… mmâmlı ve esvâk-ı muhtasarlı ma‘mûr kurâlar ile tezyîn olmuş buhayredir. İçinde
otuz aded
sayyâd-ı mâhî kayıkları vardır. En ednâ umku yiğirmi kulaçdır. Cânib-i erba‘ası …
Kal‘anın cânib-i garbında devri altmış mil bir buhayre-i azîmdir. İçine yedi yerden uyûn-ı cârîler munsab olup cânib-i garbında Gemleyik kasabası körfezine ayağı cereyân eder. Etrafında kırk beş pâre bağlı ve bâğçeli ve câmi‘ [ü] hammâmlı ve esvâk-ı muhtasarlı ma‘mûr kurâlar ile tezyîn olmuş buhayredir. İçinde otuz aded sayyâd-ı mâhî kayıkları vardır. En ednâ umku yiğirmi kulaçdır. Cânib-i erba‘asın bir atlı âdem bir günde devr etmek mümkindir ve gâyet âb-ı hayâtı olduğundan bunda olan yetmiş altı elvân mâhî-i gûnâ-gûnlar bir buhayrâtda yokdur. Husûsan cümleden elhalinübe (?) balığı ve alabalığı ve sala balığı meşhûr-ı âfâkdır kim aslâ balık râyihası yokdur ve gâyet lezîz çobrası ve tavası olup serî‘ü'l-hazm olduğundan mâ‘ada mukavvîdir. Cümle sayyâdlar bu mâhîleri Yenişehir'e ve kasaba-i Gemleyik'e ve kasaba-i Bâzârköyü'ne götürüp kâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 6a ·
metinde göster ·
mektebdir. Evvelâ Kızıl Câmi‘ mektebi ve Hazret-i İbrâhîm Halîl mektebi ve Sult …
Ta‘rîf-i mekteb-i dârü't-ta‘lîm-i sıbyân [u] tıflân-ı ebcedhân: Cümle otuz aded mektebdir. Evvelâ Kızıl Câmi‘ mektebi ve Hazret-i İbrâhîm Halîl mektebi ve Sultân Hasan mektebi ve Ak Câmi‘ mektebi ve bu mekteb-i sıbyânların her sene başında ıydiyye hil‘at-ı fâhireleri cânib-i vakfdan nâ-resîde yetîmâne surre ve atiyyeler ile mebzûldür. Cümlesi evkâf-ı azîmlerdir. (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 55b ·
metinde göster ·
… â on kefereye emân u zamân vermeyüp katl ederler. Meğer maktûl olan keferelerin
otuz aded
refîkleri dahi kemîngâhda âmâde imişler. Hemân cümle küffâr bu üç yiğide üşüp h …
Menzil-i karye-i Çalıkkavak: El-ıyazen billah eyle bir çengelistân-ı hıyâbandır kim derbend-i Maşa ve derbend-i Calındır ve derbend-i Felâket. Ve'l-hâsıl Arab ve Acem'de temâşâ etdiğimiz derbendler bu Çalıkkavak derbendi yanında Sahrâ-yı Tîh [ü] vâdî-i Heyhât'dır. Zîrâ bu Çalıkkavak'da olan çınar ve çam ve mişe ve kavak bir diyarda yokdur. Cümle şecere-i ibret-nümâları evc-i âsumâna ser çeküp ol dırahtların sıklığından zemîne bir habbe-i ful kadar âfitâbın şu‘lesi te’sîr etmez, böyle hıyâbân-ı kûyahistân-ı çengelistândır. Hatta Çalıkkavak namıyla şöhre-i şehr olmasının aslı üç aded birâder-i can-beraber bellerinde birer kemer mâllarıyla bu balkana uğrayup ubûr ederken üzerlerine on aded Bulgar kefereleri hamle edüp bu üç fetâ on kefereye emân u zamân vermeyüp katl ederler. Meğer maktûl olan keferelerin otuz aded refîkleri dahi kemîngâhda âmâde imişler. Hemân cümle küffâr bu üç yiğide üşüp harbe ve navorta ve sapan ve toyka ve sopa ve penyal üşürürler. Hemân bu üç fetâ görürler kim iş işden geçüp Allah deyüp bu otuz kâfire mu‘cizât-ı Muhammedü'l-Mustafâ berekâtıyla Allah'a sığınup girişirler. Küffârın bir kaçı cân havliyle ba‘zı kavak dırahtlarının ardına pinhân olup ol fetâlar kavaklara kılıç urdukça hem kavağı ve hem ardında saklanan küffârları ikişer pâre ederler. Küffâr bu hâlî görüp karârı firâra mübeddel edem zann edüp kırkı da üç yiğidin elinde katl olunup ol fetâlar bu kadar mâl-ı ganâ’imlerin alup sâlimîn ü gânimîn sıla-i rahmlerine giderler. Hâlâ ol yedi aded çalık kavak şâhrâh üzre durur. Ve kırk aded küffâr leşi ol mahalde maşadlıkdır. Ol sebeb ile çalıkkavak deyü elsine-i nâsda meşhûr-ı âfâk bir balkan-ı Çalıkkavak'dır. Hâlâ yüz iki yüz âdem haydûd harâmîleri kesretinden selâmetle geçilmek ihtimâli yokdur. Gâyet muhavvif ve muhâtara beldir kim ubûr edenin belinde tâb u tüvân kalmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 130a ·
