… en bu Mustafâ Ağa imiş. Paşa emre aslâ itâ‘at etmeyüp Istanoz'dan Murtat 360b
ova
câniblerine doğr[u] gitmek fermân olup ol sâ‘at Varvar Alî Paşa'dan muhabbetnâm …
Bu kasabada bu temâşâları edüp cem‘iyyet-i benî Âdemden nâm u nişân kalmayup âsûde-hâl dururken paşa kapusunda bir hây hûy kopdu. Meğer Âsitâne tarafından yigirmi kapucu ile ser-bevvâbân-ı dergâh-ı âlîden bir kapucubaşı gelüp paşaya haber etdiler. Cümle asker kat-ender-kat olup paşa huzûruna kapucubaşı kığırup geldikde yüz bin ta‘vîz ile girüp zemîn bûs edüp cümle keçeli kapucular kelb-i sarîh gibi taşrada kalup kapucubaşı yalnız paşa yanında kaldı. Zîrâ Çorum şehrinde paşaya hücûm eden Berber Bayrâm kapucubaşıdan ibret alındı. Ba‘dehû kapucubaşı emirleri paşanın kapucular kethüdâsı Alî Ağa'ya verüp meğer Hezârpâre Ahmed Paşa tarafından emr-i şerîf gelüp "Düstûr-ı mükerremim Mehemmed Paşasın, emr-i şerîfim vardıkda bir ân ve bir sâ‘at durmayıp Erzurûm Karsı eyâletin sana ihsân etmişim. kızılbaş-ı bed-ma‘âşın ol taraflarda ısyân u tuğyânı zâhir olmağıla ol serhadlere gitmek elzem-i levâziminden olmağıla ağırlığın bırağup ılgar ile varup eyâlet-i Kars'a mutasarrıf olup alâmet-i şerîfeme i‘timâd kılasın" deyü bu mü’ekked emr ile Mustafâ Ağa gelüp emr-i pâdişâhî kırâ’at olundukdan sonra paşa "Emr pâdişâhındır, nola" deyüp ol ân İmâd Ağa'ya bir kîse-i guruş verüp "Tiz tûğlar gitsin" deyü fermân edüp İmâd Ağa'yı yolladı. Meğer Engürü'de paşanın katline nefîr-i âm getiren bu Mustafâ Ağa imiş. Paşa emre aslâ itâ‘at etmeyüp Istanoz'dan Murtat 360b ova câniblerine doğr[u] gitmek fermân olup ol sâ‘at Varvar Alî Paşa'dan muhabbetnâmeler ile kapucubaşılarından Melanlı Huseyin Ağa geldi. Netîce-i mektûb-ı muhabbet-üslûb budur kim "Benim veliyyi ni‘amın oğlu efendim, sultânım! Mesmû‘umuz oldu kim Erzurûm'dan ma‘zûl olalı bu şiddet-i şitâda niçe berzahlar çeküp meşakkat-i râh çekerek Kızılırmak geçidinde azîm hasâreler çeküp vâfir âdemleriniz gark-ı âb olmuşdur. El-hükmülillah. Hemân sizler sağ olasız. İnşâallahu Te‘âlâ an karîbi'z-zamân Cenâb-ı Bârî yârı kılup ivazın eder. Bizim ahvâl-i pür-melâlimizden su‘âl ederseniz Âsitâne tarafından bir kapucubaşı hatt-ı şerîf ile Sivas'a gelüp İpşir Paşa oğlumuzun hâtûnu ki Gürcîstân'da Mavrol Hân'ın kerîmesi Perîhân'dır, anı bizden emr-i şerîf ile Sultân İbrâhîm Hân vezîri Ahmed Paşa ilkâsıyla kerreteyn evâmir u hatt-ı şerîfler vârid olup nâ-şer‘îdir deyü vermeyüp Tokat kal‘asında dizdâra verüp cümle ulemâ ve sulehâ ve meşâyihlere emânetullah deyü sicille kayd edüp verdim. İpşir Paşa oğlum bu ahvâli istimâ‘ edüp mektûb-ı dürerbâr gönderüp buyurmuş kim ‘benim efendim ve peder-i azîzim, Allah senden râzî ola. Ehlimi vermemişsin. Eğer verirsen dü cihânda iki elim yakandadır ve rûz-ı mahşerde mes’ûl olursun ve eğer bu husûs içün pâdişâh tarafından bir ser-encâm çekersin. Her