… retleri ve bocı ırgatları ve felenkleri tasvîrin etmiş. Ve hâlâ evce ser çekmiş
on âdem
dirâgûş edemez, çâr-kûşe bir amûd-ı müntehâdır kim çâr-kûşesinde birer tuç kürs …
Ve bu mîlin bir cânibinde dahi bu kadd [ü] kâmetde yüz zirâ‘ seng-i âlîyi ilm-i cerr-i eskâl ile üç yüz nefer âdem ile kâ’im etdüğinin âlât sûretleri ve bocı ırgatları ve felenkleri tasvîrin etmiş. Ve hâlâ evce ser çekmiş on âdem dirâgûş edemez, çâr-kûşe bir amûd-ı müntehâdır kim çâr-kûşesinde birer tuç kürsî üzre sâbitdir kim ilm-i mi‘mârîden haberdâr olan gördükde âdem engüşt ber-dehen eder. Hâlâ temâşâgâh-ı ünâs-ı cihândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 17b ·
metinde göster ·
… im ol Settâr Allah} sun‘un ızhâr içün ol Hayyu'l-ebed ol kemikleri taşra komuş.
On âdem
kaddi bâlâda kaya içre durur kemiklerdir kim yoldan hayli mesâfe-i ba‘îdededir.
Ol yâr-ı muvâfıklar dahi be-ser [ü] çeşm deyüp hakîre vesîle olup bir sâ‘at dahi şimâle gidüp Muş sahrâsı yoluna gider bir râh-ı azîme gitmeyüp ol mahalde bir yalçın kaya üzre rubu‘ sâ‘at ubûr edüp vardık. Sun‘-ı Hudâ-yı azîm mezkûr yalçın minâre-misâl kad çekmiş kayaya bir âdemi zencîrler ile sarmışlar. Hâlâ ancak üstühânları kalmış. Ne uzvu ve ne zencîrler çürümemiş. Gûyâ henüz üstâd elinden çıkmış zencîrdir ve beyâz üstühânlardır, ammâ ol uzuvların incikleri ve kol kemikleri yedişer sekizer arşın gelir kalın ve tavîl kemiklerdir ve başı küçük hammâm halveti kubbesi kadar vardır. Gözlerinin deliklerine birer âdem girer ve çıkar. Hatta ayneyni deliklerinde miskî kartallar âşiyân etmişler. Meğer bu üstühân-ı pâk Hazret-i İbrâhîm aleyhisselâma imân getirenlerden bir mü’min ü muvahhid kimesne imiş. Nemrûd-ı la‘în bu şahsı âteşe göyündürmek içün bu kayaya kayd [u] bend edüp altına âteş yakdıkda Cenâb-ı Bârî bu merdin vücûdunun ba‘zı yerin kayaya der-âğûş etdirüp niçe yerleri kaya ile yek pâre ve yek renk olup ancak incikleri ve kolunun biri ve başı {kayadan taşra nümâyândır kim ol Settâr Allah} sun‘un ızhâr içün ol Hayyu'l-ebed ol kemikleri taşra komuş. On âdem kaddi bâlâda kaya içre durur kemiklerdir kim yoldan hayli mesâfe-i ba‘îdededir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 238a ·
metinde göster ·
… e. Bizim acele ile Melek Ahmed Paşa yanında işimiz var, ılgar ile gideriz" deyü
on âdem
refîk alup yine vakt-i şâfi‘îde fi'l-hâl atlanup "Bâb-ı kazâ meftûhdur" deyü sa …
Hakîr eyitdim: "İmdi ağam lutf eyle. Bizim acele ile Melek Ahmed Paşa yanında işimiz var, ılgar ile gideriz" deyü on âdem refîk alup yine vakt-i şâfi‘îde fi'l-hâl atlanup "Bâb-ı kazâ meftûhdur" deyü sabâh namâzın kılmayup bir sâ‘at Van deryâsı kenârında karsız kumsal yerde segirderek giderken geriden seçilir seçilmez kırk elli atlı nümâyân olup beyâz kar üzre karakuş gibi şikâr özleyip gelirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 13b ·
metinde göster ·
Ve derûn-ı hisârda Süleymân Hân'ın bir küçük câmi‘i var. {İçine
on âdem
sığar}, zîrâ sene 959 târîhinde fermân-ı Süleymân Hân ile Vezîr-i Sânî Ahmed Pa …
