… cem‘ edüp cellâdlar katl edecek mahalde cümle ma‘sûmların vâlideynlerine pes ü
perdeden
haber etdük, anlar dahi hâzır olup vâveylâ vü vâveledâ deyü feryâd etdüklerinde …
"Pâdişâhım, cemî‘i diyârın Bokrât ve Sokrât ve Restetâlîs ve Câlinûs ve Eflâtûn mertebesinde olan hukemâları kıralıma niçe yüz bin gûne edviyeler ile mu‘âlece etdük, aslâ ilâc pezîr olmadı. Âhir bildik kim sana derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden du‘â lâzımdır, âhir bunu tedbîr eyledik kim ma‘sûmların kanına giresin, ma‘sûmları cem‘ edüp cellâdlar katl edecek mahalde cümle ma‘sûmların vâlideynlerine pes ü perdeden haber etdük, anlar dahi hâzır olup vâveylâ vü vâveledâ deyü feryâd etdüklerinde kıralım merhamet edüp cümle ma‘sûmları âzâd etdüğinizde du‘âları müstecâb olup anlara rahm etdüğinden Hırıstos dahi sana merhamet edüp şifâ verdi" deyü hekîm-i hâzik kelâm-ı cevâb verdikde Kostantîn ol hekîm-i sâhib-kelâmı afv edüp azâd etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 13b ·
metinde göster ·
… etrise girüp küffâr-ı dûzah-karâra sıyâneten dâ’imâ kuru sıkı tüfeng atup pes-i
perdeden
küffâr ile mu‘âmelât edüp dîn-i mübîne hıyânet etdikleri günden ayân idi. Kal‘a …
Bundan Pâdişâha dilgîr olup Hotin kal‘ası metrisine yüz bin renc [ü] anâ ve nâz [ü] istiğnâ ile metrise girüp küffâr-ı dûzah-karâra sıyâneten dâ’imâ kuru sıkı tüfeng atup pes-i perdeden küffâr ile mu‘âmelât edüp dîn-i mübîne hıyânet etdikleri günden ayân idi. Kal‘adan kâfir bunlara şarâb, bunlar kâfire kebâb gönderüp yiyüp içerlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 65a ·
metinde göster ·
Ba‘dehu bu ahvâl-i pür melâlim müşâmızda olan mîrimîrânlara dahi ma‘lûm olup anlar dahi yeniçerilerden dilgîrler imiş, cümle mîrimîrânlar ile pes-i perdeden yeniçeri kırup hûn-ı Osmân Gâzî taleb etmeğ içün yemin-i billâh ve kasem-i tallâh edüp herkesin taht-ı hükûmetinde olan zorbaları ve eşkıyâ yeniçerileri kırmağa ahd [ü] emân etmişdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 65b ·
metinde göster ·
… dan Abaza Paşa gelüp zuhûr edüp Süleymân Paşa cümle ta‘yînâtın ihsân edüp pes-i
perdeden
Âsitâne'ye arz eyledi.
Ahvâl-i garâyibe: Bu hakîr bin elli altı târîhinde Süleymân Paşa Erzurûm vâlîsiyken Acem diyârından Abaza Paşa gelüp zuhûr edüp Süleymân Paşa cümle ta‘yînâtın ihsân edüp pes-i perdeden Âsitâne'ye arz eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 66b ·
metinde göster ·
Ehl-i beyte garazı vardır, derler. Ammâ garâbet bu kim Arnavudluk'da dahi Mu‘âv …
{Esnâf-ı zerdeciyân: Dükkân 15, neferât otuz, pîrleri kâtib-i vahy Hazret-i Mu‘âviye'dir. İbtidâ zerdeyi bunlar Hazret-i Hamza şehîd olduğu gün mâtem ta‘âmı olmağiçün kırmızı kan misâli za‘ferân ile boyayup huzûr-ı Risâlet'e getirüp ol kadar medh olunmayup belki kadh olundu. Anıniçün diyâr-ı Acem'de Mu‘âviye'yi sevmeyüp ta‘âmın dahi yemezler. Zîrâ Mu‘âviye, pes-i perdeden Ehl-i beyte garazı vardır, derler. Ammâ garâbet bu kim Arnavudluk'da dahi Mu‘âviye'yi sevmeyüp mâvî esbâb geymeyüp zerde aşı yemezler ve yeyeni dahi sevmezler, garîb temâşâdır. Netîce hirfet-i zerdeciler dahi alay ile ubûr ederler}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 171b ·
metinde göster ·
… dahi on bir esnâf-ı sâzendegândır ve cümle (---) askerdir. Cümlesi sâzların bir
perdede
düşüp makâm-ı bûselikde ve gayrı makâmda küll-i külliyât ve şeddü'l-asr ve şükû …
