"Âhir zamânda bir Muhammed gele, niçe bin kiliseler yıka. Anın ümmetleri Antâkıyye ve Kudüs'ü ve Mısır'ı ve Kostantıniyye'yi ala ve karadan niçe bin pâre yelkenleri açılmış gemiler ile gele ve başında kadı sarığı ola ve katıra binüp ayağında mâvî çizme ola. Ol Muhammed'se gelüp kiliseler yıkılalı ve Mısır'ı [ve] Antâkıyye ve Kudüs'ü ümmetleri feth edeli sekiz yüz elli sene oldu. Ve karadan gemi yürüyüp bu kal‘a feth olmak muhâldir. Ve bu Muhammed ol Muhammed değildir. Büyük Muhammed'lerinden berü bu Kostantîn on bir kerre muhâsara görüp fethi Arab'a müyesser olmayup bu Türk'e mi müyesser ola" deyü akl-ı kâsırları üzre niçe lâf-ı güzâf urup Kostantîn'e tesellî-i hâtır verüp yine cenge âheng etdiler. Ammâ taşrada asker-i İslâm esâs-ı kal‘anın ka‘rına girüp câ-be-câ kal‘ayı rahnedâr etmeğe başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 25b ·
metinde göster ·
kal‘a[yı] muhâfaza ederler. Dizdârı ve beş yüz kal‘a neferâtları vardır. Ve bir …
Evsâf-ı sûr-ı kavî ve metîn kal‘a-i Gönye : Tarabuzun eyâletinde Batum sancağıdır. Paşasının hâssı taraf-ı pâdişâhîden (---) akçedir ve ze‘âmet 13 ve kılıç timar 72, çeribaşısı ve alaybeğisi vardır. Hîn-i seferde kânûn üzere cebelüleriyle sekiz yüz asker olur. Üç yüz âdem dahi paşasının askeri olur. Ammâ Mikrilistân ağzında intihâ-yı serhad olmağıla merkûm askerler bir sefere me’mûr olmayup bu kal‘a[yı] muhâfaza ederler. Dizdârı ve beş yüz kal‘a neferâtları vardır. Ve bir oda dergâh-ı âlî yeniçerileri, sekiz yüz neferâtıyla çorbacıları, şeb [u] rûz nevbet beklerler ve yüz elli akçe kazâ-yı âsumânîdir. Nâhiyeleri cümle harbe ucuyla söyleşir, âsî Çiço Laz kurâlarıdır. Kadısına senevî bin guruş olur. Beğine yedi bin guruş olur. Kal‘ası leb-i deryâda (---) üzre şekl-i murabba‘ Şeddâdî binâ-yı sengîndir. Kadîm-i eyyâmda (---) binâsıdır. Ve sene (---) târîhinde (---)(---) fethidir. Ve niçe kerre Kazak-ı Ak gelüp istilâ edüp mâl-ı ganayimin alup harâb [u] yebâb edüp gitmişdir. Kal‘a içre cümle (---) örtülü tahtânî ve fevkânî (---) aded hânelerdir. Ve cümle (---) mihrâbdır. Cümleden ma‘mûr [u] âbâdân (---) câmi‘i bir minâreli tahtânî ve kiremit örtülü câmi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 254b ·
metinde göster ·
… üle başında yüzer dâne deve dişi kırmızı dânedâr-ı gendüm kendi kendinden hâsıl
olmayup bu
dahi bir gûne sun‘-i Hudâ'dır kim Arapça âyeti üzre her sünbülede yüzer dâne- …
Ve mine's-sâni‘i'l-acîbe: Ol senede yine Turhal sahrâsında dihkânîler zirâ’at edüp bi-emri Hayy-i Kadîr bir buğday dânesinden bir kökde yetmiş çatal kardeş hâsıl olup her sünbüle başında yüzer dâne deve dişi kırmızı dânedâr-ı gendüm kendi kendinden hâsıl olmayup bu dahi bir gûne sun‘-i Hudâ'dır kim Arapça âyeti üzre her sünbülede yüzer dâne-i hınta hâsıl olmuşdu. Ammâ haşebi âdem bâzûsu kalınlığı var idi. Arapça(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 79b ·
metinde göster ·
… m Boğdan askeri değil idi’ deyü ricâ edin" deyü ricâları hayyız-ı kabûlde vâki‘
olmayup bu
