… smirrâtı dahi kalîldir. Ammâ mahsûlât [u] menbûtâtının memdûhâtından yedi elvân
pembesi
olur. Meselâ pembe-i zâgî ve monlâyî ve za‘afrânî ve la‘lî ve hâs ve beyâz pemb …
Ebyâtı mazmûnunca hemîşe hâl-i dünyâ gâh imâr ve gâh harâb olmadadır kim Arapça nassına mazhar olmuşdur. Ammâ Murâd-ı Râbi‘ harâbından sonra imârı cümle on bin iki yüz toprak örtülü hânedân-ı azîmler ile ârâste ve yetmiş aded cevâmi‘ ibâdethâne ile pîrâste ve kırk mesâcid ve yigirmi hân-ı sarây-ı mihmân ve yedi hammâm-ı dilsitân ve bin mikdâr esvâk-ı dükkân ile tezyîn olmada bir şehr-i müzeyyendir. İmârâtının ekseri hayr ve ecr ile mebnîdir. Dördüncü iklîm-i hakîkîde ve on sekizinci iklîm-i örfiyye vasatında olmak ile âb [u] hevâsı sehl şiddet üzre halk olunup bâğı ve bâğçesi azacık olmağıla eşcâr-ı müsmirrâtı dahi kalîldir. Ammâ mahsûlât [u] menbûtâtının memdûhâtından yedi elvân pembesi olur. Meselâ pembe-i zâgî ve monlâyî ve za‘afrânî ve la‘lî ve hâs ve beyâz pembesi ve galle ve hıntası memdûh-ı âlemdir. Ve ehl-i sanâyi‘den her esnâfı mevcûddur, ammâ kalemkârî Behrâmpûrı ve destehân çitleri meşhûr-ı cihân-ı nakş-vândır. Ve cümle sahrâsı vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-iş‘ârdır kim dörd vukıyye kara arpasın bir at yise kifâyet eder. Ol mertebe yağlı arpası ve besâtînlerinde mahzen-i mâ kavunu ve karpuzu olur. Ve âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb ve mahbûbesinin reng-i rûyları ebyazu'l-levndir. Merdânesi zurzuvileli tâc üzre serbend sarup kalemkârî peşk-püş câme giyerler. Ve ayaklarına elvân keçe çakşır ve yeşil ve kırmızı ve nârencî ve turuncî pây-pûş giyerler. Zenâneleri sivri takye giyüp üzerlerine beyâz [câr-ı] ızâr bürünüp pâylarına elvân çizme giyerler. Mahbûbları gûnâ-gûn kebûtî kürkden börk-i Isfahânî giyüp Mirzâ-yı dilâr-emsâl hırâmânî-reftar ve zerafet ve nezaket üzre güftâr edüp halka hüsn-i ülfet ederler. Lâkin mahbûblarına rağbetleri yokdur. İbtizâle düşmüş bir alay zen-dost arasında kalmış mahbûbânlar ve civânânlardır. Ve cümle halkı Şâfi‘îlerdir, ammâ kızıl kızılbaşlardır. "Şâfi‘î mezhebindeniz" deyü da‘vâ-yı merd ederler. Ammâ kizb edüp mezheb-i Ca‘feriyye'de bir alay Hâmisîlerdir. Ammâ ezân kırâ’at olanda evkât-ı hamselerine müdâvemetleri var, ammâ cemâ‘atle aslâ namâz kılmazlar. Cemâ‘at-i kesîrden garîb câmi‘ler vardır kim gûyâ her biri birer cennet-i firdevs-i huld-ı berrîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 295a ·
metinde göster ·
… besi olur. Meselâ pembe-i zâgî ve monlâyî ve za‘afrânî ve la‘lî ve hâs ve beyâz
pembesi
ve galle ve hıntası memdûh-ı âlemdir. Ve ehl-i sanâyi‘den her esnâfı mevcûddur, …
Ebyâtı mazmûnunca hemîşe hâl-i dünyâ gâh imâr ve gâh harâb olmadadır kim Arapça nassına mazhar olmuşdur. Ammâ Murâd-ı Râbi‘ harâbından sonra imârı cümle on bin iki yüz toprak örtülü hânedân-ı azîmler ile ârâste ve yetmiş aded cevâmi‘ ibâdethâne ile pîrâste ve kırk mesâcid ve yigirmi hân-ı sarây-ı mihmân ve yedi hammâm-ı dilsitân ve bin mikdâr esvâk-ı dükkân ile tezyîn olmada bir şehr-i müzeyyendir. İmârâtının ekseri hayr ve ecr ile mebnîdir. Dördüncü iklîm-i hakîkîde ve on sekizinci iklîm-i örfiyye vasatında olmak ile âb [u] hevâsı