ne gûne maksûd [u] merâmına göre yoluna bin cân ile yüz bin baş ve İpşir oğlunun başı yoluna fedâdır’ deyü mektûbları geldi. Bu mahallerde İpşir'in hâtûnun pâdişâha nâ-şer‘î vermediğim pâdişâhın mesmû‘-ı hümâyûnları olıcak Sivas'dan bizi ma‘zûl edüp iki def‘a katlimize hatt-ı şerîfler gelüp avret hatıriyçün avret sözüne uyan avretden kötüdür, deyü hamd-ı Hudâ başımız vermeyüp Sivas'dan ma‘zûlen yedi bin asker ile hâlâ Turhal sahrâsında basîret üzre olup meks edüp günden güne tevâbî‘lerimiz gelüp cem‘ olmadadır. Ve İpşir Paşa oğlum Karaman eyâletiyle gelüp ve niçe ma‘zûl mîr-i mîrânlar ve sâ’ir ümerâlar gelüp cem‘iyyet-i kübrâ ile Üsküdar'a varup şer‘ ile da‘vâmız görüp yetmiş kimesnenin katlin isteriz. Bir vezîr oğlu vezîrsin, mührü sana, Mısr'ı bana, İpşir oğluma Şâm'ı, Süleymân Paşa oğluma Bağdâd'ı, Çavuşzâde oğluma Haleb'i, Melek Ahmed Paşa oğluma Erzurûm'u isteriz. İmdi benim efendim oğlu efendim, bu mektûb-ı muhabbet-üslûbumuz varup vüsûl buldukda bir ân ve bir sâ‘at durmayup kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek biri birimizle haberleşerek deryâ-misâl asker ile gelüp Bursa altında cem‘ olavuz ve yedi vezîr ve on mîr-i mîrân ve bî-hisâb mîr-i livâlar ile yek-dil [ü] yek-cihet olup adl-i adâlet edüp bir beyza-i mürğu bir akçeye alarak Âsitâne-i sa‘adet tarafına varup murâfa‘a-i şer‘ olavuz", deyü eblehâne mektûblar tahrîr eylemiş. Paşa mektûbları kırâ’at edüp hakîre eydür: "Ne ahmak herifdir. Mektûbunda cemî‘î hamâkatin ve bî-tedbîrliğin ifşâ etmek içün hâl-i dilin i‘lâm eylemiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 360a–360b ·
metinde göster ·
ve Çubuk ova ve Murtat ova ve Hasan ova ve Zile ova nâm fezâlar eyle ekin ocağı …
Evvelâ Turhal ovası ve Kaz ovası ve Yaban ova ve Çubuk ova ve Murtat ova ve Hasan ova ve Zile ova nâm fezâlar eyle ekin ocağı yerlerdir kim Âl-i Osmân askeri bir ovaya konup göçüp usret çekmemişlerdir ve bu mezbûr ovalarda sene 1057 târîhinde Defterdârzâde Mehemmed Paşa ile sekiz bin askerle konup göçdüğümüzden cümle kurâ vü kasabât kendleriyle cild-i evvelde tahrîr olunmuşdur. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 26a ·
metinde göster ·
Evvelâ Turhal ovası ve Kaz ovası ve Yaban ova ve Çubuk
ova
ve Murtat ova ve Hasan ova ve Zile ova nâm fezâlar eyle ekin ocağı yerlerdir ki …
Evvelâ Turhal ovası ve Kaz ovası ve Yaban ova ve Çubuk ova ve Murtat ova ve Hasan ova ve Zile ova nâm fezâlar eyle ekin ocağı yerlerdir kim Âl-i Osmân askeri bir ovaya konup göçüp usret çekmemişlerdir ve bu mezbûr ovalarda sene 1057 târîhinde Defterdârzâde Mehemmed Paşa ile sekiz bin askerle konup göçdüğümüzden cümle kurâ vü kasabât kendleriyle cild-i evvelde tahrîr olunmuşdur. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 26a ·
metinde göster ·
Evvelâ Turhal ovası ve Kaz ovası ve Yaban ova ve Çubuk ova ve Murtat
