tılısm-ı acîbe: Yine Altımermer'de bir amûd-ı zenbûrî üzre Hekîm Câlinûs rusâs- …
Onuncu tılısm-ı acîbe: Yine Altımermer'de bir amûd-ı zenbûrî üzre Hekîm Câlinûs rusâs-ı ebyazdan ya‘nî kalaydan iki sûret ihdâs edüp biri bir pîr-i fânî beli bükülmüş, âb-ı rûyı dökülmüş durur. Anın mukâbelesinde bir fertûte-i zamâne şütür-leb ve abûsü'l-vech bir pîre-zen kaddi dutâ olup durur. Er ile avretin birbiriyle hüsn-i zindegâneleri olmasa ya er kişi ya zen kişi ol amûdu dirâgûş etseler elbette birbirlerinden mufârakat vâkı‘ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 16b ·
metinde göster ·
günde Kâğızhâne'deki kadırgalar {dahi} hâzır olup (olup) berde ve bahrde keştîl …
Onuncu günde Kâğızhâne'deki kadırgalar {dahi} hâzır olup (olup) berde ve bahrde keştîler asâkir-i İslâm ile hâzırbâş idi. Ol gün Sultân Mehemmed niçe bin güzîde ve zeber-dest asker ile Okmeydânı'na varup mezkûr gemilerin zîr-i felenklerine dârû döküp ve yağlı kızakları felenkler üzre vocı ırgatlar ile ilm-i cerr-i eskâl ile niçe bin nâmdâr tüvânâ yiğitler keşân ber-keşân çekerek Okmeydânı'nın ol çemenzâr sahrâsına geldükde bi-emri Hudâ bir eyyâm-ı muvâfık rîh-i tayyibe esüp cümle keştîlerin bâdbânların küşâde edüp cümle guzât-ı müslimîn sadâ-yı Allâh Allâh'a rehâ buldurup top u tüfeng şâdumânları ederek yüz elli pâre gemiler ile Okmeydânı rû-yı deryâ-misâl oldu. Küffâr İslâmbol'dan bu ziynetler ile bu keştîleri görüp;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 26a ·
metinde göster ·
hâkim: Subaşıdır. Gerçi bunlarda cellâdlar ve kırbac ve tâziyâneler vardır ammâ …
Onuncu hâkim: Subaşıdır. Gerçi bunlarda cellâdlar ve kırbac ve tâziyâneler vardır ammâ falaka deyenekleri yokdur. Lâkin mazannaları olduğu kimesneleri kayd [u] bend etmeğe ve mahkeme nâ’ibiyle ba‘zı hânedânları basmağa me’mûrlardır. Ve her katl etdüklerin izn-i şer‘ile salb [u] siyâset ederler. Mısra‘-ı münâsib:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 33a ·
metinde göster ·
pâdişâhı olmağile ana alâmeten dörd minâreyi on tabaka inşâ etmişlerdir. Câmi‘e …
Ve bu câmi‘in dörd aded evsâf-ı minârâtları var kim her biri birer makâm-ı bâng-i Muhammedîdir. Sultân Süleymân Hân, selâtîn-i Âl-i Osmân'ın onuncu pâdişâhı olmağile ana alâmeten dörd minâreyi on tabaka inşâ etmişlerdir. Câmi‘e muttasıl iki minâre üçer tabaka evc-i semâya ser-çekmiş (---) yüz kade[me] minâre-i bî-hemtâlardır. Ve haremin gerü köşelerindeki iki minâre anlardan dahi alçacık ikişer tabaka minâre-i mevzûnlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 44b ·
metinde göster ·
… ız bu Sultân Ahmed Hân'ın zamân-ı saltanatında bin yigirmi Muharremü'l-harâm'ın
onuncu
günü yevm-i âşûrâda vücûda gelüp yigirmi altı târîhinde nâmûs [u] ârı fark edüp …
Bu hakîr-i pür-taksîr Evliyâ-yı bî-riyâ ibn Dervîş Mehemmed Zıllî rahm-ı mâderden müştak olup rû-yı arza kadem basdığımız bu Sultân Ahmed Hân'ın zamân-ı saltanatında bin yigirmi Muharremü'l-harâm'ın onuncu günü yevm-i âşûrâda vücûda gelüp yigirmi altı târîhinde nâmûs [u] ârı fark edüp Sultân Ahmed Hân'ın Edirne seferin ve Yeni câmi‘ binâsına mübâşeret olunduğun a‘lâ bilürdüm. Hamd-i Hudâ kim böyle bir azîmü'ş-şân pâdişâh-ı Cem-cenâb asrında vücûda gelmişiz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 59a ·
metinde göster ·
"Cebrâ’îl aleyhi's-selâm Hazret-i Âdem'e cennetde musâhabet eden melâ’ike-i mukarrebînlerden hedâyâ getirdi. Evvel ol helvâ ve cefne ve tike ve şed idi. Ammâ Cibrîl-i Emîn'in hedâyâsı yufka levaşe ekmeği ve buğday idi. Ve cennetden Hazret-i Âdem'e musâhabet etmesiyçün tûtî ve kumru kuşları getirdi. Ve Hazret-i Havvâ'ya kırlangıç ve güvercin ve tavuk kuşları getirdi ana sened derler. Ve kırlangıç kuşları Havvâ'nın yanından tayerân edüp âlemi geşt [ü] güzâr ederek Hindistân'da cezîre-i Serendîl'de Hazret-i Âdem'i bulup Âdem'in sakalı telinden bir kaç kıl alup Cidde'de Havvâ'ya getirdi. Havva'nın geysûları telinden Serendîl'de Âdem'e götürüp Havvâ ve Âdem birbirleriyle buluşmağa kırlankıç vâsıta olup Havvâ ve Âdem şehr-i Zilhicce'nin onuncu gününde Cebel-i Arafât'da görüşüp öpüşüp mücâma‘at etdikleriyçün Cebel-i Arafa derler. Anıniçün hâlâ kırlankıç Âdem ile hem-civârdır."
