… veccüh-i tâm ile nazar edüp derûn-ı dilden bir imdâd taleb edüp yine merkezinde
oturduğu
yer Kırklar makâmı idiği hâtırına hutûr edüp;
"Bire hay meded hâlim nice olur" deyü âlem-i hayrete düşüp hicâbından cümle vücûdu fıska fıska şişüp iki üç kerre ayağ üzre kalkup cânib-i erba‘aya nigerân edüp 37b görse kim bir âdem deryâsı içre gark olmuş bir tarafa bir kadem atmağa mümkün değil, zîrâ tekâzâ ol mertebede kim bir kadem atsa kazıyye ma‘lûm. Hemân Gülâbî Ağa, şeyh Yahyâ Efendi'ye teveccüh-i tâm ile nazar edüp derûn-ı dilden bir imdâd taleb edüp yine merkezinde oturduğu yer Kırklar makâmı idiği hâtırına hutûr edüp;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 37a–37b ·
metinde göster ·
… avle ve lâ kuvvete, derken ol dahi duramayup içeri kâl‘aya girüp Monlâ, paşanın
oturduğu
zer-ender-zer ile mefrûş kasr içre ol kadar işedi kim seyl-i bevil revân olup h …
Bu mahalde Monlâ Muhammed ber-hevâ 231b belinden peştemâlın çıkarup omuzuna koyup monlâ-yı merkûmda bir mehîb ü sallâk salâk ve yerâk u kıllak zeker nümâyân oldu kim gûyâ hâdise-i Uc bin Unuk kadar. Hemân zekerin eline alup hevâda tayerân ederken bu sarây meydânı içre mâl-â-mâl olan temâşâcıların üzerlerine serpe serpe ol kadar işedi kim cümle halk sırsıklam olup ancak koltukları altı kuru kalup niçe âdemler firârî tahallüs etdi. Niçeleri "Bre cânım, demin monlâya uryân iken bakdık, zekeri yok idi. Şimdi bu kadar mühre zi'l-kebîr ve bu kadar bârân-ı la‘net gibi bevil ve kırti nedir?" dediler. Ammâ ahvâle vâkıf olan Ekrâdlar ol bevilden nûş etdiler. Kimi poh âb-ı hayâtdır, kimi yoh zülâldir, der. Monlâ Muhammed yine ber-hevâ serpe serpe işeyerek hân ile paşanın üzerlerine geldikde evvel hân u evlâdları kaçdılar. Paşa lâ havle ve lâ kuvvete, derken ol dahi duramayup içeri kâl‘aya girüp Monlâ, paşanın oturduğu zer-ender-zer ile mefrûş kasr içre ol kadar işedi kim seyl-i bevil revân olup hân gülerek "Bre kurşum ile urun şu mel‘ûnu" der, ammâ gülmeden hayrân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 231a–231b ·
metinde göster ·
serâperde ardında Mü'ezzin İsmâ‘îl Çelebi ile biraz kelimât ederken Çengî Musta …
Hakîr dahi paşanın oturduğu serâperde ardında Mü'ezzin İsmâ‘îl Çelebi ile biraz kelimât ederken Çengî Mustafâ Ağa dâmâdı Hüseyin Ağa gelüp Serdâr Alî Paşa'ya eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 185a ·
metinde göster ·
… çın sakalın yaykayup başka bir iskemle üzre oturur, ammâ tırâş olacak keferenin
oturduğu
iskemle bir mîl üzre olup fırlak gibi deverân eder. Berber tırâş etdikçe iskeml …
Hattâ niçe cerrâh dükkânlarında berberler vardır. Gerçi cümle küffâr-ı Nemse saçlıdır, tırâş olmağa muhtâc değillerdir, ammâ yine başlarının orta yerlerini tırâş edüp saçlarını mümessek sâbûnlar ile yaykayup niçe yüz bin kefere yetmiş seksen yaşına girer yine sakalın tırâş etdikde berber kefereleri dâ’imâ bir yüksek iskemlede oturup hüddâmları keferenin saçın sakalın yaykayup başka bir iskemle üzre oturur, ammâ tırâş olacak keferenin oturduğu iskemle bir mîl üzre olup fırlak gibi deverân eder. Berber tırâş etdikçe iskemleyi çevirüp her ne cânibin tırâş etmek murâd ederse kendüsi oturup iskemleyi çevirüp âsân vech ile tırâş eder. Rûm'daki gibi berber ayak üzre tırâş etmez, bu dahi temâşâgâhdır. Ve dükkânları şâzrevânlar ve gûnâ-gûn eşyâlar ile müzeyyen teferrücgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 63b ·
