İslâmbol'dandır. Eyyûb türbesi kurbünde Hâmid Efendi cenbind[e] medfûndur. Hakk …
el-Mevlâ Abdullâh Martoloszâde: Hâk-i pâk-i İslâmbol'dandır. Eyyûb türbesi kurbünde Hâmid Efendi cenbind[e] medfûndur. Hakkâ kim fazîlet-i ilmiyye ile meşhûr idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 121b ·
metinde göster ·
… nî gördüm, âsitâne-i sa‘âdetden taşra kapudan bir hâtûn zâhir olup bir ma‘sûm-ı
pâki
derâğûş eyleyüp kabr-i azîzin önüne koyup başın açup giysûların târmâr edüp göz …
{Tetimme-i menâkıb-ı eş-Şeyh Hazret-i Bardaklı Baba}: Mezkûr beldenin kurbunda Bardaklı Baba nâm bir azîz-i hümâm ziyâreti var. Hacı Bayrâm Velî Kuddise sırruhu hulefâlarından imiş. Niçe keşf [u] kerâmetleri zâhir olmuşdur. Cümleden biri, kendiler kifâf-ı nefsleriyçün bardak yaparlarmış ve dâ’imâ tecdîd-i vudû’ içün bir bardak taşırlarmış. Cemî‘î fukarâları ol bardakdan âbdest alup yine bardak mâ’-i zülâl ile leb-ber-leb dururmuş. Hâlâ ol bardak kabr-i şerîfi âsitânesinde maslûb durur. Anınçün Bardaklı Baba derler. Hakîr türbedârın izniyle bardağı indirüp su ile pür eyleyüp teberrüken tecdîd-i vudû’ edem derken, anı gördüm ibrîk mâ’-i zülâl ile memlû. Ammâ üzerinde kırk yıllık gubâr var. Tekye-nişîn ve paşa imâmı ve niçe paşalı bu ibrîğin bu kadar seneden berü mâl-â-mâl durduğuna hayrân kalup türbedâra ve sâ’ir fukarâlara yemîn verdiler kim "Siz bu ibriğe su komadınız mı?" deyü yemîn etdirdiler. Anlar "Hâşâ ve kellâ, kırk elli seneden berü bu kubbede maslûb durur. İşte bu Evliyâ Ağa indirüp teberrüken âbdest alam derken hikmet-i Hudâ ve sırr-ı pîr ibriği dolu buldu". İmâm İbrâhîm Efendi ve gayrı ehibbâ "Evliyâ Çelebi, gel imdi, bu ibriği suyile yine yerine salb idelim" dediler. Taraf taraf ma‘kûldür, dediler. Hakîr tâzelik hasebiyle ta‘assub edüp "Elbette bu azîzin ibriğinden tecdîd-i vudû’ ederim" deyü Bismillah ile şurût [u] kuyûdıyla âdâb-ı vudû’ üzre sünnet-i Resûlullah ve alâ mâ ferazallah'ı icrâ edüp ibrîkden âbdest alup mâ’-i müsta‘meli leğen içinde burca burca âb-ı zemzem gibi kokardı. Ammâ ibrîk ke'l-evvel mâlâmâl durup hayretde kaldım. Paşa imâmı dahi cür’et edüp "Evliyâ Çelebi! Ben de teberrüken âbdest alayım" deyüp ol dahi tecdîd-i vudû’ etdi. El-hâsıl dörd kişi ol bardakdan âbdest alup yine ibrîk âb-ı tâhirle mâlâmâl durup cümlemiz mebhût [u] hayretde kalup yine du‘â ve senâ ile mezkûr ibrîği kubbede yerine salb eyleyüp leğen içre mâ’-i müsta‘meli Şeyh Bekir Dede alup hıfz eyledi. {Ammâ mezkûr ibrîk bir ahmerü'l-levn hâk-i pâkden inşâ olunup ibrîğin karnında âyet, sûre-i (---)Arapça âyeti tahrîr olunup dahi altında hurûf-ı erkâm ile 66622 ve dahi üç kâf ve iki cîm ve bir mîm ve bir kadeh tasvîri ve bir bardak tasvîri var idi}. 352a Hemân hakîr hasbeten lillah pîr-i azîzin rûh-ı şerîfiyçün bir hatm-i şerîfe şürû‘ edüp rûhâniyyetinden istimdâd taleb edüp âşinâlık kesb etdik. Zîrâ merâkıd-ı kibâr-ı kümmelîn ziyâreti hakkında Hazret-i mefhâr-i mevcûdât buyururlar kim hadîs Arapça buyurmuşlar. Hakkâ ki bu hadîs-i şerîf mazmûnunca azîzi ziyâret edüp rûh-ı şerîfinden isti‘ânet taleb edüp kalbim âyînesi jeng-i gamdan mücellâ oldu. Ânî gördüm, âsitâne-i sa‘âdetden taşra kapudan bir hâtûn zâhir olup bir ma‘sûm-ı pâki derâğûş eyleyüp kabr-i azîzin önüne koyup başın açup giysûların târmâr edüp gözün ve yüzün pâre pâre edüp "Oğul!" deyü feryâd etdi. Meğer harbendeler hâtûnun hânesine konup ma‘sûmunu kar üzre atup ol gice merhûm olur. Hâtûnun ardı sıra yine bu ziyârete niçe fukarâ ve zu‘afâlar, balta darbıyle zahmdâr ve ihtiyâr ve sâhib-i vakâr kimesneler hakîr ve hâr olup tekyeye gelüp kabr-i şerîfe girüp eyitdiler "Bak a Bardaklı Baba Sultân'ın Tanrısı! Eğer bunda yatan azîz pîr senin gerçek erin ise bunun yüzü suyuna olsun hey Çalap Allah ve âhir zamân Yalavacı Muhammedü'l-Mustafâ'nın aşkına olsun bize zulm eden bu paşalı celâlîlerini bu günde ve bu sâ‘atde bir belâya uğradup âvânlıklarından kurtulak" deyü ol kadar sağu sağılup Bardaklı Baba'nın kabr-i şerîfi üzre ağlayup tazarru‘ [u] nâlişler ile feryâd