kadar mâldan çıkdılar. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evsâf-ı kal‘a-i kavî Soroka: Bânîsi (---) filândır. Lisân-ı Boğdanca "Soroka" demek (---) demekdir. Bu Boğdan beği hükmünde başka boyarlık ve vâmoşlukdur. Kal‘ası nehr-i Turla kenârında şeddadî taş binâ kal‘a-i bâlâdır, ammâ küçükdür, lâkin Hân'a ey top şâdumânları edüp ziyâfetler ile yüz araba hedâyâlar ile Hân'a yetmiş tahta semmûr ve kırk tahta kafâ ve yüz elli tahta semmûr paçası kürkler ve elli kîse guruş gelüp "Pâdişâhdan bizi ricâ edesiz ki ‘Melek Ahmed Paşa'nın kırdığı bizim Boğdan askeri değil idi’ deyü ricâ edin" deyü ricâları hayyız-ı kabûlde vâki‘ olmayup bu kadar mâldan çıkdılar. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 50a ·
metinde göster ·
… aşa enîsin sebeb-i şehâdetleri bu yüzden olmuşdur, lâkin her biri vakıf-ı esrâr
olmayup bu
yüzden nakl eder, ammâ alimallâh ve şehidallâh kaçan kim Ösek kal‘asında ibtidâ …
İşte fakîr Şâm[î]zâde Re’îs'in ve İbrâhîm Paşa enîsin sebeb-i şehâdetleri bu yüzden olmuşdur, lâkin her biri vakıf-ı esrâr olmayup bu yüzden nakl eder, ammâ alimallâh ve şehidallâh kaçan kim Ösek kal‘asında ibtidâ evvel alay gösterdiğimiz gün bildim ki bu İbrâhîm Paşa'yı bu Sadrıa‘zam katl eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 116a ·
metinde göster ·
… ve domuz ayağı ve paçarız ve zemberek ve el kumbaraları atdı kim hadd [ü] hasrı
olmayup bu
gece çok âdem şehîd oldu, zîrâ kralın imdâd gelmesi istimâ‘ olunup cân [u] gönü …
Ve ol gün iki nefer Acem gelüp kal‘ayı ol mahalde direk lağımlarına almağa mübâşeret etdiler. Ve bu mahalde bir serdengeçdi ağamız dahi şehîd oldu. Ve bu gece la‘în Fargaçi kal‘ayı çerâğân edüp kal‘a dibindeki Acemler üzre ve meterislerdeki serdengeçdiler üzre ol kadar neft ve katrân ve top ve kumbara ve domuz ayağı ve paçarız ve zemberek ve el kumbaraları atdı kim hadd [ü] hasrı olmayup bu gece çok âdem şehîd oldu, zîrâ kralın imdâd gelmesi istimâ‘ olunup cân [u] gönülden savaş-ı perhâş olur oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 116b ·
metinde göster ·
… ttâ sene 1074 târîhinde yine küffâr gelüp muhâsara edüp bir taş koparmağa kâdir
olmayup bu
kal‘a gâzîleri kâfirin başların koparup başsız ve buğsuz seg ber-sahrâ gitdiler …
Hattâ sene 1074 târîhinde yine küffâr gelüp muhâsara edüp bir taş koparmağa kâdir olmayup bu kal‘a gâzîleri kâfirin başların koparup başsız ve buğsuz seg ber-sahrâ gitdiler. Tâ bu mertebe yarar ve nâmdâr gâzîleri vardır, ammâ taşra varoşu sa‘b olup handakı dâ’iren-mâdâr leb-ber-leb batak su olduğundan 10a gâzîleri küffârdan aslâ havf u haşyet çekmezler, ammâ bu varoş kaç adımdır, hâtırımda yokdur, ammâ şarampavları ve mazgal delikleri çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 9b–10a ·
metinde göster ·
… et beğleri birbirleriyle bu mahalde ceng-i azîm edüp ikisinden de bir cân halâs
olmayup bu
mahal[d]e depe depe yığılı püşteler vardır. Cümle Çerkezistân mezârlığı eyle yı …
