… erre Maskov elçisi şehinşâh elçisi iddi‘âsında olup Nemse elçisinin alt yanında
oturmağı
kabûl etmeyüp bi'z-zarûrî Acem elçisinin alt yanında oturdu. Hâlâ Fransa kıralı …
Fâtih-i Bağdâd Râbi‘ Murâd Hân, bu tertîbe rızâ vermeyüp cümle elçiye mukâbil Fransa {elçisi} meks etdirdi. Bu kerre Maskov elçisi şehinşâh elçisi iddi‘âsında olup Nemse elçisinin alt yanında oturmağı kabûl etmeyüp bi'z-zarûrî Acem elçisinin alt yanında oturdu. Hâlâ Fransa kıralının mu‘azzez ü mükerrem olması Bâyezîd-i Velî'nin vâlidesi takrîbiyledir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 29b ·
metinde göster ·
… mrü ma‘lûm değildir. Ancak niçe müverrîhler yedi yüz yıl pâdişâh olup taht üzre
oturmak
ve bahs-i ilm etmek ve silâh düzmek ve yün ve ibrişim peydâ etmek gûnâ-gûn hayv …
Evvelâ, ziyâret-i Hazret-i Erfahuş ibn Hazret-i Sâm ibn Nûh'dur: Hazret-i Erfahud'un ömr-i azîzleri dörd yüz altmış beş sâldır. Bi-kavli İbn Abbâs Cemşîd asrında vefât edüp bu Remle hâricinde âsûdedir. Hâlâ ziyâretgâh-ı ehl-i dilândır. Ammâ Cemşîd'in müddet-i ömrü ma‘lûm değildir. Ancak niçe müverrîhler yedi yüz yıl pâdişâh olup taht üzre oturmak ve bahs-i ilm etmek ve silâh düzmek ve yün ve ibrişim peydâ etmek gûnâ-gûn hayvânât derilerin dibâğat edüp kürk giymek ve gavvâslık etdirüp derya ka‘rından incü çıkartmak ve şehirden şehire yol açmak ve kerpiç ve kireç ve üstübeç ve müşk ve ûd u anber ü kaliye misk ve gûnâ-gûn itrıyyât bulmak ve çadır u hammâm ve nefîr u surnâ ve gözlük ve sabun ve kiriş yapmak ve halkı dörd bölük edüp birin ulemâ ve birin sipâhî ve birin ehl-i san‘at ve birin ehl-i zirâ‘at edüp şehr-i Istacr'ı imâr eyleyüp tahtında karâr edüp adl [u] dâd ederken kendüye cünûn el verüp diyâr-ı Rûm'da Filibe ve Tırhala ve Maşkolor panayırları semtinde hâşâ sümme hâşâ rubûbiyyet da‘vâsında olup Cemşîd üzre Şeddâd ibn Âd hurûc edüp Cemşîd Boğazhisâr'dan Anadolu tarafına geçep deryâ-misâl asker ile Ayasuluk nâm şehr-i kadîmin sahrâsında Cemşîd ile Şeddâd oğlu ve Dahhâk ile ceng-i azîm edüp âhir Cemşîd askeri münhedim olup Cemşîd'i kayd-bend ile Dahhâk'ın huzûruna getirüp iki levha mâbeynine Cemşîd'i koyup destere ile iki pâre ederken "Erre fahışda îmân getirdim. Erre fahışd! Erre fahışd" deyü iki pâre olup mürd oldu. Ba‘zı müverrihîn {Cemşîd'in âhir nefes îmân getürmesine} îmân-ı ye’sdir, demişler. Anınçün Erfehişid ibn Sâm'a Erre Fahışıd dahi derler. Salavâtullahı ve selâmehu. Hâlâ Cemşîd Kuşadası şehri kurbunda Ayasuluk hârici şarkında medfûndur ve ziyâreti memnû‘dur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 47a ·
metinde göster ·
"Lâ, vallâhi ve billâhi eğer Van'da ve eğer bir ulu hânda oturmak paşaya Mısır'da oturmadan yahşıdır, zîrâ güft ü gûdan paşanın kulağı dinç olur" dedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 5b ·
metinde göster ·
… â, vallâhi ve billâhi eğer Van'da ve eğer bir ulu hânda oturmak paşaya Mısır'da
oturmadan
yahşıdır, zîrâ güft ü gûdan paşanın kulağı dinç olur" dedim.
