… e kerre yüz bin mâhîler üşerler, zîrâ balıklar deryâda âteşe gâyetü'l-gâye cem‘
olurlar, bu
hâl üzre bu mâhî fişekler deryâ içre âteşlerin saçup yine rû-yı deryâya çıkup y …
Ve'l-hâsıl ol sûr geceleri sabâha dek pâdişâh-ı Cem-cenâb huzûrunda niçe yüz bin fişek ve tarakı ve badaluçka ve âsumânîler ve hevâyî ve semâyî ve evcî ve perîşânî ve bahrî ve tâvûsî ve horosî ve kepşî ve surhâbî ve cunûnî ve kestâne ve şâzrevânî ve ra‘dî ve kelebekî ve semekî deryâya yedi kerre ve sekiz kerre gavvâs-vâr dalup bir gayrı yerden çıkup deryâyı kaynadup temevvüc-i deryâ etdirerek yine dalup Bahr-i Siyâh ka‘rında şinâverlik edüp âteşlerin saçdıkca gûyâ deryânın dibi dutuşup ka‘r-ı deryâda bir sûzen olsa nümâyândır, bu deryâ içre olan âteşlere niçe kerre yüz bin mâhîler üşerler, zîrâ balıklar deryâda âteşe gâyetü'l-gâye cem‘ olurlar, bu hâl üzre bu mâhî fişekler deryâ içre âteşlerin saçup yine rû-yı deryâya çıkup yine dalar. Bu dahi garîb temâşâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 183a ·
metinde göster ·
… lar ile pür-silâh güzer ederek reftâr etdiklerinde cümle halk hande edüp hayrân
olurlar. Bu
hâlile geçerler.
Esnâf-ı nâtırân: Neferât 1000, pîrleri Mansûr bin Kâsım'dır, Selmân-ı Pâk belin bağladığı tokuzuncu pîrdir. Kabri Ba‘albek kurbünde Cebel-i Lübnân'dadır. Bu nâtırlar dahi bellerinde peştemâller üzre kılıçların kuşanup ayakları çıplak, baldır duruda olup çimşîr ü âbnûs ve sadefkârî na‘lınlar ile pür-silâh güzer ederek reftâr etdiklerinde cümle halk hande edüp hayrân olurlar. Bu hâlile geçerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 198b ·
metinde göster ·
Der-beyân-ı hammâmât-ı mahsûs-ı a‘yân: Cümle yedi yüz sarây hammâmı var. Her birinde hûr [u] gılmânları sîm-tenlerin nîlgûn fûtaya beden-i uryânın koyup havz-ı Şâfi‘î'de mâlik-i bahr gibi şinâverlik edüp uşşâklarıyla bilâ-vâsıta koçkucağ olup bir bucağ olurlar. Bu hammâmların Kâşîleri üzre ekseriyyâ Fuzûlî'nin "Hammâm Kasîdesi" mestûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 300a ·
metinde göster ·
… r gırîv u feryâd u figân kopup herkese bir vecd hâleti el vurup mest [ü] medhûş
olurlar. Bu
mahalde niçe yüz Selmânî berberler âşıkân [u] sâdıkânlar içre girüp ellerinde u …
Mesîregâh-ı ibret-nümâ-yı acîbe ve garîbe: Her sene mâh-ı Muharremü'l-Harâm'ın onuncu gün yevm-i Âşûr olunca bu Çevgân Meydânı'na cümle a‘yân [u] eşrâf, sığâr u kibâr hayme ve hargâhlarıyla çıkup meks edüp üç gün üç gice sohbet-i hâsu'l-hâs edüp ervâh-ı şehîdân-ı Deşt-i Kerbelâ içün niçe yüz bin kazgan âşûrâsı tabh edüp bây u gedâ-yı hâs u âmma bezl edüp sevâbın şehîdân-ı Kerbelâ rûhuna hîbe ederler kim deşt-i Yezîd'de rûz-ı aşurada şehîd olmuşlardır, deyü ol gün bu fezâda şükür şerbetleri bezl olunup sakkâlar billûr ve necef ve moran ve çam u tihtâb taslar içre akîk-i Yemenî ve pîrûze-i balgamî taslara koyup üzerine kırbalardan şerbetler ve âb-ı rakîk zülâller koyup atşâna âb-ı hayâtlar bezl ederken nûş edenler 301a bu mısra‘ı terennüm ederler "Hüseyn-i Kerbelâ aşkına sahhâ" der. Ba‘zısına Arapça der, ba‘zıları Arapça der. Ve niçe a‘yân-ı kibâr bu günde gerdenine kırbasın bend kılup âr [u] nâmûsu terk edüp rûh-ı Hüseyn içün su bezl eder. Ammâ temâşâ-yı azîm, elbette