"Mesmû‘umuz oldu kim câmi‘i itmâm etmeğe kudretiniz kalmayup ferâgat etmişsiz. Size dostluğa binâen bu kadar mâl-ı hazâyin ve bu kadar cevâhir-i güvâyin(?) gönderdik. Bu cevâhirleri fürûht edüp ve bu mâlı masrûf edüp câmi‘i itmâm eylemeğe sa‘y [u] ihtimâm edüp bizim dahi hayrâtınızda hissemiz ola" deyü bu gûne ta‘n-âmîz nâmeler ile ale'l-acel[e] elçi Süleymân Hân'a geldüği mahalde câmi‘ deryâ-misâl ummâl [u] bennâlar ile binâ olunurken gelüp Süleymân Hân nâmenin mefhûmundan âteş-pâre {olup} bin hemyân mâlı cümle İslâmbol Yahûdîlerine elçi huzûrunda bezl edüp bir habbe kalmadı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 44b ·
metinde göster ·
kırk beş Receb'inin tokuzuncu günü taht-ı hümâyûn-ı sa‘âdet-makrûnlarına Sâm-ı …
Bu bâlâda tahrîr olunan kal‘aların mâbeynlerinde olan kurâ ve kasabâtların menâzillerin Tebrîz'den Üsküdar'a gelince cümle (---) menzilde dâhil olup bin kırk beş Receb'inin tokuzuncu günü taht-ı hümâyûn-ı sa‘âdet-makrûnlarına Sâm-ı Nerîmân-vâr bir alay-ı azîm ile dâhil olmuşdur kim diller ile ta‘bîr ü tahrîri mümkün değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 68a ·
metinde göster ·
pâre yelken gemiye mâlik olup dörd karındaş iştirâk-i seviy üzre Galata'yı ol k …
Ba‘dehu Galata'da Aronda Kıral, Rûm keferesiyle yek-dil [ü] yek-cihet olup rûz-merre Kostantıniyye'ye istîlâ eden İşpanya keferesiyle ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl ederek İşpanya şeb [u] rûz cenge tâkat getiremeyüp bir gece Yedikulle tarafından gemilerine süvâr olup İşpanya'ya firâr edüp Rûm keferesi yine Kostantıniyye'ye mâlik olup boybeği şeklinde hükûmet ederlerdi. Ammâ Ciniviz kıralı Aronda, Galata'da müstakil kıral olup bin pâre yelken gemiye mâlik olup dörd karındaş iştirâk-i seviy üzre Galata'yı ol kadar ma‘mûr etdiler kim hâlâ eser-i binâlarından ma‘lûmdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 128a ·
metinde göster ·
Bir kerre bu Kostanta Süleymân şehzâdeye elem-zede
olup "Bin
deyenek uram" deyü yemîn eder. Âhir Süleymân Hân vâlidesi Kostanta'ya bin altun …
Bir kerre bu Kostanta Süleymân şehzâdeye elem-zede olup "Bin deyenek uram" deyü yemîn eder. Âhir Süleymân Hân vâlidesi Kostanta'ya bin altun verüp cürmün afv etmeği ricâ eder, ricâsı makbûle geçmeyüp bin altunu Süleymân Hân'a haddeden tel çekdirüp beş yüz çubuk tel etdirüp beş yüz çubuk tel ile şehzâde Süleymân'ın pâyine iki kerre darb edüp bin deyenek olmuş olup Şehzâde Süleymân âzâde olduğu meşhûr-ı âfâkdır. Hattâ hakîr ol pîr Kuyumcu Kostantın'ı bir kaç kerre görmek olmuş idi. Pâdişâhlara girüp nakl edüp cemî‘i tekâlifden berî bir deyrî ve diri koca kefere idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 186a ·
metinde göster ·
… 46b⟧ cümle yigirmi dörd mahalledir ve kefere mahallesi cümle leb-i deryâya vâki
olup bin
yüz aded harâc verici keferelerdir. Ancak yüz kefere kal‘anın ta‘mîr u termîmî …
Her şeb böyle deyüp nevbet beklerler. Cenge âmâde kal‘a-i pür silâhdır. Niçe giceler küffâr-ı dûzah-karâr gelüp muhâsara edüp niçe bini dendân-ı tîğdan geçüp hâ’ib ü hâsir gidüp hamd-i Hudâ Murâd Hân-ı Râbi'den beri gelmediler. Ve bu mertebe metânet üzre olan kal‘a-i hısn-ı hasînin enderûn [u] bîrûnunda 246b cümle yigirmi dörd mahalledir ve kefere mahallesi cümle leb-i deryâya vâki olup bin yüz aded harâc verici keferelerdir. Ancak yüz kefere kal‘anın ta‘mîr u termîmî içün mu‘âflardır. Ve cümle (---) bin altmış aded kat-ender-kat kâr-ı kadîm kârgîr binâ hânedân-ı kadîmlerdir, umûmen (---) -gûn örtülüdür, cümle hâneleri cânib-i garba deryâya nâzırdır. Ve bu şehr cümle (---) mihrâbdır, cümleden ma‘bed-i kadîm kal‘ada Sultân Alâeddîn Câmi‘i kurşum kubbeli ve bir minâreli câmi‘dir, tûlu kâmil yüz adımdır, ve bir cirm-i latîfi var kim misli bir diyârda yokdur, (---) kapusu vardır, mihrâbı ve mü’ezzin mahfili musanna‘dır. Ammâ
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 246a–246b ·