metinde göster ·
… r kim her bir kapusu derbend-i calenderden nişân verir kapulardır. Hemân düşman
oturduğu
yerlerden aşağı taş yuvarlasa kifâyet eder, gayri top ve tüfeng atmak lâzım değ …
Eşkâl-i kal‘ası: Evc-i âsumâna ser çekmiş bir beyâz kayanın burnunda bir kal‘a-i bâlâdır kim bu kal‘a olduğu kal‘anın dâ’iren-mâdâr cirmi yigirmi bin adım ihâta eder bir düz çemenzâr ve lâle‘ızâr sahrâdır. Ve bu kayanın cânib-i etrâfı biner arşın çâh-ı cahîm dereleridir. Ve her tarafı altları kûh-ı Bî-sütûn gibi boşdur. Gûyâ bir mantar gibi beli ince yukarusu vâsi‘ halk olunmuş kaya üzre sahrâdır. Bir tarafından bu kal‘aya varılmak muhaldir, illâ kapusu yolundan tarafa varılsa mümkindir. Ammâ yedi kat burûc-ı akabeleri var kapulardan geçmeğe muhtâcdır kim her bir kapusu derbend-i calenderden nişân verir kapulardır. Hemân düşman oturduğu yerlerden aşağı taş yuvarlasa kifâyet eder, gayri top ve tüfeng atmak lâzım değildir. Hattâ bu kayadan yüksek cânib-i erba‘asında bâlâ kayalar yok iken hikmet-i Hudâ bu kaya üzre üç yerde âb-ı hayât çeşmesârlar ve su kaynakları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 121b ·
metinde göster ·
… ncereye gelüp içeri bakdıklarında yine mezkûr mu‘allak sandûkanın altında melek
oturduğu
yerde bir koca dîv-i sefîd oturup ba‘zı Kalmık görünce havfinden ditreyüp ölüm …
Ve andan maşrık tarafındaki demir pencereye gelüp içeri bakdıklarında yine mezkûr mu‘allak sandûkanın altında melek oturduğu yerde bir koca dîv-i sefîd oturup ba‘zı Kalmık görünce havfinden ditreyüp ölüm haddinde mebhût olur. Bunların zu‘m-ı fâsidleriyle azâb görüp günâhları ref‘ olurmuş. Niçe Kalmık havfinden ölüp anı ol yerde yere gömerlermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 177b ·
metinde göster ·
mahal geminin kıçında üstü atlas ile pûşîde bir vâsi‘ kâ‘adır, cânib-i erba‘ası …
Ve paşanın oturduğu mahal geminin kıçında üstü atlas ile pûşîde bir vâsi‘ kâ‘adır, cânib-i erba‘ası zer-ender-zer mihaddeler ve girde-bâlişler ile müzeyyendir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y153a ·
metinde göster ·
… le çavuşân alkışlayup paşa nüzûl etdüği yerde fâtih-i Mısır Selîm Hân'ın ibtidâ
oturduğu
makâm vardır, anda paşa teberrüken ve teyemmünen sehel oturup andan bismillâh i …
Andan paşa bu kerr ü ferr ü azamet ile sarâya dâhil olunca iki yüz koyun kurbân olup du‘âcılar du‘â edüp paşa Fâtiha tilâvet ederek binek taşında esb-i sabâ-sür’atinden enince cümle çavuşân alkışlayup paşa nüzûl etdüği yerde fâtih-i Mısır Selîm Hân'ın ibtidâ oturduğu makâm vardır, anda paşa teberrüken ve teyemmünen sehel oturup andan bismillâh ile yigirmi beş kademe taş nerdübândan yukaru Sultân Kayıtbay dîvânhânesine çıkup sağ tarafında paşa kethudâsı ve sol tarafında çavuşlar kethudâsı koltuğuna girüp Sultân Kayıtbay seccâdesinde cülûs edüp cümle çavuşân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y189b ·
metinde göster ·