Ve derûn-ı hisârda Süleymân Hân'ın bir küçük câmi‘i var. {İçine on âdem sığar}, zîrâ sene 959 târîhinde fermân-ı Süleymân Hân ile Vezîr-i Sânî Ahmed Paşa fethidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 121b ·
metinde göster ·
mecrûh olup beş aded âdemlerin hâh-nâ-hâh giriftâr edüp şehîdimiz mahkeme-i Res …
"Biz top-keşân askerîsiyiz. Ellerimizde emrlerimiz vardır. Biz zahîre-bahâ vermeziz" deyü hayli ceng edüp bizden bir yiğidi şehîd edüp, anlardan on âdem mecrûh olup beş aded âdemlerin hâh-nâ-hâh giriftâr edüp şehîdimiz mahkeme-i Resûl'e getirüp üç pâre kurâ halkından üç bin guruş kan-bahâ ve üç yük akçe zahîre-bahâ alup, andan karye-i Kullalar ve karye-i Erdoğmuşlar ve karye-i Karabınar ve karye-i Durgutlar ve karye-i Solinar ve karye-i Eynel Obası ve karye-i Kurdlar ve karye-i Tirepişte ve karye-i Gıranova ve karye-i Evrene ve karye-i Tirebne ve karye-i Fırankofça ve karye-i İn Obası ve karye-i Sindellü ve karye-i Evreşe ve karye-i Haydarlu ve karye-i Baraklu ve karye-i Cillu ve karye-i Temürhânlu ve karye-i Celilli ve karye-i Gemiciler ve karye-i Nâ’iblü ve karye-i Logoniçe ve karye-i Radoniş ve karye-i Büyük Hasançi ve karye-i Negoçan ve yine kasaba-i Na‘lband şeşan dağlarında Manastır şehrin gâret eden Yano kâfir olmağile ol dağlarda olan kurâların mâlları tahsîl olmayup kaldıkda, cümle tevâbi‘lerimiz bırağup yalnız bir gulâmımla at boynuna düşüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 179b ·
metinde göster ·
… termek murâd [u] merâmları imiş. Cüst(?) ile eyleyüp beşinci gün bizim askerden
on âdem
ile "Nâmeleri getirin" deyü on aded başları devekuşu yünlü ve siyâh şapkalı Nem …
Meğer anlar avk [u] te’hîr etmelerinin sebebi müşâvere turvinleri edüp sözü bir yere koyup ve mevlûd-i Îsâ bahânesiyle bize deryâ-misâl küffâr askerin göstermek murâd [u] merâmları imiş. Cüst(?) ile eyleyüp beşinci gün bizim askerden on âdem ile "Nâmeleri getirin" deyü on aded başları devekuşu yünlü ve siyâh şapkalı Nemse nemeşleri gelüp bizden Mustafâ odabaşıyla on bir âdem hakîr ile on ikinci âdem olup yine kal‘a-i Kaşa deyüp mektûb ve nâme-i serdâr ile Kaşa'ya girüp aslâ gözlerimiz bağlamayup mukaddemâ her bâr temâşâ edüp bu hakîrin bildiği yollardan doğru kapudan-ı bî-îmân sarâyına varup birer iskemlede karâr-dâde olduğumuzda kapudan içerden taşra dîvânhâneye gelüp tahtında karâr etdikde eline Erdel dojları ve birovların mektûbların ve bizim serdârımız nâmelerin verüp ân-ı vâhidde tercüme edüp kırâ’at etdiklerinde me’âl-i kelâmları mefhûmu olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 15a ·
metinde göster ·
… üç bin kadar kefere vü fecereleri vardır. Allâhümme âfinâ cümle âsî köydür, beş
on âdem
konmağa kâdir değillerdir. Hattâ biz anda iken ba‘zı kefere evlerinde vâveylâ v …
Ammâ bu nehr-i Yantura bu ceng etdiğimiz Şıpka dağından çıkup cânib-i şimâle akup Nigebolı kal‘ası kurbunda nehr-i Tuna'ya mahlût olur. Ve bu Kabirova köyü vezîria‘zamların hâssı yedi yüz saz ve kiremit örtülü Bulgar kâfiri köyüdür kim üç bin kadar kefere vü fecereleri vardır. Allâhümme âfinâ cümle âsî köydür, beş on âdem konmağa kâdir değillerdir. Hattâ biz anda iken ba‘zı kefere evlerinde vâveylâ vü vâveledâ ve feza‘ u çeza‘ları var idi ve ba‘zısı hasta-misâl yatırlardı. Meğer dağda bizimle ceng edüp mürd olan keferelerin akrabâları mâtem ederlerdi. Ve niçe evlerde hasta-misâl yatanlar yaralı gelenler idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 54b ·