Âhır-ı kâr baş açup Şîrînliye bed-du‘â edüp anlar Kırım'a bizler cânib-i şarka 5 sâ‘at gidüp ancak hânın başında kendü kullarından yüz âdem kaldı. Andan dağlar aşarak giderken Temeşa nâm bir mezârlığı geçdik. Meğer iki aşîret beğleri birbirleriyle bu mahalde ceng-i azîm edüp ikisinden de bir cân halâs olmayup bu mahal[d]e depe depe yığılı püşteler vardır. Cümle Çerkezistân mezârlığı eyle yığınlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 152b ·
metinde göster ·
… i Hudâ bir yâr-ı sâdık mahbûbumuz var idi. Yigirmi yıldan berü mülâkât müyesser
olmayup bu
mahalde hânemize gelüp görüşdük. Kıt‘a:
Sarı Saltık Sultân ya‘nî Mehemmed Buhârî hazretleri bu şehirde medfûn olup bu şehir anın âsitânesi evkâfı olduğu cümle bâlâda cild-i sânîmizde mastûrdur. Ammâ şimdi sene 1077 Ramazânı ıydının üç günün dahi Mehemmed Paşa ile edüp ve cümle ahbâb ile görüşüp öpüşüp bilişidik. Hamd-i Hudâ bir yâr-ı sâdık mahbûbumuz var idi. Yigirmi yıldan berü mülâkât müyesser olmayup bu mahalde hânemize gelüp görüşdük. Kıt‘a:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 201b ·
metinde göster ·
… ûr tabyalar mâbeynlerinde aslâ âdem ve âdemîzâddan bir ferd-i âferîde meterisde
olmayup bu
taraflar serâpâ hâlî olup küffârın domuzları ve keçileri ve koyunları ve atları …
Hulâsa-i kelâm bu kal‘a-i Kandiye şekl-i müselles vâki‘ olup iki köşesi kara cânibidir. Ve bu kara cânibinin ancak dörd bölükde iki bölüğü muhâsara olunmuş idi. Ve iki bölüğü tâ Yassı tabyadan ve Yüksek tabyadan ve Bıyıklı tabyasından Fıçılı tabyasından ve niçe küçük mâbeyn tabyalarından geçüp tâ Karanlık kapuya varınca bu mezkûr tabyalar mâbeynlerinde aslâ âdem ve âdemîzâddan bir ferd-i âferîde meterisde olmayup bu taraflar serâpâ hâlî olup küffârın domuzları ve keçileri ve koyunları ve atları ve eşekleri kal‘anın top altlarında çayırlayup gezerlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 291a ·
metinde göster ·
… mesâ bir ân durmayup top u tüfeng ve fişeng ü kumbaralar ve taşlar atmadan hâlî
olmayup bu
Göllük tarafındaki meterislerimizi sene 1079 içinde on tokuz kerre basup her çı …
Ammâ bu Göllük tarafına asâkir-i İslâm gâyetül'l-gâye hücûm etdiklerin küffâr görüp çifte çifte lağımlar atup yüz seksen aded balyemez topların kirpi tüğü gibi dizüp subh u mesâ bir ân durmayup top u tüfeng ve fişeng ü kumbaralar ve taşlar atmadan hâlî olmayup bu Göllük tarafındaki meterislerimizi sene 1079 içinde on tokuz kerre basup her çıkdıkça kırılup münhezimen bakıyyetü's-süyûfları kal‘aya firâr ederlerdi. Ammâ mel‘ûn Su kullesi iki buçuk yılda kırk elli bin aded balyemez top gülleleri yedi ammâ aslâ gaybetde(?) olmayup Göllük tarafında âdem ve hayvânât gezdirmezdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 296b ·
metinde göster ·
… îm Paşa küffârın sözlerine kâ’il ve kâh kefereler İbrâhîm Paşa'nın sözüne kâ’il
olmayup bu
gûne şütür-be-gürbe mu‘âmelelere aslâ kimesnenin aklı ermeyüp ve yüz sene mu‘am …
Yine böyle iken tarafeynden niçe yüz lağımlar atılup ve niçe bin kanlar saçılup ve yine rûz merre çadırlarda gûnâ-gûn müşâvereleri İbrâhîm Paşa küffârlar ile edüp yine germâ-germ gavgâ ve ceng [ü] cidâller olup kâh İbrâhîm Paşa küffârın sözlerine kâ’il ve kâh kefereler İbrâhîm Paşa'nın sözüne kâ’il olmayup bu gûne şütür-be-gürbe mu‘âmelelere aslâ kimesnenin aklı ermeyüp ve yüz sene mu‘ammer olmuş âdemler böyle sulh görmeyüp âlem-i hayretde kalmışlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 302b ·
