Anı ziyâret edüp bâğçe üstâdından atlar alup cümle refîklerimiz ile süvâr
olup leb-i
deryâ ile temâşâ ederken esbâb-ı iskâlimiz olan gemi dahi kürek çekerek ubûr ed …
Anı ziyâret edüp bâğçe üstâdından atlar alup cümle refîklerimiz ile süvâr olup leb-i deryâ ile temâşâ ederken esbâb-ı iskâlimiz olan gemi dahi kürek çekerek ubûr ederdi. Hakîr dahi bin elli Saferü'l-muzafferinin yigirmi beşinci günü Belde-i Tayyibe ya‘nî İslâmbol'a dâhil olduk. Ol gün hâne-i gam-gînimize varup peder u mâderlerin dest-i şerîflerin bûs edüp huzûrlarında el bağlayup karâr etdiğimizde peder-i azîzimiz eyitdi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 241a ·
metinde göster ·
… in şâhseven ve şâh destinden dolu içmiş nökeri vardır. Bu kal‘a hânıyla mülâkât
olup leb-i
deryâda burc-ı Kaytak Hân üzre deryâya nâzır bir sarây-ı âlîyi döşeyüp dâ’imâ s …
Ba‘dehû niçe yüz kerre bu 316b Demirkapu kal‘ası muhâsaralar çeküp kâh harâb ve kâhî imâr olup âhir sene 986 târîhinde Sultân Murâd-ı Sâlis vezîrlerinden Özdemiroğlu Osmân Paşa serdâr-ı mu‘azzamlık ile deryâ-misâl cüyûş-ı muvahhidîn cem‘iyyetiyle bu kal‘a altına vardıkda derûn-ı kal‘ada olan Sünniyân şâh-ı gümrâh tarafından hâkim olan Çerâğ Halîfe'yi kayd-bend edüp cümle revâfızları dendân-ı tîğdan geçirüp cümle kızılbaşların başların ârâyiş-ı sükû[n] edüp Demirkapu hânını kellelerle Ordu-yı İslâm'da kal‘a miftâhların Osmân Paşa'ya teslîm edüp Çerâğ Hân'ın kellesin galtân edüp çerâğı sönüp şâmı ahşâm olur. Ba‘dehû cemî‘î guzât-ı müslimîn Allah Allah ile kal‘aya girüp ezân-ı Muhammedîler tilâvet edüp müjde haberleri der-i devlete gidüp Osmân Paşa müstakıllen Şirvân eyâletine hâkim [ü] serdâr-ı mükerrem bu kal‘a-i Demirkapu'yu ta‘mîr u termîm edüp gûyâ bâb-ı hadîd-i cedîd-i metîn olup bu kal‘adan cemî‘î guzât-ı müslimîn diyâr-ı Şirvân'a şebhûnlar salup yetmiş pâre kılâ‘-ı metîneleri kabza-i teshîre alup eyâlet-i azîm olur ve bin aded yeniçeri ve dörd bölük sipâhîleri ağalarıyla ve on oda cebeci ve on oda topcıyân-ı dergâh-ı âlî ve altmış aded top-ı kal‘a-kûp ve beş yüz sandûka cebehâne ve sâ’ir mühimmât [u] levâzımâtın tekmîl ve mükemmel edüp yeniden üç bin kul konup ve Revâli eyâleti on beş bin asker ile muhâfız kalup adl [ü] adâlet ederek ol kadar ma‘mûr [u] âbâdân olur kim gûyâ Şâm-ı cennet-meşâm olur. Deşt-i Kıpçak tarafından ve Çerkes ve Dağıstân tarafından yollar açılup diyâr-ı Kırım'dan Tatar askeriyle mühimmât ve levâzımâtlar gelmede ve mukaddemâ feth olan Ahıska ve Revân ve Gence ve Tiflis ve Tomanis ve Şemahı câniblerinden serhad askerleri gelüp gitmeden ol kadar imâristân olur kim gûyâ adl-i Ömer ile ma‘mûr olmuş bir diyâr olur. Tâ Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ cülûsu senelerinde sipâh ve yeniçeri zorbaları ısyân [u] tuğyânı mahallinde şâh-ı Acem fırsat bulup sene (---) târîhinde imdâd gelmedüğü ecilden emân ile