… -kavli tevârîh-i Mıkdısî-i Yarmenî "İskender-i Zülkarneyn'in iki et parçasından
pekçe
iki boynuzları var idi. Lisân-ı Arab'da karn boynuza derler. Ya‘nî iki boynuz s …
Sebeb-i âmeden-i İskender-i Kübrâ, Încâ (---) bi-kavli tevârîh-i Mıkdısî-i Yarmenî "İskender-i Zülkarneyn'in iki et parçasından pekçe iki boynuzları var idi. Lisân-ı Arab'da karn boynuza derler. Ya‘nî iki boynuz sâhibi demekdir. İskender bu iki boynuzların veca‘ından bir sâ‘at hâb-ı râhata varamazdı. Âhir veca‘ı karneynine dâ-i devâ içün cihân-geşt olup cemî‘i nedim-i musâhibleriyle ve hukemâlarıyla ve niçe yüz bin askeriyle tâ zulumâta gidüp ‘âb-ı hayâtdan derdine bir dermân bulam’ deyü âb-ı hayât arardı. Hikmet-i Hudâ meğer ol asırda Hızır İskender'in askerî tâ’ifesinden idi. Hızır âb-ı hayâtı bulup ilâ hâze'l-ân zinde-i peygamberândır, ammâ nübüvvetinde ihtilâf-ı kalîl-i za‘îf de vardır. Âhir İskender âb-ı hayât bulmadan el yuyup hâ’ib ü hâsir yine boynuzlarının veca‘iyle yine cihânı geşt [u] güzâr ederek şehr-i Basra'ya gelüp Şattu'l-Arab'ı nûş idince karneyninin veca‘ayni teskîn olup sehel hâb-ı râhata varır. Netîce-i kelâm kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek nehr-i Batmân ile nehr-i Şatt'ın birbirleriyle mahlût olduğu mahalle gelüp ikisinden dahi nûş eder. Ammâ âb-ı Şatt'ın nef‘in müşâhede edüp boynuzunun vec‘i teskîn olduğundan sâhil-i Şatt'ı kovarak Diyârbekir'e gelüp andan yukaru bu Palu kal‘ası kurbünda Şatı bâğına gelüp nûş edüp karneyn veca‘ayni teskîn olur. Anınçün bu mahalde çetr-i mülammâ‘ın kurup bu mahalde bir sedd-i İskender-i neşimin binâ eder. Hâlâ ber-devâm bir mastaba-i hâss u âmdır. Anınçün İskender bu mahalle gelmişdir." deyü müverrih Mıkdısî böyle tahrîr etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 204b ·
metinde göster ·
… ın cedd-i ızâmıdır. Anların kavl-i sahîhleri üzre İskender'in iki et pâresinden
pekçe
alnında iki boynuzları olduğundan İskender-i Zülkarneyn dediler. Bir kavlde otu …
Bu kal‘a-i atîkin ibtidâ bânîsin ve sebeb-i tesmiyyesin beyân idelim. Evvelâ müverrihân-ı Rûm u Arab u Acem, müverrih-i hakîkî Mıkdısî ibn Beyhakî Yarmenî ve bi-kavli Hazret-i Sultân Şerefeddîn-i Abbâsî ki, Şerefnâme sâhibidir, kim Âl-i Abbâsiyân'dan hân-ı âlîşânın cedd-i ızâmıdır. Anların kavl-i sahîhleri üzre İskender'in iki et pâresinden pekçe alnında iki boynuzları olduğundan İskender-i Zülkarneyn dediler. Bir kavlde otuz iki seneye bir karn derler kim bu eflâk otuz iki yılda devr eder. İskender iki kerre devr-i felek karnı sâhibi olmağile Zülkarneyn dediler, ammâ lisân-ı Arab'da karn boynuza derler. Esahh-ı rivâyet boynuzu olduğundan Karneyn dediler. Ammâ İskender bu boynuzların veca‘ından bir sâ‘at hâb-ı râhata varamazdı ve cemî‘i hukemâları ana ilâc bulamazdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 222a ·
metinde göster ·
pişirüp ellerinde top top edüp ıssı ıssı sizbala batırup yerler. Sizbal bir gûn …
Der-medh-i ta‘âm-ı Çerkez: Cümle darıdan pişmiş pasta yerler, ya‘nî darı lapasını pekçe pişirüp ellerinde top top edüp ıssı ıssı sizbala batırup yerler. Sizbal bir gûne pişidir kim cevizi havanda döğüp hardal ve tuz ile karışdırup kâselere korlar. Ve cevizin yağın çıkarup kırmızı Freng biberiyle döğüp 150b ol kırmızı ceviz yağıyla biber yağın mezkûr sizbal içine koyup pastayı bu sizbala batıra batıra yerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 150a–150b ·
metinde göster ·
Bu nehr-i Edil kenârınca on gün kâmil Maskov kal‘acıklarında kona göçe
pekçe
pekçe yürüyerek giderdik, ammâ nehr-i Ten kenârında olan kal‘aları cümle ağaçda …
Bu nehr-i Edil kenârınca on gün kâmil Maskov kal‘acıklarında kona göçe pekçe pekçe yürüyerek giderdik, ammâ nehr-i Ten kenârında olan kal‘aları cümle ağaçdan metîn kal‘alardır, zîrâ bu nehr-i Edil'in bu mahallerinin iki tarafları azîm dağlar ve azîm ormanlar olduğundan kal‘aları cümle ağaçdır. Evvelâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 180a ·
metinde göster ·
Bu nehr-i Edil kenârınca on gün kâmil Maskov kal‘acıklarında kona göçe pekçe
pekçe
yürüyerek giderdik, ammâ nehr-i Ten kenârında olan kal‘aları cümle ağaçdan metî …
Bu nehr-i Edil kenârınca on gün kâmil Maskov kal‘acıklarında kona göçe pekçe pekçe yürüyerek giderdik, ammâ nehr-i Ten kenârında olan kal‘aları cümle ağaçdan metîn kal‘alardır, zîrâ bu nehr-i Edil'in bu mahallerinin iki tarafları azîm dağlar ve azîm ormanlar olduğundan kal‘aları cümle ağaçdır. Evvelâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 180a ·
metinde göster ·