… embe-misâl eder. Anıniçün Yahûdî pîçelerin vücûdları kulak şahmesi gibi yumuşak
olur derler
. Netîce bu yağcılar dahi alay ile güzer edüp gûnâ-gûn şakalar ederler.
Ammâ bu esnâfın pîrleri Benî İsrâ’îl zamânında Hâsib-i Mâv idi, kâr-ı kadîmdir. Anıniçün hâlâ isra’îlî 179b Yahûd tâ’ifesi şırlugan yağından ve tereyağından gayrı bir yağ yemek ihtimâlleri yokdur, katl edersen dahi say yağı yemezler. Ve hâlis yağ yemeleriyçün her şırlugan kârhânelerinde birer dîdebân Yahûdî elbette mukarrerdir. Ammâ hakkâ kim ter ü latîf semndir, bedene takviyet verüp vücûdu pembe-misâl eder. Anıniçün Yahûdî pîçelerin vücûdları kulak şahmesi gibi yumuşak olur derler. Netîce bu yağcılar dahi alay ile güzer edüp gûnâ-gûn şakalar ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 179a–179b ·
metinde göster ·
… er mülûk pâdişâhları murâd edüp bulalar, ammâ cebel-i kûh-ı Elburzda kelb kadar
olur, derler
. Ve râyegân dört ayakları olup yine kar içinde tavattun edüp taşra çıkup ân-ı v …
Hâssa-i âb-ı zülâl : Bir âdem cimâ‘dan ve bir hâtûn evlâddan kalsa âb-ı zülâl yiseler bi-emrillah evlâd hâsıl edeler ve cimâ‘a kuvvet verir, gâyet mukavvîdir ve kuvvet-i basarı ziyâde eder. Hulâsa-i kelâm, cemî‘î emrâz-ı muhtelifeyi def‘ edüp ol âdem rahm-i mâderden müştak olmuş gibi olur, ammâ bu zülâl bulunmada kimyâb-misâldir, meğer mülûk pâdişâhları murâd edüp bulalar, ammâ cebel-i kûh-ı Elburzda kelb kadar olur, derler. Ve râyegân dört ayakları olup yine kar içinde tavattun edüp taşra çıkup ân-ı vakt teneffüs edüp yine kar içre gider derler "el-uhdetü ale'r-râvî" hakîr, görmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 230b ·
metinde göster ·
. Emîrde eydür: "Tahta'l-kal‘a sâhibi işini bilir. Eskici Koca'ya ve Hazret-i Hı …
Menâkıb-ı Emîr Sultân : Timur Acem diyârından hurûc 238b{idüp} Bursa üzre gelirken Hazret-i Emîr'e derler kim: "Sultânım, Bursa üzre bâğî geliyor. Ahvâl-i fukarâ neye müncer olur" derler. Emîrde eydür: "Tahta'l-kal‘a sâhibi işini bilir. Eskici Koca'ya ve Hazret-i Hızır'a ısmarlamışdır. Anlar ser-i kârda me’mûrlardır. Anlar bilür" derler. Âhir-i kâr Yıldırım Bâyezîd Hân münhezim olup âhirete intikâl etdikden sonra Emîr Sultân bir tezkire tahrîr edüp "Var şu varakı Timur ordusunda bir Koca Eskici vardır, ana teslîm eyle. Bu menzilden hareket buyursunlar" deyü bu tezkîreyi bir fukarâsına verüp der-akab dervîş tezkireyi Eskici Koca'ya teslîm edince "Azîz hazretleri eyle mi buyurdular. Nola bu mekândan kalkalım" deyü iğnesin başına sokup gayrı âletlerin tobrasına koyup kalkınca azametullah Timur ordusunda bir kurulmuş hayme ve hargâh kalmayup cümle asker-i Timur ol mahalden nakl edüp gürûh gürûh giderler. Meğer ol eskici kutbu'l-aktâb imiş. Niçe bunun gibi menâkıbları var. Bir mücelled kitâb Menâkıb-ı Emîr Sultândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 238a–238b ·
