… bâb-ı tîmâra üç bin akçede bir cebelü vermek kânûndur. Ve on bin akçesi olanlar
on binden
ze‘âmete varınca mutasarrıf olanlar üç cebelü verir.
Evvelâ eyâlet-i Rûmeli cümle sancaklarında olan ze‘âmet [ve] tîmârları tokuz bin iki yüz yetmiş dörd kılıçdır. Tokuz yüz on dördü ze‘âmetdir mâ‘adâsı tezkirelü ve tezkiresiz tîmârdır. Erbâb-ı zü‘amâya beş binde bir cebelü ve erbâb-ı tîmâra üç bin akçede bir cebelü vermek kânûndur. Ve on bin akçesi olanlar on binden ze‘âmete varınca mutasarrıf olanlar üç cebelü verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 54b ·
metinde göster ·
… ltânlar dahi cümle sûr libâsların geyinüp muhteşemâne 314a arz-ı kâlây ederek
on binden
mütecâviz çapur askeri gibi derme çatma ve Terekeme ve Moğol ve Boğol ve Kımık …
Ve niçe sultânlar dahi cümle sûr libâsların geyinüp muhteşemâne 314a arz-ı kâlây ederek on binden mütecâviz çapur askeri gibi derme çatma ve Terekeme ve Moğol ve Boğol ve Kımık ve Kumuk ve Kılmak ve Gökdolak ve Moğan ve Kazak tâ’ifelerinden ecnâs-ı mahlûkât âriyetî libâçe ve libâslar ile pür silâh olup kerrenây ve nefîr-i Efrâsiyâb'ların çalarak ve kös-i Hâkânîleri ve tablların ve tabl-bâzların döğerek balaban ve cura sûrnâ fasılları ederek bir alay-ı İrân-zemîn gösterdiler kim diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz. Hemân bu asker içinden Revân hânı at bırağup gelirken refîkımız Şemahı hânı eydür "Hey Evliyâ Aka! Mine heze Revân hânı geledir" dedikde hân gelüp ibtidâ hakîr ile at üzre görüşüp musâfaha idişüp ba‘dehû Bakü hânıyla bilişüp ve Gîlân hânıyla öpüşüp tâ Bakü kal‘asına üç sâ‘atde varınca âşnâ olduk. Andan zeyl-i Bakü'ye varınca kal‘anın burc [u] bârûlarından ve leb-i deryâda âmâde olan kullelerden ol kadar top endaht edüp şâdmânîler oldu kim kal‘a-i Bakü mürg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup hakîre hayli cebe satdılar. Meğer bu Bahr-i Haraz'ün karşu garb cânibinde Moskov kralının Ejderhân ve Balhân ve Sarây ve Haşdek ve Türk kal‘alarından elçiler gelüp sûr içün hedâyâlar getirmişler. Bu top şâdmânlarının bir aslı da anlara kal‘anın cebehânesi ve istihkâmın göstermek imiş. Bu hâl üzre kal‘a-i Bakü'ye bin elli yedi senesi mâh-ı Muharrem'inin evvel cum‘a gününde dâhil olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 313b–314a ·
metinde göster ·
… ı piyâde ağaların Hasankal‘ası'na ve gayri kurâ ve kasabâtlara âdemler gönderüp
on binden
mütecâviz eli kürekli ve çapalı ve kazmalı re‘âyâ vü berâyâlar Deveboynu mahall …