Tebrîz hânı bu arsagâhda çetr-i mülemma‘ın ve serâperde-i münakkaşın kurup cemî‘î a‘yân-ı Tebrîz çıt-â-çıt zânû-be-zânû olup Maktelü'l-Hüseyni, Rum'da kürsî üzre Mevlûd-i Nebî okur gibi tilâvet ederler. Cümle muhibb-i hânedânlar süst-endâm olup hulû‘ [u] huşû‘ ile sâmi‘înden olup âh [u] enîn-i ciğer-sûz çekerek dinlerler. Tâ ki "Mazlûm Hazret-i İmâm Hüseyn'i Şibr-i zâlîm [u] la‘în böyle şehîd etdi" deyince hemân maktelü'l-Hüseyn kırâ‘at edenin ardındaki perde ardından başı ve gövdesi başka bir beyâz teni meydân-ı muhabbete getirüp kanları cereyân ederek serâperde meydânına bırağup sâ’ir evlâd-ı İmâm şeklinde susuz merhûm olmuş ma‘sûm-ı pâk cesedlerin meydâna getirdiklerinde azametullah halkdan bir gırîv u feryâd u figân kopup herkese bir vecd hâleti el vurup mest [ü] medhûş olurlar. Bu mahalde niçe yüz Selmânî berberler âşıkân [u] sâdıkânlar içre girüp ellerinde usturalar ile ol gün Hüseyn aşkına kan akıtmak murâd edinen kimesnelerin sînesine ve kollarına aşk-ı Hüseyn deyü ol kadar şerha çeküp kanlar akıdırlar kim zemîn-i sebze-zâr, hûn-alûd olup lâle-zâr olur. Niçe bin aşıkân kellesi üzre teslîm-i dâğî ve bâzûlarına Hasanî ve Hüseynî ve Ukaylî dâğları yakup kollarına be-aşk-ı Hüseyn na‘ller kesüp kanlar akıdırlar. Ba‘dehû ol İmâm Hüseyn vücûdu şeklin meydân-ı muhabbetden kaldırup yüz bin bükâ ile tevhîd [u] tezkîrler ile Maktelü'l-Hüseyn'i tamâm edüp âşûrâlar tenâvül olunup üç gün üç gice cân sohbetleri olur. Böyle bir çemenzâr ve mesîregâh-ı zemîn teferrücgâhdır. Ve bu şehrin âb [u] hevâsının letâfetinden bâğ u bâğçe-i gülistânı hisâba gelmez, mesîregâh-ı İreme zâtü'l-imâd misillü bir şehr-i rûşen-âbâddır ki her teferrücgâhı bâğ-ı Merâm'dan ve bâğ-ı Aspozu'dan veya Sudak'dan nişân verir. Tarz-ı Acemâne musanna‘ kâh-ı Şîrînler ve kâ‘a-i Vâmık u Azrâlar var kim henüz dillerde dâstândır. Hattâ sâkin olduğumuz Kelenter bâğı kasrının hatt-ı Kutbeddîn Muhammed Yezdî ile târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 300b–301a ·
metinde göster ·
… eler olur ammâ tiryâkî ve berşnâkleri gâyet lecûc ve fassâl ve dehhâl ve heccâv
olurlar. Bu
Üsküdar ma‘rekesi gününde niçe bin atlas ve dîbâ ve şîb u zerbâfa gark olmuş gö …
Evvelâ hâk-i İslâmbol gerçi çelebi ve zarîf ve pür ma‘rifet ve musannif ve mü’ellif ve sâhib-i tab‘ u reşîd ve necîb u halûk ve halîm ü selîm kimesneler olur ammâ tiryâkî ve berşnâkleri gâyet lecûc ve fassâl ve dehhâl ve heccâv olurlar. Bu Üsküdar ma‘rekesi gününde niçe bin atlas ve dîbâ ve şîb u zerbâfa gark olmuş gözü sürmeli ve başı misvâklı, eli mercân tesbîhli Kadızâde tarîkinden geçinür şahıs mürâyî ökçesiz kırkar dirhem nârin pabuç geyer çelebiler birkaç gice mukaddem Üsküdar'a geçüp cenk seyrine gelüp güyâ Kâğızhâne ve Okmeydânı teferrücüne çıkmışlardır. Müddet-i medîd-i ömründe kapusundan taşra çıkup gün yüzü görmemiş lapadandin hoppa ve zır-zop bel-hop çelebiler Üsküdar'da bâğlarda ve Karaca Ahmed Sultân tekyesi ve Miskinler tekyesi yanında küme küme, cavk cavk olup mezâristân bâğistân içre ferrâcelerin altlarına koyup kimi hevâyî fişek atar ve kimisi yine urmaca top oynar, kimi murabba‘ ve kâr u nakş okur, kimi dübeyt ü taksîm ve varsağı okuyup def ü kudûm çalıp gûnâ-gûn şakalar eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 31a ·