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 148a ·
metinde göster ·
Onuncu, evsâf-ı peksumât emîni: Dahi cümle esnâfıyla ekmekcibaşı neferâtıyla alayında tahrîr olundu, makbûl emânetdir. Seferlerde bundan azîz emânet yokdur. Bir dahi nüzül emîni makbûldür. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 176a ·
metinde göster ·
İslâmbol'un dörd mevleviyyet yerinde on iki mahalde tabbâğ kârhâneleri vardır kim her birinde Âhi Evranî evren-misâl şâhbâzlar vardır kim âdem ejdehâlarıdır. Bunların içine kanlı ve harâmî girse aslâ hâkime vermezler. Ammâ ol kanlı anların elinden halâs dahi olamaz, ana köpek necisi kirdimân etmeğe ta‘yîn edüp elbette tâ’ib ü tâhir olup bir kâr sâhibi olur. Cümle tabbâğ kârhâneleri 700'dür. Neferât cümle 3000 kâmil. Pîrleri Hazret huzûrunda Zeyd-i Hindî'dir, Selmân-ı Pâk'in kemer-bestelerinden onuncu pîr [ü] pîşvâdır. Ca‘fer-i Sâdık'ın Fütüvvetnâme-i Kebîr'inde mastûrdur. Kabri (---)(---)'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 193b ·
metinde göster ·
Mesîregâh-ı ibret-nümâ-yı acîbe ve garîbe: Her sene mâh-ı Muharremü'l-Harâm'ın
onuncu
gün yevm-i Âşûr olunca bu Çevgân Meydânı'na cümle a‘yân [u] eşrâf, sığâr u kibâ …
Mesîregâh-ı ibret-nümâ-yı acîbe ve garîbe: Her sene mâh-ı Muharremü'l-Harâm'ın onuncu gün yevm-i Âşûr olunca bu Çevgân Meydânı'na cümle a‘yân [u] eşrâf, sığâr u kibâr hayme ve hargâhlarıyla çıkup meks edüp üç gün üç gice sohbet-i hâsu'l-hâs edüp ervâh-ı şehîdân-ı Deşt-i Kerbelâ içün niçe yüz bin kazgan âşûrâsı tabh edüp bây u gedâ-yı hâs u âmma bezl edüp sevâbın şehîdân-ı Kerbelâ rûhuna hîbe ederler kim deşt-i Yezîd'de rûz-ı aşurada şehîd olmuşlardır, deyü ol gün bu fezâda şükür şerbetleri bezl olunup sakkâlar billûr ve necef ve moran ve çam u tihtâb taslar içre akîk-i Yemenî ve pîrûze-i balgamî taslara koyup üzerine kırbalardan şerbetler ve âb-ı rakîk zülâller koyup atşâna âb-ı hayâtlar bezl ederken nûş edenler 301a bu mısra‘ı terennüm ederler "Hüseyn-i Kerbelâ aşkına sahhâ" der. Ba‘zısına Arapça der, ba‘zıları Arapça der. Ve niçe a‘yân-ı kibâr bu günde gerdenine kırbasın bend kılup âr [u] nâmûsu terk edüp rûh-ı Hüseyn içün su bezl eder. Ammâ temâşâ-yı azîm, elbette Tebrîz hânı bu arsagâhda çetr-i mülemma‘ın ve serâperde-i münakkaşın kurup cemî‘î a‘yân-ı Tebrîz çıt-â-çıt zânû-be-zânû olup Maktelü'l-Hüseyni, Rum'da kürsî üzre Mevlûd-i Nebî okur gibi tilâvet ederler. Cümle muhibb-i hânedânlar süst-endâm olup hulû‘ [u] huşû‘ ile sâmi‘înden olup âh [u] enîn-i ciğer-sûz çekerek dinlerler. Tâ ki "Mazlûm Hazret-i İmâm Hüseyn'i Şibr-i zâlîm [u] la‘în böyle şehîd etdi" deyince hemân maktelü'l-Hüseyn kırâ‘at edenin ardındaki perde ardından başı ve gövdesi başka bir beyâz teni meydân-ı muhabbete getirüp kanları cereyân ederek serâperde meydânına bırağup sâ’ir evlâd-ı İmâm şeklinde susuz merhûm olmuş ma‘sûm-ı pâk cesedlerin meydâna getirdiklerinde azametullah halkdan bir gırîv u feryâd u figân kopup herkese bir vecd hâleti el vurup mest [ü] medhûş olurlar. Bu mahalde niçe yüz Selmânî berberler âşıkân [u] sâdıkânlar içre girüp ellerinde usturalar ile ol gün Hüseyn aşkına kan akıtmak murâd edinen kimesnelerin sînesine ve kollarına aşk-ı Hüseyn deyü ol kadar şerha çeküp kanlar akıdırlar kim zemîn-i sebze-zâr, hûn-alûd olup lâle-zâr olur. Niçe bin aşıkân kellesi üzre teslîm-i dâğî ve bâzûlarına Hasanî ve Hüseynî ve Ukaylî dâğları yakup kollarına be-aşk-ı Hüseyn na‘ller kesüp kanlar akıdırlar. Ba‘dehû ol İmâm Hüseyn vücûdu şeklin meydân-ı muhabbetden kaldırup yüz bin bükâ ile tevhîd [u] tezkîrler ile Maktelü'l-Hüseyn'i tamâm edüp âşûrâlar tenâvül olunup üç gün üç gice cân sohbetleri olur. Böyle bir çemenzâr ve mesîregâh-ı zemîn teferrücgâhdır. Ve bu şehrin âb [u] hevâsının letâfetinden bâğ u bâğçe-i gülistânı hisâba gelmez, mesîregâh-ı İreme zâtü'l-imâd misillü bir şehr-i rûşen-âbâddır ki her teferrücgâhı bâğ-ı Merâm'dan ve bâğ-ı Aspozu'dan veya Sudak'dan nişân verir. Tarz-ı Acemâne musanna‘ kâh-ı Şîrînler ve kâ‘a-i Vâmık u Azrâlar var kim henüz dillerde dâstândır. Hattâ sâkin olduğumuz Kelenter bâğı kasrının hatt-ı Kutbeddîn Muhammed Yezdî ile târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 300b–301a ·
metinde göster ·
… mektûb-ı muhabbet-uslûbu Alî Hân Aka ile geldikde hikmet-i İlâh yine bu hakîri
onuncu
gün Acem diyârına yolladı.
