… Nakkaş deresi ve Kovukdere deresi gelüp mahlût olur. Ve zir-i zemînden menfezi
olup Tuna
nehri dahi mahlût olup morina balığı çıkar. Şiddet-i şitâda bu buhayre dahi der …
Evvelâ Âzâdlı deresi ve Çatalca deresi ve Baba Nakkaş deresi ve Kovukdere deresi gelüp mahlût olur. Ve zir-i zemînden menfezi olup Tuna nehri dahi mahlût olup morina balığı çıkar. Şiddet-i şitâda bu buhayre dahi deryâ olup İslâmbol deryâsına rîzân olur. Sehel şûrcadır. Gölünün başka emîni vardır. Ve yeniçeri kolluğu ve gümrük emîni vardır kim cisr başında âyende vü revendenin metâ‘ın ve kaçkın gulâmları ve harâmîleri kayd-bend edüp ubûr eden yüklerden bâc alırlar. Gölünde pisi balığı ve yılan balığı memdûhdur. Bu buhayre ile deryâ mâbeyninde cereyân eden buhayre üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 105a ·
metinde göster ·
… sına ve Segedin kal‘asına uğrayup andan bu Titel kal‘ası dibinde Tuna'ya mahlût
olup Tuna
deryâ-misâl olur. Zîrâ bu nehr-i Tise ve nehr-i Sava ve nehr-i Dirava ve nehr-i …
Şehr-i azîm Tise: 116b Leh memleketiyle Erdel diyârının Seykel hudûdı kurbunda {cebel-i} Sahan Samur'un cânib-i şarkîsinden nehr-i Turla çıkup Akkirmân kal‘ası dibinde Karadeniz'e mahlût olur. Ve yine bu Sahan Samur yaylasının cânib-i garbîsinden nehr-i Tise hurûc edüp Erdel ile Macar diyârının ortasından geçüp kal‘a-i Hüsvar ve kal‘a-i Kaşa sahrâsından geçüp Egre eyâletinde Sonluk kal‘asına ve Segedin kal‘asına uğrayup andan bu Titel kal‘ası dibinde Tuna'ya mahlût olup Tuna deryâ-misâl olur. Zîrâ bu nehr-i Tise ve nehr-i Sava ve nehr-i Dirava ve nehr-i Morava ve nehr-i Moreş Tuna'ya mu‘âdil nehr-i azîmlerdir kim diyâr-ı Rûm'da Tuna'dan büyük deryâ-misâl nehr-i azîm yokdur. Ve amîkdir ve tavâhir-i kesîreye mebnî nehr-i kebîr-i zülâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 116a–116b ·
metinde göster ·
donduğu zamân karşu Tuna aşrısı Eflâk kâfiristânı olmağıla gâyet serhad olup zi …
İmârât-ı derûn-ı kal‘a : 118b Evvelâ kal‘a kapusu üzre müfîd [ü] muhtasar Yıldırım Hân'ın bir tahta minâreli küçük câmi‘i vardır, fevkânîdir. Yüz yigirmi sinne bâliğ bir mübârek hâl sâhibi mü’ezzini var. Ve bir serî‘ hamele-i Kur’ân-ı azîm hâfız-ı Kelâmullah Mısrî imâmı var. Yedi sâ‘atde Hazret-i Furkân-ı mecîdi bilâ-ifrât u tefrît hatm-i şerîf ederdi. Ve orta kulle ve cebehâne kullesi ve gılâl anbarları ve yiğirmi aded neferât hâneleri var. Dizdârı u imâm ve mü’ezzinânı ve niçe neferâtları ve topçuları vardır. Ve sağîr ü kebîr kırk pâre şâhî ve zarbzen ve kolomborna şayka ve saçma topları vardır. Ammâ balyemez topları yokdur. Ekseriyyâ topları Tuna'ya nâzırdır. Bir kaç şâhâne topları kara tarafında handak kenarında paşa sarâyına nâzırdır. Zîrâ vüzerâların sarâyı kal‘a önünde Tuna kenarına vâkı‘ olmuşdur. Bu kal‘anın her gice dîdebânları "Allah yekdir yek" deyü nigehbânlık edüp nevbet beklerler. Zîrâ şiddet-i şitâ olup Tuna donduğu zamân karşu Tuna aşrısı Eflâk kâfiristânı olmağıla gâyet serhad olup ziyâdesiyle havf olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 118a–118b ·
