{Der-beyân-ı bânî-i Ayasofya-yı kebîr}: Ve bu Vezendo Kıral'ın bir duhter-i
pâkîze-ahteri
Makdona şehirlerinden Sofya şehrinde mütevellid olup babasının İslâmbol'u binâ …
{Der-beyân-ı bânî-i Ayasofya-yı kebîr}: Ve bu Vezendo Kıral'ın bir duhter-i pâkîze-ahteri Makdona şehirlerinden Sofya şehrinde mütevellid olup babasının İslâmbol'u binâ etdüğin istimâ‘ edüp iki bin milyon mâl-ı hazâyinleri Sirem ve Semendire arabalarına tahmîl edüp İslâmbol'da Ayasofya deyrine mübâşeret etdükde Hazret-i Hızır gelüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 11a ·
metinde göster ·
… -ı zîşân olduğu bâlâda yedinci fasılda musarrahdır. Ol Fezendon'un bir duhter-i
pâkîze-ahteri
Makdonya şehirlerinden Sofya şehrinde mütevellide olmağile ismine Ayasofya derl …
Ba‘dehu hübût-ı Âdemden sonra beş bin elli iki senesi ubûr edüp Yanko ibn Mâdyân'ın nebîresinden Vezendon nâm bir kıral-ı hümâm zuhûr edüp İslâmbol'u yedinci kerresinde anlar dahi amâr edüp cihân-ârâ bir pâdişâh-ı zîşân olduğu bâlâda yedinci fasılda musarrahdır. Ol Fezendon'un bir duhter-i pâkîze-ahteri Makdonya şehirlerinden Sofya şehrinde mütevellide olmağile ismine Ayasofya derlerdi. Babasının İslâmbol kal‘asının cânib-i erba‘asın müceddeden binâ etdüğin istimâ‘ edince iki bin milyon hazîne ile babası Fezendon'a gelüp Hazret-i Süleymân'ın ibâdethânesin tevsî‘ etmeğe mübâşeret edüp bezl-i mâl ederken Hazret-i Hızır gelüp;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 33b ·
metinde göster ·
Kendülerden sonra ancak ismehân Kaya Sultân nâmında bir duhter-i
pâkîze-ahteri
kalup Melek Ahmed Paşa'nın akd [ü] nikâhında merhûme oldu ve Sultân İbrâhîm ile …
Kendülerden sonra ancak ismehân Kaya Sultân nâmında bir duhter-i pâkîze-ahteri kalup Melek Ahmed Paşa'nın akd [ü] nikâhında merhûme oldu ve Sultân İbrâhîm ile Sultân Mustafâ'nın Ayasofya'da türbesine defn etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 62b ·
metinde göster ·
… Risâlet asrında on bin hâfız-ı Kur’ân var idi. Hattâ Hazret-i Ömer'in duhter-i
pâkîze-ahteri
Sitti Hafza hâfıza idi. Câmi‘ü'l-kur’ân Hazret-i Osmân ile Kur’ân-ı azîmi cem‘ …
Esnâf-ı hâfızân-ı Kur’ân-ı azîm: Neferât 6000, şehr-i İslâmbol içre bu altı bin hâfızdan gayrı nisvândan üç bin hâfıza vardır. Pîrleri Müslim bin Akîl'dir, Selmân belin bağladı. Hazret-i Risâlet asrında on bin hâfız-ı Kur’ân var idi. Hattâ Hazret-i Ömer'in duhter-i pâkîze-ahteri Sitti Hafza hâfıza idi. Câmi‘ü'l-kur’ân Hazret-i Osmân ile Kur’ân-ı azîmi cem‘ edüp hıfz-ı kırâ’ati bu Hafza Hâtûn'dan kalmağıla Hafz kırâ’atı derler. {Hâfıza hâtûnlara bu Sitti Hafza pîr olmuşdur}. Bu hâfız tâ’ifeleri ale'l-umûm küheylân atlar üzre Feth-i şerîf tilâvet ederek alayköşkü dibinden ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 156a ·
metinde göster ·
Lâğarî Hasan Çelebi: Murâd Hân'ın Kaya Sultân nâm bir duhter-i
pâkîze-ahteri
vücûda geldikde şâdumânî-i akîka olduğu gece bu Lâğarî Hasan elli vukiyye bârûd …
