… ı fark edüp Sultân Ahmed Hân'ın Edirne seferin ve Yeni câmi‘ binâsına mübâşeret
olunduğun
a‘lâ bilürdüm. Hamd-i Hudâ kim böyle bir azîmü'ş-şân pâdişâh-ı Cem-cenâb asrınd …
Bu hakîr-i pür-taksîr Evliyâ-yı bî-riyâ ibn Dervîş Mehemmed Zıllî rahm-ı mâderden müştak olup rû-yı arza kadem basdığımız bu Sultân Ahmed Hân'ın zamân-ı saltanatında bin yigirmi Muharremü'l-harâm'ın onuncu günü yevm-i âşûrâda vücûda gelüp yigirmi altı târîhinde nâmûs [u] ârı fark edüp Sultân Ahmed Hân'ın Edirne seferin ve Yeni câmi‘ binâsına mübâşeret olunduğun a‘lâ bilürdüm. Hamd-i Hudâ kim böyle bir azîmü'ş-şân pâdişâh-ı Cem-cenâb asrında vücûda gelmişiz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 59a ·
metinde göster ·
… çün binâ olunan münakkaş ve müzeyyen sebîlleri ve musanna‘ târîhleri ile tahrîr
olunduğun
beyân eder
İki yüz on tokuzuncu fasılŞehr-i İslâmbol içre şehîdân-ı deşt-i Kerbelâ rûh-ı şerîfleriyçün binâ olunan münakkaş ve müzeyyen sebîlleri ve musanna‘ târîhleri ile tahrîr olunduğun beyân eder
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 96a ·
metinde göster ·
… yke alup yine amân vermeyüp salb edüp üç Abdî Dede na‘ş-ı şerîfi bir günde salb
olunduğun
nice bin ibâdullâh görünce taht-ı selef-i salâtîn ü mülûk olan Kayseriyye şehri …
bu âyet-i nass-ı kâtı‘ı tilâvet ederken yine kayd-bend ile götürüp arasta başında mukaddem iki aded maslûb 68a Abdî Dede'leri görünce "es-Selâmü aleyküm yâ Abdeyn-i ümmet-i seyyidü'l-kevneyn" deyince hemân maslûbeyn-i mukaddemeyn "Ve aleykümü's-selâm yâ Abdurrahmân Hû! Hû!" deyü aleyke alup yine amân vermeyüp salb edüp üç Abdî Dede na‘ş-ı şerîfi bir günde salb olunduğun nice bin ibâdullâh görünce taht-ı selef-i salâtîn ü mülûk olan Kayseriyye şehrinin cemî‘i muvahhid ve mu‘tekid âdemleri ale'l-ittifâk guluvv-i âmm edüp Abdî Dede'nin katline fetvâ veren şeyhülislâmı ve aleyhinde olan ulemâ-yı zâhirleri ve'l-hâsıl yedi nefer kimesneyi üç aded Abdî Dede yanına ale's-sevîyye yedi nefer kimesneyi salb edüp Abdîleri indirüp ol mahalde gasl edüp (---)(---) mahalde üçünü bir merkad-ı pür-envâra defn edüp hâlâ üçünün dahi seng-i mezârlarıyla ma‘lûm bir ziyâretgâh-ı hâss [u] âmmdır. Kuddise esrâruhum dâ’imen ve efâzallahu aleynâ mecâll-i fuyûzihim bi-mennihi ve keremihi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 67b–68a ·
metinde göster ·
… bend ile kapucubaşı berberbaşı Bayrâm Ağa mübâşeretiyle Uruscuk kal‘asında haps
olunduğun
Kaya Sultân'a bir bir takrîr etdikde Kaya Sultân gırîv yerine saçın perîşân edü …
