… er idi. Şimdiki hâlde piyâde ve müsellem tâ’ifesi ref‘ olup cümlesi re‘âyâ kayd
olunup ve
çiftlikleri tîmâr ve ze‘âmet kayd olunup zü‘amâ ve erbâb tîmârları kapudan paşa …
Ve Rûmeli'nde olduğu gibi bunların dahi müsellem ocağının çiftlikleri olup hâsıl olan kendü öşürleri resmi alınmayup kendülere tîmâr mahsûlü kayd olunup anın tahtında sefer eşerler idi. Şimdiki hâlde piyâde ve müsellem tâ’ifesi ref‘ olup cümlesi re‘âyâ kayd olunup ve çiftlikleri tîmâr ve ze‘âmet kayd olunup zü‘amâ ve erbâb tîmârları kapudan paşa ile deryâ seferine me’mûrlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 55a ·
metinde göster ·
hâk-i Irâk'da böyle şehr-i mu‘azzam harâb u yebâb kalmışı ma‘kûl görülmeyüp sen …
Ba‘dehû âb u hevâsının letâfeti cihetinden hazz olunup ve hâk-i Irâk'da böyle şehr-i mu‘azzam harâb u yebâb kalmışı ma‘kûl görülmeyüp sene 243 târîhinde Emîrü'l-mü’minîn Hârûnu'r-Reşîd'in hâtûnu Zübeyde Hanım mâl-ı Kârûn ve kenz-i Hârûn harc edüp bu şehri eyle imâr eder kim gûyâ şehr-i Luristân olup üstâd-ı kâmil keheneler cem‘ edüp akrebinin kesretin ve çıyanlarının vefretin def‘iyçün kırk gûne tılısmât inşâ ederler. Hâlâ âsâr-ı esâs-ı mutalsamâtların niçeleri sâbitdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 321b ·
metinde göster ·
… altında yüz bin kâfir fecereler cem‘ olduğu giriftâr olan keferelerden istimâ‘
olunup ve
Budin Vezîri Seydî Ahmed Paşa karındaşımızdan hakîre mektûblar gelüp esîrlerin …
Ve bir büyük kapudanları kırk nefer kefereleriyle esîr düşüp inşâ’allâh anı da huzûr-ı şerîfe gönderirim. Ol esîr kapudanın cevâbı üzre Nemse çâsâr-ı nâçâr hâlâ cümle ümerâ-yı küffârlara ve cemî‘i goroflara ve cümle kapudanlar ve banlara papinteler, ya‘nî hatlar gönderüp kal‘a-i Yanova ve Göle kal‘aları üzre hareketleri var. Husûsan Rim Papa dedikleri nâ-pâk melâ‘în-i bî-mu‘în ki re'îs-i kıssîsân kallâş bu sanki millet-i Mesîhiyyenin küfr âyînini icrâ edüp riyâzet ile kadîd olan bî-dîn yedi kral ki Donkarkız ve Danimarka, Filimenk, İsfaç, Çeh, Leh banlarının kral-ı menhûslarına la‘netnâme-i Marya kot kapurhandlar yazup cümle melâ‘înler müttefik ve müttehid {olup} niçe turrehât-ı bed-nesâyih küfr-âmîz ve gûnâ-gûn dalâlet-engîz bed-vasiyyetler yazup Türk üzre sefer edelim deyü cenge tergîb edüp hâlâ papa mel‘ûnun fitne ve fesâda terğîbi sebebiyle Erdel vilâyetinde Rakofçi kral ve Kemen Yanoş la‘înler nehr-i Tisa kenârında Huşvâr kal‘ası altında yüz bin kâfir fecereler cem‘ olduğu giriftâr olan keferelerden istimâ‘ olunup ve Budin Vezîri Seydî Ahmed Paşa karındaşımızdan hakîre mektûblar gelüp esîrlerin cevâblarına mutâbık olduğundan Seydî Ahmed Paşa'nın mektûbların dahi sultânıma göndermişdir. Manzûr-ı sa‘âdet-me’âbları olup Erdel'e ve Vârat câniblerine ve şarbatak ve Segelhît câniblerine asker-i deryâ-misâl ile azîmet etmeğe bezl-i himmet buyurasız, ve's-selâm" deyü mektûb hatm-i kelâm olup, Zirinoğlu mektûbu dahi bu bu siyâk [u] sibâk üzre idi. Köpürlü bu mektûblardan şâd [ü] handân olup sefer açmak sevdâsında olup hakîre eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 164b ·