"Lâ, vallâhi ve billâhi eğer Van'da ve eğer bir ulu hânda oturmak paşaya Mısır'da oturmadan yahşıdır, zîrâ güft ü gûdan paşanın kulağı dinç olur" dedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 5b ·
metinde göster ·
… hmed Paşa'yı Âl-i Osmân askeriyle sizin üzerinize gönderdi kim sizi Leh tahtına
oturmadan
men‘ edüp dönesiz, elinize ve vilâyetinize gidesiz ve illâ size amân u zamân ve …
Hân hazretleri buyurdular kim, "Boynueğri Mehemmed Paşa şimdi ma‘zûldür. şimdi boynu doğru ve dişleri eğri {Köpürlü} Mehemmed Paşa devridir kim hüküm anlarındır kim beni Tatar askeriyle ve Melek Ahmed Paşa'yı Âl-i Osmân askeriyle sizin üzerinize gönderdi kim sizi Leh tahtına oturmadan men‘ edüp dönesiz, elinize ve vilâyetinize gidesiz ve illâ size amân u zamân vermeyüp bugün yarın bir azîm ceng ederiz" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 43a ·
metinde göster ·
… tahtıdır kim kanûn üzre Özü paşası bunda sâkin olmakdır ve gâhîce karşı Özü'de
oturmakdır
, lâkin çöl [ü] çölistân yer olmağile re‘âyâ vü berâyâların da‘vâların dinleyüp …
Sene (---) târîhinde (---) binâsıdır. Be-dest-i (---) Silisre eyâletinde sancakbeği tahtıdır kim kanûn üzre Özü paşası bunda sâkin olmakdır ve gâhîce karşı Özü'de oturmakdır, lâkin çöl [ü] çölistân yer olmağile re‘âyâ vü berâyâların da‘vâların dinleyüp adl [ü] adâlet içün paşalar gâh Silisre tahtında ve gâh Babadağı şehrinde oturup etrâf [u] eknâfların muhâfaza eder. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ fermânıyla yine Piyâle Paşa donanma ile bu kal‘a-i Kılburun'a yanaşup Eflâk ve Boğdan kâfirleri hidmetiyle bu Kılburun kal‘asının garb tarafına muttasıl çâr-kûşe bir kal‘a-i metîn dahi binâ edüp kal‘a dahi vâsi‘ olup yüz aded neferâtlar dahi konup şekl-i murabba‘dan tûlânîce bir şeddadî taş binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır kim dâ’iren-mâdâr cirmi dörd yüz germe adımdır. Ve iki aded gâyet metîn şâhâne cebehâne kullesi ve anbâr kulleleri cümle tahta örtülü kulle-i serâmedlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 56a ·
metinde göster ·
müyesser ederse 105a Allâh ile ahdim olsun, Allâh'ı bir bilüp Muhammed dînine …
‘Eğer Hak Te‘âlâ bana bu Boğdan tahtında oturmağı müyesser ederse 105a Allâh ile ahdim olsun, Allâh'ı bir bilüp Muhammed dînine gireyim’ dedin, idi. İşte şimdi Allâh hâzır u nâzırdır, ahd-i amânına durup Allâh'a şahâdet kelimesi getirüp Hazret-i Muhammed'i hak peygamber bil kim Hak Te‘âlâ sana bu devleti ahdine göre verdi. Eğer ikrârına durmaz isen yine bu devleti elinden alup dünyâdan âhirete îmânsız gidüp cehennemde muhalled fî'n-nâr kalırsın" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 104b–105a ·
metinde göster ·
… u gedâya mebzûldür. Hattâ bu şehirde rûz-ı rûşende kapusun kapayup hânedânında
oturmak
gâyet ayıbdır. Ganîmet şehir olmağile bir âdem atıyla bir hânda bir ay otursa k …
Ammâ şehrin âb [u] havâsı ol kadar memdûh değildir, lâkin ahâlîsi gâyet garîb-dost âdemlerdir kim ni‘metleri bay u gedâya mebzûldür. Hattâ bu şehirde rûz-ı rûşende kapusun kapayup hânedânında oturmak gâyet ayıbdır. Ganîmet şehir olmağile bir âdem atıyla bir hânda bir ay otursa kimesne çûn [u] çirâ demezler. (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 174a ·
metinde göster ·