metinde göster ·
mikdârı ma‘mûr hâneli ve on câmi‘li ve hân ve hammâm ve esvâk-ı müzeyyenli, bâğ …
Menzil-i kend-i Zennûse: Tebrîz hânı hâssı olup bin mikdârı ma‘mûr hâneli ve on câmi‘li ve hân ve hammâm ve esvâk-ı müzeyyenli, bâğ u bâğçeli âbâdân kenddir. Lâkin cümle âb-ı hayâtları câh-ı mâlardır. Andan kıbleye 10 sâ‘at,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 296b ·
metinde göster ·
… s-ı hümâyûn vâki‘ olup âb-ı Hamrevât Sultân Mehemmed ibn İbrâhîm Hân'a müyesser
olup bin
elli sekiz Receb'inin 18'inde sebt gün ba‘de'l-asr tahtnişîn oldukda ibtidâ âb- …
Cümle (---) aded ayn-ı câriyelerdir. Cümlesinden memdûh olan âb-ı hayât çeşmeler ayn-ı Hamrevât'dan gelen çeşm-i cânperverlerdir. Zîrâ bu âb-ı Hamrevât Rûm ve Arab ve Acem'de Ma‘arretü'n-nu‘mân suyu gibi meşhûr-ı âfâk [ve] lisân-ı meddâhânda ale'l-ıtlâk memdûh-ı âlem ayn-ı Hamrevât'dır. İbtidâ tulû‘ı Diyârbekr'ün garbîsinde Karadağ yaylağından zîr-i zemînde iki menzil yerden pohrenkler ile kal‘a-i Âmid'e dâhil olup ibtidâ Câmi‘-i Kebîr'e andan gayrı cevâmi‘lere ve hân u imâret ü hammâmlara taksîm olur. Hukemâ-yı kudemâ bu âb-ı Hamrevât içre pembe bırağup ba‘dehû pembeyi kurudup vezn etmişlerdir. Ma‘arra şehri suyu pembe- 202a -sinden hafif gelüp İslâmbol'da Eski Sarây kapusu önündeki çeşme-i Yektâ suyunda ıslanup kuruyan pembe ile bu Diyârbekr'ün Hamrevât aynı pembesiyle berâber vezn olunmuşdur. Tâ bu mertebe hafîf ayn-ı Hamrevât'dır. Eğer pembesi sakîl olsa şûr olup bî-nefy olmasına delâlet eder. Ve bu ayn-ı Hamrevât mu‘tedil âb-ı hoş-hayâtdır. Safrâ ü sevdâ ü balgamı ve derûnda olan cümle ahlâtları mahv eder. Hattâ bu Hamrevât abının evsâfın Âl-i Osmân'dan Sultân İbrâhîm Hân istimâ‘ edüp "Elbette bana Diyârbekir'den mâ-ı Hamrevât gelsin!", deyü hatt-ı şerîf ile dergâh-ı âlî kapucubaşısı ta‘yîn olunup efendimiz Melek Ahmed Paşa Kara Âmid vâlîsiyken mezkûr ağa hatt-ı şerîf ile gelüp paşa-yı mûmâ-ileyh "Sem‘an ve tâ‘atan" deyüp onar vukiyye sîm-i hâlisden güğümler yapdı ve altı güğüm kurşumdan ve altı güğüm rûh-ı tûtyâdan ve altı aded senek ta‘bîr etdikleri çam boduçlarına cümle âb-ı Hamrevât'ı memlû edüp huzûr-ı şer‘de cümle güğümleri mühürleyüp gelen kapucubaşıya on kîse ihsân edüp ve on altı kîse dahi güğümlerinin masrûfun çeküp ılgar ile bu mâ’-i Hamrevât'ı İbrâhîm Hân'a gönderdi. Hikmet-i Hudâ bu mâ’-i zülâl İslâmbol'a dâhil olduğu gün cülûs-ı hümâyûn vâki‘ olup âb-ı Hamrevât Sultân Mehemmed ibn İbrâhîm Hân'a müyesser olup bin elli sekiz Receb'inin 18'inde sebt gün ba‘de'l-asr tahtnişîn oldukda ibtidâ âb-ı Hamrevât nûş etdi. Hulâsa-ı kelâm bu mâ’-i Hamrevât Diyârbekr'in âb-ı rûyıdır. Fetahnâ'l-Irâk lafzı {sene 941 târîhinde} Sultân aleyhi'r-rahmeti ve'l-gufrân yolların tathîr edüp Karadağ'dan getirmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 201b–202a ·
metinde göster ·
azîm düyûrlar ihdâs etdiler. Zirâ Hazret-i İsâ aleyhisselâm asrında bu Mardin i …
Ba‘dehû kefere-i Rûm bu Dârâ Şâh'ı 210b münhedim edüp cümle Âzerbaycân u İrân u Turan'a Yunaniyân istîlâ edüp Dârâ Şâh'ı harâca kesüp bu kal‘a-i Mardin'e mâlik olup binâ-yı azîm düyûrlar ihdâs etdiler. Zirâ Hazret-i İsâ aleyhisselâm asrında bu Mardin içre Buhtunnasr-ı sâhib-hurûcun bir puthâne-i âteşgedesi var idi. Buhtunnasr hûn-ı Yahyâ talebiyçün bu Mardin'den hurûc edüp Haleb'i ve Şâm'ı ve Beyt-i Makdis'i ve Beytü'l-hazân'ü ya‘nî şehr-i Safet'i ve Taberistân'ı ve Askalân'ı ve Arz-ı Hasan'ı ve Arz-ı Mısr'ı umûmen harâb u yebâb edüp yine kal‘a-i Mardin'e geldi. Anınçün Rûm kefereleri bu Mardin'e rağbet edüp Dârâ Şâh'ın destinden dest-i kahr ile alup mutasarrıf oldular. Andan yine Ermenî keferesi destine girdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 210a–210b ·
metinde göster ·
… ânda mumya-yı kânîyi nûş edüp üçüncü gün dîvâna çıkup cümle dostân ile müşerref
olup bin
aded kurbânlar zebh edüp fukarâlara bezl olur.
