… ş kîse altun harc-ı râh ve elli katar katır ve elli katar cemel-i rahmet ve bir
otağ
çetr-i mülemma‘ ile iki kat semmûr hil‘at-ı fâhire ihsân edüp İbrâhîm Hân'ın ha …
Ba‘dehû sene (---) târîhinde Civân-kapucubaşı Mehemmed Paşa'yı sadâretden ma‘zûl edüp cezîre-i Girid'e serdâr-ı mu‘azzam edüp Defterdâr Sâlih Paşa'yı sadrıa‘zam edüp anlar dahi ibtidâ karındaşı Murtazâ Paşa'ya vezâretle ve tuğrâ-yı garrâ ile Budin eyâletin ihsân eyledi. Ve ol hafta hazînedârlığından çıkma İbrâhîm Çelebi'ye eyâlet-i Bağdâd-ı behişt-âbâdı ihsân eyledi. Ve ol sene-i mezbûrun mah-ı Receb'inde Sâlih Paşa'nın efendisi oğlu Çelebi Mehemmed Paşa kim sinirinden maslûb Defterdârzâde Mehemmed Paşa'dır, niçe menâsıb-ı dîvân zabt edüp ve silâhdâr ağasıyken Sâlih Paşa vezâretle yeniçeri ağalığı ihsân edüp kabûl etmediğinden tuğrâ-yı garrâ ile serdâr-ı mu‘azzam olup eyâlet-i Erzurûm ihsân olundu. Bu hakîr Evliyâ Erzurûm gümrüğüne kâtib ve mü’ezzinbaşı ve musâhib olduk. Bir paşa-yı mekâdir-şinâs ve hulvu'l-lisân, halûk-ı nâs ve bir nîk u bahâdır ve her fünûnda mâhir ü sühan-perdâz ve şâ‘ir bir paşa-yı celîlü'ş-şân ve fasîhu'l-lisân ve bedî‘u'l-beyân ve sâhibü'l-kerem ve'l-himem ve şecî‘ ü dilîr paşa-yı sâhibü'r-re’y idi. Hamd-i Hudâ me’mûlümüzden ziyâde in‘âm [u] ihsânları ile behre-mend ve ber-murâd edüp hayme ve hargâhımızla Erzurûm seyâhatine âmâde olduk. Ol gün huzûr-ı Sultân İbrâhîm Hân'da hil‘at-i pâdişâhî ile şerefyâb oldukda zemîn-bûs etdikde İbrâhîm Hân buyurdılar kim "Lala bu hatt-ı şerîfime amel eyleyüp kızılbaş-ı bed-ma‘âşın ısyân [u] tuğyânı olursa tuğrâ-yı garrâ-keş-i düstûr-ı mükerremimsin. Tâ Revân altına varınca cümle Anadolu eyâletlerinin asker-i İslâm'ı senin fermân-berindir" deyü Paşa-yı âlî-tebârın eline pâdişâh-ı zî-şân dest-ber-dest hatt-ı şerîf verüp beş kîse altun harc-ı râh ve elli katar katır ve elli katar cemel-i rahmet ve bir otağ çetr-i mülemma‘ ile iki kat semmûr hil‘at-ı fâhire ihsân edüp İbrâhîm Hân'ın hayr du‘âsıyla Sarâyburnu'nda Üsküdar'[a] ubur olunup Ağaçayırı nâm mahalde hayme ve hargâhımızla meks olundu. Ol gün hünkâr silâhşorlarından Çerkez Terzi Mustafâ Ağa müsellem olup Erzurûm'a ılgar ile Malatiyyeli Silâhdâr Süleymân Paşa üzre gitdi. Paşa-yı sâhib-tedbîr Üsküdar'da meks ederken fermân-ı şerîfle hazînedârı olan Atlı Dilber nâm çelebiyi ma‘zûl edüp makâmına Paşa'nın akrabâlarından Alî Ağa hazinedâr oldu. Bir hafta-i kâmil Üsküdar'da tedârikimiz ve cümle levâzımâtlarımız görülüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 276a ·
metinde göster ·
ve serâperdeler sultânımın safâ-yı nazarıdır, kabûl buyurun! Ve huzûr-ı şerîfin …