Lâğarî Hasan Çelebi: Murâd Hân'ın Kaya Sultân nâm bir duhter-i pâkîze-ahteri vücûda geldikde şâdumânî-i akîka olduğu gece bu Lâğarî Hasan elli vukiyye bârûd-ı ma‘cûndan yedi kollu bir fişeng îcâd edüp Sarâyburnu'nda Hünkâr huzûrunda deryâ üzre fişeğe Lâğarî binüp şâkirdleri fişeğe âteş edüp Lâğarî,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 216b ·
metinde göster ·
Böyle bir hayli mâldâr olup Pirinccibaşı nâm bir âdemin duhter-i
pâkîze-ahter-i
nâ-şüküftesin alup kırmızı balığıyla duhter-i nâ-mekkâbı nakb edüp ol merdden h …
Böyle bir hayli mâldâr olup Pirinccibaşı nâm bir âdemin duhter-i pâkîze-ahter-i nâ-şüküftesin alup kırmızı balığıyla duhter-i nâ-mekkâbı nakb edüp ol merdden hikmet-i Hudâ yine kendü gibi bir yılda bir gulâm-ı la‘l-gûn ve kırmızı gözlü ma‘sûm vücûda gelüp bunun dahi burnunun orta direği yok idi, ammâ bi-emri Hudâ bu ma‘sûm mu‘ammer olmayup merhûm oldu. Ve âhir babası dahi Revân yılı merhûm olup Kâsımpaşa'da bizim mezâristânlarımızın yanında defn etdiler rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 217b ·
metinde göster ·
… dan nişân verir kantara-i muazzamdır. Sene (---) târîhinde (---) Hânın duhter-i
pâkîze-ahteri
Nilüfer Sultân binâ etmeğin nehrin ve cisrin nâmına Nilüfer Cisri derler. Ol ne …
Nehr-i Nilüfer:, Bir uyûn-ı cârîdir kim mevsim-i bahârda aslâ geçid vermez bir âb-ı hayâtdır kim cânib-i kıblede Cebel-i Ruhbân'dır ve Keteli dağlarından ve Kestel dağlarından gelüp cem‘ olarak bu Filedâr sahrâsı içre cereyân edüp niçe bin mezâri‘ât [u] arz-ı mahsûldâr türâbları ve niçe nahlistân [u] gülistân yerleri saky edüp şâhrâh üzre vâkı‘ olmuş (---) gözlü bir metin cisr vardır kim her tâkleri kavs-i kuzahdan nişân verir kantara-i muazzamdır. Sene (---) târîhinde (---) Hânın duhter-i pâkîze-ahteri Nilüfer Sultân binâ etmeğin nehrin ve cisrin nâmına Nilüfer Cisri derler. Ol nehir bu sırât altından güzer edüp garb cânibinde (---)(---) mahalde Akdeniz'e munsab olur zülâl-ı nâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 221b ·
metinde göster ·
Menzil-i kend-i Begim: Zamân-ı kadîmde Uzun Hasan Şâh'ın duhter-i
pâkîze-ahteri
kendi olduğundan ile'l-ân kend-i Begim derler. Hâlâ Şâh kızlarına diyâr-ı Acem' …
Menzil-i kend-i Begim: Zamân-ı kadîmde Uzun Hasan Şâh'ın duhter-i pâkîze-ahteri kendi olduğundan ile'l-ân kend-i Begim derler. Hâlâ Şâh kızlarına diyâr-ı Acem'de begim derler. A‘yân [u] eşrâfa aka der[ler],
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 325b ·
metinde göster ·
Şîrîn nâm bir bint-i benâm bu mahalde bir kasır binâ etmeğile ol kerîme-i sâhib …