Hatta Turna nâm bir cânbâz-ı resenbâz gelüp hân huzûrunda icrâ-yı ma‘rifet etdikde hemân kısbetin giyüp tablın döğdürüp destine terâzûsun alup "Allah Allah" deyü ankebût-vâr resen üzre urûc edüp Ecel Beşiği nâm salkı ip üzre niçe arz-ı ma‘rifetler edüp yan pertâbları ve diz pertâbları ederken kazâ-yı nâgehânî çarmıhın biri atılup hânı ebâbîl tayrı gibi hevâya atup hân hevâdan nüzûl ederken "İsâ'dan gelirim hey!" diyerek şaka ederken zemîne düşdükde elinde sırığın yere dayayup sırık iki pâre olup hân zemîn-i rimâlistâna eyle düşer kim bir kıçı kırılup cümle askerinde ve hareminde bir gırîv-i rûşen kopar kim gûyâ mahşerden bir nişân olur. Hân hareme vardıkda ol ânda mumya-yı kânîyi nûş edüp üçüncü gün dîvâna çıkup cümle dostân ile müşerref olup bin aded kurbânlar zebh edüp fukarâlara bezl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 229a ·
metinde göster ·
Hâlâ beğinin kânûn üzre hâssı 300.000 akçedir. Beğine senevî on kise
olup bin
aded askeriyle hükm eder. Erbâb-ı timârı 86 aded ve erbâb-ı zu‘amâsı 14 adeddir …
Hâlâ beğinin kânûn üzre hâssı 300.000 akçedir. Beğine senevî on kise olup bin aded askeriyle hükm eder. Erbâb-ı timârı 86 aded ve erbâb-ı zu‘amâsı 14 adeddir. Alâybeği ve çeribaşısı ve yüzbaşısı vardır. Bunlar kânûn üzre cebelüleriyle bin aded güzîde ve müsellah ve müretteb cengâver ve dilâver ü server-i hünerverlerdir. Hakkâ ki erceyş askerlerdir kim 245a beğleri ile me’mûr oldukları sefere giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 244b–245a ·
metinde göster ·
… ncâr ve Musul mâbeyninde bir kal‘a-i atîkdir, lâkin kal‘a-i Musul’un garbîsinde
olup (---)(---) binâsı
olduğu bâlâda Musul eyâleti hudûdundaki kal‘alar evsâfında bu Tell A‘karı evsâf …
Cezîre-i Dicle ve Furât'da Sincâr ve Musul mâbeyninde bir kal‘a-i atîkdir, lâkin kal‘a-i Musul’un garbîsinde olup (---)(---) binâsı olduğu bâlâda Musul eyâleti hudûdundaki kal‘alar evsâfında bu Tell A‘karı evsâfı mevsûfdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 2a ·
metinde göster ·
iki bin âdem olup pür-silâh Kılburun üzre cânib-i şarka on iki sâ‘at seğirdüp a …
Kırım'a giden hânlar bu kal‘ada cem‘ olup bin iki bin âdem olup pür-silâh Kılburun üzre cânib-i şarka on iki sâ‘at seğirdüp andan büyük Heyhat'a çıkup anda dahi iki gün iki gece yine şarka çöl ü çölistân ve berr ü beyâbân içre seğirdüp dâr-ı amân Kırım diyârının Orağzı nâm kal‘asına varup selâmet bulunur. Yohsa Allâhümme âfinâ bî-amân yoldur. Tatar kavmi bile havf ederler, zîrâ Kazak kâfirleri ormanlar içre pusu edüp âdem alup nehr-i Özü'de kayıklarına giderler ve's-selâm temme'l-kelâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 56b ·
metinde göster ·
… ı bırağup hâ’ib ü hâsir gitdiler, zîrâ ol asırda bu timsâllerin hükmü zamânları
olup bin
sene olmamış idi, ammâ sene 1067 târîhinden berü hükümleri bâtıl olduğun bilüp …
"Bunlar putlar değillerdir. Ancak her birin birer üstâd birer gûne ilm ile mutalsam edüp biner sene hükm-i te’sîr ile tılsım edüp hükümleri nâfiz idi. Sene 1007 târîhinde Satırcı Mehemmed Paşa bu kal‘ayı muhâsara etdikde bu timsâllerin hükmüyle cümle Türk askerinin elleri dutmayup kışdan ve kıyâmet ve ra‘d u berk ve yağmurdan göz açmayup ve anların ordularına bir sinek askeri müstevlî olup Türkler cânlarından bîzâr olup kal‘a-i Vârat'ı bırağup hâ’ib ü hâsir gitdiler, zîrâ ol asırda bu timsâllerin hükmü zamânları olup bin sene olmamış idi, ammâ sene 1067 târîhinden berü hükümleri bâtıl olduğun bilüp Osmânlı ile müdârâ edüp Seydî Ahmed Paşa'yı niçe kerre bu kal‘aya koyup mâl-ı firâvânlar verdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 126b ·
metinde göster ·
aded yiğit ile bu sancağı hıfz [u] hırâset eder. Hâkim-i şer‘-i Resûl-i mübînde …
