kösdeklerin kesüp der-ân atımı gemleyüp belime kılıcım çalınca Hüseyin nâm bir …
Hemân hançer ile atların pâybend kösdeklerin kesüp der-ân atımı gemleyüp belime kılıcım çalınca Hüseyin nâm bir gulâmım ber-hurdâr olsun hâzır olup öbürleri dahi gözün ovmada ve kuşağın bağlamada gördüm ki anlardan fâ’ide yokdur. Meğer Kâzım da hâzır olmuş ve ol dahi esvâbıyla yatırmış. Başı ucundan kılıcın alup beline çalup ve tüfeğin eline alup atının pâybendlerin çözünce bir kılıç ve iki tüfeng alup ve bir teberkeşi belime çalup ve atların kolanların berk edüp hakîr iki memlûkumla süvâr olup dörd memlûkum ve altı re’s atım bu kadar mâl [u] esvâbım kalup Hânbâğı'ndan teper aşağı kar buz üzre şahin süzülür gibi süzülüp yokuş aşağı buz üzre gıjlayup aşağı Değirmenler deresine inüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 13b ·
metinde göster ·
… mle hâzır-bâş oldular ve cümle atlar bir yerden süheyl-i azîm urdular, niçeleri
pây-bend
ve kösdeklerin kırdılar. Bi'z-zarûrî cümle guzât bilâ-rikâb atlarına süvâr olup …
"Âya bu ne ola" deyü cümle hâzır-bâş oldular ve cümle atlar bir yerden süheyl-i azîm urdular, niçeleri pây-bend ve kösdeklerin kırdılar. Bi'z-zarûrî cümle guzât bilâ-rikâb atlarına süvâr olup âmâde durdular, ammâ bizden ileri ince karavullarımızın bu atlar hareketlerinden haberleri olmayup hâb-âlûd gâfil yatırlarmış. Derhâl anlara birkaç yiğit gönderdik. Niçesi karavul bekler, niçesi Ashâb-ı Kehf vâkı‘asın gözler. Hele bunlar cümle hâbdan bîdâr olup pür-silâh esb-i tâzîlerine bilâ-rikâb süvâr olup tarfetü'l-ayn içre yanımıza geldiler, ammâ henüz atlarımız deşmeden kendülerin pâre pâre ediyorlar. Anı gördük bir ânda dağlar içre küffâr-ı bed-girdâr-ı murdâr Macar-ı füccârın erganon ve torompete ve luturyanî borularının ve nâkûs-ı kebirgeleri ve tabıllarının sadâları istimâ‘ olunup vakt-i Şâfi‘î ki oldu, haçlı peykerleri ayân u beyân olunca anlar dahi bizleri görüp at başın çeküp durdular, ammâ bizim atlar kudurdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 20a ·
metinde göster ·
Bu kerre aklım başımdan gidüp küffâr ile alt üste gelüp çakşır ve don ve uçkur
pây-bend
gibi ayağıma dolaşup üstüm başım bok olup boklu şehîd ola yazdım.
Bu kerre aklım başımdan gidüp küffâr ile alt üste gelüp çakşır ve don ve uçkur pây-bend gibi ayağıma dolaşup üstüm başım bok olup boklu şehîd ola yazdım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 21a ·
metinde göster ·
… -bende bağlayup yulaf tarlalarına saldılar. Bu hakîr dahi hüddâmlarımla atlarım
pây-bend
ve kösdek ile bir alef-zâr yerde bağlayup hüddâmlarıma "Gâfil mebâş" deyü tenbî …
Niçe gâzîler atlarını pâ(r)-bende bağlayup yulaf tarlalarına saldılar. Bu hakîr dahi hüddâmlarımla atlarım pây-bend ve kösdek ile bir alef-zâr yerde bağlayup hüddâmlarıma "Gâfil mebâş" deyü tenbîhler edüp Paşanın huzûruna geldim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 100b ·
metinde göster ·
ve kösdek ile getirmişler. Hemân atın pây-bendlerin alup "Bismillâh niyyetü'l-g …
Bu hakîr-i pür-taksîr-i acûl atıma süvâr olup gidem derim, ammâ altımda atım 101b bir kadem götürmez derim. Meğer atımı gulâmlar pây-bend ve kösdek ile getirmişler. Hemân atın pây-bendlerin alup "Bismillâh niyyetü'l-gazâ" deyüp at boynuna düşüp Paşa efendimiz yanına varup durdum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 101a–101b ·
metinde göster ·
ve yularların kırup âhûr içre yedi kâfiri dahi depeleyüp bu kadar kefere atları …