Ziyâret-i Dumlu Sultân: Ulu âsitânedir. Şeyhi İbrâhîm Efendi dahi mazanne-i kirâme ulu kimesnedir. Andan cânib-i kıbleye Erzurûm sahrâsında (---) sâ‘at gidüp hamd-i Hudâ (---) anda yine sıhhatle, selâmetle, yine kal‘a-i Erzurûm'a dâhil olup ol sâ‘at tebdîl-i câme olmadan Revân hânının nâmeleri ve hedâyâlarıyla Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimizin hâk-i pâyine yüz sürüp dîdelerimiz rûşen olup şeref-i sohbetleriyle müşerref olup geşt [ü] güzâr etdiğimiz kılâ‘ları ve âsâr-ı acîbe ve garîbeleri hikâyet edüp safâsından ser[a]pây bir kat libâs-ı fâhire ve üç yüz guruş hammâm-bahâ ihsân edüp gümrük kitâbetinden iki kîse avâ’idim dahi ihsân etdi. Bir hafta sâkin olup hikmet-i Hudâ yine Revân hânından muhabbetnâmeler gelüp "Kars kullarından kârbânlarımız {halkın} müte’ezzî ederler. Bir ağa kullarınız ricâ ederiz. Bu cânibe gelüp âmâde olan kârbân-ı sevdâgerin alup Erzurûm'a gide" deyü mektûb-ı muhabbet-uslûbu Alî Hân Aka ile geldikde hikmet-i İlâh yine bu hakîri onuncu gün Acem diyârına yolladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 323a ·
metinde göster ·
… hın" deyüp Murtazâ Paşa'nın başına kapucularla üşüp kellesin teninden cüdâ edüp
onuncu
günde ânî gördük, şehr-i Merzifon'a Murâd Haseki ve Mülakkab Çavuş mahkemeye ge …
Bu şehr içre on gün meks edüp seyr [u] temâşâ ederken mukaddemâ bâlâdâ Körköy nâm mahalde gelen Murâd Haseki ve Çavruzcu Çavuş'u dörd gün haps edüp Sâlih Paşa karındaşı Murtaza Paşa'ya ulak Sâlih'i gönderüp "Gâfil me-bâş, başın gider" deyü mektûblar göndermişdi. Hikmet-i Hudâ "el-Abdü yüdebbiru vallahu yukaddir" tatar Sâlih dörd gün mukaddem gidüp Nusaybin nâm şehr-i harâbe vardıkda bir gice at üzre sar‘a dutup depesi üzre menzil-i hânda ser-nigûn olup mebhût olup meyyit-i müteharrik-misâl yatar. Beri tarafda paşanın dörd gün sonra gönderdiği Murâd Haseki, Murtazâ Paşa'ya yetişüp "Sa‘âdetli Pâdişâh, sultânımı kapudan paşa eyledi. Müjde bizimdir" deyü birer semmûr kürk ve birer kîse harc-ı râh sikke-i hasene verüp râh-ı Bağdâd'dan avdet edüp Diyârbekir'de Bezikîoğlu hânesinde Murtazâ Paşa meks etdüğü mahalde Murâd Haseki ve Çavruzcu Çavuş "emr pâdişâhın" deyüp Murtazâ Paşa'nın başına kapucularla üşüp kellesin teninden cüdâ edüp onuncu günde ânî gördük, şehr-i Merzifon'a Murâd Haseki ve Mülakkab Çavuş mahkemeye gelüp Murtazâ Paşa ile Çaylak Kapucıbaşı'nın baş kutular ile mahkemede emânet koyup paşaya geldiklerinde, ne kâdirler paşanın yanına bî-haber varmağa, paşanın cümle iç gılmân-ı hâssalara haberdâr olup hançer belde ve kabza elde âmâde olup Haseki ve Çavuş berk-i hazân-misâl dir dir ditreyüp kapunun eşiğin bûs edüp saff-ı na‘lde ayak üzre karâr etdiklerinde paşa eydür: "Bre kâfirler! Ol mazlûm Murtazâ Paşa'yı niçe katl etdiniz. Ben hod sizin cemî‘î esbâblarınızı ve eğer ve teğeltilerinizi aramış idim. Sizde 348a kapudanlıkdan gayrı hatt-ı şerîf görmedim. O, merhûmun katli hattın kande hıfz etmişdiniz. Allah'ı severseniz doğru söylen" deyü yemîn verdikde hemân Murâd Haseki "Vallahi devletli Vezîr! Biz emir kuluyuz, fermân pâdişâhındır. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 347b–348a ·
metinde göster ·
gün yevm-i selâse idi, orta Câmi‘de tekrâr meşveret edüp Atmeydânı'na bir mütek …
Ve'l-hâsıl yigirmi beş aded sâhib-i fetvâ imzâsıyla sadrıa‘zam telhîsiyle (---)(---) [katline hatt-ı şerîf sâdır olup] yeniçeri ve cebeci ocakları mâh-ı şevvâlin onuncu gün yevm-i selâse idi, orta Câmi‘de tekrâr meşveret edüp Atmeydânı'na bir mütekellim âdem gönderüp çorbacı-ı mezbûru katl edince cümle} yeniçeri ve cebeci ocağı ve gayrı askerî tâ’ifesi Hazret-i Risâlet-penâhın sancağ-ı şerîfi dibinde cem‘ olup cümle meşâyihân fukarâlarıyla tevhîd ü tezkîr ederek sadrıa‘zam ve yeniçeri ocağı ve cümle asker tâ’ifesi Atmeydân'ın ve Yeni Câmi‘in yedi tarafdan kapuların asker ihâta edüp Atmeydânı'nın iki başından yeniçerileri Atmeydânı'na dolup sadâ-yı Allah Allah ile tarafeynden gülbâng-ı Muhammedî sadâsı cihânı dutdu. Hemân Atmeydânı'nda olan pür-silâh sipâh yiğitleri yeniçeri üzre küheylân atların Atmeydânı'nda at bırağup bir hücûm etdiler kim hakkâ bârekallah ancak olur. Niçe âdemi dendân-ı tîğdan ve rîh-ı bî-emân-ı sinândan geçirüp bî-bâk ü bî-pervâ merkezlerinde karâr edüp yine yeniçeri cânibinden varan atlılar yine birbirlerine hücûm edüp bir epeyce elbeşti dahi etdiler. Ammâ bu hücûmda niçe sipâh hâk-i mezellete düşüp Yeni Câmi‘ hareminden kafadârları gelüp şehîdlerin aldılar. Hemân yeniçeri çavuşları ve çorbacıları yeniçeriye "Koma kurdlarım" deyüp tâ vasat-ı meydâna köpek cengi ederek geldiklerinde sipâh Atmeydânı'nda kalmayup cümle Yeni Câmi‘ haremine mâl-â-mâl olup cümle demir kapuları seddidüp demir pencereleri sedd [ü] siper edüp içerden taşra yeniçeriye kurşum ve oku bârân-ı la‘net gibi yağdırup ân-ı vâhidde yüz yetmiş yeniçeriyi şehîd ve niçe yüz âdem mecrûh olup sipâh siper ardında yeniçeri Atmeydânı'nda kaldı ve sipâh minârenin altısına dahi çıkup pür-nakıl olup minâreler ve harem kubbeleri üstünden Atmeydânı'nda yeniçerilere eyle kurğuşum urdular kim yeniçeri bî-emân kaldı. Âhir yeniçeriler Ahmed Hân Türbesi tarafındaki Kurrâ kubbeleri ve medrese kubbeleri ve niçe hânelerin dâm [u] bâmları üzre çıkup Yeni Câmi‘ haremi içre olan sipâha kurşumu eyle yağdırdılar kim bu kerre sipâhın atları kurşum zahmından sipâhları târmâr edüp niçe yüzü de kurşumdan helâk olup hemân yeniçeriler Atmeydânı'ndan "Allah" ile demir pencerelerden ankebût-vâr urûc edüp taşra harem kapuların kırup hücûm edince cümle sipâh Yeni Câmi‘in iç haremine mâl-â-mâl olup derûn-ı câmi‘e dahi girüp mahsûr olup harem pencerelerinden taşra haremde olan askere oku kurşumu urup taşrada olan asker cân ve baş kaydına düşdüler. Hikmet-i Hudâ Yeni Câmi‘in altı minâresinin kapuları taşra hareme vâkı‘ olmuşdur. Hemân yeniçeriler minârelerin kapuların kırup dal-kılıç minâreden yukaru çıkdıklarında celeb sipâhlar kuşluk vaktinde öyle ezânı okumağa başlayup niçesin minârede katl ve niçesin kayd-bend ile "vakitsiz ezân okuyan yalancı mü’ezzinin hâli budur" deyü aşağı indirüp kelle paça ederlerdi. Ba‘dehû yeniçeriler altı aded minârelerden iç harem içre olan sipâha havaliden eyle kurşumlar urdular kim beyâz mermer-i hâm üzre pembe-misâl cesed-i insândan cereyân eden hûn-ı ahmer-gûndan cümle mermerler la‘l-gûn oldu. Bu hâli sipâh görüp haremin üç kapusun açup yeniçeriler üzre üç yerden dal-satûr-ı sipâh olup fakîrlerden câmi‘e avdet eder kalmayup cümlesi yeniçeri destinde şehîd oldular. Niçe yüzü câmi‘-i şerîf içre girüp kapandılar. Yine pencerelerden câmi‘ içre kurşumlar urup câmi‘ kapuların kal‘ edüp dal-sâtûr-ı Bektâşî urarak câmi‘ içinde ibrişim haliçeler üzre sipâh kırarak kimi namâz kılarak kırılırdı, kimi Kur’ân-ı azîm okuyarak Hazret-i Osmân gibi şehîd olarak kırılırdı. Câmi‘in cemî‘î der-i dîvârında ve câmlarında ve kıbâblar üzre mestûr olan kurşumlarda kurşum darbından bir rahnedâr olmadık yer kalmamışdı ve derûn-ı câmi‘de Kelâm-ı İzzet'i gerdeninde iken gerdeninden kılıç geçen ibâdullahın hadd [u] pâyânı yok idi. Hulâsa-i kelâm, kâmil yedi buçuk sâ‘at {kâr-zâr eylediler kim eğer Kahramân-ı bî-emân ol kâr-zârda olsa Nerîmân-ı nerm-râm olurdu. Veyâhud perhâş-ı bî-kârda ceng-cûyân olan dilâverân-ı mübârizânın merdâneliklerin Rüstem-i zamân ve Zâl-ı bî-amân istimâ‘ etse meddâhân-ı sipâhiyân ol[urdu]. El-kıssa yeniçeri bî-hisâb sipâhiyân bî-tâb olmağıla cenge iktidârları olmayup "El-firâru mimmâ lâ yutak, min süneni'l-mürselîn" mâ-sadakınca sipâhın karârı firâra mübeddel olup her biri bir cânibe perîşân oldular. Sipâhdan bî-aded ve yeniçeriden mürd az oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 371b ·
metinde göster ·
… silâha gark olmuş iç ağalarıyla mehterhânesin döğerek bin elli sekiz şevvalinin
onuncu
günü Şâm-ı cennet-meşâma dâhil olundu. Allah mübârek eyleye. (---)(---)(---) …
Andan paşanın bir yüğrük bayrağı ve bir dündâr bayrağı ve iki tuğları geçüp ardı sıra paşanın doku[z] aded küheylân atları zer-ender-zer murassa‘a gark olmuş yedekleri ve mücevvezeli yedekçiler emîr-âhûr ağa ile çeküp ardı sıra paşa dîbâ ve şîb ve zerbâf ve murassa‘a gark olup kırmızî katîfe cevâhir düğmeli semmûr kapaniçse ile üçer kat tîrkeş ile iki yanında kırmızî dolamalı ve zerdûz üsküflü mataracılar ve altun taşlı sâtırlar ile ve dörd yüz aded âlât-ı silâha gark olmuş iç ağalarıyla mehterhânesin döğerek bin elli sekiz şevvalinin onuncu günü Şâm-ı cennet-meşâma dâhil olundu. Allah mübârek eyleye. (---)(---)(---)(---)(---)29a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 28b–29a ·
metinde göster ·
… r. Sekizinci hâkimi şehir subaşısıdır. Dokuzuncu hâkimi cisr başında bâcdârdır.
Onuncu
hâkimi cisr başında gümrük emînidir.
