… âste ve bir matbah ve me’kel-i dârü'z-ziyâfe ile pîrâste ve dâr-ı müsâfîrin ile
perhâste bir
haremdir.
Ve bu câmi‘in iç harem[i] hâricinde olan sahrâ-misâl harem-i azîmin cânib-i selâsında dekâkînler inşâ edüp esnâf-ı sanâyi‘ât [u] ehl-i hıref ile ârâste ve bir matbah ve me’kel-i dârü'z-ziyâfe ile pîrâste ve dâr-ı müsâfîrin ile perhâste bir haremdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 42a ·
metinde göster ·
… ne olup geysûları mergûle mergûle ve fetîle fetîle pîç u pîç ham-be-ham kâkül-i
perîşân bir
dervîş-i zîşân olduğundan Geysûdâr lakabıyla meşhûr-ı âfâk bir kutb-ı istihkâk …
eş-Şeyh Sultân-ı Melâmiyyûn Hazret-i Kapanî Mehemmed Efendi: Ve dahi Geysûdâr Mehemmed Efendi derlerdi. Zîrâ pâ-bürehne ve ser-bürehne olup geysûları mergûle mergûle ve fetîle fetîle pîç u pîç ham-be-ham kâkül-i perîşân bir dervîş-i zîşân olduğundan Geysûdâr lakabıyla meşhûr-ı âfâk bir kutb-ı istihkâk kimesne idi. Sayf [u] şitâda bir beyâz imroz kebesinden gayrı "Lâ-cübbete velâ-sivâllâh" deyü destinde bir teberi eksik değil idi. Gelibolu etrâfındandır derlerdi. Ammâ Peçuy-ı Sirem mânend-i bâğ-ı İrem taraflarında akrabâları kabaniçeli ve kopçalı çakşırlı âdemler gelüp Unkapanı'nın iç yüzünde Arabacılar meydânı önündeki (---) Paşa mektebinde sâkin olurlardı. Akrabâları dahi atları ve donları ile anda olurlardı. Ve bizzât kendüleri dahi lehceleri Boşnak lisânı üzre fesâhat ü belâğat sâhibi olup tekellüm eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 112b ·
metinde göster ·
… rıyân: Neferât nâ-ma‘lûm, Acem'de Alî Hân-ı Tebrîzî te’lîf etmişdir. Çârtâ gibi
perdeli bir
sâzdır. Ammâ altı teli olmağile şeştâr dediler, bir muhrik sadâlı sâzdır. Ehl-i …
Sâzendegân-ı şeştârıyân: Neferât nâ-ma‘lûm, Acem'de Alî Hân-ı Tebrîzî te’lîf etmişdir. Çârtâ gibi perdeli bir sâzdır. Ammâ altı teli olmağile şeştâr dediler, bir muhrik sadâlı sâzdır. Ehl-i kâmilinden Acem Seyfî Ağa ve Mîrialem Musâhib Mîr Mehemmed Ağa ve Rızâ Çelebi ve Hurrem Çavuş ve Zeynîzâde Hüsnî bunlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 207a ·
metinde göster ·
… z. Bize zulmleri hadden efzûndur. Senin haberin yokdur. Azak bahânesiyçün pes-i
perdeden bir
Mısır hazînesi altunu bu İslâmbol içre cem‘ ediyorlar" Paşa eyitdi: "Ey ibâdull …
Sebeb-i azl-i Melek Ahmed Paşa bâ nefir-i âm, gulgule-i ehl-i hıref, bâ ığvâ-yı Siyâvuş Paşa ve Ebû Sa‘îd Efendi: Sarrachâne'den Âhîler ibtidâ bayrak ve tabl u kudûm kaldırup cümle dükkânları kapanup ve câmi‘leri kapanup "Ümmet-i Muhammed olan sancak dibine gelsin. Pâdişâha rik‘a sunalım!" deyü yüz elli bin ibâdullah-ı el-kâsibu habîbullah ile iktisâb edinen cümle ehl-i sûk pür-silâh, sadâ-yı Allah Allah'a rehâ buldurup deryâ-misâl benî Âdem temevvüc ederek sene 1061 şehr-i Ramazânu'l-mübârekinin dördüncü bâzârtesi gün idi kim Daşnık Mirza ve Hanîfi Halîfelerin nâ-hak kelleleri Bâb-ı hümâyûn önüne döküldüğünün on ikinci gün sonra idi kim Atmeydânı'nda yer yer sedâ-yı Allah Allah evce peyveste olup İslâmbol içre velvele ve gulgule ve depdebe ve feryâd [u] fiğân ile dolup gürûh gürûh Bâb-ı hümâyûn önüne dolup Şeyhülislâm Azîz Efendi Ayasofya câmi‘inde kalup herkes âlet-i