Bu tekyegâhda on gice mest [u] medhûş hâb-ı râhatda yatup şiddet-i şitâda çekdiğimiz âlâm-ı şedâ’idler ve havf u haşyetlerden cümle emrâz-ı muhtelifeler urûklarımıza istîlâ edüp kâmil bir kış şikeste-hâtır olup girde-bâliş üzre nâliş ederek on hatm-i şerîf-i şükrân etdim. Bu mahalde âlem-i sabâvetden berü bin altmış hatm-i şerîf olmuşdu. Ve bu âsitâne-i Keliğra Sultân'da cümle fukarâ-yı Bektâşiyân ile sekiz ay tashîh-i mizâc edince cân sohbetleri edüp kâh mü’ezzinlik ve kâh imâmetlik ederek ıslah-ı vücûd eyledik. Gulâmlarımızın birisi bir gün, biz fülân âdemin abd-i memlûkları idik demeyüp gûyâ helâl [u] zülâl mâlımız ile iştirâ olunmuş abd-i müşterâmız idiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 266a ·
metinde göster ·
… e çul, ne tobra ve ne kahve ibriği ve ne paşa içün matbah kaynatdırmayup on gün
on gice
paşa efendimizle bu hakîr zülbiyyât ve katır-ı nebât-ı hamavî tenâvül edüp bir …
Sene (---) târîhinde Âl-i Dânişmendiyye binâsıdır. Ba‘dehû Yıldırım Hân fethidir. Hâlâ Sivas eyâletinde Amasiyye sancağı hâkinde {celâlî ve cemâlîden emîn olmak içün şekl-i murabba‘ kerpiç binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır. İçinde aslâ evleri yokdur. Ba‘zı mühimmât ve levâzımâtlar içün pâsbânları var.} Şehri, Pîr Dede Sultân evkâfıdır. Hâlâ Kızlar Ağası hükm eder. Üç yüz akçe şerîf kazâdır. Ve cümle (---) nâhiyedir. Bu nevâhîlerden kadısına senevî altı kîse hâsıl olur. Kal‘ası türâb olup iç il olmağıla dizdârı ve neferâtı yokdur. Ammâ şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi ve şehir nâ’ibi vardır. Üç yüz kadar menâsıb-ı âlî zabt etmiş kudât efendileri ve sulehâ-yı ümmetden meşâyihleri ve a‘yân [u] eşrâf ağavâtları ve paşalığa liyâkatli kethüdâyerleri vardır. Husûsan Mehemmed Paşa efendimizin hâne sâhibi Tabanıyassı Mehemmed Paşa'nın silâhdârı 346b Dilâver Ağa, hakkâ ki ismi müsemmâsına mutâbık hânedân sâhibi, ni‘meti mebzûl er-dilâver [u] server âdemdir. Hattâ vakt-i şitâ olmağıla paşa efendimiz hânesinde on gün dörd yüz iç ağalariyle mihmân olup on günde ne çul, ne tobra ve ne kahve ibriği ve ne paşa içün matbah kaynatdırmayup on gün on gice paşa efendimizle bu hakîr zülbiyyât ve katır-ı nebât-ı hamavî tenâvül edüp bir gün acz sûreti göstermedi. Ve cümle ağavâtlara şehr içre yâfteler ile konaklar verilüp cümle ağavâtlar a‘yân-ı vilâyet ile babalı ve oğullu geçinüp dörd bin kadar askere, kurâlara mahkeme yâftesiyle gönderüp konaklar verildi. Gerçi Etrâk vilâyetidir ammâ halkı gâyet halîm u selîm kimesnelerdir. Bunlar avân tâ’ifesidir demeyüp "Hayru't-ta‘ami mâ hazar" deyüp varların dirîğ etmeyüp bezl-i ni‘met etdiler. Zîrâ bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr ucuzluk ve ganîmet şehr-i ma‘mûrdur. Kûh-ı Deşan eteğinde vâkı‘ olmuş dörd bin aded kiremitli ve türâb-ı amber-i pâk ile mestûr bâğlı ve bâğçeli ma‘mûr ve âbâdân hâne-i zîbâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 346a–346b ·
metinde göster ·
… nî vardır. İçi leb-ber-leb mâ-i zülâldir. Bu küpden Cemâpur askeri gelüp on gün
on gice
suyun taşısalar bir katre nâkıs olmak ihtimâli yokdur. Dâ’imü'd-dehr su ile mâl …