kal‘ayı Şâh (---) teslîm edüp cümle guzât-ı müslimîn Dağıstân'a, andan Çerkezistân'a, andan diyâr-ı Kırım'a dâhil olurlar. İlâ yevminâ-hâzâ bu kal‘a-i sedd-i üstüvâr dest-i Acem'de ol kadar ma‘mûrdur kim gûyâ vilâyet-i Şirvân'da imâristân-ı Enûşirvân'dır. Hâlâ dest-i Acem'de hânlıkdır ve kadılıkdır. Ve on iki hükûmetdir kim münşî ve kelenteri ve darûgası ve yasavulu ve korucu ve dizçöken ağası ve çiğyiyen akası ve iki bin dizçöken tülüngisi var. Cümle-i cümele tokuz bin şâhseven ve şâh destinden dolu içmiş nökeri vardır. Bu kal‘a hânıyla mülâkât olup leb-i deryâda burc-ı Kaytak Hân üzre deryâya nâzır bir sarây-ı âlîyi döşeyüp dâ’imâ seyr [ü] temâşâ ederdik. Revân ve Gîlân ve Bakü hânlarının mektûb-ı muhabbet-uslûblarından hazz edüp şeb [u] rûz tatyîb-i hâtırımızla mukayyed idi. Seksen sâle bâliğ bir kırçıl hân-ı nâ-bâliğ Şâhseven Şefî‘ Hân nâm bir hân-ı hâm idi kim şeb [u] rûz mest-i nevrûz idi. Lâkin nükte-şinâs ve şi‘r-âşnâ ve hattât ve hoş-sohbet hân idi. Hakîre beş tümen harc-ı ma‘ûnet verüp rûz-merre ta‘yînâtımız matbah-ı Keykâvûs'dan mihmândârlar dârımıza getirirlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 316a–316b ·
metinde göster ·
… r olunmaz. Cânib-i erba‘a kasabalarından ehl-i sûk gelüp bir azîm ordu-yı bâzâr
olup leb-i
deryâda olan bender-i Varna ve kasaba-i Balçığ ve Kavarna ve Keligra ve Mankaly …
Menzil-i sahrâ-yı âsîtâne-i Batova, ya‘nî Akyazılı Sultân: Leb-i deryâ-yı Siyâh'da vâki‘ olmuş bir ferahfezâ-yı lâle‘ızâr hâmûndur kim kâmil kırk gün âsâyiş edüp hayme ü hargâhlarımızda zevk u safâ edüp cemî‘i atlarımız tirfil ve yonca ve ayrık ile cayırlanup lahm u şahm sâhibi oldular kim ta‘bîr olunmaz. Cânib-i erba‘a kasabalarından ehl-i sûk gelüp bir azîm ordu-yı bâzâr olup leb-i deryâda olan bender-i Varna ve kasaba-i Balçığ ve Kavarna ve Keligra ve Mankalya şehirlerin Kazak-ı Ak keferesinden muhâfaza ederdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 122b ·
metinde göster ·
Bu kal‘a dahi Köpürlü vezîria‘zam re’yile sene 1068 târîhinde bizzât Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ gazâ mâlıyla müceddeden binâ edüp bu mahalde sa‘âdetlü pâdişâh vardıkda cümle donanma-yı hümâyûn forsa pâyzenleri ve cümle eyâlet-i Kapudan Paşa zu‘amâsı ve erbâb-ı tîmârı ve cebelüleri ve bu kadar mi‘mâr ve bennâ ve on bin aded re‘âyâ vü berâyâ cem‘ olup cidd ü cehd ile inşâ etmeğe ihtimâm-ı tâmları olup leb-i deryâda yalçın kaya burun üzre ibtidâ azîm tabyalar binâ edüp üzerlerine yigirmişer pâre balyemez toplar ve aşağı leb-i deryâya elli pâre şayka toplar koyup her biri ejder-i heft-ser-misâldir. Hattâ sa‘âdetlü pâdişâh bu mahalle başdarda-i hümâyûn ile gelirken cemî‘i toplara âteş edüp şâdumânîler etdikde her topun gülleleri rûy-ı deryâda seke seke tâ Bozcaada'ya karîb gitdiler, zîrâ bu kal‘a Akdeniz'e göğüs vermiş yalçın kaya üzre ensesi dağlar üzre, mahallinde binâ olunmuşdur. Hakkâ ki be-dest-i Kapudan Alî Paşa bu kal‘a-i üstüvâr aceb hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a oluyor. Hakk celle ve alâ hayr ile itmâmın müyesser ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 93a ·
