… ümle gulâmların ve kızların eşkâllerin yazup esîr başına birer altun alup eline
pencik
kâğızı verüp andan sâhibi üsârâların fürûht eder, elinde pencik eşkâlli ve memh …
Bu kârhâne Emînönü'nde büyük gümrük mukâbelesinde azîm çardakdır, senevî (---) kîse mîr[î] mâl verir iltizâmdır. Leh ve Çeh ve Nemse ve Maskov ve Rûs ve Gürcî ve Abaza ve Çerkes'den gelen esîrlerin, bu kârhânede emîn cümle gulâmların ve kızların eşkâllerin yazup esîr başına birer altun alup eline pencik kâğızı verüp andan sâhibi üsârâların fürûht eder, elinde pencik eşkâlli ve memhûrlu kâğızı olmasa satamaz ve esîrin mîrîye girift ederler. Zîrâ pencik emîninin iki yüz neferâtları böyle kâr bulmağa me’mûrlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 178a ·
metinde göster ·
… ltun alup eline pencik kâğızı verüp andan sâhibi üsârâların fürûht eder, elinde
pencik
eşkâlli ve memhûrlu kâğızı olmasa satamaz ve esîrin mîrîye girift ederler. Zîrâ …
Bu kârhâne Emînönü'nde büyük gümrük mukâbelesinde azîm çardakdır, senevî (---) kîse mîr[î] mâl verir iltizâmdır. Leh ve Çeh ve Nemse ve Maskov ve Rûs ve Gürcî ve Abaza ve Çerkes'den gelen esîrlerin, bu kârhânede emîn cümle gulâmların ve kızların eşkâllerin yazup esîr başına birer altun alup eline pencik kâğızı verüp andan sâhibi üsârâların fürûht eder, elinde pencik eşkâlli ve memhûrlu kâğızı olmasa satamaz ve esîrin mîrîye girift ederler. Zîrâ pencik emîninin iki yüz neferâtları böyle kâr bulmağa me’mûrlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 178a ·
metinde göster ·
… eşkâlli ve memhûrlu kâğızı olmasa satamaz ve esîrin mîrîye girift ederler. Zîrâ
pencik
emîninin iki yüz neferâtları böyle kâr bulmağa me’mûrlardır.
Bu kârhâne Emînönü'nde büyük gümrük mukâbelesinde azîm çardakdır, senevî (---) kîse mîr[î] mâl verir iltizâmdır. Leh ve Çeh ve Nemse ve Maskov ve Rûs ve Gürcî ve Abaza ve Çerkes'den gelen esîrlerin, bu kârhânede emîn cümle gulâmların ve kızların eşkâllerin yazup esîr başına birer altun alup eline pencik kâğızı verüp andan sâhibi üsârâların fürûht eder, elinde pencik eşkâlli ve memhûrlu kâğızı olmasa satamaz ve esîrin mîrîye girift ederler. Zîrâ pencik emîninin iki yüz neferâtları böyle kâr bulmağa me’mûrlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 178a ·
metinde göster ·
Bunlar dahi alay ile güzer ederken esîr eşkâli yazar şeklinde ubûr edüp
pencikhânelerin
arabalar üzre eyle müzeyyen ederler kim gûyâ bir kasr-ı Havernakdır. 178b
Bunlar dahi alay ile güzer ederken esîr eşkâli yazar şeklinde ubûr edüp pencikhânelerin arabalar üzre eyle müzeyyen ederler kim gûyâ bir kasr-ı Havernakdır. 178b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 178a–178b ·
metinde göster ·
nâmında alınan üsârâlardan iki yüz kîse mâl hâsıl oldu ve yedi yüz aded mahbûb …
