… ve fevkânî odalar ve bir hân-ı azîmdir. Demir kilidli kapusu dibinde emîn sâkin
olup bey
‘ [ü] şirâ olan gulâm [u] cevârîlerden öşr alır.
Sekizinci, esnâf-ı emânet-i esîrhâne: Ağaları bir, neferâtları 400, ağası ve kethudâsı ve şeyhi ve çavuşları ve esîr dellâlları cümle ru’ûs-ı hümâyûn ile zabt ederler. Senevî yüz kîse iltizâmdır. Esîrhâneleri Tavukbâzârı'nda kal‘a-misâl üç yüz hücreli tahtânî ve fevkânî odalar ve bir hân-ı azîmdir. Demir kilidli kapusu dibinde emîn sâkin olup bey‘ [ü] şirâ olan gulâm [u] cevârîlerden öşr alır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 176a ·
metinde göster ·
Esnâf-ı muhtesib ağa: Hâkim-i kadîmdir, ağa bir, neferâtları üç yüzdür, anlara kul oğlanı derler, gûyâ cellâdlardır. Bu muhtesibin pîri Behlül Dânâ'dır, mukaddemâ olmamışdır. Hilâfeti terk edüp muhtesiblik kabûl edüp bir gün kol dolaşup görse kim her kim bey‘ [ü] şirâsında hîlekârdır, dükkânında iki ellerin böğrüne koyup ağzın poyraza açup müflis [ü] mendebûr oturur. Ayn-ı bâtınla gördü kim her kim hakkına râzı olup bey‘ [ü] şirâsında dürüstdür, dükkânında mâlının hisâbın bilmeyüp müşterîden akçe almağa dermânı olmaz. Hemân bu ahvâle vâkıf olup atından enüp yine vîrânistâna yüz dutup eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 177b ·
metinde göster ·
… bir kerre rûz-ı Nevrûz'da bir gün bir gece Mevlûd-ı Nebî olup yüz bin âdem cem‘
olup bey
‘ [ü] şirâ olup âsitânesinde niçe bin mır mırnâv der kediler vardır. Râvî-i hadî …
Hazret-i Risâlet bunlara Ebû Hüreyre künye kodular. Zîrâ her Sahâbeye birer hüsn-i lakab korlardı. Bunlar kuttaya {ya‘nî kediye} mahabbet etdiklerinden Ebû Hüreyre lakab komuşlardır. Yılda bir kerre rûz-ı Nevrûz'da bir gün bir gece Mevlûd-ı Nebî olup yüz bin âdem cem‘ olup bey‘ [ü] şirâ olup âsitânesinde niçe bin mır mırnâv der kediler vardır. Râvî-i hadîs ulu sultândır. Cild-i sânîmizde evsâf-ı ziyâretgâhda mevlûdu ve yerden âdem kemikleri zâhir olduğu mufassal tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 196a ·
metinde göster ·
Mâhîlerinin memdûhâtların beyân eder: Evvelâ cümleden levrek balığı ve kefâl balığı gâyet kalaklı balıkdır ve kalkan balığının kalağı yokdur. Ammâ âh cânım kalkan balığı gâyet lezîzdir. Nisâ tâ’ifesi yiseler elbette hâmile kalır. Devr-i Âdem'den beri nef‘i tecrübe olunmadadır. Ve birer karışdan ziyâde kırmızı başlı kızılca tekir balığı kızılbaşlı olmağıla bu dahi lezizdir. Ve kaloz balığı ve erba‘înde uskumru balığı ve niçe bin elvân mâhîleri vardır. Ammâ memdûh olan zikr olunan balıklardır. Bunlardan ziyâde muhabbet edüp üzerine bin cân ile kurbân olup bey‘ [u] şirâsı mahallinde ceng [ü] cidâl edüp kan etdikleri mâhî cânım hapsi balığıdır. Rûz-ı hamsînde zâhir olduğiyçün hamsi balığı derler ve hamsîn gününde çıkmasının sebebi İskender-i Kübrâ asrında bir üstâd-ı kâmil gelüp ruhbân ve bıtrîklere gıda olsun içün Moloz kapusundan taşra derya içinde bir amûd üzre bir hamsi balığı sıfatında bir tuç balık tılsım edüp rûz-ı hamsînde ol mâhîden bir sadâ zâhir olunca Karadeniz'de olan cümle hamsi balıkları Tarabefzûn limanına gelüp sâhil-i