metinde göster ·
… bin âdem askeri var idi, yigirmi bini Ciğerdelen'deki cengde kırıldı. Ancak yüz
on âdem
ile Fargaçi kaçup kal‘aya geldi ve kendiyle cân kurtarup kal‘aya gelenleri,
"Ol kal‘a-i Uyvar'ın enderûn [u] bîrûnunda kâmil kırk bin âdem askeri var idi, yigirmi bini Ciğerdelen'deki cengde kırıldı. Ancak yüz on âdem ile Fargaçi kaçup kal‘aya geldi ve kendiyle cân kurtarup kal‘aya gelenleri,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 109b ·
metinde göster ·
… olunmadı. Nisâ tâ’ifesi bu diyârda kapusundan taşra yalnız çıkamaz. Elbette beş
on âdem
bir hurme hâtûnu "Vahdehu lâ-şerîke leh" ile cebbâne seyrine götürüp anda defn …
Evvelâ bu diyârın ne mahbûbun ve ne mahbûbesin görmek olmayup hüsn-i bâ-kemâl bâ-cemâllerinin reng-i rûyları tahrîr olunmadı. Nisâ tâ’ifesi bu diyârda kapusundan taşra yalnız çıkamaz. Elbette beş on âdem bir hurme hâtûnu "Vahdehu lâ-şerîke leh" ile cebbâne seyrine götürüp anda defn ederler. Bir dahi evine girmezler. Avretlere bu ömr-i nâzenînlerinde büyük temâşâdır. Tâze gulâmları hod on yaşında saç sakal sâhibi olur. Sakalına ustura değiren gulâmı ve berberi katle berâber ibret-i âlem ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 163a ·
metinde göster ·
… ‘-ı Mervân Abdullâh üzre el kaldıram zann etdiler. Abdullâh ve Âmir Cürcânî yüz
on âdem
dahi Mervânîlerden katl edüp başlarını Şâm'da Ebü'l-Müslim'e götürdüler. Hâlâ M …
"Cedd-i ızâmım Hazret-i Yezîd rûhiyçün şimdi ben sizi vâkı'amda görüyordum. Bana tâbi‘ olmağa mı geldiniz?" dedikde Âmir Cürcânî ve Abdullâh Mâzinî eydir: "Vallâhi biz de Ebü'l-Müslim başıyçün seni burada depelemeğe geldik" deyince hemân zeber-dest Mervân el kaldıram sandı. Abdullâh Mâzinî Mervân-ı Hımâr'a eyle bir sâtûr-ı Müslimî urdu kim kellesi hâk-i pâke-i rimâl üzre galtân oldu. Ve etbâ‘-ı Mervân Abdullâh üzre el kaldıram zann etdiler. Abdullâh ve Âmir Cürcânî yüz on âdem dahi Mervânîlerden katl edüp başlarını Şâm'da Ebü'l-Müslim'e götürdüler. Hâlâ Mervân'ın ve tevâbi‘lerinin mezârları Mısır'ın Cîze hâkinde mezkûr Bûsîr nâm karye kurbunda bir hurmalık altında medfûnlar. Ba‘zı Mervânî ve Yezîdîler varup ziyâret ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 164a ·
metinde göster ·
… i var, evce ser çeküp anda Erdel diyârından gelme bir sâ‘ati var. Nâkûsu içinde
on âdem
oturur. Vakt-i zuhr oldukda on iki kerre darb edüp sadâsı bir konak yerde istim …
Der-âsâr-ı ibret-nümâ-yı acâ’ibât: Ol çârsû içre bir sâ‘at kullesi var, evce ser çeküp anda Erdel diyârından gelme bir sâ‘ati var. Nâkûsu içinde on âdem oturur. Vakt-i zuhr oldukda on iki kerre darb edüp sadâsı bir konak yerde istimâ‘ olunur. Ta‘bîr ü tavsîf ile olmaz, tâ ki görmeğe muhtâc bir sâ‘at-i ibret-nümâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 359a ·
metinde göster ·
