… gibi ezilir. Su gümüşden nerm-râmdır. Kuyumcular bu sîm-i hâlisin yüz dirhemine
on dirhem
mizbâr nühâss-ı hâs ilkâ edüp yine gümüşü âteşden beyâz süd gibi çıkup tamga-yı …
Der-sitâyiş-i şehr-i Gümüş: Zamân-ı kadîmde kayasıralar binâsıdır. Lâkin Âl-i Dânişmendiyye'den Melik Gâzî fethidir. Andan sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân Amasiyye fethine giderken ahâlî-i Gümüş sîm-âvân hedâyâlarıyla kal‘a miftahların Yıldırım Hân'a pîş-keş çekdiler. Anınçün hâlâ Gümüş şehri ahâlîsi cemî‘î tekâlîf-i örfiyyeden mu‘âf [u] müsellem olup gümüşhâne hizmetine me’mûrlardır. Amasiyye sancağı hâkinde mefrûzu'l-kalem ve maktû‘u'l-kadem (---) yük akçe iltizâm emânet-i azîmdir. Beher sene iltizâmiyçün der-i devlet-masîre yetmiş kantâr sîm-i hâlis ve bin çift gümüşî at çulu ve tobrası verüp muhâsebesine mahsûb olur. Devlet-i Âl-i Osmân'da cümle yetmiş aded gümüş ma‘deni vardır. Ammâ bunun sîm-i hâlisi gibi rub‘-ı meskûnda yokdur. Bir zeber-dest âdem gümüşin elinde ovsa hamîr gibi ezilir. Su gümüşden nerm-râmdır. Kuyumcular bu sîm-i hâlisin yüz dirhemine on dirhem mizbâr nühâss-ı hâs ilkâ edüp yine gümüşü âteşden beyâz süd gibi çıkup tamga-yı sultânîye gelir. Tâ bu mertebe hâlisü'l-ayâr sirebresi vardır. Zîr-i zemînde yedi tamardır. Bi-emri Hudâ günden güne kalın damarlar çıkmadadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 349b ·
metinde göster ·
… masura içine koyup vilâyet vilâyet pâdişâhlara hedâyâ gider. Hattâ bir gömleği
on dirhem
gelir helâl bezleri olur ve beyâz çarşafları dahi memdûhdur.
Memdûhât-ı sanâyi‘âtından halkının ekseriyyâ kârları ibrişim münakkaş peşkirler ve havlı hammâm gömlekleri ve havlı makramalar ve makbûl harîr kenârlı rakîk gömlek bezi olur kim bir gömleği bir kamış masura içine koyup vilâyet vilâyet pâdişâhlara hedâyâ gider. Hattâ bir gömleği on dirhem gelir helâl bezleri olur ve beyâz çarşafları dahi memdûhdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 181a ·
metinde göster ·
… ve gayri metâ‘ bûriyâ-yı hasir bulunmayup azîm kıtlıklar ve kışlar oldu. Hattâ
on dirhem
ekmek bir akçeye ve bir yem bir guruşa ve bir vukiyye beksumat bir altuna ve bi …
Ve bu mahallerde kış yakın gelüp azîm sovuklar olduğundan ve yanup yakılmış yerler olduğundan aslâ ve kat‘â me’kûlât [u] meşrûbât kısmından bir dâne-i hınta ve bir demet gendüm ve şa‘îr ve gayri metâ‘ bûriyâ-yı hasir bulunmayup azîm kıtlıklar ve kışlar oldu. Hattâ on dirhem ekmek bir akçeye ve bir yem bir guruşa ve bir vukiyye beksumat bir altuna ve bir kıyye kahve bin akçeye ve bir vukiyye duhân on guruşa çıkdı, zîrâ ordu-yı İslâm'da iki kerre yüz bin esîr ve yüz bin asker-i İslâm ve yüz bin mikdâr küffâr-ı hâksâr var. Gerçekden kaht [u] galâ olup askerin gözü büyüdü, bir gün evvel ileri gitmeğe asker yürüdü, ammâ destûr verilmedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 31a ·
metinde göster ·