metinde göster ·
… asma ipin bir ucu sepetde ve bir ucu gemide makyûddur. Tamâm vakt-i şitâ karîb
olup Tuna
nehrinden buz akmağa başladıkda değirmânlar asmadan iplerin kesüp her bir değir …
Evvelâ iki aded dibi yassı Tuna'nın tıransa gemileri gibi gemilerdir ve ikisi birbirine azîm direklerle bend olmuşdur. Bu iki keştî mâbeyninde on arşın mikdârı enli kalın tahtalar ve amûd haşebler ile mebnî dollâbları vardır. Bu dollâbın büyük gemi tarafında gemi içre azîm çarhlar vardır. Büyük çarhın ucunda bir azîm değirmân taşı vardır kim üç çift câmûs ancak bârkeş olur. Bu değirmânlarda şeb [u] rûz ellişer Silistre kilesi un hâsıl olur. Tâ bu mertebe serî‘ deverân eder çarhlardır kim âdemin nazarı iremez. Her âsiyâbın ikişer ve üçer âdemleri ehl [ü] iyâlleriyle değirmânlarda sâkin olurlar. Her biri bir hân-misâl tahta örtülü damlardır. İçinde matbahı ve müte‘addid hücreleri ve revzenleri ve bacaları vardır. Niçesinde furûnları olup tâze poğaça ve ekmek tablı ederler. Bu değirmânların mekânları Silistre kal‘ası önünde herkesin nişânıyla mahalleri vardır, buyurdular ile sâkin olurlar. Zîrâ kal‘a önünde nehr-i Tuna gâyet serî‘ cereyân eder bir girdâb-ı azîmdir. Ammâ bu yetmiş seksen aded değirmânların Tuna üzre ber-karâr olmaları aceb ma‘rifetdir. Meselâ iki gemi birbirine gemi direkleriyle bend olmuşdur. Yaban asmasından bir azîm sepet örüp seng-i hârâ ile sepedi leb-ber-leb edüp ağzın seddiderler. Ve yine yaban asmasından âdem beli kalınlığı avret saçı gibi elli altmış arşın ip örüp değirmân gemilerin Tuna ile cereyân etdirerek tâ değirmân sâhibinin Tuna üzre mahall-i hudûduna geldüğü mahalde mezkûr seddi memlû taş ile nehr-i Tuna'ya uçurup değirmân mahallinde karâr eder. Zîrâ asma ipin bir ucu sepetde ve bir ucu gemide makyûddur. Tamâm vakt-i şitâ karîb olup Tuna nehrinden buz akmağa başladıkda değirmânlar asmadan iplerin kesüp her bir değirmânı birer cezîre limanlarında hıfz edüp yine bahâr mevsiminde icrâ ederler. Azîm temâşâgâh ma‘rifet-i garîbe ve acîbe âsiyâblardır kim her biri beşer kîseye olur ammâ her sene beşer kîse mahsûl verir bir serbest ze‘âmetden a‘lâdır. Ekseriyyâ Silistre a‘yânının bir gûne kârları bu âsiyâblardır ve's-selâm. (---)(---)(---)(---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 121b ·
metinde göster ·
… emekdir. Bânîsi Matyaş kraldır kim vilâyet-i Ungurus'a ve vilâyet-i Leh'e mâlik
olup Tuna
Belgrad'ın Ebü'l-feth Sultân Mehemmed'e vermeyen kral-i dâllin oğlu Matyaş kral …