silâhıyla ve nohut ve zerdestesiyle kimi ucu yanmış köseği odunuyla ve koyunlarında birer somunlar ile Bâb-ı hümâyûn önünde feryâd u vâveylâ-yı Allah Allah dediklerinde bu sadâ pâdişâh-ı cem-cenâb tarafına mün‘akis olup Bâb-ı hümâyûn sedd olunup topları kulleler üzre âmâde etmek ferman olunup Bâb-ı hümâyûn burcundan Haseki Ağa, taraf-ı pâdişâhîden su’âl edüp "Ey ibâdullah! Bu cem‘iyyet-i kübrâ nedir" dedikde "Bize zulm eden vezîria‘zamı ve Defterdâr Emîr Paşa'yı 102b ve Başbakıkulu Moralı Mustafâ Çelebi'yi ve Çavuşbaşı İbrâhîm Ağa'yı ve Koskafurûnlu Muhzır Ağa'yı ve Kudde Kethüdâ'yı ve Tokkapuluyu ve Gümrük Emîni'ni ve Vâlide Sultân'ı ve Bektâş Ağa'yı ve Kara Çavuş Yeniçeri Ağasın ve Kul Kethüdâsı Çelebi Ağa'yı ve Alahoz Mehemmed Efendi'yi ve Sarı Kâtib'i ve Bostâncıbaşı'yı ve Mevkûfâtî Mehemmed Efendi'yi ve'l-hâsıl Celâlî Hasan Ağa'dan ve İpşir Paşa'dan mukaddemâ gelen defter üzre cümle yüz elli aded âdemi istemeziz, katl olunup vezîr ma‘zûl olup sadrıa‘zâm Siyâvuş Paşa olsun" deyü Bâb-ı hümâyûn önünde feryâd [u] figâna âheng edüp bu haber sa‘âdetlü pâdişâha vardıkda Servikapusu'ndan haseki ağa, paşaya gelüp "Sa‘âdetlü pâdişâh selâm edüp şu guluvv-i âmın aslı nedir, bunları bir vech-i ma‘kûl ile perîşân eylesin" deyüp gitdikde paşa dahi feryâdcılardan bir alay ihtiyârları ve dindâr meşâyihleri ve mükehhal gözlü, başı misvâklı, eli tesbihli sâdâtları ve acı sözlü söz anlamaz bî-dâdları çağırup anlar dahi dâd u feryâd ederek Melek Paşa huzûruna çıkup "Sa‘âdetlü vezîr, senden hoşnuduz ammâ Kudde Kethüdâ ve Emîr defterdârı istemeziz. Bize zulmleri hadden efzûndur. Senin haberin yokdur. Azak bahânesiyçün pes-i perdeden bir Mısır hazînesi altunu bu İslâmbol içre cem‘ ediyorlar" Paşa eyitdi: "Ey ibâdullah! Cümle yetmiş bin guruşluk altundur. Andan ziyâde vermen" deyince cümlesi "Ey Allah râzı ola. Nola verelim! Ve istimâ‘ etdik kim Azağ'a bir yıldan berü hazîne varmayup ağaların pârelemişler. Siz dahi Kudde Kethüdâ'yı ve Emîr Paşa'yı pâre pâre edin. Tesellî-i hâtır bulalım. Tiz haklarından gelin. Yoksa biz onların haklarından gelecek vakti biliriz" deyü ibrâm [u] ilhâh etdiler. Paşa bunlara "Ben sâdât-ı kirâmdan olan Emîr Paşa'yı katl edemem. Emr, şer‘-i Resûl-i mübînindir" deyü her birine birer hulvu'l-kelâm ile şifâ-yı sadr cevâblar verüp munsıf olanları kâ’il olup dem çekmediler. Bî-insâf olanlar "Mardalı esbâb istemeziz. Hemân nukûd akçe guruş alup altın veririz" deyü feryâd etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 102a–102b ·
metinde göster ·
deyü paşa-yı âkıbet-endîş ser-i kârda olmak içün pes ü
perdeden bir
iş görmeğe kasd edüp ale's-sabâh cümle a‘yân u kibâr ile ve yeniçeri ağası ve m …
deyü paşa-yı âkıbet-endîş ser-i kârda olmak içün pes ü perdeden bir iş görmeğe kasd edüp ale's-sabâh cümle a‘yân u kibâr ile ve yeniçeri ağası ve müftî ve nakîbü'l-eşrâf ve monlâ ile kola binüp Van kal‘asının ta‘mîr ü termîmi ve muhtâc olan rahnedâr yerlerin keşf ederken gördü kim Van'ın cânib-i şimâlîsinde Van kayasına muttasıl kûh-ı bî-sütûn var. Hâk-i amber-âsâ yığılmış bu toprak bu kal‘aya neden yığılmışdır kim bu toprakdan Allahümme âfinâ düşman bu kal‘aya zafer bulur deyü su’âl etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 248b ·