ova
ve Hasan ova ve Zile ova nâm fezâlar eyle ekin ocağı yerlerdir kim Âl-i Osmân a …
Evvelâ Turhal ovası ve Kaz ovası ve Yaban ova ve Çubuk ova ve Murtat ova ve Hasan ova ve Zile ova nâm fezâlar eyle ekin ocağı yerlerdir kim Âl-i Osmân askeri bir ovaya konup göçüp usret çekmemişlerdir ve bu mezbûr ovalarda sene 1057 târîhinde Defterdârzâde Mehemmed Paşa ile sekiz bin askerle konup göçdüğümüzden cümle kurâ vü kasabât kendleriyle cild-i evvelde tahrîr olunmuşdur. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 26a ·
metinde göster ·
… velâ Turhal ovası ve Kaz ovası ve Yaban ova ve Çubuk ova ve Murtat ova ve Hasan
ova
ve Zile ova nâm fezâlar eyle ekin ocağı yerlerdir kim Âl-i Osmân askeri bir ova …
Evvelâ Turhal ovası ve Kaz ovası ve Yaban ova ve Çubuk ova ve Murtat ova ve Hasan ova ve Zile ova nâm fezâlar eyle ekin ocağı yerlerdir kim Âl-i Osmân askeri bir ovaya konup göçüp usret çekmemişlerdir ve bu mezbûr ovalarda sene 1057 târîhinde Defterdârzâde Mehemmed Paşa ile sekiz bin askerle konup göçdüğümüzden cümle kurâ vü kasabât kendleriyle cild-i evvelde tahrîr olunmuşdur. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 26a ·
metinde göster ·
… ovası ve Kaz ovası ve Yaban ova ve Çubuk ova ve Murtat ova ve Hasan ova ve Zile
ova
nâm fezâlar eyle ekin ocağı yerlerdir kim Âl-i Osmân askeri bir ovaya konup göç …
Evvelâ Turhal ovası ve Kaz ovası ve Yaban ova ve Çubuk ova ve Murtat ova ve Hasan ova ve Zile ova nâm fezâlar eyle ekin ocağı yerlerdir kim Âl-i Osmân askeri bir ovaya konup göçüp usret çekmemişlerdir ve bu mezbûr ovalarda sene 1057 târîhinde Defterdârzâde Mehemmed Paşa ile sekiz bin askerle konup göçdüğümüzden cümle kurâ vü kasabât kendleriyle cild-i evvelde tahrîr olunmuşdur. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 26a ·
metinde göster ·
… ldiniz" deyü pâyendâz yerine hibe eyleyüp İshâkcı kazâsına ilhâk olundu. "Timar
ova
"dan galat "Tomarova" nâmıyla şöhre-i şehir olmuş bir ma‘mûr ve mahsûldâr {birka …
Bu kazâ mukaddemâ Boğdan hükmünde idi. Sene (---) târîhinde Boğdan Beği Sultân Osmân'a "Hoş kadem geldiniz" deyü pâyendâz yerine hibe eyleyüp İshâkcı kazâsına ilhâk olundu. "Timar ova"dan galat "Tomarova" nâmıyla şöhre-i şehir olmuş bir ma‘mûr ve mahsûldâr {birkaç dükkânları var} kazâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 109a ·
metinde göster ·
… ve ve Tabahâne câmi‘i ve Abdülcebbâr Efendi câmi‘i ve Fakîr Hacı Alî câmi‘i ve
Ova
câmi‘i ve Kapucu câmi‘i ve Cin Alî Ağa câmi‘i. Ve İmâret câmi‘i aşağı çârsû-yı …
Evvelâ aşağı kal‘ada ve yukaru kal‘ada Sultân Süleymân câmi‘leri kurşumlu câmi‘-i selâtînlerdir kim bâlâda mahalliyle tahrîr olunmuşdur. Andan Ahmed Ağa câmi‘i ve Zeyneddîn Ağa câmi‘i ve yukaruda Bayrâm Beğ câmi‘i ve Eynehan Beğ câmi‘i ve Durkud Beğ câmi‘i ve Hâbil Efendi câmi‘i ve Çıksalın câmi‘i ve Hacı İbrâhîm câmi‘i ve İbrâhîm Çelebi câmi‘i ve Hacı Sâdık câmi‘i ve Kadrî Beşe câmi‘i ve Mustafâ Çavuş câmi‘i ve İdrîs Beğ câmi‘i ve Bitbâzârı câmi‘i ve Ferhâd Paşa câmi‘i ve Hacı Nezir Ağa câmi‘i ve Hasan Ağa câmi‘i ve Hacı Sâlih câmi‘i ve Namâzgâh câmi‘i ve Emîr Hasan Ağa câmi‘i ve Hacı Pîrî câmi‘i ve Koskı Beğ câmi‘i ve Tîr-i Bâlâ câmi‘i ve Hacı Halîl câmi‘i ve ve Tabahâne câmi‘i ve Abdülcebbâr Efendi câmi‘i ve Fakîr Hacı Alî câmi‘i ve Ova câmi‘i ve Kapucu câmi‘i ve Cin Alî Ağa câmi‘i. Ve İmâret câmi‘i aşağı çârsû-yı iz[di]hâm yerde vâki‘ olmağile cemâ‘at-i kesîreye mâlik câmi‘-i kadîmdir. Gerçi kârgîr kubâblar değildir, ammâ çâr-kûşe harpüşte kubbesi ve dehlîzi ve yan soffaları üzre cümle rasâs-ı hâs-ı nîlgûn ile mestûr rûhâniyetli bir câmi‘-i nûrdur kim Süleymân Hân vüzerâlarından Yahyâlı Gâzî Mehemmed Paşa gazâ mâlıyla binâ etmişdir kim bu câmi‘-i pürnûr şehr-i Belgrad'ın âb-ı rûyıdır. Hattâ kıble kapusu üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 114a ·
metinde göster ·
… t-i Nasârâ içre okunur bir mu‘teber târîhi vardır. Serhad halkı bu kal‘aya Yani
Ova
derler. Sene 959 târîhinde be-dest-i Vezîr-i Sânî Ahmed Paşa feth edüp, ba‘dehû …
İbtidâ Macar-ı füccârı Yanvan Kral binâsıdır kim hayli müsinn kefere olmağile millet-i Nasârâ içre okunur bir mu‘teber târîhi vardır. Serhad halkı bu kal‘aya Yani Ova derler. Sene 959 târîhinde be-dest-i Vezîr-i Sânî Ahmed Paşa feth edüp, ba‘dehû küffâr-ı dûzah-karâr-ı Erdel bu kal‘aya istîlâ edüp (---) sene kâmil karâr-dâde oldular. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Sultân Mehemmed Hân ibn İbrâhîm Hân fermânıyla be-dest-i Köpürlü Mehemmed Paşa fethidir kim târîhi budur (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 122a ·
metinde göster ·
"Aşağı ovadaki Türk çadırları kalksınlar, zîrâ bu deryâ boşanınca aşağı
ova
deryâ olup Türk çadırları ve atları ve âdemleri gark olur" deyü kapuyu ol ân sa …
"Aşağı ovadaki Türk çadırları kalksınlar, zîrâ bu deryâ boşanınca aşağı ova deryâ olup Türk çadırları ve atları ve âdemleri gark olur" deyü kapuyu ol ân sahrâdaki çadırları bir gayrı yere nakl etdiklerinde mezkûr avrat handa[k] kenârından bir delik deldürüp on kulaç yerde bir azîm demir kapu zâhir olup kıflların kırup halkalarına top palamarları bağlayup bu kadar guzât-ı müslimîn ise "Tıramola" deyü halatları çekince el-azametullâh ol su kırılup {bir gürüldü ve sâ‘ika peydâ olup gûyâ Nil-i mübârek Şelâl boğazından atlar gibi fevvârevâr} bir minâre kaddi bir nehr-i azîm havâya pertâb edüp aşağı sahrâya cereyân edince ol gece sabâha dak handakda bir katre su kalmayup âdem kaddi kadar balıklar çamur içre kaldılar kim hisâbın Allâh bilir, ammâ aşağı sahrâda çok at ve âdemler gark-ı âb oldular, ammâ guzât-ı müslimîn de balık yemeden müstağnî oldular. Ol ân mezbûr avrata oğlun verüp oğluyla Yanova'ya gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 123b ·
