verilen esîrleri dahi kırmak iktizâ eder. Ve eğer kırmak olmasa biz anları esîr …
"Serhaddimizin âdeti budur ve kanımız bahâsıdır kim pây-berâber hissedâr oluruz. Eğer devletli vezîr kırmak lâzım gelirse sultânıma ortadan verilen esîrleri dahi kırmak iktizâ eder. Ve eğer kırmak olmasa biz anları esîr etdikden sonra Porolok dağında cümle kırardık. Ve Allâhümme âfinâ biz de anlara esîr olsak anlar dahi bizi kırarlar" deyü bunun emsâli niçe gûne güft ü gûlar oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 136a ·
metinde göster ·
Anıniçün küffâr def‘-i izâle içün niçe kerre yedi kral cem‘ olup Üstürgonluyu
ortadan
kaldırmağa çalışup cehd-i tâm ederler, ammâ cümlesi münhezim olup hâ’ib [ü] hâs …
Anıniçün küffâr def‘-i izâle içün niçe kerre yedi kral cem‘ olup Üstürgonluyu ortadan kaldırmağa çalışup cehd-i tâm ederler, ammâ cümlesi münhezim olup hâ’ib [ü] hâsir bî-nâm cân ber-cehennem giderler. Hattâ merhûm Üstürgonlu Mustafâ Beğ bizimle Erdel gazâlarında iken Üstürgon gâzîlerinin yedi yüz aded Tunageçdi Hasenî ve Hüseynî kınalı atlı ve yedekli yiğitleri var idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 93a ·
metinde göster ·
çıkardığımız(?) guruş çıkdığından sonra cümlemiz kardaş gibi bir yere gelüp yin …
Bunlardan mâ‘adâ fürûht etdiğimiz cümle on bin sekiz yüz yetmiş altun olup at ve kılıç ve tüfeng gâ’ib olanın zararların ve katl olunan kulağızdan gayri iki nefer kulağızın ücretlerin çıkardıkdan sonra kırkar guruş fukarâ içün ve on guruş Kanije'nin iki kapusunun bevvâbları ve kurbânlarıyçün ve Kanije kal‘ası dîvârları üzre yatan şühedâların kurbânları ve şühedâların helvâsı içün ve bizim sekiz nefer şehîd olanların lokmasıyçün ve bizden on sekiz aded yaralı gâzîlerimizin merhem bahâsıyçün mezkûr harc-ı masrûfları cümle ortadan çıkardığımız(?) guruş çıkdığından sonra cümlemiz kardaş gibi bir yere gelüp yine Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis Câmi‘inde pây-berâberce hakîrin defteriyle bin dörd yüz toksan yiğit (---)(---) altun hissemend olup câmi‘ hüddâmlarınada beş altun verüp hakîre dahi Feth-i şerîf tilâvet edüp niçe işlerinde ve kitâbet kısmetlerinde bulunduğum içün iki pay dahi ziyâde verüp üç pay almış oldum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 9a ·
metinde göster ·
Ammâ eğer beş on gün dahi kazılsa nehr-i Edil'in bir fırkası nehr-i Ten'e mahlût olup Azak'dan nehr-i Ten ile azîm gemiler girüp nehr-i Edil'e varup nehr-i Edil ile Bahr-i Harez'e girüp andan asker-i İslâm'a her mühimmât ve her zahîre varmak âsân olup donanma gemilerimiz gitmek mümkin olurdu. Ve Gence ve Şirvân ve Şamâkî ve Şâbûrân ve Niyâzâbâd ve Demirkapu ve Bakü ve Gîlân kal‘aları ve vilâyetleri feth oldukdan sonra kızılbaş-ı bed-ma‘âşı ortadan kaldırmak âsân olurdu. Ammâ "El-abdü yüdebbiru vallâhu yukaddir" Cenâb-ı Kibriyâ'nın hikmeti var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 175a ·
metinde göster ·
şakk edüp, cezîrenin cânib-i cenûbunda yedi aylık yol, ıssız, beyâbân çöl [ü] ç …
Ve bu cezîreyi Nîl-i mübârek tâ ortadan şakk edüp, cezîrenin cânib-i cenûbunda yedi aylık yol, ıssız, beyâbân çöl [ü] çölistân, mesmûm, hayvânâtdan muhâtara yerlerde Cebelü'l-kamer'den nehr-i Nîl tulû‘ edüp anda yine nehr-i Nîl'den cem‘ olmuş bir buhayreye dökülüp andan yedi aylık yol cereyân ederek bir kolu cânib-i şimâle Reşîd'e ve bir kolu Dimyât'da ve birkaç tur‘a kollar dahi deryaya dökülür. Ammâ bu Reşîd ve Dimyât kolları ana kollardır. Deryâ-misâl Akdeniz'e mahlût olduğu yerlere "Merecü'l-bahreyni yeltekıyân" derler. Üç yüz mîl acı deryâyı tatlı edüp deryânın rengin humret üzre eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y30b ·
metinde göster ·