metinde göster ·
… araz [Hazar] derler, "Bu çay-ı azîm ol deryânın ayağıdır kim Karadeniz'e munsab
olur", derler
. Ammâ bu nehr-i Faşa âb-ı hayâtdır ve Gîlan deryâsı Karadeniz kadar bir deryâdı …
Menzil-i nehr-i azîm Faşa çayı: Bir nehr-i azîmdir kim Tuna-misâl bir vâsi‘ nehrdir. Ba‘zı yeri bir mil enli ba‘zı mahalli nısf mil teng mahallerdir. Ammâ umkı sekiz kulaç ve on kulaç derbenddir. İçinde Mikrilistân ve Abaza vilâyetine giden gemiler girüp yüz mil yukaru giderler. Âb-ı hayatdan nişân verir nehr-i kebîrdir. Karadeniz'in cânib-i poyrazı nihâyetinde bir körfez bucağına vâki olmuşdur. İslâmbol'dan bu mahalle gelince bin üç yüz mildir. Karadeniz'in bir ucı bu Faşa çayıdır. {İslâmbol'dan Faşa nehri 1300 mil}. Menba‘ı, Mikrilistân ve Gürcîstân ve Dağıstân ve Kabartay Çerkezistânı mâbeynlerinde kûh-ı Elburz'dan ve Ubur dağından ve Sadşe dağlarından cem‘ olup cânib-i cenûba cereyân ederek Mikril ve Abaza mâbeyninde Karadeniz'e mahlut olur. Cânib-i şarkîsi serâpâ âsî Mikrilistân köyleridir. Cânib-i garbîsi Abazistân'ın Çaçlar kavmi diyârıdır. İki cânibi dahi çengelistân ve ormanistân olmağıla Abazalar Mikrili, Mikril Abazaları serîka edüp bâzargânlara satarlar. Ve dahi ba‘zı müverrihler bu Faşa çayıyçün Şirvân ve Gîlân ve Demirkapu deryâsı ki âna müverrihler Bahr-i Haraz [Hazar] derler, "Bu çay-ı azîm ol deryânın ayağıdır kim Karadeniz'e munsab olur", derler. Ammâ bu nehr-i Faşa âb-ı hayâtdır ve Gîlan deryâsı Karadeniz kadar bir deryâdır, belki dahi vâsi‘dir. Zehr-i mâr-misâl bir bahr-i azîmdir. Karadeniz ile ol Bahr-i Haraz'un mâbeyni on beş konak yerdir kim vilâyet-i Kabartay Çerkezi ve vilâyet-i Dağıstân'ın kûh-ı Elburz'ı var. Niçe ayağı olup Bahr-i Haraz Karadeniz'e mahlût olabilür. Eğer derlerse, "Zîr-i zemînden menfez bulup gelir" derlerse Bahr-i Haraz acıdır; bu Faşa çayı âb-ı hayâtdır. Bu kavl hilâf-ı tasavvurdur. Bu Faşa çayın ubûr edüp artık cânib-i garba teveccüh edüp kâmil bir günde Karadeniz kenarınca gidüp.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 255b ·
metinde göster ·
… dân ve hıyâbân içre kend-i ravza-i rıdvânlardır kim bin deve yükü ibrişim hâsıl
olur, derler
. Her kendi birer şehr-i azîme mânend kasabalardır. Câmi‘ ve hammâmları ve esvâk …
Menzil-i nâhiye-i Mahmûd-âbâd: Bir sahrâ-yı azîm içre iki yüz pâre ma‘mûr [u] âbâdân ve hıyâbân içre kend-i ravza-i rıdvânlardır kim bin deve yükü ibrişim hâsıl olur, derler. Her kendi birer şehr-i azîme mânend kasabalardır. Câmi‘ ve hammâmları ve esvâk-ı şâhîleri vardır. Re‘ayâ ve berâyâları cümle Ermeni ve Gökdolağ ve Terekeme ve Moğol ve Boğol ve Kumuk tâ’ifeleridir. Bir kavmine İt-til derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 311a ·
metinde göster ·