… irmi aded şehbâz refîkler ve iki kîse harc-ı râhlar, al şu temessükâtları durma
oturma
Arnavud İskenderiyyesine ve öbür sancak beğlerine gidüp bolay kim bu mâlları cü …
"Evliyâm bilirsin, Erdel gazâsında İskenderiyye beği Yûsuf Beğ oğlu Mehemmed şa(?) Beğ'e on üç bin riyâl guruş karz-ı hasen verdim ve Dukagin beği (---)(---) on kîse solta riyâl karzullâh verdim. Piruzin beği Arslan Beğ'e beş kîse riyâl Tanrı borcu verdim ve Bihorlu Memi Beğ'e bin altun verdim. İşte cümle temessükâtları ve işte hüccet-i şer‘iyye ile seni bu mâlların tahsîline me’mûr eyledim. İşte sana yigirmi aded şehbâz refîkler ve iki kîse harc-ı râhlar, al şu temessükâtları durma oturma Arnavud İskenderiyyesine ve öbür sancak beğlerine gidüp bolay kim bu mâlları cümle altun alaydın, zîrâ sana götürmesi kolaydır ve sana beğler sancaklarında âdemler koşalar ve Evliyâ'ya ri‘âyet edeler deyü yazmışım. Ben İslâmbol'a giderim 32b Fâtıma Sultân düğününe ve gayri mesârıflarıma bana akçe lâzımdır, zîrâ ben Erdel seferinde tokuz ayda bin altmış kîse harc etdim. Elbette oğul bana akçeleri İslâmbol'a girmeden yetişdiresin" dedikde âlem-i hayretde kalup eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 32a–32b ·
metinde göster ·
… tat ağası elli nefer kâfirleri ile dîdebân durur. Hattâ bu Nazarete'de kırk gün
oturmamış
bir metâ‘ı şehre getürmeli olsalar elbette ol metâ‘ın 151a bir ucuna ve yâhûd …
Ve bu Nazarete'de sâkin olan müsâfirîn üzre bir soltat ağası elli nefer kâfirleri ile dîdebân durur. Hattâ bu Nazarete'de kırk gün oturmamış bir metâ‘ı şehre getürmeli olsalar elbette ol metâ‘ın 151a bir ucuna ve yâhûd bir bir kenârına sirke sürüp nevbet bekleyen kefereler mezkûr metâ‘ları şehre götürüp bey‘ ederler, ya‘nî zu‘m-ı bâtıllarınca ol metâ‘a sirke sürülmek ile tâ‘ûn şehre ol metâ‘ ile bile girmeye derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 150b–151a ·
metinde göster ·
… vardır, ammâ bu Hersek sancağı Çerniçsesidir. Kadı ve voyvada Köylüç kal‘asında
oturmayup
cümle halk bunda sâkinlerdir. Amâristânı bir kayalı bayır dibinde bir câmi‘li v …
Bosna serhaddinde bir dahi Çerniçse vardır ve Yakova kurbunda bir dahi Çernik sancağı vardır, ammâ bu Hersek sancağı Çerniçsesidir. Kadı ve voyvada Köylüç kal‘asında oturmayup cümle halk bunda sâkinlerdir. Amâristânı bir kayalı bayır dibinde bir câmi‘li ve altı aded mescidli ve bir medreseli ve iki mektebli ve bir tekyeli ve bir hânlı ve bir hammâmlı ve on sekiz dükkânlı ve cümle üç yüz elli aded kayağan örtülü bâğsız ve bâğçesiz beldedir ve bu mertebe amâristânlı kasabacıkdır, ammâ havâsı gâyet latîfdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 159b ·
metinde göster ·
… ne çâre dahi kal‘a feth [ü] fütûh olmadığından hakîr kal‘a altında mahpûs gibi
oturmadan
bîzâr olup âyâ ne cânibe bir teveccüh etsem derken hikmet-i Hudâ Tatar Hânzâde …
Bu günlerde Âsitâne-i sa‘âdet tarafından Hünkâr Hazînedârı Yûsuf Ağa sene 1074 mâh-ı Zilka‘de'sinde Şehzâde Mustafâ ibn Mehemmed Hân-ı Sâlis'in sülâle-i zülâlesi vücûda geldiğinin müjdesiyle gelüp ordu-yı İslâm'da top u tüfeng şâdumânları olageldiği minvâl üzre üç gün şâdumânlar oldu, ammâ ne çâre dahi kal‘a feth [ü] fütûh olmadığından hakîr kal‘a altında mahpûs gibi oturmadan bîzâr olup âyâ ne cânibe bir teveccüh etsem derken hikmet-i Hudâ Tatar Hânzâde Sadrıa‘zamdan hil‘at geyüp yigirmi bin Tata[r] askeri ve beş yüz aded tüfengli serhad gâzîleri kâfiristânı nehb ü gârete me’zûn olduklarında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 184b ·