Bu Gazze kurbunda Üpele nâm bir mahalde bir vâdî-i sağîre vardır. Bu sahrâda beş aded uyûn-ı câriyeler vardır. Anlara Ayn-i Seccân derler. Eyyâm-ı şitâda çok mümtedd olup akar bir hafrda gâ’ib olur. Ammâ eyyâm-ı sayfda az mümtedd olur. Bu mahallerde mezkûr uyûnların sâhillerinde yasdık kadar ve tencere ve kazgan kadar müdevver taşlar döşenmişdir. Bu taşlar içre bir küçük ırmacık dahi vardır. Kenarında bu sudan âlî yekpâre taşdan bir hum-ı Husrevânî vardır. İçi leb-ber-leb mâ-i zülâldir. Bu küpden Cemâpur askeri gelüp on gün on gice suyun taşısalar bir katre nâkıs olmak ihtimâli yokdur. Dâ’imü'd-dehr su ile mâl-â-mâl durur. Suyun almasalar yine ke'l-evvel leb-ber-leb durup taşra taşmaz, aslâ aceb hikmetdir. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 48b ·
metinde göster ·
eyle ceng-i azîm olmuşdur kim Küçük Ahmed Paşa ile Dürzi dağlarında Ma‘ânoğlu ⟦ …
Netice-i kelâm on gün on gice eyle ceng-i azîm olmuşdur kim Küçük Ahmed Paşa ile Dürzi dağlarında Ma‘ânoğlu 215b cengi böyle olmuşdur. Kâmil dokuz bin kelle ve on üç bin altı yüz nisvân-ı sâhib-isyân ve merd-i Yezîdân ve bintân u gılmân üsârâlar alındı. Ve altun ve gümüş avânî halhalları ve tavk u arakiyyeler ve kadeh ve sahunlar ve sâ’ir mâl-ı ganâ’imler alındı kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmazdı. Ve yedi aded Bapırleri giriftâr oldu. "Bapır" hâkimlerine ve şeyhlerine derler. Hatta bir Bapır zincirde iken sarıcaların serçeşmesi Zıpur Bölükbaşı yorgunla uyurken hemân ol Bapır nâm mel‘ûn-ı pîrsiz Zıpur Bölükbaşı'nın belinden hançerin kapup Zipur Bölükbaşı'ya tarfetü'l-ayn içre yedi yerde hançeriyle Zıpur Bölükbaşı'yı zahm-dâr eder. Zıpur Bölükbaşı da cân havliyle Bapır mel‘ûnun destinden hançeri alup ol ân emân vermeyüp Bapıri pîrsizlerinin yoluna gönderir. Ta bu mertebe mel‘ûn Yezîdî Kürdü vardır kim gâyet şecî‘ ü zehredâr ve ciğerdâr kâfirleri cümle siyâh kelbe perestiş ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 215a–215b ·
metinde göster ·
… e me’kûlât ü meşrûbât ve sâ’ir bakır avânî ve hânedân bisâtları makûlesi on gün
on gice
cümle Kürdistân askeri taşıyup henüz deryâde katre ve güneşde zerre taşımamışla …
Köylerinde aslâ mesâcidleri yokdur ve savm [u] salâtdan ve hacc [u] zekâtdan ve kelime-i şehâdetden berîlerdir. Bağlarında âbdâr engürleri olmağile cümle meyhorlardır. Hâsıl-ı Melek Ahmed Paşa'ya imdâda gelen Van ve Diyârbekir eyâletinin cümle asâkir ve Mardin ve Diyârbekir'in ve sâ’ir cümle kılâ‘ u büldânların asker-i bî-pâyânları bu Saçlı dağının mağaralarından çıkan mâl-ı ganâ’im ve me’kûlât ü meşrûbât ve sâ’ir bakır avânî ve hânedân bisâtları makûlesi on gün on gice cümle Kürdistân askeri taşıyup henüz deryâde katre ve güneşde zerre taşımamışlardı, ta bu mertebe mâl-ı Kârûn'a mâlik Yezîdîler idi. Zîrâ Kerbelâ hâdisesinden berü bunlar mün‘im olup bir mülûkdan hâdise yemeyüp bir yerleri rahnedâr olmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 215b ·
metinde göster ·
tekâ‘üd etdiğimizde ahâlî-i beled ile ol kadar hüsn-i ülfet olundu kim ta‘bîri …