Ezîn-cânib yine sadede rücû‘ edelim. Uruscuk şehrinin zevk [u] safâsın ederken Âsitâne-i sâ‘atdet'den Serbevvâbân-ı âlî Bayrâm Ağa kırk kapucıyla paşaya hatt-ı şerîfler getirüp Kudde Kethüdâ'yı kayd-bend ile der-i devlete fermân-ı hümâyûn olup Melek Ahmed Paşa efendimiz "Emir pâdişâhımın" deyüp Kudde Kethüdâ'yı Uruscuk kal‘asına haps edüp ol ân mektûblar tahrîr olunup "Hâzır ol Evliyâm, Kaya Sultân'ıma gidersin" deyüp yüz altun harçlık alup ol ân mektûbları alup şehir kenarında âlem-i ağyârdan bî-haber atlarıma süvâr olup Ruscuk'dan cânib-i kıbleye bir gicede kal‘a-i Piravadi, andan bir günde şehr-i Kırkkenîse, andan Topcular'da Kaya Sultân'a varup bu hakîri hareme alup verâ-yı perde-i zenbûrîden hakîri söyleyüp paşanın Eflâk 117a tarafına ubûr edüp hedâyâlar aldığın ve adl-i adâletin nakl edüp Kudde Kethüdâ'yı kayd-bend ile kapucubaşı berberbaşı Bayrâm Ağa mübâşeretiyle Uruscuk kal‘asında haps olunduğun Kaya Sultân'a bir bir takrîr etdikde Kaya Sultân gırîv yerine saçın perîşân edüp gûyâ bir Husrevânî küpe binüp azrak câdûya dönüp "Vallahi Evliyâ Çelebi, benim paşamın kethüdâsı uğuruna iki bin kisem giderse her çi bâd-âbâd ben bunu Siyâvuş Kazağa komam" deyüp koçusuna binüp doğru Siyâvuş Paşa hâtûnu Receb Paşa kerîmesi hânıma sultâna varup "Tiz kocan çağır gelsin!" dedikde Siyâvuş Paşa hareme girüp "Safâ geldin sultânım!" dedikde hemân Kaya Sultân "Bre zâlîm Siyâvuş! Efendin Sultân Murâd'ın vâlidesi, benim büyük vâlidemi şehîd etdin. Kocam her kankı mansıb-ı âlî alırsa üstünden alırdın. Âhir mührü dahi alup şimdi kethüdâsın haps edüp katl etmek mi istersin? Paşam ile akrabâ değil misiz ve babam Murâd Hân tâbe serâhın sen çukadârı, paşam silâhdârı olup kırk ellişer yıllık hukûkunuz yok mu? Paşamın kethüdâsın hapisden ıtlâk eyle. Yoksa ceddim rûhiyçün seni melâmet ederim, bu mühürden selâmet bulamazsın" deyü gazab ile cevâb verdikde Siyâvuş Paşa eydür: "Sultânım, senin paşanda pâdişâhın bin kisesi vardır. Kudde Kethüdâ yediyle alınmışdır. Gelsin, muhâsebesin görüp yine paşasına gitsin" deyince "Benim paşam üç bin kise kalemiyye avâ’idin kapu arası hazînesine koyup edâ-yı deyn edüp bin kîse geçmişi vardır. Defter-i pâdişâhîye mürâca‘at olunsun. Fi'l-vâkı‘ ehlimin hazîne-i pâdişâhîye deyni var ise ben edâ edeyim. Ne istersin benim paşamın kethüdâsından?" deyüp gazab-âlûd olup andan kalkup vâlide sultâna ve sa‘âdetlü pâdişâha ve kızlarağası kâtil-i koca vâlide Dîv Süleymân Ağa'ya varup niçe yerlere dahi devr-i ebvâb edüp sarâyına geldi. Üçüncü gün Kudde Kethüdâ'yı koçu içre kayd-bend ile Silâhdâr ocağına teslîm edüp haps edüp bin kise taleb etdiklerinde ol gün Kaya Sultân'ın tahrîkiyle Siyâvuş Paşa'nın başına kıyâmet kopup Siyâvuş Paşa dîvân-ı pâdişâhîye varınca Kızlarağası Dîv Süleymân Ağa "Ver mührü bre sefîh oğlan!" deyüp zor-ı bâzû ile mührü Süleymân Ağa Siyâvuş Paşa'dan alup Gürcî Mehemmed Paşa'ya mührü verüp Gürcî müstakil vezîria‘zam olup Siyâvuş Paşa'yı bostâncıbaşı kayığıyla Akdeniz'e nefy edüp sarâyında cümle mâl [u] menâlin zabt edüp kendüleri uryân kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 116b–117a ·