metinde göster ·
… e imdâd edelim" deyü kendüye telâş el verüp aslâ yemedi ve içmedi ve durmadı ve
oturmadı
. Ol nâzük çelebi zât-ı şerîf bir günde la‘l-gûn ruhları berk-i hazâna dönüp eyd …
"Yâ Rabbî ahvâlimiz neye müncer ola? Sen âlimü's-sırrı ve'l-hafiyyâtsın. Biz Yâ Rabbî kendü derdimizle büryân iken bu mûhiş haber dahi geldi. Pâdişâha ne cevâb verelim, bâ-husûs Haseki Ağa dahi bunda bu musîbet ü melâmet ü felâketi gördü. Hünkâra ne cevâb edelim ve Uyvar nice imdâd edelim" deyü kendüye telâş el verüp aslâ yemedi ve içmedi ve durmadı ve oturmadı. Ol nâzük çelebi zât-ı şerîf bir günde la‘l-gûn ruhları berk-i hazâna dönüp eydir: Mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 23a ·
metinde göster ·
… fâr ne dağlara ve ormanlara odun kesmeğe ve tarlalara ekin ekmeğe ve köylerinde
oturmağa
râhatları yokdur. Gûyâ kâfire bu kavm-i Tatar tâ‘ûn askeridir.
Ve dahi gayri karaçı halkı mâbeynlerinde bir ankâ mirza baş olup iki üç bin batır yiğitler ile bir top olup beşbaşa giderler. Bunlar niçe olursa giderler, tapkır hisâbları yokdur, hemân cemapur askeri gibi giderler. Ammâ küffâr bu askerden ziyâde havf eder, zîrâ bunlar düşmana amân u zamân vermeyüp ve sefere gitmeleri zamânında olmayup biri biri ardları sıra araları kesilmeyüp kâfiristâna bir beşbaşı gider. Biri dahi bir gayri yoldan gider. Anıniçün küffâr bu kavimden gâyet havf eder, zîrâ küffâr ne dağlara ve ormanlara odun kesmeğe ve tarlalara ekin ekmeğe ve köylerinde oturmağa râhatları yokdur. Gûyâ kâfire bu kavm-i Tatar tâ‘ûn askeridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 112b ·
metinde göster ·
Bu şehr-i Bâğçesarây bir vâsi‘ dere içi olmak ile gerçi Cuci Hân bunda sâkin olmuşdur, ammâ hemân mücâhidün fî-sebîlillâh olup şehrin amârına mukayyed olmayup oluruyla geçinmiş, ammâ sene (---) târîhinde Sâhib Geray Hân sâhib-zuhûr olup ulu azîmü’ş-şân pâdişâh-ı devrân olup Salâcık deresindeki gibi gayyâ deresinde oturmağı cemî‘i düşmandan âr edüp ejder-i heft-ser gibi Salâcık dereleri gârından çıkup bu Bâğçesarây'ı mesken [ü] me’vâ edinmeği murâd edinüp yedi yılda bu Bâğçesarây'ın Görünüş sarâyın itmâm eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 124b ·
metinde göster ·
Anıniçün bu Çerkes tâ’ifeleri bir kabakda ve bir pişkövde on yıl
oturmak
ihtimâlleri yokdur. Bir beği yâhûd bir büyük âdemleri yâhûd birkaç âdemleri sık …
Anıniçün bu Çerkes tâ’ifeleri bir kabakda ve bir pişkövde on yıl oturmak ihtimâlleri yokdur. Bir beği yâhûd bir büyük âdemleri yâhûd birkaç âdemleri sık sık kabaklarında hasta olsa ve ölseler yâhûd odunlu dağları ırakda kalsa bu kabak uğursuzdur deyü bırağup bir gayri dağlık ve ormanlık içinde bir yeni kal‘a-misâl kabak yapup eski kabakların cümle âteşe ururlar. Anıniçün bu Çerkez diyârının Abaza vilâyeti gibi bâğ u bâğçeleri ve sâbit-kadem pişkövleri ve kabakları yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 152b ·
metinde göster ·
… amândır. Lâkin intihâ-i serhad olup bunda murâbıt olan guzât-ı müslimînin yatup
oturmaları
