İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

pek*

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
181
isabet
169 cümle/beyitte
67,1
milyonda
tüm derleme göre
2
eserde geçiyor
21
farklı biçim
28 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi18073,5
Uigurica I-IV1158,4

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bağlamlar 1–50 / 181

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“pek*” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
U II, T. II Y 42.-74–78 üç erdini-ke pek ḳataġ kirtgünçlüg çintamani erdini yürekinde tutmış süzük köŋül-lüg upasanç ḳut …
EÇS I 37b … ir. Andan Gülâbî Ağa Ayasofya içre kendüye Hızır-misâl yetişen sipâhın dâmenine pek yapışup;
EÇS I 70a Kişi haddini bilmek pek revâdır / Eğer dervîş eğer bay [u] gedâdır.
EÇS I 72a "Hemân kendüni pek tut" dedi.
EÇS I 88a Ey Nisârî şükr edüp Hakk'a dedim târîhini / Hamdü lillâh Orta Câmi‘ oldu pek a‘lâ binâ. / Sene (---).
EÇS I 113a "Murâd Çelebi Unkapanı'nda Süğlün Muslı sultânı hâlan üç günden sonra pek müflise olsa gerek, ana elli kîse imdâd eyle, onunu [evini?] meremmât edüp borc …
EÇS I 136a Ve ekmeği ve peksumâtı beyâzdır ve Yahûdîleri ehl-i zevk ve ehl-i sâzdır. Husûsan Benli Yahûdî sâz [u] …
EÇS I 137b … aları ve iki yüz esvâk-ı muhtasarı vardır, ammâ yüz mikdârı hemân leb-i deryâda peksumâtcı kârhâneleri vardır. Zîrâ Karadeniz'e ve Akdeniz'e giden cümle gemilerin kapudan …
EÇS I 137b … âneleri vardır. Zîrâ Karadeniz'e ve Akdeniz'e giden cümle gemilerin kapudanları peksumâtı Galata'dan ve bu Yeniköy'den alırlar. Anıniçün peksumâtcı kârhânesi çokdur.
EÇS I 137b … gemilerin kapudanları peksumâtı Galata'dan ve bu Yeniköy'den alırlar. Anıniçün peksumâtcı kârhânesi çokdur.
EÇS I 161a Esnâf-ı beksumâtcıyan: {Evsâf-ı peksumât emîni seferlerde azîm ağalıkdır}. Furun 105, neferât 1000, kârhâneleri Galata'd …
EÇS I 161a … iköy'dedir. Bunlar dahi pür-silâh olup arabalar üzre furunlarında hâs [u] beyâz peksumât pişirüp dükkânların berk [ü] bârlar ile zeyn edüp harar harar beksumâtları halk …
EÇS I 161b Ve ardları sıra peksumâtcıbaşı ve tuz emîni ve peksumât emîni rikâb rikâba olup bunlar dahi iç gulâmları ile u …
EÇS I 161b Ve ardları sıra peksumâtcıbaşı ve tuz emîni ve peksumât emîni rikâb rikâba olup bunlar dahi iç gulâmları ile ubûr ederler.
EÇS I 176a Onuncu, evsâf-ı peksumât emîni: Dahi cümle esnâfıyla ekmekcibaşı neferâtıyla alayında tahrîr olundu, mak …
EÇS I 179b … le üç yüz altmış altı san‘at icâd etmişdir, bu sâbûnu zeyt yağından te’lîf edüp pek etmede niçe zamân tek-i pû edüp âciz kaldı. Âhir âciz olup kahrında ağlarken bi …
EÇS I 189b Ok elinden bir, olasın kemâl pîr / Ok elinden iki, sana lâzım yayın peki / Ok elinden üç, görmesin bazûların güç / Ok elinden dörd, düşmenin bağrına der …
EÇS I 210a "Yâ Rabbî Fir‘avn meclisinde Heccâm beni taklîd etdüğinden pek müte’ellim oldum, anı kahr eyle" dedi. Hak Celle ve Alâ eydir:
EÇS I 216b … nefy-i ebed edüp anda merhûm oldu. Ahmed Çelebi hakkında Murâd Hân, bu âdemden pek havf edecekdir kim her ne murâd edinse elinden gelir, deyü nefy etdi.