Hikâye-i udhiketü'l-acîbe, güfte-i Molla Yahyâ-yı Şâmî: Sene 1045 târîhinde Revân kal‘asında mahsûr olan Murtezâ Paşa'yı muhâfaza içün Tabanıyassı Mehemmed Paşa efendimizle kal‘a-i Erzurûm'da kırk bin asker ile meştâda iken kal‘a-i Revân'ı Şâh muhâsara etdüğü haberi gelince Erzurûm'dan elli bin asker ile Revân'da Murtezâ Paşa'nın istihlâsına gitdikde bir mızrak boyu karı sökerek yüz bin renc-i anâ çekerek Erzurûm'dan iki merhale olan Deveboynu nâm mahalle yedi günde gücile varup kar üzre hayme ü hargâhlarımız kurup ol gice anda dipi ve boran ve kızıl kıyâmet çekerek andan yatup ale's-sabâh cümle çadırları kar bürümüş ve cemî‘i ümmet-i Muhammed üşümüş ve üç bin gurebânın elleri ve pâları donmuş, çürümüş ve niçe yüz at ve deve donmuş. Çadırları bozmağa ve ne atları kardan taşra çıkarmağa imkân olmayup Tabanıyassı ba‘zı piyâde ağaların Hasankal‘ası'na ve gayri kurâ ve kasabâtlara âdemler gönderüp on binden mütecâviz eli kürekli ve çapalı ve kazmalı re‘âyâ vü berâyâlar Deveboynu mahallinde yol açdılar. Ol gice yine azîm vezni üzre berf-i rahmet hazînesi yağup dere ve depe beyâz şepe ile leb-ber-leb olmuş. Ale's-sabâh yine cemî‘i yolları re‘âyâ vü berâyâlar tathîr etdükçe dipi ve borandan yine "Ne reh ne râh pür-peydâ. mazmûnunca on iki gün bu mihnet-i şedâ’idi çekmeden cümle ibâdullah ve sâ’ir mahlûk-ı Hudâ bîzâr olup cümle asâkir-i mihnet-zede Tabanıyassı Mehemmed Paşa üzre guluvv-i âm edüp "Behey Paşa bizi kırır mısın? Revân kal‘asın şâh alırsa bahâr eyyâmında 52a yine hâh nâ-hâh şâh-ı bî-penâh-ı gümrâhdan alırız. Hemân kalk Erzurûm'a gidelim" dediklerinde âkıbet-endîş paşa eydür: "Yâ pâdişâha sonra ne cevâb verelim?" dedikde cümle asker: "Biz cümlemiz pâdişâha arz ederiz. Siz dahi telhîs edüp azîz başın içün bu ibâdullahı Erzurûm'un bu sovuk cehenneminden halâs eylen, hemân dönelim!" deyü cümle asker vâveylâ vü feryâd etdiler. Âhiru'l-emr Deveboynun aşamayup Revân imdâdına gidemeyüp cümle asker-i İslâma avdet fermân olunup bu kadar mâl-ı hazâ’in ve cebehâne ve hayme vü hargâh ve bâr-ı bengâh Deveboynu nâm mahalde kar içinde kalup Tabanıyassılı Yavaşça Mehemmed Ağa nâmında bir ağamız cânından bîzâr olup kemerinden iki bin sikke-i hasene altunu ol beyâbânı kar bürümüş çadırı mahallinde gökyüzüne nazar edüp bir gök bulut pâresin nişân edüp zemîni hançer ile kazup ol hafircik içre mezkûr kemeri iki bin altun ile zemîne defn edüp "İşte bu semâdaki bulut, altındaki altunuma nişândır" deyüp cümle deve ve katarın çeküp düşe kalka Erzurûm'a gelüp yedi ay meştâda iken Avnik kal‘ası ve Ziyâeddîn kal‘ası câniblerinden Ekrâd beğleri ayağı likanlı ve pâları paçılalı birkaç Kürd âdemleri gelüp "Revân kal‘asın Murâd Hân yedi günde aldı. Hâlâ şâh yedi ayda döğe döğe alalı yedi gündür ve Revân kal‘asında olan ümmet-i Muhammedi kılıçdan geçirdi ve kal‘a milk-i mevrûsumdur, deyü Revân'da karâr edüp derûn-ı Revân'a yetmiş bin asker