Bu livâdan paşasına kırk kîse hâsıl olup bin aded yiğit ile bu sancağı hıfz [u] hırâset eder. Hâkim-i şer‘-i Resûl-i mübînden şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve a‘yân-ı kibâr-ı kübbâr eşrâfı ve yüz elli akçe pâyesiyle kadısı ve sipâh kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve kal‘a dizdârı ve kal‘a neferâtları ve muhtesibi ve voyvadası ve bâcdârı ve mi‘mârı ve şehir kethudâsı ve harâc emîni vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 33b ·
metinde göster ·
… binâlar yok iken bu mahaller haydud harâmîsi havfinden derbendi calender yerler
olup bin
iki bin âdem gücile ubûr ederlermiş. Hamd-i Hudâ şimdi bu rabta amâr olalı emn- …
Bu mezkûr hayrâtların cümlesi merhûm Gâzî Mûsâ Paşa hayrâtıdır. Hattâ bu âsâr-ı binâlar yok iken bu mahaller haydud harâmîsi havfinden derbendi calender yerler olup bin iki bin âdem gücile ubûr ederlermiş. Hamd-i Hudâ şimdi bu rabta amâr olalı emn-i tarîk oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 168a ·
metinde göster ·
… ermân-ı şehriyârî ile mezkûr batağın suyun kesüp altıncı günde taşra varoş feth
olup bin
altı yüz kadar küffâr-ı hâksâr 173a dendân-ı kılıçdan geçüp orta kal‘a fethin …
Derûn-ı hisârda mahsûr olan Zirniski Mikloş ve Zirin Hersek nâm segler ile derûn-ı kal‘ada mahsûr yigirmi altı bin kefere kapandığı muhakkak olup anlar dahi derûn-ı hisârdan cenge âhenge başladılar. Ammâ bu kal‘a-i sedd-i İskender nehr-i Reyke bataklığı ve berkeliği içinde cezîre gibi kalmış bir sedd-i Kahkahâ'dır. Hemân cümle guzât fermân-ı şehriyârî ile mezkûr batağın suyun kesüp altıncı günde taşra varoş feth olup bin altı yüz kadar küffâr-ı hâksâr 173a dendân-ı kılıçdan geçüp orta kal‘a fethine mübâşeret olunur, ammâ bu orta kal‘a bir sahrâ-yı azîmin ortasında ve bir deryâ-misâl bir fecc-i amîk batak ve çatak içinde cezîre-misâl bir refî‘u'l-bünyân ve bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a-i bî-amân olmağile buheyre-i azîmin derdinden kal‘anın yanına varılmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 172b–173a ·
metinde göster ·
… tın birisi bârûd olan hazînenin zembereğine basup hazînedeki çarhdan âteş hâsıl
olup bin
kadar ibâdullâh kal‘a ile evc-i âsumâna perrân-ı urûc edüp cümle şehîd olur, am …
Hemân guzâtın birisi bârûd olan hazînenin zembereğine basup hazînedeki çarhdan âteş hâsıl olup bin kadar ibâdullâh kal‘a ile evc-i âsumâna perrân-ı urûc edüp cümle şehîd olur, ammâ vüzerâdan ve a‘yân-ı devletden bir merd-i ferde zarar isâbet etmeyüp kal‘ayı tathîr eden hüddâmîn makûlelerin bir top menzili mesâfe-i ba‘îdeye atar. El-hükmülillâh. Bunlar dahi câm-ı şehâdetden nûş edüp datar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 174b ·
metinde göster ·
… ır. Hatta kral-ı selef kızlarından İzarila Son nâm duhter-i pâkîze-ahteri mürde
olup bin
milyon mâlını ve yüz milyon altununu bu deyre vakf edüp hâlâ durur. Ve niçe bun …
Ve Ustolni-Belgrad dest-i küffârdan gideli niçe kralları ve niçe irşekleri ve niçe başpapasları bu deyrin mihrâbı önüne ve derûn-ı deyre gömerler, iki tarafı sâfî maşâdlık mezârlığıdır. Ortası tâ mihrâba varınca iki yüz amûd üzre mahzendir kim bunda olan altun hazînesinin hisâbın Hâlık-ı Kevneyn bilir. Guruş hazînesi taşra harem altındadır. Hatta kral-ı selef kızlarından İzarila Son nâm duhter-i pâkîze-ahteri mürde olup bin milyon mâlını ve yüz milyon altununu bu deyre vakf edüp hâlâ durur. Ve niçe bunun emsâli milyon mâllar bunda medfûndur. Anıniçün İsfaç kralı bir dolu kâse şarâb zehr-i nâbı nûş edüp eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 59b ·
metinde göster ·
mikdârı kadar yiğitler şehd-i şehâdet câmından nûş edüp serhoş oldular.