… a ve niçe bin pehlivânlara müntehî olup andan Dâvûd Nebî a.s. hazretine müntehî
olur, derler
. Meğer Gürcîstân'da bir pâdişâh var idi. Mürd oldukda yerine Temerrüd nâm bir k …
Kavm-i müşrikînden ibtidâ tâ’ife-i Yahûddır. Andan kavm-i fecere bu Gürcî'nin kavm-i Dâdyân'ı ve Şavşad kavmleridir. Anlardan 320b kavm-i Kuril ve kavm-i Açıkbaş ve kavm-i Mikril ve kavm-i (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Müteferrik olup cümlesi ümmet-i Dâvûd Nebî iken millet-i Mesihî'den olup kitâb-ı İncîl ile zu‘m-ı bâtıl ederler ammâ cümlesi on iki lisân üzre tekellüm ederler. Gûnâ-gûn lehce-i mahsûsaları vardır kim birbirlerinin lisânların tercümân ile anlar ecnâs-ı ünâsdır. Ammâ lisân-ı Şavşad u Dâdyân-ı zu‘m-ı fâsîdler niçe fesâhat u belâğat ile kelimât eder kavmlerdir. Hakîkatü'l-hâl hâlâ Moskov diyârının kralları inkırâz bulsa millet-i Mesîhıyye'nin güzîdesi ve Enûşirvânı ve hasîb [u] nesîbidir, deyü Şavşad'dan yâhûd Dâdyân'dan bir beğ alup Moskov'a kral ederler. Kitâbî kavmdirler. Ammâ Abaza ve Çerkes-i nâ-kes Arab'dan azgın kavm-i cedîd olmağıla aslâ kitâbları ve bed-mezhebleri yokdur. Bu Gürcîstân papaslarının takrîrleri üzre tevârîh-i atîklerinde eyle tahrîr eder kim silsileleri Keykâvûs'a ve niçe bin pehlivânlara müntehî olup andan Dâvûd Nebî a.s. hazretine müntehî olur, derler. Meğer Gürcîstân'da bir pâdişâh var idi. Mürd oldukda yerine Temerrüd nâm bir kızı hâkime olup bir kimesneye varmayup babasından irs ile intikâl eden diyârlarını hükm-i hükûmât ederek bir gice bir pençe-i âfitâb gulâm ile ayş [u] işret mâbeyninde melike kız mest iken ol civân kıza susa edüp melike hâmile kalır. Andan bir meh-pâre duhter-i pâkize-ahter tevellüd edüp ol kızı pinhân edüp Vat nâhiyesine gönderir. Beri tarafda melike bed-nâm olmamak içün kendüye susa edüp bekâretin izâle eden mîrâhûr civânı bir halîc buzu üzre bir murğ-ı sürhab saydın almağa gönderüp ol civân buza cuyulup gark-ı âb olup melike duhter güft [u] gûy-ı kabâ’ilden halâs olup bu melîkeden müştakka olan kız dahi kemâlin bulup ol kızı Beğ Dîvân nâm bir melikzâdeye verirler. Ol kızdan üç oğul olur. Anlar dahi fetâ yiğitler olduklarında Gürcîstân'ı üç bahş edüp büyük beğzâdeye Kütâtis ülkesi verirler kim ana Baş-açık vilâyeti derler. Hâlâ Başaçık tâ’ifesinin nesli ol büyük beğzâde Mârûla melike müntehî olur. Veled-i vustâya Tiflis ülkesini verirler ki ismi Simon'dur. Küçük oğlana Bâht vilâyetin verirler kim Dâdyân kavminin nesli ana müntehîdir. Bu Dâdyân Beğ cihân-ârâ bir âdil pâdişâh olup cümle kefereler buna tâbi‘ olmuşlardı. Hâlâ Gürcîstân'da bu Dâdyân ve Açıkbaş beğlerine cümle Gürcîstân itâ‘at ederler, gûyâ baş papaslarıdır. Cümle kefere kralları hîn-i cülûsda kılıç kuşansa Açıkbaş ve Dâdyân'ın izniyle bir âdem kılıç kuşadup cümle kefere ol kral-ı dâldan bid‘at ederler. Hattâ Selîm