… kim altun ve cevâhir anın yanında ne şeydir. Bir âdem sarılık marazına mübtelâ
olsa ol
amûdı üç kerre üç cum‘a ertesinde ale's-sabah yalasa bi-emrillah şifâ bulur. Ey …
Bağğâz ve hasûd-ı münâfıkîn pâdişâha Yûsuf Paşa'yı gamz edüp "Pâdişâhım Yûsuf Paşa lalan, Hanya hazînesinden üç Husrevânî küp altun ve üç milyon mâl-ı Kârûn ve bir altun direk keçelerle sarılmış pâdişâhıma deryâda katre ve güneşde zerre vermeyüp anları hıfz etdi" derler. Ba‘de'l-katl 273b mâl [u] menâldan bir şey çıkmayup ol altun direk keçe ile sarılmış, dedikleri bir taş yerakânî direk idi. Hazîneye koyup hılâf-ı inhâ edenlerin dünyevî [ve] uhrevî yüzleri kara oldu. Ba‘dehû ol altun dedikleri sarı amûdı Mehemmed Hân-ı Râbî‘in vâlidesinin binâ etdüğü câmi‘in hünkâr mahfili altına sütun etdiler. Ammâ hakkâ kim bir sun‘-ı Hudâ ve ibret-nümâ bir seng-i asferdir kim altun ve cevâhir anın yanında ne şeydir. Bir âdem sarılık marazına mübtelâ olsa ol amûdı üç kerre üç cum‘a ertesinde ale's-sabah yalasa bi-emrillah şifâ bulur. Eyle bir seng-i Hudâ'dır kim Yûsuf Paşa'nın sebeb-i katli olmuşdur. Hikmet-i Hudâ "el-abdu yüdebbiru vallahu yukaddiru" ve "elsinetü'l-halk aklamu'l-ha(l)kdır". Kaçan kim Sultân İbrâhîm Hân Sarâyburnu'nda Yûsuf Paşa ile Girid müşâveresin edüp "Hanya'yı feth etdikden sonra inşâallah sâlimîn ve gânimîn geldikde sâna ıvazın ederim" deyü yemin etdüğü meğer "şehîd ederim" demek imiş. Hakîkatü'l-hâl Hanya kal‘ası gibi bir hısn-ı hasînin ve sedd-i metinin fethi bir kerb-i azîm idi. Ammâ feth olunmasına sebeb Cenâb-ı Bârî yârî kılup küffâr-ı hâksârın donanma-yı nâ-mübâreki gelmeden Gâzî Yûsuf Paşa cidd ü cehd edüp Feyyâz-ı Mutlak'ın inâyet-i ezelîsi ve avn-i aliyyesi ve esrâr-ı hafiyyesi olup feth oldu. Yohsa bu Hanya gibi sedd-i İskenderin fethi {bir vechile} mümkün değil idi. Ve eyle kal‘a-i üstüvârın fethine ıvaz bir şey ile olmazdı, illâ şehâdet ola. Yûsuf Paşa-yı merhûm ve mağfûr, mahbûb-ı Hudâ imiş kim hem feth ve ba‘de'l-feth şehâdet müyesser oldu. Hamd-i Hudâ bu hakîr Evliyâ-yı pür-riyâ böyle gazâ-yı ekberde bulunup sâlimîn ve gânimîn vatanımıza gelüp peder u mâder-i azîz ve azîzelerimizle müşerref olup dest-i şerîflerin bûs edüp "Ber-hurdâr-ı ömr ol oğul! Vekâletimiz eyleyüp Girid fethinde bulundun. Bizim varmamıza muhtaç etmedin" deyü buyurdular. Hakir eyitdim: "Benim peder-i azîzim, sultânım! Siz şimden gerü ihtiyâr oldunuz. Süleymân Hân asrından berü yetmiş gazâda bulundunuz. Bu ciğer-kûşenize hemân hayr du‘â edin. Niçe gazâlarda bulunup cenâb-ı şerîfinize sevâb-ı cezîl ola" deyü dest-bûs edüp hayr du‘âların alıp bu hikâyeye âğâze eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 273a–273b ·