… ervi ve çam dırahtları serâmed ola ammâ bu Semiz çam gâyet alçakdır ve cüssesin
on âdem
ancak dirâğûş eder. Ve cüsse ve berkleri bir vâdîyi sâyedâr edüp zıll-ı himâyes …
Ve biri dahi Semiz çamdır, âdetullâh bunun üzerine cârîdir kim servi ve çam dırahtları serâmed ola ammâ bu Semiz çam gâyet alçakdır ve cüssesin on âdem ancak dirâğûş eder. Ve cüsse ve berkleri bir vâdîyi sâyedâr edüp zıll-ı himâyesinde on bin koyun sâyelenir bir çam-ı cihândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y97b ·
metinde göster ·
… sîm olmak ihtimâli yokdur. Ve bu ağacın vücûdu kapu kapu aralıkdır. İçi boşdur,
on âdem
sığar. Hikmet-i Hudâ münkirînden bir kaç şahs-ı bed-fi‘âl azîzi imtihân içün zi …
Bu şehirde olan ziyâretleri beyân eder: Evvelâ Ziyâretgâh-ı (---). Bu şehrin şimâlinde kal‘a kurbunda ziyâret-i nâtık-ı hakâyık, nâsıh-ı halâyık, sultân-ı dünyâ vü dîn, sîmurg-ı Kâf-ı yakîn Hazret-i Seyyid Kemâleddîn, çâr-kûşe dîvâr içre üstü açık bir ulu ziyâretgâhdır. Nice kerâmât[ı] zâhir ü bâhirdir. Hattâ cümleden biri mübârek ser-i sa‘âdetleri ucunda bir dıraht-ı müntehâ ardıç ağacı vardır, beş âdem kucaklar bir dıraht-ı azîmdir. Bir memleketde ardıç ağacı eyle müntehâ ve cesîm olmak ihtimâli yokdur. Ve bu ağacın vücûdu kapu kapu aralıkdır. İçi boşdur, on âdem sığar. Hikmet-i Hudâ münkirînden bir kaç şahs-ı bed-fi‘âl azîzi imtihân içün ziyârete gelüp âlâ-tarîkı'l-hedâye birez bâdem getirüp kerâmet isterler. Azîz hazretleri buyururlar kim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y99a ·
metinde göster ·
… ol dıraht-ı müzeyyenin keyfiyyet-i hâli şöyle ma‘lûm ola ki bu dırahtın vücûdun
on âdem
kucaklar.
Ammâ bu mezkûr İstanköy'deki çınâr-ı müntehâsı anlar gibi serâmed değildir, alçakdır. Ammâ bu diraht-ı azîme Cenâb-ı Bârî'nin bir gûne nazarı ta‘allûk etmiş bir çınâr-ı şu‘bedârdır. Ve midhatinde lisân kâsırdır. Ammâ ihvân-ı bâ-safâya Y 105b ve zurefâ-yı bâ-vefâya ol dıraht-ı müzeyyenin keyfiyyet-i hâli şöyle ma‘lûm ola ki bu dırahtın vücûdun on âdem kucaklar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y105a–Y105b ·
metinde göster ·
… âteşlerin Y 131a yanına bir âdem varsa bir âteş dahi zâhir olur. İki üç yâhûd
on âdem
varsa ol kadar âteşler zâhir olur. Kükürd-misâl râyihası vardır, ammâ benî âdem …
Hikmet bu kim ol âteşlerin Y 131a yanına bir âdem varsa bir âteş dahi zâhir olur. İki üç yâhûd on âdem varsa ol kadar âteşler zâhir olur. Kükürd-misâl râyihası vardır, ammâ benî âdeme zarar isâbet etmez. Ve temâşâ eden kimesneler gidince evvelki âteşler kalup sonraki âteşler gâyib olur. Ve şiddet-i harâretinden yanına varılmaz, zîrâ alevi hayli yerden te’sîr eder. Arapça
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y130b–Y131a ·
metinde göster ·
… e bir ferd kalmayup Bolkar yaylasına çıkarlar. Şehirde ancak Paşa voyvadası beş
on âdem
ile kapuları sedd edüp âsûde-hâl dîdebânlık edüp şehri muhâfaza ederler. Ve bir …
Ve bu şehrin âb [u] hevâsı sakîl olduğundan bahârdan sonra şehirde bir ferd kalmayup Bolkar yaylasına çıkarlar. Şehirde ancak Paşa voyvadası beş on âdem ile kapuları sedd edüp âsûde-hâl dîdebânlık edüp şehri muhâfaza ederler. Ve bir şey zâyi‘ olsa tazmîn ederler, kânûnları budur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y153a ·