Şâh-ı Evvel, Tarabefzûn hâkimiyken bu Açıkbaş beğiyle hüsn-i ülfet edüp Kütâtis kal‘asında niçe zamân ayş [u] işret edüp babası Bâyezîd-i Velî'den sonra Selîm Hân müstakil sultân oldukdan sonra Açıkbaş ülkesinin tâc harâcı ve tekâlîf-i örfiyyesin hatt-ı şerîf-i kavî huccet ile mu‘âf [u] müsellem edüp ilâ yevminâ hâzâ mu‘âfdırlar. Ancak alâ tarîkı'l-hedâye İspirî doğanlar ve sunkur ve toygun-bâzlar ve mümtâz gılmân-ı şehnâzlar ve dûşîze-i dil-nüvâzları der-i devlete göndermeleri beher sene kânûn-ı Selîm Hân-ı Evveldir, ve's-selâm. Ba‘dehû bu zikr olunan Azgûr kal‘asından kalkup cânib-i garba ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar içre câ-be-câ hıyâbân [u] gülistânlı zemîn-i mahsûldâr ve çemenzâr yerler üzre 4 sâ‘atde hamd-i Hudâ sıhhat [ü] selâmetle sâlimîn ve gânimîn sedd-i İslâm,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 320a–320b ·
metinde göster ·
… n bir azîm dalı kırılup zemîne düşer. Cümle ehl-i beled Rûm'da bir pâdişâh fevt
olur derler
. Meğer Sultân Osmân Hân asrında bir dalı kırılup Osmân Hân Hotin seferinden gel …
Menâkıb-ı diğer : Yine bir kerre bu şecerin Rûm tarafından bir azîm dalı kırılup zemîne düşer. Cümle ehl-i beled Rûm'da bir pâdişâh fevt olur derler. Meğer Sultân Osmân Hân asrında bir dalı kırılup Osmân Hân Hotin seferinden geldüğü gibi Sultân Osmân üzre kul gulüvv edüp Osmân Hânı şehîd ederler. Hikmet-i Hudâ Murâd Hân Bağdâd'ı feth edüp kırk bin dizçöken kızılbaşı dendân-ı tîgden 58a geçirüp mezkûr şecerin kırk yerden kanlı su akması alâmeti bu gûne zuhûr etdi. Ve bir haşeb-i azîmi kırılması, Murâd Hân Bağdâd'ı feth edüp Âsitâne-i sa‘âdetine varınca merhûm olması alâmetidir. Bu gûne misâl Mısır'da dahi Cevşî dağında elbette bir pâdişâh merhûm olsa bir azîm dahra-pâre kopar. Bu dahi bir alâmet-i azîmdir kim meşhûr-ı âfâkdır. Ammâ bu Urfa'daki şecer-i garîbin yedi aded haşeb-i azîmleri var kim yedi iklîm pâdişâhına ve seb‘a-i seyyâreye delâlet ederler, ammâ hâkir dırahtından kanı akdığın görmeyüp, "Gördük" diyen müsinn ü mü’min ve muvahhid u mu‘temed âdemlerin şehâdetiyle tahrîr etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 57b–58a ·
metinde göster ·
… ve bir câmi‘li müselmân karyesidir. Ammâ yılanı gâyet çokdur. Bunda müşg yılanı
olur, derler
, bir gûne beyâz yılandır kim olduğu mahal sâfî müşg kokarmış, ammâ hakîr görmed …
Menzil-i karye-i Yılanlı: İki yüz hâneli ve bir câmi‘li müselmân karyesidir. Ammâ yılanı gâyet çokdur. Bunda müşg yılanı olur, derler, bir gûne beyâz yılandır kim olduğu mahal sâfî müşg kokarmış, ammâ hakîr görmedim. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 124b ·
metinde göster ·
… bu zırnîh-ı asferi nuhâs-ı hâssa koyup niçe eczâlar dahi idhâl edüp zer-i hâlis
olur, derler
. Anınçün Firengîstân'a bu zırnîhdan çok gider.