İbtidâ bânîsi ekâsire-i Enûşirvâniyân'dan Melik Pervîz'dir. Ba‘dehû Hârûnu'r-Reşîd'in duhter-i pâkîze-ahteri Şîrîn nâm bir bint-i benâm bu mahalde bir kasır binâ etmeğile ol kerîme-i sâhib-i keremin ismiyle müsemmâ olup Kasr-ı Şîrîn derler. Yohsa ibtidâ ismi tevârîhlerde Kasr-ı Pervîz'dir. Hâlâ Irâk-ı Acem'de Bağdâd'a karîb ve cânib-i cenûbu çölistânda garîb kalmış bir Kasr-ı Şîrîn iken kâh-ı harâbdır. Bu şehir zamân-ı Hârûn'da ol kadar imâr imiş kim bâğ u bâğçe ve hadîka-i gülistân [u] bostânları bir menzil yire varırmış. Hâlâ eser-i binâları zâhirdir kim Timur Şâh-ı pür-zor harâb u yebâb etmişdir. Hâlâ bu şehr-i Kasr-ı Şîrîn Hemedân ve şehr-i Hulvân ile üçü sac ayağı vâki‘ olmuşdur. Ammâ bu Kasr-ı Şîrîn'in cânib-i şarkîsinde şehr-i Gazvîn karîbdir ammâ kendisi garîbdir. Zîrâ hâlâ harâb olmadadır. Mâ-tekaddem bir hisâr-ı hısn-ı hasîn ü sedd-i metîn-i Medyen etmiş kim devri kâmil on iki bin adımdır. Hâlâ eser-i binâları ma‘lûmdur. Her sengi hammâm kubbesi mikdârı olup demir kenidler ile ve Horasânî kec ü cıbıs u kireçler ile mebnî olup yigirmi yerde derveze alâmetleri vardır ve hâlâ imâr olmamasının sebebi oldur kim kabâ’il-i Urbân-ı Keysin ve kabâ’il-i Urbân-ı Benî Mevâl yatağı ve sâ’ir Urbân durağı ve kân-ı zâğî ü bâğî yeri oldu. Ve hevâsı gâyet bed olup her bâr bâd-ı Semûm esüp benî Âdemi helâk eder. Anınçün ol kadar âbâdân değildir. Hatta bunda bir gulâmım rîh-ı semden helâk olayazdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 313b ·
metinde göster ·
… t âkile ve müdebbire ve âkıbet-endîş idi. Hakkâ ki Murâd Hân-ı Râbi‘in duhter-i
pâkîze-ahteri
kağan arslan idi kim cümle sultânlara ihsân u in‘âmlar ederdi.
Hakkâ ki ol asırda on yedi aded sultânlar var idi. Birisi Kaya ile Melek geçindiği gibi biri geçinmezler idi ve gâyet âkile ve müdebbire ve âkıbet-endîş idi. Hakkâ ki Murâd Hân-ı Râbi‘in duhter-i pâkîze-ahteri kağan arslan idi kim cümle sultânlara ihsân u in‘âmlar ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 78b ·
metinde göster ·
… sancağı hâkinde maktû‘ü'l-kalem ve mefrûzü'l-kadem Sultân Ahmed Hân'ın duhter-i
pâkîze-ahteri
Fâtıma Sultân'ın hâssıdır kim yigirmi yük akçe iltizâm ile voyvadası yüz âdem i …
Hâlâ Rûmeli eyâletinde (---) sancağı hâkinde maktû‘ü'l-kalem ve mefrûzü'l-kadem Sultân Ahmed Hân'ın duhter-i pâkîze-ahteri Fâtıma Sultân'ın hâssıdır kim yigirmi yük akçe iltizâm ile voyvadası yüz âdem ile hükûmet eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 176a ·
metinde göster ·
ve Cânpoladzâde Hüseyin Beğ efendimizin vâlide-i müşfikası Fâtıma Sultân efendi …
Bu kal‘a Kavala sâhibi Feylekos-ı Yunanî binâsıdır. Lisân-ı Rûm'da bu kal‘aya (---) derler, ammâ sene (---) târîhinde Rûm keferesi destinden Koca Murâd Hân-ı Sânî feth edüp gölünün vâsi‘liğin görüp "Gölü kesîr" buyurduklarından, ya‘nî "gölü çok"dan galat-ı meşhûr evlâ olup hâlâ elsine-i nâsda "Gölikesri" derler. Hâlâ Rûmeli eyâletinde Sultân Murâd-ı Râbi‘ hemşîresi, ya‘nî Sultân Ahmed'in duhter-i pâkîze-ahteri ve Cânpoladzâde Hüseyin Beğ efendimizin vâlide-i müşfikası Fâtıma Sultân efendimizin hâssıdır kim kırk yük akçe iltizâm ile Tophâneli Kadrî Ağa hâkim-i örfdür. Ve hâkim-i şer‘-i Resûl-i mübîni yüz elli akçe kazâdır ve yüz on pâre nâhiye kurâları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 178a ·
metinde göster ·
… ü ve şîrîn sözlü dişleri dürr-i meknûn gûyâ bir nejâd(?) Aline nâm bir duhter-i
pâkîze-ahteri