bile ibâdetdir. Ve inşâallâh bu kal‘ada sâkin olanlar cehennem azâbın görmezler …
El-hâsıl kal‘a-i bî-amândır. Lâkin intihâ-i serhad olup bunda murâbıt olan guzât-ı müslimînin yatup oturmaları bile ibâdetdir. Ve inşâallâh bu kal‘ada sâkin olanlar cehennem azâbın görmezler. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 186a ·
metinde göster ·
… ret top-ı azîmleri var kim her birine birer âdem sığup içinde âdem bağdaş kurup
oturmak
mümkin toplar var kim tâ Kastel burnunu döğer. Ol tarafa nâzır top-ı {kal‘a}-kû …
Bu kapudan içeri gidüp tophâne hisârpîçesi başka bir hisârdır kim kapusu cânib-i garba mekşûf bâb-ı kavîdir. Bu kal‘ada leb-i deryâda suya nâzır on aded top kemercikleri var. Cümle demir kapulardır kim her kemerlerin altlarında birer aded mefret top-ı azîmleri var kim her birine birer âdem sığup içinde âdem bağdaş kurup oturmak mümkin toplar var kim tâ Kastel burnunu döğer. Ol tarafa nâzır top-ı {kal‘a}-kûplara şayka ve pranka top derler. Âdem kolu kalınlığı demir halkalı ibret-nümâ toplardır kim her biri birer kal‘a değer toplardır kim liman-ı azîmi korudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 248a ·
metinde göster ·
… bin aded Rûmeli sipâhîsi askeri ve cümle beş bin aded Anatolu sipâhîsi üçer yıl
oturmak
şartıyla kaldılar.
Ve cümle beş bin aded sağ kol ve cümle beş bin aded sol kol ve cümle beş bin aded yerli yeniçeriler ve cümle iki bin aded kapukulu cebecileri ve cümle bin beş yüz aded kapu{kulu} topçuları ve cümle bin aded yerli cebecileri ve cümle bin aded yerli topçuları ve cümle bin aded azebistân kulları ve cümle üç bin aded gönüllü askeri ve cümle iki bin azebistân askeri ve cümle bin aded beşli askeri ve cümle bin aded karavul askeri ve cümle beş bin aded Rûmeli sipâhîsi askeri ve cümle beş bin aded Anatolu sipâhîsi üçer yıl oturmak şartıyla kaldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 318a ·
metinde göster ·
… e tâ sabâha dek eyle kîr-i dırâzbâz çekerler kim cemî‘i kâfirlerin götleri üzre
oturmağa
iktidârları kalmayup bî-tâb u bî-mecâl kalırlar.
Hemân ki nısfu'l-leyl oldukda bir kütürdü kopup niçe kerre yüz bin ecinne kavmi bu kâfirlerin sağîr ü kebîrlerine tâ sabâha dek eyle kîr-i dırâzbâz çekerler kim cemî‘i kâfirlerin götleri üzre oturmağa iktidârları kalmayup bî-tâb u bî-mecâl kalırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 319a ·
metinde göster ·
… (?) ve araba tekerlekleri fürûht olunup anda onar akçeye bir dükkânında kimesne
oturmazken
şimdi çârsû içre omuz omuzu sökmeyüp cemî‘i la‘l [u] yâkût cevâhirât bu Alî Paş …
Mukaddemâ bu şehri görüp tahrîr etdiğimizden ziyâde şimdi bu Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ Edirne'de sâkin olaldan berü dörd aded vîrân hammâmlar ve sekiz aded câmi‘ler ve kırk kadar mahalle mesâcidleri ve yedi (...) aded sarây-ı azîmler ve evler ve niçe yüz dükkânlar binâ olunup Alî Paşa çârsûsunda zift ve katrân ve araba âletleri(?) ve araba tekerlekleri fürûht olunup anda onar akçeye bir dükkânında kimesne oturmazken şimdi çârsû içre omuz omuzu sökmeyüp cemî‘i la‘l [u] yâkût cevâhirât bu Alî Paşa çârsûsunda fürûht olup bir dükkânında beher yevm birer ikişer guruşa kirâda oturulup şehr-i Edirne eyle amâristân olmuş kim diller ile ta‘rîf ve tahrîr [ü] tastîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 380b ·