metinde göster ·
… eder, buyurmuşlar kim: "Kırk yedi câmi‘-i selâtîn yapdım ve yüz kırk mesâcid ve
otuz aded
hân-ı sultân ve yüz kırk sarây-ı a‘yân ve yüz yigirmi cüsûr ve yedi aded su kem …
Hattâ pederimiz merhûm ser-i zergerân-ı dergâh-ı âlî ya‘nî Dervîş Mehemmed Zıllî pederimiz bu Selîm Hân câmi‘in binâ eden Mi‘mâr Sinân ağzından istimâ‘ edüp hikâye eder, buyurmuşlar kim: "Kırk yedi câmi‘-i selâtîn yapdım ve yüz kırk mesâcid ve otuz aded hân-ı sultân ve yüz kırk sarây-ı a‘yân ve yüz yigirmi cüsûr ve yedi aded su kemerleri ve niçe bin hânedân-ı şûrefâ-yı kibâr-ı a‘yân inşâ edüp ulûm-ı hendesede çok san‘at icrâ edüp ferîd-i asr oldum. Ammâ halîfeliğim İslâmbol'da Şehzâde câmi‘inde icrâ etdim. Üstâdlığım Süleymâniyye câmi‘inde tekmîl etdim. Ammâ cümle makdûrum bu Selîm Hân câmi‘inde sarf edüp yed-i tûlâmı ayân u beyân etdim. Cihân mi‘mâr [u] mühendisînleri var makdûrların sarf etseler böyle bir âsâr-ı azîm etmeğe âciz olalar. Ve bir pâdişâh bu kadar mâl-ı firâvân bezl eylemeğe cür’et edemeyeler', deyü üstâd-ı bennâ Koca Sinân Ağa pederimize böyle nakl edermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 155b ·
metinde göster ·
… eli Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘in müfîd ü muhtasar bir câmi‘-i fevkânîsi vardır ve
otuz aded
hurde dükkânları var.
Ve cümle kulleleri ve burc [u] bârûlarının üzerlerin Melek Ahmed Paşa efendimiz Rus şaykaları tahtalarıyla örtüp müzeyyen kulle-i azîmlerdir kim bu kullelerin önünden Özü nehriyle Urus şaykaları geçmemek içün kırk aded demir kapaklı top kapuları içre kırk yedi aded balyemez ve şayka ve kolumburuna ve pıranka toplar[ı] var kim nehr-i Özü üzre değil Karadeniz'de on beş mîl ve Heyhat çölünde beş sâ‘at yerde kuş kondurmayup kuş uçurmaz. Ve bu kal‘anın dahi ağaları ve kulları öbür kal‘alardan 55b ziyâde (ve) hâzır-başlardır ve iki kapusu var. Biri cânib-i şimâle mekşûf ve biri taraf-ı kıbleye nâzır olup kapu üzre bir alçak tula ninâreli Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘in müfîd ü muhtasar bir câmi‘-i fevkânîsi vardır ve otuz aded hurde dükkânları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 55a–55b ·
metinde göster ·
… ve bir topluca ve cebehânesi azca ve batı tarafına nâzır metîn bir kapuluca ve
otuz aded
neferlice ve otuz aded hânelice bir küçük kal‘acıkdır, ammâ kesme kayadan gayyâ …
Lipova sancağı hâkinde nehr-i Moroş kenârında evc-i âsumâna ser çekmiş bir kayalı zemînde ve bir ince havâlelice dizdâr ve neferlice ve bir topluca ve cebehânesi azca ve batı tarafına nâzır metîn bir kapuluca ve otuz aded neferlice ve otuz aded hânelice bir küçük kal‘acıkdır, ammâ kesme kayadan gayyâ-misâl bir handak-ı amîki var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 121b ·
metinde göster ·
… hânesi azca ve batı tarafına nâzır metîn bir kapuluca ve otuz aded neferlice ve