var idi kim kaçan geysû-yı müşk-bârların târumâr edüp çim-ender-çim ve ham-ende …
Hakîr dahi ol takrîb ile bir gece kal‘a içinde yatup zevk u safâlar edüp kal‘ayı seyr [ü] temâşâ etdik. Ol kadar mahbûb u mahbûbesi var kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Hattâ hânemizin bir bikr-i nâ-şüküfte bânû-sıfat bir tebekânî elması yanaklı ve la‘l-gûn kiraz dudaklı, âhû gözlü ve şîrîn sözlü dişleri dürr-i meknûn gûyâ bir nejâd(?) Aline nâm bir duhter-i pâkîze-ahteri var idi kim kaçan geysû-yı müşk-bârların târumâr edüp çim-ender-çim ve ham-ender-ham edüp şîb ü zerbâf fisdanı ve roklasın geyüp reftâr etdikde görenin aklı perîşân olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 17a ·
metinde göster ·
… taşra harem altındadır. Hatta kral-ı selef kızlarından İzarila Son nâm duhter-i
pâkîze-ahteri
mürde olup bin milyon mâlını ve yüz milyon altununu bu deyre vakf edüp hâlâ dur …
Ve Ustolni-Belgrad dest-i küffârdan gideli niçe kralları ve niçe irşekleri ve niçe başpapasları bu deyrin mihrâbı önüne ve derûn-ı deyre gömerler, iki tarafı sâfî maşâdlık mezârlığıdır. Ortası tâ mihrâba varınca iki yüz amûd üzre mahzendir kim bunda olan altun hazînesinin hisâbın Hâlık-ı Kevneyn bilir. Guruş hazînesi taşra harem altındadır. Hatta kral-ı selef kızlarından İzarila Son nâm duhter-i pâkîze-ahteri mürde olup bin milyon mâlını ve yüz milyon altununu bu deyre vakf edüp hâlâ durur. Ve niçe bunun emsâli milyon mâllar bunda medfûndur. Anıniçün İsfaç kralı bir dolu kâse şarâb zehr-i nâbı nûş edüp eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 59b ·
metinde göster ·
var idi. İsmine Rûmçine derler idi. Cüzâm marazına mübtelâ olup babası Feylekos …
İşte şehr-i Gümülcine'nin vech-i tesmiyesi Gümlü Çîn Yahûdî bânîsi sebebiyle Gümlü Çîn'den galat Gümülçine derler. Ammâ lisân-ı Yûnâniyân'da Rûmçine derler. Hakîm Feylekos'un bir duhter-i pâkîze-ahteri var idi. İsmine Rûmçine derler idi. Cüzâm marazına mübtelâ olup babası Feylekos bu kızı bu şehrin zemînine koyup âb [u] hevâsının letâfetinden kesb-i hevâ ederek cüzâm zahmından halâs olup bu şehri ibtidâ amâr eden Rûmçine kızdır. Ba‘dehu Gümlü Çîn Yahûdî çinganeler havfinden kal‘a binâ etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 208a ·
metinde göster ·
… müverrih-i Yûnân Atina şehrinde sâkin olan Eflâtûn-ı ilâhî nâm hakîmin duhter-i
pâkîze-ahteri
Livaziye nâm bir krale-i melike binâsı olup Livaziye'den galat Livadiye derler. …
Be-kavl-i müverrih-i Yûnân Atina şehrinde sâkin olan Eflâtûn-ı ilâhî nâm hakîmin duhter-i pâkîze-ahteri Livaziye nâm bir krale-i melike binâsı olup Livaziye'den galat Livadiye derler. Ba‘dehu sene (---) târîhinde Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Mora vilâyeti fethine giderken be-dest-i Gâzî Ömer Beğ Venedik küffârı ve Rûm keferesi elinden feth edüp ibtidâ hükûmetin mîr-i livâlık ile Ömer Beğ'e sadaka olunduğundan "Livâ diye" ya‘nî sancak beğliği denildi. Yohsa kefere zamânında ismi Livazya'dır. Hâlâ kapudan paşa eyâletinde Ağrıboz sancağı hâkinde yüz elli akçe kazâ pâyesiyle şerîf kazâdır. Ve nâhiyesi (---) kadar kurâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 245b ·
