… rları neftli ve katrânlı gûnâ-gûn boyalar ile münakkaş yasdıklar ve sofralar ve
perdeler ve
şatranc bezleri basup dükkânlarında bu kâr ile ubûr ederler. Ammâ latîf musanna …
Esnâf-ı basmacıyân-ı yasdık: Dükkân 15, neferât 55, pîrleri yine nakkâşların pîri Fazl ibn Hazret-i Abbâs'dır {kim Hazret-i Resûl merhûm oldukda Alî gasl edüp bu Fazl cesed-i Nebî üzre su sab ederdi}. Dükkânları Sırt hammâmı kurbündedir. Kârları neftli ve katrânlı gûnâ-gûn boyalar ile münakkaş yasdıklar ve sofralar ve perdeler ve şatranc bezleri basup dükkânlarında bu kâr ile ubûr ederler. Ammâ latîf musanna‘ kârdır kim ne kadar yaykasan nakşı müteğayyir olmaz bir kârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 200a ·
metinde göster ·
… ın kârı vüzerâ ve vükelâ ve a‘yân-ı kibâra zerdûz çerkâb yasdıklar ve mak‘ad ve
perdeler ve
dikdik ve abâyîler ve şakabendler ve eğerler ve tegeltiler ve atlas üzre cebinl …
Esnâf-ı nakkâşân-ı zerdûzân: Dükkân 20, neferât 25, ammâ niçesi hânelerinde işlerler, pîrleri Ebî Sürh'dür ve Selmânî'dir. Kabri Medâyin'dedir. Bunların kârı vüzerâ ve vükelâ ve a‘yân-ı kibâra zerdûz çerkâb yasdıklar ve mak‘ad ve perdeler ve dikdik ve abâyîler ve şakabendler ve eğerler ve tegeltiler ve atlas üzre cebinlikler işlerler kim görenin aklı gider, sırmanın şa‘şa‘asından âdemin gözü hîrelenir. Bu dahi pâk san‘atdır. Bunlar cümle metâ‘ların tahtırevânlar üzre dükkânların da zeyn edüp ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 200a ·
metinde göster ·
… n-ı İslâmbol'da câmi‘ler ve çarsû-yı bâzârlar kapanup gulgule-i azîm olup pes ü
perdeden ve
âşikâre niçe yüz âdemler katl olunup İslâmbol içi helc ü melc oldu. Melek Ahmed …
El-hâsıl üç kerre sa‘âdetlü pâdişâh tarafından kapucular kethüdâsı ve baş haseki ağa ve hâsodabaşı gelüp paşayı da‘vet etdiler. Paşa sûre-i (---) âyetinde Arapça nass-ı kâtı‘ı üzre ben kendümü tehlikeye ilkâ edüp bu Cemâpur askeri cem‘iyyeti içinden huzûr-ı pâdişâhîye varamam, umûma muhalefet kuvvet-i hatâdandır, elbette gidemem dedikde dördüncü def‘ada kapucular kethüdâsıyla Hâsodabaşı Hasan Ağa gelüp "Ya huzûr-ı pâdişâhîye gelirsin, size zarâr yokdur; ya mührü verirsin!" deyince paşa hamd-i Hudâ edüp paşa eydür "Ağalar! Vallahi ben mührü pâdişâhıma üç kerre verdim, almadılardı. Bana bir nân-pâre ihsân eylesinler, bir eyâletine gideyim" deyü mührü kapucular kethüdâsına verüp birer kise altun ve birer hil‘at-ı semmûr verüp "Pâdişâhımın pây-ı sa‘âdetine yüzüm sürerim" deyüp anlar giderken "İşte mührü vezîrden aldık. Dağılın ümmet-i Muhammed" dediklerinde feryâd [u] figânların dahi ziyâde edüp "Biz yetmiş âdemin katlin isteriz" dediler. Hemân Bâb-ı hümâyûn açılup Şeyhülislâm Azîz Efendi'yi içeri huzûr-ı pâdişâha da‘vet edüp yüz elli mikdârı ulemâ ve ser-i kârda olan ihtiyârlar ile muvâcehe-i şehriyârîye varup müşâvere edüp mührü Siyâvuş Paşa'ya verüp alay-ı azîm ile Siyâvuş Paşa Bâb-ı hümâyûn'dan taşra çıkınca "Allah mübârek eyleye. Hemân defterimizde olan yetmiş aded âdemleri katl edüp müstakil vezîria‘zam olasın" dediler ve cümle guluvv-i âm halkı dağılup gitdiler. Hemân ol dem Bektâş Ağa ve yeniçeri ağası ve kul kethüdâsı beşer altışar yüz küheylân atlı pür-silâh