u figân eyleyüp bed-du‘âlar etdi kim hakîre bir dehşet gelüp bir bîm [ü] haşyet ârız olup vücûdum berk-i hazân gibi dir dir ditredim. Bildiği bed-du‘âları hedef-i icâbetde vâkı‘ olup bir kerre âh-ı serd çeküp hemân hakîr cümle fukarâ re‘âyâların yanına varup niçesinin destlerini bûs ederek, yüzlerine gülerek yanakların öperek eyitdim "Ey Ümmet-i Muhammed! Ben dahi ol askerdenim. Vallahi paşanın zulme rızâsı yokdur. Ammâ nâçâr baş kurtarmak içün başına bu kadar âdem cem‘ edüp kışda kıyâmetde ne konacak ve ne duracak ve ne yatacak yer vardır. Beddu‘â ana gerekdir kim bu kış ve kıyâmetde bu kadar askeri sizin üstünüze kondurmağa sebeb olan İslâmbol vezîri Ahmed Paşa'dır" deyince cümlesi "Bre gerçek eyitdi" deyü feryâdlar edüp hemân aralarından yüz yaşında bir pîr-i nâtüvân, tâbı ve tüvânı kalmamış ol pîr-i fânî baş açup "İslâmbol vezîri, Çalap Allah kılıcına dûş gele, râhatlığının ve kızanlarının ve kendinin devri döne. Bu yatan gerçek er demine hû diyelim hû" deyü kabir kurbunda sâkin oldular. Ol ihtiyârın hakîr, hakîrânice dest-i şerîfin bûs edüp eyitdim "Sultânım! Ben imâm efendinizin evine kondum. Âdemlerim ve atlarım kar üzre yatup ben bir hayat altında yatarım. Lütf eylen bana ve paşaya bed-du‘â etmen" deyü ricâ eyledim. "Seni biliriz. İmâm sana bulamaç ve yalamaç ve kölemeç aşı getirmiş, kabul edüp aşamışsın. Paşanı da seni de Allah kurudan kadadan ve yavunculu düşden ve aşup yordduğun yirde yaramaz işden sizi Allah saklasın. Ammâ ağaları ve sarıcaları ve sekbânları ve karakullukçulara hemân Çalap Allah belâların vire. Ne deyelim, kor giresi boğazları doydukdan sonra ıssı dama girüp şarâb hörpüldederler ve o kızıl kekremsi başlarına birer çanak çeküp ‘bre ev ıssı, bize kasık mancası getir’ deyü baltalar ile urup avret ve oğlan isterler. Cümle ehl [ü] evlâdlarımızı bir dama dıkdık. Giceyle damım kurdalayup bir yanından delüp avret ve oğlan çıkarmışlar. Hemân anları Allah'a saldık" deyü beddu‘â edüp gitdiler. Hakîr bu hâl-i diger-gûnu görüp "Yâ Rabbî! Sana sığınırım. Benim bu işlerden haber [u] âgâhım yokdur" deyü kabr-i şerîf üzre yine gelüp bir Fâtiha-i seb‘u'l-mesânî kırâ‘at edüp ziyâret-i vedâ‘ edüp doğru Mehemmed Paşa efendimize gelüp bu vâkı‘ât-ı pür-melâli bir bir takrîr etdükde kethüdâsı Alî Ağa'yı çağırup eyitdi "Ne kadar bâr-ı bî-ma‘nî var ise onları bu kurâ halkına yediğimiz zehâ’ir mukâbelesine verüp tesellî-i hâtır eylen" deyü tenbîh ve te’kîd eyledi. Hakîkatü'l-hâl paşanın akrabâlarından Hazînedâr Alî Ağa, re‘âyâların maslahat-güzâr âdemlerin çağırup otak sokakları ve ba‘zı yağ deyyeleri ve niçe eme seme yaramaz taşra kilâr sandukları şekilli şeyler verüp tesellî-i hâtır olur şekilli oldular, ammâ mukaddemâ bed-du‘âları hedef-i icâbete te’sîr eyleyüp netîce-i kelâm Kızılırmak'da bu kadar mâl [u] menâl ve bu kadar halkullah [u] ibâdullah gark olmasının aslı Allahu a‘lem ol fukarâların Bardaklı Baba Sultân'da etdikleri bed-du‘ânın te’sîridir kim Kızılırmak geçidinde ol kadar hasâre ve ol kadar cân-ı azîz-i bî-çâre gark olmamışdır. Kulûb-ı ibâdullaha dokunup bed-du‘â almanın âkıbeti eyle olur, ne‘ûzü billah. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 351b–352a ·
metinde göster ·
yine Urfa paşası hükmünde olmağıla Urbân [u] Türkmân'ından otlak hakkın Urfa pa …
Bânîsi (---)(---) nice mülûkden mülûke değüp âhir-kâr Mısır Sultânı Gavrî'nin destinden sene 922 târîhinde Selîm Hân'a ahâlîsi mutî‘ olup Süleymân Hân tahrîri üzre Rakka eyâleti 59a tahtı olup karîbü'l-ahd eyyâmlarda Urbân [u] Türkmân eşkıyâsı ve eşirrâsı destinden harâb olup taht-ı Rakka hâlâ şehr-i Urfa olmuşdur, ammâ bu kal‘a-i Rakka çölde Furât ve nehr-i Dicle mâbeynindeki cezîre vasatına karîb bir püşte üzre bir kal‘a-i azîmdir, ammâ içinde Urbân u Türkmân kışlar. Temmûzda bir âdem bulunmaz. Zamân-ı imâretinin âsâr-ı binâları hâlâ harâb u yebâb [u] turâb yaşar. Bâğları ve dud bâğçeleri kendi biter kendi yiter gider. Harâbın görmesi âdeme keder verir. Zamân-ı kadîmde şehr-i azîm olup Bağdâd bunun cânib-i şarkîsindedir. Bu Rakka dârü'l-hilâfe-i Bağdâd'ın cânib-i garbîsinde Cezîre-i Dicle'dedir. Hâk-i amber-i pâki yine Urfa paşası hükmünde olmağıla Urbân [u] Türkmân'ından otlak hakkın Urfa paşası alır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 58b–59a ·