metinde göster ·
… eder. Derhâl İşpanya kralı "el-emrü emrüküm" deyüp bir pençe-i âfitâbe duhter-i
pâkîze-ahter-i
nâ-şüküfte kızını cihâzlayup ve kızına câriyelik içün bin aded kız oğlan kızlar …
Hikmet-i Bârî yine cezîre-i Girid öte tarafda hâlî kalup yine ecinne kavmi Girid'i zabt edüp kâmil yüz yıl yine hâlî ve mu‘attal yatırken İslâmbol tekûru İşpanya kralından bir kızını ricâ eder. Derhâl İşpanya kralı "el-emrü emrüküm" deyüp bir pençe-i âfitâbe duhter-i pâkîze-ahter-i nâ-şüküfte kızını cihâzlayup ve kızına câriyelik içün bin aded kız oğlan kızları zer ü zîvere gark edüp niçe bin milyon hazâ’in ve cevâhirâtlar ile kızını ârâste ve yüz pâre karavana galyonları cümle askeri ve mühimmâtlarıyla pîrâste 319a edüp me’kûlât [u] meşrûbât levâzımâtlarıyla niçe bin askerini dahi pür-silâh yüz pâre barça kalyonlara cümle leşkerini kızıyla tahmîl edüp İslâmbol kralına mahabbetnâmeler ve mu‘temedün-aleyh elçiler ile niçe kerre yüz bin aded girân-bahâ metâ‘-ı kâmyâblar gönderüp İşpanya'dan cümle keştîler çıkup Kostantiniyye'ye doğru giderken hikmet-i Hudâ rûzgâr muhâlif esüp cemî‘i İşpanya gemilerin cezîre-i Girid'e Suda limanına düşürüp anda kâmil üç ay lenger-endâz olup yata yata cümle halkı bîzâr olurlar. Âhır-ı kâr cümle kızlar gemiler içinde feryâd edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 318b–319a ·
metinde göster ·
Orhân Gâzî menkûhalığa aldıkda bu kal‘ayı ve yedi pâre şehri cihâz yerine Âl-i …
Sene (---) târîhinde Aydın Bay kızlarından Nîlûfer Sultân hisârı olmağile Sultân hisârı derler. Ba‘dehu bu duhter-i pâkîze-ahteri Orhân Gâzî menkûhalığa aldıkda bu kal‘ayı ve yedi pâre şehri cihâz yerine Âl-i Osmân'a hedâyâ vermişlerdir. Hâlâ Aydın livâsı hükmünde hâsdır. Ve yüz elli akçe kazâdır. Kethudâyeri ve dizdârı ve neferâtları yokdur, ammâ serdârı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y90a ·
metinde göster ·
… ivâ idi. Ba‘dehu sene (---) târîhinde fâtih-i Bağdâd Gâzî Sultân Murâd duhter-i
pâkîze-ahteri
olan Kaya Sultân'a te’bîden ve temlîken kayd-ı hayât ile evlâd-ı evlâdına hatt- …
Bu şehrin cânib-i erba‘asını niçe bin uyûn-ı câriyeler ve niçe buhayreler ihâta etdiğiyçün Denizli ismiyle müsemmâ olmuşdur. Yohsa denizden şark cânibine dörd merhale ba‘îddir. Kütâhiyye sancağı hâkindedir, ammâ kadîm-i eyyâmda başka livâ idi. Ba‘dehu sene (---) târîhinde fâtih-i Bağdâd Gâzî Sultân Murâd duhter-i pâkîze-ahteri olan Kaya Sultân'a te’bîden ve temlîken kayd-ı hayât ile evlâd-ı evlâdına hatt-ı şerîfler ile maktû‘-ı kalem ve mefrûzu'l-kadem mu‘âf u müsellem hâs etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y94b ·
metinde göster ·