metinde göster ·
… n hûrde-kârlık ve san‘at-ı hezâr-fenlik hezârân üstâd-ı mermerber bir yire cem‘
olsa ol
mihrâb ve minbere bir tîşe {ve erre, ya‘nî destere} urmağa kâdir değillerdir. D …
Andan evsâf-ı Câmi‘-i Sultân Hasan: Azerbaycân şâhlarından Sultân Uzun Hasan binâ etmişdir. Ol Hasan'dır kim Erzurûm'un şarkîsine bir merhale karîb Hasankal‘asın binâ edüp Ebü'l-feth Sultân Mehemmed'le Tercân sahrâsında ceng-i azîm edüp cümle askeri Ebü'l-feth kılıcından geçüp ancak Uzun Hasan Şâh cân kurtarup bu Tebrîz'de dâğ-ı derûnundan cânın verüp bu câmi‘i cenbinde medfûn olan Uzun Hasan câmi‘idir kim serâpâ enderûn [u] bîrûnunun cânib-i erba‘ası ve kıbâbları cümle Kâşî çin ile mebnî olmuş câmi‘-i bî-bedeldir. Hakkâ ki Hasan hüsn-i nazarile bir câmi‘-i müstahsen binâ etmiş kim gûyâ Mısır'daki Sultân Hasan câmi‘idir. Minberi ve mihrâbı ve mü’ezzinân mehâfili üzre olan hûrde-kârlık ve san‘at-ı hezâr-fenlik hezârân üstâd-ı mermerber bir yire cem‘ olsa ol mihrâb ve minbere bir tîşe {ve erre, ya‘nî destere} urmağa kâdir değillerdir. Derûn-ı câmi‘in cânib-i erba‘asında olan revzenlerinde olan san‘at-ı haddâdî ve billûr ve necef ve moran câmlarında olan şuğl-ı bennâyî bir câmi‘de yokdur. Ve kıble kapusunın cânib-i erba‘asında olan gûnâ-gûn zîhler ve mukarnas ve islimîler ve kitâbe ve turuncalar ve girişme ve münakkaş rûmîler var kim her biri sihr-i mübîn mertebesi kasd-ı tasarruflar edüp üstâd-ı kalemkâr yed-i tûlâsın ayân u beyân etmişdir. Ve cümle derveze ve revzenler üzre mevzûnca kitâbeler üzre Yâkût-ı Müsta‘sımî hattıyla (---)(---) tahrîr olunmuşdur. Ve mihrâbın tarafeyninde iki mevzûn asferü'l-levn seng-i yerekânîsi vardır kim her biri birer İrân [u] Tûrân harâcı değer, gûyâ kehribâlardır. Bu sütûnların nazîri Mısır u Şâm ve Irâk-ı Arab ve Acem'de yokdur. İllâ bu Câmi‘-i Hasan'dadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 299a ·
metinde göster ·
… rta kadar at kestânesi hâsıl olur. Her kimin atına sancı yâhûd kızıl kurd hâsıl
olsa ol
at kestânesinden ata yedirseler bi-emr-i Hudâ şifâ bulur. Hâlâ Akyazılı Sultân …
