… râd Hân mehil vermeyüp "Uryân u bî-silâh bu ân kal‘adan çıkup bir cânibe revâne
olun!" dedikde
"Ber ser [ü] çeşm!" deyüp bu hânlar Murâd Hân yanında rehin kalup derûn-ı kal‘a …
Andan Murâd Hân'ın önünde ser ber-zemîn edüp Bağdâd'ın miftâhların teslîm edüp emân ile çıkmağa üç gün mehil isterler. Murâd Hân mehil vermeyüp "Uryân u bî-silâh bu ân kal‘adan çıkup bir cânibe revâne olun!" dedikde "Ber ser [ü] çeşm!" deyüp bu hânlar Murâd Hân yanında rehin kalup derûn-ı kal‘aya asker-i İslâm bi't-tamâm mâl-â-mâl olunca niçe bir Kızılbaş-ı evbâş Akkapu'dan piyâde ve esb-süvâr cânib-i nehr-i Diyâle'ye firâr edüp gitmede. Beri tarafda niçe bin Kızılbaş-ı kallâş İçkal‘aya ve Karanlık kapusuna kapanup yine tekrâr cenge âheng ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 337a ·
metinde göster ·
… â, div belâsı gibi bülend-âvâz ile, "Bire asker-i İslâm, Kerbelâ günüdür, hâzır
olun" dedikde
el-azametullâh kal‘anın derûn [u] bîrûnunda bir velvele ve bir gulgule ve kayna …
Yûsuf Kethüdâ, div belâsı gibi bülend-âvâz ile, "Bire asker-i İslâm, Kerbelâ günüdür, hâzır olun" dedikde el-azametullâh kal‘anın derûn [u] bîrûnunda bir velvele ve bir gulgule ve kaynaşma olup herkes helâlleşüp ve cümle öpüşüp ve kucuşup silâhlarıyla âmâde olup cümle toplar ve kumbara ve neft ve katrânlar ve sâ’ir mühimmât [u] levâzımâtlar meydân-ı mahabbete gelüp cümle dendân-ı bedenler üzre asker-i İslâm hâzır-bâş u müheyyâ oldular, ammâ kal‘anın meremmât olacak yerlerinde altı yerde dahi karaçav iskele var. Anlardan kal‘aya çıkmak kâfire âsândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 57a ·
metinde göster ·
… diki hâlde çıkar yokdur. Siz dahi varın Hasan Paşa {kal‘ası} altında mütehassın
olun" dedikde
, anlar {dahi} bu kadar mâl-ı ganâ’im üsârâları ve kelle ve paçalarıyla kal‘a-i …
"Bizden taşra şimdiki hâlde çıkar yokdur. Siz dahi varın Hasan Paşa {kal‘ası} altında mütehassın olun" dedikde, anlar {dahi} bu kadar mâl-ı ganâ’im üsârâları ve kelle ve paçalarıyla kal‘a-i Hasan Paşa'ya sâlimîn ü gânimîn varup bir yaylım top u tüfeng şâdumânları edüp Allâh Allâh sadâsıyla zemîni velvelenâk etdiler. Hikmet-i Hudâ ol mahalde Akkirmân'dan yigirmi pâre gemiyle üç bin pür-silâh yiğit ve yigirmi bin kile buğday ve un ve nohud ve sâ’ir zehâyirler geldi, ammâ ne çâre {gelen zahîreyi Özü kal‘asına komak muhâl.} Hemân Nigebolı Beği Yûsuf Kethüdâ'ya bir yarar atlı şahbâz yiğit gönderüp kâfirlerin meterisleri kurbuna gelüp kal‘a içine üç kerre ucu kâğızlı oklar atup yine kal‘a-i Hasan Paşa'ya ol yiğit firâr ederken küffâr bu yiğide belki üç bin kurşum atup hamd-i Hudâ birisi de isâbet etmeyüp ol yiğit yine Hasan Paşa kal‘asına vâsıl {oldukda beri Özü} kal‘asında {oklara bağlı} üç kıt‘a mektûblar bulunup biri Paşa'nın cümle gâzîlere selâmdan sonra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 59a ·
metinde göster ·
yine tekrâr Macarlar "Bu papas câdûdur" deyü başını bir kayaya koyup ezerlerken …
"Gelün, Îsâ dinine girüp Hıristiyan olun" dedikde yine tekrâr Macarlar "Bu papas câdûdur" deyü başını bir kayaya koyup ezerlerken hemân ol kaya bi-emrillâh pâre pâre olup yerinden bir ılıca suyu kaynayup Tuna'ya karışır. Hâlâ Üstü Açık dedikleri ılıca ol papasın başı ezildiği yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 89a ·
metinde göster ·