{Netîce-i zurnacıyân alayı: Bunlar dahi on bir esnâf-ı sâzendegândır ve cümle (---) askerdir. Cümlesi sâzların bir perdede düşüp makâm-ı bûselikde ve gayrı makâmda küll-i külliyât ve şeddü'l-asr ve şükûfezâr ve Solakzâde sakîli peşrevlerin çalup bir hây-hû ve bir fasl-ı garîb ederler kim garîbü'd-diyârların dâr-ı diyârların hâtıra getirirler. Pâdişâh dahi alay köşkünden fasılların istimâ‘ edüp bir kîse guruş ihsân alup mesrûr [u] handân olup beyne'l-akrân revâne oldular}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 208a ·
metinde göster ·
… a papası katl eyleyüp papasın savma‘asında Sarı Saltık nâmıyla karâr edüp pes-i
perdeden
Leh memleketinde sâkin olan Lipka kavmi Tatarın cümle İslâm ile müşerref edüp a …
Andan Saltık Muhammed-i Buhârî, tebdîl-i câme olup Leh memleketinde Sarı Saltık nâmında papası katl eyleyüp papasın savma‘asında Sarı Saltık nâmıyla karâr edüp pes-i perdeden Leh memleketinde sâkin olan Lipka kavmi Tatarın cümle İslâm ile müşerref edüp andan Saltık-ı Buhârî, Leh diyârından hurûc edüp tâ Daniska iskelesi, kim Bahr-i Muhît kenârında bir bender-i şehr-i azîmdir, elli bir târîhinde manzûrumuz olduğu inşâ’allâh tahrîr olunur, ol şehri feth edüp Lipka Tatarı'ndan yüz elli bin ümmet-i Muhammed'i anda iskân etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 212b ·
metinde göster ·
birbirleriyle helâlleşmeğe başladılar. Hemân bu mahalde cânı başı zinde, yarar …
mazmûnunca rüzigâr, rûzgâr[ı] şiddet üzre ele alup azametu'llâh bin elli (---) Safer'inin dördüncü günü bizi temevvüc-i deryâ döğmeğe başlayup üç gün üç gice ra‘d u berk, zifoz ve salıntı ve kırıntı ve şimşek ve yıldırım ve yağmur ile mahlût, kar ve dipi ve boran çekmeden mellâhların gemi üstünde durmağa iktidârları olmayup her biri geminin birer küncinde genc bulmuş gibi pinhân oldular. Yolcular hod evvelen-bi't-tarîk kimi istifrâ‘ etmede kimi istiğfâr edüp kurbânlar ve tasadduk-ı nezerâtlar etmede. Hakîr eyitdim "Ey İbâdullah, gelin sizinle ale'l-umum İhlâs-ı şerîfe müdâvemet edelim. Ola kim Cenâb-ı İzzet âyet-i İhlâs hürmetine cümlemiz halâs ide" dedim. Hemân cümle hâzırûn, derûn-ı dilden 265a İhlâs-ı şerîfe müdâvemet edince bi-emrillahi Te‘âlâ ân-ı vâhidde zulumât-ı semâ ref‘ olup hevâ küşâde olur, ra‘d u berk dahi münkatı‘ oldu. Ammâ yine deryânın temevvüci ârâm etmeyüp yedişerleme ta‘bîr etdikleri kum aslâ amân vermeyüp kâh evc-i âsumâna çıkup bulutlara geminin sütûnu dokunurdu; kâh ka‘r-ı deryâya inüp gûyâ Gayyâ deresi ve derk-i esfele inmiş olup cânib-i erba‘amızda Bahr-i siyâh, kûh-i bî-sütûn-misâl nümâyân olurdu. Âhir anbarın kapağın küşâde edüp anbardan metâ‘-ı sakîlleri cümle deryâya ilkâ eyledik, yine emân bulmadık. Anı gördük, geminin kıçından dümen iğneciği kırılup dümen deryâya düşünce cümle keştîbânlar ellerin dizlerine urup pes-i perdeden birbirleriyle helâlleşmeğe başladılar. Hemân bu mahalde cânı başı zinde, yarar ve bahâdır gemiciler ellerine baltalar alup ibtidâ gemi çarmıhları iplerini kesüp andan gemi direğine balta üşürüp ân-ı vâhidde direği kat‘, direk deryâya düşerken on bir âdemi ezüp helâk etdi. Ol merhûmların meyyitlerin deryâya atınca gemi içre bir gıriv [u] feryâd kopup herkes hayâtdan me’yûs olup cân bâzârına düşdüler. Bu mahalde bir sağanak dahi gelüp gemiyi baştan tarafa iki pâre edince anbâr içinde pinhân olan cümle yolcular ve üsârâlar anbârdan taşra çıkup fez‘ u ez‘a başlayınca niçe âdemler helâlleşüp ba‘zı keştîbânlar uryân olmağa başlayup herkes bir tahta ve kabak [ve] varul ve fıçı şekilli eşyâları ellerine almağa başladılar. Hakîrin dahi hâli ol hâlde dîr-gûn olup Yâsîn-i şerîfe müdâvemet edüp bu kadar memâlîk u mâl [u] erzak aslâ hâtıra hutûr etmeyüp derûn-ı dilden cümle umûrum Cenâb-ı İzzet'e tefvîz edüp âyet Arapça âyetin, âyet