{Menâkıb-ı Akyazılı Sultân}: Hattâ bu Akyazılı Sultân Pırevadi'de Müselmân olan Dobruca kralından izin alup bu Batova vâdîsinde mekân dutup bir gün kebâb pişirüp tenâvül etdikden sonra kebâb şişi olan ağacı 123a yere gömünce bi-emri Hudâ bir yeşil kestâne ağacı hâsıl olup ol ân meyve verir ve azîz hazretleri buyururlar kim "Bu ağaç meyvesi kendi makâmımız koruğudur. Bunun sâyesi mekânımızdır" deyü kırk sene kâmil ol şecer-i müntehânın zıll [u] himâyesinde tâ‘at [u] ibâdet eder. Hâlâ ol dıraht-ı bî-bedel bir şecere-i tayyibedir kim yumurta kadar at kestânesi hâsıl olur. Her kimin atına sancı yâhûd kızıl kurd hâsıl olsa ol at kestânesinden ata yedirseler bi-emr-i Hudâ şifâ bulur. Hâlâ Akyazılı Sultân hazretleri bu dıraht-ı tayyibenin sâyesinde bir müdevver kubbe-i âlî rasâs-ı hâs ile mestûr ma‘mûrdur. Anın derûnunda medfûndur. Sanduka-i münevveresinin cânib-i erba‘asında gûnâ-gûn hüsn-i hat kelâm-ı izzetleriyle ve gülâbdân ve buhûrdân ve şem‘dân ve altun-misâl Horâsân diyârının kârı çerâğdânlar ile ârâste ve ser-i sa‘âdetleri ucunda tuğ u alem ve direfş [ü] kalem ve nefîr ü tabl [u] kudûm u ziller ile pîrâste olmuş bir kabr-i pür-nûrdur. Âdem duhûl etdikde vücûduna bir lerze hâsıl olur. Ve müşk-i amber-i hâm râyihasından cemî‘i ehl-i züvvârın demağları mu‘attar olur. Ve türbedâr dedeler cümle âyende vü revende züvvâra gülâb nisâr edüp buhur yakarlar. Cânib-i erba‘asında olan revzenlerin etrâfı hadîka-i İremezâtü'l-imâd misilli gül ü nesterin ve sünbül ü yâsemin bağlarıdır kim gül-i gülistânı içre tavattun eden murg-ı andelîbin hezâr-ı hezârân nagamât-ı hoş-elhânı müstemi‘ olan züvvâra hayât-ı rûh olur. El-hâsıl bu gûne âsitâneleri hasbîce hıfz [u] hırâset etmek fukarâ-yı Bektâşiyân-ı zî-şâna mahsûsdur. Hattâ bu hakîr ol âsitâne-i ziyâ-bahşa vardıkda sehel ısıtma derdiyle şikeste-hâtır idim. Hemân kim bu âsitâneye girüp rûh-ı azîz içün bir Fâtiha-i seb‘u'l-mesânî tilâvet edince hâtıra bu ebyât hutûr ide düşdü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 122b–123a ·
metinde göster ·
… be-ahâlî-i Sofya: Bu şehirde merd [u] zenândan ferd-i âferîde merhûm ve merhûme
olsa ol
ân taraf-ı vakıfdan her mahallenin sakaları çile ta‘bîr ederler bal fıçıları va …
Diğer âdet-i latîf be-ahâlî-i Sofya: Bu şehirde merd [u] zenândan ferd-i âferîde merhûm ve merhûme olsa ol ân taraf-ı vakıfdan her mahallenin sakaları çile ta‘bîr ederler bal fıçıları vardır, anları sırıklara geçirüp bananın ol yed-i kudret ile meshûn âb-ı hayâtın çilerlere doldurup cümle mevtâyı ol kudret ılısıyla gasl edüp defn ederler. Ve ol kadar sabun köpürdür kim gûyâ Van deryâsının suyudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 140b ·
metinde göster ·
… l altunları bu su ile yıkasan sarı su altununa döner ve bir âdemin hâtemi gümüş
olsa ol
ân altun gibi olup bir haftada reng-i hâtem mütegayyir olmaz.
