. Ammâ âb-ı hayâtdır, her bâr geçit verir nehr-i sağîredir. Andan şarka 3 sâ‘atd …
Ammâ Kızılbaş azîm asker ile üzerlerine gelüp ceng ederek kırk bin koyunların yaylalarından sürdü ve biz anların koyunların tahsîl içün mübâşir olduğumuz ma‘lûmları olup bizimle Rûmiyye hânına bile gitmeğe murâd edindiler. Hakîr eyitdim: "Biz yine sizin koyunlarınız içün, niçe Acem sultânlarına Van vezîrinden mektûblarımız vardır, dahi çok dolaşırız. Siz sonra Rûmiyye'ye geliniz." dedim. Hazz etdiler ve bize hayli hedâyâ verdiler ve bu rabta içre cereyân eden bu nehr-i Davdan'ı su’âl etdim. "Harîr dağlarından ve Ardalân bellerinden ve Hakkarî kûhlarından cem‘ olup şehrimiz içre ubûr edüp maşrık tarafında Çevlân sultân hâkinden güzer edüp Rûmiyye deryâsına rîzân olur." dediler. Ammâ âb-ı hayâtdır, her bâr geçit verir nehr-i sağîredir. Andan şarka 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 289a ·
metinde göster ·
. Her sene niçe yüz keştî yükü hurma Bağdâd diyârından Hindistân'a ve Sindistân' …
Ve müverrihân-ı selef bu arz-ı Kûfe ve hâk-i Medâyin ve türâb-ı Irâk içün "Arz-ı mukaddesdendir." deyü tahkîk etmişlerdir. Hakkâ ki bir sahrâ-yı ferah-fezâdır kim sayf [u] şitâsında ahâlî-i Irâk zindedirler. Cemî‘i hâmûnları kurâ vü kasabât ve halîcler ile ve tur‘a ve uyûn-ı câriyeler ile ma‘mûr u âbâdân ve her tarafı gül-i gülistân u nahlistân olup ravza-i Rıdvân misilli bâğ-ı cinânları ve müşebbek bostânları var kim hurma hıyâbânları içinde bebr ü peleng ve arslan u kaplanları vardır. Basra ve Lahsa ve Ummân ve Kûfe ve Necef-i zer-kân-ı sadef sahrâlarına varınca nahlistânı cihânı dutup bâğbân-ı semeristânların kavilleri üzre diyâr-ı Bağdâd'da yetmiş gûne hurma olur dediler. Her sene niçe yüz keştî yükü hurma Bağdâd diyârından Hindistân'a ve Sindistân'a gider ammâ cümleden hastavî hurması ve bedrâsyîsi ve
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 345b ·
metinde göster ·
… tf eyle bunları da hemân kelle paça edüp İslâmbol'a götürmesi kellelerinin âsân
olur" dediler
. Hemân Atlıbeğzâde eydir:
"Devletli vezîr, bu kâfirleri İslâmbol'a gönderirsen, bunlar birer takrîb ile kürekden halâs olup yine bu serhaddimizi harâb ü yebâb ü tebâb ve bizleri kebâb ederler. Lütf eyle bunları da hemân kelle paça edüp İslâmbol'a götürmesi kellelerinin âsân olur" dediler. Hemân Atlıbeğzâde eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 136b ·
metinde göster ·
… zirâ‘ arzı idi. Ben ta‘accüb etdim, ba‘zı Fûncistân ihtiyârları dahi mefretleri
olur, dediler
.
Kırk elli ayak kaddi olur timsâhın vardır. Hakkâ bu İsne ve İsvân vilâyetlerinde olan mefret timsâh Nîl'in gayrı yerinde yokdur. Hattâ Hafîr-i Kebîr derler bir kal‘a vardır, Fûncistân melikinin vezîri mesâbesinde Kör Hüseyin Beğ'in kal‘asıdır, ol kal‘anın kapusuna demir yerine bir timsâh-ı azîmin derisin kapu kanadına üçer vukiyye demir mismârlar ile mıhlamışlar. Başı ve kuyruğu yokdur, hemân gevdesi derisidir. Hakîr kasden zirâ‘ ile ölçdürdüm; on dörd zirâ‘ kaddi ve yedi zirâ‘ arzı idi. Ben ta‘accüb etdim, ba‘zı Fûncistân ihtiyârları dahi mefretleri olur, dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y161b ·
metinde göster ·
… b⟧ var idi, anlardan gayrı meyve bilmezdik. Hâlâ şimdi yigirmi gûne meyve hâsıl
olur, dediler
.
Acîbe: Hakîkatü'l-hâl Mısır'ın müsin âdemleri hikâyet ederler kim yetmiş seksen sene mukaddem biz Mısır'da bâğ u bâğçe bilmezdik, ancak Kara Meydân'da Kayıtbay bâğçesi ve şehrin hâricinde câ-be-câ cümmeyz ve nâbıka ağaçları P 240b var idi, anlardan gayrı meyve bilmezdik. Hâlâ şimdi yigirmi gûne meyve hâsıl olur, dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y228a ·
metinde göster ·
… r nidâ edüp eyle vakti oruc dutulduğun ehl-i Mısır tefe’’ül edüp, kaht [u] galâ
olur, dediler
.
"Bire âdemler, ya ahşam bize ayı gördük deyü niçün haber etmediniz kim bu kadar kerre yüz bin ehl-i Mısır sıyâmın yediler?" deyü paşa gazab-âlûd olup tercümân Mirzâ Kâşif'i ol ecilden ibtidâ ma‘zûl edüp ertesi eyle zamânı dellâllar nidâ edüp eyle vakti oruc dutulduğun ehl-i Mısır tefe’’ül edüp, kaht [u] galâ olur, dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·