Hân eyitdi "Efendim, bu meks etdiğiniz yedi aded otağ ve serâperdeler sultânımın safâ-yı nazarıdır, kabûl buyurun! Ve huzûr-ı şerîfinize gelen elli aded gümüş sahûnlar ve yüz aded fağfûrî ve mertebânîler cümle bisât-ı avânîleriyle sultânımındır ve dörd Çerkes ve dörd Abaza ve dörd Gürcî gulâmlar dahi sultânımın abd-i memlûklarıdır" deyü dest-bûs etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 221a ·
metinde göster ·
… örd yüz elli aded gılmân-ı hâssa bir ağızdan Feth-i şerîfe bede’ edüp kendüleri
otağ
içre tâvus-ı bâğ-ı cinân gibi bir cilve vü cevelân edüp hemân bir kerre sâ‘atin …
deyüp mübârek tenine giyimin giyüp Bismillah ile "Niyyetü'l-gazâ-yı hâricî!" deyüp şemşîr-i âteş-tâbın kemerine bend kılup serâperdesinde iki rek‘at namâz kılup ba‘de's-selâm, "İlâhî, Habîbin yüzü suyuna ve evim oğlanı dediğin Veyse'l-Karanî yüzü suyuna ve yetmiş yedi bin tabakât-ı kümmelînden gavs-ı a‘zam olan kulların yüzü suyuna beni yerindirme ve cümle asker-i İslâm'ı hatâdan sakla" deyüp el yüze sürdü. Ve cümle iç ağalarına, "Atlanınız ve Feth-i şerîfe müdâvemet etmeğe başlan." dedikde cümle dörd yüz elli aded gılmân-ı hâssa bir ağızdan Feth-i şerîfe bede’ edüp kendüleri otağ içre tâvus-ı bâğ-ı cinân gibi bir cilve vü cevelân edüp hemân bir kerre sâ‘atine bakup elhamdülillah deyüp Bismillahirrahmânirrahîm ile çetr-i mülemma‘ı sâyebânı altında Mahmûdî divnesi atına bilâ-rikâb şâhbâz gibi süvâr olupdur. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 268a ·
metinde göster ·
… e bırakdığı atlar ve katır katarları ve bâr-ı sakîller ve gûnâ-gûn haymânlar ve
otağ
u çadır ve cümle bin yedi yüz aded merkeb ü katır ve iki yüz aded küheylân at-ı …
Ve bu mahalde karâr eden hânın akîbince kovmağa giden Malazgirdli Mehemmed Beğ gelüp atları kalmış ve askeri bî-tâb u bî-mecâl olmuş, ammâ hân firâr ederken dağlar içre bırakdığı atlar ve katır katarları ve bâr-ı sakîller ve gûnâ-gûn haymânlar ve otağ u çadır ve cümle bin yedi yüz aded merkeb ü katır ve iki yüz aded küheylân at-ı sâfinâtu'l-ciyâd misilli esb-i sabâ-sür‘atler ağnâm olunmuş, gelüp otak önünde yığıldı ve dağlarda ve dere ve depelerde firâr edenlerden yedi yüz aded eli bâğlı ve ciğerleri dağlı şehbâz yiğitler getirdiler kim her biri birer kal‘a değer gözleri yaşlı ve bağırları başlı ve âh u enînleri evce urûc eder âdemlerin her biri servi dalına benzer tüvânâ yiğitler idi. Bunların çoğu âzâd olup iki yüzü otak önünde dest-i cellâd-ı kazâda dendân-ı tîğ-ı âteş-tâbdan geçüp dehr-i denîden rû-gerdân oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 273a ·
metinde göster ·
bârhânesin çıkarup bir sâ‘atden alay-ı azîm ile serâperdesinde meks edüp ertesi …
Ol gün hemân Paşa Silisre'de Namâzgâh mahalline otağ bârhânesin çıkarup bir sâ‘atden alay-ı azîm ile serâperdesinde meks edüp ertesi gün bir müşâvere-i azîm edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 34a ·