Ve iki asker ol meydânda birbirlerine girüp murğ-ı semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kaldılar. Ol gün rûz-ı rûşen vakt-i Şâfi‘î-misâl olup asker birbirlerin farkdan kalup ceng etmeğe iktidârları kalmadı. Derhâl asâkir-i İslâm bir kaytavul, ya‘nî dönek edüp cümle asker rûzgâr-ı zorkâr üzre çıkup dumandan gözlerin açdılar ve asker-i muvahhidîn birbirlerin cenge terğîb etmeğe başladılar, ammâ iki binden ziyâde âdem mecrûh olup bin mikdârı kadar yiğitler şehd-i şehâdet câmından nûş edüp serhoş oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 114a ·
metinde göster ·
… âr-ı sâdıkı olan Temrik Bay'ın ricâsıyla bu Temrik kal‘asın Temrik Bay mu‘temed
olup binâ
etdiğiyçün Temrik Bay kal‘asıdır, ammâ müverrihân-ı Tatar hâk-i Berber-zemîn de …
Andan Selîm Şâh müstakil pâdişâh-ı Cem-azamet olup refîk-ı yâr-ı sâdıkı olan Temrik Bay'ın ricâsıyla bu Temrik kal‘asın Temrik Bay mu‘temed olup binâ etdiğiyçün Temrik Bay kal‘asıdır, ammâ müverrihân-ı Tatar hâk-i Berber-zemîn derler. İşte sebeb-i binâsı ve vech-i tesmiyesi budur. Hattâ Selîm Hân silihdârı olup bile seyâhat eden Selîm-nâme nâm tevârîhinde cümle üç buçuk yıl seyâhatlerin ve ceng ü cidâllerin mufassal tahrîr etmişdir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 146a ·
metinde göster ·
… anâ’imler ve esîrler gelerek mâd[yân]larına aşan aygırlardan küheyl atlar hâsıl
olup binerler
ve küffârın kızları ve avretlerine aşan gâzîlerden püserân [u] bintânlar ve oğu …
Kavm-i Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâr-ı bî-rahmler dahi Kırım hânları da birbiri akîblerince Âl-i Osmân'a imdâd ederek hadden efzûn ve hisâbdan bîrûn mâl-ı ganâ’imler ve esîrler gelerek mâd[yân]larına aşan aygırlardan küheyl atlar hâsıl olup binerler ve küffârın kızları ve avretlerine aşan gâzîlerden püserân [u] bintânlar ve oğul balı gibi zî-şânlar ve dilberân-ı sîm-ten sîm-endâmlar hâsıl olup 148b anlar dahi anaları tarafında olan dedelerine ve akrabâlarına onar on beşer yaşında iken anlar da kılıç urmağa âheng ederek dedelerinin dâr-ı diyârların başına dar ederek niçe bin tâze kurâ ve kasabât ve şehir kılâ‘ları ve belde-i mu‘azzamaların feth etmededirler. İlâ mâşâallâh devlet-i Âl-i Osmân mü’ebbed olup Lazistân ve Mikrilistân ve Abazistân ve Çerkezistân vilâyetleri gibi her dâr-ı diyâr düyûr kâfiristânı feth edüp deyrlerin mesâcid [ü] cevâmi‘ler edeler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 148a–148b ·
metinde göster ·
… n merhûm oldukdan sonra oğlunun oğlu Bereket Hân Cingiz Hân yerine müstakil hân
olup bin
gün ana dahi hidâyetullâh erüp derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden bende-i Sübhâ …
Netîce-i kelâm Cingiz Hân merhûm oldukdan sonra oğlunun oğlu Bereket Hân Cingiz Hân yerine müstakil hân olup bin gün ana dahi hidâyetullâh erüp derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden bende-i Sübhân olup ibtidâ Tatar'da kendüyi sünnet etmek bundan kalmışdır kim yüzer ikişer yüz nefer âdemleri bir yerden sünnet etdirüp 198b üç gün üç gece toy düğünler edüp sürûr [u] şâdımânlar ile ömr-i nâzenînin zevk u safâ ile geçirirdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 198a–198b ·
metinde göster ·
… körfezi içinde leb-i deryâdan nîm sâ‘at yerde vâki‘dir ammâ limanı gâyet vâsi‘
olup bin
pâre gemi sığar. Lâkin kıblesi ve gün doğusu tarafına ağzı açık olup bu iki rûz …
Ve bu şehr-i izdin Akdeniz'in bir körfezi içinde leb-i deryâdan nîm sâ‘at yerde vâki‘dir ammâ limanı gâyet vâsi‘ olup bin pâre gemi sığar. Lâkin kıblesi ve gün doğusu tarafına ağzı açık olup bu iki rûzgâr-ı zorkâr pek isâbet edüp gemiler pârelenir. Lâkin kavî cân kurtaran gomanalar ile lenger endâht olunca bî-bâk ü bî-pervâ gemiler a‘lâ demir dutar yataklı limandır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 243b ·
metinde göster ·
… zîrâ bu ma‘bedgâhın misli arâzî-i ma‘mûre[de] yokdur. İnkırâzu'd-devrân müebbed
olup binâ-yı
sâbite(?) ola, âmîn ve yâ Mu‘în.