metinde göster ·
… âlara ve cemî‘i ocak ağalarına hil‘at-i fâhireler ve kîse kîse ihsân u in‘âmlar
olunup 120b ve
niçe mahlûl menâsıblar ve tîmâr u ze‘âmetler bezl olunup herkes beyne'l-akrân s …
Ertesi gün serâperde-i Âsaf'da dîvân-ı pâdişâhî olup cümle vüzerâ ve mîr-i mîrân ve sâ’ir ümerâlara ve cemî‘i ocak ağalarına hil‘at-i fâhireler ve kîse kîse ihsân u in‘âmlar olunup 120b ve niçe mahlûl menâsıblar ve tîmâr u ze‘âmetler bezl olunup herkes beyne'l-akrân ser-firâz oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 120a–120b ·
metinde göster ·
… lacahisâr ve Budin kulunun ve Üstürgon kulu nısfının yayaları bu Uyvar'a ta‘yîn
olunup ve
sâ’ir eyâlet ve gayri sancaklardan cümle on sekiz bin "Benem, diğer nîst!" diye …
Ve Sirem ve Semendire ve Alacahisâr ve Budin kulunun ve Üstürgon kulu nısfının yayaları bu Uyvar'a ta‘yîn olunup ve sâ’ir eyâlet ve gayri sancaklardan cümle on sekiz bin "Benem, diğer nîst!" diyen asâkir-i İslâm Budin vezîri Hüseyin Paşa ile Uyvar'da kalup herkes şiddet-i şitâ gelmeden kal‘a hâricinde külbe-i ahzânlar ve mükellef hâneler yapup bir ayda Uyvar'ın hâricinde bir şehr-i azîm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 132a ·
metinde göster ·
… bu tabya üzre bir sâ‘at kullesi var kim çanının sadâsı bir konak yerden istimâ‘
olunup ve
bu kapunun kemeri altında bir küçük kapu dahi vardır, andan aşağı varoşa otuz a …
Ve bu kapu üzre bir azîm tabya vardır, cânib-i erba‘aya Sedd-i İskender-vâr sedd olup bunda dahi azîm serâmed balyemez topları olup bu tabya üzre bir sâ‘at kullesi var kim çanının sadâsı bir konak yerden istimâ‘ olunup ve bu kapunun kemeri altında bir küçük kapu dahi vardır, andan aşağı varoşa otuz ayak nerdübân-ı hacer ile enilir küçük kapudur. Ammâ büyük kapuda dâ’imâ zencîr gerilidir. Ve taşrasında handakı üzre zencîr ile asılmış cisrden geçüp cânib-i kıbleye yüz adım yokuş aşağı enüp bir kat kapu dahi olup bu bâb-ı azîm taraf-ı cenûba nâzırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 37a ·
metinde göster ·
cümle Girid adasındaki re‘âyâ vü berâyâlarda olan iki kerre yüz bin aded eşekle …
