… ab‘ kimesneleri vardır. Husûsen sultânu'ş-şu‘arâ Nef‘î Efendi, bu hâk-i anber-i
pâkde
tevellüd edüp Nef‘î'den halk-ı âlem niçe nef‘ görüp tekmîl-i fünûn etmişlerdir. …
Ve cümle tokuz mahalle ve tokuz mihrâbdır. Cümleden mükellef Süleymân Hân Câmi‘i; bir minâreli ve toprak örtülü tarz-ı kadîm alçak câmi‘dir. Esvâk-ı muhtasarı vardır, ammâ bezzâzistânı ve imâret ve medresesi yokdur. Altı mekteb-i sıbyânı ve bir hânı ve bir hammâmı vardır, ammâ ekseriyya hammâmı mesdûd durur. Cümle halkı şecî‘ ve nâmdâr ve yarar ve server-i hünerver, fukarâ şekilli, garîb-dost âdemleri var. Âb [u] hevâsının letâfetinden zekiyyü't-tab‘ kimesneleri vardır. Husûsen sultânu'ş-şu‘arâ Nef‘î Efendi, bu hâk-i anber-i pâkde tevellüd edüp Nef‘î'den halk-ı âlem niçe nef‘ görüp tekmîl-i fünûn etmişlerdir. Ve bu kal‘ada ve etrâfında aslâ bâğ u bâğçe olmaz. Gâyetü'l-gâye şiddet-i şitâ yeridir, ammâ hubûbât [u] mahsûlâtı firâvan 291a ve ganîmet yerdir. Lâkin balı ve nânı delicelidir. Hattâ hakîr dizdâr hânesinde tahte'l-fütûr tenâvül edüp cüz‘î asel yemiş olduk. Meğer bok yemişiz. Nîm sâ‘atden sonra cihân başıma dâr olup serâsîme oldum. Az kaldı kim kal‘adan aşağı pertâ edeyazdım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 290b–291a ·
metinde göster ·
gömülmüş avnik üzümü getirdiler. Ve zerdâlüsü ve emrûd kurusu ve dud kurusunun …
Ve memdûhâtından, bâğ u bâğçesi içre âb-ı hayât uyûn-ı câriyeleri vâfir ve sahrâlarda hayrât [u] berekâtları mütekâsir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr her hubûbâtı firâvân bir şehr-i Erzincân-ı âbâdândır. Ve me’kûlât [u] meşrûbâtının memdûhâtından yetmiş gûne âbdâr emrûdu sicill-i şer‘-i mübînde mestûrdur. Hattâ bu şehri temâşâ etdiğimiz Kâsım'dan kırk gün mürûr edüp şiddet-i şitâ idi. Paşa'ya on yedi elvân âbdâr emrûd-ı gûnâ-gûn hedâyâ getirdiler. Ve bâğ tepeğinde yapraklarıyla hâk-i amber-i pâkde gömülmüş avnik üzümü getirdiler. Ve zerdâlüsü ve emrûd kurusu ve dud kurusunun beyâzı ve sarısı ve moru ve siyâh dudu meşhurdur. Çârsû-yı bâzârında dud kurusı bey‘ edüp niçe bin diyâra dud kurusu yük yük götürürler, başka tüccârı vardır. Ve dud bekmezinin gûnâ-gûnunu bahâr ile terbiye edüp bir kâse nûş edene hayât [u] cân verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 342a ·
metinde göster ·
… -i Sâlih bu Akka şehrine gelüp sene (---) mu‘ammer olup merhûm oldukda bu hâk-i
pâkde
defn ederler. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. Gerçi bir binâ-yı azîm âsitânesi …
