… zâde Cihângîr, Süleymân Hân ile sene (---) Haleb meştâsında merhûm olup cesed-i
pâkin
bu kubbe içre mestûr etdiler.
Ve mihrâb önünde irem-i ravza-i Rıdvân'dan nişân verir bir bâğ içre bir kubbe-i âlîde Şehzâde Mehemmed medfûndur. Ve bir kubbede dahi bürâder-i cân-berâberi Şehzâde Cihângîr, Süleymân Hân ile sene (---) Haleb meştâsında merhûm olup cesed-i pâkin bu kubbe içre mestûr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 46b ·
metinde göster ·
Ba‘dehû şebhûncu küffârlar Seyyid Battâl'ı ve duhter-i kattâli merhûm ve merhûme görünce "İkisini dahi âteşe yakalım" derler. Bu kerre esîr-bend olan Battâl Gâzî erleri "Siz Battâl Gâzî'nin vücûd-ı şerîfin âteşe yakarsız, ammâ Bağdâd ve Malâtiyye'de olan ümmet-i Muhammedler sizin anda olan üsârâlarınız ve kırk bin râhibleriniz katl edüp âteşe yakarlar" deyince küffâr-ı hâk-sâr-ı dûzah-karâr Seyyid Battâl'ın cesed-i pâkin bırağup esîr olan askerinden niçesin âzâd edüp dârü'l-bevârlarına giderler. Ba‘dehû Seyyid Battâl Gâzî'nin âşık-ı sâdıkları yüz bin bükâ ile cesed-i Ca‘fer Gâzî'yi bir mürtefi‘ püşte üzre defn edüp niçe âşıkları terk-i dünyâ edüp kabri üzre karâr ederler. Küffâr dahi bunlara Türk dervîşidir deyü iğmâz ederler. {Ammâ Battâl Gâzî'nin pederi Seyyid Hüseyin Gâzî Engürü kıblesi tarafında bir menzil ba‘îd Hüseyin Gâzî köyünde bir âsitâne-i azîm-i âlîde medfûndur. Radıyallahu anhümâ}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 7b ·
metinde göster ·
Ba‘dehû sene 766 târîhinde Gâzî Hudâvendigâr kim, Sultân Murâd-ı Evvel'dir, fâtih-i Edirne'dir. Ba‘dehû gazâ-yı Kosova'da iki kerre yüz bin küffârı kırup lâşe-i murdârların im‘an-ı nazar ile temâşâ ederken cîfe-i kefereler içinden Miloş Koblaki nâm bir zeber-dest fecere destinde tîğ-ı Dahhâk'dan nişân verir müczim ya‘nî 131b keskin bıçak ile na‘ş-ı kefereler arasından mel‘ûn kalkıp Gâzî Hudâvendigâr'ı ura ura şehîd eder. Ol ân ol bî-dîne emân vermeyüp pâre pâre ederler. Ammâ çi fâ‘ide. Kalb-i Murâd Hân'ı Kosova'da defn edüp vücûd-ı hurşîd-i pâkin Bursa'da defn ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 131a–131b ·
metinde göster ·
… n mezkûr türâb-ı amber-i pâkinden alup suya koyup âbından nûş edüp yine türâb-ı
pâkin
kabr-i şerîflerine kosa bi-emrillahi Te‘âlâ şifâ bulur. Edirne içre meşhûr ziyâ …
Menâkıb-ı Sultâneyn: Bu iki azîz refîk [u] yâr-ı sâdıklar imiş. Birbirleriyle esnâ-yı kelâmda "Eş bürâder, Edirne şehrinin bir kenarında emânetlerimiz sâhibine teslîm edelim!" deyüp Gelibolu'dan şehr-i Edirne'ye dâhil olup birbirlerin der-âgûş edüp tevhîd-i erre ile semâ‘ [u] safâ ederek bu kabirleri mahallinde ikisi de birbirine sarılmış rûh teslim ederler. Bir ferd-i âferîde bunları mümkün olup birbirinden ayıramazlar ve hâkim havfından defn edemeyüp sabâha kalırlar. Hikmet-i Rabbânî, nâzil-i âsumânî matar-ı rahmet-vâr semâdan ol gice üzerlerine bir gûne hâk-ı amberpâk türâb-ı rahmet yağup iki aziz ol gubâr-ı kudret ile defn olunur ammâ bunların na‘ş-ı şerîfinden gayri zemîne bir zerre türâb yağmaz ve bir hâk-i müşk-bûyun râyiha-i tayyibesi Edirne şehrin değil cânib-i erba‘asında olan