Çün kim beri tarafda Sadrıa‘zama Kapudan Paşanın mektûblarıyla zahâ’ir defterleri ve imdâd gelen asâkir-i İslâm haberleri varınca hemân sâhib-i devlet ve kesîrü'l-mürüvvet âkıbet-endîş re’y-i tedbîr edüp ordu-yı İslâm içinde dellâllar nidâ etdirüp ne kadar kerre yüz bin at ve katır ve deve ve hımâr var ise kol kol tenbîh te’kîdler olunup bu kadar gılâl ve cebehânenin Çanak limanından ordu-yı İslâma nakl olunmasına mübâşir-i mu‘temedün aleyh âdemler ta‘yîn olunup ve cümle Girid adasındaki re‘âyâ vü berâyâlarda olan iki kerre yüz bin aded eşekleri 289b arhonda ve milotanın defterleriyle cümle hımârlar re‘âyâlarıyla gelüp bir hafta içinde Çanak limanından bu kadar me’kûlât [u] meşrûbât cebehâne ve mühimmât [u] levâzımâtlar bu kadar bin mahlûk-ı Hudâ taşıyup ordu-yı İslâm içine getirdikleri gibi cemî‘i asâkir-i İslâm içinde eyle ganîmet-i azîm oldu kim cümle guzât tâze cân bulup cân [u] gönülden cenge âheng edüp meterislere henüz girmeğe başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 289a–289b ·
metinde göster ·
… Ahmed Ağa ve cümle sipâhân ağaları ve her ocak ağalarından birer ağalar ta‘yîn
olunup ve
niçe umûr-dîde ve kâr-âzmûde müsinn ü ihtiyâr iş görmüş ve niçe fütûhâtlarda bu …
Bu keferelere üç gün ziyâfetden sonra Ebü'l-hayr İbrâhîm Paşa ve Kaplan Paşa ve Abdurrahmân Paşa ve Yeniçeri Kulkethudâsı Zülfikâr Ağa ve Zağarcıbaşı Ahmed Ağa ve cümle sipâhân ağaları ve her ocak ağalarından birer ağalar ta‘yîn olunup ve niçe umûr-dîde ve kâr-âzmûde müsinn ü ihtiyâr iş görmüş ve niçe fütûhâtlarda bulunmuş âdemleri "Meşveret etsinler" deyüp tenbîh ü te’kîd olunup cümle âdemleri ve cümle sulha çıkan kefereleri Vâlî-i Haleb Ebü'l-hayr İbrâhîm Paşa'ya teslîm olunup "Anın re’y [ü] tedbîr-i ahseninden hâric bir maslahat görülmeye" deyü fermân olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 302a ·
metinde göster ·
… elesinde kadîmî meterislerden leb-i deryâya varınca meterisler ve medd ü tertîb
olunup ve
şark cânibinde Aktabya kurbunda Göllük ta‘bîr olunduğu mahalde leb-i deryâ ile …
Evvelâ hamd ol Hâlık-ı Bîçûn'a kim bu sene-i mübârekde Kandiye kal‘asının fethi müyesser olup der-i devlet-masîre bu yüzden fetihnâme-i küstâhâne tahrîr olundu kim hâliyâ cezîre-i Girid ahvâl-i hasret-me’âli istihbâr olunur ise zîr-i nîlgûn tâk-ı lem-yekün mislühâ fi'l-âfâk olan Kandiye kal‘asının ibtidâ muhâsarasından 326b kemend-i feth-i teshîre gelince vâki‘ olan cidâl ü harb [ü] kıtâl ve darb ma‘lûm-ı cümle-i âlem ve mefhûm-ı kâffe-i ümem olup lâkin ol kal‘a-i metîne Deryâ-yı Sefîd'in sedd-i sedîdi ve umûmen Frengistân'ın âhenîn kilîd-i mekîni olmağla vâki‘ olan gazâ-yı kebîreyn ve cihâd-ı azîmeyn nakl-i takdîr-i bedîde gelüp muvahhidîn tahsîl-i sürûr-ı lâ-yuhsâ ve cünûd-ı zafer-karîn tekmîl-i hubûr-ı gayr-i ihsâ etmek muhakkak olmağla bir ay ceng-âşûbdan mıkatta-ı husûmet ü adâvete değin sûret-pezîr olan harb ü darbdan mümkinü't-takrîr olan vech üzre ihtisâr-ı ahbâr olunup ve'l-hâsıl kal‘a-i mezbûre bin yetmiş yedi senesinde vâki‘ olan mâh-ı Zilhicce'nin gurresinde cevânib-i