(---) hâkinde leb-i deryâdan nîm sâ‘at ba‘îd bir çemenzâr-ı sahrâ-yı sebzezârda Mihâloğlu binâsı bir kubbe-i âlî ılıcadır kim Rûm ve Arab u Acem'de ve İsfaç ve Nemse ve Çeh u Leh ve Alman diyârında böyle bir nâfi‘ germâb ılıca görmedim. Hattâ benî Âdem girdikde aslâ kîse ve sabuna ihtiyâc olmaz. Vücûd-ı insânı dürr-i beyz-âsâ eder ve beden-i insân eyle nerm ü ter olur kim gûyâ kulak şâhmesi gibi vücûd-ı benî Âdem yumuşak olup ten-dürüst olur. Hâssiyeti ol mertebededir kim cüzâm ve miskin ve Fireng uyuzu âdem kırk kerre girse bi-emr-i Hayy-i Kadîr ol âdem anadan doğma olur ve suyundan kırk sabâh aç karnına nûş edenin vücûdunda behak ve baras ve zâti'l-cenb ve hafakan marazları cümle gider ve ba‘zı müsta‘mel altunları bu su ile yıkasan sarı su altununa döner ve bir âdemin hâtemi gümüş olsa ol ân altun gibi olup bir haftada reng-i hâtem mütegayyir olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 28b ·
metinde göster ·
… a-i Ösek dahi bir konak yakın(?) olması bu serhadler kâfir elinden emn [u] amân
olsa ol
kadar nebâtât u giyâhâtlı ve gûnâ-gûn mahsûlâtlı zemîndir kim ta‘bîr olunmaz. A …
Bu kal‘a-i Rahoviçse'ye üç sâ‘at yer kal‘a-i Valpova'dır. Birkaç kerre manzûrumuz olup bâlâda tahrîr olunmuşdur. Kal‘a-i Ösek dahi bir konak yakın(?) olması bu serhadler kâfir elinden emn [u] amân olsa ol kadar nebâtât u giyâhâtlı ve gûnâ-gûn mahsûlâtlı zemîndir kim ta‘bîr olunmaz. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 159b ·
metinde göster ·
… em seyyâhânları mâbeynlerinde meşhûrdur. Kaçan kim nehr-i Tuna'(nın) tenezzülde
olsa ol
demir kafes kapu nümâyân olur. Bu kapudan nehr-i Tuna ejdehâ gibi kıjğırup (gir …
Bu uyûn-ı Bınarhisâr hakkında müverrihân-ı Rûm ve Latin kavilleri üzre bu nehir tâ Tuna Demirkapusu'ndan gelir, derler, muhakkakdır, zîrâ bu hakîr Tuna yalılarında ba‘zı hidmetler zabt ederken Tuna Fethülislâmı yanında bir demir kapu vardır. Rûm ve Arab ve Acem seyyâhânları mâbeynlerinde meşhûrdur. Kaçan kim nehr-i Tuna'(nın) tenezzülde olsa ol demir kafes kapu nümâyân olur. Bu kapudan nehr-i Tuna ejdehâ gibi kıjğırup (girüp) tâ on konak yer altından cereyân edüp bu Bınarhisârı'na gelir. Ve Çelebi Sultân Mehemmed ibn Yıldırım Hân evkâfnâmelerinde yazar kim kaçan kim Mehemmed Hân Tuna kenârında Urusçuk kal‘ası mukâbelesinde Tuna aşırı Yergöğü kal‘asın Eflak tarafında binâ ederken gem[i]ler ile Tuna sevâhillerin temâşâ ederek mezkûr demir kapuyu görüp su’âl etdikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 42a ·
metinde göster ·
"Belî pâdişâhım, ol Hersek dağlarında zernîh hâsıl olur. Eğer ol dağlarda benî Âdem olsa ol dağlarda hâsıl olan zernîha uğrayan berrâk sulardan benî Âdem içse saçı sakalı geç gelüp kırk yaşına varınca mahbûb gulâmları ola. Ve ol zernîh toprağından tüğlü âdemler kıllarına sürseler derhâl bir ser-i mû kalmayup vücûd-ı insân billûr gibi olur" dediklerinde meğer Hazret-i Süleymân'ın hâtûnu Sabâ şehri pâdişâhının kızı Belkîs Hâtûn'un topuklarından yukarusu kıllı imiş. Hemân Hazret-i Süleymân bir ifrîte emr edüp ve Hersek'de mahpûs olan dîvlere heldine nâm bir habbe gönderüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 163a ·