otuz aded
hânelice bir küçük kal‘acıkdır, ammâ kesme kayadan gayyâ-misâl bir handak-ı amî …
Lipova sancağı hâkinde nehr-i Moroş kenârında evc-i âsumâna ser çekmiş bir kayalı zemînde ve bir ince havâlelice dizdâr ve neferlice ve bir topluca ve cebehânesi azca ve batı tarafına nâzır metîn bir kapuluca ve otuz aded neferlice ve otuz aded hânelice bir küçük kal‘acıkdır, ammâ kesme kayadan gayyâ-misâl bir handak-ı amîki var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 121b ·
metinde göster ·
… ttâl harâmîlerden iki yüz adedi 136b benim hissemdir. Bu kâfirleri ve bin yüz
otuz aded
kâfir kelleleri ile bu dilleri rikâb-ı hümâyûna gönderirim" deyü cümle kafâ kel …
Ba‘dehû paşanın otağı önünde cümle üsârâlar ve mâl-ı firâvânlar dağlar gibi yığılup mezâd-ı sultânîde bir beş ve bin beş deyüp her eşyâ fürûht olunmada, ammâ paşaya öşür verilen üsârâları paşa birer birer huzûrundan ubûr etdirüp cümle avrat ve oğlanları ve kızları bir tarafa koyup yetmiş kat taşdan geçmiş semm-i helâhil gibi kattâl harâmîlerden iki yüz adedi 136b benim hissemdir. Bu kâfirleri ve bin yüz otuz aded kâfir kelleleri ile bu dilleri rikâb-ı hümâyûna gönderirim" deyü cümle kafâ kelleleri yine esîr olan kâfirlere yüzdürüp cümle derileri tuzladılar. Hemân ol ân cümle gâzîyân-ı ehl-i îmân paşaya ricâ edüp eyitdiler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 136a–136b ·
metinde göster ·
kayıklar ve firkate ve ıskanpaviyeler var idi kim sâhibleri cümle kal‘a etrâfın …
Bu kulle etrâfında sağîr ü kebîr otuz aded kayıklar ve firkate ve ıskanpaviyeler var idi kim sâhibleri cümle kal‘a etrâfında olan bâğlarda ayş [u] işretlerde iken kal‘a muhâsara olunca kayık sâhibleri cümle bâğlarda kalup pinhân oldular, ammâ kayıklarda olan kâfirler bu kal‘a muhâsarasın görüp hemân "Avanta" deyüp liman boğazından taşra çıkmağa cân atarken hemân serdârımız Yûsuf Kethüdâ liman ağzının yemîn ve yesârına beşer yüz tüfengli gönderüp varan firkatelere kurşumu bârân-ı la‘net gibi yağdırup aslâ bir gemi taşra çıkamayup yine liman ortasındaki kal‘alı adacığa geldiler. Birkaçı kal‘anın deryâ tarafında kapusuna yanaşdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 145a ·
metinde göster ·
… p sizi yollar" deyü hakîre hammâm-bahâ bir kîse ve bir kat libâs ihsân etdi. Ve
otuz aded
refîklerime ve hüddâmlarıma onar guruş in‘âm edüp her bâr şeref-i sohbetleriyle …
"İnşâallâh on güne dek karz-ı hasen deynimizi dînimiz hakkıyçün edâ edüp sizi yollar" deyü hakîre hammâm-bahâ bir kîse ve bir kat libâs ihsân etdi. Ve otuz aded refîklerime ve hüddâmlarıma onar guruş in‘âm edüp her bâr şeref-i sohbetleriyle müşerref olup kâhîce Busatlar nâm karyede Yûsuf Beğzâde sarâylarına gidüp zevk ü safâlar ederdik, ammâ dâ’imâ İskenderiyye'ye gelirdik, zîrâ Venedik kâfirinin isyân [u] tuğyânları var idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 33b ·
metinde göster ·
… arıyla mukaddemâ eşekler üzre bulunan iki kîse mâlı dahi bir yere koyup beş yüz
otuz aded
yiğide altışar guruş hisse değdi. Meğer bir yiğidimiz bir kemer guruş saklamış, …