metinde göster ·
sancağ-ı Çirmenli'dendir ve nâhiyedir. Cümle iki yüz hâneli rabtacıkdır. Bir câ …
Menzil-i kasaba-i Hırmenli: Hâk-i pâk-i sancağ-ı Çirmenli'dendir ve nâhiyedir. Cümle iki yüz hâneli rabtacıkdır. Bir câmi‘i var, kapusu atebesi üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 147b ·
metinde göster ·
Ale's-sabâh Kemâl Paşazâde taşra çıkınca görse kim kapusu önünde imâm ve mü’ezzin ve cemâ‘atler tâbût hâzır edüp su ıssı etmişler. Kemâl Paşazâde'yi görüp vâlih ü hayrân kalup şükr-i Yezdân ederler. Kemâl Paşazâde keşf-i râz etmeyüp bu hücrede tekmîl-i fünûn edüp eyle âlim ü fâzıl olur kim ferîd-i asr, mütebahhirînden gavvâs-ı ma‘ânî olup hakkâ ki müfti's-sakaleyn olup âhir Süleymân Hân-ı Gâzî asrında Mısır kadı‘askerliğinden ma‘zûl olup {İslâmbol'da} şeyhülislâm iken dâr-ı selâmı selâmlayup Edirnekapusu hâricinde bir demir şebeke içre üstü mekşûf bir merkad-i muvakıdede medfûndur. Masrû‘ olan cânlar yedi cum‘a ertesi ale‘s-sabâh ziyâret edüp hâk-i pâk-i anber-âsâ türâbından sehel tenâvül ederler, bi-emrillâhi Te‘âlâ sıhhat bulup gider. Bu sultânın irtifâ‘-ı kadrine sebeb bu Edirne'deki (---)(---) medresesi hücresi olmuşdur. İlâ hâze'l-ân ol hücre-i sultân mesdûddur. Yanına varmağa bile cür’et edemezler. Eyle bir mahûf hücredir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 157b ·
metinde göster ·
Ve dahi vilâyet-i vâsi‘ ma‘mûr ve dâ’imâ halkı şâdân [u] mesrûr ve buk‘aları hûb ve hâk-i amber-i pâki beyne'n-nâs mergûbdur. Cânib-i şarkîsi İslâmbol tarafına Solak çeşmesi râhı cânibine varınca bir sahrâ-yı lâlezâr mezâri‘âtlı vâdî-i ma‘mûr u âbâdân bâğ u besâtînler ile ârâste vü çiftlikler ile pîrâste olmuş imâristân kurâlardır. Ve cânib-i garbîsinde nehr-i Meriç'in yemîn ü yesârındaki vâdîler tâ livâ-yı Çirmen'e varınca rabta-misâl kend kurâlarla zeyn olup mezra‘aları vâfir ve hayrât [u] berekâtları mütekâsir niçe deşt-i hâmûnları ve nahlistân [ü] dırahtistânlı kiyâh-ı hıyâbânları vardır kim vakarel nâm odunu ve kömürü cümle bu taraflardan niçe bin arabalar ile gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 166b ·
metinde göster ·
… garîb-dostlardır. Şehri ma‘mûr ve halkı dâ’imâ mesrûr ve buk‘aları hûb ve hâk-i
pâki
beyne'n-nâs mergûb ve hadîka-i cinânları vâfir ve hayrât [u] berekâtları mütekâ …
Evvelâ diyâr-ı Âzerbaycân'da Gürcî Ermen diyârlarından add olunur. Ammâ belde-i kadîm olmağile mecma‘-ı ulemâ ve menba‘-i fuzalâ ve mesken-i şu‘arâ ve sulahâ bir şehr-i şîrîndir ve bir şehr-i garîb ü acîbdir kim ulemâları ulûm-ı garîbeye ve fünûn-ı kesîreye mâliklerdir. Hukemâ-yı hâzıkı ve cerrâhîn-ı fâsıdı bî-hadd ü bî-kıyâsdır. Ve cümle Şâfi‘îyyü'l-mezheb, pâk-i‘tikâd ve mü’min ü muvahhid ü sâhib-i sülûk ve niçesi huddâm-ı mülûk zarîf ü nazîf ve nüktedân ü şi‘ir-şinâs âlüfte vü âşüfte şûh u şengül bî-riyâ âdemleri vardır. Ve cümle sıbyân-ı ebcedhânları gâyetü'l-gâye ve tîz-fehm ve necîb ve reşîd ciğer-kûşeleri olur kim Dîvân-ı Hâfız'ı ve Gülistân [u] Bostân'ı ve Dîvân-ı Fuzûlî ve Dîvân-ı Sâ’ib'i ezber etmişlerdir ammâ kitâb-ı Arabiyyâtda ve Kur’ân-ı Azîm'i hıfz etmede Arabistân sıbyânları gibi değillerdir. Ve cümle halkı garîbü'd-diyâr kimesnelere yâver olup ikrâm ederler. Zîrâ diyâr-ı sengistân olmağile garîb-dostlardır. Şehri ma‘mûr ve halkı dâ’imâ mesrûr ve buk‘aları hûb ve hâk-i pâki beyne'n-nâs mergûb ve hadîka-i cinânları vâfir ve hayrât [u] berekâtları mütekâsir ve ni‘metleri firâvân ve uyûn-ı enhârları cârî vü revân bir şehr-i âbâdândır. İlâ inkırâzı'd-deverân müebbed ola, âmîn yâ Müste‘ân.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 235a ·
metinde göster ·
… ikerler kim sûzen yerleri harîrin tellerinden fark olunmaz ve berber dükkânları
Pâk-i
Selmânî'lerdir ve sarrâcları gâyet üstâdlardır.