askerleriyle paşaya gelüp buluşduklarında "Sultânım, niçün bize haber etmeden mührü verdiniz? Senin uğuruna cümle kırılırdık" deyü paşaya ıtâb-âmîz sözler söyleyüp ağladılar. Paşa eyitdi "Bak a ağalar! Allah sizden râzı ola. Sizler ile hüsn-i ülfet edüp on dörd ay sadrıa‘zam olup dîn-i mübîne alâ kadri'l-imkân hizmet eyledik. Hamd-i Hudâ selâmetle halâs oldum. Ammâ sizler şimden gerü başınıza tedârik görün" dedikde "Biz bize bir su‘ûb ne etdikse kendi kendimize etdik" deyüp ağlaşarak paşa ile nân u nemek hakkın helâlleşerek çekilüp alay-ı azîm ile Siyâvuş Paşa'ya rağmen kapusu önünden ubûr edüp mübârek-bâda varmadıklarından Siyâvuş Paşa müte’ellim oldu. Ertesi gün Hâsodabaşı'yla hatt-ı şerîf gelüp "Benim lalam Melek Ahmed Paşa! Sana Mısır'ı ve Bağdâd'ı ve Budin'i ve Özi eyâletini ihsân etmişimdir. Kankı eyâleti murâd edinirsen bilâ-kalemiyye sadaka olunmuşdur, arz edesin" deyü yarlığ-ı belîğ-i şâhî gelince paşa Özi eyâletin arz edüp üç kise altun ve elli katar-ı katır ve elli katar-ı deve ve bir otak ihsân olunup sa‘âdetlü pâdişâha vedâ‘a varup andan Sadrıa‘zâm Siyâvuş Paşa'ya varup birbirleriyle ol kadar ca‘lî âşinâlık etdiler kim âdem hayrân kalırdı. Niçe bin nasîhat-âmîz kelimâtları birbirlerine söyleyüp ba‘dehû şerbet ve buhûr gelüp ba‘dehû bir semmûr kürk ve iki kîse altun Siyâvuş Paşa bizim paşaya verüp birbirleriyle öpüşüp vedâlaşup andan şeyhülislâma varup andan paşa ortak sarâya gelmeyüp Bismillah ile doğru Edirne kapusundan taşra çıkup paşanın Otakçılar nâm sarâyında meks etdikde paşanın tuğlarıyla ve cümle askeriyle Kudde Mehemmed Kethüdâ mehterhâne-i paşayı döğerek topçulara gelüp meks etdiler. Paşa efendimizin akîbince Kaya Sultân efendimiz dahi göç edüp sâ’ir mühimmât [u] levâzımâtlar görülürken 104b işbu sene 1061 târîhinin şehr-i Ramazânu'l-mübârekinin altıncı çihârşenbe günü idi, İslâmbol içre bir gulgule-i azîm olup İslâmbol kapuları kapanup Bektâş Ağa'ya Bursa sancağı ve Yeniçeri ağasına Erzurûm, Çelebi Kul Kethüdâsına (---) ihsân olunup (---)(---)(---)(---) iken Bektâş Ağa'yı kayd-bend ile bir hammâlın semerli bârgiri üzre Siyâvuş Paşa katl etdi ve Yeniçeri ağasını katl etdi. Sarı Kâtib bu ahvâl-i pür-melâli felâketi istimâ‘ edüp kendüyi bıçağıyla urup katl etdi ve yüz âdemleri katl edüp Bektâş Ağa ve Çelebi Kethüdâ ve (---) Yeniçeri ağasının cemî‘i mülk-i emlâklerin zabt edüp ka‘r-ı zemînden niçe mâl-ı defâyin çıkarup hazîne-i pâdişâhîye teslîm olundu. Yine ol sâ‘atde ümm-i dünya olan Sultân Ahmed Hân hâtûnu olan Osmân Hân'ın, Orhân Hân'ın ve Bâyezîd Hân'ın ve Murâd Hân'ın ve İbrâhîm Hân'ın vâlidesi olan Koca Kösem Vâlide'nin Kızlarağası Dîv Süleymân Ağa, vâlidenin gîsûların gerdenine bağlayup ma‘nûkan katl edüp ol sâhibü'l-hayrât hâtûnı şehîde eylediler. Ahâlî-i İslâmbol bu hâli istimâ‘ edüp üç gün üç gice derûn-ı İslâmbol'da câmi‘ler ve çarsû-yı bâzârlar kapanup gulgule-i azîm olup pes ü perdeden ve âşikâre niçe yüz âdemler katl olunup İslâmbol içi helc ü melc oldu. Melek Ahmed Paşa efendimiz bu ahvâlât-ı pür-melâlât-ı çîlât işleri istimâ‘ edince Siyâvuş Paşa hakkında eydür: "Elli altmış gün vezîria‘zam olmak içün ümm-i dünyâ olan efendimiz Murâd Hân ve İbrâhîm Hân