Ba‘dehu biri birimiz mâbeyninde mâl-ı ganâ’imlerimiz fürûht ederken cümle kefere tüfengleri ve balta ve harbaları ve esbâb-ı şayakların fürûht ederken derbend kâfirleri de gelüp niçe eşyâlarımız iki üç bahâsına alup cümle fürûht olan eşyâların mâllarıyla mukaddemâ eşekler üzre bulunan iki kîse mâlı dahi bir yere koyup beş yüz otuz aded yiğide altışar guruş hisse değdi. Meğer bir yiğidimiz bir kemer guruş saklamış, anı kimseye vermeyüp "harc-ı râh" deyü seksen guruşu alay beğine emânet verdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 54b ·
metinde göster ·
mihrâbdır, ammâ yedisi câmi‘dir, mâ‘adâsı mahalle mesâcidleridir. Evvelâ Hünkâr …
Bu şehir cümle otuz aded mihrâbdır, ammâ yedisi câmi‘dir, mâ‘adâsı mahalle mesâcidleridir. Evvelâ Hünkâr câmi‘i Sultân (---) ve Kerpiçli câmi‘ ve Köprü câmi‘i ve Orta câmi‘ 55b ve Ada câmi‘i, meşhûr cemâ‘atli cevâmi‘ler bunlardır
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 55a–55b ·
metinde göster ·
… â bu kal‘a Sirem sancağı hâkinde voyvadalıkdır ve Sirem niyâbetidir. Dizdârı ve
otuz aded
kal‘a neferâtları var. Kal‘ası sâhil-i Tuna'da havâlesiz bir mürtefi‘ bayır üzr …
Palanka-i Sotin: Bânîsi ma‘lûmum değildir. Hadîs-i şerîf: Arapça . Ammâ bu kal‘a Sirem sancağı hâkinde voyvadalıkdır ve Sirem niyâbetidir. Dizdârı ve otuz aded kal‘a neferâtları var. Kal‘ası sâhil-i Tuna'da havâlesiz bir mürtefi‘ bayır üzre haşeb binâ bir palanka-i ra‘nâdır. Derûn-ı hisârda bir câmi‘i var ve yigirmi aded neferât hâneleri var. Ve iç kal‘ası içinde bir Şeddâdî harâb deyri var, iç kal‘ası dahi Şeddâdî binâdır. Ve kal‘adan taşra bir hâncuğazı var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 60b ·
metinde göster ·
kal‘alar ve yetmiş aded varoş-ı mu‘azzamlar ve yedi yüz aded kasaba-misâl ma‘mû …
Ve bu zikri sebkat eden otuz aded kal‘alar ve yetmiş aded varoş-ı mu‘azzamlar ve yedi yüz aded kasaba-misâl ma‘mûr u âbâdân kurâların cümle hâkimleri ve irşekleri ve kapudanları ve birovları ve şagları ve papasları cümle hedâyâlarıyla huzûr-ı Sadrıa‘zama gelüp pâypûş-ı vezîr-i dilîri bûs edüp itâ‘at etdiklerinde cümle kılâ‘ların kapdanları ellerine mu‘âfnâme emrleriyle muhâfazacı beğler ve paşalar ihsân olunup cümle kal‘alar eyâlet-i Uyvar kayd olunup eyâlet-i Uyvar Kurd Paşa'ya sadaka olundu, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 122a ·
metinde göster ·
odalardır. Her birinin içinde birer gûne eşyâlar ile mâl-â-mâldır. Ve hîn- maha …
Ve bunda fevkânî ve tahtânî cümle otuz aded odalardır. Her birinin içinde birer gûne eşyâlar ile mâl-â-mâldır. Ve hîn- mahalde bulunsun içün enderûn-i hânelerde her ne var ise kapular üzre cümle eşyâların esmâları tahrîr olunmuşdur. Hattâ ba‘zı hücrelerde kehhâllerin bisâtları ve gayri edviyeleri ve niçe bin gûne derde devâ içün ma‘âcin makûleleri ve müshilât ve sümûmât makûlesi bile mevcûddur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 131b ·
metinde göster ·
… dada olan bisât u edviyeler bir odada dahi yokdur. Ve tahtânî odalar dahi cümle
otuz aded
hücre-i kârgîrlerdir. Bunlarda cümle âlât-ı harbe ve âlât-ı silâha müte‘allık e …
El-hâsıl bir odada olan bisât u edviyeler bir odada dahi yokdur. Ve tahtânî odalar dahi cümle otuz aded hücre-i kârgîrlerdir. Bunlarda cümle âlât-ı harbe ve âlât-ı silâha müte‘allık eşyâlar var kim on bin aded âlü'l-âl mücevher çarhlı ve karabina puşkalar var ve on bin aded zırh u zereh-külâh ve tuğulka ve katlavî ve ser-penâh makûlesi şeyler var. Ve mızrak ve harba ve çapa ve kazma ve balta ve nacak ve külünk ve mıh ve kılıç ve şiş ve gayri âlât-ı silâhların hisâbların Allâh (Allâh) bilir. Ve bu mezkûr silâhların cümlesi eyle mücellâ ve musaykal idi kim gûyâ her biri üstâd elinden henüz çıkmış gibi cümle hâzır-bâşdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 131b ·