metinde göster ·
ağavâtlar içeri girirken bu abd-i kemter Göllük tarafındaki Yassı tabya üzre da …
"Tiz müşâvere-i sulha çıkan kâfirleri cümle göz hapsine koyup rehin dursunlar" deyü fermân gelüp "Bizim rehinimiz dahi içeri" deyü fermân-ı Âsaf oldukda Yanyalı Arslan Paşazâde mîr-i mîrân Bebr Paşa ve sipâh ocağından altı bölük ağaları ve yeniçeriyân zümresinden Ellidokuz Mehemmed Ağa ve'l-hâsıl cemî‘i ocakdan birer ağa kal‘a içine rehin girüp cümleye müstevfâ konaklar verüp ammâ ta‘yînât vermeğe iktidârları olmayup bu ağavâtlar içeri girirken bu abd-i kemter Göllük tarafındaki Yassı tabya üzre dal kılıç olup ibtidâ bu abd-i kemter Kandiye'nin fetih ezânın okumak müyesser oldu. Elhamdü lillâh hâzâ min fazlı Rabbî.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 303a ·
metinde göster ·
… eylesem bir mücelled kitâb olur, ammâ bu seyâhatde tahrîr etmeğe aslâ liyâkatim
olmayup bu
kadarca ile iktifâ olundu, zîrâ cemî‘i vekâyi‘âtların terkîm etmek makdûr-ı beş …
Eğer bu cümle girüp bildiğimiz ahvâlâtları firâden firâdâ tahrîr eylesem bir mücelled kitâb olur, ammâ bu seyâhatde tahrîr etmeğe aslâ liyâkatim olmayup bu kadarca ile iktifâ olundu, zîrâ cemî‘i vekâyi‘âtların terkîm etmek makdûr-ı beşer değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 304a ·
metinde göster ·
Su içinde vâki‘ olduğundan "Suda" derler. Gerçi Kandiye ile cezîre-i Girid lafzen feth oldu ammâ ma‘nen feth olmayup bu Suda kal‘ası tâ cezîre-i Girid'in göbeğinde dest-i küffârda kalup küffâr donanması cezîre-i Girid'e bu Suda kal‘ası bahânesiyle gelüp gitmededir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 320b ·
metinde göster ·
Niçe gün bu şehrin a‘yân [u] eşrâflarıyla zevk u safâlar edüp ba‘dehu Serdâr Alî Paşa'nın hakîr ile gönderdiği emr-i pâdişâhîleri Yanya paşası Diyârbekirli Samancızâde (---) Paşa'nın dîvânında kırâ’et etdirüp cümle a‘yân-ı kibâr "Fermân pâdişâhındır" deyüp Manya vilâyeti muhâfazasına cümle âmâde olup hakîre bir kîse ücret-i kadem ve üç at ve on donluk çuka ve atlâs ve niçe tuhef eşyâlar cümle mîr-i mîrânlardan peydâ edüp ba‘dehu sene 1081 rûz-ı Kâsım'ın bu şehirde sicil edüp ol gün Yanya'dan garb 350a tarafına Yanya gölü kenârınca 2 sâ‘at gidüp andan keşişleme cânibine kecistân yolu üzre azamet-i Hudâ eyle ma‘mûr u âbâdân müzeyyen kurâları ve çiftlikler var kim her biri birer gûne bâğ u bâğçeli ve çayır u çemenli buk‘aları hûb ve hâk-i pâkleri beyne'n-nâs merğûb mezre‘âtları vâfir ve çerâgâhları mütekâsir birbirlerine muttasıl aslâ arz-ı hâliye olmayup bu âbâdânları seyr [ü] temâşâlar edüp ubûr ederek 6 sâ‘atde Saranda Potamo deresini geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 349b–350a ·
metinde göster ·
… rahm-ı mâderden mütevellid olalı muharremât [u] mükeyyefâtdan bir şey ile âlûde
olmayup bu
gûne bir hâk-i pâk idim, ancak tâlib [ü] râğıb-ı seyâhat idim.