metinde göster ·
… sâl asker ile varsanız feth etmede usret çekersiz" dediklerinde Murâd Hân pes u
perdeden bir
çaşıt gönderüp gelüp görse kim hakkâ bir binâ-yı azîm, ammâ kal‘a değil, bir bı …
"Pâdişâhım, Lipul sizden me’zûn olup bir kal‘a-i metîn binâ etmişdir kim bizzât cenâbınız deryâ-misâl asker ile varsanız feth etmede usret çekersiz" dediklerinde Murâd Hân pes u perdeden bir çaşıt gönderüp gelüp görse kim hakkâ bir binâ-yı azîm, ammâ kal‘a değil, bir bıtrîkgâh kim rûy-ı arzda misli yok. Gelüp pâdişâha bu deyr-i musanna‘ın tarz [u] tavr-ı resmin gören âdem bir bir ta‘rîf ü tavsîf etdikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 106a ·
metinde göster ·
kal‘a-i hâzır-bâşdır. Burc [u] bârûları ve dendân-ı bedenleri ve metîn dervezel …
Kal‘ası Venedik körfezi kenârında (---)(---) üzre şekl-i müseddes seng-tırâş berâ-yı savaş-ı perhâş bir kal‘a-i hâzır-bâşdır. Burc [u] bârûları ve dendân-ı bedenleri ve metîn dervezeleri ve mazgal delikleri ve handakları ve cemî‘i mühimmât [u] levâzımâtları ile mamûr u müzeyyen kal‘a-i zîbâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 36a ·
metinde göster ·
sahîfe-i rûzgâr-ı zor-kâr ve Arapça 'dır, Arapça 'dur ve "Küllü şey’in yerc …
Çûn bu felek-i kec-rû bir evrâk-ı perîşân-misâl bir sahîfe-i rûzgâr-ı zor-kâr ve Arapça 'dır, Arapça 'dur ve "Küllü şey’in yerci‘u ilâ aslihi"'dir ve el-hükmü lillâhi'l-vâhidi'l-kahhâr ve kârhâne-i dünyânın hükmü budur. Hattâ Cenâb-ı Kibriyâ cellet azametehu lafz-ı kün ile arz u semâvâtı ademden vücûda getirmezden evvel mevti halk etdi kim delîl-i 46a nass-ı kâtı‘ ile sûre-i Mülk'de Arapça buyurur ve sûre-i (---)Arapça 'dir. (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 45b–46a ·
metinde göster ·
… up bâğçenin bir köşesine bir ağaçdan bir ağaca bir perde gerüp elindeki asâ ile
perdeye "Bir
kerre çıkun taşra" deyü urup hemân bir kerre verâ-yı perdeden bir alay azîm dîv …
Seyr-i ibret-nümâ-yı âhar: Pehlivân-ı kâmil bu bahr içre kuruyup bâğçenin bir köşesine bir ağaçdan bir ağaca bir perde gerüp elindeki asâ ile perdeye "Bir kerre çıkun taşra" deyü urup hemân bir kerre verâ-yı perdeden bir alay azîm dîv-i gûnâ-gûn kim her birinin ellerinde çınar pâre nobutları ve kalkan ve harbe ve âlât-ı silâhları ile ubûr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 68b ·
metinde göster ·
… ndeki asâ ile perdeye "Bir kerre çıkun taşra" deyü urup hemân bir kerre verâ-yı
perdeden bir
alay azîm dîv-i gûnâ-gûn kim her birinin ellerinde çınar pâre nobutları ve kalk …
Seyr-i ibret-nümâ-yı âhar: Pehlivân-ı kâmil bu bahr içre kuruyup bâğçenin bir köşesine bir ağaçdan bir ağaca bir perde gerüp elindeki asâ ile perdeye "Bir kerre çıkun taşra" deyü urup hemân bir kerre verâ-yı perdeden bir alay azîm dîv-i gûnâ-gûn kim her birinin ellerinde çınar pâre nobutları ve kalkan ve harbe ve âlât-ı silâhları ile ubûr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 68b ·
metinde göster ·
… azîm etmişdir kim hâlâ küffârın kemikleri dağlar gibi yığılıdır kim bu savaş-ı
perhâşda bir
küffâr cân kurta[r]mamışdır.