metinde göster ·
iktidârlarımız kalmayup dâğ-ı derûnumuzdan varalım kırmân-ı(?) Alman'da doyum o …
"Vallâhi Vallâhi zulümden kurâlarımızda oturmağa iktidârlarımız kalmayup dâğ-ı derûnumuzdan varalım kırmân-ı(?) Alman'da doyum olalım, deyü gelüp ceng edüp işte kendimiz bu gûne doyum olduk. Emir Hudâ'nındır, koç yiğit kurbân içün doğar. Sere yazılan bozulmaz, elbetde olacak olsa gerekdir" deyü cevâb etdiklerinde cümlemiz bir yere gelüp meşveret etdik. Her biri birer gûne pâ der-hevâ tama‘-ı hâm kelimâtlar etdiler. Hakîr eytdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y67a ·
metinde göster ·
… ütûn üzre mebnî kubbe içre ancak Serdâb türbedârı sığar ve andan gayri bir merd
oturmağa
kâdir değildir. Zîrâ bu azîz hasîb ü nesîbdir. Bunların zürriyyetine mahsûs bir …
Be-kavl-i ibn Abbâs, bu gârın kapusuna bâb-ı Serdâb derler. Taşra harem altından yolu vardır, ammâ kâ[r]gîr binâ ile mesdûddur. Buhtu'n-nasr-ı ahmak cesed-i Hazret-i İbrâhîm'i ve gayri enbiyâların na‘ş-ı şerîflerin çıkarmağa sa‘y-i ihtimâm murâd edindikde niçe bin ummâlleri helâk olup ferâgat etmiş. Ammâ câmi‘ içre âsitâne-i Halîl dibinde bir menfez yeri vardır. Destâr ile bir âdem kellesi sığar bir mevzi‘dir. Ve fevkında iki nahîf mermer-i nazîf üzre bir küçücük kubbeciği vardır. Ve iki rakîk sütûn-ı mermer dahi dîvâra muttasıldır. Bu çâr sütûn üzre mebnî kubbe içre ancak Serdâb türbedârı sığar ve andan gayri bir merd oturmağa kâdir değildir. Zîrâ bu azîz hasîb ü nesîbdir. Bunların zürriyyetine mahsûs bir hidmetdir. Ve bu türbedârın başı ucunda üç dâne murassa‘ ve mücevher kanâdîller maslûbdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y229b ·
metinde göster ·
… , dönüşü âheste âheste imiş. Ve şâmlı yigirmi gün Mekke'de on iki gün Medîne'de
oturmak
ne lütufdur. Ve sâ’ir yollarda dahi meks ede ede mâh-ı Mevlûd'de şâm'a dâhil ol …
Hikmet-i Hudâ tâli‘imiz bu hacc-ı şerîfde şâm yoluyla gidişimiz acele ile oldu. Edâ-yı hacc edüp avdetimizde dahi Mısır yoluyla yine aceleye düşdü. Meğer hakîkat şâm'ın gidişi cemî‘i zamânda acele imiş, dönüşü âheste âheste imiş. Ve şâmlı yigirmi gün Mekke'de on iki gün Medîne'de oturmak ne lütufdur. Ve sâ’ir yollarda dahi meks ede ede mâh-ı Mevlûd'de şâm'a dâhil olurlar. Ammâ Mısırlı Ka‘be'ye gidişde sekizer onar on beşer sâ‘at yol yürüyüp âheste âheste gidüp Mekke'de yigirmi beş gün meks edüp zevk [u] safâ ederler. Ammâ dönüşde on beşer on yedişer Y 376a sâ‘at giderek Medîne'de iki gün oturup acele ile iki konağı ba‘zı mahalde bir ederek Mısır'a düşerler. Anıniçün huccâc mâbeyninde meşhûrdur kim "Mısır ile gidesin. şâmlı ile dönesin" derler. Hakîkat eyle gerek.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y375b–Y376a ·
metinde göster ·
… l üzre on üç konak Mekke yolu Mısırlıya yakin olup Medîne-i münevverede iki gün
oturmakdan
on iki gün şâmlı gibi oturmak mümkin idi ve Akabe konağı azâb-ı elîminden halâs …
Eğer bu körfezin boğazı Zahr-ı hımâr burnuna gelince deryâsı dolsa gelişde ve gidişde Mısır huccâcı altışar konak yakın olup meşhûr-ı âfâk olan berzah-ı musîbet-i Akabe'ye uğramayup ve kal‘a-i Akabe'ye dahi uğramayup doğru Zahrü'l-hımâr burnuna gelüp anda dahi konulmayup tokuz sâ‘atde şeref-i Benî Atıyye'de meks olunurdu. Bu minvâl üzre on üç konak Mekke yolu Mısırlıya yakin olup Medîne-i münevverede iki gün oturmakdan on iki gün şâmlı gibi oturmak mümkin idi ve Akabe konağı azâb-ı elîminden halâs olmak mümkin olurdu. Allâhü Ta‘âlâ bu hayrât-ı azîmi Âl-i Osmân'a müyesser ede. Âmîn yâ Mu‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y378b ·