bahre düşerler. Ba‘dehû Hazret-i Risâlet-penâh sa‘âdetle rahm-i mâderden rûy-ı dünyâya kadem basdıkda niçe bin mutalsamât u âteş-gede-i Nemrûd sönüp mutalsamlar münhedim olup bu hamsi tılsımı dahi yıkılup deryâya düşer. Lâkin deryâya müte‘allık tılsımât olmağıla hâlâ ameli nâfiz olup her sene yevm-i hamsînde hapsi mâhîleri karaya düşdükde yâhûd meneksile nâm kayıklarla mâl-â-mâl iskeleye geldikde balık dellâlları vardır, bu lisân ile nidâ eder: "Ey muhterûn, ey muhterûn. Esi çıfata zûn, den hurdesin, samur bâdâ taraşa, ey lefte karûn, ahnı kulup ipsarya, ala pamun, ey ümmet-i Muhammet ala pamun" deyüp bir gûne mürver ağacından boruları var. Bir kere sûr urunca azamet-i Hudâ eğer cemâ‘atle namâzı kılar istimâ‘ ederse ol ân namâzı bırağup hamsi balığına segirdirler. "Namâz bulunur ammâ hapsi bulunmaz" deyü câmi‘de imâm ve mü’ezzin dahi namâzı bozup "Ahçacuğumla bir makrama hapsi var" deyü ol nâzik sırmalı makramalara balığı koyup reftâr ederek balığın suyun akıdup giderken ba‘zılar balığın suyu akdığına acıyup "Bre palığın suyın ya ne akıdırsın, suyına bir pilavcık salsana" deyü birbirlerine 253a latîfe ederler. Yine murâd olan latîfedir. Bir kerre Çiço Hüseyin nâm bir kimesne ehliyle halet-i muhammışda ala-vere safâsında iken {balık dellâlının boru çalduğun istimâ‘ edüp} ehlinden balığın çeküp alıp uçkurun bağlayarak iskele başına gelüp hapsi balığı aldığı meşhûrdur, ammâ hakîr görmedim. Lâkin bir kerre balık meneksile borusu çalınınca (---)(---) hammâmından beş dâne uryân âdemler arak-âlûd olup har har soluyarak balık kayığına cân atup bellerindeki peştemâllarına balığı doldurup avret yerleri zâhir olur. Balıkçı bunlardan akçe isteyüp uryân âdemde akçe olmamağla balıkçıya kefîl vermiş. Balıkçı "Balık emîni kefîl ve yemîn almaz, hemân akçedür" deyince "Bre âdem, işte şu âdemler şâhid olsun imanım sana verdim" dermiş. Balıkçı da "Ben, kendim namâzlı îmânımdan bezdim, al benimki de senin olsun" demiş. Bu gûne hapsi balığı latîfeleri Tarabefzûn şehir oğlanları zurefâsı mâbeyninde darb-ı mesel olmuş latîfeler vardır. Ve yine Tarabuzun zurefâları Çiço re‘âyâlarına ulaşup derler kim, Tekerleme:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 252b–253a ·
metinde göster ·
… ve çârsû-yı bâzârı vardır ve haftada bir etrâf kurâlarından niçe bin âdem cem‘
olup bey
‘ ü şirâ olduğıyçün Eynebâzârı derler.
Menzil-i kasaba-i Eynebâzârı: Lisân-ı Etrâk'de Cum‘abâzârı derler. Tokat sancağı hâkinde başka kazâdır kim yüz elli akçe a‘lâ kazâdır ve cümle (---) aded nâhiye kurâları vardır. Sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve şehir subaşısı vardır. şehrinin zemîni Kazova sahrâsında (---)(---) vâki‘ olmuşdur, cümle (---) aded (---) ile mestûr hâne-i ma‘mûrlardır. Câmi‘i ve hânları ve hammâmı ve çârsû-yı bâzârı vardır ve haftada bir etrâf kurâlarından niçe bin âdem cem‘ olup bey‘ ü şirâ olduğıyçün Eynebâzârı derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 25b ·
metinde göster ·
… durup cemî‘i serhadlerden cemapur askeri gibi ecnâs-ı mahlûkât haşerâtlar cem‘
olup bey
‘ men-yezîd eder.