vâlidesi fakîreyi mazlûmen bi-gayrı hakkın katl etdi. Ammâ Siyâvuş Paşa iflâh [u] ber-hurdâr olmaz. Hemân Cenâb-ı Bârî anasını ağlatmayup birâderi Hüseyin Beğ sağ ola ve Hudâ selâmetle vezâretden kurtara. Azîm vartada vezîr oldu" deyü Melek Paşa'nın gözleri tas-ı pür-hûna döndü. Andan ertesi gün Siyâvuş Paşa tarafından on aded habbâr mübâşir çavuşlar gelüp "Elbette Özi eyâletine gidersiz!" deyü ibrâm [u] ilhâh edüp paşa "Emir pâdişâhın. Tiz tuğlar gitsin!" deyü çavuşlar huzûrunda tuğları Çekmece'lere gönderüp çavuşlara ihsân edüp gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 104a–104b ·
metinde göster ·
Ve kehhâllıkda ol kadar mahâreti vardır kim kırk yıldan berü gözüne
perde ve
kara su inüp alîl olmuş âdemin gözünün bınarı tarafından bir eğrice içi boş mil …
Ve kehhâllıkda ol kadar mahâreti vardır kim kırk yıldan berü gözüne perde ve kara su inüp alîl olmuş âdemin gözünün bınarı tarafından bir eğrice içi boş mili sokup gözünün ardına ol mil vardıkda hân beri tarafda ol mili emüp buhardan hâsıl olmuş kara suyu cümle çıkarup herîf-i alîlin gözleri bi-emrillah münevver olur. Ve ak nâzil olan gözlere dehc-i hindî ve şiyâf-ı zekûrî ve gubâr-ı beyza-i leyleği mil ile göze çeküp soğan zarı gibi perde alduğun bu hakîr gördüm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 228a ·
metinde göster ·
… lmaz. Gûyâ altun gibi mücellâdır. Ve kalemkârî basma yorgan yüzleri ve münakkaş
perdeleri ve
kazancı kârından suhûn ve tancereleri Kastamonu ve Belgrad ve Bosna'da işlemek …
Der-beyân-ı memdûhât-ı kâr-ı ahâlî-i şehr-i Tokat: Evvelâ beyâz pembe bezi ve câm tasları diyâr-ı Lahor'da yapılmaz. Gûyâ altun gibi mücellâdır. Ve kalemkârî basma yorgan yüzleri ve münakkaş perdeleri ve kazancı kârından suhûn ve tancereleri Kastamonu ve Belgrad ve Bosna'da işlemek ihtimâli yokdur, zîrâ cümle âvânîsi kalemkâr işi savatlıdır. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 24a ·
metinde göster ·
mü’eddebe izârlı hâtûnları vardır. Ve ekseriyyâ halkı külâh üzre beyâz destâr-ı …
Ve nisvân tâ’ifesi gâyet ehl-i perde ve mü’eddebe izârlı hâtûnları vardır. Ve ekseriyyâ halkı külâh üzre beyâz destâr-ı Mevlevî sararlar. Gâyet sâlih kimesneleri vardır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y99a ·
metinde göster ·
Ve bu tekye içre selefde gelen niçe bin abdâlânın zerdeste ve
perdestesinden ve
pâlheng ve kabak ve keşkülü ve sapanı ve teberi ve ummân-ı kerâmesi maslûbdur. …
Ve bu tekye içre selefde gelen niçe bin abdâlânın zerdeste ve perdestesinden ve pâlheng ve kabak ve keşkülü ve sapanı ve teberi ve ummân-ı kerâmesi maslûbdur. Ve nice alemler ve tabl [u] kudüm, nefîr [ü] zîller ile ârâstedir. Ve mihrâbın tarafeyninde alemler ve müzehheb şem‘dânlar ve gûnâ-gûn zî-kıymet çerâğdânlar ve kanâdîller ile tezyîn olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y113a ·
metinde göster ·
kahve Q 299b makramaları ve dürlü dürlü alacalar ve çârşaflar ve fûtalar işle …
Ve yine harîr-i münakkaş otak-ı nühtâk perdeleri ve kahve Q 299b makramaları ve dürlü dürlü alacalar ve çârşaflar ve fûtalar işlenir kim şehr-i Mardin'de işlenmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y358a ·
metinde göster ·