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 264b–265a ·
metinde göster ·
… Paşa'nın büyük karındaşı idi. Şehzâde Bâyezîd'i basmayup iğmâz-ı ayn edüp pes ü
perdeden
me’kûlât [u] meşrûbât ve birkaç yük na‘l ve mıh gönderdiği Süleymân Hân'a aks o …
Yedi yerde ceng-i azîm ederek Erzurûm'a varınca yigirmi bin asker-i kerrâr-ı ceng-âver ve dil-âver-i server [ü] hünerverler oldular. Erzurûm altında bir gün meks edüp Erzurûm valisi Yanık kal‘asın feth eden Koca Sinân Paşa'nın büyük karındaşı idi. Şehzâde Bâyezîd'i basmayup iğmâz-ı ayn edüp pes ü perdeden me’kûlât [u] meşrûbât ve birkaç yük na‘l ve mıh gönderdiği Süleymân Hân'a aks olup fakîr paşayı katl etdiler. Ve Erzurûm'u Malâtiyya beği Şehzâde Bâyezîd'in önin alup ceng etdigiyçün Erzurûm Mustafâ Beğ'e ihsân olunup Şehzâde Bâyezîd ılgar ile Kars ve Kağızman üzre diyâr-ı Acem'e gitmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 77b ·
metinde göster ·
… z. Bize zulmleri hadden efzûndur. Senin haberin yokdur. Azak bahânesiyçün pes-i
perdeden
bir Mısır hazînesi altunu bu İslâmbol içre cem‘ ediyorlar" Paşa eyitdi: "Ey ibâ …
Sebeb-i azl-i Melek Ahmed Paşa bâ nefir-i âm, gulgule-i ehl-i hıref, bâ ığvâ-yı Siyâvuş Paşa ve Ebû Sa‘îd Efendi: Sarrachâne'den Âhîler ibtidâ bayrak ve tabl u kudûm kaldırup cümle dükkânları kapanup ve câmi‘leri kapanup "Ümmet-i Muhammed olan sancak dibine gelsin. Pâdişâha rik‘a sunalım!" deyü yüz elli bin ibâdullah-ı el-kâsibu habîbullah ile iktisâb edinen cümle ehl-i sûk pür-silâh, sadâ-yı Allah Allah'a rehâ buldurup deryâ-misâl benî Âdem temevvüc ederek sene 1061 şehr-i Ramazânu'l-mübârekinin dördüncü bâzârtesi gün idi kim Daşnık Mirza ve Hanîfi Halîfelerin nâ-hak kelleleri Bâb-ı hümâyûn önüne döküldüğünün on ikinci gün sonra idi kim Atmeydânı'nda yer yer sedâ-yı Allah Allah evce peyveste olup İslâmbol içre velvele ve gulgule ve depdebe ve feryâd [u] fiğân ile dolup gürûh gürûh Bâb-ı hümâyûn önüne dolup Şeyhülislâm Azîz Efendi Ayasofya câmi‘inde kalup herkes âlet-i silâhıyla ve nohut ve zerdestesiyle kimi ucu yanmış köseği odunuyla ve koyunlarında birer somunlar ile Bâb-ı hümâyûn önünde feryâd u vâveylâ-yı Allah Allah dediklerinde bu sadâ pâdişâh-ı cem-cenâb tarafına mün‘akis olup Bâb-ı hümâyûn sedd olunup topları kulleler üzre âmâde etmek ferman olunup Bâb-ı hümâyûn burcundan Haseki Ağa, taraf-ı pâdişâhîden su’âl edüp "Ey ibâdullah! Bu cem‘iyyet-i kübrâ nedir" dedikde "Bize zulm eden vezîria‘zamı ve Defterdâr Emîr Paşa'yı 102b ve Başbakıkulu Moralı Mustafâ Çelebi'yi ve Çavuşbaşı İbrâhîm Ağa'yı ve Koskafurûnlu Muhzır Ağa'yı ve Kudde Kethüdâ'yı ve Tokkapuluyu ve Gümrük Emîni'ni ve Vâlide Sultân'ı ve Bektâş Ağa'yı ve Kara Çavuş Yeniçeri Ağasın ve Kul Kethüdâsı Çelebi Ağa'yı ve Alahoz Mehemmed Efendi'yi ve Sarı Kâtib'i ve Bostâncıbaşı'yı ve Mevkûfâtî Mehemmed Efendi'yi ve'l-hâsıl Celâlî Hasan Ağa'dan ve İpşir Paşa'dan mukaddemâ gelen defter üzre cümle yüz elli aded âdemi istemeziz, katl olunup vezîr ma‘zûl olup sadrıa‘zâm Siyâvuş Paşa olsun" deyü Bâb-ı hümâyûn önünde feryâd [u] figâna âheng edüp bu haber sa‘âdetlü pâdişâha vardıkda Servikapusu'ndan haseki ağa, paşaya gelüp "Sa‘âdetlü pâdişâh selâm edüp şu guluvv-i âmın aslı nedir, bunları bir vech-i ma‘kûl ile perîşân eylesin" deyüp gitdikde paşa dahi feryâdcılardan bir alay ihtiyârları ve dindâr meşâyihleri ve mükehhal gözlü, başı misvâklı, eli tesbihli sâdâtları ve acı