metinde göster ·
… marazdan halâs olur. Anınçün bu Urfa halkında hafakan marazı olmayup tendürüst
olurlar. Bu
âsitâne-i sa‘âdetde niçe fakr u fâka erenleri olmuş pâ-bürehne ve ser-bürehne f …
Yedi gice mihmânı olup Murtezâ Paşa efendimizin ihsân etdüğü hedâyâların teslîm edüp du‘â-yı hayrlarıyla behremend u behreyâb olduk. Bir âdem yedi gice ve yedi gün bu âsitâneyi ziyâret etse yedi murâdı hâsıl olur. Ve âb-ı nâbından hafakân marîzına mübtelâ olan âdem nûş etse bi-emrillâh ol marazdan halâs olur. Anınçün bu Urfa halkında hafakan marazı olmayup tendürüst olurlar. Bu âsitâne-i sa‘âdetde niçe fakr u fâka erenleri olmuş pâ-bürehne ve ser-bürehne fakru fahrile tefâhur eder tarîk-i (---)(---) hâl sâhibi terk-i tecrîd, ârif-i billâhlar var, himmetleri hâzır u nâzır ola. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 56a ·
metinde göster ·
Nehr-i sâbi‘ nehr-i Ebü'l-Hatîb'dir: Bu nehrin Şattu'l-Arab'dan tulû‘u nehr-i Yahûd kurbünde bir menzil yerdir. Tuğyân-ı Şatt'da nehr-i Yahûd ve nehr-i Ebü'l-Hatîb bir olurlar. Bu dahi ekseriyyâ harâbistândan cereyân edüp sâhilinde Benî (---) urbânı meks edüp Basra'dan Mekke-i Mükerreme'ye giden huccâcı ol urbân-ı uryân müte’ezzî edüp nehb ü gâret ederler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 206b ·
metinde göster ·
… fürûht olunup ol mahalde cümle ahâlî-i Bitlîs koyun ve kuzu etlerinden müstağnî
olurlar. Bu
şikâra beyne'l-Ekrâd helû derler. Niçe yüz bin Ekrâdın hâyuhûları ile dağlar iç …
Ve eyle sayyâddır kim tülekhânesinde sayf [u] şitâda niçe yüz doğan ve çakır ve balaban ve zağanos ve şahin ve sayağı ve sunkur ve toygun ve kırgıl ve karcığa ve kücügez ve devlengeç ve karakuş ve atmaca ve karagöz nâm tuyûrları kendüye râm edüp Bitlîs derelerinde senede bir kerre keklik göçgünü mahallinde bir günde yetmiş bin keklik alduğu sicillâtda müsbetdir, ammâ bu şikâr hânın fermânıyla yılda bir kerre cümle aşîreti Kürdleri üç gün dağları süzerek 228a Bitlîs deresi hûş u tuyûr ve gûnâ-gûn vahşî canavarlar ile dere ve depeler ile mâl-â-mâl hayvânâtlar olup lâ-yu‘ad ve lâ-yuhsâ niçe yüz bin keklik şikâr olunup üç ay bu mahallerde şehr-i Bitlîs içre keklik fürûht olunup ol mahalde cümle ahâlî-i Bitlîs koyun ve kuzu etlerinden müstağnî olurlar. Bu şikâra beyne'l-Ekrâd helû derler. Niçe yüz bin Ekrâdın hâyuhûları ile dağlar içre velvele-nâk olur
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 227b–228a ·
metinde göster ·
… başlayup meselâ zü'l-cenâh ağır kuşlar ibtidâ birkaç kerre seküp sonra ber-hevâ
olurlar. Bu
Monlâ Muhammed dahi seğirdirken kademleri yerden götürülüp ber-hevâ olmağa başl …
Ammâ Yemen diyârında Aden hasırı derler, bir musanna‘ örülmüş bir bûriyâ olur. Bu peştemâl eyle örülmüş bir sihr-i i‘câz dokunmuş peştemâl idi. Bu peştemâli kemerine bend edince temâşâ-yı azîm hemân bu Monlâ Muhammed meydânda seğirtmeğe başlayup meselâ zü'l-cenâh ağır kuşlar ibtidâ birkaç kerre seküp sonra ber-hevâ olurlar. Bu Monlâ Muhammed dahi seğirdirken kademleri yerden götürülüp ber-hevâ olmağa başladı ve hevâda tayerân ederken temâşâcılara "Ey âkılân, ey gâfilân, vay filan ibni filan" deyü görmediği ve bilmediği paşalı âdemlerinin ebâ an ced isimleriyle nidâ edüp selâm vererek ber-hevâ deverân ederdi. Cümle halk hayrân kalup hazz u safâ ederdi. Anı gördük, bu Monlâ Muhammed hevâdan zemîni dörd beş âdem kaddi kalarak deverân ederdi. Ba‘zı kerre ayakları halkın başına dokunurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 231a ·