Ve cümle üç yüz aded panayırcı dükkânları şehrin kıblesi tarafında nehr-i Sava kenârında çalaş ve malaş ve palaşdan dükkânlardır, ammâ yılda bir kerre kırk gün kırk gece işler külbe-i ahzândan dekâkîn-i müfîd ü muhtasarlardır. Kiraz mevsiminde bu şehre kırk elli bin âdem cem‘ olup hayme vü hargâhlarıyla meks edüp bir bey‘ [u] şirâ ve bir hây hûy ile zevk u safâlar ederler. Bir kerre dahi bu şehirde güz eyyâmında yine germâ-germ panayır durup cemî‘i serhadlerden cemapur askeri gibi ecnâs-ı mahlûkât haşerâtlar cem‘ olup bey‘ men-yezîd eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 60a ·
metinde göster ·
… âsî Manya ve Malta firkateleri bî-bâk ü bî-pervâ gelüp limanında lenger endâht
olup bey
‘ u şirâ ederler. Ve şîre(?) ve ekmek ve peynir alup esîr mü’min satarlar. Mora …
Kal‘ası bir sarp kaya üzre sehelce rahnedârlı kal‘acıkdır. Ancak içinde bir azîm manastırı var, hemân iç kal‘a ma‘mûr ol deyr-i mekfûrdur. Ammâ aşağı leb-i deryâda bir mu‘azzam kefere köyü var, beş yüz hâneli ve beş manastırlı gâyet ma‘mûr ve kefereleri ankâ ve mesrûr köydür. Cümle âsî Manya ve Malta firkateleri bî-bâk ü bî-pervâ gelüp limanında lenger endâht olup bey‘ u şirâ ederler. Ve şîre(?) ve ekmek ve peynir alup esîr mü’min satarlar. Mora kenârıyla bu Poroz adası mâbeyni eyü limandır kim kadırgalar bu limanın iki cânibinden girüp çıkmak kâbildir. Ve adası kenârlarında âb-ı hayât suları firâvândır. Ve bu limandan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 281b ·
metinde göster ·
… âyebânlar sıra sıra koyulup bu sahrâ-yı çemenistân hayemâtlar ile lâlezâr-misâl
olup bey
‘ [u] şirâlar ederler.
Bu sahrâ-yı Tîh içre niçe bin dükkânlar ve niçe bin hayme vü hargâhlar yapılup yigirmi otuz bin koliva ve çadırlar ve kilimden ve ihrâmlardan köşe köşe sâyebânlar sıra sıra koyulup bu sahrâ-yı çemenistân hayemâtlar ile lâlezâr-misâl olup bey‘ [u] şirâlar ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 376a ·
metinde göster ·
… îbâ ve şîb ü zerbâf ve'l-hâsıl cemî‘i zî-kıymet vâlâ-yı kâlây bî-kıymet râyegân
olup bey
‘ u şirâ olur.
Ve bu mahal bir sahrâ-yı azîme vâki‘ olmağile a‘yân-ı Nâzlı niçe hân ve cevâmi‘ ve imâret dekâkînler binâ edüp bir ma‘mûr ve şîrîn kasaba olmuşdur. Hind ü Sind ve Arab u Acem ve Rûm tüccârları bu hânlarda sâkin olup ancak haftada bir bâzâra hayrân olup bir günde niçe [bin] denk dîbâ ve şîb ü zerbâf ve'l-hâsıl cemî‘i zî-kıymet vâlâ-yı kâlây bî-kıymet râyegân olup bey‘ u şirâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y91b ·
metinde göster ·
… âsârları kiremit örtülüdür. Haftada bir azîm bâzâr durur. Ve niçe bin âdem cem‘
olup bey
‘ u şirâ edüp Süleymân Hân'a du‘â ederler. Ve ol gün anda kadı ve müsellim ve se …
"Bu benim otağım cirmi olan yer bu ahâlîye hafta bâzârı olmak içün dükkânlar binâ olunsun" deyü emr eder. Hâlâ yüz mikdârı kârgîr dükkânlar ve bir kubbe-i âlîli bir câmi‘ binâ olunup cümle âsârları kiremit örtülüdür. Haftada bir azîm bâzâr durur. Ve niçe bin âdem cem‘ olup bey‘ u şirâ edüp Süleymân Hân'a du‘â ederler. Ve ol gün anda kadı ve müsellim ve serdâr anda cem‘ olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y100b ·