erba‘asında muhâsara ve ma‘rûf olan Yüksek tabyadan garb (garb) tarafında leb-i deryâda vâki‘ olan metânet ile iştihâr bulan Kızıl tabyaya varınca meterislere mübâşeret ve mevâzı‘ adî(?) sekiz yerden mütecâviz kal‘a-kûb ra‘d-âşûb balyemez toplar tabya dîvârlarına havâle olup yevmen fe-yevmen meterisler handaklara doğru sürülüp ejder-dem ve âteş-fem top-ı serâmedler ile leylen ve nehâr kal‘a dîvârı ve tabyaları döğülüp lâkin kal‘a-i üstüvârın cânib-i berrîsi husûsan meterisler önünde nakş-ı dîvâr-ı kal‘anın esâs-ı ibret-nümâsı ekseriyyâ kemerler üzre mebnî olunup âlât-ı harb ile müştemil sanâyi‘-i garîbeler ile memlû olduğundan mâ‘adâ handakı iki yüz zirâ‘-ı Mekkî'den mütecâviz âriz ve kemâl mertebe amîk olup ale'l-ittisâl parmaklık cengleri vefret üzre olup kal‘adan munfasıl ve handak-ı kebîrden hâric tabya-i azîmeler dahi birbirlerine mukârin olup her birisi birer kal‘a-i metîn ve kûh-ı Demâvend-vâr temkîn mânendi olup cehâresin ve ka‘r-ı zemînlerin feth [u] teshîre her dirsek tabyaları mâni‘ olup ale'l-husûs sa‘âdetlü sadr-ı âlî-mikdâr hazretlerinin kolunda vâki‘ metânet ve istihkâm ile meşhûr [u] müte‘ârif olan Kanlı tabyanın etrâf [u] cevânibi kat-ender-kat parmaklıklar ve şaranpavlar ve domuz damları ve zîr-i hâkde cengci tabyaları ve ka‘r-ı zemînde beşer altışar kat lağımları âteş-i harbile memlû ve mâ-fevki top ve kumbaralar ile meşhûn olup vech-i meşrûh üzre mevâni‘-i garîbelerin ta‘tîl ü teshîr ve zîr-i hâkde olan düşmen-i dînin lağımları ibtâl ve mânend-i kal‘a-i metîn olan Kanlı tabya lağımlarıyla ma‘dûmu'l-eser ve zemîni zabt [u] rabta girüp handaklarına duhûl müyesser olunca vâki‘ olan ceng [ü] cidâl ve tarafeynden atılan lağım ve kazan kumbaraların tahrîr [ü] tavsîfi kalem-i serî‘u'l-beyân kendü lâl ve kemâ yenbağî takrîri emr-i muhâl olup bu esnâda vakt-i şitâ ve şiddet-i sermâ erişmeğile alâ tarîkı'l-muhâfaza kalmak müşâvere olunup meterisler handak kenârlarında karâr-dâde olup cemî‘i meterislerde i‘tidâl-i hevâ olunca meks ü ârâm ve ikdâm [u] ihtimâm ile meterislerde kıyâm olunup cünûd-ı muvahhidîn hiddet-i sermâda ve şiddet-i bürûdetde bilâ-hâ’il nâzil olan berf ü bârân leyl [ü] nehâr meterisler içre revân-ı seyl-i bî-pâyân meşakkatlerin uğur-ı dîn-i mübînde mahz rahmet bilmek[l]e ale'd-devâm peykâr olup bu hâl-i pür-melâl üzre mürûr-ı sermâ ubûr edüp sürûr-ı i‘tidâl-i hevâ mukârin olmağile asâkir-i deryâ-mevc fevc fevc ikdâm-ı cenge kıyâm ve ahz-ı intikâm ve kal‘anın feth [ü] teshîrine bezl-i ikdâm olunup cânib-i bahrden leb-i deryâ ile iki koldan meterislere girilmesin savâb-dîd-i cumhûr-ı asâkir-i zafer-mezâhir olmağla Kızıl tabya mukâbelesinde kadîmî meterislerden leb-i deryâya varınca meterisler ve medd ü tertîb olunup ve şark cânibinde