metinde göster ·
… tem Paşa'nın bir câmi‘i ve bir tekyesi ve bir mektebi ve iki aded hânı ve cümle
otuz aded
dükkânları var. Ve nehr-i Neretva kenârında iskele başında iki aded âmâde pür-s …
Cümle bir mahalle-i vâsi‘dir ve cümle üç mihrâbdır, ammâ Rüstem Paşa'nın bir câmi‘i ve bir tekyesi ve bir mektebi ve iki aded hânı ve cümle otuz aded dükkânları var. Ve nehr-i Neretva kenârında iskele başında iki aded âmâde pür-silâh hâzır-bâş firkateleri var kim merhûm Melek Ahmed Paşa efendimiz Bosna vâlîsi iken yapdırup hayrât etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 162a ·
metinde göster ·
küffâr dahi esîr-i bend-i zencîr olup bir kapudanı sancağ u haçlı bayrağıyla ve …
Dizdârı mükellef ağalıkdır ve üç yüz aded şecî‘ ve nâmdâr kulları var. Hattâ biz anda iken Orta Macar'dan dörd yüz katana kâfir gelüp kal‘adan taşra hunkalar yığınlarının ardlarında ümmet-i Muhammed'i kâfirler katlanup vakt-i seherde asker-i İslâm taşra çıkınca çet-a-çat gûnâ-gûn bir ceng-i azîm olup Beşli Ağası Sübhânzâde ve martolosân ağası ve on bir yiğit şehd-i şehâdet câmın nûş edüp âhır-ı kâr meydân-ı ma‘reke gâzîlerde kalup elli aded kâfiri dendân-ı tîğdan geçirüp kelleleri galtân olup otuz aded küffâr dahi esîr-i bend-i zencîr olup bir kapudanı sancağ u haçlı bayrağıyla ve silâhları ve seksen kadar atlarıyla cümle guzât muğtenim olup alay ile kal‘aya gelüp şâdımânlar ile şühedâ helvâları yeyüp şühedâların defn etdiler. Tâ bu mertebe nâmdâr ve yarar ve dilâver server hünerv[er] fetâları var, ammâ fakîrlerdir. Bunlardan bu fakîr yoklama nâmına bir habbe almayup iki esîr kefere ve katana atı ve iki Macar tüfengi verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 81a ·
metinde göster ·
kiremit örtülü kârgîr binâlı mükellef ü mükemmel ve ma‘mûr çufud evleri vardır. …
Ve bu kal‘a içre cümle bin beş yüz otuz aded kiremit örtülü kârgîr binâlı mükellef ü mükemmel ve ma‘mûr çufud evleri vardır. Aslâ müselmânlar yokdur. Hattâ kal‘a dizdârı ve kal‘a neferâtları ve kapucuları cümle Yahûdîlerdir. Kal‘a kapuları mâbeynlerinde âlât-ı harb silâhlar çokdur, ammâ bu silâhları kullanmağa çufudların yürekleri yokdur. Anıniçün bu kal‘aya çufud kal‘ası derler, ammâ ismi Gevherkirmân'dır, ammâ topları ve tüfengleri yokdur, zîrâ kavm-i çufudlar top ve tüfeng atmak değil sadâsı işitmeğe yürekleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 122b ·
metinde göster ·
… alçak kaya üzre şekl-i tûlânî bir kârgîr binâ-yı âlî kal‘a-i zîbâdır kim içinde
otuz aded
kiremitli neferât evleri ve garba nâzır bir demir kapusu var. Cânib-i erba‘ası …
Eşkâl-i Büyük Kal‘a: Bu dahi [nev-]binâ alçak kaya üzre şekl-i tûlânî bir kârgîr binâ-yı âlî kal‘a-i zîbâdır kim içinde otuz aded kiremitli neferât evleri ve garba nâzır bir demir kapusu var. Cânib-i erba‘ası kesme yalçın kaya olmak ile bir tarafında aslâ handakı yokdur, ammâ dîvârlarında ebrâcları ve mazgal delikleri çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 273a ·