Bu hakîr vakt-i şebâbda henüz ömr-i girânmâyemiz pencâh sâle bâliğ iken hakîr dahi nâ-bâliğ mücerred-i pâk idim, ammâ hamd-i Hudâ rahm-ı mâderden mütevellid olalı muharremât [u] mükeyyefâtdan bir şey ile âlûde olmayup bu gûne bir hâk-i pâk idim, ancak tâlib [ü] râğıb-ı seyâhat idim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y3a ·
metinde göster ·
Bu kapuyu Haccâc tamâm edüp Ka‘be-i şerîfi dîbâce ile ibtidâ anlar kisve geydirdiler. Zamân-ı kadîmde Yemen tebâbi‘aları ya‘nî Yemen pâdişâhları bir gûne musanna‘ hasîr ile Ka‘be'ye Y 342a kisve ederlermiş. Hârûnü'r-Reşîd ve oğlu Me’mûn Halîfe dahi dîbâçdan Mekke'ye kisve ederlermiş. Mürûr-ı eyyâm ile evkâf[ı] harâb olmak ile Mısır sultânlarından Âl-i Eyyûbiyân'dan el-Melik es-Sâlih Necmeddîn hâtûnu Şecerüddürre nâm hâtûn zer-ender-zer siyâh kisve ile pûşîde edelden berü Karadonlu Ka‘betullâh derler. Azîm hayrâtdır. Bir mülûke müyesser olmayup bu Şecerüddürre nâm hâtûna müyesser olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y341b–Y342a ·
metinde göster ·
… e siyâh savat ile tahrîr olunmuş hatlar var. Ammâ izdihâmdan nazar etmek mümkin
olmayup bu
târîh ile iktifâ etdik. Hakkâ ki bâb-ı mu‘allâdır. Ve mücevher bir kufl-i azîmi …
Ve dahi müzehheb gümüş kitâbeler içre siyâh savat ile tahrîr olunmuş hatlar var. Ammâ izdihâmdan nazar etmek mümkin olmayup bu târîh ile iktifâ etdik. Hakkâ ki bâb-ı mu‘allâdır. Ve mücevher bir kufl-i azîmi var. Dâ’imâ mesdûd durur. Miftâhı Hazret-i Risâlet-penâh asrından beri İbn Şeybe yedindedir. Hâlâ anlar mutasarrıfdır. Bir siyâh çerde hoş-likâ kimesnedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y342b ·
metinde göster ·
… ine selâtîne-i zamâne şecerüddür nâm bir hâtûnun evkâfıdır. Cemî‘i mülûka nasîb
olmayup bu
hâtûna nasîb olmuşdur. Hâlâ Mısır'a karîb on pâre ma‘mûr [u] âbâdân kurâları va …
Bâlâda birkaç kerre bu kisve-i şerîfin evsâfı zikri sebkat etmişdir. Ammâ bu dahi bir hazîne-i sultânîdir, lâkin Âl-i Osmân hayrâtı değildir, Âl-i Ekrâddan yine selâtîne-i zamâne şecerüddür nâm bir hâtûnun evkâfıdır. Cemî‘i mülûka nasîb olmayup bu hâtûna nasîb olmuşdur. Hâlâ Mısır'a karîb on pâre ma‘mûr [u] âbâdân kurâları vardır, ol kurâlardan senevî yüz yetmiş kîse hâsıl olup kisve nâzırı yetmiş kantâr harîr ve üç kantâr sîm-i hâlis alup mâh-ı Mevlûd'da üstâdları şürû‘ edüp mâh-ı Receb'de kisve nâzırı nümûne içün birkaç vasle tamâm edüp paşa huzûruna getürüp a‘lâ nazîf ise nâzıra ve üstâdlara hil‘at ihsân olunur. Eğer musanna‘ değil ise ta‘zîr ü itâb [u] ikâb olunurlar. Andan mâh-ı şevvâl'in gurresinde kisve-i şerîfin itmâmı müjdesi paşaya vâsıl olup alay tenbîh olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y197b ·
metinde göster ·
… dîmler vardır, birbirlerine karîbdir, tüfeng menzilidir. Sevâkin cezîresinde su
olmayup bu
tarafda olan suları hıfz içün bu üç kıt‘a kulleleri binâ etmişlerdir. Ve gelen …
Ve bu cezîrenin keşişleme cânibi karadır, beri tarafdan ezân sadâsı istimâ‘ olunur, ol tarafda leb-i deryâda üç aded kulle-i kadîmler vardır, birbirlerine karîbdir, tüfeng menzilidir. Sevâkin cezîresinde su olmayup bu tarafda olan suları hıfz içün bu üç kıt‘a kulleleri binâ etmişlerdir. Ve gelen kârbân ve âyende vü revendegân bu Sevâkin'e ubûr edince mutahassın olmağiçün bir cây-ı menâs kullelerdir. Bu kulleler olmasa Zengî kavmleri Sevâkinliye bir katra su vermezlerdi ve Sevâkinli susuzlukdan helâk olurlardı olmuşlardır olur. İlâ-yevminâ hâzâ gelen gemilerden Arz-ı Mukaddese suyu var mı deyü Yemen ve Cidde gemilerinden su isterler. Ol ecilden bu tarafdaki suların (---)(---) bu kuyuların dâ’imâ hıfz ederler. Ba‘zı hânelerde su sarnıcları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y436a ·
metinde göster ·