sözlü söz anlamaz bî-dâdları çağırup anlar dahi dâd u feryâd ederek Melek Paşa huzûruna çıkup "Sa‘âdetlü vezîr, senden hoşnuduz ammâ Kudde Kethüdâ ve Emîr defterdârı istemeziz. Bize zulmleri hadden efzûndur. Senin haberin yokdur. Azak bahânesiyçün pes-i perdeden bir Mısır hazînesi altunu bu İslâmbol içre cem‘ ediyorlar" Paşa eyitdi: "Ey ibâdullah! Cümle yetmiş bin guruşluk altundur. Andan ziyâde vermen" deyince cümlesi "Ey Allah râzı ola. Nola verelim! Ve istimâ‘ etdik kim Azağ'a bir yıldan berü hazîne varmayup ağaların pârelemişler. Siz dahi Kudde Kethüdâ'yı ve Emîr Paşa'yı pâre pâre edin. Tesellî-i hâtır bulalım. Tiz haklarından gelin. Yoksa biz onların haklarından gelecek vakti biliriz" deyü ibrâm [u] ilhâh etdiler. Paşa bunlara "Ben sâdât-ı kirâmdan olan Emîr Paşa'yı katl edemem. Emr, şer‘-i Resûl-i mübînindir" deyü her birine birer hulvu'l-kelâm ile şifâ-yı sadr cevâblar verüp munsıf olanları kâ’il olup dem çekmediler. Bî-insâf olanlar "Mardalı esbâb istemeziz. Hemân nukûd akçe guruş alup altın veririz" deyü feryâd etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 102a–102b ·
metinde göster ·
… n-ı İslâmbol'da câmi‘ler ve çarsû-yı bâzârlar kapanup gulgule-i azîm olup pes ü
perdeden
ve âşikâre niçe yüz âdemler katl olunup İslâmbol içi helc ü melc oldu. Melek Ah …
El-hâsıl üç kerre sa‘âdetlü pâdişâh tarafından kapucular kethüdâsı ve baş haseki ağa ve hâsodabaşı gelüp paşayı da‘vet etdiler. Paşa sûre-i (---) âyetinde Arapça nass-ı kâtı‘ı üzre ben kendümü tehlikeye ilkâ edüp bu Cemâpur askeri cem‘iyyeti içinden huzûr-ı pâdişâhîye varamam, umûma muhalefet kuvvet-i hatâdandır, elbette gidemem dedikde dördüncü def‘ada kapucular kethüdâsıyla Hâsodabaşı Hasan Ağa gelüp "Ya huzûr-ı pâdişâhîye gelirsin, size zarâr yokdur; ya mührü verirsin!" deyince paşa hamd-i Hudâ edüp paşa eydür "Ağalar! Vallahi ben mührü pâdişâhıma üç kerre verdim, almadılardı. Bana bir nân-pâre ihsân eylesinler, bir eyâletine gideyim" deyü mührü kapucular kethüdâsına verüp birer kise altun ve birer hil‘at-ı semmûr verüp "Pâdişâhımın pây-ı sa‘âdetine yüzüm sürerim" deyüp anlar giderken "İşte mührü vezîrden aldık. Dağılın ümmet-i Muhammed" dediklerinde feryâd [u] figânların dahi ziyâde edüp "Biz yetmiş âdemin katlin isteriz" dediler. Hemân Bâb-ı hümâyûn açılup Şeyhülislâm Azîz Efendi'yi içeri huzûr-ı pâdişâha da‘vet edüp yüz elli mikdârı ulemâ ve ser-i kârda olan ihtiyârlar ile muvâcehe-i şehriyârîye varup müşâvere edüp mührü Siyâvuş Paşa'ya verüp alay-ı azîm ile Siyâvuş Paşa Bâb-ı hümâyûn'dan taşra çıkınca "Allah mübârek eyleye. Hemân defterimizde olan yetmiş aded âdemleri katl edüp müstakil vezîria‘zam olasın" dediler ve cümle guluvv-i âm halkı dağılup gitdiler. Hemân ol dem Bektâş Ağa ve yeniçeri ağası ve kul kethüdâsı beşer altışar yüz küheylân atlı pür-silâh askerleriyle paşaya gelüp buluşduklarında "Sultânım, niçün bize haber etmeden mührü verdiniz? Senin uğuruna cümle kırılırdık" deyü paşaya ıtâb-âmîz sözler söyleyüp ağladılar. Paşa eyitdi "Bak a ağalar! Allah sizden râzı ola. Sizler ile hüsn-i ülfet edüp on dörd ay sadrıa‘zam olup dîn-i mübîne alâ kadri'l-imkân hizmet eyledik. Hamd-i Hudâ selâmetle halâs oldum. Ammâ sizler şimden gerü başınıza tedârik görün" dedikde "Biz bize bir su‘ûb ne etdikse kendi kendimize etdik" deyüp ağlaşarak paşa ile nân u nemek hakkın helâlleşerek çekilüp alay-ı azîm ile Siyâvuş Paşa'ya rağmen kapusu önünden ubûr edüp mübârek-bâda varmadıklarından Siyâvuş Paşa müte’ellim oldu. Ertesi gün Hâsodabaşı'yla