metinde göster ·
mahallâtların meşhûr [u] ma‘mûrları bu mezkûr mahallâtlardır. Lâkin on mahalles …
Otuz aded mahallâtların meşhûr [u] ma‘mûrları bu mezkûr mahallâtlardır. Lâkin on mahallesi keferelerdir. Ve bir mahallesi Yahûdîlerdir, ammâ Ermenî ve Freng ve Çingane mahalleleri yokdur. Lâkin Latin kefereleri çokdur kim gelüp bâzergânlık edüp yine giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 358b ·
metinde göster ·
Cümle otuz aded mihrâb-ı mü’minân-ı âbidândır, ammâ cümleden cemâ‘at-i kesîreye mâlik tâ şehrin vasatında Sultân Bâyezîd-i Velî câmi‘i tûlu altmış ayak ve arzı elli ayakdır ve bir mevzûn ve musanna‘ ve serâmed minâresi vardır. Ve cümle üç aded kapuları olup iki yan kapusu ve bir kıble kapusu önünde bir câmi‘ kadar dahi soffa-i azîmi var, ammâ haremi dardır. Lâkin bir tarz-ı kadîm binâ olunmuş serâpâ kiremit örtülü kâr-ı atîk câmi‘dir. Mihrâbı önünde (---) Efendi tekyesi, sekiz köşe tahtânî ve fevkânî tekye-i Halvetî'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 358b ·
metinde göster ·
… şâhî topları var. Hâlâ iç eldir kim gâyet emn-i emândır. Derûn-ı kal‘ada cümle
otuz aded
ufak daracık kiremit örtülü dârları vardır. Ve kapusu üzre bir küçük câmi‘i var …
Kal‘ası bir bayır altında bir vâsi‘ düz yerde ve Elbasan nehri kenârında şekl-i murabba‘ bir küçük kal‘adır. Cirmi kâmil dâ’iren-mâdâr beş yüz aded hatvedir, ammâ handakı yokdur, ammâ çâr-kûşesinde Çâryâr aşkına çâr aded sa‘b kulleleri var. Ve kıble tarafına bu kal‘a sehel yokuşdur. Cümle temelleri kayalar üzre vâki‘ olmuşdur. Ancak bir kapusu şimâl tarafında taşra varoşa açılır. Dîvârının kaddi on iki arşın bâlâdır. Dizdârı ve yetmiş aded neferâtları ve beş aded şâhî topları var. Hâlâ iç eldir kim gâyet emn-i emândır. Derûn-ı kal‘ada cümle otuz aded ufak daracık kiremit örtülü dârları vardır. Ve kapusu üzre bir küçük câmi‘i var, ammâ minâresi yokdur. Ve kal‘anın solunda dîvâra muttasıl bir çemenzâr yerde namâzgâhı var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 363b ·
metinde göster ·
Der-aded-i çeşme-sâr-ı âb-ı hayât: Bu şehir içre cümle dörd yüz
otuz aded
çeşme-i cârîler vardır. Cümleden handak kenârında İslâmbol'da Sultân Ahmed Hân' …
Der-aded-i çeşme-sâr-ı âb-ı hayât: Bu şehir içre cümle dörd yüz otuz aded çeşme-i cârîler vardır. Cümleden handak kenârında İslâmbol'da Sultân Ahmed Hân'ın Atmeydânı'ndaki yeni câmi‘ini binâ eden mi‘mârbaşının bu şehir içre kırk aded çeşme-i âb-ı hayâtları vardır. Cümle çeşme-sârların kemerleri üzre kâşî-i çînde tahrîr olunan târîh budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 366a ·
metinde göster ·
karındaşlarına ekâlîm-i Mısır'ı tevzî‘ edüp her biri hükm etdüği diyârlarda bir …
Otuz aded karındaşlarına ekâlîm-i Mısır'ı tevzî‘ edüp her biri hükm etdüği diyârlarda birer şehir bünyâd edüp hâlâ ol şehirler Hazret-i Nûh'un du‘âsı berekâtıyla Bayzar'ın evlâdları ismiyle yâd olunur şehirlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y6b ·
metinde göster ·
… dân etdi kim gûyâ kasr-ı Müşeyyed idi. Ve iki yüz evlâdı olup evlâd-ı evlâdı ve
otuz aded
kardeşlerinin evlâd-ı evlâdı ol kadar tenâsül buldular kim iklîm-i Mısır âdem d …