sehl şiddet üzre halk olunup bâğı ve bâğçesi azacık olmağıla eşcâr-ı müsmirrâtı dahi kalîldir. Ammâ mahsûlât [u] menbûtâtının memdûhâtından yedi elvân pembesi olur. Meselâ pembe-i zâgî ve monlâyî ve za‘afrânî ve la‘lî ve hâs ve beyâz pembesi ve galle ve hıntası memdûh-ı âlemdir. Ve ehl-i sanâyi‘den her esnâfı mevcûddur, ammâ kalemkârî Behrâmpûrı ve destehân çitleri meşhûr-ı cihân-ı nakş-vândır. Ve cümle sahrâsı vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-iş‘ârdır kim dörd vukıyye kara arpasın bir at yise kifâyet eder. Ol mertebe yağlı arpası ve besâtînlerinde mahzen-i mâ kavunu ve karpuzu olur. Ve âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb ve mahbûbesinin reng-i rûyları ebyazu'l-levndir. Merdânesi zurzuvileli tâc üzre serbend sarup kalemkârî peşk-püş câme giyerler. Ve ayaklarına elvân keçe çakşır ve yeşil ve kırmızı ve nârencî ve turuncî pây-pûş giyerler. Zenâneleri sivri takye giyüp üzerlerine beyâz [câr-ı] ızâr bürünüp pâylarına elvân çizme giyerler. Mahbûbları gûnâ-gûn kebûtî kürkden börk-i Isfahânî giyüp Mirzâ-yı dilâr-emsâl hırâmânî-reftar ve zerafet ve nezaket üzre güftâr edüp halka hüsn-i ülfet ederler. Lâkin mahbûblarına rağbetleri yokdur. İbtizâle düşmüş bir alay zen-dost arasında kalmış mahbûbânlar ve civânânlardır. Ve cümle halkı Şâfi‘îlerdir, ammâ kızıl kızılbaşlardır. "Şâfi‘î mezhebindeniz" deyü da‘vâ-yı merd ederler. Ammâ kizb edüp mezheb-i Ca‘feriyye'de bir alay Hâmisîlerdir. Ammâ ezân kırâ’at olanda evkât-ı hamselerine müdâvemetleri var, ammâ cemâ‘atle aslâ namâz kılmazlar. Cemâ‘at-i kesîrden garîb câmi‘ler vardır kim gûyâ her biri birer cennet-i firdevs-i huld-ı berrîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 295a ·
metinde göster ·
… n yedi elvân gendümü gâyet dânedâr olur. Ve fûlı ve şa‘îri vefret üzre olur. Ve
pembesi
dahi yedi nev‘ olur. Ve sâ’ir sebzevâtı vâfir ve berekâtı mütekâsir bir vâsi‘at …
Der-vasf-ı hubûbât-ı mahsûlât: Evvelâ cânib-i erba‘asındaki yedi aded nevâhîlerinde ve Tebrîz sahrâsında hâsıl olan yedi elvân gendümü gâyet dânedâr olur. Ve fûlı ve şa‘îri vefret üzre olur. Ve pembesi dahi yedi nev‘ olur. Ve sâ’ir sebzevâtı vâfir ve berekâtı mütekâsir bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-ış‘âr ma‘mûr diyârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 300a ·
metinde göster ·
Ve engûr âbdârı ve sa’ir meyve [vü] müsmirrâtı ve gülnârı ve gûnâ-gûn
pembesi
ve sebzevâtı meşhûrdur. Ve halkı gâyet ebyazu'l-levn ve marâlî ve gazâlî mükehh …
Ve engûr âbdârı ve sa’ir meyve [vü] müsmirrâtı ve gülnârı ve gûnâ-gûn pembesi ve sebzevâtı meşhûrdur. Ve halkı gâyet ebyazu'l-levn ve marâlî ve gazâlî mükehhal gözlü, şîrîn sözlü ve münevver yüzlü ahâlîsi vardır. Ekseriyyâ halkı nihânîce Hanefiyyü'l-mezheb ve sulehâ-meşreb ahâlîsi firâvândır. Ve ekseriyyâ zebânları Pehlevîce güft u gû ederler, fasîhu'l-lisân ve bedî‘u'l-beyân kimesneleri çokdur. Ve cümle vilâyeti sekiz nâhiyedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 304b ·
metinde göster ·
… hrâsında mahsûlâtı dânedâr pirinci hâsıl olduğundan hevâsı harârete mâ’ildir ve
pembesi
ve âbdâr engûrü olur. Ve nehri Kûh-ı Selmâs'dan cem‘ olup nehr-i Araz'a rîzân o …