muhâfazacı kodu" deyü bu gûne muvahhaş haberi getirdikde Tabanıyassı efendimiz eydür "Kal‘a-i Revân gitdiyse cehenneme ammâ ol serdar kara dînli Kara Murtezâ niçe oldu?" dedi. Haber getiren Kürd eydür "Murtezâ Paşa gördü kim kal‘a içindeki asker amân ile kal‘ayı şâha verdiler. Ol dahi haste-hâl idi. Hemân parmağındaki elmas mührini yudup ciğeri pâre pâre olup merhûm oldu" deyince Tabanıyassı eydür: "Bre mürd oldu ve hortladı desene" deyü Kürde hitâb edüp yanında olan nedîmlerine eydür: "Efendiler! Revân kal‘asının elden gitmesi bir Kara Murtezâ dünyâdan gitmesine değmez mi?" deyüp safâ ve sürûr edüp Kürde bî-hisâb mâl ihsân edüp şâh-ı Acem'in Revân'a istîlâ etdüğün Murâd Hân'a telhîs edüp ulaklar ile gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 51b–52a ·
metinde göster ·
mütecâviz kibâr-ı şühedâdırlar. Ve Alemdâr Baba ve şeyh şehîd İlyâs Dede ve Tim …
Ziyâret-i cebbâne-i şühedâ: On binden mütecâviz kibâr-ı şühedâdırlar. Ve Alemdâr Baba ve şeyh şehîd İlyâs Dede ve Timurtaş Paşazâde Yasavul Beğ ve niçe bin şühedâlar dahi medfûnlardır. (---)(---)(---)(---)(---) Anları ziyâret edüp yine cânib-i şarka gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 168b ·
metinde göster ·
"Leh'e ve Çeh'e ve Erdel'e mâlik olup bu kal‘ayı inşâ etdi" deyü İrşek Pap Macar Târîhi'nde mufassal yazmışdır, ammâ bu kal‘a yine Erdel krallarına tâbi‘dir, lâkin Zolomioğlu kralzâde milki olmağile içinde olan Macar eşkiyâsı on binden ziyâde olmağile elçilerimiz ile varan nâmelerimize aslâ itâ‘at etmeyüp cenge mübâşeret etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 9b ·
metinde göster ·
… zeleri tâ araka çıkınca her kûşe ve pûşede ol kadar cimâ‘ olurdu kim tokuz ayda
on binden
mütecâviz bula hâmile olup bu seferde evlâd sâhibi oldular ve hâmile kalmaz gay …
Ve bu sefer-i eser-me’serde bu kadar semen-sîmâ kemân-ebrû ve perî-peyker ve melek-manzar ve gül-çehre ve gül-bûlar dirâğûş olunup her birinin hüsn-i cemâlleri bir mertebede idiler kim geysû-yı mürgûle-i çîm-ender-çîm ve hîm-ender-hîmlerinin her târları revnak ve şeb gibi gören uşşâkın akılların târumâr ederlerdi, lâkin bu bânûların niçe bini nâ-ehl ehremen ve zîr-dest ve dîv-dest ellerine girüp şeb [ü] rûz haymelerinde ve dağıstân hıyâbânistânlarda bu bâkire ve dûşîze ve kâlimleri ve mûğpîçe gulâmları alt edüp ol fetâlar şakır şakırdı şaka ayyûka âvâzeleri tâ araka çıkınca her kûşe ve pûşede ol kadar cimâ‘ olurdu kim tokuz ayda on binden mütecâviz bula hâmile olup bu seferde evlâd sâhibi oldular ve hâmile kalmaz gayri hüddâmânın hidmetin kavm-i Lût bilir, ammâ bu Seykel diyârının mahbûb u mahbûbesi Macar-ı füccâr-ı Erdel-i erzel memleketinde değil belki Leh ve Çeh ve Alman vilâyetlerinde misilleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 23b ·