Ol şehir harâb olup bu kubbe âbâdân olmasının sebebi cemî‘i Kıbtîlerin silsilesi buna müntehîdir. Hâlâ cümle Kıbtîler ziyâret edüp amâr ederler. İsmi Kıbtîm ibn Mısrâyim ibn Bayzar ibn Hâm ibn Nûh aleyhi's-selâmdır. Ammâ Mısrâyim yedi yüz yıl mu‘ammer olup Eski Mısır'ı ol kadar âbâdân etdi kim gûyâ kasr-ı Müşeyyed idi. Ve iki yüz evlâdı olup evlâd-ı evlâdı ve otuz aded kardeşlerinin evlâd-ı evlâdı ol kadar tenâsül buldular kim iklîm-i Mısır âdem deryâsı oldu. Cümlesi dedeleri Nûh Necî dîninde idiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y7a ·
metinde göster ·
ammîleri dahi mâbeynlerine tefrîka düşüp her biri birer mezheb ihtirâ‘ edüp mez …
Ve cümle karındaşları ve otuz aded ammîleri dahi mâbeynlerine tefrîka düşüp her biri birer mezheb ihtirâ‘ edüp mezâhib-i muhtelife Mısrâyim oğlu Kıbtîm'den kaldı. Hayli iştihâr bulup ulu pâdişâh oldu. Cümle Kıbtî bu nesildendir. Ve Tevârîh-i Kıbtî bundan kalmışdır. Hazret-i İdrîs neslinden bir kehene-i âlimden cemî‘i ulûma mâlik olup Tevârîh-i Kıbtî yazmışdır kim hâlâ Kıbtî keferelerinde olan tevârihât bir milelde yokdur. Zîrâ hübût-ı Âdem'den sonra ilm-i kitâbet ve ilm-i hisâb ve ilm-i nücûm İdrîs Nebî'den münteşir olup bu Kabâbıta kavmine ol ulûmlar müyesser olmuşdur, bir kavme benzemezlerdir. Hâlâ Mısır iklîminde cümle erbâb-ı devlet anlara muhtâclardır. Zîrâ ilm-i hisâbda ve fikr-i ferâsetde ve istikâmetde akrânları yokdur, gâyet ehl-i ırz ve mü’eddeb mel‘ûnlardır. Hattâ a‘yân-ı Mısır bunlara ehl [ü] ıyâllerin inanup cemî‘i ma‘ûnât [u] levâzımâtların bu Kıbtî kavmi Y 7b görürler. Bir hisâbî mümsik kavimdir kim bir dânıkı masrûf etse hisâb edüp istikâmet ederler. Ammâ Mısır diyârından gayrı diyârda yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y7a–Y7b ·
metinde göster ·
… ir. Bunun dahi üstünde mükellef kahvehânelerinin maksûreleri Nîl'e nâzırdır. Ve
otuz aded
zeyyâd ve attârîn dükkânları vardır. Cümlesinin revzenleri halîce bakar azîm şâ …
Tokuzuncu, kantara-i Emîr Hüseyin, bir ayndır, lâkin bu dahi vâsi‘ cisrdir. Bunun dahi üstünde mükellef kahvehânelerinin maksûreleri Nîl'e nâzırdır. Ve otuz aded zeyyâd ve attârîn dükkânları vardır. Cümlesinin revzenleri halîce bakar azîm şâhrâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y131a ·
metinde göster ·
Ve on bir medrese ve altı dârü'l-kurrâ ve üç dârü'l-hadîs ve kırk mekteb-i sıbyân-ı ebcedhân ve altı tekye-i dervîşân. Cümleden sâhil-i Nîl'de, fevkânî tekye-i İbrâhîm-i Gülşenî'dir. Otuz aded erbâb-ı ma‘rifetden tekmîl-i fünûn edüp Gülşenî'den rûşene erüp şen [ü] şâdumân olmuş ârif-i billâh cânlar var kim her biri bir celâl sâhibi âşıklardır. Hattâ Seyyid Ahmed el-Bedevî mevlûdu günleri bu âsitânede iki gün iki gece a‘yân-ı Mısır'a ziyâfetleri olup mevlûdü'n-nebî edüp cümle âşıkân hidmet-i pîr [ü] civânda olup tevâzu‘ meskenet birle hizmet ederler, ale's-sabâh Bedevî gemileri alay-ı azîm ile avm ederler. Azîm âsitâne-i Gülşenîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y134b ·
metinde göster ·
tablhâne sâhibi esnâf şeyhlerinden ve anlar dahi zîr-i hükmünde olan yüz altmış …
Ba‘dehu muhtesib ağası, bu hâliye deyü paşaya ve kethudâya ve paşa ağalarına ve Mısır'ın yedi bölük halkına verdikleri bahşîş-i pîşin kîseleri Mısır'ın enderûn [u] bîrûnunda taht-ı hükûmetinde olan otuz aded tablhâne sâhibi esnâf şeyhlerinden ve anlar dahi zîr-i hükmünde olan yüz altmış nev‘ ehl-i hıref kethudâ ve nakîb ve çavuşları ile bâlâda tahrîr olunan (---)(---)(---) ehl-i sanâyi‘den imdâd on Mısrî kîse tahsîl eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y176b ·