metinde göster ·
… zerinde niçe kerre yüz bin hayvânât çerâgâhlarında tenâvül-i giyâhât edüp semîn
olurlar. Bu
kûh üzre Arab u Acem ve Türkman ü Terekemân-ı yamân yayla faslın edüp Rey hânın …
Sitâyiş-i kûh-ı Demâvend: Bu dahi bir kûh-ı Bî-sütûn'a ve kûh-ı Akra'ya ve kûh-ı Elvend'e mânend bir kûh-ı serbülenddir kim üzerinde niçe kerre yüz bin hayvânât çerâgâhlarında tenâvül-i giyâhât edüp semîn olurlar. Bu kûh üzre Arab u Acem ve Türkman ü Terekemân-ı yamân yayla faslın edüp Rey hânına ve Bağdâd vâlîsine yayla hakkı verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 327b ·
metinde göster ·
… â anlar âteşden halk olmuşlardır. Bunlardan mâbâkîsi yer yüzünde harâb yerlerde
olurlar. Bu
otuz beş kabîleden otuz kabîlesi göklere biri biri üzre çıkup meleklerden haber …
İşte İblîs'e müşâbih olan evlâdları yumurtasız böyle şetm-i galîzden hâsıl olur ammâ avretiyle cimâ‘ etse yumurtadan hâsıl olup ecinne sıfatında olduğu müsbetdir. Ve hâlâ İblîs'in mesken [ü] me’vâsı deryâlar üzre olan cezâyirâtlarda ve imâristânların zibilistânlarında sâkinlerdir. Be-kavl-i müfessirîn ecinne ve şeyâtîn ikisi bir kavimdir kim cümle otuz beş kavimdir. Onbeşi hevâda uçarlar, on kabîlesi âteş alevlerinde gezerler. Zîrâ anlar âteşden halk olmuşlardır. Bunlardan mâbâkîsi yer yüzünde harâb yerlerde olurlar. Bu otuz beş kabîleden otuz kabîlesi göklere biri biri üzre çıkup meleklerden haber almağa urûc ederken hafaza melâyikeleri anlara yıldız gibi âteş pâreleri atup ol âteşden şeyâtîn ü ecinneler helâk olurlar ve ol âteş atmak hizmetine niçe kerre yüz bin müvekkel melâyikeler vardır kim benî Âdem üstünden şeyâtîn ü ecinnenin şerlerin def‘ etmeğe me’mûrdurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 395b ·
metinde göster ·
… sinde çöl tarafında medîne-i Übhur sehel harâbdır. İçinde Mavâl Urbânları sâkin
olurlar. Bu
mahalde nehr-i Zarb-ı Cezîre nehr-i Şatt'a munsabb olur nehr-i sağîrdir.
Andan yine ara yatıda kal‘a-i İmâdiyye'dir ve ara yatıda kal‘a-i Akra'dır. Ve Musul'un cenûbîsinde çöl tarafında medîne-i Übhur sehel harâbdır. İçinde Mavâl Urbânları sâkin olurlar. Bu mahalde nehr-i Zarb-ı Cezîre nehr-i Şatt'a munsabb olur nehr-i sağîrdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 401b ·
metinde göster ·
… mur Hân harâb etmişdir. Hâlâ âbâdânî Benî Sehvân Urbânı kara haymeleriyle sâkin
olurlar. Bu
kavm-i kabîle dahi kabâ’il-i Mavâl'dan add olunur. Yedi bin aded güzîde fârisü' …
Menzil-i Toprakkal‘a: (---) hâkinde nehr-i Şatt kenârında bir toprak yığılı bayır üzre bir harâb kal‘a olduğundan Toprak hisâr derler. Bânîsi Me’mûn Halîfe'dir. Şehrezûl hâkinden beri tarafa geçenlere ârâmgâh olmağiçün binâ olunup ol asırda âbâdân imiş, Timur Hân harâb etmişdir. Hâlâ âbâdânî Benî Sehvân Urbânı kara haymeleriyle sâkin olurlar. Bu kavm-i kabîle dahi kabâ’il-i Mavâl'dan add olunur. Yedi bin aded güzîde fârisü'l-hayl-i Fârisî, fesâhat u belâğat sâhibî Urbân-ı uryânlardır. Ammâ bunlarda olan devâbât makûlesi câmûs u cemel ve bakar u ganem ve teys ü küheylân atlar bir Urbân'da yokdur ve mahbûb u mahbûbeleri gâyet çokdur. Ve zirâ‘atları cümle darıdır ve bükler içre çemenzâr ve alefzâr yeri gâyet çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 405a ·