metinde göster ·
… çlı Yezîdî Kürdleri katl olup şehîdân-ı Deşt-i Kerbelâ'nın intikâmların aldı ve
on binden
mütecâviz a‘lâ ve ednâ ve bapirleri, ya‘nî sultânları ve kızları ve gulâmları v …
Andan yine Diyârbekir'den seksen bin asker cem‘ edüp sene (---) târîhinde Sincar dağının Yezîdî Kürdlerine bir sâtûr-ı Muhammedî urup on üç bin Saçlı Yezîdî Kürdleri katl olup şehîdân-ı Deşt-i Kerbelâ'nın intikâmların aldı ve on binden mütecâviz a‘lâ ve ednâ ve bapirleri, ya‘nî sultânları ve kızları ve gulâmları ve avretleri cümle esîr-i der-zincîr olup Diyârbekir'e selâmet geldi ve niçe zamân âsûde-hâl olup Rûmiyye Şeyhi Azîzzâdeler ile tevhîd ü tezkîr zevk ü şevkleri ederdi, zîrâ kendüleri cihâz-ı fakrı tarîk-i Hâcegân-ı Nakşıbend'den kabûl etmişlerdi. Dâ’imâ evrâd [u] ezkârların tilâvet edüp kârları mesâlih-i müslimîn ile mukayyed idi. Ve her ne cânibe teveccüh etse mansûr [u] muzaffer olup şast ber-kabza sehm-i murâdı nişân urup dağî ve bâğî ve yağı olan harâmîleri ele getirüp aslâ amân u zamân vermeyüp sahîfe-i rûzgâr-ı zor-kârdan vücûdların şer‘ile ve seyf-i miczem-i Muhammedîyle âsîlerin vücûdun hakk ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 48a ·
metinde göster ·
… ta‘bîr olunmaz, ammâ bizim piyâdelerimiz ancak yedi yüz yiğitdir, ammâ küffârın
on binden
ziyâde ve elli pâre toplu küffârı var.
Hemân piyâde küffâr bizim piyâdelerimizi ortaya alup bizim piyâdelerimiz "Allâh Allâh" deyüp kâfire bir yaylım çatal ku[r]şum urup bir ceng-i Ali etdiler kim ta‘bîr olunmaz, ammâ bizim piyâdelerimiz ancak yedi yüz yiğitdir, ammâ küffârın on binden ziyâde ve elli pâre toplu küffârı var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 102b ·
metinde göster ·
… âzîler firâr eden küffârların ardları sıra gitdiler, ammâ bu fezâdaki ma‘rekede
on binden
ziyâde {küffâr} birbirlerine onar onar bağlı olan Macar ve Çeh ve Leh ve İsfaç …
Ve bu mahalde niçe bin küffârı şirp-kelle ve paf-gevde etdiler. Ve niçe bin gâzîler firâr eden küffârların ardları sıra gitdiler, ammâ bu fezâdaki ma‘rekede on binden ziyâde {küffâr} birbirlerine onar onar bağlı olan Macar ve Çeh ve Leh ve İsfaç ve Korol ve Tot kâfirlerinin piyâdelerinden bu sahrâda biri cân kurtarmayup asâkir-i İslâm'ın acemi gulâmları bu piyâde kâfirleri eni konu Kassâb-ı Cömerd 105a köçekleri gibi kâfirleri başdan ve koldan ve butdan budayup kırarlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 104b–105a ·
metinde göster ·
… rba‘aya dîdebânlık ve mihribânlık ederdim. Hamd-i Hudâ bir düşman zâhir olmayup
on binden
mütecâviz at ve üç bin esîr ve sâ’ir ganâ’imât hisâbın Çalap Allâh bilir.