metinde göster ·
Zemîn-i şehr-i Manastır: (---) dağı zeylinde nehr-i (---) kenârında bir vâsi‘
ova
içinde mezkûr nehrin yemîn [ü] yesârında bir şehr-i azîmdir kim on yerden ağaç …
Zemîn-i şehr-i Manastır: (---) dağı zeylinde nehr-i (---) kenârında bir vâsi‘ ova içinde mezkûr nehrin yemîn [ü] yesârında bir şehr-i azîmdir kim on yerden ağaç ve kârgîr cisirler ile geçilir şehr-i kebîrdir. Cânib-i erba‘ası ve şehir içi niçe bin dıraht-ı kebîrler ile zeyn olmuş bir hıyâbân-ı Rûm içinde kalmış dırahtistânlı şehirdir. Bir âdem tâ şehir içine girmeyince hıyâbândan şehri göremez. Tâ bu mertebe koyah u sâyedâr şehirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 176a ·
metinde göster ·
… ûr hânedânlardır. Mahsûlâtı çok olduğundan lisân-ı Latince Dobrinova, ya‘nî eyi
ova
demek olur. Ancak bir tahta örtülü ve bir tahta minâreli câmi‘i ve bir etmekçi …
Semendire sancağı hâkinde voyvadalıkdır ve niyâbetdir. Kal‘ası harâbca olmuş. İmârethâneleri leb-i Tuna'da bir düzlük çemenzâr ve iremistân ve mişeyistân kûh-ı bülendler dâmeninde vâki‘ olup bâğ u bâğçeli cümle iki yüz aded tahta örtülü ve tahta havlılı ma‘mûr hânedânlardır. Mahsûlâtı çok olduğundan lisân-ı Latince Dobrinova, ya‘nî eyi ova demek olur. Ancak bir tahta örtülü ve bir tahta minâreli câmi‘i ve bir etmekçi dükkânı var, gayri imâret yokdur. Cümle halkı Tuna gemicileridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 95a ·
metinde göster ·
Eşkâl-i şehrin beyân eder: Bu şehr-i müzeyyen bir çemenzâr 133a vâsi‘
ova
kenârında kıble tarafı üç sâ‘at ba‘îd evc-i âsumâna ser çekmiş Çadır dağıdır ki …
Eşkâl-i şehrin beyân eder: Bu şehr-i müzeyyen bir çemenzâr 133a vâsi‘ ova kenârında kıble tarafı üç sâ‘at ba‘îd evc-i âsumâna ser çekmiş Çadır dağıdır kim cezîre-i Kırım'ın göbeğidir. Her tarafda beş konak yerden nümâyân bir kûh-ı ser-bülenddir kim Tûfân-ı Nûh'dan berü üzerinde karı ve selc-i rahmet içre âb-ı zülâl ta‘bîr etdikleri cânlı kar kurdu vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 132b–133a ·
metinde göster ·
içinde cümle bin aded hâneli bâğlı ve bâğçeli ma‘mûr u âbâdân kârgîr binâlı ve …
Şehri bir vâsi‘ ova içinde cümle bin aded hâneli bâğlı ve bâğçeli ma‘mûr u âbâdân kârgîr binâlı ve serâpâ kiremit örtülü hânedân-ı vâsi‘lerdir. Ve cümle on bir mahallâtdır. Evvelâ (---) mahallesi
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 278a ·
metinde göster ·
kapusundan Nâzlı kapusuna varınca şehir içinden ol şâhrâh ile şehrin tûlu kâmil …
Ve bu şehir varoşunun Ova kapusundan Nâzlı kapusuna varınca şehir içinden ol şâhrâh ile şehrin tûlu kâmil bin adımdır. Ve iç kal‘anın Îmân kapusundan yokuş aşağı Menteşe kapusu kıbleye vâki‘ olmuşdur, ana varınca bin yedi yüz adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y78a ·
metinde göster ·