hatt-ı şerîf gelüp "Benim lalam Melek Ahmed Paşa! Sana Mısır'ı ve Bağdâd'ı ve Budin'i ve Özi eyâletini ihsân etmişimdir. Kankı eyâleti murâd edinirsen bilâ-kalemiyye sadaka olunmuşdur, arz edesin" deyü yarlığ-ı belîğ-i şâhî gelince paşa Özi eyâletin arz edüp üç kise altun ve elli katar-ı katır ve elli katar-ı deve ve bir otak ihsân olunup sa‘âdetlü pâdişâha vedâ‘a varup andan Sadrıa‘zâm Siyâvuş Paşa'ya varup birbirleriyle ol kadar ca‘lî âşinâlık etdiler kim âdem hayrân kalırdı. Niçe bin nasîhat-âmîz kelimâtları birbirlerine söyleyüp ba‘dehû şerbet ve buhûr gelüp ba‘dehû bir semmûr kürk ve iki kîse altun Siyâvuş Paşa bizim paşaya verüp birbirleriyle öpüşüp vedâlaşup andan şeyhülislâma varup andan paşa ortak sarâya gelmeyüp Bismillah ile doğru Edirne kapusundan taşra çıkup paşanın Otakçılar nâm sarâyında meks etdikde paşanın tuğlarıyla ve cümle askeriyle Kudde Mehemmed Kethüdâ mehterhâne-i paşayı döğerek topçulara gelüp meks etdiler. Paşa efendimizin akîbince Kaya Sultân efendimiz dahi göç edüp sâ’ir mühimmât [u] levâzımâtlar görülürken 104b işbu sene 1061 târîhinin şehr-i Ramazânu'l-mübârekinin altıncı çihârşenbe günü idi, İslâmbol içre bir gulgule-i azîm olup İslâmbol kapuları kapanup Bektâş Ağa'ya Bursa sancağı ve Yeniçeri ağasına Erzurûm, Çelebi Kul Kethüdâsına (---) ihsân olunup (---)(---)(---)(---) iken Bektâş Ağa'yı kayd-bend ile bir hammâlın semerli bârgiri üzre Siyâvuş Paşa katl etdi ve Yeniçeri ağasını katl etdi. Sarı Kâtib bu ahvâl-i pür-melâli felâketi istimâ‘ edüp kendüyi bıçağıyla urup katl etdi ve yüz âdemleri katl edüp Bektâş Ağa ve Çelebi Kethüdâ ve (---) Yeniçeri ağasının cemî‘i mülk-i emlâklerin zabt edüp ka‘r-ı zemînden niçe mâl-ı defâyin çıkarup hazîne-i pâdişâhîye teslîm olundu. Yine ol sâ‘atde ümm-i dünya olan Sultân Ahmed Hân hâtûnu olan Osmân Hân'ın, Orhân Hân'ın ve Bâyezîd Hân'ın ve Murâd Hân'ın ve İbrâhîm Hân'ın vâlidesi olan Koca Kösem Vâlide'nin Kızlarağası Dîv Süleymân Ağa, vâlidenin gîsûların gerdenine bağlayup ma‘nûkan katl edüp ol sâhibü'l-hayrât hâtûnı şehîde eylediler. Ahâlî-i İslâmbol bu hâli istimâ‘ edüp üç gün üç gice derûn-ı İslâmbol'da câmi‘ler ve çarsû-yı bâzârlar kapanup gulgule-i azîm olup pes ü perdeden ve âşikâre niçe yüz âdemler katl olunup İslâmbol içi helc ü melc oldu. Melek Ahmed Paşa efendimiz bu ahvâlât-ı pür-melâlât-ı çîlât işleri istimâ‘ edince Siyâvuş Paşa hakkında eydür: "Elli altmış gün vezîria‘zam olmak içün ümm-i dünyâ olan efendimiz Murâd Hân ve İbrâhîm Hân vâlidesi fakîreyi mazlûmen bi-gayrı hakkın katl etdi. Ammâ Siyâvuş Paşa iflâh [u] ber-hurdâr olmaz. Hemân Cenâb-ı Bârî anasını ağlatmayup birâderi Hüseyin Beğ sağ ola ve Hudâ selâmetle vezâretden kurtara. Azîm vartada vezîr oldu" deyü Melek Paşa'nın gözleri tas-ı pür-hûna döndü. Andan ertesi gün Siyâvuş Paşa tarafından on aded habbâr mübâşir çavuşlar gelüp "Elbette Özi eyâletine gidersiz!" deyü ibrâm [u] ilhâh edüp paşa "Emir pâdişâhın. Tiz tuğlar gitsin!" deyü çavuşlar huzûrunda tuğları Çekmece'lere gönderüp çavuşlara ihsân edüp gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 104a–104b ·
metinde göster ·
deyü paşa-yı âkıbet-endîş ser-i kârda olmak içün pes ü
perdeden
bir iş görmeğe kasd edüp ale's-sabâh cümle a‘yân u kibâr ile ve yeniçeri ağası …