metinde göster ·
Bu menzilde Şu‘ûr kuluna icâzet verüp bu kavimden Y 177b
on âdem
refîk alup cenûba giderken yol üzre bir kubbe-i âlî içinde Şeyh Tırayra, Tarîk- …
Bu menzilde Şu‘ûr kuluna icâzet verüp bu kavimden Y 177b on âdem refîk alup cenûba giderken yol üzre bir kubbe-i âlî içinde Şeyh Tırayra, Tarîk-i Edhemîdendir. Anı ubûr edüp Akdeniz nümâyân oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y177a–Y177b ·
metinde göster ·
Ve kal‘a dizdârı Rıdvân Ağa ve Ahmed Ağa ve Kör Mehemmed Ağa ile vedâlaşup kal‘a neferâtlarından on âdem refîkler alup Cinîn sahrâsı içre garb cânibine sayd [u] şikâr ederek 9 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y184a ·
metinde göster ·
… düp hâkimü'l-vakt Sâlih Ağa ve birâder- Y 201b zâdesi Mîr Assâf ile vedâlaşup
on âdem
refîk ile bir buçuk sâ‘at Sıfed'den yokuş aşağı enüp sol tarafımızda,
Hamd-i Hudâ anı dahi ziyâret edüp hâkimü'l-vakt Sâlih Ağa ve birâder- Y 201b zâdesi Mîr Assâf ile vedâlaşup on âdem refîk ile bir buçuk sâ‘at Sıfed'den yokuş aşağı enüp sol tarafımızda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y201a–Y201b ·
metinde göster ·
… latîf müsmirâtlar getirüp askeri ganîmet ederler. Hakîr direk şeyhlerinden beş
on âdem
alup iki memlûküm ile hakîr sekiz kişi olup,
Bu kal‘a bir öz içine vâki‘ olmuşdur. Cümle huccâc bayırlara ve kumsal derelere konup istirâhat ederler. Bu mahalle Tûr-ı Sînâ karîb olmağile ol tarafdan re‘âyâ ve berâyâlar me’kûlât [u] meşrûbâtlar ve latîf müsmirâtlar getirüp askeri ganîmet ederler. Hakîr direk şeyhlerinden beş on âdem alup iki memlûküm ile hakîr sekiz kişi olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y380a ·
metinde göster ·
… be ve Dümbiyye ve Alevî ve Habeş diyârlarında meşhûr-ı âfâk şecerdir. Cüssesini
on âdem
ancak dirâgûş eder. Ve kırk aded şu‘beleri var, her haşebesini dahi beş âdem an …
Bu İsvân'ın şimâlî kurbunda tâ Benî İsrâ’îl zamânından berü bir köhne dıraht-ı bî-misâl vardır kim rûy-ı arzda buna mânend şecere-i azîm-i bülend halk olunmamışdır. Şâhaları ve berg [ü] bârları hâlâ sayf ü şitâda dâ’imdir. Ve varakları yedi yılda bir köhne olup hazân olur, ba‘dehu tâze evrâkları zâhir olur. Şeceretü'l-hat deyü vilâyet-i İsne ve İsvân ve Sûdân ve Fûncistân ve Nûbe ve Dümbiyye ve Alevî ve Habeş diyârlarında meşhûr-ı âfâk şecerdir. Cüssesini on âdem ancak dirâgûş eder. Ve kırk aded şu‘beleri var, her haşebesini dahi beş âdem ancak kucaklar. Eflâke ser çekmiş şecer-i kebîrdir kim sâyesinde kırk bin ganem sâyelenmek mümkündür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y387a ·
metinde göster ·
Ertesi ale's-sabâh paşa ağalarından ser-i kârda olanlardan on âdem mahbûs Mısır'a göndermek içün heccânları ile hâzır edüp ahâlî-i vilâyetin arz-ı mahzarlariyle hakîri ve kethudâsı Kara Mehemmed Ağa refîk-ı kadîmimiz ile üç yüz salt cürd atlı ve heccânlı âdemler me’kûlât [u] meşrûbâtlarımız ile Kara Nâ’ib ile vedâlaşup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·