Sitâyiş-i tetimme-i külliyât-ı şehr-i Ahlat: Bu şehr-i Ahlat'ın kûh-ı bâlâlarında niçe bin elvân ma‘âdinler vardır, ammâ cümleden makbûl [ü] merğûb ma‘âdin-i zırnîh-ı ahmer, sabun ile halt olunsa vücûd-ı insâna dürtülse asla bir kıl komayup beden-i benî Âdemi pâk ü nerm eder kim gûyâ pembe gibi lahm-ı şahmı beyâz olur. Ve cüzzâm marazına mübtelâ olan bu nure (?) siyâh üzümle bir dank mikdârı tenâvül etse emrâz-ı kabadan ve barasdan ve firengiden ve cüzzâmdan ve dalasbatdan bi-emrillah halâs olur. Ve ma‘âdin-i zırnîh-ı asfer, bu dahi şehr-i Ahlat'ın şimâlî cânibindeki kûh-ı bülendlerde hâsıl olur. Türâb-ı tıbız gibi sakîl bir gûne sarı zırnîhdır kim Rûm u Arab u Acem'e ve Firengîstân'a bundan zırnîh gider, ammâ ehl-i kimyâ bu zırnîh-ı asferi nuhâs-ı hâssa koyup niçe eczâlar dahi idhâl edüp zer-i hâlis olur, derler. Anınçün Firengîstân'a bu zırnîhdan çok gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 242a ·
metinde göster ·
. Yigirmi yıldan sonra fırsat bilip kal‘aya kapandı. Ya mel‘ûn! Ben kethudâmı gö …
Paşa eydür: "Hay, kara Arablar deve kinli olur derler. Yigirmi yıldan sonra fırsat bilip kal‘aya kapandı. Ya mel‘ûn! Ben kethudâmı gönderüp kal‘a[y]ı feth ideler, sâ’ir ibâdullahlar kal‘adan çıkalar, sen yine niçün kapandın" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 272a ·
metinde göster ·
… m oldular. Niçe enhârlar dahi Basra'dan aşağı cârîdir kim bahr-i Hürmüz'e rîzân
olur derler
ammâ bu hakîr-i pür-taksîr Basra'dan aşağı seyâhat eylemediğimizden ma‘lûmumuz …
Ve nehr-i Mendîl, dahi Şatt'dan ayrılup çölde olan kurâları reyy eder. Bu mahalde Şatt'dan ayrılan nühûrlar tamâm oldular. Niçe enhârlar dahi Basra'dan aşağı cârîdir kim bahr-i Hürmüz'e rîzân olur derler ammâ bu hakîr-i pür-taksîr Basra'dan aşağı seyâhat eylemediğimizden ma‘lûmumuz değildir. Ammâ bu bâlâda Bağdâd'dan berü cereyân edüp tahrîr olunan suların adedin ve mahrec-i tulû‘ [u] gurûbların Bağdâd'dan Basra'ya Şatt üzre gemilerle giden kimesneler a‘lâ bilirler ve's-selâm. Ammâ yine
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 345a ·
metinde göster ·
… n gelir. Ve dişi hurma gûyâ nisâ gibi hayz görür. Ve üç bin sene hurma mu‘ammer
olur, derler
ve şecere-i zeytûn dahi eyle mu‘ammer olur. Ve hurma ağacının üç yüz aded menfa …
Netîce-i hilkat-i nahl-i hurma: Çünki Cenâb-ı İzzet benî Âdeme hayât verüp civârına da‘vet etdikde tîn-i Âdem'den hâk-i amber-pâk-i zemîn-i Kûfe'de kalup emr-i Hak ile ibtidâ nahl-i hurma hâk-i Kûfe'de Tennûr suyu kenârında halk olunmuşdur. Anınçün hâk-i Kûfe ve Irâk'da ve Medâyin'de ve Ummân'da hurma ormanı cihânı zeyn etmişdir. Kaddi benî Âdem gibi serâmeddir ve başı vardır, bergleri târumâr olmuş kâkülleridir. Haşeblerin kat‘ etsen asla zarar etmez dahi ziyâde biter. Meselâ benî Âdem'in lıhye ve kâküllerin kat‘ etsen dahi dırâz olur. Ammâ hurmanın başın kat‘ etsen yahûd başında beynîsi var, anı kat‘ etsen âdem başı kat‘ etmiş gibi kanlı suyu akup ol nahl kurur. Ve bi-emri Hudâ hurma erkek ve dişidir. Erkek hurma aslâ meyve vermez ve erkek hurmadan bir haşebi dişi hurmanın kalıba sokulsa cimâ‘ etmiş kadar dişi hurma hazz edüp yigirmi ve otuz salkım hurma verir ve her hoşe salkımı kırkar ve ellişer batman gelir. Ve dişi hurma gûyâ nisâ gibi hayz görür. Ve üç bin sene hurma mu‘ammer olur, derler ve şecere-i zeytûn dahi eyle mu‘ammer olur. Ve hurma ağacının üç yüz aded menfa‘ati ve üç yüz hâssası vardır. Dıraht-ı hurmanın bir şey’i hebâya gitmez, niçe yüz elvân haşeb olup hâneler içün levha ve amûd ve giranlar olur. Diyâr-ı Mısır'da haşeblerinin kabuğun soyup niçe yüz gûne habl-i kavîler ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 346a ·
metinde göster ·
… l kuşları vardır, benî Âdeme aslâ zararları yokdur. İki bin üç bin yıl mu‘ammer
olur derler
.