deyü paşa-yı âkıbet-endîş ser-i kârda olmak içün pes ü perdeden bir iş görmeğe kasd edüp ale's-sabâh cümle a‘yân u kibâr ile ve yeniçeri ağası ve müftî ve nakîbü'l-eşrâf ve monlâ ile kola binüp Van kal‘asının ta‘mîr ü termîmi ve muhtâc olan rahnedâr yerlerin keşf ederken gördü kim Van'ın cânib-i şimâlîsinde Van kayasına muttasıl kûh-ı bî-sütûn var. Hâk-i amber-âsâ yığılmış bu toprak bu kal‘aya neden yığılmışdır kim bu toprakdan Allahümme âfinâ düşman bu kal‘aya zafer bulur deyü su’âl etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 248b ·
metinde göster ·
… r edin." deyü nâme getüren ağanın yanında hâb-ı hargûş-gûne evzâ‘lar edüp pes-i
perdeden
belki Melek Ahmed Paşa bu mektûbunun akîbince şebhûn edüp şehrimi gâret ideler, …
Bu nâme tahrîr olunup Erzurûm Vâlîsi Tavukçu Mustafâ Paşa'nın dahi gönderdiği şikâyetnâme mektûbunu nâme ile paşa efendimizin kapucubaşılarından Çerkes Cânpolat Ağa Kuskunkıran üzre ılkar ile mektûbları hâna götürüp verdikde dîvânhânede mektûblar kırâ’at olunup mefhûmu hânın derûnunda yer edüp hân eydür: "Bre cânım, biz ne acâ‘ib cürüm sâhibi olup vâcibü'l-katl olmuşuz kim ilimiz vilâyetimiz nehb ü gâret olup bu kadar itâb u ikâba müstahak olayuz. Emr Hudâ'nındır, iki el bir baş içündür" deyüp "Tiz paşa efendimize cürmümüz afv etmek içün bir mektûb tahrîr edüp ve bu kadar genc-i Kârûn hedâyâ hâzır edin." deyü nâme getüren ağanın yanında hâb-ı hargûş-gûne evzâ‘lar edüp pes-i perdeden belki Melek Ahmed Paşa bu mektûbunun akîbince şebhûn edüp şehrimi gâret ideler, mülâhazasıyla cümle eyâletinde olan Ekrâd beğlerine isti‘câlnâmeler tahrîr edüp asker taleb eder. Ve kendüsü dahi dahme-i Şeref Hân'ı küşâde kılup etrâf diyârlardan on yedi bin tüfeng-endâz cem‘ine mukayyed olup her diyâra âdemler gönderüp şehrin cânib-i erba‘asına meterisler ve rasîf-i İskenderîler etdirüp şeb [ü] rûz etrâf-ı şehre onar bin âdem nigehbânlar kor.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 261a ·
metinde göster ·
Hikmet-i Hudâ, yine ol gün Diyârbekir'e gönderdiğimiz asker talebine çaşıtlar dağdan dağa geçe geçe yürüyüp Muş sahrâsından Paşa'ya gelüp vâlî-i Diyârbekir'den ve imdâda me’mûr Diyârbekir serdârından mektûblar gelüp "Benim efendim! Fermân-ı şerîfiniz ile (---)(---) sancak yerin güzîde askerin taleb edüp Ramazânu'l-mübârekin yigirmi beşinci bâzârertesi gün sa‘d sâ‘atde Bitlîs şehrine giresüz, deyü fermân etmişsiz. Hâlâ bu mektûb tahrîrinde Kefindir kal‘ası altına gelinmişdir. Ol fermânınız hisâbı üzre yarınki gün şehr-i Bitlîs üzre Allah deyüp girmeğe kavl-i karâr olunmuşdur. Hemân sultânımın bir haberine dahi muntazırız." deyü haberler gelince paşa dilşâd olup gûyâ raks-ı Zühre etdi ve safâsından haber aparıcıya yüz mümessek altun ihsân edüp ol ân yine mektûblar ile çaşıd-ı mezbûru gönderüp elbette yarın vakt-i çâştda "Bitlîs üzre yürüyesüz" deyü pes perdeden çaşıtlar gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 267a ·
metinde göster ·
Sultân Süleymân Hân'a haber gönderüp derhâl ulaklarla Şâm ve Haleb ve Diyârbeki …
Şâh İsmâ‘îl bu yüzden mâlik-i Irâk oldu kim Şâh İsmâ‘îl Diyârbekir'i muhâsara edüp derûn-ı Âmid'de mahsûr olan Karakoyunlu Emîr Şâh Beğ şâha bi'z-zarûrî amân ile kal‘a-i Âmid'i teslîm edüp Şâh İsmâ‘îl dahi tarafından eyâlet-i Diyârbekir'i İstac(ul)lu Muhammed Hân'a verüp andan kal‘a-i Mardin'i feth idemeyüp kal‘a-i Musul'u ve kal‘a-i Şehrezûl'u cümle peymân ile feth edüp âzim-i Irâk-ı Bağdâd olup geldikde merhûm Uzun Hasan neslinden olan hâkim-i Bağdâd Emîr-i Kebîr Yâr Beğ Hân şâhın cengine mukâvemete kâdir olamayacağın bilüp Uzun Hasan evlâdlarından Sultân Murâd ibn Ya‘kûb ile Bağdâd çölünden Ane kal‘ası ve Selme kal‘ası üzre Şâm'da Mısır Sultânı Gavrî'nin vezîri Sünyâl Hân'a varup dahil düşerler. Beri tarafda