"Hele görelim" deyü ığmâz edüp bizim yedekçiler atı kralın âhûruna bağlayup gitdiklerinde hemân pây-bend ve yularların kırup âhûr içre yedi kâfiri dahi depeleyüp bu kadar kefere atların mecrûh edüp anı gördük yine Ceyhûn nâm at süheyl urup Sarây meydânından taşra yıldırım gibi çıkup şehr içre gezerek Çerkes Meydânı'nda mezkûr Çerkez'in altındaki at leşini koklayup yine birkaç kerre sayha-i mehîb urup ol mahalde rûh teslîm etdiği haberi gelüp dîbâ çulların getirüp paşa yerine bir gayri at getirdüp cümle asker-i İslâm bu atın böyle iş etdiğine âlem-i hayretde kaldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 66b ·
metinde göster ·
… iki dâne pençe-i âfitâb gulâmların uğurlamışlar. Ve cümle ağavâtların atlarında
pâybend
ve kösdek kalmamış. Hemân paşa gazab-âlûd olup eydir:
Bu hâl üzre ale's-sabâh olup anı gördük. Paşanın gözleri nûru iki dâne pençe-i âfitâb gulâmların uğurlamışlar. Ve cümle ağavâtların atlarında pâybend ve kösdek kalmamış. Hemân paşa gazab-âlûd olup eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 191b ·
metinde göster ·
… liyesi vardır. Cümle nân u lahmı ta‘yîndir. Hattâ atları çayıra gitdikde cemî‘i
pâybend
ve kösdekleri ve gayrı mühimmâtları hurde emîni görür.
Ve şehir havâlesinin yedi benderden ve cümle emânetden ve hurde emîninden ve darbhâne ve bahâr anın kalemidir, cümle senevî mahsûlâtı iki yüz kîse hâliyesi vardır. Cümle nân u lahmı ta‘yîndir. Hattâ atları çayıra gitdikde cemî‘i pâybend ve kösdekleri ve gayrı mühimmâtları hurde emîni görür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y219a ·
metinde göster ·
… e üç tavâşî ve bir müzeyyen at ve iki sâfinâtü'l-ciyâd atlar hedâyâ verüp cümle
pâybend
ve kösdek ve çul ve tobra ve cümle atlara ve develere saman imrahorun boynunadı …
Ve paşa imrahoruna senevî dörd yüz kîse hâsıl olup çayır ziyâfetinde paşaya üç kîse ve üç tavâşî ve bir müzeyyen at ve iki sâfinâtü'l-ciyâd atlar hedâyâ verüp cümle pâybend ve kösdek ve çul ve tobra ve cümle atlara ve develere saman imrahorun boynunadır. Ammâ senede paşaya iki yüz at gelir, her at başına birer çuka ve kumâş ve destâr hâliye alır. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y219a ·
metinde göster ·
… ûş u tuyûrun mâbeynine girüp elinde olan ipleri râst gelen ördeklerin pâylarına
pâybend
edüp fakîr murgların rûhlarının haberi olmaz. Zîrâ yanlarında gezen bir kabakdı …
"Yâ hacı, bize bir viz, ya‘nî kaz yâhûd bir ördek" desen, derhâl Arabın yanında bir kabak parçası var, Arab ol kabağı başına geyüp kırk elli kulaç kınnâbı Y 229a eline alup derhâl Arab deryâya dalup ördeğe tâlib kenârda kalup Arab şinâverlik ederek kaz ve ördeklerin yanına varup bu kadar hûş u tuyûrun mâbeynine girüp elinde olan ipleri râst gelen ördeklerin pâylarına pâybend edüp fakîr murgların rûhlarının haberi olmaz. Zîrâ yanlarında gezen bir kabakdır. Ammâ Arab kabak deliğinden kuşları temâşâ ederek kayd bend edüp ba‘dehu kendüsi beri kenâra gelüp elinde resenin ucun ördek tâlibine verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y228b–Y229a ·
metinde göster ·
… veret edüp bu kadar bâr-ı sakîlin rûz-merre yükledüp endirüp bindirmesi ve bize
pâybend
olmasın mülâhaza edüp melik ile bu müşâvereyi dahi edüp anlar dahi,
Ertesi gün paşa kethudâsına ve kapucular kethudâsına ve hazînedârı ve mühürdâra ve eş-Şeyhü'l-azîz Bekrîzâde hazretlerine dahi mezkûrûnun hedâyâları hâzır olup anları melik bir âdemine teslîm etdi. Hakîr tevâbi‘atlarımız ile meşveret edüp bu kadar bâr-ı sakîlin rûz-merre yükledüp endirüp bindirmesi ve bize pâybend olmasın mülâhaza edüp melik ile bu müşâvereyi dahi edüp anlar dahi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y418b ·
metinde göster ·