metinde göster ·
… ırlıya yakin olup Medîne-i münevverede iki gün oturmakdan on iki gün şâmlı gibi
oturmak
mümkin idi ve Akabe konağı azâb-ı elîminden halâs olmak mümkin olurdu. Allâhü T …
Eğer bu körfezin boğazı Zahr-ı hımâr burnuna gelince deryâsı dolsa gelişde ve gidişde Mısır huccâcı altışar konak yakın olup meşhûr-ı âfâk olan berzah-ı musîbet-i Akabe'ye uğramayup ve kal‘a-i Akabe'ye dahi uğramayup doğru Zahrü'l-hımâr burnuna gelüp anda dahi konulmayup tokuz sâ‘atde şeref-i Benî Atıyye'de meks olunurdu. Bu minvâl üzre on üç konak Mekke yolu Mısırlıya yakin olup Medîne-i münevverede iki gün oturmakdan on iki gün şâmlı gibi oturmak mümkin idi ve Akabe konağı azâb-ı elîminden halâs olmak mümkin olurdu. Allâhü Ta‘âlâ bu hayrât-ı azîmi Âl-i Osmân'a müyesser ede. Âmîn yâ Mu‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y378b ·
metinde göster ·
… ı ve yeniçeri ve azeb baş çavuşları azebbaşı çavuşlar azeb bâz çavuşlar summâta
oturmayup
üst hil‘atleriyle hizmet edüp cümle erbâb-ı dîvân âdâb üzre ta‘âmı tenâvül edüp …
Dîvân-ı Mısır eyle bir dîvândır kim Sultân Gavrî dîvânhânesi bir vasî‘ dîvânhânedir kim beş bin âdem alır. İki cânibi kameriyyelerdir. Yetmiş aklâmın efendileri ve muhâsibleri halîfeleriyle oturup defter tetebbu‘ etmededirler. Dîvânhâne ortasında ol belât döşenmiş mermer üzre erbâb-ı hâcâta haftada beş kerre dîvân olup paşa çıkup sağ tarafına defterdâr paşa ve gayrı beğler perîşânî manzar sarıklariyle meks ederler, sol tarafına ibtidâ sipâh ve gönüllü ve tüfengciyân ve yeniçeri ağası ve azebler ağası oturup üç bin sahan ta‘âmı tenâvül edüp çavuşlar kethudâsı ve müteferrikabaşı ve cebecibaşı ve mi‘mârbaşı ve subaşı ve yeniçeri ve azeb baş çavuşları azebbaşı çavuşlar azeb bâz çavuşlar summâta oturmayup üst hil‘atleriyle hizmet edüp cümle erbâb-ı dîvân âdâb üzre ta‘âmı tenâvül edüp cümle sahanlar kalkup huddâmlar Gavrî leğenlerin ve ibrîklerin getürüp cümle el yaykanup dîvânhâne du‘âcısı du‘â ederken Hazret-i Resûl yâd oldukda iki kerre ta‘zîmen ayağ üzre kalkarlar ve bir kerre âl-i Osmân pâdişâhı anıldıkda ayağ üzre kalkup ba‘de'd-du‘â halk dağılup erbâb-ı hâcât kaldıkda;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y60b ·
metinde göster ·
… îfeleri ile sâkin olurlar. Ammâ Cânpûlâdzâde Hüseyin Paşa mukâbelecisin dîvânda
oturmak
fermân edüp sâyir efendiler gibi halîfeleriyle otururdu. Ve Mısır dîvânında paş …
Lâkin bu mukâbeleciler başka bir yerde halîfeleri ile sâkin olurlar. Ammâ Cânpûlâdzâde Hüseyin Paşa mukâbelecisin dîvânda oturmak fermân edüp sâyir efendiler gibi halîfeleriyle otururdu. Ve Mısır dîvânında paşanın dîvân efendisi bir köşede oturur. Yigirmi iki kîse küşûfiyye senevî avâyidi var. Gayrı tayârât hedâyâsından gayrı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y62a ·
metinde göster ·
… n sağ köşesinde Selîm Hân'ın yatduğı mahalde hâlâ bir maksûrecikdir, kimse anda
oturmaz
, tekyenin vakıf kitâbları anda durur.