Ebyâtı bu câmi‘-i pür-envâr hakkında ola, zîrâ bu ma‘bedgâhın misli arâzî-i ma‘mûre[de] yokdur. İnkırâzu'd-devrân müebbed olup binâ-yı sâbite(?) ola, âmîn ve yâ Mu‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 253a ·
metinde göster ·
Hemân Kapudan Kaplan Paşa Sadrıa‘zamdan fermân alup Anabolı'dan alınan balyemez topları arabalara ve kızaklara bindirüp cemî‘i asâkir-i İslâm ile topları çeküp mukaddemâ Kapospata burnunda rûzgâr altında yatan sekiz pâre kâfir kalyonları yanına karîb varup ale'l-fevr leb-i deryâda dağlar gibi siperler yapup kâfir gemilerine balyemez toplar urmağa başladık. Ammâ la‘în küffâr bî-eyyâm olmak ile aslâ deprenmeyüp hamd-i Bîçûn şayka topların taş gülleleri gemilere isâbet edüp suya berâber pençerelere açılup ol ân üç pâre gemileri gark olup bin altmış aded küffârları cümle kenâra çıkup esîr etdiler, beş pâre gemileri şeytânat-ı hîle ile demirleri üzre tonoz elleyerek rûzgâr üzre çıkup yelken açup giderken biri dahi gark olup ancak dörd pâre (pâre) gemileriyle Suda limanına gücile girüp cân kurtaranları az kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 283b ·
metinde göster ·
Ammâ şeb [ü] rûz ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl günden güne ziyâde
olup bin
ve bin beş yüz ve iki bin kilim benî âdemden kelle ve paçalar ile şühedâların k …
Ammâ şeb [ü] rûz ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl günden güne ziyâde olup bin ve bin beş yüz ve iki bin kilim benî âdemden kelle ve paçalar ile şühedâların kanları ırmak gibi akup na‘şe-i şehîdân gâziyân taşımada idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 289b ·
metinde göster ·
cân u baş ile mihmârdârlık edüp subh u mesâ matbah-ı Keykâvuslarında yüz adedde …
Girid cezîresinin içinde kırk aded güzîde binâ-yı âlî manastırın biri dahi budur. Gâyet mahsûllü yer olup balı ve meyve-i âbdârları meşhûr olup cümle kefereleri Rûm'dur, zîrâ cümle Girid'in re‘âyâları Rûm'dur. Lasman Frengleri kal‘alarda sâkin olurlardı ve kal‘alar içre yine Rûm re‘âyâlar ve arhondalar var idi. Ammâ bu manastırın içinde binden mütecâviz ruhbânları ve mûğ-pîçe palâs-pûşânları var kim her biri perî-peyker ve melek-manzar muğân perîleri müsâfirîne hidmet ederler. Ve şeb [ü] rûz cemî‘i âyende vü revendegânlara ni‘met-i bî-imtinânları mebzûl olup bin cân u baş ile mihmârdârlık edüp subh u mesâ matbah-ı Keykâvuslarında yüz adedden ziyâde onar on beşer koyun alır ve beşer altışar aded sığır alır kazganları var kim bednâm günlerinde niçe bin kefereler cem‘ olup subh u şâm müsâfirîne ziyâfet ederler. Bu deyr-i musanna‘da mu‘tekif olan kıssîs ve bıtrîkânların zu‘m-ı bâtıllarınca Hazret-i Îsâ halîfesinin bir havâriyyûnu bunda medfûndur derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 322b ·
metinde göster ·
… lmelik ibn Mervân ve Sultân Mansûr feth etmişdir. Ba‘dehu yine İşpanya müstevlî
olup bin
seksen altı târîhinde Fransa'nın kabza-i tasarrufuna girmişdir. İşpanya tarafın …
Cezîre-i Çicilye: Mesine dahi derler. Cirmi yedi yüz mîldir. Yüz elli pâre kal‘ası ve yetmiş pâre limanı vardır. Ve altı kerre yüz bin benî âdem tahrîr olunmuşdur, deyü meşhûr-ı âfâkdır. Hakîr görmedim, ammâ sene (---) târîhinde Abdülmelik ibn Mervân ve Sultân Mansûr feth etmişdir. Ba‘dehu yine İşpanya müstevlî olup bin seksen altı târîhinde Fransa'nın kabza-i tasarrufuna girmişdir. İşpanya tarafına seksen mîl karîb bir cezîre-i ibret-nümâ imiş. Ve bu cezîrenin cenûbunda yüz mil,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y125a ·
metinde göster ·
… ir hammâmı ve bir hânı ve yedi dükkânları var. Ammâ haftada bir gün azîm bâzârı
olup binden
mütecâviz koliva sazlı dükkânları vardır. Nehrin kenârında yigirmi bin âdem cem …
Alâ’iyye sancağı hâkinde subaşılıkdır. Ve yüz elli akçe kazâ-i âsumânîdir. Ve nâhiyesi kırk bir pâre kurâdır. Ve paşa hâssıdır. Ve yetmiş seksen mikdârı sarı toprak örtülü evlerdir. Bir câmi‘i ve bir hammâmı ve bir hânı ve yedi dükkânları var. Ammâ haftada bir gün azîm bâzârı olup binden mütecâviz koliva sazlı dükkânları vardır. Nehrin kenârında yigirmi bin âdem cem‘ olup hayli bâzâr olup köşe köşe sâye-i çınâr [ve] bîd-i sernigûnlarda germâ-germ zevk u safâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y138a ·
metinde göster ·
… ik. Ba‘dehu Kâfiryat'dan Seydîşehri ve Beğşehri sancakları on birer sâ‘at ba‘îd
olup bin
elli sekiz târîhinde ol semtlerin seyâhati bâlâda tahrîr olunup varması elzem ü …