metinde göster ·
… kâmil altı bin adımdır. Ve handakı elli adım enlidir ve çâh-ı gayyâ-misâl derin
olup leb-ber-leb
nehr-i Nitre suyudur kim içinde gemiler gezse mümkündür. Ve gûnâ-gûn mâhîleri h …
Ve bu kal‘anın taşra handak kenârınca gird-â-gird cirmi kâmil altı bin adımdır. Ve handakı elli adım enlidir ve çâh-ı gayyâ-misâl derin olup leb-ber-leb nehr-i Nitre suyudur kim içinde gemiler gezse mümkündür. Ve gûnâ-gûn mâhîleri handak içre şinâverlik ederler, balıkları sayd edecek kayıkları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 130b ·
metinde göster ·
… m adası Ciniviz Frengi elinde iken [Ta]tar hânlardan (---) Hân Kırım'a müstevlî
olup leb-i
deryâda olan sarp kayalardaki Tat eli dağları ve Kefe kal‘ası ve Sudak kal‘ası …
Sene (---) târîhinde Kırım adası Ciniviz Frengi elinde iken [Ta]tar hânlardan (---) Hân Kırım'a müstevlî olup leb-i deryâda olan sarp kayalardaki Tat eli dağları ve Kefe kal‘ası ve Sudak kal‘ası ve Menk[û]b kal‘ası ve Balıklava kal‘ası ve İnkirmân kal‘ası ve Sarkirmân kal‘ası ve niçe kal‘alar dahi küffâr elinde kalup cezîre-i Kırım'ın nısfı sahrâlar olmağın tâ Or kal‘asına varınca Tatar'ın olmak üzre küffâr ile akd-i sulh edüp cezîre-i Kırım'ın nısfı Freng'in ve nısfı Tatar'ın olup kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 136b ·
metinde göster ·
… z'da gûyâ buz pâresidir kim her uyûn-ı câriyeler gûnâ-gûn havz-ı azîmlere rîzân
olup leb-ber-leb
durup anlardan taşra çıkup cereyân eder.
Ammâ bu kal‘acığın kayaları dibinden âb-ı hayât turna gözü gibi sular kaynayup çıkar kim mâh-ı Temmûz'da gûyâ buz pâresidir kim her uyûn-ı câriyeler gûnâ-gûn havz-ı azîmlere rîzân olup leb-ber-leb durup anlardan taşra çıkup cereyân eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 217a ·
metinde göster ·
Ol zamânda bu şehir içre cem‘ olan hukemâlar birer gûne ibret-eser mutalsamât-ı garîbe ve birer gûne vefk-ı a‘zam acîbeler inşâ edüp bu şehirde tâ‘ûn ve yılan ve çıyan ve akreb ve leylek ve karga ve pire ve kehle ve tahta biti ve sivri sinek ve kara sinek olmazmış. El-hâsıl bir yıl üç yüz altmış altı gündür, gün başına birer gûne tılsımât karada ve gün başına birer tılsımât deryâya müte‘allık olup leb-i deryâya tılsımâtlar etmişler, tâ ki Hazret-i Risâlet-penâh rahm-ı mâderden müştak olunca bu mezkûr mutalsamâtların hükümleri nâfiz olup ol Habîb-i Hudâ'nın mevlûdu gecesi cümle tılsımât-ı vifâkâtlar zîr [ü] zeber olup amelleri bâtıl olur. Hâlâ niçe tılsımât yerleri manzûrûmuz olmuşdur. Ammâ şimdi yine bu şehr-i Atina'da sivri sinek ve çıyan ve akreb ve leylek ve karga olmaz ve gelirse vatan dutmaz ve çok dururlarsa yaşamazlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 254a ·
