Gâzî yanında defn edüp Ahmed Hân üzre sefere gitdi.
Bu sekiz aded şehzâde-i civân-bahtları Sultân Selîm-i Evvel birâder-i cân-berâberi Şehzâde Ahmed Hân üzre Bursa Yenişehri üzre sefere gideceği mahalde devlet-i dünyâ içün sekiz şehzâdeyi şehîd edüp dünyâ kaydından âzâde edüp cümlesin Orhan Gâzî yanında defn edüp Ahmed Hân üzre sefere gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 236b ·
metinde göster ·
asrında bu şehre Hacı Muhammed Bektaş hazretleri izniyle bu şehre gelüp müsâfir …
Tekye-nişîni Hüsâm Dede hod tekmîl-i fünûn etmiş bir pîr-i fânî cânlar cânıdır, ammâ kerâmât-ı azîz sâhib-i şühedâ oldur kim kaçan azîz-i merhûm Gâzî Orhan asrında bu şehre Hacı Muhammed Bektaş hazretleri izniyle bu şehre gelüp müsâfir olduklarında bu şehir ol zamân kefere destinde imiş. Kral sayd [u] şikârdan gelirken bu tekye mahallindeki hıyâbâna uğrayup görse kim bir alay abdâlân def [ü] kudûmların çalup âyîn-i Âl-i abâ ederler. Kral-ı dâll bunlardan hazz edüp şikâr etdiği geyiğin birin bu dedelere verüp, "Tîz pişirin bile yeyelim" deyü kral dedeler ile hem-celîs oldukda hemân azîz-i merhûm sığını pâk soyup bir kuru çam ağacına geyiği geçirüp meydân-ı mahabbete koyup cümle fukarâ def [ü] kudûm çalarak tevhîde meşgûl olup ot yanmadan tütün tütmeden harâret-i tevhîd ile tarfetü'l-ayn içre kralın gözü önünde çiğ sığın tennûrda pişir gibi pişüp kral dahi tenâvül ederken hemân kebâb şişi olan kuru çam ağacını azîz yere bismillâh ile sancup ol ân ol şiş ağacı yeşerüp bir sebiz-gûn çam ağacı olur. Hâlâ azîzin âsitânesi önünde evc-i semâya ser çekmiş bir çam ağacıdır kim bu şehirde değil etrâf kurâ vü kasabâtlarda eyle çam ağacı yokdur. Kral bu âteşsiz gazâl pişdiğin ve kebâb şişi kuru ağac iken dıraht-ı sebze-vâr olduğun görünce cümle tevâbi‘iyle îmâna gelüp Orhan Gâzî'ye Dede ile gidüp tecdîd-i bî‘at edüp yine şehr-i Dobniçse'ye gelüp niçe zamân mu‘ammer olup hâlâ Dede Sultân ile Melik Habîb bile medfûnlardır kim hâlâ 175a ziyâretgâh-ı erbâb-ı dilândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 174b–175a ·
metinde göster ·
… kuru ağac iken dıraht-ı sebze-vâr olduğun görünce cümle tevâbi‘iyle îmâna gelüp
Orhan
Gâzî'ye Dede ile gidüp tecdîd-i bî‘at edüp yine şehr-i Dobniçse'ye gelüp niçe z …
Tekye-nişîni Hüsâm Dede hod tekmîl-i fünûn etmiş bir pîr-i fânî cânlar cânıdır, ammâ kerâmât-ı azîz sâhib-i şühedâ oldur kim kaçan azîz-i merhûm Gâzî Orhan asrında bu şehre Hacı Muhammed Bektaş hazretleri izniyle bu şehre gelüp müsâfir olduklarında bu şehir ol zamân kefere destinde imiş. Kral sayd [u] şikârdan gelirken bu tekye mahallindeki hıyâbâna uğrayup görse kim bir alay abdâlân def [ü] kudûmların çalup âyîn-i Âl-i abâ ederler. Kral-ı dâll bunlardan hazz edüp şikâr etdiği geyiğin birin bu dedelere verüp, "Tîz pişirin bile yeyelim" deyü kral dedeler ile hem-celîs oldukda hemân azîz-i merhûm sığını pâk soyup bir kuru çam ağacına geyiği geçirüp meydân-ı mahabbete koyup cümle fukarâ def [ü] kudûm çalarak tevhîde meşgûl olup ot yanmadan tütün tütmeden harâret-i tevhîd ile