki yerden gayret kuşağın kuşanup Kostantîn izniyle sayd [u] şikâra gelerek Karadeniz sâhilinde Terkoz kal‘asına gelüp halîcinde ve çengelistânında sayd [u] şikâr edüp Terkoz kal‘ası kapudanından hedâyâlar alup ve kapudana Mehemmed Hân hedâyâlar verüp aslâ sulha muhâlif ü muğâyir bir iş etmeyüp Kostantîn'e niçe şikârlar gönderüp sûret-i dostlukda görünüp bu hisâr mahallinde bir şikârhâne sarây çiftliği binâ etmeğe istîzân edüp hisâr yerindeki râhib sûreti müslime buluşup, görüşüp, öpüşüp niçe hüsn-i tedbîr meşveretleri ederler. Tâ ki kıral-ı bed-fi‘âl-i dâldan elçiler gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 136b ·
metinde göster ·
… i beni tutdu" deyüp havfından gark olur. Gâyet ihtirâz lâzımdır. Anda ise mâlik
olmak
ihtimâli yokdur. Yine böyle iken niçe bin dilberân mukaşşer bâdâm gül-pembe-mis …
Ve ta‘tîl günleri niçe bin kayık ve peremeye süvâr olmuş niçe bin pîr [ü] cüvân âşıkân-ı sâdıkân bu câ-yı meserrete gelüp her biri birer gûne cilvelenirler. Ba‘zı cânlar mahbûbları ile mezkûr nehre girüp şinâverlik edüp birbirlerin 145b bî-bâk dirâgûş ederler bir nehr-i mahabbetdir. Ammâ iki cânibinde olan dırahtların kökleri su içinde balık ağı şebekesi gibi olup ba‘zı cânların ayağına ol kökler geçüp "Hay deniz mâliki beni tutdu" deyüp havfından gark olur. Gâyet ihtirâz lâzımdır. Anda ise mâlik olmak ihtimâli yokdur. Yine böyle iken niçe bin dilberân mukaşşer bâdâm gül-pembe-misâl vücûd-ı nâzenînlerin nîlgûn ibrîşim fûtalara sarup mâhîler gibi gavvâslık edüp âşıklarına dil-nüvâzlık ederler. Ve herkes cavk cavk olup köşe köşe sâz u söz ile Hüseyin Baykara sohbeti ederler. Ve bu câ-yı sürûrda bir oda acemî oğlanıyla bir acemî çorbacısı hükûmet edüp bârûdhâne üzre hidmet eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 145a–145b ·
metinde göster ·
… iş. Ammâ hâlâ bu kâğızhâne harâbdır. Lâkin sehel bahâne ile amâr olup bârûdhâne
olmak
mümkindir.
Bir latîf hammâmı ve yigirmi aded dükkânı var. Ammâ kefere zamânı bunda kâğız işleyecek bir azîm kârgîr kubbeler ile mebnî kâğızhânesi var, su dollâbları yeri var kim Dâye Hâtûn câmi‘i altından suyu ubûr edermiş. Ammâ hâlâ bu kâğızhâne harâbdır. Lâkin sehel bahâne ile amâr olup bârûdhâne olmak mümkindir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 146a ·
metinde göster ·
… er. Zîrâ bir diyârda esnâf-ı kehhâl ve cerrâh olmasa ol şehire varup mütemekkin
olmak
câ’iz değildir.
İbtidâ alay-ı ordu-yı asâkir-i avân, ba‘dehu asâkir-i şer‘-i Resûl-i Mübîn, ba‘dehu esnâf-ı hukemâ-yı kehhâlân ve cerrâhânı beyân eder. Zîrâ bir diyârda esnâf-ı kehhâl ve cerrâh olmasa ol şehire varup mütemekkin olmak câ’iz değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 157b ·
metinde göster ·
… ve hekîm-i hâzık ve fassâd-ı âmil ve cerrâh-ı kâmil olmasa ol şehirde ve orduda
olmak
câ’iz değildir. İmdi ol ecilden ibtidâ hukemâ ve kehhâl esnâfları tahrîr olundu …
bu mazmûnca bir şehr-i azîmde yâhûd bir ordu-yı azîmde hâkim ve hekîm-i hâzık ve fassâd-ı âmil ve cerrâh-ı kâmil olmasa ol şehirde ve orduda olmak câ’iz değildir. İmdi ol ecilden ibtidâ hukemâ ve kehhâl esnâfları tahrîr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 158a ·
metinde göster ·
… elattum-ı deryâda bir geminin armozları açılup rahnedâr olsa su girüp gark-ı âb
olmak
mertebesine vardıkda der-akab bu tulumbaları geminin bir kaç yerine koyup cümle …
Esnâf-ı tulumbacıyân: Dükkân yedi, neferât seksen, bunların dahi pîri ma‘lûmum değildir. Ve bunlar arabalar üzre dükkânlarında çam direklerin azîm burgular ile delüp tulumba ederler. Başka bir musanna‘-ı garâyibdir. Telattum-ı deryâda bir geminin armozları açılup rahnedâr olsa su girüp gark-ı âb olmak mertebesine vardıkda der-akab bu tulumbaları geminin bir kaç yerine koyup cümle suyu san‘at ile taşra çeküp atarlar, görmeğe muhtâc bir san‘atdır. Bu kâr ile bunlar dahi tay ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 163a ·
metinde göster ·