Der-vasf-ı memdûhât-ı sanâyi‘ât: Evvelâ üstâd-ı mühendis bennâları var kim, misilleri meğer cezîre-i Sakız'da ola ve hayyâtları Firengî şekilli esbâblar dikerler kim sûzen yerleri harîrin tellerinden fark olunmaz ve berber dükkânları Pâk-i Selmânî'lerdir ve sarrâcları gâyet üstâdlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 258b ·
metinde göster ·
… ûr ve halkı dâ’imâ mesrûr, kend-i büleydelerinde buk‘aları hûb ve hâk-i anber-i
pâki
beyne'n-nâs merğûb ve mezra‘aları vâfir ve deryâsında keştîler ile berekâtı müt …
Der-fasl-ı tetimme-i şehrengîz-i külliyât-ı kal‘a-i Van: Bu şehr-i Van kadîm a‘sârdan beri mecma‘-ı ulemâ ve kân-ı fuzalâdır ve iklîm-i garîbe vü acîbedendir kim cemî‘i ulemâsı ulûm-ı garîbe ve fünûn-ı kesîreye mâliklerdir. Erbâb-ı ma‘ârifi ve fetâ ve bahâdırânı dahi bî-kıyâsdır ve nâ-resîde püserânları gâyet tiz-fehm ve necîb ü reşîd ve zekiyyü't-tab‘ ciğer-kûşeleri olur ammâ tabî‘atları ebyât-ı eş‘âra ve Pârisî güftâra mâyillerdir. Kelâm-ı örfiyyede lisân-ı şarkî üzre fasîhu'l-lisân ve bedî‘u'l-beyânlardır ve sığâr u kibârları âlüfte vü âşüfte ve hoş-sohbet ve pâk-meclis ve sâf-dil merd-i meydânlardır ve cümle pâk mezheb ü pâk i‘tikâd mü’min ü ehl-i tevhîdlerdir. Derûnlarında vâsi‘ mezheblik yokdur. Hakkâ ki bu dâr-ı diyârın umûmen zerâfet ü letâfeti gibi sabâhat u melâhati olmazdır. Ve dahi vilâyet-i vâsi‘i ma‘mûr ve halkı dâ’imâ mesrûr, kend-i büleydelerinde buk‘aları hûb ve hâk-i anber-i pâki beyne'n-nâs merğûb ve mezra‘aları vâfir ve deryâsında keştîler ile berekâtı mütekâsir, deşt-i hâmûnlarında ravza-i Rıdvân misilli bâğ-ı cinânları ve müşebbek bostânları hisâbın Hudâ-yı Bîçûn bilür. Cenâb-ı Allah hemîşe imâr ide.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 259a ·
metinde göster ·
Âzerbaycân-ı Ucân'da bilâd-ı Ermen'dendir. Şehri bir deşt-i hâmûnda çemenzâr ve …
Sitâyiş-i eşkâl-i Serâv: Hâk-i pâk-i Âzerbaycân-ı Ucân'da bilâd-ı Ermen'dendir. Şehri bir deşt-i hâmûnda çemenzâr ve alefzâr vâdîye vâki‘ olmuş bir şehr-i mutavassıtadır. Kal‘asın Ferhâd Paşa Bağdâd'a giderken münhedim etmişdir. Bu şehrin ibtidâ bânîsi (---)(---)(---). Niçe mülûkdan mülûka intikâl etmiş bir menhûshânedir kim cümle dörd bin aded kireç dîvârlı ve hâk ile mestûr bâm u damlı tamuhânelerdir. Câmi‘leri ve hân u hammâmları ve çârsû-yı bâzârı müzeyyendir. Bu şehir cebel-i Seylân'ın şarkında ve cebel-i Seylân anın garbında beş fersah yerdir. Cümle âbı nehr-i Serâh'dır kim kûh-ı Seylân'dan tulû‘ edüp Rûmiyye buhayresine rîzân olur. Hubûbâtı çokdur, meyvesi yokdur. Ammâ halkı beyâzdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 305b ·
metinde göster ·
Irâk'da hâlâ intihâ-yı serhad olup başka hânlıkdır. Hânı Cân Apay Hân'dır kim ü …
Hâkimlerin beyân eder: Evvelâ hâk-i pâk-i Irâk'da hâlâ intihâ-yı serhad olup başka hânlıkdır. Hânı Cân Apay Hân'dır kim üç bin güzîde pür-silâh dizçökene ve çiğyeyene ve çörek çekene ve donluk geyene ve tülüngîlere mâlikdir. Üç bin dahi esb-süvâr, cengâver ü dilâver askere mâlikdir. Bir hâkimi monlâ-yı Şâfi‘îdir ve bir hâkimi hâce-i enâmdır ve bir hâkimi seyyidü's-sâdâtdır. Andan dizçöken ağası ve yasavul akası ve kelenteri ve münşî ve daroğa ve şehbender ağası vardır. Ve'l-hâsıl her kim hân çöreğin ve şâh donluğun çekerse pür-silâh gezerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 309b ·
metinde göster ·
… İremezâtü'l-imâd misilli bâğ-ı bilâd olmuşdur. Gûyâ Şâm-ı cennet-meşâm ve hâk-i
pâk-i
müşk [ü] amber-i hâm bir şehr-i benâmdır.