metinde göster ·
… peyker ve melek-manzar duhter-i pâkîze-ahterler ordu-yı İslâm'da ubûr etdirerek
otağ
önüne cem‘ edüp cümle guzât-ı müslimîn bu ciğer-kûşelerin şem‘-i ruhsârlarına p …
Ve bu menzilde Atlıbeğzâde ve Yenge Kırığı ve Gırbo Bölükbaşı nâm gâzîler sekiz yüz aded pür-silâh dilâver-i cülâver ve server ü hünerver yiğitler ile İspilet bâğlarından ve gayrı kılâ‘ların dağlarından bin altı yüz re’s mugân pîçe pençe-i âfitâblar kim her biri birer maralî ve gazâlî ve nergis gözlü ve şîrîn sözlü ve münevver yüzlü mahbûb u mahbûbe gılmân u bintânlar getirdiler kim kâkülleri perîşân ve çîm-ender-çîm ve ham-ender-ham kadd-i âşıkânı ham kılıcı gâzîlerin kılıçların meyânlarına bend kılıcı hüsndâr gulâmlar kim her biri birer ban ve kapudanzâdeler ve evc-i melâhetde bedr-i tamâm mehpâreler ve yüzden mütecâvizi dûşîze ve nâ-şüküfte sîm-endâm gül-fâm peri-peyker ve melek-manzar duhter-i pâkîze-ahterler ordu-yı İslâm'da ubûr etdirerek otağ önüne cem‘ edüp cümle guzât-ı müslimîn bu ciğer-kûşelerin şem‘-i ruhsârlarına pervâne-vâr cem‘ {olup} cümle uşşâkân sadâ-yı Hû'ya rehâ buldurup her tarafdan sadâ-yı "Yâ men Hû" gelüp gönlünde olan fetâ yiğitler kol kol olup kâfiristân vilâyetlerine çete ve poturalara revâne olurlardı. Andan Musik bayırından kalkılup yine sarp dere ve kayalar arasında ubûr edüp 8 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 143b ·
metinde göster ·
… mıyla muttasıf olan sahrâ-yı bî-pâyân mâl-â-mâl çetr-i mülammâ‘ ve serâperde ve
otağ
ve hayme [vü] hargâh ile bu sahrâ-yı çemenzâr zeyn olup hayemâtlar ile gûyâ lâl …
Ammâ bu Gerz İlyâs dağından Âl-i Osmân askerinin konduğu Kile sahrâsı içre ordu-yı İslâmı seyr [ü] temâşâ etdim, el-azametullâh mezkûr Kile sahrâsı nâmıyla muttasıf olan sahrâ-yı bî-pâyân mâl-â-mâl çetr-i mülammâ‘ ve serâperde ve otağ ve hayme [vü] hargâh ile bu sahrâ-yı çemenzâr zeyn olup hayemâtlar ile gûyâ lâlezâr olup âdem deryâsı ve devâbbât makûlesi ile leb-ber-leb olmuş bir Kile sahrâsı olmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 89a ·
metinde göster ·
… cemî‘i hânedânlarında ve cemî‘i akabe ve cerim ve keştîlerde ve tarafeynde olan
otağ
ve cerge ve haymelerde gûnâ-gûn mutrıbân [u] hânendegân sâz [u] söz ile Hüseyin …
Ve Eski Mısır'ın cemî‘i hânedânlarında ve cemî‘i akabe ve cerim ve keştîlerde ve tarafeynde olan otağ ve cerge ve haymelerde gûnâ-gûn mutrıbân [u] hânendegân sâz [u] söz ile Hüseyin Baykara meclisleri olur kim her ne tarafa nazar etsen bir safâ-yı cân-perverî olmada ve bir ayş u işret olup halk-ı âlem şâdumân olmada ve kayık kayık uşşâk birbirlerine varup gelmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y154a ·
metinde göster ·
… . Gerçi Haleb ve İslâmbol hayyâmları kadar değillerdir, ammâ hûb u mergûb kıt‘a