Ve kal‘a-i Vârat etrâflarında itâ‘at etmeyen nevâhîleri nehb u gâret ve âlân u tâlân etmek içün cümle asâkir-i İslâma kol kol fermânlar verilüp birkaç günde ol kadar mâl-ı firâvân [u] bî-pâyân alınmışdır kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmaz. Hattâ asâkir-i İslâm-ı nusret-encâmdan kanûn-ı Hazret-i Ömer üzre pencik nâmında alınan üsârâlardan iki yüz kîse mâl hâsıl oldu ve yedi yüz aded mahbûb u mahbûbe duhter-i nâ-şüküfte ve dilber-i mûğpiçe mîrî içün alındı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 126a ·
metinde göster ·
… ldı. Hemân bu kal‘a küffârları bizim asker-i İslâm'ı görüp kal‘a dîvârları üzre
pencik
esîri gibi âşikâre pür-silâh dizilüp âmâde durdular, ammâ bu kal‘anın mağrib ta …
Lisân-ı Latince Ribniçse (---)(---) demekdir. Bânîsi Bundukanî kefereleridir. Niçe kerre dest-i İslâma girüp Süleymân Hân asrından berü dest-i kâfirde kalmışdır. Hâlâ hâk-i Kilis ve hâk-i Kırka ile müşâdır. Kal‘ası leb-i deryâ-yı körfezde şekl-i murabba‘ bir alçacık kaya üzre seng binâ bir mahbûb kal‘a-i ra‘nâdır kim beyâz kuğu gibi münevver şekillidir, ammâ derûn-ı hisârda mahsûr olan bizim re‘âyâlığımızdan Venedik'e tapup Uskok olan şarik nâm kâfirin karargâh-ı mecma‘ı ve eşkıyâ-yı Hırvad ve Fireng derneği olup bu kâfirler bu mahalden her bâr Sin ve Kinin kal‘alarımız etrâfların nehb u gâret etmeden hâlî değillerdir, lâkin bu kal‘a şâhrâhdan ba‘îd bir sa‘bü'l-mürûr yerde vâki‘ olmağile üzerine varılmayup dest-i küffârda kaldı. Hemân bu kal‘a küffârları bizim asker-i İslâm'ı görüp kal‘a dîvârları üzre pencik esîri gibi âşikâre pür-silâh dizilüp âmâde durdular, ammâ bu kal‘anın mağrib tarafı deryâ vâki‘ olup bir liman-ı azîmdir kim gûyâ liman boğazında bir kapu gibi daracık boğazdır. Ve bu limana beş yüz pâre gemi sığar hayli vâsi‘ limandır kim bu limanın tâ ortasında bi-emr-i Hudâ bir kaya halk olunup ol kaya üzre bir küçük kullecik var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 145a ·
metinde göster ·
Unkapanı ve yağkapanı ve balkapanı mahsûs yokdur. Mîzân-ı harîr ve şem‘hâne ve
pencikhâne
ve sırmakeşhâne ve tahmîshâne ve esîrhâne ve bedâsten, bu mezkûrûnlar vardır, a …
Unkapanı ve yağkapanı ve balkapanı mahsûs yokdur. Mîzân-ı harîr ve şem‘hâne ve pencikhâne ve sırmakeşhâne ve tahmîshâne ve esîrhâne ve bedâsten, bu mezkûrûnlar vardır, ammâ mahsûs mîrî içün bir müte‘ayyin mekânı yokdur. Ammâ bedâsten aslâ yeriyle yokdur, hemân bedâsteni gûyâ Hân-ı Halîl'dir, mahsûs.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y179b ·
metinde göster ·
ala gözlü oġlına al duvaḫlu gelin aldı aġ alınlu bayındır ḫana
pencik
çıḳardı oġlın aldı bayındır ḫanuŋ divanına vardı el öpdi pādişah ḳazan oġlı uru …
ala gözlü oġlına al duvaḫlu gelin aldı aġ alınlu bayındır ḫana pencik çıḳardı oġlın aldı bayındır ḫanuŋ divanına vardı el öpdi pādişah ḳazan oġlı uruzuŋ saġ yanına aŋa yir gösterdi