… z dahi size, siz dahi bize birer du‘â idelim. Mâbeynimizde bir gûne bey‘ u şirâ
olsun" dedikde
hakîr hemân (...)(...) sûre-i Sâd'dan savt-ı a‘lâ ile Sabâ makâmında,
Hakîr eyitdim "Efendim, hayır du‘ânız ricâ ederim" dedim. "Size elli beş senedir du‘â olunup erenlerden feyz-yâb olmuşsuz. Bize bir aşr-ı şerîf tilâvet eylen. Biz dahi size, siz dahi bize birer du‘â idelim. Mâbeynimizde bir gûne bey‘ u şirâ olsun" dedikde hakîr hemân (...)(...) sûre-i Sâd'dan savt-ı a‘lâ ile Sabâ makâmında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 240b ·
metinde göster ·
… emî‘i Nasârâların ma‘bedgâhlarıdır kim benim bu sandûklarım sizde Allah emâneti
olsun" dedikde
anlar da üç yüz aded sandûkaları alup İskender'in üç dörd yüz âdemiyle derd [ü] …
Anlardan sonra bu Van kayası niçe yüz devlete intikâl edüp âhir Hazret-i Risâlet vilâdetinden sene 1600 mukaddem Hazret-i Dâvûd-ı Nebî asrında Melik Câlût bu Van kayası üzre bir deyr-i pür-dîr inşâ eder. Melik Câlût'u Hazret-i Dâvûd sapan-ı Dâvûdîsiyle katl edüp mezkûr kenîse niçe mülûk destinde âyîngâh-ı Nasârâ olup âhir vilâdet-i Resûl-i Kibriyâ asrından sene 881 mukaddem İskender-i Kübrâ destine bu yüzden girmişdir. Be-kavl-i Mıkdısî İskender-i Kübrâ diyâr-ı Çamapur'a giderken bu Van kayasının sahrâsında serâperde-i İskenderîsiyle meks edüp bir ferd-i âferîdenin haber-i âgâhları yok iken Van kal‘asının hâkimlerin ve mezkûr deyrın bıtrîk u kıssîs u ruhbânların aşağı serâperdesine da‘vet edüp eydür: "İnşâallah ben diyâr-ı Çamapur'a giderim. Andan Dârâ Şâh üzre giderim, ammâ bî-ma‘nâ bâr-ı sakîllerim vardır. Sizde emânet dursun. Zîrâ sizin kal‘anız cümle mağaralardır ve deyriniz dahi cemî‘i Nasârâların ma‘bedgâhlarıdır kim benim bu sandûklarım sizde Allah emâneti olsun" dedikde anlar da üç yüz aded sandûkaları alup İskender'in üç dörd yüz âdemiyle derd [ü] belâ çekerek 249b bu sandûkaları kal‘a içine koyup muzlim mağaralarda pinhân idelim derken hemân üç yüz aded sandûkaların kapakların taşradan gelen üç yüz {aded} İskender âdemleri açup derûn-ı sandûkalardan dahi üçer âdem pür silâh çıkup cümle taşradakiler ile bir iki yüz müsellâh âdemler ejderhâ gârından çıkar gibi sandûkalardan Van gârlarına girüp çıkup dal kılıç olup Van kal‘asında olanlara tarfetü'l-ayn içre bir kılıç urup kimi havf-i şemşîr-i âteş-tâbdan kendüyi Van kayalarından aşağı atup pâre pâre olup ibtidâ İskender bu hîle ile kal‘a-i Van'ı feth edüp deyr-i Câlût'a "Vang" deyü nâm koydu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 249a–249b ·
metinde göster ·
… üzre men bu bu Yahudîleri âteşe göyündürem ki İrân-zemînde değil cihânda dâstân
olsun." dedikde
dağlar gibi âteş-i Nemrûd alev-ber-alev oldukda Tokmak Hân'ın ibtidâ gözü önünd …