Mu‘cize-i enbiyâ bir kaya-yı bâlâdır. Hazret-i Sâlih asrında bu kaya içre Nâka gâ’ib olunca Cenâb-ı Bârî tarafından Hazret-i Sâlih'e hâtif-i Rabbânî ile "Yâ Sâlih! Rûh ile'ş-Şâm!" emri olunca Hazret-i Sâlih Şâm tarafına gitdikde Cenâb-ı Rabbi'l-İzzet bu kavm-i Semûd'a bir ra‘d u berk u sâ’ika azâbın verüp cümle kavm-i Semûd ol sayhadan zehreleri çâk ve dâr-ı karârları zîr-i hâk olup cümle kayalarda oyulmuş mağara evleri münhedim olup hâlâ cemî‘i kapularının üst eşikleri ve kayadan oyulmuş tavanları ve yükleri ve dollâbları cümle ka‘r-ı zemîne geçüp kimi baş aşağı, kimi yan bigi yatar kâ‘alar ve sarâylar var kim cümle Şâm huccâcı bu şehr-i Semûd içinden geçdikde temâşâ edüp gazabullah ne idiğün görüp Hûdâ-yı bîçûndan havf etmeleri ziyâde olur, ibret-nümâ harâbistândır. Andan Hazret-i Sâlih bu Akka şehrine gelüp sene (---) mu‘ammer olup merhûm oldukda bu hâk-i pâkde defn ederler. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. Gerçi bir binâ-yı azîm âsitânesi yokdur ammâ yine fukarâ-yı râ‘îden yedi sekiz nefer türbedârları ve hüddâmları vardır. Ammâ bu âsitâneyi dahi kum gark etmededir. Her sene cemî‘i şehir halkı cem‘ olup Hazret-i Sâlih'in rûh-ı şerîfinden istimdâd taleb edüp niçe kerre yüz bin arka yükü rimâli deryâya döküp kabr-i Hazret-i Sâlih'i tathîr ederler. Hakîr dahi hizmetimiz sebkat etsin içün dâmenimle niçe kerre kum taşıyup deryâya ilkâ edüp rûh-ı Sâlih Nebî içün bir Yâsîn-i Şerîf tilâvet edüp ziyâret-i vedâ‘ etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 43a ·
metinde göster ·
… nâ-şükûfte inşâ etmişdir. Furât nehrinin karşu tarafında bir mahsûldâr turâb-ı
pâkde
vâki‘ olmuş vâcibü's-seyr ibret-nümâ bir kal‘a-i zîbâdır.
Kal‘a-i Kestigân: Bu dahi Divriği'ye mu‘âdil bir kal‘a-i bî-mu‘âdil-i hasîn vâcibü's-seyrdir. Ammâ neferâtı ve a‘yân ile ma‘mûr değildir. Kayâsıraların duhterlerinden Kestigân nâm bir bâkire-i nâ-çîze-i nâ-şükûfte inşâ etmişdir. Furât nehrinin karşu tarafında bir mahsûldâr turâb-ı pâkde vâki‘ olmuş vâcibü's-seyr ibret-nümâ bir kal‘a-i zîbâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 80b ·
metinde göster ·
… lâtîn-i mülûk mâbeyninde hasretü'l-mülûk bir şehr-i Irâk'dır. El-hâsıl bu hâk-i
pâkde
acâ’ibât-ı dehrden ve garâ’ibât-ı asırdan niçe bin âsâr-ı ibret-nümâlar vardır.
Bu hâk-i Bağdâd'ın letâfeti sebebiyle nahl-i hurma serâmed olur. Zîrâ zemînine niçe bin peygamberân ve nize kerre yüz bin kibâr-ı kümmelîn-i âlimân bu zemîn-i Medâyin'e hayr du‘â-yı firâvân edüp anların du‘âları berekâtıyla bu hâk-i Bağdâd bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eşcâr bir dâr-ı diyârdır kim bu edîm-i arzda deyyâr-ı mânendi yokdur. Zîrâ vilâyet-i vâsi‘i ma‘mûr ve dâ’imâ halkı mesrûr, buk‘aları hûb ve hâk-i pâki beyne'n-nâs merğûb ve mezâri‘âtları vâfir ve hayrât [u] berekâtları mütekâsirdir. Ve bu arâzî-i Irâk'da niçe bin aded künûz-ı azîme ve defâyin-i cevâhir-i cesîme ve habâyâ-yı kesîre ve metâlib-i azîze vardır. Ve niçe yüz aded hükmü mensûh olmuş mutalsamât-ı garîbe âsârları var kim âdem hayrân olur. Hatta müverrih Mıkdısî-i Yarmenî eyle terkîm eder kim zemîn-i Medâyin'de bir hatve arz-ı hâliye yokdur kim anda medfûn