Aktabya kurbunda Göllük ta‘bîr olunduğu mahalde leb-i deryâ ile tershâneye doğru ve ma‘rûf olan Kumlu tabyaya varılmak üzre meterisler mübâşeret olunup lâkin Kızıl tabya câniblerinde vâki‘ olup sa‘âdetlü sadrıa‘zam hazretlerinin kolunda vâki‘ olan meterisler önünde leb-i deryâ ile Taşlık ve Göllük tarafında kumluk olmağile iki koldan gayri dahi leb-i deryâ ile meterisler mübâşereti emr-i muhâl iken mücâhidân-ı gâziyân-ı dîn-i mübîn ve mübârizân-ı zafer-karîn uğur-ı dîn-i mübînde gayret ü hamiyyeti devlet-i uzmâ ve meşakkat ü zahmeti sa‘âdet-i ukbâ müşâhedesiyle cümle huzûr-ı râhatı vücûdlarına harâm mesâbesinde edüp cümle guzât hâb u râhat-ı istirâhati terk ü bî-ârâm edüp iki koldan meterisler içün mesâfe-i ba‘îdelerden zahrlıklarıyla toprak nakliyle meterisler i‘mâl olunup mavâzi‘-i gayriden ra‘d-gerdân-ı su‘bân-demâr balyemez top-ı kal‘a-kûblar getirüp tabya siperlerine vaz‘ edüp kal‘anın rû-yı dîvârlarına ve cümle tabyalarına topları havâle edüp kal‘anın dîvâr-ı tabyaları günden güne vîrân ve ser-nigûn olup limana gemilerinin hurûc [u] duhûlüne toplar mâni‘ olup lâkin a‘dây-ı dîn-i dûzah-karîn dahi zikr olunan iki koldan asıl dîvârdan gayri handaklardan hâric ve leb-i deryâda vâki‘ olan zîr-i hâkde ceng tabyaların püskürme lağımlar ile memlû ve mükemmel edüp bâ-husûs Kızıl tabyayı sanâyi‘-i ebniye ile metânet üzre edüp sedd-i râh olacak hiyel-i harbi müştemil mevâni‘-i acîbeler ile müretteb etmeğile cânibeyn-i mezkûreynde bir mertebe sanâyi‘-i acîbe ve garîbeler ihdâs ve bir derece mevâni‘-i takrîbe 327a îcâd eylemişdir kim zu‘m-ı fâsid ve hayâl-i kâsidleri üzre humâre dîn ve kumâre nusret-i karîn olup guzât-ı dîn yanına varmak ve karîb yanaşmak değil ejder-dehân âteş-feşân topların kesretinden ve lağım ve kumbaraların vefretinden nerre-i dîv-i Süleymânî yanına varmak değil bir hayli mesâfe-i ba‘îdeden mürûr etmek emr-i muhâl olup zi-dehşet-nişân lağımlar ve kumbaralar vefretinden ankâ-yı lâ-mekân evc-i a‘lâda tayerân-ı adem muhâl tasavvur ile kasd-ı guzât-ı islâmîden bî-bâk ve âheng-i kümât-ı Rahmâniyyeden bî-pervâ olup lâkin cünûd-ı müslimîn-i sâhib-kırân ve asâkir-i gîtî-sitân
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 326a–327a ·
metinde göster ·
… m içre ne kadar ibâdullâh var tahrîr etmek murâd edüp ve ne kadar koyun tenâvül
olunup ve
ne kadar müsâfirîn ve mücavirîn var ise tahrîr edüp altı kerre yüz bin âdem bul …
Ve bu şâm içre niçe ibret-nümâ şeyler vardır ammâ tahrîri tasdî‘ verir. Ve Defterdârzâde Mehemmed Paşa hâkimü'l-vakit iken cemî‘i hânelerin hânesin hâne-i avârızdan ref‘ edüp arz eylemek murâd etdüği mahalde ol takrîb ile şâm içre ne kadar ibâdullâh var tahrîr etmek murâd edüp ve ne kadar koyun tenâvül olunup ve ne kadar müsâfirîn ve mücavirîn var ise tahrîr edüp altı kerre yüz bin âdem bulunmuşdur. Böyle bir âdem deryâsıdır. Ammâ bî-vefâ halkı vardır. Ammâ hâk-i Rûm olan askerî tâ’ifesi garîb-dostlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y252a ·