Ve ber-hevâ halk olunan mahlûk-ı Hudâ hâlâ hayâtda olan miskî kartal kuşlarıdır kim yine kûh-ı Elburz'da fil cüssesi kadar kartal kuşları vardır, benî Âdeme aslâ zararları yokdur. İki bin üç bin yıl mu‘ammer olur derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 396a ·
metinde göster ·
… ildir. "Bülûğiyyetde div belâsı gibi tüğlü bir âdem olur, ammâ zenânesi mahbûbe
olur." derler
.
Vasf-ı mahbûb u mahbûbân: Dilberânları ol kadar memdûh değildir. "Bülûğiyyetde div belâsı gibi tüğlü bir âdem olur, ammâ zenânesi mahbûbe olur." derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 402b ·
metinde göster ·
Evvelâ bu şehirde aslâ tâ‘ûn olmaz. Be-kavl-i hukemâ tâ‘ûn nâ-pâklıkdan
olur derler
. Anıniçün bu keferelerin şehri ve kendi lisânları pâkdır, ammâ kendüleri nâ-pâk …
Evvelâ bu şehirde aslâ tâ‘ûn olmaz. Be-kavl-i hukemâ tâ‘ûn nâ-pâklıkdan olur derler. Anıniçün bu keferelerin şehri ve kendi lisânları pâkdır, ammâ kendüleri nâ-pâkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 13b ·
metinde göster ·
… amber râyihalı âbdâr ve hoş-hor lezîz üzümü olur ve şırası şîrîn humârsız hamrı
olur, derler
, ammâ Hudâ'ya ayândır rahm-ı mâderden müştak olalı mükeyyefât kısmından bir şey …
Bu derenin yemîn ü yesârında aslâ bir karış arz-ı hâliye yokdur. Kasaba-i Nevesinlinin ve kasaba-i Lubinlinin ve kasaba-i Lubomirlinin cümle bâğları bu Dol deresindedir. Rûm vilâyetinde ve cemî‘i Firengistân'da bu Dol deresi üzümü memdûhdur. Hattâ bir salkım üzümü dörd beş vukiyye gelir gûnâ-gûn müşk-i amber râyihalı âbdâr ve hoş-hor lezîz üzümü olur ve şırası şîrîn humârsız hamrı olur, derler, ammâ Hudâ'ya ayândır rahm-ı mâderden müştak olalı mükeyyefât kısmından bir şey yeyüp içmemişimdir ve bu Dol deresi bâdesin görmemişimdir. Bu dere-i mezkûru 3 sâ‘atde ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 149b ·
metinde göster ·
… may-ı sâfîdir. Ve bunda otlayan koyunların niçe bininin dişleri altun gibi sarı
olur derler
, ammâ hakîr görmedim. Niçe gâzîler bu vâdîlerde kîmyâ otu vardır, derler. Hattâ …
"Yâ nehr-i azîm bi-emrillâhi te‘âlâ yağ-ı sâfî sarı semîn ak" dedikde bi-iznillâh ol ân nehr-i Turla sarı say yağı akmağa başlayup üç gün üç gece yağ akup Karadeniz'in yüzünü yağ bürüyüp Akdeniz'e bile yağ cereyân edüp cemî‘i leb-i deryâda olan benderlerin ahâlîleri ol kadar yağ cem‘ ederler kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Böyle keşf [ü] kerâmet etdiklerinde rûh teslîm edüp ol mahalde defn ederler. Ba‘dehu üzerlerine selef hânları bir kârgîr binâdan bir kubbe-i âlî edüp hâlâ anda âsûde-hâldir. Ve cenbinde niçe bin şehîd-i şühedâlar