Yedinci hâkimi şehir muhtesibidir. Sekizinci hâkimi şehir subaşısıdır. Dokuzuncu hâkimi cisr başında bâcdârdır. Onuncu hâkimi cisr başında gümrük emînidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 134a ·
metinde göster ·
Bu belde-i kadîmin hakkında cemî‘i millet-i Mesîhiyye müverrihleri müttefekun aleyh olup sıhhati üzre eyle tahrîr etmişlerdir kim 137a Âdem-i Eb-i sânî Hazret-i Nûh Necî Tûfân'dan necât buldukdan sonra Musıl kurbunda cebel-i Cûde'de keştî-i Nûh karâr edüp anda yetmiş nefer kimesne ile şükrân-ı selâmet herkesde ne ni‘met bulundu ise bir yire cem‘ edüp bir kazgan içre tabh eyleyüp tenâvül edüp Hakka şükür etdiler. Ol ta‘âmın ismine aşur aşı nâm kodular. Zîrâ Tûfân'dan halâs oldukları gün mâh-ı muharremin onuncu gün olmağıyla yevm-i âşir deyüp aşur aşı dediler. Andan Hazret-i Nûh aleyhi's-selâm zevrakında olan yetmiş aded âdemlere nübüvvet ile fermân edüp her birini birer diyâra Kalimon keheneyi Arz-ı Hâsân'a gönderdi kim hâlâ diyâr-ı Mısır'da Bilbes şehrine Arz-ı Hâsân derler. Anınçün Mısır arz-ı mukaddesden değildir. Ba‘dehû Kalimon hakîm Mısır'a varup Hazret-i İdrîs ta‘lîmiyle binâ olunan Mısır Cizesindeki Hırem dağları ki hâlâ anlara Fir‘avn dağları derler, ammâ hilâfdır Sürid hakîm izn-i İdrîs ile binâ etmişdir. Tûfân'dan sehel harâb olmak ile Kalimon hakîm yine imâr edüp anda sâkin oldu. Merhûm olup Ehrâm dağında defn etdiler. Oğlu Mısrâyim hakîm-i kebîr olup şehr-i Fustât'ı binâ etdiğiyçün şehr-i Mısır dediler. Bu Mısrâyim dahi merhûm olup yetmiş aded evlâdı kalup Musul'da Hazret-i Nûh'a gelüp birer cây-ı vatan istediklerinde her birin bir diyâra gönderüp Sırfâyil nâm bir oğlunu Rûm'a gönderüp ibtidâ Rûm'da vatan tutanın bu Sırfâyil'dir. Arz-ı Rûm'da deverân u seyerân ederek bu Sofya arzının âb [u] hevâsından ve Vitoş nâm kûh-ı bülendinden hazz edüp arz-ı Sofya'da sâkin olup her biri yüzer seneye bâliğ iken her birin birer arza gönderüp vatan dutundular. Bir oğlu Latine'dir, Dobra Venedik'e gidüp nevpeydâ Venedik körfezi sâhilinde kurâ ve kasabâtlar binâ edüp anda tenâsül bulup kavm-i Latin oldu. Bir oğlu Hersek idi. Hersek diyârı anın ismiyle müsemmâdır. Bir oğlu Vornik idi. İzvornik'de sâkin olup Voynuk kabilesi Vornik neslindendir. Bir oğlu Bulkarya'dır. Bulgar andan münteşir oldu. Bir oğlu Franka idi. Frenk andandır. Biri Hırabda idi, Hırvad andandır. Bir oğlu Boşnak idi, kavmi andandır. Bir oğlu Doşka idi, Alaman ile Venedik mâbeyninde Dodoşka kavmi andandır. Ammâ Macar Acem'den gelme Menuçehr evlâdlarından Mençır'dan galat Macar kavmidir. Sırfâyil'in bir oğlu da Romaa idi. Kızılelma Roması'nda kalup {on bir evlâdı olup her birin birer diyârı reyy ü imâr etmeğe gönderdi kim İşpaniye vilâyetinin ismidir.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 136b–137a ·
metinde göster ·
… ârıdır. Sekizinci hâkimi şehir muhtesibidir.Tokuzuncu zâbiti paşa voyvadasıdır.
Onuncu
hâkimi şehir kethüdâsıdır. 139a On birinci zâbiti bâcdârdır. On ikinci zâbiti …
Ve cümle taht-ı hükûmetinde (---) pâre ma‘mûr u âbâdân kurâ vü büldândan senevî yigirmi kise-i Rûmî hâsıl olur. Bu eyâletden paşasına ber-vech-i adâlet yüz bin guruş olur. Üçüncü hâkim-i şer‘î şeyhülislâmdır. Dördüncü hâkimi cemî‘i şürefâlara nakîbü'l-eşrâfdır. Beşinci hâkimi ayak nâ’ibidir. Altıncı hâkimi sipâh kethüdâyeridir. Yedinci zâbiti yeniçeri ve topçu ve cebeci zâbiti yeniçeri serdârıdır. Sekizinci hâkimi şehir muhtesibidir.Tokuzuncu zâbiti paşa voyvadasıdır. Onuncu hâkimi şehir kethüdâsıdır. 139a On birinci zâbiti bâcdârdır. On ikinci zâbiti harâcîdir. Böyle zâbitlere hâkim, paşadır. Ana hâkim, hâkimler hâkimi Hâkim-i mutlak Allah'dır kim cemî‘i zî-rûha ve küllî zerre vü şemmeye ve cemî‘i mahlûka muhtesib ol Perverdigâr-ı lâ-yezâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 138b–139a ·
metinde göster ·
… nakîbü'l-eşrâfdır. Sekizinci şehir nâ’ibi, dokuzuncu zâbiti şehir muhtesibidir.