metinde göster ·
… ümle der-i dîvârından çok yerde âsâr-ı binâları vardır. Sehel bahâne ile ta‘mîr
olup leb-i
deryâda şekl-i muhammes bir kal‘a-i metîn olurdu. Ve âb-ı hayât suları ve iki a …
Bânîsi Bundukanî Venedikidir. Lisân-ı Rûmca Larinçe (---)(---)(---)(---) derler. Sebeb-i tesmiyesi oldur. Ammâ sene (---) târîhinde Bâyezîd-i Velî Hân fethidir. Usret ile feth olup bî-fâ’ide olduğiyçün ba‘de'l-feth kal‘asın câ-be-câ münhedim etdiler, zîrâ Balıbadra ve Holumiç kal‘aları gâyet yakın olduğundan kal‘asın berbâd etdiler, ammâ amâr iken Mora adasında anın gibi ma‘mûr u metîn kal‘a yok imiş. Hâlâ cümle der-i dîvârından çok yerde âsâr-ı binâları vardır. Sehel bahâne ile ta‘mîr olup leb-i deryâda şekl-i muhammes bir kal‘a-i metîn olurdu. Ve âb-ı hayât suları ve iki aded limanları olup sekiz rûzgâr-ı zorkârdan bî-bâk ü bî-pervâ yatılır limanları var. Ve hâlâ Cezâyir korsanları deryâda şinâverlik edüp şikâr ararlarken bu Holumiç kal‘ası dağın seçüp bu Larinçe limanlarında lenger-endâht olup yatırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 262a ·
metinde göster ·
… u bâmlarından cereyân eden bârân-ı rahmet evler içindeki su sarnıçlarına nâzil
olup leb-ber-leb
mâ-i zülâl olduğundan küffârlar aslâ suya usret çekmezler imiş.
Ve her hânedânlarda birer ve ikişer ve üçer aded su kuyuları olup cümle tokuz bin altmış aded çâh-ı mâlar tahrîr olunmuşdur. Ve cümle evlerde yedi bin aded âb-ı hayât su sarnıçları mukarrerdir kim cümle dam u bâmlarından cereyân eden bârân-ı rahmet evler içindeki su sarnıçlarına nâzil olup leb-ber-leb mâ-i zülâl olduğundan küffârlar aslâ suya usret çekmezler imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 316a ·
metinde göster ·
… edi sekiz kadar dükkânları var, gayri şeyleri yokdur. Ammâ handakı gâyet ma‘mûr
olup leb-ber-leb
deryâ ile memlûdur ve limana ve karaya nâzır dirsek tabyaları üzre serâmed topl …
Ve yedi sekiz kadar dükkânları var, gayri şeyleri yokdur. Ammâ handakı gâyet ma‘mûr olup leb-ber-leb deryâ ile memlûdur ve limana ve karaya nâzır dirsek tabyaları üzre serâmed topları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 351a ·
metinde göster ·
deryâ ile düz kumsal yerler ile dörd sâ‘at cânib-i garba ve bir sâ‘at kıbleye b …
Ve İzmir'den Urla şehrine deryâdan garb tarafına otuz mîldir. Lâkin İzmir körfezi ağzında Karaburun kazâsı sağ tarafda dağlar eteğince cenûba yedi mîl dahi bir küçük körfezcik dahi vardır, anın nihâyetinde Urla iskelesidir. Ammâ Urla bir sâ‘at içeri dağlar içredir. Andan Sancak kal‘asın temâşâ edüp atlarımıza süvâr olup leb-i deryâ ile düz kumsal yerler ile dörd sâ‘at cânib-i garba ve bir sâ‘at kıbleye bir kayalı dere ve depeli Q 25b yerde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y48b ·
metinde göster ·