dahi medfûnlardır. Ve zamân-ı evâ’ilde bu Mayak Baba Sultân kurbunda bir kal‘a-i metîne var imiş. Âsâr-ı binâları hâlâ zâhir ü bâhirdir. Ve hâlâ bu mahalde otlayan hayvânâtların yağı eyle çok olur kim Mayak yağı deyü rub‘-ı meskûnda meşhûr-ı âfâk olup misk [ü] anber-i hâm gibi râyiha-i tayyibeli may-ı sâfîdir. Ve bunda otlayan koyunların niçe bininin dişleri altun gibi sarı olur derler, ammâ hakîr görmedim. Niçe gâzîler bu vâdîlerde kîmyâ otu vardır, derler. Hattâ niçe kerre Leh ve Freng kâfirlerinin bu mahalden nebâtât [u] giyâhât cem‘ etdiklerin görmüşlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 106b ·
metinde göster ·
Orfan'ın avretleri orfana olur derler ammâ iftirâ-yı mahzdır. Lâkin mahbûbesi gâyet garîb-dostlardır. Ve ahâlî-i vilâyeti dahi sulehâ-yı ümmetden kimesnelerdir. Rûmca ve Bulgarca kelimât ederler. Bâğ u bâğçelerine hadd [ü] nihâyet yokdur. Ve bu mahalle karîb Rindiye boğazında Orfan nehrin gemilerle ubûr ederken Venedik kâfiri firkateleri nümâyân oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 211a ·
metinde göster ·
… mle ricâlü'l-gayb ya‘nî ümenâ ve evtâd ve nücebâ ve büdelâ ve nukabâ bunda cem‘
olur, derler
. Bir âdemin mühim umûru olup üç gün bu âsitânede hulûs-ı kalb ile ibâdet edüp t …
Makâm-ı Hazret-i Hızır: Cümle ricâlü'l-gayb ya‘nî ümenâ ve evtâd ve nücebâ ve büdelâ ve nukabâ bunda cem‘ olur, derler. Bir âdemin mühim umûru olup üç gün bu âsitânede hulûs-ı kalb ile ibâdet edüp tazarru‘ [u] nâlîşler eylese bi-emrillâh hayır murâdâtı hâsıl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y188a ·
metinde göster ·
… ‘zı zergerler bu kurşumda altun çokdur, derler. Ve altun olan yerde kurşum dahi
olur derler
. Bu matbahın bâbından şâhrâha çıkup,
Ve bu deyrin cümle binâları kalın kurşum örtülüdür. Kurşumun her bir kıt‘ası Q 95b tûlen ve arzan dörder karışdır. İslâmbol rusâsı gibi üç zirâ‘ değildir. Ba‘zı zergerler bu kurşumda altun çokdur, derler. Ve altun olan yerde kurşum dahi olur derler. Bu matbahın bâbından şâhrâha çıkup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y223b ·
metinde göster ·
ammâ hakîr görmedim. Ammâ Marzifon şehri hımârı kadar hınzîrları olur kim ta‘bî …
Bu buhayrede arslan dahi olur, derler ammâ hakîr görmedim. Ammâ Marzifon şehri hımârı kadar hınzîrları olur kim ta‘bîr olunmaz. Sayd [u] şikâr olıcak yerdir. Ammâ beş on kişi varsa rehzenler âdemi şikâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y235b ·
metinde göster ·
… zân olur. Âb-ı hayât bir buhayredir. Ahâlî-i vilâyet yetmiş gûne semek-i lezîzi
olur derler
. Ve hukemâ-yı kudemâ yetmiş hâssasın yazmışlar.