metinde göster ·
evlâdı olup buna müverrihler Ebü'l-kabâbıt dediler. Her evlâdı Mısır iklîminde …
Bu şehre Reşîd nâmile müsemmâ olmasının sebeb-i tesmiyesi oldur ki Tûfân'dan sonra Mısır'a mâlik olan ibtidâ Bayzar ibn Hâm'dır kim birâder-i mihter-i Sâm'dır. Nûh Nebî gayrı evlâdlarından rûgerdân olup bu nebîresi olan Bayzar'a hayr du‘â eyleyüp Mısır'a gönderdi. Mısır'da tenâsül bulup otuz aded evlâdı olup buna müverrihler Ebü'l-kabâbıt dediler. Her evlâdı Mısır iklîminde münteşir olup birer şehir Y 333a binâ etdiler. Bir oğlu dahi Reşîd idi, bu şehr-i Reşîd'i ol binâ etdigiyçün şehr-i Reşîd dediler. Nehr-i Nîl-i mübârek Akdeniz'e munsab olmazdan bir sâ‘at evvel Nîl'in İskenderiyye cânibindeki hâkde bir bender şehr-i azîm ü müzeyyendir ki Arabistân'da Mısır vilâyetinin arûsudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y332b–Y333a ·
metinde göster ·
… ıbleye nâzırdır. İçinde kırk havlısız küçük hâneleri ve bir Selîm Hân câmi‘i ve
otuz aded
topları ve cebehânesi ve Mısır müteferrikalarından dizdârı ve yüz neferâtları v …
Bâlâda tahrîr olunduğu üzre Şeyh Şatâ feth edüp bunda şehîd olmuşdur. Mısır hâkinde Arîş kâşifi hükmünde leb-i deryâda şekl-i murabba‘ bir küçük kal‘adır. Dâyiren-mâdâr beş yüz adımdır. Bir kapusu kıbleye nâzırdır. İçinde kırk havlısız küçük hâneleri ve bir Selîm Hân câmi‘i ve otuz aded topları ve cebehânesi ve Mısır müteferrikalarından dizdârı ve yüz neferâtları var. Bâğ u bâğçesiz leb-i deryâda bir kumsal bî-emân yerde derbend-i calender'dir. İbrîm'e devlet tarafından âdem sürerler, bunda sürseler dûzah azâbı çekerdi. Allâhümme âfinâ bi-kılleti'l-mâ’i ve'l-hubz, suyu ve ekmeği Dimyât'dan gelmeğe muhtâcdır. Dâ’imâ kayıkları su ile varup gelmededir. Ammâ Akdeniz'de gezen gemilere cânkurtaran limanıdır. Cenûb tarafı Buhayre'dir. Bir ucu Arîş'e, kıble tarafı Y 351a Menzile'ye, garb tarafı Dimyât'a varır buhayre-i kebîredir. Senevî on yük akçe iltizâmdır. Yahşi elvân elvân mâhîleri olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y350b–Y351a ·
metinde göster ·
… nerdübânlı câmi‘dir. Tûlen ve arzan altmışar adımdır. Ve derûn-ı câmi‘de cümle
otuz aded
küfeke taş sütûnlar üzre tavandır. Ve mihrâbı minberi sâdedir. Ve hareminin etr …
Yûsuf Beğ câmi‘i: Altı kademe taş nerdübânlı câmi‘dir. Tûlen ve arzan altmışar adımdır. Ve derûn-ı câmi‘de cümle otuz aded küfeke taş sütûnlar üzre tavandır. Ve mihrâbı minberi sâdedir. Ve hareminin etrâfında yigirmi iki sütûndur. Ve üç kapusu ve bir minâresinden gayrı bu şehirde minâre yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y365b ·
metinde göster ·
Ve ortası Y 376a açıkdır. Ve derûn-ı câmi‘de cümle
otuz aded
münakkaş çam direği sütûnlardır, taş amûdlar değildir. Büyük kâşî mihrâbın sağı …
Ve ortası Y 376a açıkdır. Ve derûn-ı câmi‘de cümle otuz aded münakkaş çam direği sütûnlardır, taş amûdlar değildir. Büyük kâşî mihrâbın sağındaki küçük mihrâb üzre İznik'den gelme kâşî-i münakkaş üzre böyle tahrîr olunmuş:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y375b–Y376a ·
metinde göster ·