Evsâf-ı kal‘a-i Hoy-ı dilcûy: (ve) Şehr-i hûb-hûydır ve Menend'e mânend şehr-i İrem'dir, Azerbaycân hâkinde başka sultânlıkdır kim bin mikdârı nökere mâlikdir. Kadı ve müftî ve nakîbi ve münşî ve kelenter darûgası ve korucusu ve diz çökenleri ve mihmândârları vardır. Ve bu şehr-i Hoy-ı hûb, Menend'in cânib-i garbı tarafındadır ve mâbeynehümâsı on fersah yerdir. Kal‘ası bir düz sahrâda vâkı‘ olmuş şekl-i murabba‘ seng-binâ kal‘a-i zîbâdır. Dâiren-mâdâr cirmi yedi bin adımdır. Cânib-i erba‘asında handakı ol kadar amîk değildir. İki dervezesi var, biri cânib-i cenûba Bâb-ı Tebrîz, biri cânib-i garba Bâb-ı Menend. İçinde yüz aded hâne ve bir câmi‘i var. Bânî-i kal‘a Ferhâd Paşa'dır. Ammâ şehr-i kadîminin bânîsi Şah Haydar-ı Kerrârdır. Niçe kerre harâb u âbâdân olmuşdur. Taşra şehri yedi bin hâk-ı amber-i pâk ile mestûr hâne-i pür-nûrlardır. Ve cümle yetmiş mihrâb ve on bir cum‘adır ve iki hammâm ve yedi hân ve bin aded esvâk-ı sultân ve cânib-i erba‘ası bâğ u bostân ile müzeyyen bir hûb-huy ve mahbûb ve mahbûbesi dilcûy, şehri-i müşk-bûydur. Bu şehr-i azîmin devri kâmil on üç bin hatve ile, gulâmlarımız adımlamışdır. Murâd-ı Gâzî harâb idelden berü henüz âbâdân olmadadır. Ve cümle sahrâsında mahsûlâtı dânedâr pirinci hâsıl olduğundan hevâsı harârete mâ’ildir ve pembesi ve âbdâr engûrü olur. Ve nehri Kûh-ı Selmâs'dan cem‘ olup nehr-i Araz'a rîzân olur. Bâğistân, bûsitân [u] gülistânı meşhûrdur. Ve müsmirrâtından 307b memdûhî peygamber emrûdu, şîrîn ve âbdâr-ı hoş-hordur kim nazîri yokdur. Ve âb [u] hevâsının letâfetinden cümle halkının reng-i rûyları gâyet beyâzdır. Ve mahbûb u mahbûbesine hadd [ü] hasr yokdur. Ve ba‘zı müverrih âlimler bu şehre Türkistân, Avşaristân, İrânistân derler. Şehr-i kadîm ve bender-i azîmdir ve cümle nevâhîleri yüz seksen pâre avadân kend [ü] büldânları var. Ve ekseriyyâ halkı Şâfi‘î-Sünnî mezheblerdir. Şâh İsmâ‘îl bu kavmden tûl-i sakal harâcı alırmış. Hâlâ Şâh Safî'den berü mu‘âflardır. Sakalların uzadup sakal harâcı vermezler. Ve mahbûb u mahbûbesine hadd [ü] hasr yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 307a–307b ·
metinde göster ·
… ir. Zîrâ kurâlarında 314b pirinç ve kettân ve bâğ [u] bostân hâsıl olup latîf
pembesi
olur. Ammâ suyu cümle neft yağı kokar. Zîra bu şehr kurbunda yedi yerde neft me …
Bu şehrin hevâsı latîf ve sevâhildir. Zîrâ kurâlarında 314b pirinç ve kettân ve bâğ [u] bostân hâsıl olup latîf pembesi olur. Ammâ suyu cümle neft yağı kokar. Zîra bu şehr kurbunda yedi yerde neft me‘âdinleri vardır kim her biri bir elvândır. Sarı ve kırmızı ve kara neft olur. Bu diyârın nevâhîlerinden Müskir ve Sendân ve Rîneb nevâhîleri ahâlîsi aslâ şem‘-i asel ve şem‘-i revgan yakmayup cümle kara neft yağı çerâğân yakarlar. Ammâ halkı gâyet ten-dürüst ve ten-perverdir. Ve câ-be-câ mahbûb u mahbûbeleri vardır. Zîrâ iklîm-i örfiyyenin on sekizinci hudûdındadır. Arz-ı beledî (---)(---)(---) ve tûl-ı nehârî (---)(---)(---)(---)(---). Ahâlîsi ekseriyyâ Sünnîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 314a–314b ·
metinde göster ·
… hâsıl olur et şeftâlûleridir. Hubûbât [u] nebâtâtı mahsûlleri gâyet memdûhdur.