Ve şâm'ın Ka‘be yolunda Ayn-ı Zerka dahi buna rîzân olur. Âb-ı hayât bir buhayredir. Ahâlî-i vilâyet yetmiş gûne semek-i lezîzi olur derler. Ve hukemâ-yı kudemâ yetmiş hâssasın yazmışlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y236a ·
metinde göster ·
… nin ma‘îşetleri cümle Mısır'dan gelir. Bu çekirge Mısır'a varınca kaht [u] galâ
olur" derler
. Hazret buyururlar kim,
"Amân yâ Resûlullâhi! Mekke ve Medîne'de olan P 162b ümmetlerinin ma‘îşetleri cümle Mısır'dan gelir. Bu çekirge Mısır'a varınca kaht [u] galâ olur" derler. Hazret buyururlar kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y14a ·
metinde göster ·
… add [ü] hasrın Cenâb-ı İzzet bilür. Mısır'dan Mekke'ye giden iki hazîne dahi bu
olur derler
. Ammâ bu alay ile gitmez. Ancak evkâfât nâzırları emîrü'l-hacca teslîm etdikler …
Evvelâ cemî‘i selâtîn evkâflarından ve vüzerâ ve vükelâ ve a‘yân-ı kibâr evkâflarından ve hayâtda olan hâs u âm sâhibü'l-hayrât ve'l-hasenât surrelerinden niçe kerre yüz bin altun olur. Ve niçe bin esvâb u eskâl ve serâvîl ü kamîs gider kim hadd [ü] hasrın Cenâb-ı İzzet bilür. Mısır'dan Mekke'ye giden iki hazîne dahi bu olur derler. Ammâ bu alay ile gitmez. Ancak evkâfât nâzırları emîrü'l-hacca teslîm etdiklerine ellerine sened olmak içün birer temessük alırlar. Eğer bu emîrü'l-hac ahvâlin ma‘lûmumuz olduğu mertebe tahrîr eylesek bir mücelled dîvân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y205a ·
metinde göster ·
… vkin edüp Rabb'isin bulur. Ammâ kutbü'l-aktâb her sene mevlûd-ı Bedevî'de hâzır
olur, derler
, niçe kerre müşâhede olunmuşdur.
mazmûnu üzre Mekke ve Medîne'de ve Bedevî'de murâd edinen kesretde vahdet zevkin edüp Rabb'isin bulur. Ammâ kutbü'l-aktâb her sene mevlûd-ı Bedevî'de hâzır olur, derler, niçe kerre müşâhede olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y294b ·
metinde göster ·
… ârında aceb rûhâniyyet var. Yedi gün bir âdem ziyâret etse elbette gedâ ise bay
olur, derler
. Bunları dahi ziyâret edüp yine gemi ile beri tarafda Nehâriyye'ye ubûr edüp,
eş-şeyh Seyyid Abdülvâhid: Her sene leyle-i Kadir'e erüp genc-i devlete mâlik bir mün‘im pâdişâh-ı fukarâ imiş. Kubbe-i pür-envârında aceb rûhâniyyet var. Yedi gün bir âdem ziyâret etse elbette gedâ ise bay olur, derler. Bunları dahi ziyâret edüp yine gemi ile beri tarafda Nehâriyye'ye ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y300b ·
metinde göster ·
Ve Elvâhât vilâyetinin cemî‘i uyûnları tahte'l-arzdan bu buhayreye gelüp mahlût
olur derler
. Hattâ Sultân Muhammed-i Ekrâd bu Elvâhât uyûnları buhayre-i Yûsuf'a munsab old …
Ve Elvâhât vilâyetinin cemî‘i uyûnları tahte'l-arzdan bu buhayreye gelüp mahlût olur derler. Hattâ Sultân Muhammed-i Ekrâd bu Elvâhât uyûnları buhayre-i Yûsuf'a munsab olduğun istimâ‘ edüp Elvâh'da gâyib olan nehre saman ve kömür döküp Q 348bP 342b altı sâ‘atde saman ve kömür bahr-i Yûsuf'a gelüp mahlût olduğu Usûlü'l-bihâr nâmında bir tevârîhde merkûmdur. Böyle âb-ı zülâller mahlût olurken bahr-i Yûsuf zakkûm-vâr acıdır. Ammâ mâhîleri gâyetü'l-gâye lezîzdir ve aslâ balık râyihası yok bir mukavvî semekelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·