Onuncu
şehir voyvodasıdır. On birinci harâc ağasıdır. On ikinci Malatıyye muhassılıdır …
Cümle nevâhîleri (---) aded Kürdistân ve Türkmanistân kurâlarıdır. Bu kurâlardan beher sene ber-vech-i adâlet kadıya yigirmi kîse-i Rûmî olur. Altıncı hâkim-i şer‘î şeyhülislâmdır. Yedinci hâkimi nakîbü'l-eşrâfdır. Sekizinci şehir nâ’ibi, dokuzuncu zâbiti şehir muhtesibidir. Onuncu şehir voyvodasıdır. On birinci harâc ağasıdır. On ikinci Malatıyye muhassılıdır kim beğ kadar asker ile süvâr olup salb-ı siyâset edüp (---) yük akçe mâl-ı pâdişâhî tahsîl eder. On üçüncü emîn ağadır, on dördüncü şâhbenderdir, on beşinci sipâhiyân kethudâyeridir. On altıncı yeniçeri serdârıdır. On yedinci kal‘a dizdârıdır. On sekizinci hâkim hâne-i avârız ağasıdır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 193a ·
metinde göster ·
… diler. Hâlâ ol ta‘âma "Âşûra aşı" derler kim Nûh Necî mâh-ı Muharremü'l-harâmın
onuncu
gününde necât bulduğunda yevm-i âşûradır kim Muhammed ibn İshâk kavlince "Tûfân …
Ezîn-cânib kaçan ki Hazret-i Nûh Necî Tûfân'da Cebel-i Cûde üzre keştîsiyle karâr edüp necât oldukda cümle ümmet-i Nûh gemiden taşra çıkup hâk-i anber-i pâke yüz sürüp secde-i şükr etdiler. Cümlesi şükrâne içün herkesde ne bulundu ise bir kazgana koyup aş pişirüp tenâvül etdiler. Hâlâ ol ta‘âma "Âşûra aşı" derler kim Nûh Necî mâh-ı Muharremü'l-harâmın onuncu gününde necât bulduğunda yevm-i âşûradır kim Muhammed ibn İshâk kavlince "Tûfân-ı Nûh'dan Server-i Kâ’inât'a gelince 4.490 senedir. Âdem Nebî'den vilâdet-i Mefhar-i Mevcûdât'a gelince 6.750 senedir", deyü cemî‘i müfessirîn müttefekun aleyh olup tahrîr etmişlerdir ammâ ba‘de't-Tûfân bu dünyanın ibtidâ imârı vilâdet-i Resûl'den mukaddem dörd bin dört yüz doksan sene olmuşdur kim ibtidâ imâr olan keştî-i Nûh'un karâr etdüği Cebel-i Cûde üzre binâ-yı Hazret-i Nûh şehr-i Cûde'dir kim bu cebel hakkında sûre-i (---)Arapça âyeti nâzil olmuşdur. Hazret-i Nûh asrında bir şehr-i mu‘azzam olup gâyet imâr oldu. Hâkimi Hazret-i Nûh ümmetinden Kürdim Melik idi. Bu cebel-i Cûdî üzre bu Kürdim Melik altı yüz sene mu‘ammer olup evlâd-ı evlâdı münteşir olup İbrî lisânından gayrı bir lisân-ı İbriyân te’lîf edüp ne İbrîdir ve ne Fârisîdir ve lisân-ı Derîdir. Ana lisân-ı Kürd, Hazret-i Nûh ümmetinden Melik Kürdim'den kalmışdır. Ba‘dehû Hazret-i Nûh Tûfân'dan sonra Cûde şehrinden yine cebel-i Sincâr'a gelüp imâr olmasiyçün du‘â etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 212b ·
metinde göster ·
temâşâgâh: Kûh-ı Dehdîvân'dır kim zirve-i a‘lâsında olan İskender seddi Bitlîs …
Onuncu temâşâgâh: Kûh-ı Dehdîvân'dır kim zirve-i a‘lâsında olan İskender seddi Bitlîs fethiyçün on gün dîvân-ı müşâveresiyçün binâ etdiğinden Dehdîvân derler ve müfîd u muhtasar sedd-i İskender vardır. Mutalsamât eyle binâ 235a olunduğundan bu Dehdîvân dağından âlî kûh-ı bâlâların mâverâlarındaki Güzeldere dağları ve Nemrûd dağları ve Mudikî kûhları ve Muş dağları ve Güvâr bâğları cümle nümâyân bir mesîregâh-ı kûh-ı Dehdîvân'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 234b–235a ·
metinde göster ·
Şehr-i Bitlîs içre Melek Ahmed Paşa efendimizle dokuz gün dokuz gice zevk u safâlar edüp gicemiz kadir, rûzumuz rûz-ı nevrûz-ı Harzemşâhî idi ve alâ kadri'l-imkân niçe ahvâllerine vâkıf olup niçe kibâr-ı evliyâullahların ziyâret edüp onuncu günde paşa Van'a gitmeğe azîmet buyurduklarında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 235a ·
metinde göster ·
… kethudâsıdır, sekizinci paşa müsellimidir, dokuzuncu paşanın şehir subaşısıdır.
Onuncu
pâdişâhın mâl defterdârı Şânî Efendi'dir kim hâssı 64.870 akçedir. Yüz elli ade …
İkinci hâkimi örfî, yukaru kal‘ada dergâh-ı âlî yeniçerilerinin haseki ağalarından bir müte‘azzım yeniçeri ağasıdır. Zamânımızda Deli Abdî Ağa nâm bir ağa-yı hümâm idi kim altı odada üç bin yeniçeriye hâkim idi. Üçüncü hâkim ağa, başçavuşdur. Dördüncü yeniçeri efendisidir, beşinci cebecibaşıdır kim üç odada bin aded cebeciye hâkimdir. Altıncı, topçubaşıdır kim iki odada bin aded topçulara hâkimdir. Bunlar kerr ü ferr ü dârâtları müte‘azzım Âsitâne ağalarıdır kim her Cum‘a alây ile paşa dîvânına gelirler. Yedinci hâkim, paşa kethudâsıdır, sekizinci paşa müsellimidir, dokuzuncu paşanın şehir subaşısıdır. Onuncu pâdişâhın mâl defterdârı Şânî Efendi'dir kim hâssı 64.870 akçedir. Yüz elli aded tevâbi‘iyle yedi yüz kalemden mâl-ı pâdişâhî tahsîl edüp yetmiş aded kılâ‘ kullarına ve sâ’ir erbâb-ı vezâ’ife vazîfe-i mu‘ayyenelerin verüp üst haftanıyla paşa dîvânına gelmeğe me’mûrdur. On birinci zâbit, çavuşlar kethudâsıdır. On ikinci çavuşlar emînidir. On üçüncü çavuşlar kâtibidir. On dördüncü tîmâr defterdârıdır. On beşinci defter emînidir. On altıncı rûznâmecidir. On yedinci muhâsebecidir. On sekizinci mukâta‘acıdır. On dokuzuncu menkûfâtçıdır. Mezkûr dokuz aded dîvân halîfeleri taraf-ı pâdişâhîden ru’us-ı hümâyûn ile mutasarrıf hâkimlerdir kim kânûn-ı Süleymân Hân üzre ze‘âmetleri hâssı 60.999 akçedir. Bunlar dahi paşa ile sefer eşmek kânûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 253b ·