… b hânesine varup ol gece zeyt yağlı esbâblar geydirüp huddâmları cemî‘i vücûdun
ova
ova râhat olup yine kalkup şiling depüp raks eder kim beli helâk olmaya. Hakkâ …
Ammâ ba‘zı meş‘alci böyle seğirdirken çatlamışdır ve niçesi Mısır'a gelmeyüp yolda kalmışdır, bunlar kâmil bir ay itmân edüp sonra seğirdir. Ve paşadan hil‘at geyüp aşağı şehre enüp yine aslâ durmayup Mısır'ı deverân edüp ba‘de'l-gurûb hânesine varup ol gece zeyt yağlı esbâblar geydirüp huddâmları cemî‘i vücûdun ova ova râhat olup yine kalkup şiling depüp raks eder kim beli helâk olmaya. Hakkâ ki pehlivânlıkdır. Böyle meydân-ı mahabbet alup meş‘alcibaşı olmağa müsta‘id olup ol alay günü yine paşadan hil‘at geyüp mahmel-i şerîf önü sıra cümle meşâyih-i kirâm içre bu tertîb ile gûnâ-gûn şakalar ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y203b ·
metinde göster ·
… nesine varup ol gece zeyt yağlı esbâblar geydirüp huddâmları cemî‘i vücûdun ova
ova
râhat olup yine kalkup şiling depüp raks eder kim beli helâk olmaya. Hakkâ ki p …
Ammâ ba‘zı meş‘alci böyle seğirdirken çatlamışdır ve niçesi Mısır'a gelmeyüp yolda kalmışdır, bunlar kâmil bir ay itmân edüp sonra seğirdir. Ve paşadan hil‘at geyüp aşağı şehre enüp yine aslâ durmayup Mısır'ı deverân edüp ba‘de'l-gurûb hânesine varup ol gece zeyt yağlı esbâblar geydirüp huddâmları cemî‘i vücûdun ova ova râhat olup yine kalkup şiling depüp raks eder kim beli helâk olmaya. Hakkâ ki pehlivânlıkdır. Böyle meydân-ı mahabbet alup meş‘alcibaşı olmağa müsta‘id olup ol alay günü yine paşadan hil‘at geyüp mahmel-i şerîf önü sıra cümle meşâyih-i kirâm içre bu tertîb ile gûnâ-gûn şakalar ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y203b ·
metinde göster ·
… tedârikdir. Ve ekseriyyâ paşa ağaları bunda sâkin olurlar, zîrâ Musova bir pis
ova
ve cezîre yerdir, suyu gemilerle bu Harkova'dan gider.
Ve paşanın bu kal‘ada bir mükellef ağası iki yüz âdemiyle kâyimmakâmlık eder. Senevî paşaya yüz kîse muhâsebe verir. Kendüye dahi elli kîse fâ’iz kalır. Ve yüz elli akçe pâyesiyle bir kazâ-i mübrimdir. Paşa imâmları hükm eder. Ve kal‘a dizdârı var. Ve neferâtları paşa ağavâtlarıdır. Mâh-be-mâh vazîfe-i mu‘ayyenelerin paşadan alırlar, ey tedârikdir. Ve ekseriyyâ paşa ağaları bunda sâkin olurlar, zîrâ Musova bir pis ova ve cezîre yerdir, suyu gemilerle bu Harkova'dan gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y439b ·
metinde göster ·
Habeş hükmünde bir ferahfezâ âb [u] havâsı ve mahsûldâr kurâları ve nebâtât [u] …
Bu Hânende ova Habeş hükmünde bir ferahfezâ âb [u] havâsı ve mahsûldâr kurâları ve nebâtât [u] giyâhâtı ve gûnâ-gûn alefzârlı ve murgzârlı bir şîrîn vâdîdir. Fîl ü gergerdândan gayrı cemî‘i ecnâs-ı mahlûkât bu dağlarda ve cemî‘i gûnâ-gûn ma‘âdin mahsûlâtlar bu cibâllerde mevcûd ulu kûhlar ve ulu hâmûnlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·