Andan yine cânib-i şarka 5 sâ‘at sarp yollar ile leb-i deryâca gidüp Kapu kahveleri nâm yerleri geçüp niçe âb-ı hayât sular içüp ve niçe mezâri‘âtlar geçüp Hüseyin Paşa Taburu nâm mahalde Hüseyin Paşa yetmiş yedi bin aded Venedik küffârıyla ceng-i azîm etmişdir kim hâlâ küffârın kemikleri dağlar gibi yığılıdır kim bu savaş-ı perhâşda bir küffâr cân kurta[r]mamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 286a ·
metinde göster ·
Bu Göllük tarafında İbrâhîm Paşa-yı Ebü'l-hayr'ın Haleb askeri ardında cümle üç bin aded güzîde Mısır askeri serdârları Mısır beği Köse Kansu Beğ ve Yeniçeri Ağası Kundakçı Mustafâ Ağa ve Bayrakdâr Selîm Çavuş ve yedi odabaşı ve yigirmi aded çorbacı ve on aded Çerâkise beğleri ve'l-hâsıl yedi bölükden sipâhiyân ve gönüllü ve tüfeng-endâz ve sağ ve sol kol ağaları ve müteferrikagân ağalarıyla cümle üç bin asker-i Mısırlı idi, ammâ on bin aded kâmil tevâbi‘ [ü] levâhıklarıyla meterise girüp bunların etdiği savaş-ı perhâş bir meterisde olmazdı, zîrâ cümlesi taşıdıkları silâhların icrâ etmeğe kâdirler idi. Ve bunların ordusundan ganîmet ordu bir meterisde yok idi, zîrâ her bâr Mısır'dan gemileriyle ve Hilâl vilâyetinden firkateleriyle ale'd-devâm zahîreleri gelir idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 291a ·
metinde göster ·
… zre şekl-i müselles bir Şeddâdî mutarraş taş binâ-yı hâzır-bâş li-ecl-i savaş-ı
perhâş bir
kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn hisâr-ı üstüvâr-ı kadîm ve bir sûr-ı azîmd …
Eşkâl-i kal‘ası: Rûmeli tarafında leb-i deryâda (---) dağı burnunda bir topraklı ve kayalı bir kûh-ı müntehâ üzre şekl-i müselles bir Şeddâdî mutarraş taş binâ-yı hâzır-bâş li-ecl-i savaş-ı perhâş bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn hisâr-ı üstüvâr-ı kadîm ve bir sûr-ı azîmdir kim refî‘u'l-bünyân ve halkı azîmü’ş-şân kimesnelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 338a ·
metinde göster ·
… eyazdım. Ba‘dehu bir semâ‘î ve andan beş on âvâz-ı muhrik sûznâk bir yerden bir
perdeden bir
gûne kâr okudular. Ammâ elfâzları bir lisâna müşâbeheti yok idi, ammâ usûl âhen …
Anı gördük, mağârânın bir köşesinde zelzeleden rahnedâr olmuş bir yarık kaya yeri var, andan bir savt-ı hazîn ile ibtidâ sûrnâ ve ûd ve kânûn ve santûr ve tanbûr ve rebâb sadâları ile bir zemzeme-i sûznâk nağemâtı kopup râst makâmında be-dürüstî bir fasl-ı Hüseyin Baykara oldu kim hakîrin karârı kalmayup karârı raksda edeyazdım. Ba‘dehu bir semâ‘î ve andan beş on âvâz-ı muhrik sûznâk bir yerden bir perdeden bir gûne kâr okudular. Ammâ elfâzları bir lisâna müşâbeheti yok idi, ammâ usûl âheng yerinde idi. Anlar tamâm edince azamet-i Hudâ bir velvele ve gulgule ve debdebe-i kös ve kerrenây ve tabl ve boru ve kudüm ve sahan ve tancere sadâları istimâ‘ olunup bunlar makâm-ı hüseynî'de bir fasıl etdiler kim bu kehfin içi ra‘d gibi gürleyüp kulaklarımız asam oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y425a ·
metinde göster ·