metinde göster ·
… na gelüp merkad-i İmâm Hüseyin'de yevm-i âşûrada üç gün beyâz gül râyihası şemm
olunduğun
şehâdet etdiklerinden ol vezîr-i hüsn-tedbîr hüsn-i hulku gibi hüsn-i hayr edüp …
Âhir sene "gânim" lafzı târîhinde, sene 1091, Çelebi Abdurrahmân Paşa vâlî-i Mısır iken cemî‘i ulemâ-yı Mısır ve fuzalâ-yı câmi‘-i Ezher, Abdurrahmân Paşa huzûruna gelüp merkad-i İmâm Hüseyin'de yevm-i âşûrada üç gün beyâz gül râyihası şemm olunduğun şehâdet etdiklerinden ol vezîr-i hüsn-tedbîr hüsn-i hulku gibi hüsn-i hayr edüp Haremeyn-i Muhteremeyn'den beher sene mâh-ı muharremde İmâm Hüseyin üzre on kazgan âşûra pişüp fukarâya bezl olunmasın müretteb eyledi ve kendü mâlından altı bin pâre müretteb edüp iki batman öd ve bir kantar şem‘-i asel ve bir kantar sükker-i mükerrer ve üç kantar kanâdîller içün zeyt-i hâr vakf eyleyüp mâh-ı âşûranın on ikinci gicesi mevlûd-ı İmâm Hüseyin olmağı müretteb eyledi ve kadı‘askere hitâben buyurdı-i şerîf verüp mevlûd-ı Nebî gibi mevlûd-ı İmâm Hüseyin gicesi cemî‘i minâreler ve cemî‘i çârsû-yı bâzârlarda ve cemî‘i mahallât şâhrâhlarında kanâdîller ile minâreler ve dekâkînler çerâğân olmağı fermân edüp şehr-i Mısır içre bir mevlûd-ı İmâm Hüseyin olmuşdur kim gûyâ leyle-i Kadr idi ve kendü ihsânları olan İmâm Hüseyin'in yeşil destâr-ı Muhammedîsini paşadan cemî‘i şürefâ ve nakîbü'l-eşrâf ve ulemâ-yı Câmi‘-i Ezher alup bir alây-ı azîm ile destâr-ı şerîfi re’s-i şerîf-i İmâm Hüseyin'e sardılar. İlâ hâze'l-ân bu mevlûd-ı şerîf Çelebi Abdurrahmân Paşa'nın hayrât [u] hasenâtıdır. Bu mevlûd-ı şerîfde hâzır olan ihvân-ı vefâya zâhir ü bâhirdir kim ol leyle-i mübârekelerde İmâm Hüseyin'in kabr-i münevverelerinden beyâz verd-i hândân râyihası istişmâm olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 196a ·
metinde göster ·
… llefât-ı kesîre niçe fürûht olundu ve her biri ne bahâ edüp ne kadar mâl tahsîl
olunduğun
hazîne defterdârı gibi ferâden ferâdâ defter eylesek bir mücelled kitâb-ı muhal …
El-hâsıl bu muhallefât-ı kesîre niçe fürûht olundu ve her biri ne bahâ edüp ne kadar mâl tahsîl olunduğun hazîne defterdârı gibi ferâden ferâdâ defter eylesek bir mücelled kitâb-ı muhallefât evsâfı olup seyâhatimize mâni‘ olup ancak deryâda katre ve güneşde zerre mikdârı tahrîr etdik. Bunlardan mâ‘adâların hisâbın Cenâb-ı Bârî bilir kim bî-nihâye esvâb-ı pâdişâhâne ve emti‘a-i Hüsrevânelerin hadd ü hasrı yok idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 279a ·
metinde göster ·
… sin, zîrâ getirdiğin emr-i şerîfde ve mektûb-ı mahabbet-uslûblarda neler tahrîr
olunduğun
sen bilirsin" dedi.
