… şehrin cemî‘i odun kesenleri nehr-i Milaçka başında olan kûh-ı bî-sütûnlardaki
ormanlarda
dıraht-ı müntehâları kesüp odun ederler ve herkes kesdüğü odunlarına birer gûne …
Sitâyiş-i ibret-nümâ-yı âbâdân: Bu mezkûr cisirlerden yukar[ı] Mevlevîhâne kurbunda nehr-i Milaçka üzre bir bend-i azîm binâ vardır kim 130a bu şehrin cemî‘i odun kesenleri nehr-i Milaçka başında olan kûh-ı bî-sütûnlardaki ormanlarda dıraht-ı müntehâları kesüp odun ederler ve herkes kesdüğü odunlarına birer gûne kesik kertik kesüp kertikden nişân edüp herkes odunların nehr-i Milaçka'ya atar. Ba‘dehû cümle keraste ve hatablar su ile cereyân ederek mezkûr bend başında karâr edince odun sâhibleri gelüp birbirlerinin kertiklerine bakup odunlarına ipler takup evlerinde yakup zevk ederler. Bir turfa acâ’ib ü garâ’ib ibret-nümâdır. Ve bir ibret dahi bu şehirde karı ve buzu saman içine koyup mahzenlerde hıfz ederler. Ba‘dehû mâh-ı Temmuz'un şiddet-i hârında billûr gibi buzları vişne hoşâblarına koyup buz pâreli hoşâb yerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 129b–130a ·
metinde göster ·
… ak bulak olup niçesi hemân hınzîrlar gibi ormanlara girdi ve gâzîlerin âkılları
ormanlarda
bu kâfirlerin niçesin kırdı ve niçe yüzünü esîr edüp orduya gelmeden bu kadar a …
Hemân asker-i İslâm'dan ileri varan yüğrük atlılardan on beş bin mikdârı küheylân atlı bir kerre derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden "Allâh Allâh" deyüp aç kurd koyuna sunar gibi Rüstemâne bir hamle edüp sununca hemân küffâr-ı bedkâr alak bulak olup niçesi hemân hınzîrlar gibi ormanlara girdi ve gâzîlerin âkılları ormanlarda bu kâfirlerin niçesin kırdı ve niçe yüzünü esîr edüp orduya gelmeden bu kadar avret ve oğlan ile Üstürgon'a gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 119b ·
metinde göster ·
… ormanlar içre serserî gezerlerdi. Ve dermândan kesilmiş küheylân atlar bî-kıyâs
ormanlarda
eğerleriyle gezüp harârlar ve çadırlar ve sepet sandûkalar içre bî-hadd ü bî-kı …
Bu kal‘a altına bizden mukaddem asâkir-i İslâm gelüp konmuş göçmüş, ammâ at ve katır ve deve ve topkeşân sığırları leşinden geçilmez idi. Hatta bir katâr deve ve niçe katâr katırlar ve atlar ormanlar içre serserî gezerlerdi. Ve dermândan kesilmiş küheylân atlar bî-kıyâs ormanlarda eğerleriyle gezüp harârlar ve çadırlar ve sepet sandûkalar içre bî-hadd ü bî-kıyâs esbâblar târumâr yerde yatup aslâ kimesne almamış, çamur içre eyle kalmış ve cebehâne arabaları yükleriyle ve koşulmuş ölmüş kalmış atlarıyla ormanlar içre kalmış dururlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 7b ·
metinde göster ·
… r-i Raba kenârında amelleriyle karâr etdiler, ammâ yine dağlarda ve bellerde ve
ormanlarda
ve bataklı çamurlu gün görmez yollarda sekiz sâ‘atde,
Evvelâ mâh-ı (---) gününde nehr-i Raba kenârında nefîr-i rıhletler çalınup cânib-i şimâle Ustolni-Belgrad cânibine müteveccih olundu, ammâ küffâr-ı dûzah-karâr nehr-i Raba kenârında amelleriyle karâr etdiler, ammâ yine dağlarda ve bellerde ve ormanlarda ve bataklı çamurlu gün görmez yollarda sekiz sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 23b ·
metinde göster ·
Andan 5 sâ‘atde maşrık cânibine sarp yollarda ve sık
ormanlarda
sarıklarımız ve kalpaklarımız çalılara ildirüp aldırarak ve esbâblarımız yırtdı …
Andan 5 sâ‘atde maşrık cânibine sarp yollarda ve sık ormanlarda sarıklarımız ve kalpaklarımız çalılara ildirüp aldırarak ve esbâblarımız yırtdırarak gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 160a ·
metinde göster ·
Andan kalkup Körfez deryâsın solumuza bırağup düz yerlerde ve sarp ormanlarda yıldız tarafına (---) sâ‘atde giderken çiftliklerde zevk edüp {giderken niçe şehîd mezâristânları gördük. Meğer sene 979 târîhinde Kıbrıs cezîresi fethi mahallinde Pertev Paşa ve Kılıç Alî Paşa ve Müezzinzâde Kapudan Paşa üç yüz pâre donanmamız gemileriyle Venedik donanmasına râst gelü[p] bu mahallerde ceng-i azîm ederken Müezzinzâde Kapudan Paşa şehîd olup cümle donanmamız gemileri münhezim olup karaya döküldüklerinde küffâr niçe bin guzâtı şehîd etdiklerinin kabr-i şerîflerimiş kim donanma sıngını dedikleri hâdise-i kübrâ bu Anatolkoz ve Angili kasrı kurbunda olmuşdur.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 341a ·
metinde göster ·