Hakîr dahi at üzre hüddâmlarımla cânib-i erba‘aya dîdebânlık ve mihribânlık ederdim. Hamd-i Hudâ bir düşman zâhir olmayup on binden mütecâviz at ve üç bin esîr ve sâ’ir ganâ’imât hisâbın Çalap Allâh bilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 185a ·
metinde göster ·
… n bâtıl dînleri uğurlarına fedâ edüp ol kadar ceng-i cidâl ve harb-i kıtâl edüp
on binden
mütecâviz küffâr üç gedikde biri biri üzre leş leşe çet-a-çet oldu, ammâ asâkir …
Âhır ale's-seher "Allâh Allâh" sadâsıyla cümle cündullâh kal‘aya yürüdüler ve biri birleri ardınca ta‘kîb edüp kal‘a gediklerine girdiler, ammâ bu kal‘a küffârın bilâ teşbîh Ka‘beleri mesâbesinde olmağile yetmiş bin küffâr-ı dûzah-karâr cân u başların bâtıl dînleri uğurlarına fedâ edüp ol kadar ceng-i cidâl ve harb-i kıtâl edüp on binden mütecâviz küffâr üç gedikde biri biri üzre leş leşe çet-a-çet oldu, ammâ asâkir-i muvahhidînden dahi yedi yüzden ziyâde âdem rütbe-i şehâdete erüp huld-ı berîne kadem kaldırırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 12b ·
metinde göster ·
Cümle cezîre-i Kırım içre olan yigirmi bir bin câmi‘ ve mesâcid ve buk[‘]alarda şeb [ü] rûz cümle Tatar sofîleri tevhîd [ü] tezkîr ederler, gâyet ehl-i tevhîd ve ehl-i tarîk âdemleri vardır. Husûsan bâlâdaki evrâklarda evsâfına şürû‘ etdiğimiz Or kal‘asındaki Sâhib Geray Hân câmi‘inde savma‘a-nişîn sâhib-i sülûk mazınne-i kerâme (---) Efendi azîz hazretleri vardır. Kırk yıldır çokluk ile ülfet etmeyüp zî-rûh kısmından hayvân eti ve buğday ekmeği yemeyüp el değirmeninde arpayı övüdüp kendi eliyle pişirüp yer ve kendi eliyle arpa eker. Ekdüğü zemîni sâhibü'l-hayrât Sâhib Geray Hân şeyhin pederine ihsân edüp irsile intikâl eden hâk-i pâkde arpa eküp biçüp kendi eliyle el değirmeninde 108b çeküp pişirüp yer. On binden mütecâviz fukarâ-yı bâbullâh köşe-nişîn sofîleriyle Sâhib Geray câmi‘inde cümle âşıkân halka-i zikrullâha girdikde kaçan tevhîd-i erre geldiklerinde cemî‘i Or halkı âlem-i hayretde kalırlar. Hattâ cümle Or kal‘ası halkı azîz-i mezbûrun mu‘tekidleridir. Hattâ her gece Or kal‘asının der-i dîvârları üzre kal‘a neferâtları gibi şeyh-i muhterem fukarâlarıyla rabât bekleyüp "Allâh yeğdir yeğ" deyü bâng-ı Muhammedî sadâsı verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 108a–108b ·
metinde göster ·
… dağları dibinde gâyetü'l-gâye sarp dağlar ve hıyâbân ormanlar içinde sâkin olur
on binden
ekall başsız ve buğsuz âdemlerdir kim ceng-âver askeri değil bir alay ehl-i hır …
Bu kabîle dahi Mekke ve Medîne'den gelen Serâkeys'in evlâdlarındandırlar. Bunlar dahi Abaza dağları dibinde gâyetü'l-gâye sarp dağlar ve hıyâbân ormanlar içinde sâkin olur on binden ekall başsız ve buğsuz âdemlerdir kim ceng-âver askeri değil bir alay ehl-i hıref kavimlerdir. Ancak her kabaklarında birer ikişer hasîb ü nesîb Takaku âdemleri vardır, ya‘nî papasları var hâkimleridir, ammâ yine kitâbî olmayup bir mezhebden değiller.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 155b ·