bir genc-i Kârûn olmaya. Ve hâlâ Tâk-i Kisrâ'dan mâ‘adâ ı‘mâl-i sâbileden ve ı‘lâm-ı hâbileden ve âsâr-ı azîme ve etvâr-ı acîbeden niçe bin aded âsâr-ı binâlar ve rasîf ve tur‘a ve Şeddâdî binâlar var kim benî Âdem gördükde ta‘accübâne engüşt ber-dehen eder. Hâlâ bu diyârın mezra‘aları vâfir ve hayrât [u] berekâtları mütekâsir ve deşt-i hâmûnları nahlistân-ı gülistânlı arz-ı mukaddesdir. Ahâlîlerinin ni‘metleri firâvân ve zemîninin enhârları cârî ve revân bir şehr-i âbâdândır kim cemî‘i selâtîn-i mülûk mâbeyninde hasretü'l-mülûk bir şehr-i Irâk'dır. El-hâsıl bu hâk-i pâkde acâ’ibât-ı dehrden ve garâ’ibât-ı asırdan niçe bin âsâr-ı ibret-nümâlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 346b ·
metinde göster ·
… urulup şehîd oldukda yedi bin Budin askeri dahi bu mahalde şehîd olup bu hâk-i
pâkde
medfûnlardır. Ve yedi kerre tabur cenglerinde on beş bin aded guzât-ı müslimîn …
Merkad-i pür-envâr şehîd Karakaş Paşa: Pederimizin ve Melek Ahmed Paşa efendimizin hikâyetleri üzre mezkûr Karakaş Paşa Budin vezîri iken tabur cenginde alnından kurşumla urulup şehîd oldukda yedi bin Budin askeri dahi bu mahalde şehîd olup bu hâk-i pâkde medfûnlardır. Ve yedi kerre tabur cenglerinde on beş bin aded guzât-ı müslimîn şehîd olup cümle bu cebbânede medfûnlardır kim hâlâ niçesinin seng-i mezârlarında isimleriyle ma‘lûm kubûr-ı şühedâlardır. Rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 39b ·
metinde göster ·
arpa eküp biçüp kendi eliyle el değirmeninde 108b çeküp pişirüp yer. On binde …
Cümle cezîre-i Kırım içre olan yigirmi bir bin câmi‘ ve mesâcid ve buk[‘]alarda şeb [ü] rûz cümle Tatar sofîleri tevhîd [ü] tezkîr ederler, gâyet ehl-i tevhîd ve ehl-i tarîk âdemleri vardır. Husûsan bâlâdaki evrâklarda evsâfına şürû‘ etdiğimiz Or kal‘asındaki Sâhib Geray Hân câmi‘inde savma‘a-nişîn sâhib-i sülûk mazınne-i kerâme (---) Efendi azîz hazretleri vardır. Kırk yıldır çokluk ile ülfet etmeyüp zî-rûh kısmından hayvân eti ve buğday ekmeği yemeyüp el değirmeninde arpayı övüdüp kendi eliyle pişirüp yer ve kendi eliyle arpa eker. Ekdüğü zemîni sâhibü'l-hayrât Sâhib Geray Hân şeyhin pederine ihsân edüp irsile intikâl eden hâk-i pâkde arpa eküp biçüp kendi eliyle el değirmeninde 108b çeküp pişirüp yer. On binden mütecâviz fukarâ-yı bâbullâh köşe-nişîn sofîleriyle Sâhib Geray câmi‘inde cümle âşıkân halka-i zikrullâha girdikde kaçan tevhîd-i erre geldiklerinde cemî‘i Or halkı âlem-i hayretde kalırlar. Hattâ cümle Or kal‘ası halkı azîz-i mezbûrun mu‘tekidleridir. Hattâ her gece Or kal‘asının der-i dîvârları üzre kal‘a neferâtları gibi şeyh-i muhterem fukarâlarıyla rabât bekleyüp "Allâh yeğdir yeğ" deyü bâng-ı Muhammedî sadâsı verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 108a–108b ·
metinde göster ·
hâsıl olmuş (---) Ağazâde Abdullâh Çelebi nâm bir cüvân-ı benâm hâsıl olup Hall …