Şâh İsmâ‘îl kal‘a-i Bağdâd'ı tehî bulup bilâ ceng [ü] cidâl mutasarrıf olup hükûmetin Hâdim Emîr nâm bir hân-ı benâma verüp Bağdâd'ı imâr eder. Ba‘dehû Hükûmet-i Bağdâd Şâh İsmâ‘îl tarafından sene 939 târîhinde Zülfikâr Hân'a değüp meğer derûn-ı dilden Sünnî mezheb imiş. Pes-i perdeden Sultân Süleymân Hân'a haber gönderüp derhâl ulaklarla Şâm ve Haleb ve Diyârbekir ve Mar‘aş vâlîlerine haber gidüp anlar da azîm asker ile ılgar edüp şâh-ı gümrâh bu işden âgâh olup şâhın ilkâ vü tahrîkiyle fakîr Zülfikâr Hân'ın tevâbi‘leri Zülfikâr Hân'ı zülfikâr-ı Alî ile şehîd edüp yine Şâh müceddeden mâlik-i Irâk olup hânlığı Eleşkir Hân'a ihsân edüp halîfetü'l-hulefâ lakabıyla telkîb edüp Eleşkir Hân'ın destine yarlığ-ı belîğ-i şâhî verir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 333b ·
metinde göster ·
Ve her gün birbirlerine mahabbet üzre varup gelüp cân sohbetleri etmede ve her gün Murtazâ Paşa'dan ve Kadrî Paşa'dan ve Dutsak Alî Paşa'dan üç vezîre belağan mâ-belağ hedâyâlar ve meyveler gitmede, ammâ günden güne üç vezîrin ve bu kadar beğlerbeğilerin ve sâ’ir ümerâların askerleri nefîr-i âm havfinden ve paşalarının sıhhat [u] selâmetle Haleb'de mu‘azzez ü mükerrem olup günâhları afv olunmak içün Âsitâne'ye arz oldukların cümle sekbân u sarıcalar işidüp Haleb'e girmeyenler birer ikişer girirek gürûh gürûh ve bölük bölük pes u perdeden kal‘a-i Haleb'e ve taşra varoşa sepişüp derûn-ı Haleb nezâketle celâlî haşerâtlarıyla ıskarça oldular. Ve taşradan zahîre anların zulmünden gelmemek ile kaht [u] galâ etdiler. Ve re‘âyâ vü berâyâ eliyle gelen me’kûlât [u] meşrûbâtları ucuz bahâ ile sûret-i hakdan görünüp ale'l-gasb aldıklarından re‘âyâ metâ‘ getirmez oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 73a ·
metinde göster ·
… îler dolup iş işden geçdi. Hemân ol gece Murtazâ Paşa sarâyın halvet edüp pes u
perdeden
iptidâ Kadrî Paşa'yı ve vâlî-i vilâyet Dutsak Alî Paşa'yı ve Çetrefiloğlu Hasan …
Hemân Murtazâ Paşa gördü kim kal‘a-i Haleb içre celâlîler dolup iş işden geçdi. Hemân ol gece Murtazâ Paşa sarâyın halvet edüp pes u perdeden iptidâ Kadrî Paşa'yı ve vâlî-i vilâyet Dutsak Alî Paşa'yı ve Çetrefiloğlu Hasan Paşa'yı ve tegeltisi ağarmış kâr-âzmûde iş görmüş hayırhâh-ı devlet mu‘temed kocalardan kokonos kocaları nihânîce sarâyına çağırup sûre (---)Arapça nassına itâ‘aten müşâvereye şurû‘ etdiklerinde ibtidâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 74a ·
metinde göster ·
… sâl asker ile varsanız feth etmede usret çekersiz" dediklerinde Murâd Hân pes u
perdeden
bir çaşıt gönderüp gelüp görse kim hakkâ bir binâ-yı azîm, ammâ kal‘a değil, bi …
"Pâdişâhım, Lipul sizden me’zûn olup bir kal‘a-i metîn binâ etmişdir kim bizzât cenâbınız deryâ-misâl asker ile varsanız feth etmede usret çekersiz" dediklerinde Murâd Hân pes u perdeden bir çaşıt gönderüp gelüp görse kim hakkâ bir binâ-yı azîm, ammâ kal‘a değil, bir bıtrîkgâh kim rûy-ı arzda misli yok. Gelüp pâdişâha bu deyr-i musanna‘ın tarz [u] tavr-ı resmin gören âdem bir bir ta‘rîf ü tavsîf etdikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 106a ·
metinde göster ·
müstetir ne zuhûrât-ı İlahiyye var idiğin müşâhede etmeyüp görse kim cümle aske …