kurâlara râyiha-i hâk-i pâk şâyi‘ olup şemm edenlerin dimâğları mu‘attar olup bu ahvâl-i pür-me’âl cümle ahâlî-i vilâyete şâyi‘ olup ziyârete gelirler. Zamâneleri şeyhülislâmı fetvâ verüp "Yed-i kudret ile defn olunmuşdur. Hâli üzre âsûde kalsınlar" deyü izn-i şerîf olup üzerlerine bir türbe-i pür-envâr binâ olunup hâlâ ziyâretgâh-ı erbâb-ı marîzdir. Hâlâ masrû‘ olan kimesneler onların mezkûr türâb-ı amber-i pâkinden alup suya koyup âbından nûş edüp yine türâb-ı pâkin kabr-i şerîflerine kosa bi-emrillahi Te‘âlâ şifâ bulur. Edirne içre meşhûr ziyâretdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 167a ·
metinde göster ·
târîhidir, ammâ havuz üzre olan semâyâ ser çekmiş kayayı üstâd-ı kâmiller kemen …
Bu havz-ı âb-ı pâkin târîhidir, ammâ havuz üzre olan semâyâ ser çekmiş kayayı üstâd-ı kâmiller kemendler ile çıkup kayayı oymuşlar ve çâr-kûşe bir beyâz mermere bu târîhi kazmışlar ve celî hatt-ı sülüs ile yazmışlar ve mezkûr mermeri kayaya geçirmişler, ammâ gâyet âlî olmağile kırâ’at olunması müşkül olup hakîr dûrbîn ile nazar edüp bu mahalle tahrîr etdiğim târîhdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 135a ·
metinde göster ·
… ât Hasan Paşa Budin defterdârı iken Budin'de merhûm olup vasiyyeti üzre cesed-i
pâkin
bu Foça şehrinde bu câmi‘in sâhasında mezkûr kubbe-i mînâ içinde defn ederler. …
Ve sâhibü'l-hayrât Hasan Paşa Budin defterdârı iken Budin'de merhûm olup vasiyyeti üzre cesed-i pâkin bu Foça şehrinde bu câmi‘in sâhasında mezkûr kubbe-i mînâ içinde defn ederler. Hâlâ bir türbe-i pür-envârdır. Rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 146b ·
metinde göster ·
Ba‘dehu Cingiz Hân evlâdlarından Balu Hân nâm bir sâhib-kırân-ı zamân bu hâk-i
pâkin
âb [u] hevâsından hazz edüp kendüye bir cây-ı menâs olmak içün bir kal‘a inşâ e …
Ba‘dehu Cingiz Hân evlâdlarından Balu Hân nâm bir sâhib-kırân-ı zamân bu hâk-i pâkin âb [u] hevâsından hazz edüp kendüye bir cây-ı menâs olmak içün bir kal‘a inşâ eder kim netîce-i kelâm bu hakîr Evliyâ nâm pür-taksîr atlanup bir günde kal‘ayı güc ile devr etdim. Gerçi Nemse ve Alman ve İsfaç ve Filimenk kâfiristânlarının kal‘aları gibi sedd-i Ye’cûc-misâl metîn ve müstahkem kal‘a değildir. Hemân yalın kat dîvârlı ve bir sâ‘atde bir kapulu ve her fi‘ilde(?) birer kulle-i azîmli kal‘a-i kebîrdir kim bir günde devr etdik, lâkin adımlamadım, zîrâ at ile bir günde devr olunan sûru bu hakîr piyâde reviş ile nice adımlayım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 172a ·
metinde göster ·
… t-nümâ etmişdir kim bir vâcibü's-seyr âb-ı hayâtdır çeşme-sârdır kim {bu havz-ı
pâkin
cânib-i erba‘asına üstâd-ı haddâd demir kafesler edüp Nakkâş Bihzâd bu demir ka …
Cümle yetmiş aded aynü'l-hayât ayn-ı hayvânlardır. Cümleden çârsû ortasında Defterdâr Ahmed Paşa câmi‘inin önündeki meydânda kral çeşmesi bir havz-ı azîmin ortasında bir alçak amûd üzre yine mermerden bir mücessem kefere tasvîri edüp zekerinden cereyân eden sudan cümle küffâr nûş edüp def‘-i atşân ederlermiş. Ammâ ba‘de'l-feth bir gâziyân-ı mücâhidân kimesne cerrâh-ı kâmil imiş, mezkûr küffârın zekerin balta ile sünnet edüp ba‘dehu Defterdâr Ahmed Paşa bir havz-ı azîm içre bir çeşme-i ibret-nümâ etmişdir kim bir vâcibü's-seyr âb-ı hayâtdır çeşme-sârdır kim {bu havz-ı pâkin cânib-i erba‘asına üstâd-ı haddâd demir kafesler edüp Nakkâş Bihzâd bu demir kafeslere la‘l-gûn boyalar ile nakş edüp müzeyyen oldu.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 315a ·