metinde göster ·
… i İslâm gelüp bizim gibi bu boğazdan buz üzre beri Kırım'a geçerken buz bozulup
on binden
mütecâviz asker-i İslâm buz altında gark olduğu boğaz-ı menhûsdur. Hamd-i Hudâ …
Ve bu bugün ubûr etdiğimiz Çoçka ve Kilisecik burnu boğazı ol boğaz-ı muhâlifdir kim sene 976 târîhinde Sultân Selîm-i Sânî asrında bâlâda konup evsâfın tahrîr etdiğimiz nehr-i Edil kenârında Türk Or'u nâm handakı Sokollu Mehemmed Paşa fermânıyla kazup asker kışa kalup oru kazmadan ferâğat edüp Heyhât sahrâsında bizim geldiğimiz gibi şiddet-i şitâda bu boğaza cümle asker-i İslâm gelüp bizim gibi bu boğazdan buz üzre beri Kırım'a geçerken buz bozulup on binden mütecâviz asker-i İslâm buz altında gark olduğu boğaz-ı menhûsdur. Hamd-i Hudâ bizler selâmetle ubûr edüp iki gün kal‘a-i Kerç'de meks etdik. Bu kal‘anın evsâfı ve tarh-ı tarzı Mehemmed Geray Hân ile Dağıstân'a gitmezden mukaddem bâlâda mufassal tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 195a ·
metinde göster ·
mütecâviz kışlalar yapılup Hudâ hakkıyçün ordu-yı müslimîn dahi ziyâde ma‘mûr u …
Hâsıl-ı kelâm bu kış dahi meterisde kışlayup rûz-merre ceng-i azîmler olup günden güne Kızıl tabya handakından hâric küffârın şaranpav meterislerine doğru bir ok menzili küffâr yerinde iken ol kış küffârı gerüye süre süre ve gûnâ-gûn hiyel [ü] şeytânatlı lağımların ve püskürmelerin bizim lağımcılar bulup bârûdlarıyla ve niçe yüz küffârlarıyla ahz ü kabz edüp niçe kerre yer altında bizim lağım ile küffârın lağımları birbirlerine râst gelüp ka‘r-ı zemînde bile ceng [ü] cidâl edüp ol kışda hem rûy-ı zemînde ve hem ka‘r-ı arzda ceng ederek küffârdan niçe kelleler ve niçe diller alınup gûnâ-gûn şaranpavlar ve hınzîr dâmları cümle ihrâk olup ve niçe kerre yüz bin şaranpav kerastelerin gâziyân-ı mücâhidânlar yerlerinden kal‘ olunup ol kerasteleri gâziyânlar fürûht edüp ordu-yı İslâm içre on binden mütecâviz kışlalar yapılup Hudâ hakkıyçün ordu-yı müslimîn dahi ziyâde ma‘mûr u müzeyyen oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 294b ·
metinde göster ·
mütecâviz koyunu ve bin câmûsu ve on katâr devesi ve yedi katâr katırı ve binde …
Ve eyle hikâyet ederler kim Mûsâ Baba bu âsitâne’i inşâ edeli matbahında âteş sönmemişdir. Ve Hudâ söndürmeyüp inkırâzü'd-devrân mü’ebbed ola. Aceb hâne-i bî-minnetdir ve azîm evkâfdır. On binden mütecâviz koyunu ve bin câmûsu ve on katâr devesi ve yedi katâr katırı ve binden mütecâviz sığırı ve yedi yüz kulunlu kısrağı ve yedi değirmeni ve bu kadar bâğ u bâğçe ve tarlası ve dağlarında korusu var. Ve her [biri] bir sâhib-i hayrâtın ihsânıdır, zîrâ bu Anatolu vilâyeti halkı bu sultâna Y 130a gâyet mu‘tekidlerdir. Yigirmi otuz konak yerden berr ü bahrden nüzûrât gelür gâyet ulu sultândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y129b–Y130a ·