Pembesi
ve harîri olmaz, amma âbdâr engürü mevsûfdır. Ve nehr-i Kür'den bu mahsûlâtlara …
Eşkâl-i kal‘a-i Tiflis: Evvelâ nehr-i Kür kenarında yalçın kayalar üzre birbirine mukâbil iki kal‘a-i Betlis-i Tiflis'dir kim mâbeyne-hümâsından nehr-i Kür cereyân edüp bir kayadan bir kayaya cisr-i azîm ile kal‘adan kal‘aya ubûr olunur. Kal‘a-i kebîr, nehr-i Kür'ün cânib-i cenûbundadır. Ve küçük kal‘a nehr-i Kür'ün şimâlindedir. Ve nehr-i Kür büyük kal‘anın sahrâya nâzır tarafında küçük kal‘aya açılan kapusu önünden nehr-i Kür kal‘a dîvârına dokunarak cereyân ederek yedinci konakda Bakü kal‘asıyla Gîlân şehri mâbeyninde Bahr-i Haraz'a mahlût olur. İbtidâ matla‘ı vilâyet-i Çıldır'da (---) dağlarından hurûc edüp tâ Kara Ardahân'dan ve kal‘a-i Ahıska'ya ve kal‘a-i Azgur'a uğrayup Tiflis içinden geçüp Bahr-i Haraz'a munsab olur. Bir nehr-i azîmdir kim müverrihân-ı İrân-zemîn, "Bu nehr-i Kür'e bin altmış uyûn-ı câriye rîzân olur" deyü tahrîr etmişler. Hakkâ ki nehr-i Furât'dan sonra nehr-i Kür azîm sudur. Bu nehr kenarında yalçın kaya üzre Betlis'in binâ etdiği kal‘a-i kebîrin dâiren-mâdâr cirmi altı bin adımdır ammâ binâ-yı atîkdir. Dîvârının kaddi altmış zirâ‘ ve yetmiş burc ve üç bin bedendir. Ve bir cisr bâbı var, handakı yokdur. Nehr-i Kür üzre suluk kullesi var. Hîn-ı muhâsarada andan def‘-i atşân ederler. Derûn-ı hisârda altı yüz bâğsız ve bâğçesiz hâne-i hâk-i mestûrı var ve Hân sarâyı bu kal‘adadır. Câmi‘i ve hân [ve] hammâmı ve esvâk-ı muhtasarı ve küçük kal‘a sonradan Yezdcir[d] Şâh binâ etmişdir, bir yalçın püşte üzre sad-ribâz-misâl bir seng-âbâd şekl-i murabba‘ küçük kal‘adır. Cisr başına ancak bir dervezesi var. Derûn-ı kal‘ada üç yüz hâne ve câmi‘ var. Lâkin bedâsteni ve imâret yokdur. Bu kal‘anın büyük kal‘a cenûb tarafındadır. Ammâ bu küçük kal‘a sûr-ı kebîrden metîndir. Bu kal‘aların cümle üç bin nigehbânları vardır. Her şeb-i muzlimde kal‘ayı meş‘aller ile çerâğân edüp dîdebânlar "Hudâ hûb" deyü feryâd ederek nigehbânlık ederler. Gerçi Acem diyârıdır, ammâ ekseriyyâ ahâlîsi Osmânlı zamânından berü Sünnî ve Hanefî ve Şâfi‘îyyü'l-mezheb bî-hisâb kimesneleri vardır ve ulemâsı ve mahbûb ve mahbûbesi vâfirdir. Memdûhâtından, dânedâr gendümü ve hâs ve beyâz Tiflis nânı ve beyâzî ve âl tebekânî yanaklı şeftâlûsü ve âbdâr [ve] lezîzât şeftâlûsü gâyet latîf ve hoş-hordur. Zîrâ Gürcî zenâneleri bâğında hâsıl olur et şeftâlûleridir. Hubûbât [u] nebâtâtı mahsûlleri gâyet memdûhdur. Pembesi ve harîri olmaz, amma âbdâr engürü mevsûfdır. Ve nehr-i Kür'den bu mahsûlâtlara aslâ fâ’ide (yarkıdde) yokdur. Cümle bârân-ı rahmet ile hayr [u] berekât mütekâsirdir. Nehr-i Kür'ün tulû‘undan gurûbuna varınca yüz elli pâre şehre uğrayup aslâ bu kurâ ve kasabâtların mezâri‘âtlarına fâ’ide olmaduğundan nehr-i Kür derler, Moğol kavmi Kür-i ur derler, ya‘nî fâ’idesiz 320a demekdir, ammâ lezîz âb-ı nâbdır. Dâ’imâ pest akmağile âlî yerleri reyy edemez ve hammâmları memdûh değildir. Zîrâ bu şehirde ılıcalar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 319b–320a ·
metinde göster ·
… âtın bildirir : Şâm'ın Havrân buğdayından danedâr gendümü olur ve pâk şa‘îri ve
pembesi
ve fûlü ve reyhânı ve tirfil ve yonca yer ve küheylan atları, (---)(---)(---) …