metinde göster ·
… nehr-i (---)(---) bu kal‘a altında birbirine mahlût olup andan şatt'a munsabb
olurlar. Bu
Resând aşîreti altı bin tüfeng-endâz askere mâlikdir, ammâ sünnîlerdir. Ve kûh- …
Bânîsi ibtidâ Âl-i Abbâsiyân'dan Resând Hân olmağile vech-i tesmiyesi oldur. Zîr-i kal‘adan cereyân eden nehr-i (---)(---) Hakkârî diyârından gelen nehr-i (---)(---) bu kal‘a altında birbirine mahlût olup andan şatt'a munsabb olurlar. Bu Resând aşîreti altı bin tüfeng-endâz askere mâlikdir, ammâ sünnîlerdir. Ve kûh-ı Kürdelân bu mahalle karîbdir. O da beş bin tüfeng-endâza mâlik Kürdelân beğidir. Bunlarda Yezîdîler de vardır. Kasabaları (---)(---) dır, ammâ Resând beği aşîreti şecî‘ vü tüvânâ fetâlardır, ammâ Resând kasabası},
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 3a ·
metinde göster ·
"Kim bok yemiş kim bu şarâb harâmdır. Bu şarâb gazâ mâlıdır. Gazâ mâlına harâm diyen şu esîrlerimüz gibi kâfir olurlar. Bu bizüm kanımız bahâsı mâlımız şarâbımız, helâl-i zülâl gazâ mâlıdır" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 146a ·
metinde göster ·
Ve bu kal‘a dibinde kırk elli kadar müselmân köyü ve bir mescidi var, cümle neferâtlar bu karyede sâkin olurlar. Bu kal‘anın kıble tarafındaki dağların ardında altı sâ‘at ba‘îd kasaba-i Niş'dir. Bu kal‘adan mağrib cânibine iki bin adım gidüp bir bayır geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 58b ·
metinde göster ·
… inlerdir. Sipâh kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve a‘yân-ı eşrâfı taşra varoşda
olurlar. Bu
varoşda bir câmi‘ ve bir mahalle mescidi ve [bir] tekye mescidi var.
Ve cümle beş aded mihrâbdır. Cümleden kal‘ada Yıldırım Hân câmi‘ tarz-ı kadîmdir. Dizdârı ve kal‘a neferâtları bu kal‘ada sâkinlerdir. Sipâh kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve a‘yân-ı eşrâfı taşra varoşda olurlar. Bu varoşda bir câmi‘ ve bir mahalle mescidi ve [bir] tekye mescidi var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 207b ·
metinde göster ·
… dahi şehr[e] karîb birbirlerine mahlût olup (---) nâm mahalde Akdeniz'e munsab
olurlar. Bu
iki nehir şehrin şimâli cânibinde evvelâ (---) yaylağından gelüp şehri ve niçe …
Ve bu şehir içre Şikarlı çay derler, bir âb-ı hayât uyûn-ı câriye cârîdir. Bu nehr-i sağîre üzre beş yerde ağaç cisrler ile ubûr olunur. Bu nehrin iki tarafı şehirdir. Ve Kalfa çayı dahi şehr[e] karîb birbirlerine mahlût olup (---) nâm mahalde Akdeniz'e munsab olurlar. Bu iki nehir şehrin şimâli cânibinde evvelâ (---) yaylağından gelüp şehri ve niçe bin aded bâğ-ı İremleri ve niçe hadîka-i ravza-i rıdvânları ve müşebbek bostânları rey edüp Bahr-i Sefîd'e rîzân olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 208b ·
metinde göster ·
… olup ba‘dehu yigirminci gün herkes târumâr olup gürûh gürûh vatanlarına revâne
olurlar. Bu
cem‘iyyet-i kübrânın vasfında lisân kâsırdır.