metinde göster ·
… leri geçüp her biri birer kasaba-misâl kend-i azîmler idi. Ba‘dehû vakt-i asrda
onuncu
sâ‘atde,
Kend-i Şeyh Safî: Erdebil'de medfûn olan şâhların ecdâdı Şeyh {Safî} hazretlerinin vakfıdır. Andan bu mahalde Kumla ile Tebrîz mâbeyninde cereyân eden nehr-i Karasu, bu nehrin menba‘ı Albak ve Karnıyarık kal‘aları dağlarından cem‘ {olup} niçe yüz kendlerin mezra‘aların reyy edüp cereyân ederek Rûmiyye deryâsına mahlût olur âb-ı hayâtdır. Tebrîz ve Kumla ve Tesûy mâbeynlerinde rûy-ı arzda râygân cereyân eden bu Karasu'dur. Mâ‘adâ cümle uyûn-ı câriyeler zîr-i zemînden cereyân eder kim Âzerbaycân'ın zemîni serâpâ sokak sokak tehîdir kim âb-ı hayât sular geçer. Ve köşe köşe mahalliyle kuyular vardır. Ba‘dehû yine şarka cümle merkûm kendleri geçüp her biri birer kasaba-misâl kend-i azîmler idi. Ba‘dehû vakt-i asrda onuncu sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 301a ·
metinde göster ·
… lerdir. Ve sekizinci hâkim hân kethudâsıdır ve dokuzuncu hâkim şehbenderdir. Ve
onuncu
hâkim iskele bâcdârıdır ve on birinci zâbit şehir muhtesibidir.(---)(---) (--- …
Sâ’ir hâkimlerin ayân u beyân eder: Evvelâ mezâhib-i erba‘adan şeyhülislâmları ve nakîbü'l-eşrâfı ve der-i devlet tarafından üç yüz akçe pâyesiyle mu‘teber kadısı ve cümle (---) aded nevâhî kurâlarından kadıya senevî ber-vech-i adâlet üç bin guruş olur. Ve cümle eyâlet-i Cizre'den beğine beher yevm birer rub‘ {kile} mâl hâsıl olur. Zîrâ taht-ı hükûmetinde cümle (---) aded kurâ vü kasabât ve kılâ‘-ı ma‘mûrelerdir. Ve sekizinci hâkim hân kethudâsıdır ve dokuzuncu hâkim şehbenderdir. Ve onuncu hâkim iskele bâcdârıdır ve on birinci zâbit şehir muhtesibidir.(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 385a ·
metinde göster ·
günde Der-i Devlet'e sene (---) mâh (---) gününde Celâlî Hasan Paşa ve Tayyaroğ …
Onuncu günde Der-i Devlet'e sene (---) mâh (---) gününde Celâlî Hasan Paşa ve Tayyaroğlu ve Sarı Ken‘ân Paşa (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) mîr-i mîrânlar ve ümerâların kelleleri huzûr-ı pâdişâhîye gelüp cemî‘i hâs u âm hamd [u] senâ edüp mesrûr [u] handân olup Köpürlü vezîr buyurdular kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 75a ·
metinde göster ·
… d-i Hudâ böyle bir rahne Venedik kâfirine olmayup sene 1071 mâh-ı Muharrem'inin
onuncu
gününde,
Andan mansûr u muzaffer on üçüncü günde yine kal‘a-i Zadra altında asker-i İslâma gelüp lâ-yu‘add ve lâ-yühsâ mâl-ı firâvânların öşürlerin kanû[n]-ı Âl-i Osmân üzre Melek Ahmed Paşa efendimize hisse verüp, andan cemî‘i metâ‘lar mezâd-ı sultânî içre bir bey‘ [ü] şirâlar olmuşdur kim bir gulâm-ı mehpâre on guruşa fürûht olmuşdur ve gayrı emti‘a ve akmişe ve kâlâ-yı vâlâ makûleleri fürûht olmadan kalup harbende ve şütürbân ellerinden düşüp pâymâl-ı rimâl idi ve devâbbât makûlesinin hisâbın Hallâk-ı mahlûk bilir kim bin koyun yüz beş guruşa satıldı ve zehâyir kısmından niçe bin komor bârgîri yükü buğday ve arpa ve darı ve gayrı me’kûlât kısımları var idi. Hamd-i Hudâ böyle bir rahne Venedik kâfirine olmayup sene 1071 mâh-ı Muharrem'inin onuncu gününde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 142a ·
metinde göster ·
gün sünnet üzre sûr-ı zifâf olup sene 1072 Ramazân'ında Melek Ahmed Paşa efendi …
On günden sonra Ramazân-ı şerîfin onuncu gün sünnet üzre sûr-ı zifâf olup sene 1072 Ramazân'ında Melek Ahmed Paşa efendimiz Fâtıma Sultân binti Sultân Ahmed Hân'ı izdivâclarında münderic edüp leyle-i zifâfda cümle Melek Ahmed Paşalı Fâtıma Sultân'ın Ebû Ensârî kapusundaki sarây[ın]da tâ sabâha dak cân sohbetleri etdik. Vakt-i şâfi‘î kim oldu Melek Ahmed Paşa efendimiz yine ke'l-evvel esbâbıyla gazab-âlûd taşraya çıkup gözleri tas-ı pür-hûna dönmüş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 43a ·
metinde göster ·
… civerüp dünyâyı aşup mâh-ı Saferü'l-muzafferin üçüncü gün ve ba‘zısı beşinci ve
onuncu
gün ordu-yı İslâma sâlimîn ü gânimîn vâsıl oldular.