Memdûhât-ı mahsûlâtın bildirir : Şâm'ın Havrân buğdayından danedâr gendümü olur ve pâk şa‘îri ve pembesi ve fûlü ve reyhânı ve tirfil ve yonca yer ve küheylan atları, (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)26a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 25b–26a ·
metinde göster ·
… : Evvelâ yedi gûne danedâr buğdayı olur, misli meğer Havrân'da ola ve şa‘îri ve
pembesi
hûb ve sahrâlarında alefzârı mergûbdur ve fül ve hummûsu ve adesi gâyet meşhûrd …
Berekât-ı hubûbât-ı mahsûlât: Evvelâ yedi gûne danedâr buğdayı olur, misli meğer Havrân'da ola ve şa‘îri ve pembesi hûb ve sahrâlarında alefzârı mergûbdur ve fül ve hummûsu ve adesi gâyet meşhûrdur, ammâ vâdîlerinde pirinci olmaz, zîrâ şitâ kânıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 195a ·
metinde göster ·
… embesiyle berâber vezn olunmuşdur. Tâ bu mertebe hafîf ayn-ı Hamrevât'dır. Eğer
pembesi
sakîl olsa şûr olup bî-nefy olmasına delâlet eder. Ve bu ayn-ı Hamrevât mu‘tedi …
Cümle (---) aded ayn-ı câriyelerdir. Cümlesinden memdûh olan âb-ı hayât çeşmeler ayn-ı Hamrevât'dan gelen çeşm-i cânperverlerdir. Zîrâ bu âb-ı Hamrevât Rûm ve Arab ve Acem'de Ma‘arretü'n-nu‘mân suyu gibi meşhûr-ı âfâk [ve] lisân-ı meddâhânda ale'l-ıtlâk memdûh-ı âlem ayn-ı Hamrevât'dır. İbtidâ tulû‘ı Diyârbekr'ün garbîsinde Karadağ yaylağından zîr-i zemînde iki menzil yerden pohrenkler ile kal‘a-i Âmid'e dâhil olup ibtidâ Câmi‘-i Kebîr'e andan gayrı cevâmi‘lere ve hân u imâret ü hammâmlara taksîm olur. Hukemâ-yı kudemâ bu âb-ı Hamrevât içre pembe bırağup ba‘dehû pembeyi kurudup vezn etmişlerdir. Ma‘arra şehri suyu pembe- 202a -sinden hafif gelüp İslâmbol'da Eski Sarây kapusu önündeki çeşme-i Yektâ suyunda ıslanup kuruyan pembe ile bu Diyârbekr'ün Hamrevât aynı pembesiyle berâber vezn olunmuşdur. Tâ bu mertebe hafîf ayn-ı Hamrevât'dır. Eğer pembesi sakîl olsa şûr olup bî-nefy olmasına delâlet eder. Ve bu ayn-ı Hamrevât mu‘tedil âb-ı hoş-hayâtdır. Safrâ ü sevdâ ü balgamı ve derûnda olan cümle ahlâtları mahv eder. Hattâ bu Hamrevât abının evsâfın Âl-i Osmân'dan Sultân İbrâhîm Hân istimâ‘ edüp "Elbette bana Diyârbekir'den mâ-ı Hamrevât gelsin!", deyü hatt-ı şerîf ile dergâh-ı âlî kapucubaşısı ta‘yîn olunup efendimiz Melek Ahmed Paşa Kara Âmid vâlîsiyken mezkûr ağa hatt-ı şerîf ile gelüp paşa-yı mûmâ-ileyh "Sem‘an ve tâ‘atan" deyüp onar vukiyye sîm-i hâlisden güğümler yapdı ve altı güğüm kurşumdan ve altı güğüm rûh-ı tûtyâdan ve altı aded senek ta‘bîr etdikleri çam boduçlarına cümle âb-ı Hamrevât'ı memlû edüp huzûr-ı şer‘de cümle güğümleri mühürleyüp gelen kapucubaşıya on kîse ihsân edüp ve on altı kîse dahi güğümlerinin masrûfun çeküp ılgar ile bu mâ’-i Hamrevât'ı İbrâhîm Hân'a gönderdi. Hikmet-i Hudâ bu mâ’-i zülâl İslâmbol'a dâhil olduğu gün cülûs-ı hümâyûn vâki‘ olup âb-ı Hamrevât Sultân Mehemmed ibn İbrâhîm Hân'a müyesser olup bin elli sekiz Receb'inin 18'inde sebt gün ba‘de'l-asr tahtnişîn oldukda ibtidâ âb-ı Hamrevât nûş etdi. Hulâsa-ı kelâm bu mâ’-i Hamrevât Diyârbekr'in âb-ı rûyıdır. Fetahnâ'l-Irâk lafzı {sene 941 târîhinde} Sultân aleyhi'r-rahmeti ve'l-gufrân yolların tathîr edüp Karadağ'dan getirmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 201b–202a ·
metinde göster ·
… çe emrûdu memdûh-ı âlemdir. Hubûbâtından gendümü ve cevvi ve lobiyâsı 307b ve
pembesi
ve sâ’ir nebâtâtı ve şükûfe vü ezhâriyyâtı memdûhdur.