Cümle panayur dükkânları binden mütecâvizdir. Ve niçe bin dahi çadır ve cerge ve koliva nâm müfîd ü muhtasar dükkânlar vardır. Bu dükkânların yılda bir içlerine âdemler girüp gayri zamân mu‘attal durup vâlide sultânların evkâflarıdır kim bu dekâkînlerin îrâ[dâ]t [u] mahsûlâtları cümle vâlidelere âyid ü fâyid olup voyvada tahsîl-i mâl edüp on kîse nukra eşk-i pür-hûn ciğerhûn zehr-i mâr hâsıl olup ba‘dehu yigirminci gün herkes târumâr olup gürûh gürûh vatanlarına revâne olurlar. Bu cem‘iyyet-i kübrânın vasfında lisân kâsırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 235a ·
metinde göster ·
… ensesindeki dağlardan ve Kalavrata kûhlarından gelüp bu Koron körfezine mahlût
olurlar. Bu
mezkûr uyûnları atlar ile ubûr edüp Koron'dan berü 7 sâ‘atde,
Bu enhâr-ı sağîrler cümle Anavarin ensesindeki dağlardan ve Kalavrata kûhlarından gelüp bu Koron körfezine mahlût olurlar. Bu mezkûr uyûnları atlar ile ubûr edüp Koron'dan berü 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 272b ·
metinde göster ·
… n gelüp Manya vilâyeti ile Koron kal‘ası mâbeynindeki Kalamata körfezine mahlût
olurlar. Bu
enhâr-ı zülâlleri atlar ile ayakdan 2 sâ‘atde geçüp,
Mezkûr enhârlar cümle Andrusa şehri dağlarından gelüp Manya vilâyeti ile Koron kal‘ası mâbeynindeki Kalamata körfezine mahlût olurlar. Bu enhâr-ı zülâlleri atlar ile ayakdan 2 sâ‘atde geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 272b ·
metinde göster ·
… ma‘mûr çiftlikleri vardır kim bu çiftliklerde âzâdlı siyâh zengî Arablar sâkin
olurlar. Bu
kal‘a dahi Yanya sancağı hudûdu olup bu kal‘anın şark tarafına iki bin adım kar …
Rûm kralları binâsıdır. Sene (---) târîhinde Gâzî Evrenos Sultân Mehemmed Hân-ı Ebü'l-feth asrında Venedik küffârının derûn-ı kal‘ada karârları firâra mübeddel olup feth olmuşdur kim hâli üzre bırakmışlardır. Kal‘ası Pireveze deryâsı kenârında bir topraklı bayır üzre şekl-i muhammes bir Şeddâdî binâ bir kal‘a-i ra‘nâ olup dâ’iren-mâdâr cirmi bin adımdır ammâ taşrası vîrândır. Lâkin iç kal‘ası ma‘mûrdur, ammâ dizdârı ve neferâtları yokdur. Ancak içinde bir kaç ma‘mûr çiftlikleri vardır kim bu çiftliklerde âzâdlı siyâh zengî Arablar sâkin olurlar. Bu kal‘a dahi Yanya sancağı hudûdu olup bu kal‘anın şark tarafına iki bin adım karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 345a ·
metinde göster ·
… Yenice Hisâr demek ile ma‘rûf bir vîrân kal‘adır. İçinde balık sayyâdları sâkin
olurlar. Bu
dahi göl içinde ada-misâl bir mürtefi‘ püşte üzre vâki‘ olmuşdur. Lâkin bu mezk …
Ve yine bu göl kenârında cânib-i garbîde Yenice Hisâr demek ile ma‘rûf bir vîrân kal‘adır. İçinde balık sayyâdları sâkin olurlar. Bu dahi göl içinde ada-misâl bir mürtefi‘ püşte üzre vâki‘ olmuşdur. Lâkin bu mezkûr kal‘aların dibindeki balık dalyanları ve sayyâdları Kütâhiyye müftîsinin meşrûtaları değildir. Bu Simav şehrinde Ulu câmi‘ ki fâtih-i bilâd Babık Beğ câmi‘idir, bu dalyanlar ol câmi‘in evkâfıdır kim cânib-i vakıfdan mütevellî zabt edüp üç yük akçe câmi‘ mürtezikalarına verir. Q 12bP 12b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y22b ·
metinde göster ·
… sıdır ki Kırım pâdişâhları sikke ve hutbe sâhibidir. Anın Bâğçesarây'ında sâkin
olurlar. Bu
cezîre şekl-i müselles vâki‘ olmuş yedi yüz yetmiş mîl bir cezîre-i sedd-i İslâ …