metinde göster ·
… ızlıkdan elli mikdârı deve kalup cümlesin râh-ı Hakda kurbân edüp fukarâya bezl
olunup ve
elli piyâde âdem bî-tâb ü bî-mecâl kalup Hüseyin Paşa hazretleri kendü develeri …
Ve bu Hayberistân önünden cümle asâkir-i İslâm âmâde ubûr ederek vâsi‘ dereler içre yine on iki katâr huccâc gürûh gürûh çekilerek muğaylânlar içre gâh kumsal ve gâh hurde seng-i çıkal üzre güzer ederek şiddet-i hârdan ve hâbsızlıkdan elli mikdârı deve kalup cümlesin râh-ı Hakda kurbân edüp fukarâya bezl olunup ve elli piyâde âdem bî-tâb ü bî-mecâl kalup Hüseyin Paşa hazretleri kendü develerine bindirüp 12 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y275b ·
metinde göster ·
Ve Bedir gazâsında Ebû Cehl la‘în yetmiş nefer ta‘allûkâtının katl olunup ve niçe bin müşrikîn-i pür-kîn dendân-ı tîğden geçüp ammi-i Resûlullâh Abbâs yetmiş nefer tevâbi‘iyle esîr-i yesîr olup huzûr-ı Risâlet-penâh'a geldükde İslâm ile cümlesi müşerref olup anlar dahi bu mescid-i Bî‘at'de bî‘at edüp ismi Hazret-i Abbâs oldu. Anıniçün bu mescide mescid-i Bî‘at derler. Niçe bin Sahâbe-i kirâmın İslâm ile müşerref olduğu P 136a mahaldir. Ve du‘â müstecâbdır. Ve bu Mîne bâzârında niçe ziyâretler etdik, ammâ tahrîr tatvîl-i kelâm olup bununla iktifâ etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y326b ·
metinde göster ·
… ve münâsib olan vech-i meşrûh üzre hazîne-i mezbûrenin îrâdı ve masârîfi tertîb
olunup ve
ol âna dek müşâhede olunan teşvîş ü ihtilâli tashîh olunup müceddeden tahrîr ve …
"Sen kim hâlâ bâbü'l-Haremeyni'ş-şerîfeyn olan Mısır-ı nâdiretü'l-asr muhâfazasında olan vezîrim Ebü'l-hayr İbrâhîm Paşa'sın, hatt-ı hümâyûn-ı sa‘âdet-makrûnum vusûlünde şöyle ma‘lûmun olsun kim mukaddemâ hazîne-i Mısır'ın defterleri ve kâtibleri Dergâh-ı Mu‘allâm'a ihzâr olunup salâh-ı dîn ü devlet, nizâm-ı ahvâl-i memleket lâyık ve münâsib olan vech-i meşrûh üzre hazîne-i mezbûrenin îrâdı ve masârîfi tertîb olunup ve ol âna dek müşâhede olunan teşvîş ü ihtilâli tashîh olunup müceddeden tahrîr ve rikâb-ı hümâyûnuma irsâl olunan icmâlleri ve telhîsin Y 70b manzûr-ı hümâyûnum olup makbûl-ı mülûkânem olmuşdur. Ber-hordâr-ı ömr olup sa‘âdet-i dâreyn bulasın ve ni‘am-ı celiyye-i husrevânem sana helâl olsun. Ve arz eyledüğin üzre ba‘zı fevâd içün tenbîh-i hümâyûnum iktizâ etmeğile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y70a–Y70b ·
metinde göster ·
… hazîneden îrâd u masârîfi hisâbı görülüp müsâvî bulunursa yine mahallinde hıfz
olunup ve