Ve âb u hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbe-i Nihâvend meşhûrdur kim cümle halkının reng-i rûyları humret üzre buğday ağınnılardır. Zîrâ bu diyârın zemîni mürtefi‘dir, hevâsı bürûdet üzredir. Ve âb-ı hayât suları cümle kûh-ı Elvend'den gelüp şehrin bâğ u bâğçe ve müşebbek bostânlarını reyy eder. Bâğ u ravza-i cinânları ve hadîka-i gülistânları bî-haddir ve meyve-i gûnâ-gûnu firâvândır ammâ engürü ve sîbi ve âlû-yı gûnâ-gûnları ve danedâr gülnarı ve Melçe emrûdu memdûh-ı âlemdir. Hubûbâtından gendümü ve cevvi ve lobiyâsı 307b ve pembesi ve sâ’ir nebâtâtı ve şükûfe vü ezhâriyyâtı memdûhdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 307a–307b ·
metinde göster ·
… Hemedân ve şehr-i Kazvîn'e dahi karîbdir. Sahrâsında tâ Diyâle şehrine varınca
pembesi
ve hubûbâtı firâvândır. Ve halkı cümle Şî‘î ve melâhide ve zenâdıkalardır ve cü …
Ancak hâlâ hâk-i Irâk'da hükm-i Kazvîn-i Acem'de başka sultânlıkdır. Bin mikdârı nökere mâlikdir. Fezâlarında Urbân-ı Keys ve Mevâl sâkin olduklarından ol kadar âbâdân değildir. Kal‘a kezâlik dahi imâr değildir ve bunda bir câmi‘-i pür-nûr var kim binâsı midhatinde ve vâsi‘liği cihetinde misli meğer şehr-i Dımışk'da Câmi‘-i Ümeyye ola. Ammâ cemâ‘ati yokdur. Şî‘îler içre garîb kalmışdır. Şehri kal‘a-i Esedâbâd'a karîbdir. Hemedân ve şehr-i Kazvîn'e dahi karîbdir. Sahrâsında tâ Diyâle şehrine varınca pembesi ve hubûbâtı firâvândır. Ve halkı cümle Şî‘î ve melâhide ve zenâdıkalardır ve cümlesi harâmîler ve kemândârlardır kim bir kırçıl âdemîsi on âdemden yüz çevirmez sâhib-cür’et hırsızlardır. Ve Kasrü'l-Lusûs te’sîriyle ekseriyyâ halkı Lıslardır kim Çerâkise kavmi gibi sürmeden gözü çalup sürme gözde kalır. Tâ bu mertebe harâmî harâmzâdelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 317a ·
metinde göster ·
… nası ve purasa ve soğanı gâyet çokdur, ammâ limon ve turunç ve nar ve inciri ve
pembesi
yokdur, ammâ bu kal‘a etrâfında olan ceng âlâtı içün muhîl [ü] şeytanatları ve …
Ve bâğçeleri bî-hisâb olup eriği ve emrûdu ve elması ve lahanası ve purasa ve soğanı gâyet çokdur, ammâ limon ve turunç ve nar ve inciri ve pembesi yokdur, ammâ bu kal‘a etrâfında olan ceng âlâtı içün muhîl [ü] şeytanatları ve çarh-ı felekleri ve paçarızları ve domuz ayakları ve su çarhların âdem görse hayrân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 47b ·
metinde göster ·
… ir diyârda yokdur, lâkin zimistân diyârı olmağile incir ve zeytûnı ve narı [ve]
pembesi
yokdur, lâkin emrûd-ı ahladı çokdur.
Nevâhîlerinde olan sürü sürü devâbbât makûlesinden at ve sığır ve câmûs ve koyun ve kuzuların hisâbın Rabbü'l-izzet bilir. Katır ve deve ve eşek görseler re‘âyâsı deveden korkup eşeğe gülüp katırdan ürküp temâşâ ederler. Balı ve yağı cihânı doylamışdır. Gâyet ganîmet diyârdır. Dağlarında bir vişnesi ve bir çileği ve eriği ve gögemi bir diyârda yokdur, lâkin zimistân diyârı olmağile incir ve zeytûnı ve narı [ve] pembesi yokdur, lâkin emrûd-ı ahladı çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 119b ·
metinde göster ·
… vâhil olmağile şeker kamışı ve limon ve turunç ve narı ve zeytûn [ve] inciri ve
pembesi
olur, başka bir kraldır.
Bu arâzî-i ma‘mûrenin cânib-i şarkîsi vilâyet-i Leh'de Korol vilâyeti hâkiyle müşâdır. Cenûbî tarafında Filimenk ile müşâdır ve kıble tarafında Nemse ile hem-çetdir ve semt-i garbîde İsfaç kralına hem-hâkdir, şimâl tarafı nihâyeti Bahr-i Muhît sâhilidir. Bu dahi ilm-i usturlâb üzre iklîm-i sâbi‘in vasatında sâhil-i Bahr-i Muhît'i sevâhil olmağile şeker kamışı ve limon ve turunç ve narı ve zeytûn [ve] inciri ve pembesi olur, başka bir kraldır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 126b ·
metinde göster ·
gâyet latîf olur. Ve dahi hayâl ve rakîk kettân bezi işlenir kim bir gömleğin b …
Memdûhâtından; Dırama'nın çadır bezi gâyet meşhûrdur, zîrâ pembesi gâyet latîf olur. Ve dahi hayâl ve rakîk kettân bezi işlenir kim bir gömleğin bezin bir kamış içine koyup İslâmbol'da vüzerâ ve vükelâlara ve bizzât Âl-i Osmân pâdişâhına hedâyâ götürürler. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 218a ·
metinde göster ·
… dûhdur, ammâ zeytûnu hurmâ gibi tâze iken tenâvül olunur, aslâ acı değildir. Ve
pembesi
rub‘-ı meskûnda olmak ihtimâli yokdur.