tarfetü'l-ayn içre kralın gözü önünde çiğ sığın tennûrda pişir gibi pişüp kral dahi tenâvül ederken hemân kebâb şişi olan kuru çam ağacını azîz yere bismillâh ile sancup ol ân ol şiş ağacı yeşerüp bir sebiz-gûn çam ağacı olur. Hâlâ azîzin âsitânesi önünde evc-i semâya ser çekmiş bir çam ağacıdır kim bu şehirde değil etrâf kurâ vü kasabâtlarda eyle çam ağacı yokdur. Kral bu âteşsiz gazâl pişdiğin ve kebâb şişi kuru ağac iken dıraht-ı sebze-vâr olduğun görünce cümle tevâbi‘iyle îmâna gelüp Orhan Gâzî'ye Dede ile gidüp tecdîd-i bî‘at edüp yine şehr-i Dobniçse'ye gelüp niçe zamân mu‘ammer olup hâlâ Dede Sultân ile Melik Habîb bile medfûnlardır kim hâlâ 175a ziyâretgâh-ı erbâb-ı dilândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 174b–175a ·
metinde göster ·
Beğ ve şehîd Murâd Beğ ve Yıldırım Beğ ve Çelebi Mehemmed Beğ ve İkinci Murâd B …
Ve Ertuğrul Beğ ve Osmân Beğ ve Orhan Beğ ve şehîd Murâd Beğ ve Yıldırım Beğ ve Çelebi Mehemmed Beğ ve İkinci Murâd Beğ ve Fâtih Sultân Mehemmed ve Bâyezîd Hân ve Selîm Hân-ı Evvel ve Süleymân Hân ve Selîm-i Sânî ve Murâd-ı Sâlis ve Mehemmed-i Sâlis ve Ahmed Hân ve Mustafâ hân ve Osmân-ı Sânî ve yine Mustafâ Hân ve Murâd-ı Râbi‘ ve İbrâhîm Hân ve Mehemmed Hân-ı Râbi‘e gelince cümle mevlûdları ve cülûsları ve müddet-i ömürleri ve saltanatları cümle mufassaldır, nazar oluna. Andan sebeb-i gazâ-yı Mısır be-dest-i Selîm şâh-ı Evveli bildirir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y453a ·
metinde göster ·
Ammâ âl-i Osmân'a evvel Gâzî Osmân Beğ, Orhan Beğ, Yıldırım Beğ, Murâd Beğ derlerdi. Tâ Ebü'l-feth Mehemmed Hân'da cümle ulemâ-yı Rûm ulü'l-emr dediler. Zîrâ Ebü'l-feth muhibb-i ulemâ olup ekâlîm-i seb‘adan cümle mütebahhirîn-i ulemâ ve meşâyihini cem‘ etmişdi. Kendüler dahi fâzıl ü âlim ve âmil ü kâmil mücâhidün fî-sebîlillâh pâdişâh idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y27b ·
metinde göster ·
… sa gazâsından gelirken mecrûhan Söğüt nâm kasabada medfûndur. Ve Savucu Beğ ibn
Orhan
Tomalıc gazâsında şehîd olup anı dahi Ertuğrul yanında defn etdiler.
Andan cemî‘i ulemâ-yı Rûm gulgule-i Rûm edüp Ertuğrul'u beğ edüp halîfe olup cümle andan bî‘at etdiler. Ol dahi Bursa gazâsından gelirken mecrûhan Söğüt nâm kasabada medfûndur. Ve Savucu Beğ ibn Orhan Tomalıc gazâsında şehîd olup anı dahi Ertuğrul yanında defn etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y39b ·
metinde göster ·
Beğ halîfe oldu. Saltanat 35 sene olup, Orhan Gâzî oğlu Süleymân Paşa Kara Mürs …
Andan Orhan Beğ halîfe oldu. Saltanat 35 sene olup, Orhan Gâzî oğlu Süleymân Paşa Kara Mürsel Beğ ve Ece Ya‘kûb Beğ kırk nâmdâr ile Bahr-i Ebyaz'ı Kapudağı kurbunda Bab[ae]ski nâm mahalden sallar ile karşu Rûmeli tarafına at çıkarup Gelibolu câniblerin nehb ü gâret ederek İpsala ibtidâ salâdan galat olan yeri ibtidâ cum‘a gün anı feth edüp ibtidâ salâ okuduklarıyçün ibtidâ salâdan galat İpsala derler. Ve günden güne askerin gerüsü gelerek Gelibolu kal‘asın feth etdükde Gâzî Süleymân Paşa kal‘a kapusunda el urup bismillâhirrahmânirrahîm târîh sene 761 olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y39b ·