Bir hafta istirâhat edüp bir gün paşa-yı deryâ-dil eydir: "Evliyâm! Ulaklık ile hidmetimizde bulunup bize müjde haberleri getirdin. Sana Bitlis hânı oğlumun mukarrernâmesin ve Zirikî beğinin mukarrernâmesin sana hidmet vermişim. Ale's-sabâh durma, zîrâ vakit ahşamlıdır ve Bitlis hânı oğlumuzda bekâya yetmiş kîse mâlın tahsîline anda olan mataracıbaşıyla bir ayak evvel mukayyed olup tahsîl edüp tîzce gelesin, zîrâ getirdiğin emr-i şerîfde ve mektûb-ı mahabbet-uslûblarda neler tahrîr olunduğun sen bilirsin" dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 8a ·
metinde göster ·
… ın hüsn-i ülfet etdiğin ve bu kadar ziyâfet ve ihsân [u] in‘âmların tarafeynden
olunduğun
istimâ‘ edüp derûnunda bir gıbta ve ukde hâsıl edüp niçe kerre Paşa'ya ta‘n-âmî …
Hikmet-i Hudâ der-i devlet tarafından Köprülücü Baba vezîria‘zam, Melek Ahmed Paşa ile Hân'ın hüsn-i ülfet etdiğin ve bu kadar ziyâfet ve ihsân [u] in‘âmların tarafeynden olunduğun istimâ‘ edüp derûnunda bir gıbta ve ukde hâsıl edüp niçe kerre Paşa'ya ta‘n-âmîz mektûblar gönderüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 52b ·
metinde göster ·
… Tise'ye giderken itâ‘at etmeyüp üçüncü gün itâ‘at etmişdi, ammâ şimdi kral nasb
olunduğun
istimâ‘ edüp ve kral tarafından bile birkaç nefer zâbit şaglar olmağile kapudan …
Menzil-i kurb-ı kal‘a-i Deve: Mukaddemâ Tise'ye giderken itâ‘at etmeyüp üçüncü gün itâ‘at etmişdi, ammâ şimdi kral nasb olunduğun istimâ‘ edüp ve kral tarafından bile birkaç nefer zâbit şaglar olmağile kapudanı iki yüz araba zahîre ile serdâra gelüp itâ‘at-i külliye edüp zahîreler cümle yeniçeri ve cebeci ve topçu ve sipâh tâ’ifelerine taksîm olundu. Ve ba‘zı âdemler zahîrelenmeğe Deve kal‘asına gitdiler ve metâ‘ alup geldiler. Andan 9 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 31a ·
metinde göster ·
ve cemî‘i Türk askeri handak kenârına geldiğin görünce derûn-ı sûrda {mahsûr} o …
Küffâr Yassı Tabya'nın feth olunduğun ve cemî‘i Türk askeri handak kenârına geldiğin görünce derûn-ı sûrda {mahsûr} olan keferelerin cânları başlarına sıçrayup "Âyâ ne tedbîr edelim?" derken gördüler kim handak içre yedi sekiz pâre kayıklar top altında gezerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 111a ·
metinde göster ·
Diğer hikmet-i Hudâ: Şimdi Tatar askeriyle ordu-yı İslâma gelen Hânzâde kethudâsı İslâm Ağa babası Sefer Gâzî Ağa'nın Kırım'da katl olunduğun istimâ‘ etdiği gibi hemân Hânzâde kethudâlığından firâr edüp sadrıa‘zamın hâk-i pâyine yüz sürüp kapucubaşı zümresine ilhâk oldukda hemân ol ân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 2a ·
metinde göster ·
… hazz edüp çâsâra bizim elçi Kara Mehemmed Paşa'nın buluşup nice ta‘zîm ü tekrîm
olunduğun
ve ne yüzden buluşup niçe mu‘âmele olunduğunun ahvâllerin su’âl edüp hakîr dahi …