metinde göster ·
Bu Topraklık varoşu dahi mezkûr göl içinde başka bir cezîre-i vâsi‘de başka bir palanka-i hisâr-ı üstüvâr-ı azîm varoşdur kim hemân kal‘asının eşkâli gûyâ bir kurulmuş yay gibidir, ammâ Kanije'den tarafa meselâ yay çilesi olacak yerinde kal‘a dîvârı yokdur. Hemân Kanije'ye nâzır göl kenârında evlerdir. Anıniçün bu tarafda kal‘a dîvârı yokdur kim Allâhümme âfinâ kâfir geldikde her zamân bu Topraklık kal‘asın almağa çalışır. Eğer ol tarafda kal‘a dîvârı olsa ol yay çilesi ta‘bîr etdiğimiz mahallin dîvârı ardlarına kâfir siperlenüp "Kanije kal‘asını döğe döğe berbâd etmesin deyü(p)" bu Topraklık kal‘asının Kanije'ye karşu anıniçün hisâr dîvârı yokdur. Ve her kaçan küffâr gelse yedi kral ibtidâ Kanije'ye bu mahalden pek sarılır, Hudâ hıfz eyleye.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 181b ·
metinde göster ·
… şun bâğlar tarafında sehel havâlesi var, ammâ yukaru kal‘ada eyi serâmed toplar
olsa ol
havâlede kuş kondurmaz. Ve bu kal‘a Orta Macar elinde iken bunun katana küffârl …
İç kal‘a kayasının cânib-i kıblesinde kayaların dâmeninde bir düz vâsi‘ fezâda cümle yedi yüz aded kat-ender-kat kârgîr binâ serâpâ tahta örtülü evlerdir. Nısfına asâkir-i İslâm girüp nısfına Hatvan kal‘amızın martolosân kefereleri girüp zabt edüp kal‘a neferâtları oldular. Bu varoş dahi cümle kârgîr Şeddâdî binâ şekl-i muhammes derin handaklı ve yigirmi tahta örtülü kulleli ve üç aded kapulu ve on aded mu‘azzam binâlı kiliseleri ve üç yüz kadar boş dükkânları var ve handakı hâricinde dâ’iren-mâdâr şarampav kazıklı metîn kal‘a-i serâmeddir ve cemî‘i kulleleri ve cümle dendân-ı bedenleri ma‘mûr ve müzeyyendir. Ammâ bu aşağı varoşun bâğlar tarafında sehel havâlesi var, ammâ yukaru kal‘ada eyi serâmed toplar olsa ol havâlede kuş kondurmaz. Ve bu kal‘a Orta Macar elinde iken bunun katana küffârları etrâf serhadlerimizi kurutmuş idi. Hamd-i Hudâ diyâr-ı İslâma zamîme olup yine ma‘bedgâh-ı ümmet-i Muhammed oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 41a ·
metinde göster ·
konakbânın kıranında olan komşular ile senin uğuruna ölürler. Sana bir hatâ get …
Ve her ne kadar hasmın olsa ol konakbânın kıranında olan komşular ile senin uğuruna ölürler. Sana bir hatâ getirdmezler. Ve konakbânın, ya‘nî ev sâhibin bir tavuğa muhtâc olsa gayret edüp her şey’i ödünç güvenç alup seni sıylar, ya‘nî doylayup ri‘âyet eder. Lâkin sen dahi gidecek zamân bir şey-i kalîl verirsen cihân ânın olup hazz eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 152b ·
metinde göster ·
… bunda kim bir âdem her ne kadar ilm-i mi‘mârîde üstâd-ı kâmil ve mahâret sâhibi
olsa ol
taşların birbirlerine imtizâcların fark edemez. Gûyâ yek-pâre kırk arşın kaddi …
Ve mihrâb u minberinin vasfında lisân kâsır ve kalemler kâsirdir. Ve bu câmi‘in rûy-ı dîvârlarında olan beyâz mücellâ mermer taşların her biri fîl cüssesi kadar vardır. Hikmet, garâ’ib bunda kim bir âdem her ne kadar ilm-i mi‘mârîde üstâd-ı kâmil ve mahâret sâhibi olsa ol taşların birbirlerine imtizâcların fark edemez. Gûyâ yek-pâre kırk arşın kaddi bir dîvâr-ı bâlâ sanırsın. Ve eyle mücellâ ve muşa‘şa‘ dîvârdır kim ber-hevâ bir [ze]rre ve bir şemmecik uçsa ol dîvârda nümâ[yâ]ndır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 252b ·