Ba‘dehû sene 1048 târîhinde Murâd Hân-ı Râbi‘ dest-i Acem'den Bağdâd-ı behişt-âbâdı feth edüp İmâm-ı A‘zam'ı ve hümâmü'l-akdemi çirkâb-ı Acem'den halâs edüp Hemedân ve Dergezîn ve bu Kazvîn şehri câniblerine nazar etmeyüp Âsitâne-i sa‘âdetine geldikde sene 1048 de Murâd Hân civâr-ı rahmete revâne olup ol zamândan berü bu şehr-i Kazvîn dest-i Acem'de kalup eyle İremezâtü'l-imâd misilli bâğ-ı bilâd olmuşdur. Gûyâ Şâm-ı cennet-meşâm ve hâk-i pâk-i müşk [ü] amber-i hâm bir şehr-i benâmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 314b ·
metinde göster ·
Bağdâd'a müşâ bir mu‘azzam hânlıkdır kim bu mahalde hânı Şâh Safî Kulı Cığalı A …
Evvelâ Kazvîn Irâk-ı Acem'de ve hâk-i pâk-i Bağdâd'a müşâ bir mu‘azzam hânlıkdır kim bu mahalde hânı Şâh Safî Kulı Cığalı Alî Hân idi. Hâk-i Hürmüz'den sâhib-kelâm bir hân-ı benâm idi kim Bağdâd'a karîb olmağile yedi bin çöreğin yer nökere mâlikdir. Ve on iki hâkimi dahi kânûn-ı İrân-zemîn üzre taht-ı hükûmetinde anlar da hâkimdir. Ve hükm-i eyâletinde üç yüz kırk beş kend-i azîme mâlikdir kim her biri birer şehr-i bendere mânend kend-i derbende mâlikdir. Ve monlâsı ve müftîsi ve nakîbi'l-eşrâfı vardır. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 314b ·
metinde göster ·
Der-beyân-ı hâkimân-ı Mihribân: Hâlâ dest-i şâhda ve hâk-i
pâk-i
Irâk'da başka hânlıkdır kim dörd bin çörek çeken ve donluk giyen nökere mâlik b …
Der-beyân-ı hâkimân-ı Mihribân: Hâlâ dest-i şâhda ve hâk-i pâk-i Irâk'da başka hânlıkdır kim dörd bin çörek çeken ve donluk giyen nökere mâlik bir hân-ı âlîşânlıkdır. Zamânımızdaki hânın ismi Tolabar Hân idi. Hâk-i Kehrevân'dan bir şecî‘ ü dilîr idi. Mihribân şehrinin monlâsı ve hâce-i İslâm'ı ve şerîf-i şürefâ-yı hasîb [ü] nesebi vardır. Ve kelenter ve münşî ve daroğa ve yasavul ağası ve dizçöken ağası ve şâhbenderi ve'l-hâsıl on iki kadağa hâkimi vardır. Zîrâ hudûd-ı Bağdâd'da intihâ-yı serhaddir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 318b ·
metinde göster ·
… ve bâğ u bostânlı fezâda şekl-i murabba‘dan tûlânîce vâki‘ olmuş bir gûne hâk-i
pâk-i
tîn inşâ olunmuş bir kal‘a-i ra‘nâdır kim mutarraş seng ile binâ olunmuş kal‘al …
İbtidâ bu şehri imâr eden Minûçehr'in binâsı kal‘a-i Kîn'dir. Şehr-i Kâşân'ın zâhirinde bir sahrâ-yı vâsi‘de cânib-i kıblesi kûh-i Kîn kapândır kim eflâke ser çekmiş bir kûh-ı ser-bülend-i Kîn-i Kapân'ın dâmeninde iki fersah arz-ı ba‘îdede bir çemenzâr u lâle-ızâr ve gül-i gülistânlı ve bâğ u bostânlı fezâda şekl-i murabba‘dan tûlânîce vâki‘ olmuş bir gûne hâk-i pâk-i tîn inşâ olunmuş bir kal‘a-i ra‘nâdır kim mutarraş seng ile binâ olunmuş kal‘alardan metîn bir gûne hısn-ı hasîn ve sedd-i kemîn kal‘a-i Kîn'dir kim gûyâ kal‘a-i Mağosa-yı Kıbrıs'dır. Dâ’iren-mâdâr cirmi on üç bin yedi yüz hatvedir. Ammâ bu hisâb kal‘a dîvârı üzre add olunmuşdur ammâ taşra handak kenârınca kâmil on sekiz bin adımdır ve gâyet amîk handakı vardır. Ka‘r-ı handak eyle pâkdir kim hâr-ı hâşâk-ı nebâtât [u] giyâhâtdır, bir ahşeb-i menbût değildir. Ve cümle rûy-ı dîvârı bârân ve âfitâbdan fenâ bulmasın içün serâpâ Horasânî ve kîr-i cıbıs ile sıvanmış beyâz incü-misâl kal‘a-i pür-meâldir. Dîvârının kaddi ka‘rdan seksen zirâ‘-ı melikîdir ve arzı yigirmi zirâ‘ arîzdir. Üstünde niçe süvârîler çevgân lu‘bedebâzlığı ederler. Ve cümle (---) kapulardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 322a ·
metinde göster ·
Bağdâd'da bi-emri Hudâ ol mertebe gılâl hâsıl olur kim bir tağar gendümden seks …
Der-medh-i gılâl-ı hubûbât: Bu hâk-i pâk-i Bağdâd'da bi-emri Hudâ ol mertebe gılâl hâsıl olur kim bir tağar gendümden seksen tağar buğday ve gayrı hubûbât-ı şa‘îr ve erzen ü mâş u fûl ve pirinç hâsıl olup ganîmet olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 342b ·
metinde göster ·
… ur. Zîrâ vilâyet-i vâsi‘i ma‘mûr ve dâ’imâ halkı mesrûr, buk‘aları hûb ve hâk-i
pâki