metinde göster ·
… ihân-nümâdır. Ve gâyet ma‘mûr şehr-i azîm imiş. Mezkûr hân ile kal‘a mâbeyninde
on binden
mütecâviz beyâz mermer musanna‘ sandûklar içre kefere lâşeleri var. El-ilmü ind …
Kal‘a-i Takyanus: İçinde âdem ve âdemî-zâd yokdur, ammâ gâyet metîn kal‘adır. Hâlâ, henüz mi‘mâr elinden rehâ bulmuş bir kal‘a-i cihân-nümâdır. Ve gâyet ma‘mûr şehr-i azîm imiş. Mezkûr hân ile kal‘a mâbeyninde on binden mütecâviz beyâz mermer musanna‘ sandûklar içre kefere lâşeleri var. El-ilmü indallâh. Ammâ Yûnâniyân lisânı üzre târîhleri Hicret-i Nebevî'den altı yüz otuz târîhlerine yakın târîhleri var. Ve ol hatlara taklîd edüp tâbaka'n-na‘lu bi'n-na‘l sûretlerin alup Kudüs-i Şerîfe geldikde papaslara kırâ’at etdirdim. Hazret-i Îsâ'ya îmân getürenlerin mezâristânları imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y146b ·
metinde göster ·
Ve bu kavim sengistân [u] dağıstânlar içinde sâkin
on binden
mütecâviz Nusayrî kavmi imiş. Eğer bunları görmesem ekâlîm-i seb‘ada bir şey gö …
Ve bu kavim sengistân [u] dağıstânlar içinde sâkin on binden mütecâviz Nusayrî kavmi imiş. Eğer bunları görmesem ekâlîm-i seb‘ada bir şey görmemişdim, ammâ müsâfire azîm ikrâm edüp makdûrların sarf edüp dirîğ etmezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y177a ·
metinde göster ·
mütecâviz Mağrib huccâcının başka serdârları Abbâsî alemlerin kaldırup pür-silâ …
On binden mütecâviz Mağrib huccâcının başka serdârları Abbâsî alemlerin kaldırup pür-silâh âteş-feşânlık ederek cânibi Mısır'a müteveccih oldular. Ammâ garâbet budur kim ol şiddet-i hârda tâ vakt-i gurûba dek kat‘-ı menâzil edüp vakt-i gurûb ki oldu cümle hayme vü hargâh bâr [u] büngâhların kurup cümle mâlların ortada bir yere yığup etrâfına sıbyân u nisvânların dahi etrâfına bağl [u] hussânların dahi etrâfına cemel heccânların çökürüp cümle hayvânâtlarına alîklerin verüp cümle sağîr ü kebîr Mağribî huccâcı emvâl [ü] erzâkların ihâta edüp el ele kol kola pür âteş tâ sabâha dek bîdâr olup nevbet beklerler. Serdârları üç yüz âteş tüfeng-endâz ile orduların devir edüp bir Mağribî hâb-ı râhata Y 372a vardı ise anı seyf-i kâtı‘ ile başında cânın kat‘ edüp "En-nevmü ahu'l-mevt"e vâsıl eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y371b–Y372a ·
metinde göster ·