Ve bu şehrin bâğ u bâğçesi bî-hisâb olup memdûhât-ı müsmirâtından limonu ve nârenci ve kebbâtı ve nârı ve inciri memdûhdur, ammâ zeytûnu hurmâ gibi tâze iken tenâvül olunur, aslâ acı değildir. Ve pembesi rub‘-ı meskûnda olmak ihtimâli yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 266a ·
metinde göster ·
… bûnu misk gibi râyiha-i tayyibesi vardır. Esbâbı gül-i pembe-misâl pâk eder. Ve
pembesi
firâvân olmağın beyâz ve rakîk kara dimisi ve nâzük harîri olur, zîrâ cümle dağ …
Der-güzîde-i meşhûr-ı kâr-ı sanâyi‘ât: Cümleden sâbûnu misk gibi râyiha-i tayyibesi vardır. Esbâbı gül-i pembe-misâl pâk eder. Ve pembesi firâvân olmağın beyâz ve rakîk kara dimisi ve nâzük harîri olur, zîrâ cümle dağ ve bâğlarında dud ağaçları çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 270a ·
metinde göster ·
… ağı bir diyârda yokdur. İllâ Mağrib-zemînde susa yağı meşhûrdur. Ve tereyağı ve
pembesi
ve kebbâtı ve inciri ve üzümü ve nârı ve şeftâlûsu ve kaysı ve zerdâlûsu ve gay …
Ve kırk gûne zeytûnu olur kim dahi salamura olup perverde olmadan tâze iken hurmâ gibi lezîz tenâvül olunur. Ve su(?) zeytûnyağı bir diyârda yokdur. İllâ Mağrib-zemînde susa yağı meşhûrdur. Ve tereyağı ve pembesi ve kebbâtı ve inciri ve üzümü ve nârı ve şeftâlûsu ve kaysı ve zerdâlûsu ve gayri âlûsu ve sâ’ir me’kûlât [u] meşrûbâtlarının envâ‘ı hisâbların Cenâb-ı Bârî bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 324b ·
metinde göster ·
ve kavunu ve karpuzu meşhûr ve âb [u] hevâsı mu‘tedildir. Ammâ halkı fukarâdırl …
Ve bu kasabanın memdûhâtından pembesi ve kavunu ve karpuzu meşhûr ve âb [u] hevâsı mu‘tedildir. Ammâ halkı fukarâdırlar. Ve a‘yânından müderris efendiden gayri bir ferd yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y31a ·
metinde göster ·
ve simsimi ve kavunu ve karpuzu çokdur. Ba‘dehu bu şehirden cânib-i kıbleye kâh …
Memdûhâtından pembesi ve simsimi ve kavunu ve karpuzu çokdur. Ba‘dehu bu şehirden cânib-i kıbleye kâh sengistân ve kâh rimâlistân ve kâhîce sahrâ içre mahûf u muhâtara yollar ile Y 40b ubûr ederek beş sâ‘atde selâmetle,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y40a–Y40b ·
metinde göster ·
ve pembe ipliği ve dimisi ve bezi ve bâdemi ve susamı ve helvâsı ve mahbûb u ma …
Ve mahsûlünün memdûhu pembesi ve pembe ipliği ve dimisi ve bezi ve bâdemi ve susamı ve helvâsı ve mahbûb u mahbûbesi ve beyâz ekmeği ve karpuzu ve kavunu ve limon ve turuncu meşhûrdur. Ammâ akçesi gâyet hurde kuş gözü gibi olmuşdur. Seksen akçesi bir dirhem gelir ve bir guruş üç yüz akçeye sarf olunur. Ammâ yine bir vukıyye nân-ı beyâz bir kuş gözü akçeyedir. Sâ’ir me’kûlâtlar dahi ana göre kıyâs oluna.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y78a ·
metinde göster ·
… rinin beyânında kelâl ve tahrîrâtında melâl hâsıl olur. Ammâ meşhûr-ı âfâk olan
pembesi
ve pembe bezi ve beyâz dimisi cihânı dutmuşdur. Ammâ ekâlîm-i seb‘ada Nâzlı inc …
Ve şehr-i Nâzlı'nın me’kûlât [u] meşrûbâtının memdûhatından tevâtürle meşhûr-ı âfâkdır kim kırk yedi gûne mahsûlâtı olur. Her birinin beyânında kelâl ve tahrîrâtında melâl hâsıl olur. Ammâ meşhûr-ı âfâk olan pembesi ve pembe bezi ve beyâz dimisi cihânı dutmuşdur. Ammâ ekâlîm-i seb‘ada Nâzlı incîri meşhûr-ı âfâkdır kim yigirmi üç gûne cennet-i me'vâ ni‘metlerinden incîri olur ammâ gök lop ve ak lop ve mışmış lop ve dede salı lopu ve ıssı yemez lopu ve haşhâşlı lop ve patlıcan lopu ve sarı lop ve yeşil lop ve ballı lop ve ter lop ve şekerli lop ve mor lop ve nakîb lopu ve sultân lopu ve Aydın lopu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y92a ·