beyne'n-nâs merğûb ve mezâri‘âtları vâfir ve hayrât [u] berekâtları mütekâsirdi …
Bu hâk-i Bağdâd'ın letâfeti sebebiyle nahl-i hurma serâmed olur. Zîrâ zemînine niçe bin peygamberân ve nize kerre yüz bin kibâr-ı kümmelîn-i âlimân bu zemîn-i Medâyin'e hayr du‘â-yı firâvân edüp anların du‘âları berekâtıyla bu hâk-i Bağdâd bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eşcâr bir dâr-ı diyârdır kim bu edîm-i arzda deyyâr-ı mânendi yokdur. Zîrâ vilâyet-i vâsi‘i ma‘mûr ve dâ’imâ halkı mesrûr, buk‘aları hûb ve hâk-i pâki beyne'n-nâs merğûb ve mezâri‘âtları vâfir ve hayrât [u] berekâtları mütekâsirdir. Ve bu arâzî-i Irâk'da niçe bin aded künûz-ı azîme ve defâyin-i cevâhir-i cesîme ve habâyâ-yı kesîre ve metâlib-i azîze vardır. Ve niçe yüz aded hükmü mensûh olmuş mutalsamât-ı garîbe âsârları var kim âdem hayrân olur. Hatta müverrih Mıkdısî-i Yarmenî eyle terkîm eder kim zemîn-i Medâyin'de bir hatve arz-ı hâliye yokdur kim anda medfûn bir genc-i Kârûn olmaya. Ve hâlâ Tâk-i Kisrâ'dan mâ‘adâ ı‘mâl-i sâbileden ve ı‘lâm-ı hâbileden ve âsâr-ı azîme ve etvâr-ı acîbeden niçe bin aded âsâr-ı binâlar ve rasîf ve tur‘a ve Şeddâdî binâlar var kim benî Âdem gördükde ta‘accübâne engüşt ber-dehen eder. Hâlâ bu diyârın mezra‘aları vâfir ve hayrât [u] berekâtları mütekâsir ve deşt-i hâmûnları nahlistân-ı gülistânlı arz-ı mukaddesdir. Ahâlîlerinin ni‘metleri firâvân ve zemîninin enhârları cârî ve revân bir şehr-i âbâdândır kim cemî‘i selâtîn-i mülûk mâbeyninde hasretü'l-mülûk bir şehr-i Irâk'dır. El-hâsıl bu hâk-i pâkde acâ’ibât-ı dehrden ve garâ’ibât-ı asırdan niçe bin âsâr-ı ibret-nümâlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 346b ·
metinde göster ·
Ashâb-ı güzînin güzîdesi ve zindesi Selmân-ı Pâris'dir. Aslında hâk-i pâk-i Pâris-i Selmân-ı Pâk'dir. Hazret-i Resûl'e Hazret-i Hadîce-i Kübrâ'dan sonra îmân getirüp Hânedân-ı Resûl'de Hazret'in Âyişe'ye berdûş-ı halka-be-gûşu gibi huddâmı idi. Hazret-i Risâlet-penâh aleyhi's-selâm Hazret-i Alî'nin ser-i sa‘âdetine Zü's-sehâb nâm bir tâc-ı imâmî ser-i sa‘âdet-i Alî'ye giydirüp önüne ve ardına iki taylesân-ı Muhammedî sarkıddığiyçün bu tâca Zü's-sehâb dediler ve bizzât Hazret-i Risâlet-penâh Hazret-i Alî'nin kemerine bir şeddi bend edüp dest-i Alî'ye bir asâ verüp tarîk-ı Halvetî pîşvâsı olmak üzre Hazret-i Resûl Hazret-i Alî'ye bir seccâde verüp eyitdi: "Yâ Alî, cemî‘i tarîk-ı meşâyihe seni pîşvâ eyledim. Sen de senin muhibbân u dostânından murâd idindiğin kimesnelerin kemerin bâğlayup destûr ver. Anlar da bir tarîka ve ehl-i sanâyi‘ ve erbâb-ı hırefe pîr olsunlar." deyü Hazret-i Resûl izin verdikde hemân Hazret-i Alî yerinden turup Resûl-i Hudâ'nın önünde on yedi rek‘at namâz kılup ba‘dehû Ashâb-ı güzînden on yedi nefer kibâr-ı ashâbın kemerlerine du‘â vü senâ ve gülbâng-ı Muhammedî ile niçe bin Sahâbe-i kirâm huzûrunda on yedi âdemin kemerin bağladı. İbtidâ Hazret-i Alî eyitdi: "Destûr yâ Resûlullah." deyüp Hazret'in yanından Selmân-ı Pâk'i meydân-ı muhabbete çekdikde Hazret-i Resûl "Destûr yâ Alî, istihâl Selmân'dır." dediklerinde Hazret-i Alî ibtidâ du‘â-i hayr ile Selmân'ın kemerine şed bend edüp Selmân, Hazret'in ve Çâr-yâr-ı güzînin ve Aşere-i Mübeşşere ve sâ’ir Ashâb-ı güzînin destlerin bûs edüp huddâmlara ve berberlere Selmân-ı Pâk pîr oldu. Ol dahi üç yüz yigirmi yaşında pîr-i fânî idi, ammâ nazar-ı Resûl ile zinde idi ve ilm-i ledünde gâyet âlim idi. Ve Hazret-i Resûl Selmân-ı Pâk hakkında
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 368b ·
metinde göster ·
… ---) (---)(---)(---) Ve derûn-ı sûrda cümle 700 aded tahtânî ve fevkânî hâk-i
pâk-i
kireç ve cıbıs ile mestûr hâne-i ma‘mûrlardır. Dizdârı ve kal‘a mustahfızânı hâ …