metinde göster ·
Andan Orhan Beğ halîfe oldu. Saltanat 35 sene olup,
Orhan
Gâzî oğlu Süleymân Paşa Kara Mürsel Beğ ve Ece Ya‘kûb Beğ kırk nâmdâr ile Bahr- …
Andan Orhan Beğ halîfe oldu. Saltanat 35 sene olup, Orhan Gâzî oğlu Süleymân Paşa Kara Mürsel Beğ ve Ece Ya‘kûb Beğ kırk nâmdâr ile Bahr-i Ebyaz'ı Kapudağı kurbunda Bab[ae]ski nâm mahalden sallar ile karşu Rûmeli tarafına at çıkarup Gelibolu câniblerin nehb ü gâret ederek İpsala ibtidâ salâdan galat olan yeri ibtidâ cum‘a gün anı feth edüp ibtidâ salâ okuduklarıyçün ibtidâ salâdan galat İpsala derler. Ve günden güne askerin gerüsü gelerek Gelibolu kal‘asın feth etdükde Gâzî Süleymân Paşa kal‘a kapusunda el urup bismillâhirrahmânirrahîm târîh sene 761 olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y39b ·
metinde göster ·
… i dahi Şehzâde Mahmûd ve büyük oğulları Şehzâde Mûsâ ve Şehzâde Emîr ve Şehzâde
Orhan
ve biri dahi Sultân Alîşâh oğlu Osmân'dır, bunların cümlesin Selîm bürâderi Şeh …
Ve Selîm Şâh'ın bürâderi Şehzâde Şehinşâh'ın oğlu Mehemmed Hân ve biri dahi Şehzâde Mahmûd ve büyük oğulları Şehzâde Mûsâ ve Şehzâde Emîr ve Şehzâde Orhan ve biri dahi Sultân Alîşâh oğlu Osmân'dır, bunların cümlesin Selîm bürâderi Şehzâde Ahmed Hân üzre sefere giderken cümlesin birer takrîb ile ele getürüp cümlesin şehîd edüp Bursa'da Orhan Gâzî cenbinde âsûde kıldılır. Zîrâ bu şehzâdeler Sultân Bâyezîd-i Y 46b Velî asrında tavâ’if-i mülûka dönüp gûn-â-gûn evzâ‘ [u] etvâr-ı garîbeler edüp birbirleriyle ceng-i azîmler edüp re‘âyâ vü berâyâ pârekende ve perîşân-hâl olup cümle ibâdullâh öte tarafa Acem'e tâbi‘ oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y46a–Y46b ·
metinde göster ·
… ere giderken cümlesin birer takrîb ile ele getürüp cümlesin şehîd edüp Bursa'da
Orhan
Gâzî cenbinde âsûde kıldılır. Zîrâ bu şehzâdeler Sultân Bâyezîd-i Y 46b Velî …
Ve Selîm Şâh'ın bürâderi Şehzâde Şehinşâh'ın oğlu Mehemmed Hân ve biri dahi Şehzâde Mahmûd ve büyük oğulları Şehzâde Mûsâ ve Şehzâde Emîr ve Şehzâde Orhan ve biri dahi Sultân Alîşâh oğlu Osmân'dır, bunların cümlesin Selîm bürâderi Şehzâde Ahmed Hân üzre sefere giderken cümlesin birer takrîb ile ele getürüp cümlesin şehîd edüp Bursa'da Orhan Gâzî cenbinde âsûde kıldılır. Zîrâ bu şehzâdeler Sultân Bâyezîd-i Y 46b Velî asrında tavâ’if-i mülûka dönüp gûn-â-gûn evzâ‘ [u] etvâr-ı garîbeler edüp birbirleriyle ceng-i azîmler edüp re‘âyâ vü berâyâ pârekende ve perîşân-hâl olup cümle ibâdullâh öte tarafa Acem'e tâbi‘ oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y46a–Y46b ·
metinde göster ·
… ûr-ı Selîm'e getürüp amân vermeyüp şehîd eder. Anı dahi Bursa'ya na‘şın götürüp
Orhan
kubbesinde defn olundu.
"Vallâhî şu dağda iki ağa verdi" deyü gârı gösterir. Ol ân Korkud'u ve Piyâle Kethudâ'yı kayd [u] bend ile huzûr-ı Selîm'e getürüp amân vermeyüp şehîd eder. Anı dahi Bursa'ya na‘şın götürüp Orhan kubbesinde defn olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y46b ·
metinde göster ·