Hattâ bu şehr-i hâk-i pâkde hâsıl olmuş (---) Ağazâde Abdullâh Çelebi nâm bir cüvân-ı benâm hâsıl olup Hallâk-ı âlem ana bir hüsn ü cemâl [ü] kemâl ve bir hüsn-i edeb ü bî-misâl vermişdi kim güneş anın rûy-ı münevveri yanında bî-nûr bî-ferdir. Hikmet-i Bârî pederi merhûm oldukda bu cüvân-ı ahsen-i takvîm ansızın öksüz kalup Gördüslü Zekeriyyâ Efendi yanına alup dünyâ ve âhiret oğul edüp ilm-i kemâl-i ma‘rifet ta‘lîm etdirüp bir necîb ü reşîd ma‘sûm-ı pâk oldu kim görenler Arapça âyetin tilâvet ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 266a ·
metinde göster ·
aslâ tîmâr ve ze‘âmet ve emânet ve mukâta‘ât yokdur. İllâ Cidde ve Yenbû‘ü'l-ba …
Ve dest-i hükmünde olan hâk-i pâkde aslâ tîmâr ve ze‘âmet ve emânet ve mukâta‘ât yokdur. İllâ Cidde ve Yenbû‘ü'l-bahr'de vardır. Anlardan kendülere ve Cidde kuluna â’ideleri vardır. Ammâ Cidde hükûmetinde alâkaları yokdur. Mısır vezîri tarafından bir livâ-yı Mısır hâkimdir. Beş yüz âdem ile Ciddeyi zabt eder, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y333a ·
metinde göster ·
… ı aslîsini ârzû edüp Mısır fethinde şehîd oldu. Maskat-ı re’si olan hâk-i amber
pâkde
kaldı kim Küllü şey’in yerci‘ü ilâ aslıhi'dir.
Bu hedâyâları Zennûn Hazret-i Risâlet'e îsâl edince hazretin kemâl-i mahabbetine tâkat getiremeyüp derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden İslâm ile müşerref olup Sahâbe-i kirâm oldu. Hazret-i Alî kemerin bağlayup tabîb-i hâzıklara pîr oldu. İlm-i tıbda Fisagores-i Tevhîdî idi. Âlim ü şâ‘ir ve mâhir ü mâir idi. İlm-i tasavvufu Hazret-i Alî'den görüp min-ledünnâ ilmine dahi mâlik oldu. Tabîblerin silsilesi ana müntehîdir. Ba‘dehu Hazret-i Ömer hilâfetinde Amr ibnü'l-Âs ile vatan-ı aslîsini ârzû edüp Mısır fethinde şehîd oldu. Maskat-ı re’si olan hâk-i amber pâkde kaldı kim Küllü şey’in yerci‘ü ilâ aslıhi'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y268b ·
metinde göster ·
… lü âbâd olup inşirâh-ı sadr [u] zevk-ı derûn müyesser olur. Zîrâ bu hâk-i anber
pâkde
Hazret-i Yûsuf aleyhi's-selâm Züleyhâ iftirâsilye bu şehre karîb zindânda haps …
Hakîkatü'l-hâl âb [u] havâ cihetinde kasaba-i Cîze ravza-i Rıdvân'dan bir köşedir. Müte’ellim ü mağmûm ve sâhib-i hümûm bir kimesne Cîze'ye varsa derhâl ve der‘ân def‘-i hem ü gam edüp mesrûr u dilşâd ve gamgîn gönlü âbâd olup inşirâh-ı sadr [u] zevk-ı derûn müyesser olur. Zîrâ bu hâk-i anber pâkde Hazret-i Yûsuf aleyhi's-selâm Züleyhâ iftirâsilye bu şehre karîb zindânda haps olunup halâs oldukda Cîze'de sâkin olanlara ve ehl [ü] iyâllerine du‘â edüp gerd-i küdûretden Cîze halkı halâs olmuşlardır. İlâ-yevminâ hâzâ ol nefes-i Hazret-i Yûsuf te’sîriyle hâlâ Cîze halkında zerre ve şemme gam u gussa yokdur. Ve cümle halkı mün‘imlerdir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·