Lisân-ı Macar'da (---) demekdir. Bânîsi Matyaş kraldır kim vilâyet-i Ungurus'a ve vilâyet-i Leh'e mâlik olup Tuna Belgrad'ın Ebü'l-feth Sultân Mehemmed'e vermeyen kral-i dâllin oğlu Matyaş kral binâsıdır, ammâ Orta Macar'da Zolomioğlu milkidir. Ve Erdel krallarına tâbi‘ bir şehr-i Laboş'dur kim nehr-i Laboş kenârında bir sahrâya vâkı‘ olmuş ürd-i behişt bir şehr-i müzeyyen imiş. Tatar-ı saba-reftâr-ı adû-şikâr askeri serdârı olan Şâh Polad Ağa bu şehre uğrayup mâl-ı ganâ’im ve üsârâların alup şehr[i] âteş-i sûzân ile ziyân ve halkını esîr [ü] nâlân ve kurâların alan u tâlân etmişler. Hakîr vardıkda ancak birkaç kârgîr binâ kenîseleri kalmış idi. Anları dahi Âl-i Osmân askeri zîr-i zemînlerin kazup bir hayli defîne mâllar bulup kileseleri âteş-i Nemrûd ile göyündürdüler. Andan nehr-i Laboş'u ubûr edüp 4 sâ’atde bayırlar aşup nice köyler ıhrâk edüp giderek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 8b ·
metinde göster ·
Ve Beç kal‘ası maşrıkdan mağribe tûlânî şekl-i bâdemî vâki‘
olup Tuna
kenârında bir alçak zemînde sağîr ü kebîr ve enderûn [u] bîrûnda cümle yigirmi …
Ve Beç kal‘ası maşrıkdan mağribe tûlânî şekl-i bâdemî vâki‘ olup Tuna kenârında bir alçak zemînde sağîr ü kebîr ve enderûn [u] bîrûnda cümle yigirmi yedi aded tabyalı bir sedd-i metîn ve bir hısn-ı hasîn sûr-ı refî‘u'l-bünyân ve nâmı âlîşân bir kal‘a-i Alman-ı bî-amân dâr-ı bî-îmândır. Hudâ sâhib-i îmâna müyesser ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 56a ·
metinde göster ·
… a‘âm pişirmeğe başladıkda hemân hakîr birkaç refîkler ile yine bir gemiye süvâr
olup Tuna
ile karşu cânibe geçüp,
Bunu dahi seyr [ü] temâşâ edüp tekrâr gemiyle karşu tarafda Lıbıkova'ya geçüp dizdârdan kulağızlar alup 5 sâ‘at şark tarafınca gidüp niçe uçurum kayalar üzre gidüp Tuna kenârında bir bâğlı ve bâğçeli ve çayırlı yerde çadırımız ile meks edüp etrâf köylerinden re‘âyâlar koyun ve kuzular ve sâ’ir me’kûlât [u] meşrûbâtlar getirüp hüddâmlarımız ta‘âm pişirmeğe başladıkda hemân hakîr birkaç refîkler ile yine bir gemiye süvâr olup Tuna ile karşu cânibe geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 95a ·
metinde göster ·
… hi gemileriyle bu İnlik boğazında on iki pâre firkateleriyle palpa aleste hâzır
olup Tuna
gemilerin bu hâl üzre geçirmeğe cümle beğler ve kapudanlar me’mûrdur, zîrâ bu İ …
Bu mahaller bir acâ’ib dar fenâ boğazdır kim Tuna'nın iki tarafı evc-i semâya ser çekmiş yalçın kayalar üzre karşu karşuya kâfir zamânı iki dâne kal‘alar var kim gûyâ her biri derbend-i mâşâdır, ammâ hâlâ bu iki aded kal‘aların içlerinde âdem ve âdemî-zâd yokdur. Lâkin Tuna gemileri bu mahalde geçdiklerinde "Gemileri Tuna haydudu basup bu boğazda gâret etmesin" deyü İrşova beği bu İnlik kal‘asına ve karşu tarafdaki Küpeşte(?) kal‘asına ve Vidin beği dahi tüfengliler koyup Tuna kapudanı dahi gemileriyle bu İnlik boğazında on iki pâre firkateleriyle palpa aleste hâzır olup Tuna gemilerin bu hâl üzre geçirmeğe cümle beğler ve kapudanlar me’mûrdur, zîrâ bu İnlik kal‘aları boğazı Tuna üzre hakkâ ki girdâb-ı mûhişdir, zîrâ bu boğazda her zamân Tuna kâfirleri gemileri basup nehb ü gâret eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 95b ·