EÇS II 245a … iköy : Cild-i evvelde bu kasabanın evsâfı mufassal tahrîr olunmuşdur. Bu şehrin peksimâtı meşhûr olmağıla beş yüz kantar peksimât ve zahîre ve on sandal sufra toprağı al …
EÇS II 245a … mufassal tahrîr olunmuşdur. Bu şehrin peksimâtı meşhûr olmağıla beş yüz kantar peksimât ve zahîre ve on sandal sufra toprağı alıp ondan yine eyyâm-ı lodos ile 7 sâ‘atd …
EÇS II 252a … rdır. Yedinci fırkası niçe bin âdem sayyâd-ı mâhîdir. Zîrâ bu kavm balığı gâyet pek severler. Niçe bin gûne ehl-i şuğl âdemleri vardır. Ammâ tahrîri mümkün değildi …
EÇS II 353b–355b … şusun getir. Harâretden yürek yandı" dediğimde biri eydür: "Bre beğim! Bu yiğit pek yârândandır. Bundan zarar gelir âdem değildir" dedikde cümlesi sappıradak atlar …
EÇS II 364a–365a … ektûblara nazar etdim. "Benim efendim, iki yerden gayret kılıcın kuşanup ayağın pek basup basîret üzre olup cümle vüzerâ ve vükelâ ve ulemâ ve sulehâ ve mîr-i mîrâ …
EÇS III 31b … ğında meydân-ı ma‘rekede atılan çarhacı tüfenklerine bakup, "Hay kahpe oğlu, ne pek gülbânklı tüfenk atdı!" deyüp Bulgurlu dağında atılan tüfenkden Miskinler tekye …
EÇS III 31b–32a … e sakın sıçratma. Başından sarığın düşer" der. Kimisi eydür "Çelebi, ata kendin pek bağla, kayışı yağla, vâlidenden cüdâ düşeceğine ağla!" der. Kimi "Çelebi, paşa …
EÇS III 31b–32a … der. Biri, "Helâlleşmeyüp üç talâk harâmlaşup geldi" der. Niçesi "Ağa atın başı peke benzer, evdeki gibi cenkde çatışma!" der. Kimisi "Kendin aldırma, gayret eyle, …
EÇS III 36b–37a … a halîfe! Bu İbnyâmin'in bir karındâşına Yûsuf derlerdi. Babamız Ya‘kûb Yûsuf'u pek severdi. Bu karındâşlarım Yûsuf'a hasedlerinden kuyuya atup babamıza "Yûsuf'u k …
EÇS III 52b … ti belinden ve boynundan ve uyluklarından ve kollarından pâre pâre olmasın deyü pek sarup vârisleri mürde-şûylara ve kabr-kenlere mâllar verüp bir hoşça defn edin, …
EÇS III 63b–64a … retleri vardır. Bu kapudan içeri zahîre ambârlarına darı ve buğday ve pirinc ve peksimat tâ fetihden berü durur ve gönden akçe vardır.
EÇS III 79b Bahâdir hist kizî kisîrim / Bahâdur pek seni severim.