Ve bu şehirde iki gün meks edüp zevk u safâlar etdik. Ba‘dehu Kâfiryat'dan Seydîşehri ve Beğşehri sancakları on birer sâ‘at ba‘îd olup bin elli sekiz târîhinde ol semtlerin seyâhati bâlâda tahrîr olunup varması elzem ü levâzımından olmayup Kâfiryat'dan yine rucû‘ edüp kıbleye,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y144b ·
metinde göster ·
… a ve bu İşpanya deyri yıkıldı. İşte başınız ucundadır. Bin kerre yapdık. Mümkin
olup binâ
tutmadı. Ve selef ruhbânlarımızdan tevârîhimizde mastûr olan Papa Mîkâ’îl ve Pa …
Mâbeynimizden bir kaç ruhbân, ‘Muhammed ol Muhammed'dir kim anadan doğunca cümle kıblelerimiz yıkıldı ve âteşgedeler söndü ve Tâk-ı Kisrâ ve Ayasofya ve bu İşpanya deyri yıkıldı. İşte başınız ucundadır. Bin kerre yapdık. Mümkin olup binâ tutmadı. Ve selef ruhbânlarımızdan tevârîhimizde mastûr olan Papa Mîkâ’îl ve Papa Angeli ve Papa Mîhâ'il ve Papa Aya Yorgi cümle on iki ruhbân Dobra Venedik'in Latin ruhbânlarından on iki dahi Mekke'ye varup Muhammed'e buluşdular ve elin öpüp görüşdüler ve harâc-ı ruhbân afv olunması içün ahidnâmeler alup barışdılar. Ol zamân Muhammed'in âlem-i sabâveti imiş vücûdunun gölgesi yere düşmezmiş ve ne cânibe gitse vücûdu üzre bir pâre bulut bile gezermiş, deyü eski papalarımız Muhammed'i görüp böyle yazmışlar. Ey imdi bu evsâf ile muttasıf olan Muhammed'in kabri hâfızı Allâh'dır. Ve Arabın kitâbında yazar kim Dürüst Muhammedî olan çürümez, meyyiti tâze durur, derler. Ey imdi ümmeti çürümeyen Muhammed'in kendi vücûdu çürür mü’ deyü bir kaç papaslarımız bu bizim bu Medîne'ye gelmemizi men‘ etmek istediklerinden cümle papaslarımız bu men‘ edem diyen on iki papasa hitâb etdiler kim
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y285a ·
metinde göster ·
… tabh ederlermiş. Hâlâ sünnetdir. Huccâc-ı şâm geldikde kırk elli bin âdem cem‘
olup bin
kazgan âşûrâ bişüp Medîne kavmi kendileri bile aşır aşına dönerler. Bu sahrâda …
Soffa-i Âşûrâ: şâm huccâcı ba‘de'l-hac bu mahalde mâh-ı Muharrem'de âşûrâ bişirüp fukarâya bezl ederler. Ve bir soffa dahi Surre emîni soffası ve bir soffa dahi Mollâ soffası ve bir soffa dahi şeyhü'l-harem soffası. Bu mezkûr dörd soffa Çâryâr-ı Güzîn'indir. Her sene Hazret-i Risâlet ile bu mahalle gelüp Hazret-i Hamza'yı ziyâret edüp âşûrâ tabh ederlermiş. Hâlâ sünnetdir. Huccâc-ı şâm geldikde kırk elli bin âdem cem‘ olup bin kazgan âşûrâ bişüp Medîne kavmi kendileri bile aşır aşına dönerler. Bu sahrâda niçe bin ocak yerleri ve çadır soffaları ve kırk elli yerde kahvehâne soffaları ve su kuyuları vardır. Ve bu mahalden yine şimâl cânibine yüz adım gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y302a ·
metinde göster ·
… i el-Mevlâ Ömer bin Mehemmed: Sultân Osmân-ı Sânî'nin hocası iken Mekke mollâsı
olup bin
otuz senesinde İslâmbol'da deryâ Y 364b donduğu gün mevti haberi gelüp hayli …
Merkad-i el-Mevlâ Ömer bin Mehemmed: Sultân Osmân-ı Sânî'nin hocası iken Mekke mollâsı olup bin otuz senesinde İslâmbol'da deryâ Y 364b donduğu gün mevti haberi gelüp hayli bükâ eyledik. Zîrâ pederimizin gâyet muhibb-i sâdıkı idi. Hamd-i Hudâ elli iki seneden sonra ziyâret müyesser olup rûh-ı şerîfiyçün bir Yâsîn-i şerîf tilâvet edüp savâbın rûhuna hibe eyledik. Mu‘allâ'da Kutb-ı Mekkî civârında bir kârgîr binâ soffa üzre muhteşemâne âsûdedir. Seng-i mezârında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y364a–Y364b ·
metinde göster ·
… em-i şerîfe cem‘ olup on iki bin kanâdîller ile derûn-ı câmi‘ ve minâreler zeyn
olup bin
yerde şem‘-i asel-i kâfûrîler ve fânûs-ı cinânlar ile çerâğân olup Hazret-i Ris …
Ammâ bin seksen üç Muharrem'inin yedinci gecesi cemî‘i ulemâ ve sulehâ ve e’imme ve hutabâ ve P 152a meşâyihân ve a‘yân [u] eşrâf-ı Medîne Harem-i şerîfe cem‘ olup on iki bin kanâdîller ile derûn-ı câmi‘ ve minâreler zeyn olup bin yerde şem‘-i asel-i kâfûrîler ve fânûs-ı cinânlar ile çerâğân olup Hazret-i Risâlet nûr-ender-nûr içinde nûr-ı mahz idi, hemân nûrun alâ-nûr oldu. Saf saf ve esnâf esnâf huzzâr-ı meclis yerli yerlerinde oturup meydân-ı hareme bir kürsî götürüp mevlûd-hân urûc edüp makâm-ı hicâza âgâze edüp müveşşehler âheng ederek bir mevlûd-ı şerîf tilâvet etdi kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y368b ·
metinde göster ·