Kal‘ası bir mahsûldâr düz yerde sâhil-i nehr-i (---) de bir sûr-ı köhnedir ve seng-i mutarraş ile bennâ-yı selef binâ etmiş şekl-i (---) bir kal‘a-i yektâdır. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi (---) bin adımdır ve cümle (---) aded kapudur. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Ve derûn-ı sûrda cümle 700 aded tahtânî ve fevkânî hâk-i pâk-i kireç ve cıbıs ile mestûr hâne-i ma‘mûrlardır. Dizdârı ve kal‘a mustahfızânı hâneleri ve cebehâne mahzenleri vardır. Zamân-ı kadîmde gâyet ma‘mûr imiş. Zemîni cezîre-i Dicle ve Furât'da kâ‘ide-i rebî‘dedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 391b ·
metinde göster ·
… i Sincâr'a cereyân etdirüp üç aded nehirleri birbirlerine mahlût etdirüp "Hâk-i
pâk-i
Nasîbîn'i ve türâb-ı sancağ-ı Sincâr'ı reyy etdirüp hayrât eden melik-i Sincâr, …
Ba‘dehû bir konak cereyân edüp nehr-i Habur kal‘a-i Karkaya nehrine mahlût olur ve nehr-i Sersâr ve nehr-i Habur-ı Karkaya üçüsü bir olup yine nehr-i Karkaya'nın bir fırkası yanındaki nehr-i azîm Furât'a mahlût olup kal‘a-i Hille ve kal‘a-i Rûmahiyye'yi geçüp kal‘a-i Kurna altında nehr-i Furât nehr-i Şattu'l-Arab'a dâhil olur ammâ be-kavl-i müverrihân-ı Irâk bu nehr-i Hermas'ı şehr-i Nasîbîn'e ve kal‘a-i Sincâr'a cereyân etdirüp üç aded nehirleri birbirlerine mahlût etdirüp "Hâk-i pâk-i Nasîbîn'i ve türâb-ı sancağ-ı Sincâr'ı reyy etdirüp hayrât eden melik-i Sincâr, Sencer Şâh'dır." deyü müverrihler eyle tahrîr etmişler ammâ bu hakîrin ol diyârlarda fâtih-i Bağdâd Murâd Hân-ı Râbi‘den sonra çok tek-i pûmuz olup ma‘lûmımız olduğu üzre Şattu'l-Arab'ın cânib-i şarkîsinde İmâdiyye hâkinde diyâr-ı Hakkarî'den berü cereyân edüp gelir nehr-i Habur-ı Sindiyân dahi vardır. Kal‘a-i Zaho dibinden cereyân edüp Cizre'nin şatt-ı şarkîsindeki toprağı hudûdunda nehr-i Şatt'a rîzân olur, buna nehr-i Habur-ı Sindiyân derler. Ammâ bu Nasîbîn sahrâlarından ve Karkaya kal‘ası dibinden cereyân eden nehre Habur-ı Karkaya derler ammâ bu nehir kenârında ve Nasîbîn içre Kâşiyân akrebi gibi kâtile akrebi olur kim gâyet ağuludur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 392b ·
metinde göster ·
El-hâsıl ulu sultândır kim ziyâretgâh-ı hâss u âmmdır. Ve her bâr merkad-i
pâk-i
pür-envârında Hasanî ve Hüseynî arslanlar gelüp ziyâret etdiklerin niçe bin âde …
El-hâsıl ulu sultândır kim ziyâretgâh-ı hâss u âmmdır. Ve her bâr merkad-i pâk-i pür-envârında Hasanî ve Hüseynî arslanlar gelüp ziyâret etdiklerin niçe bin âdemler görmüşlerdir. Hattâ "Bir esed dâ’imâ merkad-i şerîfin türbedâr ile bekler" dediler, ammâ niçe kerre varup ziyâret etdim, ammâ görmedim, ammâ bu türbe etrâfında olan arslanlar bir ferd-i âferîde merd ü zene zarar etmeyüp türbeye benî âdem varsa arslanlar çöle giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 1b ·
metinde göster ·
Babadağı tarafında kal‘a-i Tulça sırası ve nehr-i Tuna kenârında (---)(---) üz …
Evvelâ hâk-i pâk-i Babadağı tarafında kal‘a-i Tulça sırası ve nehr-i Tuna kenârında (---)(---) üzre şekl-i murabba‘ bir hisâr-ı üstüvârdır kim kırk aded azeb ve kırk aded beşli ve kırk aded hisâreri neferâtları ve kal‘a dizdârı hâkimdir. Kifâyet mikdârı cebehânesi ve topları vardır ve cânib-i (---) bir kat metîn demir kapusu var ve her gece mehterhânesi çalınup derûn-ı hisârda cümle (---) aded kiremitli bâğ u bâğçesiz neferât hâneleri ve buğday anbârları ve hünkâr câmi‘i var. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 109a ·
metinde göster ·
Ve bu şehr-i hâk-i ednâ'l-arzda niçe bin aded gül [ü] gülistân ve sünbül-i reyhânistân ravza-ı Rıdvân misilli bâğ-ı cinânlar ve müşebbek bostânlar var kim ezhâr [u] evrâkları ve eşcârlarının hisâbın Bâğbân-ı Ezel ve Sannâ‘-ı Lem-yezel bilür, zîrâ bu şehrin zemîni bir [v]âsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr bir dâr [u] diyârdır kim deyyâr-ı misli yokdur demek olmaz, meğer hâk-i pâk-i Irâk-ı Acem ola, zîrâ Belgrad'ın vilâyet-i vâsi‘i ma‘mûr ve dâ’imâ ahâlîsi mesrûr buk‘aları hûb ve hâk-i amber-pâki beyne'n-nâs mergûb ve mezra‘aları vâfir ve hayr-ı berekâtları mütekâsir ni‘metleri firâvân ve uyûn-ı enhârînleri cârî ve revân bir şehr-i âbâdândır. Hafazakellâh. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 116b ·