EÇS III 104b–105a … râhîm Hân'a hedâyâ getürdiler. Ma‘lûm oldu kim Tuna'dan menfezi vardır. Anınçün pek acı değildir. Acı deniz ile bu buhayrenin mâbeyni bir ok menzili alarkadır. Amm …
EÇS III 141b–142a … hazretleri keşf edüp "Hoca-i zâhir Ebussu‘ûd (---) safâ geldin. Şer‘-i Resûl'e pek hizmet eyle. Tarîk-i bâtını da elden komayup beraber terâzû dut" dedükde hemân …
EÇS III 150a–150b … ş geldiniz! dedikde Sefer Şâh eyitdi, hoş bulduk!" dedi. Kral eyitdi: "Bu üç su pek taşdı ve cümle âdemlerimiz şaşdı, mâlik-i emlâkimiz ve cümle kiliselerimiz türâ …
EÇS III 185a–185b … tûbları elime verüp bir cevâhirli sâ‘at dahi verüp "Şimdi sana yollarda {sâ‘at} pek lâzımdır. Hemân durma" deyü bir semmûr parçası kürk ihsân edüp hakîri ol gice G …
EÇS IV 204b … -kavli tevârîh-i Mıkdısî-i Yarmenî "İskender-i Zülkarneyn'in iki et parçasından pekçe iki boynuzları var idi. Lisân-ı Arab'da karn boynuza derler. Ya‘nî iki boynuz s …
EÇS IV 221b … olup işte bu mahalde böyle arz-ı ma‘rifet edüp böyle herzekârlık etdi, ammâ hân pek muğber-i hâtır oldu. Zîrâ sizin paşa bu atın simyâ ile hâsıl olduğun istimâ‘ ed …
EÇS IV 222a … ın cedd-i ızâmıdır. Anların kavl-i sahîhleri üzre İskender'in iki et pâresinden pekçe alnında iki boynuzları olduğundan İskender-i Zülkarneyn dediler. Bir kavlde otu …
EÇS IV 251a … üç aded gâr-ı azîmde tuz mâl-â-mâldır. Ve kırk aded gârda pişmiş darı ekmeği ve peksimat ve un ve bulkur var kim hisâbın Rabbü'l-ibâd bilür.
EÇS IV 261b–262a … emilerine bu kadar topları ve bu kadar bî-hisâb cebehâneleri ve niçe bin kantar peksimat ve barûd-ı siyâhı ve cümle piyâde azebistân ve cebeciyânları ve topçuları cümle …
EÇS IV 267a–267b … re seğirderek bu kadar bin âdemi geçüp bana gelüp ayağıma çıkup ısırdı ve gâyet pek pek acıtdı. 267b Ben dahi cân havliyle iki elimle baldırımı sığardım. Cümle a …
EÇS IV 267a–267b … eğirderek bu kadar bin âdemi geçüp bana gelüp ayağıma çıkup ısırdı ve gâyet pek pek acıtdı. 267b Ben dahi cân havliyle iki elimle baldırımı sığardım. Cümle ayağı …
EÇS IV 271b … e Kara Alî nâm murdâr-ı vâcibü'd-dâr bir eşkıyâ çehreli nâbekâr, ammâ paşa buna pek dikkatle nigerân etdi, "Ya bunlar nedir?" dedi. "Bunlar anın nökerleridir." dey …
EÇS IV 271b … ör Evliyâm, dün sabâh dîvânda ahşam bir vâkı‘a gördüm. Ayağımı bir kara karınca pek ısırup acıtdı. Ammâ öbür karıncalar ayağım ısırmadılar {dimedim mi}. İşte ayağı …
EÇS IV 283b … ümme âfinâ ejder-i heft-ser olurdu. Ammâ gayrı zamân halûk u halîm ü selîm olup pek gazab-âlûd olsa, "Bre âdem", "Hey hayâsız" ve "Hey nâmerd" deyü ıtâb etmeden ga …
EÇS IV 319b … ch ile Bağdâd'ın imdâdına elyak ve enfa‘ kal‘a-i musanna‘ olacak zemîndir. Ammâ pek harâb olup kal‘a demeğe müsta‘idd değil bir kân-ı bûm [u] gurâb âşiyânı olmuş b …
EÇS IV 350b … b. Ebî Süfyân'dır. Bu Mu‘âviye Hazret-i Alî'yi sevmezdi, ammâ Hazret-i Osmân'a pek muhabbet ederdi. Hatta hilâfet Mu‘âviye'de iken "Ehl-i Medîne Hazret-i Osmân'ı …
EÇS IV 351b Ta bu mertebe Mu‘âviye'yi ve Yezîd'i sevmezler. Bu ahvâle hakîr pek vâkıfım ve niçe Arnavud huccâcları Şâm'a geldiklerinde kabr-i Yezîd üzre gelüp …
EÇS IV 375b … bbet-uslûbun ve bir eğerli raht u bahtlı küheylân atın hedâyâ verüp cihân kadar pek hazzedüp sarâyında mihmân olduk.
EÇS V 8a "Yiğit bu kılıcım pek ey kılıçdır. Sende yâdigârım olsun. Senin belindeki gümüşlü kılıcı bana ver. Be …