metinde göster ·
… ir ve alçak handakları vardır. Bu kal‘ada Beğ sarâyı cümle hânedânlardan ma‘mûr
olup Tuna
kenârındaki dîvâr üzre müte‘addid kâ‘alar ve gûnâ-gûn teferrücgâh maksûreli yer …
Ve kal‘ası nehr-i Tuna kenârında şekl-i murabba‘ bir dolma rıhtım binâ palanka-i ra‘nâdır kim dâ’iren-mâdâr cirmi sekiz yüz adımdır. Ve iki aded kapusu var. Biri Tuna kenârında maşrık tarafına nâzır küçük ağaç kanatlı kapudur. Ve biri dahi mağrib tarafında Tuna kenârınca varoş kapusudur kim kal‘anın cânib-i cenûbun nehr-i Tuna döğer, ammâ şimâl cânibi havâleli yerlerdir ve alçak handakları vardır. Bu kal‘ada Beğ sarâyı cümle hânedânlardan ma‘mûr olup Tuna kenârındaki dîvâr üzre müte‘addid kâ‘alar ve gûnâ-gûn teferrücgâh maksûreli yerleri var. Ve cümle elli aded tahta şindire örtülü hâneler var. Ve büyük kapu dibinde Tuna'ya nâzır bir küçük müferrih câmi‘i var, cemâ‘ati 96a vefret üzredir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 95b–96a ·
metinde göster ·
… mişim" deyü yazmış. Netîce-i merâm bu Yanvan Alman ve Erdel ve Çeh ve Leh kralı
olup Tuna
sevâhillerin çok geşt [ü] güzâr edüp cihân-bân bir hakîm kral idi, ammâ Melik R …
"Hazret-i Süleymân oğlu Melik Rac‘îm'e îmân getirmişim" deyü yazmış. Netîce-i merâm bu Yanvan Alman ve Erdel ve Çeh ve Leh kralı olup Tuna sevâhillerin çok geşt [ü] güzâr edüp cihân-bân bir hakîm kral idi, ammâ Melik Rac‘îm'den istimâ‘ eder kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 96b ·
metinde göster ·
… nca niçe kerre yüz bin tîr kemânından atılınca Şehzâde Selîm'in askeri münhezim
olup Tuna
cânibine firâr edüp Şehzâde Selîm ârifâne yan verüp Karadeniz sâhiline sınup Va …
"Bir hûnhâr şehzâde-i cüvân-bâhtdır. Ümîzdir ki tahta cülûs edince cümlemizin girîbânın değşire. Hemân bununla ceng eylemek evlâdır" deyü cenge âheng etdiler. Beri tarafda Selîm ma‘hûddur, ceng yokdur, mülâhazasıyla âsûde dururken Selîm askeri üzre bir yaylım top ve bir yaylım tüfengler atılup Uğraş deresinde iki asker birbirine uğrayup karılup katılınca niçe kerre yüz bin tîr kemânından atılınca Şehzâde Selîm'in askeri münhezim olup Tuna cânibine firâr edüp Şehzâde Selîm ârifâne yan verüp Karadeniz sâhiline sınup Varna nâm mahalde ârâste bir gemiye süvâr olup yine taht-ı kadîmi olan Tarabefzûn'a varup gayret [ü] hamiyyetinden baş göstermeyüp hâmûş-bâş oldu. Ammâ kâ’immakâmı olan Sarı Kaya Beğ Tarabefzûn'da hükm [ü] hükûmât etmede ve Canha'da Mallı Alî Beğ dahi hıfz [u] hırâset etmede, Şehzâde Süleymân Kefe'i zabt etmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y41b ·
metinde göster ·