metinde göster ·
… ere varamaz. Ana yakın olan komşuları cümle firâr ederler. Meğer gayri hastalık
olsa, ol
âdemin yanına varup hâlin hâtırın sorarlar. Ve tâ‘ûnlu eve bir iki yıla dak gir …
Hâlâ bu Ergiri Kasrı şehrinde bir âdem tâ‘ûndan değil ancak bir sivrice çıban çıkarsa tâ‘ûndur deyü cümle halk ol âdemden nefret edüp ol âdem artık bir yere varamaz. Ana yakın olan komşuları cümle firâr ederler. Meğer gayri hastalık olsa, ol âdemin yanına varup hâlin hâtırın sorarlar. Ve tâ‘ûnlu eve bir iki yıla dak girmezler. Eğer girirlerse ol evi sirke ile yaykayup gûnâ-gûn buhûrlar dütsü verüp niçe yerleri münhedim edüp ta‘mîr [ü] termîm edüp beyâz kireçler ile her hücreleri ağardup andan girirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 355a ·
metinde göster ·
… ol cânibe nazar eder görünür. Tebessüm etsen eyle nümâyândır. Bükâ eder şekilli
olsan ol
dahi bükâ âlûd müşâhede olunur, garîb temâşâdır. Lâkin gerdânından aşağı vücûdu …
Ammâ hâlâ bu mezkûr yukaru kal‘anın garba nâzır bir demir kanatlı kavî bâbı vardır. Ol kapuya taşradan içeri girecek mahalde sağ tarafdaki kullenin iki âdem kaddi bâlâ yerinde bir küçük kemer altında beyâz mermer-i hâmdan Kaydefâ'nın ceseden oyma bir sûreti var. Âdem gördükde zî-rûh zann edüp hayrân kalır. Ve ne cânibe gitsen ol cânibe nazar eder görünür. Tebessüm etsen eyle nümâyândır. Bükâ eder şekilli olsan ol dahi bükâ âlûd müşâhede olunur, garîb temâşâdır. Lâkin gerdânından aşağı vücûdu yokdur. Hemân gerdânında halhâlı ve çehre-i la‘lgûnu ve gûşlarında menkûşu ve serinde mergûle geysûsu ve mükahhal marâlî ve gazâlî gözleri ile tasvîr olunmuş bir perî-peyker çehre-i münevverdir. Ammâ rûh yokdur. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y44a ·
metinde göster ·
Fî beyân-ı mevtâ-yı ehl-i Mekke: Fîrûzâbâdî nâm bir mü’ellif Mekke-i mükerreme esmâların (---)(---)(---)(---) Mekke cem‘ etmiş. Ol isimlerden biri Mekke'ye Karyetü’n-neml derler. (---)(---)(---)(---) Ve pîr [ü] fetâ merhûm olsa ol ân eyle karınca üşer kim cemapur (---)(---)(---)(---) hurûc edince asâkir-i neml dahi taraf taraf yürüyüş ederler. P 149a Derhâl cemâ‘at-i mevtâ ol merhûmu hânesinden taşra havlıya çıkarup teneşir üzre hâzır edüp nısfu'l-leyl dahi olursa techîz ü tekfînin ve germâbın hâzır ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y360a ·
metinde göster ·
Ve hâlâ bir âdem Mısır diyârında gâyetü'l-gâye haste-hâl
olsa ol
âdem yedi (---)(---)(---) gün ol cebel-i Mukattam günde eyü olur Q 165b ⟦P …
Ve hâlâ bir âdem Mısır diyârında gâyetü'l-gâye haste-hâl olsa ol âdem yedi (---)(---)(---) gün ol cebel-i Mukattam günde eyü olur Q 165bP 163b zıllında yatsa bi-emrillâh şifâ bulur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y16b ·
metinde göster ·
… âlî binâ etmişdi kim her ay başında güneş bir burcdan bir burca intikâl etmelü
olsa ol