metinde göster ·
ve pembe ipliği ve beyâz ve rakîk ü nazîf sâdelik bezi, Acem bezinden latîf olu …
Ve memdûhâtından pembesi ve pembe ipliği ve beyâz ve rakîk ü nazîf sâdelik bezi, Acem bezinden latîf olur. Niçe bin yük bezi Rûm vilâyetine müstevlî olur, başka bâzergânları vardır. Ve cemî‘i halkının kâr [u] kisbleri beyâz bezdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y95b ·
metinde göster ·
… Cemî‘i müsmirât dırahtları ol sarây-ı Havernak'da mevcûddur. Ve şeker kamışı ve
pembesi
meşhûrdur. Y 153b
Ve bu şehrin me’kûlât [u] meşrûbâtının memdûhâtından tatlı limonu ve turuncu ve zeytûn ve incîri ve nârı ve hurmâsı ve servi dırahtları meşhûrdur. Husûsâ Mahmûd Paşa sarâyı bâğ-ı İremdir. Cemî‘i müsmirât dırahtları ol sarây-ı Havernak'da mevcûddur. Ve şeker kamışı ve pembesi meşhûrdur. Y 153b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y153a–Y153b ·
metinde göster ·
… memdûhâtından limonu ve turuncu ve zeytûnu ve incîri ve nârı ve şeker kamışı ve
pembesi
gâyet çokdur kim cemî‘i diyâra pembe bundan gider. Ekseriyyâ halkının kârları o …
Ve bu şehrin me’kûlât meşrûbâtının memdûhâtından limonu ve turuncu ve zeytûnu ve incîri ve nârı ve şeker kamışı ve pembesi gâyet çokdur kim cemî‘i diyâra pembe bundan gider. Ekseriyyâ halkının kârları oldur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y156a ·
metinde göster ·
… karnabîti ve zeytûnu ve zeytûnyağı ve sâbûnu cihânı dutup meşhûr-ı âfâkdır. Ve
pembesi
ve harîri ve poşusu ve mukaddemi firâvândır.
Bu şehrin me’kûlât [u] meşrûbât [ve] masnû‘âtının memdûhâtından hâs Y 187b ve beyâz verd-i ebyaz-misâl etmeği vech-i arzda meğer Havrân ve Busrâ'da ola. Ve çöreği ve kübeybesi ve muklesi ve katâyifi ve şekeri ve kurkası ve karnabîti ve zeytûnu ve zeytûnyağı ve sâbûnu cihânı dutup meşhûr-ı âfâkdır. Ve pembesi ve harîri ve poşusu ve mukaddemi firâvândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y187a–Y187b ·
metinde göster ·
… arının ve masnû‘âtının memdûhâtından meşhûru mâvî bezi latîf ü nazîf olur, zîrâ
pembesi
gâyet firâvân olur. Ve gûnâ-gûn münakkaş ceçimi ve hımıl olur. Bunlara Rûm'da k …
Bu şehrin me’kûlât [u] meşrûbâtlarının ve masnû‘âtının memdûhâtından meşhûru mâvî bezi latîf ü nazîf olur, zîrâ pembesi gâyet firâvân olur. Ve gûnâ-gûn münakkaş ceçimi ve hımıl olur. Bunlara Rûm'da kilim derler. Kırkar ellişer zirâ‘ kilim olur kim kırk elli sene isti‘mâl olunur. Ve zeytü'l-hârı ya‘nî bezir yağı ve beyâz ekmeği ve hoş ihrâmı gâyet meşhûrdur. Ve âdem kellesi kadar mor patlıcanı ve tuzu ve münakkaş elvân elvân Mısır hasırı ve buhayresinde nice dürlü balıkları ve Karakız câniblerinde olan Safed kurâsında envâ‘-i müsmirâtdan mâ‘adâ lezîz şıralu üzümü Mısır'ı dahi ganîmet eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y307a ·
metinde göster ·
… niçe bin yük pembe asdar bezi ve gayrı metâ‘ bağlanır. Zîrâ cümle mahsûlâtından
pembesi
ziyâde P 296b olur.
Hâsıl-ı merâm Mısır diyârında bir mu‘azzam bender şehirdir kim senevî niçe bin yük pembe asdar bezi ve gayrı metâ‘ bağlanır. Zîrâ cümle mahsûlâtından pembesi ziyâde P 296b olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y358a ·
metinde göster ·