Ve bu şehir kavmine Hazret-i şu‘ayb ba‘s olunup Hazret-i şu‘ayb'a îmân getirmediklerinden Cenâb-ı İzzet kavmin helâk edüp şehirlerin harâb etdi. Hazret-i şu‘ayb karındaşı Medyen bu şehirde sâkin olup binâ etdüğiyçün şehr-i Medyen derler. Âye[t]: Arapça âyetinden murâd şehr-i Medyen'dir. Bu şehir harâb olıcak Hazret-i şu‘ayb bürâderi Medyen ile bu şehre azâb nâzil oldu deyüp evlâd [u] ensâbı ile be-kavl-i Tevârîh-i Âzeryâ ibn Sâm eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y377b ·
metinde göster ·
… ol halîc açılsa Mekke ve Medîne ganîmet olup donanma-i azîm ile Yemen dahi feth
olup bin
pâre gemi ile kabza-i tasarrufa girmek mümkin olurdu. Ve hâlâ Mısır huccâcı Mek …
Ammâ Âl-i Osmân bir Mısır hazînesinden ferâğat etse ke'l-evvel küşâde olup Süveys'den gemiler Akdeniz'e Akdeniz'den Süveys'e gelmek mümkin idi. Ammâ hayırlısı Melik Tavtîs'in Y 385b Nîl'i Süveys'e cereyân etdirdiği tur‘a ol halîc açılsa Mekke ve Medîne ganîmet olup donanma-i azîm ile Yemen dahi feth olup bin pâre gemi ile kabza-i tasarrufa girmek mümkin olurdu. Ve hâlâ Mısır huccâcı Mekke'ye gidüp gelirken Süveys ile Mesâni‘ mâbeyninde mezkûr tur‘aların içinden güzer ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y385a–Y385b ·
metinde göster ·
bir ebyât [u] eş‘ârı bir ayak üzre okurlar. Hayâl keyfiyyeti var, derler. Ve,
Esnâf-ı şerbetciyân-ı beng [ü] bâde: Rûmeli meydânında dükkân iki. Bengiliği geceden ısladup suyun süzerler ve içine sehel asel-i musaffâ koyup erbâbına kâse kâse satarlar. Nûş eden abdâlân cânlar cânânların yüzlerine bakdıkça hayrân olup bin bir ebyât [u] eş‘ârı bir ayak üzre okurlar. Hayâl keyfiyyeti var, derler. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y179a ·
metinde göster ·
Derhâl mukarrer ile gelen ağa zer-ender-zer hil‘at-ı pâdişâhîyi boğçadan çıkarup ellerinde dutarlar. Ve hatt-ı şerîfi ve emr-i pâdişâhîyi boğçe-i zerdûzdan çıkarup öpüp başına koyup paşanın eline verir. Paşa dahi öpüp başına koyup dîvân efendisine verir. Ol dahi öpüp başına koyup bismillâh ile tuğra-yı garrâ tahrîr olunmuş mührün bozup hatt-ı şerîfi çıkarınca Gavrî dîvânhânesi kat-ender-kat âdem deryâsı olup bin bir ayak bir ayak üzre durup sâmi‘înden olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y193a ·
metinde göster ·
… ü'n-nesîb olduğuna bir alâmet bu yeter kim bir kerre vech-i şerîfin gören âşıkı
olup bin
cân [u] dil ile kendüye bende olup anlardan cihâz-ı fakrı kabûl edüp fukarâ-yı …
eş-şeyh Seyyid İbrâhîm Çelebi Efendi: Bizzât hazret-i şeyh İbrâhîm-i Gülşenî hazretlerinin evlâd-ı zevî'l-ihtirâmı Hayâlî Çelebi anın oğlu Seyyid Hasan anın oğlu eş-şeyh Alî Safvetî (---)(---) Seyyid Alî anın oğlu bu Çelebi Efendi'dir kim hasîbü'n-nesîb olduğuna bir alâmet bu yeter kim bir kerre vech-i şerîfin gören âşıkı olup bin cân [u] dil ile kendüye bende olup anlardan cihâz-ı fakrı kabûl edüp fukarâ-yı Gülşenî olur. Zîrâ vech-i şerîfleri tarîkleri gibi gülşen-i nûr-ı münevverdir. Ammâ dâ’imâ uzlet-nişîn ve meşâyih-i pîşîn gibi bir bezemiskîn recül-i sâlihdir. Ve halkdan munkatı‘ köşe-i vahdetde âlem-i vahdet eder. Senede bir gece âsitânelerine varup mevlûd-ı şerîfe çıkar. Andan gayrı hânesinden bir kadem taşra çıkmayup halk ihtilât etmeden berî olmuş sâhib-i câzibe bir çelebidir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y248a ·
metinde göster ·
… iki asker kemâkân yedi sâ‘at ceng-i azîm edüp bi-emrillâh Alâ’üddevle münhedim
olup bi-nefsihi
yetmiş boybeğleri ile kelleleri ber-cıda mâl-ı ganâyimleri ile taht-ı Kayseriyy …
"Niyyetü'l-gazâ alâ Gavri'l-Mısır" deyüp Çıldır sahrâsından mansûr [u] muzaffer sâlimîn ü gânimîn avdet edüp Kayseriyye cânibine teveccüh etdükde şâha tâbi‘ olan Zülkadir evlâdlarından Mar‘ayş hâkimi Alâ’üddevle devletine mağrûr olup âyende vü revende askeri nehb ü gâretden hâlî olmaduğu Selîm Hân'ın mesmû‘-ı hümâyûnları olup yetmiş bin asker ile Ferhâd Paşa'yı Mar‘aş üzre irsâl etdükde Alâ’üddevle dahi yüz bin Türkmân-ı bî-dîn [ü] bî-kemân ile Göksun yaylasında iki asker kemâkân yedi sâ‘at ceng-i azîm edüp bi-emrillâh Alâ’üddevle münhedim olup bi-nefsihi yetmiş boybeğleri ile kelleleri ber-cıda mâl-ı ganâyimleri ile taht-ı Kayseriyye'de huzûr-ı Selîm Şâh'a getürüp serâperde önünde top-ı çevgân gibi kelleleri galtân olup Alâ’üddevle'nin dörd veled başı ve yetmiş aded bakıyyetü's-seyf olan mîrlivâları ile Alâ’üddevle ve gayrı beğlerin başların nâmeler ile Mısır'da Sultân Gavrî'ye gönderler üzre gönderilüp vâsıl oldukda nâme kırâ’at olunup mefhûm-ı nâme,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y318a ·
metinde göster ·