metinde göster ·
… ldâr ve bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr ve nebâtât [u] giyâhâtlı hâk-i
pâk-i
amber-pâka vâki‘ olup etrâfı gül [ü] gülistân ve bâğ u bostânlı arz-ı mu‘teberd …
Bu kal‘anın zemîni bir çemenzâr ve mahsûldâr ve bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr ve nebâtât [u] giyâhâtlı hâk-i pâk-i amber-pâka vâki‘ olup etrâfı gül [ü] gülistân ve bâğ u bostânlı arz-ı mu‘teberdir kim bu vâdîlerde aslâ ve kat‘â bir bakla mikdârı taş bulunmaz yerde binâ olunmuş bir kal‘a-i zîbâdır. Nehr-i Tımış kal‘anın handakları içinden ve iç kal‘ası dibinden cereyân edüp kal‘a-i Pancova dibinde nehr-i Tuna'ya munsabb olup Erdel dağlarından tulû‘ etdiği bâlâda tahrîr olunmuş bir âb-ı hayâtdır. Ve dahi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 118a ·
metinde göster ·
… , zîrâ vilâyet-i vâsi‘i ma‘mûr ve halkı dâ’imâ mesrûr ve buk‘aları hûb ve hâk-i
pâki
mergûb bir şehr-i mahbûbdur.
Ve bu şehirde sebîlhâne ve çeşme-sâr ve medrese ve dârü'l-hadîs ve dârü'l-kurrâ ve imâret-i dârü'z-ziyâfesi yokdur, ammâ her hânedânın kapuları meftûh olup âyende vü revendelere ni‘metleri mebzûl olduğundan me’kel imâreti yokdur. Andan bu şehir hâna ihtiyâc değildir. Cümle müsâfirîn ve mücâvirîn hânedânlarda ve bir ednâ kişi hânesinde bir sene mihmân olsa istiskâl etmezler, zîrâ gâyet ganîmet şehirdir kim tâ diyâr-ı Erdel'den beher sene niçe bin aded zahîre gemileri gelüp gider, zîrâ vilâyet-i vâsi‘i ma‘mûr ve halkı dâ’imâ mesrûr ve buk‘aları hûb ve hâk-i pâki mergûb bir şehr-i mahbûbdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 120b ·
metinde göster ·
Hind'de şehr-i Ağralıdır kim galat-ı meşhûru Egre'dir. Bu azîz-i merkûm bu şehi …
Ziyâret-i eş-şeyh şerîf Mehemmed Efendi-i Hindî: Hâk-i pâk-i Hind'de şehr-i Ağralıdır kim galat-ı meşhûru Egre'dir. Bu azîz-i merkûm bu şehirde sâhib-i seccâde ve ze‘âmet sâhibi olup dâ’imâ mücâhidün fî sebîlillâh idi. Âhir-i kâr câm-ı şehâdeti nûş edüp bu Lipova kal‘ası havâlesinde olan püşte üzre medfûndur. Hâlâ cemî‘i seyyâhân-ı Hind ü Sind ve cümle gâzîyân-ı serhad ahâlîleri ziyâret ederler. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 121a ·
metinde göster ·
Akhisâr'da müştak olup kesret-i seyâhat ile cemî‘i ulûm-ı şettâya mâlik olduğun …
Ziyâret-i şeyh Kâfî hazretleri: Bu hâk-i pâk-i Akhisâr'da müştak olup kesret-i seyâhat ile cemî‘i ulûm-ı şettâya mâlik olduğundan mâ‘adâ ilm-i kâfda lâ-nazîr olup yine arzu-yı sılâ-i rahm içün bu Akhisâr'a gelüp câmi‘ ve mesâcid ve medrese ve tekye-i dervîşân ve hân [u] hammâm ve mekteb-i sıbyân ve çeşmesâr-ı âb-ı revânlar ve bî-hisâb hayrât [u] hasenâtlar edüp bir vâsi‘ mahsûldâr mahalli cümle talebelerine ve muhibb-i kadîmlerine bu mahalde bir kasaba-misâl amâr edüp ismine hâlâ Nev-âbâd derler. Bâğ-ı İrem-misâl bir yerdir kim hâlâ günden güne amâr olmadadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 133b ·
metinde göster ·
… Beğ feth eyleyüp yine küffâr istîlâ edüp hâlâ dest-i küffârda kalmışdır. Hâk-i
pâki
Kırka sancağıyla müşâdır. Kal‘ası leb-i deryâda bir sarp kaya üzre beyâz bir kü …
Lisân-ı Latin'de (---)(---)(---) demekdir. Bânîsi Alîna nâm bir pirinc-pirim kızı binâ etmişdir. Zamân-i Süleymân Hânî'de Hüsrev Beğ feth eyleyüp yine küffâr istîlâ edüp hâlâ dest-i küffârda kalmışdır. Hâk-i pâki Kırka sancağıyla müşâdır. Kal‘ası leb-i deryâda bir sarp kaya üzre beyâz bir küçük kal‘adır, ammâ Hırvadistân iskelesi olmağile gümrâh kâfirleri vardır, ammâ leb-i deryâda varoşu kıbleye nâzır bir şîrîn şehr-i mu‘azzamdır kim evce ser çekmiş çan kulleli milleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 146b ·
metinde göster ·