Hazret-i Ömer hammâmı: Tâ Fir‘avn Y 365a zamânından berü bir tarz [u] tavr üzre binâ olunmuş bir turfa hammâm-ı kadîmdir. Rûm ve Arab u Acem'de alem olmuşdur. Hâlâ ziyâretgâhdır. Hasta girse şifâ bulur. Feth eden kibârlar du‘â etmişler kim bir cüzâm kırk gün girse rahm-ı mâderden müştak olmuş gibi dürr-i beyz-âsâ olur. Hattâ Hazret-i Alî'nin duhter-i pâkîze-ahteri Sitti (---) Mısır'dan gelüp şifâ niyyetine girmişdir. Bu hammâm binâ-yı hukemâ-yı kudemâ olduğundan Hanefî kurnaları birer âdem kaddi âlîdir, ayak üzre durup yaykanılır. Gerçi eyle musanna‘ binâ değildir, ammâ der ü dîvârları müşk [ü] amber-i hâm abîr ü za‘ferân ile tahmîr olunmuş cibs-i hâlisden binâ olunmuş dîvârlardır. Ve bir halveti dîvârın şem etsen kâfûr ve gülâb ve lâden ve cavrî râyihası gâsillerin demâğın mu‘attar eder. Ve âbı Nîl olmak ile âb [u] havâsı gâyet latîf ü i‘tidâl üzredir. Ve ferşi bir gûne döşeli beyâz taşdır kim hâlâ zamânımız üstâdları anın bir taşın yerine vaz‘ etmeğe kâdir değillerdir. Ammâ câmekânı teng yere vâki‘ olmağile gâyet küçük ve alçakdır. Ammâ gılâl ağası sarâyındaki küçük hammâm yenidir, lâkin havâsı sakîldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y364b–Y365a ·
metinde göster ·
… Belkîs'e istikbâle çıkdı. Belkîs dahi Yemen'de Sabâ şehri pâdişâhının duhter-i
pâkîze-ahteri
idi. Niçe devlet gördü, ammâ dârât [ü] azameti ve bu ins [ü] cinni ve hûş [u] t …
Müverrihân-ı Bânyân-ı Habeş bu şehir hakkında Hazret-i Süleymân binâsıdır, derler. Kaçan kim Hazret-i Süleymân aleyhi's-selâm Belkîs'i Yemen diyârından getirdiği mahalde bu Mukdisu şehrinde cemî‘i mahlûk-ı Hudâ ile bu hâmûnda serâperde-i Süleymân içre azamet [ü] dârâtın göstermek içün tınâb tınâba meks edüp Belkîs'e istikbâle çıkdı. Belkîs dahi Yemen'de Sabâ şehri pâdişâhının duhter-i pâkîze-ahteri idi. Niçe devlet gördü, ammâ dârât [ü] azameti ve bu ins [ü] cinni ve hûş [u] tuyûru görüp Belkîs'e bir dehşet ârız olup serâperdeden haz etmeyüp Belkîs içün bu Mukdisu şehrin binâ etdi. Hâlâ sultân-ı Zencistân hükmünde bir şehr-i mu‘azzamdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·
… b-cemâl bir Adeviyye sâhib-kemâl ve bir perhîzkâr sâhib-hâl bâkire bir duhter-i
pâkîze-ahteri
var idi ki henüz bir dürr-i nâ-süfte ve bir gonce-i nâ-şüküfte idi. Hergiz baba …
Meğer bu münkir âlimin savma‘asında bir afîfe sâhib-cemâl bir Adeviyye sâhib-kemâl ve bir perhîzkâr sâhib-hâl bâkire bir duhter-i pâkîze-ahteri var idi ki henüz bir dürr-i nâ-süfte ve bir gonce-i nâ-şüküfte idi. Hergiz babasından gayrı bir er yüzü ve bir erkek sözü istimâ‘ etmemiş idi. Hikmet-i Hudâ bir gün pederi vâlidesiyle kapularından taşra gûristâna çıkup teferrüc ederken savma‘alarının bâbı önündeki dıraht-ı müntehâyı mezkûr âlimin kızı görüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·
Ve Cânpûlâdzâde Hüseyin ve nesîbeyn Vezîr Hüseyin Paşa: vâlidesi tarafından âl-i Osmân'dır kim Sultân Ahmed'in duhter-i pâkîze-ahteri Fâtıma Sultân'dan müştakdır. Pederi cânibinden âl-i Abbâsiyân'dandır. Hâk-i İslâmbol'dandır. Müdebbir ve kâr-âzmûde ve âkıbet-endîş ve dûrbîn ve fikr-ü şedîd hâkim-i şer‘ idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·