gece ol kasrın üzerinde âteş yakarlardı. Andan şems-i âteş-tâb bir burcdan bir …
Ba‘zılar kavlince bu şehr-i Fustât yerinde ibn Ersilaveş nâm bir melik bir kasr-ı âlî binâ etmişdi kim her ay başında güneş bir burcdan bir burca intikâl etmelü olsa ol gece ol kasrın üzerinde âteş yakarlardı. Andan şems-i âteş-tâb bir burcdan bir burca intikâl etdiğin bilirlerdi. Anıniçün bu şehrin ismi Ersilaveş idi. Lisân-ı İbrîde "Şems Evi" demekdir. Ba‘dehu bu şehri Fîrûzâd el-Kidânî oğlu Buhtunnasr harâb edüp kâmil beş yüz yıl berbâd yatdı. Andan bir şehir dahi zamîme olup 6. ismine şehr-i Yeşkikod(?) derler (---), bâzârı olan yerdir. Ve buna karîb bir şehr-i azîm dahi binâ olunup 7. ismine Hamrâ-yı Kusvâ dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y141b ·
metinde göster ·
… verir. Bir gayrı âdem ol murglardan sayd eyleseler tecrîm ederler. Ve her kaçan
olsa ol
âzâd edilen kaz ve ördekler yine ol fellâhındır, gûyâ bu tuyûra bir mekr eylemi …
Ol dahi habl-ı metîni elden komayup keşân-ber-keşân çeküp kenâra yakın gelince fakîr kuşlar ne hâle uğradıkların bilüp pur putur olmağa başlar. Sen dahi murâdın üzre birkaç dâne semînlerinden alup birer para verirsin, mâ‘adâ za‘îflerin âzâd edersin. Mezkûr Arabın ol murglar iltizâmındadır, mâl-ı pâdişâhî verir. Bir gayrı âdem ol murglardan sayd eyleseler tecrîm ederler. Ve her kaçan olsa ol âzâd edilen kaz ve ördekler yine ol fellâhındır, gûyâ bu tuyûra bir mekr eylemişdir. Mısır fellâhı bu gûne acîb ü garîb şeytanata mâlik kavimdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y229a ·
metinde göster ·
… sırr-ı Hudâ var, rû-yı Y 256b arzda zuhûrât-ı ilâhiyyeden rûz-merre ne vâki‘
olsa ol
gün Mısır'ın efvâh-ı nâsında güftügû olur. Görürsün kim beş on günden sonra ol …
Ve bu Mısır içre bir sırr-ı Hudâ var, rû-yı Y 256b arzda zuhûrât-ı ilâhiyyeden rûz-merre ne vâki‘ olsa ol gün Mısır'ın efvâh-ı nâsında güftügû olur. Görürsün kim beş on günden sonra ol söylenen sözler zuhûr eder. Meselâ Kamaniçse bugün feth oldu, deyü bir haber şâyi‘ oldu, ba‘dehu kırk günden sonra Kamaniçse'den bir vezîr ağası sene 108(?) târîhinde fetihnâme haberin getirüp ol güftügû olan güne musâdif düştü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y256a–Y256b ·
metinde göster ·
ân katl ederler. Bu diyârda dahi altun ve guruş yokdur. Çârsû-yı bâzâr ve hân u …
Hâkimleri refîkımız olan Muhammed ibn Hüseyin melikdir. Hâlâ Fûnc pâdişâhına tâbi‘dir, anın fermâniyle bizimle âteş-perest seferinde idi. Ammâ vilâyetleri gâyet emn [ü] emândır. Bir âdem diyârlarında kuttâ‘u't-tarîk olsa ol ân katl ederler. Bu diyârda dahi altun ve guruş yokdur. Çârsû-yı bâzâr ve hân u hammâm ve imâret ve sebîl ve medrese yokdur. {Bozahâneleri ve kahve vardır.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y405a ·
metinde göster ·
… ldi ṭayım aruz gelsün didi aruz aydur mere ḳılbaş ol vaḳıt kim üç boz oḳ yıġnaḳ
olsa ol
vaḳıt ḳazan ivin yaġmaladur-ıdı ṣuçumuz ne-y-idi
menüm ḳara başuma gör neler geldi ṭayım aruz gelsün didi aruz aydur mere ḳılbaş ol vaḳıt kim üç boz oḳ yıġnaḳ olsa ol vaḳıt ḳazan ivin yaġmaladur-ıdı ṣuçumuz ne-y-idi