Hakkâ ki cây-ı safâgâh, pâdişâhâne bir makâmdır. Hâlâ bu kubbenin sağ köşesinde Selîm Hân'ın yatduğı mahalde hâlâ bir maksûrecikdir, kimse anda oturmaz, tekyenin vakıf kitâbları anda durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y113a ·
metinde göster ·
… ercümânbaşı bunlar dîvân-ı pâdişâhî huddâmlarıdır, hizmet edüp paşa ile summâta
oturmazlar
. Ammâ dağlar gibi yığılan sahanların öte tarafında yedi bölük ihtiyârların çavu …
Hatîb vaz‘ u nasîhati tamâm edüp ba‘de'd-du‘â paşa ile imâm ve hatîb ve meşâyih musâfaha edüp biner para ihsânlar alup yine paşa alay-ı muhtasar ile sarâyında Gavrî dîvânhânesinde ber-karâr olunca cümle dîvân çavuşları alkışlayup paşa summât-ı Muhammedî başına oturur kim kâmil üç bin sahan mümessek ü mu‘amberîn bir ni‘met-i nefîse-i hâssu'l-hâs ta‘âm kat-ender-kat sahan sahan üzre bir âdem kaddi yığılmış ni‘met-i hudâ gelüp sofrası başına paşa oturup sağında emîrü'l-hac beğ ve kâyimmakâm beğ ve gayrı beğler ve solunda defterdâr beğ ve ebü'l-kelâm beğ ve (---) bölük ağaları tâ saff-ı na‘lde azebler ağası oturur. Ammâ cebecibaşı ve topcubaşı ve top arabacıbaşısı ve muhtesib ağası (---) ve kâfile başı ve subaşı ve çavuşlar kethudâsı ve müteferrikabaşı ve tercümânbaşı bunlar dîvân-ı pâdişâhî huddâmlarıdır, hizmet edüp paşa ile summâta oturmazlar. Ammâ dağlar gibi yığılan sahanların öte tarafında yedi bölük ihtiyârların çavuşlar kethudâsı ve müteferrikabaşı da‘vet edüp summât başına gürûh gürûh gelüp otururlar. Q 225bP 222b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y181a ·
metinde göster ·
. Ben kendü mâlım tahsîl etmeğe ancak kâdirim. Yerine bir âdem ko, tahsîl edelim …
"İbrâhîm Paşa borcuna oturmadı. Ben kendü mâlım tahsîl etmeğe ancak kâdirim. Yerine bir âdem ko, tahsîl edelim" deyüp İbrâhîm Paşa kapucular kethudâsın Mısır'da bakâyâ üzre koyup İbrâhîm Paşa Şâm eyâletine mutasarrıf olup gitdi. Ya‘nî anbâr-ı Yûsuf böyle kazâ-i zemînîdir. Zîrâ hırsızları çokdur, müstakîmleri yokdur, hemân ol anbârı pür eden Cenâb-ı Hak'dır, yine Allâh setr ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y217b ·
metinde göster ·
… hi Mısırlı üzre altı yüz kîse bakâyâsı kalup bu mâlı tahsîl etmeğe Hüseyin Paşa
oturmayup
alâ mehl tahsîl olunmasıyçün İbrâhîm Paşa tarafından kapucular kethudâsı Ahmed …
Ertesi dîvân cümle beğler ve ağalar ve Müsellim Mehemmed Ağa dîvân oldukda gelüp paşanın zimmetinden kul mevâcibi çıkup altı yüz otuz kîse İbrâhîm Paşa'dan Q 351aP 345a alup kula verdiler. Ve altı yüz otuz kîse anbâr-ı Yûsuf gılâlinden kalup anı dahi İbrâhîm Paşa'dan amân vermeyüp aldılar. İbrâhîm Paşa'nın dahi Mısırlı üzre altı yüz kîse bakâyâsı kalup bu mâlı tahsîl etmeğe Hüseyin Paşa oturmayup alâ mehl tahsîl olunmasıyçün İbrâhîm Paşa tarafından kapucular kethudâsı Ahmed Ağa kaldı. Ba‘dehu İbrâhîm Paşa dîvân-ı Mısır'da cümle erbâb-ı dîvân huzûrunda eyitdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·