metinde göster ·
Ba‘dehu Hazret-i Nûreddîn-i şehîd şâm'dan getürdüğü üstâd bennâları Mekke-i mükerremeden cümle ehl-i fennâları cem‘ edüp Mekke ve Medîne'den ve şâm u Haleb'den niçe bin kantâr nühâs ve kalây ve rusâs getirüp ve niçe bin kantâr ve katar hadîd ve gayri mühimmât-ı cedîd getirdüp mukaddemâ Çâryâr-ı Güzîn'in inşâ etdüği kubbe-i Resûl'ü münhedim edüp bir musattah zemîn kaldıkda bizzât Hazret-i Risâlet-penâh'ın defn olunduğu hâk-i amber pâkin tûlen ve arzen yigirmişer zirâ‘-ı mekkî alıkoyup cânib-i erba‘asından handaklar kazmağa başlar. Zîrâ bu yigirmi zirâ‘ kalın pâk türâb içinde Hazret-i Ebâ Bekir ve Hazret-i Ömer ve Hazret-i Fâtıma dahi medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y286a ·
metinde göster ·
çıkarup bi-emrillâhi ta‘âlâ altı yüz otuz altı seneden berü hâm beyâz kefeni iç …
Anda medfûndur. Lâkin kubbe-i pür-envârın rimâl-i karârı muhâl deryâ-misâl gelüp kubbesin gark etmiş idi. Her bâr Q 292bP 289b türbedâr olan ve ehl-i züvvârlar gelüp kumları kubbenin kapusundan ref‘ edüp ziyâret ederler. Âhirü'l-emr sene (---) târîhinde Cânpûlâdzâde Hüseyin Paşa efendimiz vâlî-i Mısır iken emr-i şerîf alup vücûd-ı şerîf-i azîzi kubbesinden nakl etmek içün azîz evlâdları bir mübâşir ağa alup cemî‘i Reşîd ü Dimyât ve sâyir kurâ ve kasabâtlardan niçe bin âdem ve yedi kadı ve a‘yân-ı eşrâf cem‘ olup Hazret-i Şeyh Îsâ'nın na‘ş-ı şerîfin evlâd-ı zevi'l-ihtirâmları kabr-i şerîfinden ıtlâk etmeğe girüp niçe bin huzzâr-ı meclis olan mahlûk-ı Hudâ tevhîd ü tezkîr ederek ve taraf taraf âşıkân-ı sâdıkân muhibbân ûd [u] amberler yakup tekbîr-i Allâhü ekber ile kabr-i şerîfinden cesed-i zât-i pâkin çıkarup bi-emrillâhi ta‘âlâ altı yüz otuz altı seneden berü hâm beyâz kefeni içinde ol vücûd-ı nâzenîn ter ü tâze çıkup cümle ibâdullâh hayretde kalup engüşt ber-dehen ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y342b ·
metinde göster ·
… Kâmil Muhammed kemâlin bulup bu Mansûre'de Q 297aP 294a merhûm olup na‘ş-ı
pâkin
Mısır'a getürüp câmi‘inde defn etdiler.
Andan sene 632 târîhinde el-Melikü'l-Kâmil Nâsıruddîn Muhammed bin Ebûbekr bin Eyyûb Mısır-ı Kinâne tahtın bırağup Mansûre'yi taht edinüp eyle amâr etdi kim hâlâ şimdiki imâreti andan bir mahalle değildir. Ol asırda el-Melikü'l-Kâmil Nâsıruddîn Muhammed Nîl kenârında bir kasr-ı ibret-nümâ inşâ edüp ismine Kasr-ı Süknâ deyü nâm verdi. Hâlâ Mansûre kâşiflerinin sarâyı önünde bir müfîd ü muhtasar kasr kalmışdır. Hâlâ Menzil[e] hâkinde arz-ı Dahkel nâm bir şehr-i Mansûre'dir. Âhirü'l-emr el-Melikü'l-Kâmil Muhammed kemâlin bulup bu Mansûre'de Q 297aP 294a merhûm olup na‘ş-ı pâkin Mısır'a getürüp câmi‘inde defn etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y352b ·
metinde göster ·