Ve Karadeniz'in tûlu bin yedi yüz mîl bir Bahr-i Siyâh'dır. Ancak iki cezîre vardır. Biri Kırım adasıdır ki Kırım pâdişâhları sikke ve hutbe sâhibidir. Anın Bâğçesarây'ında sâkin olurlar. Bu cezîre şekl-i müselles vâki‘ olmuş yedi yüz yetmiş mîl bir cezîre-i sedd-i İslâmdır. Cânib-i erba‘ası keferedir. Nısfı Âl-i Osmân hükmündedir. Kerş ve Kefe ve Sudak ve Menkûb ve Tat eli ve Balıklağa ve İnkirmân kal‘aları Âl-i Osmân tasarrufundadır. Bu cezîrenin şimâl cânibinde nısfı Menkûb kal‘ası ve Gözleve ve Çikişke ve Arbat ve Or Ağzı kal‘aları cümle Âl-i Cingiziyân hükmündedir. Ve bu Kırım adasının şarkında on sekiz mîl deryâ aşırı,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y126a ·
metinde göster ·
… hsûldâr bir dâr-ı diyârdır kim her sene kırk elli bin Türkmân sehillenüp mihmân
olurlar. Bu
şehrin cânib-i şarkîsinde iki sâ‘at,
Ve âb-ı hevâsının letâfetinden bâğ u bâğçesi firâvândır. Ve engûrü Halîlü'r-rahmân inebine müşâbihdir. Ve şehrinin yıldız cânibi iki konak yere tâ Ayn-ı Tüccâr'a ve Kâkûn ve Leccûn'a varınca Heyhât-misâl çemenzâr lâle ve erguvân bahâr ile mahsûldâr bir dâr-ı diyârdır kim her sene kırk elli bin Türkmân sehillenüp mihmân olurlar. Bu şehrin cânib-i şarkîsinde iki sâ‘at,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y235a ·
metinde göster ·
Ve âb-ı Zemzem'in sağ tarafında taşrada dîvârına muttasıl Beyt-i şerîfin tuç tekerlekli nerdübânı anda durur Beyt-i şerîf açıldıkca Bâb-ı şerîf önüne koyup cümle huccâc andan çıkup Beyt-i şerîfe dâhil olurlar. Bu nerdübânın sağ cânibinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y347b ·
metinde göster ·
Andan vilâyet-i Tavustân Çerkezi, gâhîce Dağıstân pâdişâhı şamhal Hân'a tâbi‘ olurlar. Bu kavim kûh-ı Elburz dâmeninde sâkin olurlar, Çerkez kavminin nihâyetidir. Kırım'dan bu mahalle dek cümle Çerkezistân toksan yedi konak yerdir. Ammâ bu Çerkezistân'ın şimâl cânibindeki Deşt-i Kıpçak içre dörd pâdişâh-ı Kalmık vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y36b ·
metinde göster ·
cümle yüz dörd gün olur, ammâ tekâ‘üdleri ile yüz on gün olur. Ammâ murâd edine …
Ve yine otuz altı günde Mısır'a dâhil olurlar. Bu cümle yüz dörd gün olur, ammâ tekâ‘üdleri ile yüz on gün olur. Ammâ murâd edinen Süveys'e geldikde iki günde Mısır'a dâhil olsa yüz günde Mısır'dan hacca varup gelmiş olur. Elhâsıl bu konakların herbirinde yevmiyye biner altun masrûf olunmasıyçün yüz yigirmi bin altun dîvân-ı Mısır'da bağlanır kim emîrü'l-hac huccâc-ı müslimîne usret çekdirmeye.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y204b ·
metinde göster ·
… nezâretin nâ-ehle verüp mâh-be-mâh muhâsebe görmemelerinden meksûr olup mahbûs
olurlar. Bu
üç şeyden ihtirâz eden vüzerâ Mısır'dan selâmetle halâs olur, inşâallâh. Zîrâ M …
Ammâ bu hakîrin akl-ı kâsırı üzre cemî‘i Mısır vüzerâsının hîn-i azilde çekdikleri âlâm-ı şedâyidler bir âdemin mesâlihin bitirmeden aldıkları hedâyâlardandır. Ve meksûr u müflis kimesnelere kâşiflik vermeden ve anbâr-ı Yûsuf nezâretin nâ-ehle verüp mâh-be-mâh muhâsebe görmemelerinden meksûr olup mahbûs olurlar. Bu üç şeyden ihtirâz eden vüzerâ Mısır'dan selâmetle halâs olur, inşâallâh. Zîrâ Mısır mekri mekr-i azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y217a ·
metinde göster ·
… tâne-i Bedevî binâ edüp bu halîfeyi anda sâkin edüp tatyîb-i hâtıriyle mukayyed
olurlar. Bu
dahi berekât-ı Bedevî'dir.