otağ
ve çerge ve çadır yaparlar. Ve,
Evsâf-ı esnâf-ı çadırcıyân: Pîrleri Nâsır bin Abdullâh el-Mekkî el-Hayyâm'dır, Selmân belin bağladı, kabri Bağdâd'da İmâm Hüseyin yanındadır. Dükkân yüz, nefer altı yüz. Gâyet üstâd-ı kâmillerdir. Gerçi Haleb ve İslâmbol hayyâmları kadar değillerdir, ammâ hûb u mergûb kıt‘a otağ ve çerge ve çadır yaparlar. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y172b ·
metinde göster ·
… mda sabâha dek on iki fasıl eder kim her fasıl gûyâ fasl-ı Hüseyin Baykara olup
otağ
içinde cümle ağavâtlara mutantan ve mücevher kahve ve şerbet [ü] buhûr bezl olu …
Evvelâ bu Ramazân ıydı alayı ve dîvânı içün arefe günü paşanın sarây meydânına mehterbaşı serâperde-i Süleymânîleri kurup ve mehterân çalıcıyân içün sâyebân kurup tınâb tınâba sarây meydânı ârâste olur. O gece mehterbaşı kırk nefer tevâbi‘âtıyla Y 180b tokuzar kat mehterhâne kûs-ı hâkâniyân tabl-ı âl-i Osmâniyânı getürüp on iki makâmda sabâha dek on iki fasıl eder kim her fasıl gûyâ fasl-ı Hüseyin Baykara olup otağ içinde cümle ağavâtlara mutantan ve mücevher kahve ve şerbet [ü] buhûr bezl olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y180a–Y180b ·
metinde göster ·
Ve bu günlerde Mısır içinde bir hânede ve bir kesde bir çadır ve çerge ve
otağ
kalmayup Âdiliyye sahrâsına ve Tophâne'ye ve Sebîl-i Allâm fezâları ve Gavriyye …
Ve bu günlerde Mısır içinde bir hânede ve bir kesde bir çadır ve çerge ve otağ kalmayup Âdiliyye sahrâsına ve Tophâne'ye ve Sebîl-i Allâm fezâları ve Gavriyye vâdîleri cümle çetr-i mülemma‘ ve sahâbeler ile lâlezâr-misâl gûnâ-gûn çadırlar ile tezyîn olup ordu-yı Dârâ şâh mânendi olur. Üç gün üç gece meks olunup şeb [u] rûz eyle şâdumânîler olur kim geceleri niçe kerre yüz bin kanâdîl ve meş‘ale ve fânûs-ı cihân ile çerâğân olup geceleri leyle-i Kadir olup rûzları rûz-ı ıyd olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y186a ·
metinde göster ·
… ḳova ḳov bir yire geldi ne gördi sulṭanum gördi gök çayıruŋ üzerine bir ḳırmızı
otaġ
dikilmiş
nagāhandan oġuzuŋ üzerine bir süri geyik geldi bamsı beyrek birini ḳova gitdi ḳova ḳov bir yire geldi ne gördi sulṭanum gördi gök çayıruŋ üzerine bir ḳırmızı otaġ dikilmiş
kimüŋ ola didi ḫaberi yoḳ ki alaçaġı ala gözlü ḳızuŋ otaġı olsa gerek bu otaġuŋ …
yā rab bu otaġ kimüŋ ola didi ḫaberi yoḳ ki alaçaġı ala gözlü ḳızuŋ otaġı olsa gerek bu otaġuŋ üzerine varmaġa edeblendi ayıtdı ne olur-ise olsun hele men avumı alayın didi
… a ṣormaḳ 'ayıb olmasun bu otaḳ kimüŋdür didi ḳıṣırça yinge aydur big yigidüm bu
otaġ
pay piçen big ḳızı banı çiçegüŋdür
beyrek aydur mere dadı men avçı degülem big oġlı bigem hep size didi amma ṣormaḳ 'ayıb olmasun bu otaḳ kimüŋdür didi ḳıṣırça yinge aydur big yigidüm bu otaġ pay piçen big ḳızı banı çiçegüŋdür