metinde göster ·
… ebrlere ser-i sebze çekmiş. Anların sâyesinde haftada bir ahâlî-i vilâyet cem‘
olup bey
‘ [u] şirâ edüp şarâb içerler ve kanlı kebâb yeyüp safâ ederler. Andan yine şark …
Karye-i Kiriş: Mekri nâhiyesinde iki yüz müselmân evli alaybeği ze‘âmetidir. Ve bu mahalde azîm çınâr-ı müntehâlar var kim her biri ebrlere ser-i sebze çekmiş. Anların sâyesinde haftada bir ahâlî-i vilâyet cem‘ olup bey‘ [u] şirâ edüp şarâb içerler ve kanlı kebâb yeyüp safâ ederler. Andan yine şark cânibine altı sâ‘at çamlı beller ve ıssız yollar aşup ve mahûf u muhâtara boğazlar ubûr ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y127a ·
metinde göster ·
… ı cândır. Haftada bir gün azîm bâzârı durup on bin âdem etrâf nevâhîlerden cem‘
olup bey
‘ [ü] şirâ olunur. İki cânibi alçak kayalı bir vâsi‘ öz içre vâki‘dir. Bir câmi‘ …
Karye-i Hattîn: Sıfet hâkinde iki yüz evli müselmân köyüdür. Bu nâhiyelerde Dürûzîler yokdur. Bu karye, kasaba-misâl bir ma‘mûr belîde bâğ u bâğçe ve besâtîni firâvândır. Ve âb [u] hevâsı râhat-ı cândır. Haftada bir gün azîm bâzârı durup on bin âdem etrâf nevâhîlerden cem‘ olup bey‘ [ü] şirâ olunur. İki cânibi alçak kayalı bir vâsi‘ öz içre vâki‘dir. Bir câmi‘i ve bir hammâmı ve bir hânı var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y202a ·
metinde göster ·
… hıştlardır kim âdeme nişter gibi güzer eder. Ekseriyyâ ihtilâtları Portakal ile
olup bey
‘ [u] şirâ ederler. Bunlarda bin sene mu‘ammer olmuş pîl dişi ve gergedân boynuz …
Bu kavim Habeş ile Nîl-i mübârekin mâbeyni olan mâbeyne müstevlî olmuş kavm-i bî-pâyân-ı uryândır. Tâ bahr-i Muhît kenârında Portakal ile müşâ‘ yerleri vardır. Silâhları ceyrân boynuzundan hıştlardır kim âdeme nişter gibi güzer eder. Ekseriyyâ ihtilâtları Portakal ile olup bey‘ [u] şirâ ederler. Bunlarda bin sene mu‘ammer olmuş pîl dişi ve gergedân boynuzu ve keler derisi ve zebâd ve tibir gâyet çok olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y32a ·
metinde göster ·
… fezâdır, ol meydâna haftada bir kerre cevânib-i erba‘a kurâlar (---) âdem cem‘
olup bey
‘ [ü] şirâ edüp azîm cem‘iyyet-i kübrâ olur. Ve herkes metâ‘ (---)(---) gider. …
Bu kavmi ıslâh içün ve ârâmgâh-ı tüccâr [u] huccâc olsun içün bu mahalde bu şehri sene (---) târîhinde Sultân Sâlih binâ etdiğiyçün Sâlihiyye derler. Evâyil-i a‘sârda gâyet ma‘mûr imiş, ammâ memerr-i nâs olup çöl Urbânı yatağı olmağile amâristânından çârsû-yı bâzârı var. Hân [u] hâmmâmından aslâ bir şey kalmamışdır. Ancak bâğlar içinde Q 355b bir vâsi‘ meydân vardır, gûnâ-gûn dıraht-ı âlîler ile müzeyyen bir fezâdır, ol meydâna haftada bir kerre cevânib-i erba‘a kurâlar (---) âdem cem‘ olup bey‘ [ü] şirâ edüp azîm cem‘iyyet-i kübrâ olur. Ve herkes metâ‘ (---)(---) gider. Ve niçe bin deve yükü hûrmâ fürûht ederler, zîrâ Sâ(---)(---) varırlar P 349b hûrmâsı olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·