Ve Rûm ve Arab u Acem'de şey’ullâha gezen fukarâ-yı Bedevîler tahsîl-i mâl edüp yılda bir kerre mevlûd mahallinde gelüp cemî‘i tahsîl etdikleri eşyâları baş halîfe huzûruna koyup âlem-i seyâhatde sâhib-i post olmağa isti‘dâd hâsıl etdi ise leyle-i ahîr mevlûdunda iki yüz üç yüz hulefâ sâhib-i seccâde olup bunu dahi ol gece kemer-beste edüp sâhib-i seccâde ederler. Ol halîfe murâd edündiği diyâra mu‘azzez ü mükerrem tabl u nakâre ve deff ü kudümler ve alem ü sarâf ve seccâdeler verüp du‘â vü senâ ile ol diyâra gönderirler. Hikmet bu kim varduğı diyâr halkı ta‘zîm ü tekrîm ile istikbâline çıkup ol şehirde tekye-i Bedevî yok ise elbette bir âsitâne-i Bedevî binâ edüp bu halîfeyi anda sâkin edüp tatyîb-i hâtıriyle mukayyed olurlar. Bu dahi berekât-ı Bedevî'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y289a ·
metinde göster ·
… i mızraklı âdemler zuhûr edüp cümle harâmîleri katl edüp yine şehre girüp gâyib
olurlar. Bu
menâkıb karîbü'l-ahd olup yetmiş senedir. Ol asırdan berü mevlûda ehl-i züvvâr …
eş-şeyh Hazret-i Kenâniyye es-Sâdât: Bir kubbe-i âlîde medfûnlardır. Cümle kırk bir kibâr-ı evliyâlar bir yerde medfûnlardır. Zamân-ı kadîmde kırk biri de harâmîler imiş, hidâyetullâh erüp cümlesi velî olmuşlardır. Ser-tâcları kutbü'l-aktâb pişvâ-yı tarîk Kenânî hazretleridir. Senede bir kerre mevlûd-ı azîmi olup kırk elli bin âdem cem‘ olup haymelerinde on gün on gece tevhîd-i sultânî olur. Mâ-tekaddem Malaka meydânında bu mevlûdu Urbân-ı uryân aşkıyâsı basup ordu-yı bâzârı nehb [ü] gâret edüp hayli âdem şehîd ederler. Derhâl şehr içinden kırk bir yeşil imâmeli ve eşheb atlı eli mızraklı âdemler zuhûr edüp cümle harâmîleri katl edüp yine şehre girüp gâyib olurlar. Bu menâkıb karîbü'l-ahd olup yetmiş senedir. Ol asırdan berü mevlûda ehl-i züvvâr gelmeyüp cem‘iyyet olmaz imiş. Hakîr bu ahvâli istimâ‘ eyleyüp Mansûre kâşifi Turna Mustafâ Beğ'e hitâben mü’ekkid buyurdular, Cânpûlâdzâde Hüseyin Paşa efendimizden alup eyâlet-i Mansûre'de dellâllar nidâ edüp bin seksen dördde kırk elli bin âdem gelüp cem‘iyyet-i kübrâ oldu. Hamd-i Hudâ hakîr dahi birkaç sene hâzır idim. Her sene terakkîli âdem deryâsı olmadadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y354a ·
metinde göster ·
Ve bir çâr-gûşe divâr içinde dahi şeyh Abdurrahîm hazretlerinin halîfelerinden eş-şeyh İbrâhîm-i Ebüddünyâ: Ebüddünyâ künyesinin sebebi oldur kim bir cîger-gûşesi Y 381a âhirete intikâl etdükde techîz ü tekfînine bir dirhem bulmada âciz olur. Derhâl zemîne bir püşt-i pâ urunca zemîn çöküp bir kenz-i azîm zâhir olur kim cenâzeye hâzır olanlar ve ahâlî-i beledler bu mâl-ı firâvânı üç gün taşıyup ihtiyâcdan berî olurlar. Bu ahvâl karîbü'l-ahddir. Q 310aP 307a Anıniçün bu azîze Ebüddünyâ deyü lakab dediler. Ve bu şehr-i Kınâ ol kenz-i azîmin mâliyle ma‘mûr olmuşdur, derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y380b–Y381a ·
metinde göster ·
… le sâkin olup konup göçerler. Göçmeyenleri harâbistân bâğ u bostânlarında sâkin
olurlar. Bu
dahi iklîm-i evveldedir. Andan tağlar ve mahsûllü sahrâlar içre ibret-nümâ sun‘ …
Bir sahrâda sevâd-ı mu‘azzam imiş. Hâlâ harâbdır. İçinde kırk elli bin Seherî kavmi sâkinlerdir. Bâğ u bâğçeleri ve zirâ‘at edecek yerleri vardır. Ve bu kavmin lisânları Hindî lisânına karîbdir. Cümle obalar ile sâkin olup konup göçerler. Göçmeyenleri harâbistân bâğ u bostânlarında sâkin olurlar. Bu dahi iklîm-i evveldedir. Andan tağlar ve mahsûllü sahrâlar içre ibret-nümâ sun‘-ı Hudâları temâşâ ederek altıncı günde vakt-i gurûb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·