… nefy-i ebed edüp anda merhûm oldu. Ahmed Çelebi hakkında Murâd Hân, bu âdemden
pek havf
edecekdir kim her ne murâd edinse elinden gelir, deyü nefy etdi.
Hezârfen Ahmed Çelebi: ibtidâ Okmeydânı minberi üzre yıldız rûzgârı şiddetinde kartal kanatlarıyla sekiz tokuz kerre eflâkde pervâz ederek ta‘lîm edüp ba‘dehu Sultân Murâd Hâ[n], Sarâyburnu'nda Sinânpaşa köşkünden temâşâ ederken Galata kullesinin tâ zirve-i a‘lâsından Ahmed Çelebi lodos rûzgârıyla uçup Üsküdar'da Doğancılar meydânına düşdüğü müsbettir. Ba‘dehu Murâd Hân bir kîse altun ihsân edüp Hezârfen Ahmed Çelebi'yi Cezâyir'e nefy-i ebed edüp anda merhûm oldu. Ahmed Çelebi hakkında Murâd Hân, bu âdemden pek havf edecekdir kim her ne murâd edinse elinden gelir, deyü nefy etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 216b ·
metinde göster ·
… dim. Reng-i rûyunuz mütegayyir olup bu gördüğüm düşden sende ve bende bildim ki
pek havf
etdim" dedikde,
Sultân eydir: "Vallâhi'l-azîm Paşacığım, sen bu vâkı‘ayı gayrı tevcîh ile hüsn-i ta‘bîr ederken beşerenize nazar etdim. Reng-i rûyunuz mütegayyir olup bu gördüğüm düşden sende ve bende bildim ki pek havf etdim" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 76b ·
metinde göster ·
… rı cümle kırılup battâl olup kolumburuna toplar atar oldu. Hamd-i Hudâ anlardan
pek havf
olunmaz oldu.
Ammâ yine câ-be-câ tabyalardan küffâr toplar atardı, ammâ balyemez topları cümle kırılup battâl olup kolumburuna toplar atar oldu. Hamd-i Hudâ anlardan pek havf olunmaz oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 112a ·
metinde göster ·
… r, lâkin her biri sedd-i İskender'dir, zîrâ bu diyâr küffârları İsfaç kralından
pek havf
129a etdiklerinden kal‘aların metîn ü müstahkem ederler. Ammâ ekseriyyâ topla …
Ve ekseriyyâ kal‘aları Kanije gibi sazlık ve bataklık içinde ağaçdan kal‘alardır, lâkin her biri sedd-i İskender'dir, zîrâ bu diyâr küffârları İsfaç kralından pek havf 129a etdiklerinden kal‘aların metîn ü müstahkem ederler. Ammâ ekseriyyâ topları dişbudak ağacından ve karaağaçdan ve sarma ağacından fıçı gibi yapılmış toplardır kim cümle toplar beşer onar yerde demir çemberlidir. Her topları onar âdem kaldırır ve on topu bir arabaya koyup istediği yere götürüp anda demir çemberlerin geçirüp ağaçdan topları atmağa başlar. Ammâ her top on beşer ve yigirmişer kerre ancak atılır, ba‘zısı üç dörd kerreden ziyâde atılmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 128b–129a ·
metinde göster ·
ederler. Ve cânib-i erba‘asın Uskok kâfiri harâb etmişdir. Bunlar dahi geceler …
Bu şehir halkı dahi Uskok kâfirinden pek havf ederler. Ve cânib-i erba‘asın Uskok kâfiri harâb etmişdir. Bunlar dahi geceler ile huzûr ile yatmayup ehl [ü] iyâllerin alup sarp dağlarda ve sa‘b mağârâlarda yatırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 148b ·
metinde göster ·
… îfdir, ammâ şiddet-i şitâsı şedîd olup gölü donup buz oldukda kâfirden ol zamân
pek havf
ederler, zîrâ küffâr şebhûn edüp buz üzre gelirler, bi-inâyetillâhi Ta‘âlâ yine …
Evvelâ âb [u] hevâsı Temmûz'da latîfdir, ammâ şiddet-i şitâsı şedîd olup gölü donup buz oldukda kâfirden ol zamân pek havf ederler, zîrâ küffâr şebhûn edüp buz üzre gelirler, bi-inâyetillâhi Ta‘âlâ yine hâ’ib ü hâsir giderler, zîrâ bu kal‘a Hazret-i Ali'nin himâyesinde olduğun niçe bin sulehâ-yı ümmetden kimesneler vâkı‘alarında görmüşlerdir. Ve ol şitâda cemî‘i Kanije'nin sağîr ü kebîri ve bay u gedâsı kal‘a etrâfındaki buzları kable'l-mağrib kesüp kal‘ayı ziyâdesiyle muhâfaza ederler. Gâyet şecî‘ ve bahâdır gâzîleri vardır. Her sabâh elbette kâfire çeteye ve poturaya giderler ve kâfir de her zamân anlara gelüp ceng-i azîmler edüp baş alup baş verir ve bir baş kâfire varır gâzîleri vardır, ammâ ekserî yayanlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 182b ·
metinde göster ·
… olup üzerlerine varmada idik. Anlar bizi görüp gerü gerü gitmede. Meğer bizden
pek havf
etmişler, zîrâ biz otuz bin askerden yedi yüz aded yiğitlerimiz şehîd oldu, amm …
Ba‘dehu bir sâ‘at cânib-i şarka gidüp bir azîm sahrâ içre bir küme askere râst gelüp cümle hâzır-bâş olup üzerlerine varmada idik. Anlar bizi görüp gerü gerü gitmede. Meğer bizden pek havf etmişler, zîrâ biz otuz bin askerden yedi yüz aded yiğitlerimiz şehîd oldu, ammâ yine azîm askeriz ve bu kadar karaltı mâl-ı ganâ’imlerimiz var. Ol görünen asker cümle kâfir kıyâfetli ve kalpaklı kefereler idi, ammâ anlar bizim askerimizin yanlarında bir tufeyl gibi idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 185b ·
metinde göster ·
… almışdır ve selâmet [ile] Maskov'a gitmişdir. Kavm-i Acem bu Maskov Kazağından
pek havf
ederler.
Ba‘zı mahalde Maskov kralları Acem ile sulha mugâyir iş işleyüp bu mezkûr gemilerle Acem'in Bahr-i Harez kenârlarında olan kal‘a ve şehirlerin urup nehb ü gâret ederler. Hattâ Bakü kal‘asın urup ve Gîlân şehrinin bâzârı günleri gelüp Gîlân'dan niçe yüz Acem esîrleri almışdır ve selâmet [ile] Maskov'a gitmişdir. Kavm-i Acem bu Maskov Kazağından pek havf ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 167a ·
metinde göster ·