illâ îrâddan noksân zâhir olursa vâlî-i vilâyet olanlara vâki‘ olan mahlûlâtlar …
Ve her sene Tût evvelinden berü Mısır'a (---)(---)(---)(---) vâlî-i vilâyet Q 185bP 183b ve defterdâr ve rûznâmeciler ve muhâsebeciler ma‘rifetleri ile hazîne ve anbâr defterleri açılup ve hatt-ı hümâyûnum ile ma‘yûr olan icmâlleri kulle-i hızâneden ihrâc olunup hazînenin hazîneden îrâd u masârîfi hisâbı görülüp müsâvî bulunursa yine mahallinde hıfz olunup ve illâ îrâddan noksân zâhir olursa vâlî-i vilâyet olanlara vâki‘ olan mahlûlâtlardan ol mikdâr hazîne-mânde edüp mahfûza olan defterler ile tatbîk edüp ziyâde ve noksânı zâhir olmağıçün kayd olunması lâzım gelen fevâd kayd u tahrîr olunmağıçün mahrûse-i Mısır'dan irsâliyye hazînesiyle mu‘tâd üzre hazîne beği ta‘yîn olundukda hazîne-i Mısır'ın bir senede olan îrâd u masraf icmâli bağlayup zikr olunan icmâli rûznâmeci mühürleyüp hazîne ile ma‘an rikâb-ı hümâyûnuma irsâl ve teslîm oluna. Zikr olunan mevâd vech-i meşrûh üzre cârî ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y70b ·
metinde göster ·
… ye kayd olunup miskcibaşıya mâlın defterdâr paşa bir sağ yerden gösterüp tahsîl
olunup ve
bu şem‘-i kâfûrları cümle keçeli sandûkalar içre hıfz edüp paşa huzûrunda Süvey …
Ve beş yüz sandık kanâdîlleri. Cümle alay-ı azîm ile başlarında tablalar ile cümle esnâf İllâ yansuru's-sultân diyerek Gavrî dîvânhânesinde paşa huzûruna çıkarup paşa birkaç balmûmunu kırup cümlesi hîlesiz kâfûrî ise miskcibaşıya ve hasîl-harca ve mûmcubaşıya hil‘atler geydirilüp kapancılar gelüp cümlesin kantârdan geçirüp rûznâmçeye kayd olunup miskcibaşıya mâlın defterdâr paşa bir sağ yerden gösterüp tahsîl olunup ve bu şem‘-i kâfûrları cümle keçeli sandûkalar içre hıfz edüp paşa huzûrunda Süveys re’îslerine teslîm olunup kirâları dahi cânib-i mîrîden edâ olunur. Bu dahi (---) hazîne budur, ammâ kirlice masrûfdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y214a ·
metinde göster ·
… çer dörder câmûs eti ve onar ganem eti koyup ve niçe kazgan buğday çorbası tabh
olunup ve
yigirmi bin hurde etmek pişüp cemî‘i fukarâ ve mesâkînlere sofra-i bî-imtinânı …
Ve bu âsitânenin imâretinde azîm kazganları var kim yevm-i mevlûdda içine üçer dörder câmûs eti ve onar ganem eti koyup ve niçe kazgan buğday çorbası tabh olunup ve yigirmi bin hurde etmek pişüp cemî‘i fukarâ ve mesâkînlere sofra-i bî-imtinânı mebzûldür. On gün on gece bu hâl üzre ta‘âm bezl olur. Ammâ sâ’ir zamân bir kazgan ades ve hınta çorbası ve üç bin nân mücâvirîn ve zu‘afâ ve mesâkîn ve talebelere bezl olur. Zîrâ haremin cânib-i erba‘asında yüzden mütecâviz fukarâ ve talebe hücreleri vardır. şeb [ü] rûz ilme ve tâ‘at ü ibâdete meşgûl sulehâ-yı ümmetden kimesneler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y302b ·
metinde göster ·