Ertesi gün sepet-i sandûkumuzdan Nemse çâsârı vezîri koca Rudolfoş'un ve Vezîr Palatinuş'un ve Vezîr Zoza'nın ve Vezîr Mantikukula'nin ve baş irşeklerin ve ba‘zı nemeşlerin mektûbların Erdel kralına verdikde vâfir hazz edüp çâsâra bizim elçi Kara Mehemmed Paşa'nın buluşup nice ta‘zîm ü tekrîm olunduğun ve ne yüzden buluşup niçe mu‘âmele olunduğunun ahvâllerin su’âl edüp hakîr dahi kralın su’âline cevâblar verüp ba‘dehu yine uşarlar(?) hakîri konağımıza götürüp kâmil üç hafta pâdişâhâne gûnâ-gûn sayd [u] şikârlarda zevk u safâlar edüp ba‘dehu hakîre üç yüz Erdel altunu ve bir kîse Nagban Ejder kal‘ası guruşu ve bir pastav çuka ve on top kumâş ve beş karabina tüfeng ve beş sâ‘at ihsân etdi. Avreti Mayfırav dahi bir gayri şeyler ihsân etdiği zann-ı gümân olunmaya, zîrâ iç oğlanları dahi çok metâ‘lar verdiler. Ve kral Eflak ve Boğdan beğlerine ve iş erlerine ve Leh kralına ve Varşalka Kral'a ve Krakov kralına ve Tımışvar vezîrine ve Yalı ağası kalga sultân ve nûreddin sultâna ve bizzât Kırım hânı Mehemmed Geray Hân'a 92b götürmede hafîf bahâda sakîl hedâyâlar ile nâmeler ile Eflak ve Boğdan beğlerine mektûblar verüp ve üç yüz aded yarar kâfir refîkler koşup kral ve sâ’ir iş erleriyle vedâlaşup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 92a–92b ·
metinde göster ·
Ve dahi orducu başı defteriyle ordu-yı İslâm içinde ve mîrî hâs furûnlar ile cümle yüz yetmiş aded furûnlarda ne kadar ekmek işlendiği ve ne kadar ekmek fürûht olunduğun beher yevm hisâb edüp askerî tâ’ifesinden mâ‘adâ cümle esnâfât haşerât lağımcıyân ve beldârân ve çerehorân ve gayri bakkâlât çakkâlât esnâfân-ı pây-zenân ecnâs-ı mahlûkât cümle elli dörd bin aded benî âdemdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 291b ·
metinde göster ·
Meğer Karataşlık sûhteleri bu avretin Silifke'de iki oğulları katl
olunduğun
istimâ‘ edüp fırsat ganîmetdir deyü bu hâtûnun iki karındaşının hânelerin üç yü …
Meğer Karataşlık sûhteleri bu avretin Silifke'de iki oğulları katl olunduğun istimâ‘ edüp fırsat ganîmetdir deyü bu hâtûnun iki karındaşının hânelerin üç yüz suhte şebhûn edüp fî'l-hâl mezbûr avretin iki ihtiyâr karındaşların ve birer avretlerin ve dörd huddâmların cümle sekiz nefer kimesneyi katl edüp bu kadar mâl-ı ganâyim alup evlerin âteşe urup Y 150a ol dere içi çerâğân oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y149b–Y150a ·
metinde göster ·
… [ve] paşanın Bulak'daki akabesin ve paşa huzûrunda Nîl kesiminde kıyâmet temâşâ
olunduğun
bildirir.
(---) 46 varakda, Paşa alayı önünce musâhib-i şehriyârî kara ağalar alayın [ve] paşanın Bulak'daki akabesin ve paşa huzûrunda Nîl kesiminde kıyâmet temâşâ olunduğun bildirir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y455a ·
metinde göster ·
… e yine beşer onar kîle tavuk verirler. Hamd-i Hudâ tavuk kîle ile bey‘ [u] şirâ
olunduğun
Mısır diyârında gördük.
Ba‘dehu bu mezkûr piliçleri on günden sonra dipsiz kîlelere doldurup re‘âyâ üzre yine beşer onar kîle tavuk verirler. Hamd-i Hudâ tavuk kîle ile bey‘ [u] şirâ olunduğun Mısır diyârında gördük.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y229b ·
metinde göster ·