Ba‘dehu beş gün beş gecede ve kimi on gün on gecede cânib-i erba‘adaki vilâyetlere çapul civerüp dünyâyı aşup mâh-ı Saferü'l-muzafferin üçüncü gün ve ba‘zısı beşinci ve onuncu gün ordu-yı İslâma sâlimîn ü gânimîn vâsıl oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 115a ·
metinde göster ·
… 'l-emr cümle küffâr yek-dil ü yek-cihet olup sene 1074 mâh-ı Rebî‘ulevvel[in]in
onuncu
gün cümle küffâr-ı dûzah-karâr dendân-ı bedenlerde karâr edüp,
Âhirü'l-emr cümle küffâr yek-dil ü yek-cihet olup sene 1074 mâh-ı Rebî‘ulevvel[in]in onuncu gün cümle küffâr-ı dûzah-karâr dendân-ı bedenlerde karâr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 122b ·
metinde göster ·
gününde âdet-i kadîmeleri ve kâ‘ide-i amîme-i şehinşâhîleri üzre Vezîr-i Sânî F …
Ba‘dehu Süleymân Hân sene-i mezbûrda mâh-ı Şevvali'l-mükerremin onuncu gününde âdet-i kadîmeleri ve kâ‘ide-i amîme-i şehinşâhîleri üzre Vezîr-i Sânî Ferhâd Paşa'yı ve Vezîr-i Râbi‘ Ahmed Paşa [ve] Vezîr-i Hâmis Kızıl Ahmedlü Mustafâ Paşa ve Şemsî Paşa'yı ve Kadıasker Hâmid Efendi'yi ve sâ’ir erbâb-ı dîvânları cümle götürüp hattâ müsinn ü ihtiyâr umûr-dîde musâhiblerden Matbah 172b Emîni Selîm Hânlı Abdî Efendi'yi ve Kuzu Ali Ağa'yı ve mütekâ‘id Yeniçeri ağası Ali Ağa'yı ve bu hakîr Evliyâ'nın pederi Kuyumcubaşı Dervîş Mehemmed Ağa'yı ve İbrâhîm-i Gülşenî hazretlerinin başhalîfesi Ser-hânendegân Dervîş Ömer-i Gülşenî ve niçe bunların emsâli pîr-i fânî vâcibü'r-ri‘âyâ umûr-dîde müsin ihtiyârları ma‘an Seğitvar seferine götürüp kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek gitmede, ammâ mübârek vücûd-ı şerîflerine pîrlikden za‘af u fütûr ve derd-i belâ-yı nikrîs ile dâ’imâ rencûr olup dâ’imâ taht-ı revân ile râha revâne olarak kal‘a-i Belgrad'dan nehr-i Sava'yı ubûr edüp sahrâ-yı Zemon'da meks-i hıyâm buyurduklarında cümle asâkir-i İslâm deryâ-misâl cem‘ olup pâdişâh-ı gerdûn-vakâr deryâ-misâl asker ile Eğre gazâsına gidüp mukaddemâ Nemse çâsârı Ferdinand Kralın Erdel'de istîlâ etdiği Sakmar ve Tokay ve sâ’ir kılâ‘ları halâs etmeğe azm-i hümâyûnları oldukda hikmet-i Hudâ mukaddemâ Peçoy kal‘ası muhâfazasına ta‘yîn olunan üç aded sancakbeğleri Şikloş kal‘ası altında meks-i hıyâm edüp bârân-ı rahmetden bu beğler gözlerin açamayup herkes haymesinde başun hırkaya çeküp âlem ağyârdan bî-haberdir deyü hâb-ı nâzda iken ol gün Seğitvar kal‘ası banı olan Zirniski Mikloş nâm pelîd-i anîd beş bin atlı ve üç bin yaya küffârlar ile mezkûr beğleri ol yağmur ve kar mahallinde ale'l-gafle basup beğleri ve niçe yüz aded gâzîleri cümle şehîd edüp ve niçe yüzünü esîr-i bend-i zincîr edüp cümle guzâtın mâl-ı ganâ’imiyle kal‘a-i Seğitvar'a gidüp şâdumânlar ederek karâr-dâde olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 172a–172b ·
metinde göster ·
… kal‘aya top çekmeğe mübâşeret etdikde küffâr bu hâli görüp havf [ü] haşyetinden
onuncu
günde bu kal‘ayı vere ile verüp miftâhları serdâra teslîm edüp kal‘adan çıkarke …
Âhır-ı kâr Serdâr Mehemmed Paşa yukaru kal‘aya top çekmeğe mübâşeret etdikde küffâr bu hâli görüp havf [ü] haşyetinden onuncu günde bu kal‘ayı vere ile verüp miftâhları serdâra teslîm edüp kal‘adan çıkarken tâc-ı İskender'i küffâr derûn-ı hisârda ferâmûş edüp yine kal‘aya girüp tâcı almak isterler. Yeniçeriler kâfirleri yine kal‘aya komayup tekrâr cenge âheng edüp yeniçeriler cümle kâfirleri dendân-ı tîğdan geçirüp kapudanın Serdâr Mehemmed Paşa gücile yeniçeri elinden kurtarup kal‘a miftâhlarıyla kapudanı sa‘âdetlü Süleymân Hân'a müjde gönderüp kal‘a-i Vişigrad bu yüzden feth olup hâlâ Süleymân Hân tahrîri üzre Budin eyâletinde Üstürgon sancağı hâkinde voyvadalıkdır ve Üstürgon niyâbetidir. Müftî ve nakîbi ve kethudâyeri yokdur, ammâ Budin yeniçerisi serdârı ve kal‘a dizdârı ve üç yüz aded merdüm-hisârı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 28b ·
metinde göster ·
gün cümle emrâz-ı muhtelifeden halâs olup günden güne ifâkat bulup yigirminci g …
Netîce-i kelâm kefere-i müsteskî onuncu gün cümle emrâz-ı muhtelifeden halâs olup günden güne ifâkat bulup yigirminci günde ayağında ve kollarında delinen yerleri eyi olup reng-i rûyi hamret üzre olup cerrâha bir kîse guruş verüp dâru'ş-şifâya beş kîse Îsâ aşkına vakf edüp vilâyetine gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 63a ·
metinde göster ·
gün ıyd-ı adhâda Karadeniz'den Ammârzâde Kapudan 195b Paşa on beş pâre kadırg …
Sene 1077 Zilhiccesi'nin onuncu gün ıyd-ı adhâda Karadeniz'den Ammârzâde Kapudan 195b Paşa on beş pâre kadırga ile donanma-i hümâyûn Kefe limanına azîm şâdımânlar ile girüp lenger-endâht oldukda cümle limanda olan kadırgalara cemî‘i keştîler safâ geldiniz topları ve tüfengleri atup kapudan paşaya şâdımânlar etdiler. Meğer bu kadırgalar içinde yeni olan Kırım hânı Çoban Geray Hân var imiş. Hân kapudan paşa başdardasında üç gün üç gece yatup cemî‘i Kırım halkı yeni hân geldiğin duyup şehr-i Kefe âdem deryâsı olup şâhrâhların izdihâmlarından geçilmez oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 195a–195b ·
metinde göster ·
gün niyyetü'l-gazâ deyüp cümle ahbâb ile ve Ak Mehemmed Paşa ile vedâlaşup Giri …
Sene 1078 mâh-ı Recebü'l-müreccebinin onuncu gün niyyetü'l-gazâ deyüp cümle ahbâb ile ve Ak Mehemmed Paşa ile vedâlaşup Girid gazâsına azîmet edüp cümle menâzilleri ve kılâ‘ u kasabâtları beyân eder
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 204a ·
metinde göster ·