Menzil-i şeref-i Benî Atıyye: Hûd Nebî kızlarından Atıyye nâm bir duhter-i münevver-ahter sülâlesinden vücûda gelmiş kimesneler sâkin olduğundan kabâyil-i Benî Atıyye derler. On binden mütecâviz küheylân atlı Urbân'dır. Tâ şâm nevâhîlerine dek müstevlî olmuşlardır. Bu mahaller dahi anların direğidir. Taraf-ı pâdişahîden Benî Atıyye'nin atıyyesi vardır. Bir muğaylânlı ve misvâklı ve baytarân şükûfeli bir vâdîdir. Bu mahalde dahi Mısır'dan ba‘zı karşıcılar hedâyâlar getirüp huccâcı ganîmet ederler. Ve âb-ı hayât sular getürirler. Zîrâ bu menzilin suyu (---)(---)(---). Bu menzilden dahi kalkup ol gece leb-i deryâ ile ve gâhîce deryâdan ba‘îd çölistân ile 9 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y378a ·
metinde göster ·
mütecâviz e’imme ve hutebâsı ve on bin meşâyih-i kirâmı vardır. Hemân câmi‘-i E …
Ve on binden mütecâviz e’imme ve hutebâsı ve on bin meşâyih-i kirâmı vardır. Hemân câmi‘-i Ezher revâk-ı râyları içre mevcûd on iki bin eli kitâblı ve beli misvâklı ulemâsı mevcûddur. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y69a ·
metinde göster ·
Sene 358 târîhinde âl-i Fâtımiyyûn'dan Sultân Mu‘izzüddîn-i Mağribî binâsıdır. Be-dest-i memlûk Ezher nâm bir kul idi. Mağrib'den niçe bin kîse mâl ile gelüp Mısır halîfesi İhşidiyyûn izniyle bu câmi‘in temeline sa‘d sâ‘atde mübâşeret edüp on binden mütecâviz huddâmları cümle kavm-i Megâribe idi. Câmi‘ tamâma karîb olunca Mu‘izzüddîn Mağrib'den ılgar ile hurûc edüp ale'l-gafle Mısır'a dâhil olup Mısır'da câmi‘-i Ezher'e hizmet eder bahânesinde olan Megâribeler dahi silâha yapışup İhşidiyyûn elinden Mu‘izzüddîn Mısır'ı feth edüp müstakil pâdişâh olup câmi‘-i Ezher'i eyle ma‘mûr eyledi kim cemî‘i dünyâ ulemâsın câmi‘-i Ezher'e cem‘ edüp me’kûlât [u] meşrûbâtların şîr-i hûrmâ ve katr-ı nebât verirdi. İlâ-hâze'l-ân Mısır içinde eyle bir evkâf-ı kavî yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y90a ·
metinde göster ·
mütecâviz fukarâ-yı Bedevî deff ü kudümleri ve direfş-i Kâviyânî-misâl şukka al …
El-azametullâh, on binden mütecâviz fukarâ-yı Bedevî deff ü kudümleri ve direfş-i Kâviyânî-misâl şukka alemleri ile ba‘zısı âlât-ı harbe müstağrak olup ellerinde zerdeste ve nobutlar, bellerinde pâlheng tennûreler, dillerinde zikrullâh ile niçe yüz bin sancağ u bayrağ ile sarây meydânın ve esvâk-ı sultânîlere fukarâ mâl-â-mâl olup gûnâ-gûn sancağlar ile şehr-i Mısır'ı Y 278a lâlezâr edüp sarây meydânında paşa huzûrunda baş halîfe fukarâlarına "Üzkürullâh" deyince bir ağızdan niçe bin fukarâ tevhîd-i sultânîye rehâ buldurup altun mutallâ alemler baş kaldırup deff ü kudüm ve nakâre ve tabllar çalınup ve sûr-ı İsrâfîl-vâr nefîrler nefh olunup üç bin yedi yüz meşâyih ve on bin mikdârı pâ-bürehne ve ser-bürehne fukarâ-yı bâbullâhlar tevhîd-i erreye meşgûl olarak taraf taraf mecâzibûn na‘ralar urarak sarây meydânında bir tevhîd-i sultânî olmuşdur kim bi-rabbi Ka‘be sadâ-yı Allâh Allâh evc-i âsumâna peyveste olup felekde melekler dahi reşk edüp ta‘accübâne "Sübhânellâ"h dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y277b–Y278a ·
metinde göster ·