Hulâsa-i kelâm şehr-i Bitlîs'de on gün on gice tekâ‘üd etdiğimizde ahâlî-i beled ile ol kadar hüsn-i ülfet olundu kim ta‘bîri mümkin değildir. Ve paşa ile hân birbirlerine ol kadar muhabbet edüp birbirlerine eyle ikrâm etdiler kim meğer bu ikrâmı Hâtem-i Tayy veyahûd Ca‘fer-i Bermekî etmemiş ola. Netîce-i merâm iki bin askerle paşanın tuğları Rahova nâm mahalle gitdikde ertesi gün paşa hân ile vedâ‘ mahallinde öpüşüp görüşüp paşa esb-i sabâ-sür‘atine süvâr olup hân ile at başı berâber alây-ı azîm ile Van'a revâne olarak Bitlîs derelerinden Rahova nâm bir sahrâya çıkup bir çemenzâr köşede kırk elli aded haymeler kurulup hân hazretleri paşayı ol hayemâtlara indirüp bir ziyâfet-i âlî olmuşdur kim bu dahi ve mine'l-acâ’ibdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 235b ·
metinde göster ·
… a asker-i deryâ-misâl kal‘a-i Van'a sarıca arı gibi sarıldılar. Kâmil dokuz gün
on gice
döğülüp derûn-ı kal‘ada mutahassın olan Kızılbaş-ı kallâşlar "Amân cığı cığı! A …
Ba‘dehû Süleymân Hân taht-ı Tebrîz'den cânib-i garba beşinci günde kal‘a-i Van sahrâsına gelüp Ulama Paşa'yı ve Pîrî Paşa'yı Van meterisinde bulup Sadrıa‘zam Rüstem Paşa'yı yetmiş aded beğlerbeği ile Van kal‘ası fethine me’mûr edüp alâ mele’i'n-nâs amân ü zamân vermeyüp meterislere girüp fütûhâta müte‘allık re’y [ü] tedbîrleri ihtiyârlar ile meşveret edüp her umûr yerli yerinde oldukda asker-i deryâ-misâl kal‘a-i Van'a sarıca arı gibi sarıldılar. Kâmil dokuz gün on gice döğülüp derûn-ı kal‘ada mutahassın olan Kızılbaş-ı kallâşlar "Amân cığı cığı! Amân ey kayser-i Rûm Âl-i Osmân, dâd amân!" deyü feryâd etdiler. Meğer mukaddemâ Ulama Paşa ve Pîrî Paşa ale'l-gafle muhâsara etdiklerinde cânib-i erba‘adan imdâdları ve zahîreleri gelmediğinden derûn-ı kal‘ada azîm kaht [u] galâ olup amân dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 250b ·
metinde göster ·
… irdir. Bâlâda cümle eyâleti ve aşâ‘ir [ü] kabâ’ili tahrîr olunmuşdur kim on gün
on gice
Melek Ahmed Paşa ile hânesinde mihmân olmuşuzdur. Andan,
Hükûmet-i Bitlîs-i Âl-i Abbâsiyân hân-ı Abdâl Hân-ı âlîşândır: Bunlara kavm-i Rujikiyân derler. Hakkarî kadar askere mâlik değildir ammâ ülkesi çokdur. Ve Abdâl Hân'ın ihsân ve in‘âmı Kürdistân halkına mebzûl olmağile cümle kavm-i Ekrâd hâkister-i efkende ve çâkeri olmuşlardır. Hîn-ı ma‘rekede elli bin âdem cem‘ etmeğe kâdirdir. Bâlâda cümle eyâleti ve aşâ‘ir [ü] kabâ’ili tahrîr olunmuşdur kim on gün on gice Melek Ahmed Paşa ile hânesinde mihmân olmuşuzdur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 254b ·
metinde göster ·
… ler ile leb-ber-leb olur. Hikmet bu kim gemi içre bir gayrı âteş yakup keştîler
on gice
deryâda gezseler bir balık âşikâre olup sayd olmak ihtimâli yokdur. Ve mine'l-g …
Der-beyân-ı garîbe vü acîbe: Bu cezîreteyn içre olan mâhî sayyâdları kayıklar ile bu buhayrede her şeb şinâverlik edüp oltasız ve şebekesiz ve merk-i mâhîsiz bu gûne balık sayd ederler kim vâcibü's-seyrdir. Yine bu buhayre içre bir gûne sîm-endâm hurde balıklar olur sayyâdlar anı dutup yağından fitilleri yakup gice ile kayıkların çerâğân edüp rûy-ı deryâda şinâverlik ederler. Ka‘r-ı deryâda olan cemî‘i mâhî-i gûnâ-gûnlar rûy-ı deryâya çıkup mâhîler kendüyi ol şem‘a olduğu kayıklar içre pertâb edüp ân-ı sâ‘atde merâkibler mâhîler ile leb-ber-leb olur. Hikmet bu kim gemi içre bir gayrı âteş yakup keştîler on gice deryâda gezseler bir balık âşikâre olup sayd olmak ihtimâli yokdur. Ve mine'l-garâ’ib.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 295b ·
metinde göster ·