Fi'l-hâl Koçağa Sultân'ın na‘ş-ı şerîfin âteşe yakdıkları yere Şâh varup Tokmak Hân'ı ve evlâdlarını ve çöreğin çekenleri ve Koçağa'yı âteşe göyündürmede bulunanlardan cümle yedi yüz aded neferi dest ber-kafa bağladup huzûruna getirüp eydür: "Bre bre kâfirler, Tokmak Hân-ı âk İrân-ı nîrândan gitmeğe müştâk. Merhûm Koçağa Sultân muhibb-i Hânedândan bir ulu sultân idi. Bu dünyâdan âhirete intikâl etdi. Sene (---) târîhinde öldü. Siz anı görmeyesiz ve bilmeyesiz, ana bu adâvet ne idi ve kabrinden ter ü tâze çıkardığınızı göresin. Yahûdîler Circîs Nebî'yi âteşe yakdıkları gibi sen Koçağa'yı âteşe atasın. Biz dahi bugün anın adâletine gelüp Koçağa'nın yazığın almasam gerek. Tiz âteş-i Nemrûd yakın. Gerçi âteş ile azâb Perverdigâr'a lâyıkdır. Ammâ Men dakka dukka mazmûnu üzre men bu bu Yahudîleri âteşe göyündürem ki İrân-zemînde değil cihânda dâstân olsun." dedikde dağlar gibi âteş-i Nemrûd alev-ber-alev oldukda Tokmak Hân'ın ibtidâ gözü önünde cümle evlâdların, ba‘dehû altı yüz aded nökerlerin ve fetvâ veren müftî ve kadıların, ba‘dehû Tokmak Hân'ı âteşe atar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 296b ·
metinde göster ·
… çup "Yâ Rabbî, bu ma‘sûm Muhammed hürmetine ve yüzü suyuna bize su ver, ganîmet
olsun!" dedikde
azametullah bir matar-ı rahmet nâzil oldu kim Mekke'yi sel aldı ve ol kadar neb …
Ammâ Hazret'in vilâdetinden iki yıl dörd ay sonra Hazret-i Ebâbekir vücûda geldi ve Hazret-i Resûl yedi yaşına bâliğ iken Hazret-i Osmân ibn Affân Mekke'de vücûda geldi. Ve bu mahalde Mekke'de kaht u galâ olup Hazret'in dedesi Abdülmuttalib cümle Kureyş halkıyla Cebel-i Ebû Kubeys'e urûc edüp Abdülmuttalib Muhammed'in başın açup "Yâ Rabbî, bu ma‘sûm Muhammed hürmetine ve yüzü suyuna bize su ver, ganîmet olsun!" dedikde azametullah bir matar-ı rahmet nâzil oldu kim Mekke'yi sel aldı ve ol kadar nebâtât [u] giyâhât oldu kim cümle kabâ’il-i Kureyş Muhammed-i Yetîm'e muhabbet edüp başına yemîn edüp Muhammed-i Emîn demeğe başladılar. Ve bu mahalde Abdülmuttalib yüz yigirmi yaşında iken cümle kavm-i Kureyş huzûrunda Muhammed'i oğlu Ebî Tâlib'e Allah emâneti verüp Abdülmuttalib ve Enûşirvân ve Hâtem-i Tay merhûm oldular. Ba‘dehû Hazret'in ammîsi Ebû Tâlib Mekke'de kabâ’il-i Kureyş üzre ebü'l-kelâm olup Hazret-i Muhammed'i terbiye ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 354a ·
metinde göster ·
hakîre elli altun ve on at yemi ve ve üç vukiyye et ve yigirmi ekmek ta‘ayyün e …
"Benim hemân dağlar gibi sen İbrâhîmim sağ olsun" dedikde hakîre elli altun ve on at yemi ve ve üç vukiyye et ve yigirmi ekmek ta‘ayyün edüp hakîri vâcibü'r-ri‘âyâ zümresine ilhâk edüp şeb [ü] rûz bir ân yanından münfek olmazdım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 116a ·
metinde göster ·
… a götürüp Mehemmed Paşa durmayup İslâmbol'da sarâyında ilm-i usturlâba mukayyed
olsun" dedikde
hakîr eyitdim:
"Tiz sabâh şu buyurdı-i şerîfi Ak Mehemmed Paşa'ya bir ağa götürüp Mehemmed Paşa durmayup İslâmbol'da sarâyında ilm-i usturlâba mukayyed olsun" dedikde hakîr eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 203b ·
metinde göster ·