Bu mahalde otak nöbetçisi olan Alî Ağa dahi cümle tevâbi‘atlarıyla vâdî-i hâb-ı nâza varmışlar. Hikmet-i Hudâ İspilet cenerali nâm la‘în ü bî-dîn tarafından bir Uskok-ı müşrikîn ceneral-i dâl bed-fi‘âl elinden bir kadeh şarâb-ı pür-hubâb içüp da‘vâ-yı nâmerd ile paşayı şehîd etmeğe gelüp serâperdenin cânib-i erba‘asın tecessüs edüp verâ-yı perdede müstetir ne zuhûrât-ı İlahiyye var idiğin müşâhede etmeyüp görse kim cümle asker Arapça kabîlesinden olup mest [ü] medhûş yatırlar kim cümle Arapça den olmuşlar. Gûyâ cümlesi ölmüşler. Hemân bî-dîn-i la‘în Uskok "Bire fursat ganîmetdir" deyüp otak sokaklarının birin söküp tâ Melek Paşa'nın obası cânibine reftâr ederek ve bî-bâk u bî-pervâ revâne olurken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 143a ·
metinde göster ·
Âhirü'l-emr Serdâr Alî Paşa'ya bir hatt-ı şerîf vârid oldu kim, "Ya Seydî'nin başı, ya senin başın" deyü Hacı İshâk Hâkiyle bu hatt gelüp Serdâr Alî Paşa dahi nâçâr kalup korkar kim "Bir vezîre dahi hatt gelüp serdârın başı gide" Nâçâr pes u perdeden Seydî'nin katline azîmet eyledi, zîrâ mukaddemâ Seydî'nin Vârat'a imdâd etmediğinden derûnunda bir ukde-i kîn-i kibirden var idi kim "Seydî olmasa Alî Paşa Vârat kal‘asın alamazdı" deyü efvâh-ı nâsda alâ mele’i'n-nâs söylenirdi. Bu ecilden hemân nâm benim olsun deyü Seydî'nin katline bel bağlayup ihtimâm-ı tâm etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 184a ·
metinde göster ·
… berâber ederim" deyü derûn-ı hisâra haber gönderir. Pojon kal‘ası hâkimi pes ü
perdeden
derûn-ı hisârda mahsûr olan Lagoş karısına haber gönderüp,
"Eğer tâcı bana verirsen Budin altından kalkar giderim ve illâ Budin'i hâke berâber ederim" deyü derûn-ı hisâra haber gönderir. Pojon kal‘ası hâkimi pes ü perdeden derûn-ı hisârda mahsûr olan Lagoş karısına haber gönderüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 75a ·
metinde göster ·
… e döğmeyüp ve lağımlar etmeyüp kal‘adan alarka durasın" deyü her bir krala pesü
perdeden
tesellî-i hâtır nâmelerin gönderdikde bu nâmelere krallar i‘timâd edüp kimi tem …
"Îsâ ve Meryem Ana şâhid olsun sana varup menkûhan olurum ve tâc u taht u raht u baht sâhibi müstakil kral olursun, ammâ Erdel'de olan karındaşım gelinceye dek kal‘ayı top ile döğmeyüp ve lağımlar etmeyüp kal‘adan alarka durasın" deyü her bir krala pesü perdeden tesellî-i hâtır nâmelerin gönderdikde bu nâmelere krallar i‘timâd edüp kimi temâruz hastalığına yüz dutup kal‘a döğmez, kimisi "Bir vâkı‘a gördüm, kal‘a döğdüğüme İsvet Nikola kâil olmaz", kimisi "Cebehânem azdır" deyü her biri birer gûne özr [ü] bahâne ile kal‘a-i Budin'i döğmeden ferâğat edüp kimi Peşte cânibinde kimi Eski Budin'de ve kimi Gerz İlyâs depesinde ve kimi Muhanad bayırında ve bir kral irşek çayırında karâr-dâde olup kalırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 75a ·
metinde göster ·
Bâ-husûs hâlâ hasmımız olan büyük Bundukanî Venedik'ini ıdlâl edüp pes ü
perdeden
zahîre veren bu Dobra-Venedik kâfiridir. Ve cümle kâfir krallarından ankâ ve ze …
Bâ-husûs hâlâ hasmımız olan büyük Bundukanî Venedik'ini ıdlâl edüp pes ü perdeden zahîre veren bu Dobra-Venedik kâfiridir. Ve cümle kâfir krallarından ankâ ve zengin baydır kim devletin korutmak içün cemî‘i krallara tevâzu‘ ve meskenet gösterüp cemî‘i krallar ile sulh [u] salâh etmiş bir müdebbir keferedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 151a ·
metinde göster ·
"Bire kâfir niçün Kotur kâfirine yol verüp bizim Risna kal‘amızdan bu kadar esîrler aldırmağa sebeb olup bizi bu kadar 159a yoruldup bu kadar meşakkat-i râh çekdirdiniz. Hem pâdişâha mutî‘ ü münkâd geçinüp hem bu kadar pes ü perdeden hıyânet edersiz" dedikde hemân elçi-yi hâzır-cevâb-ı nâ-savâb eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 158b–159a ·
metinde göster ·
… al mürd olsa bir tarîk ile lâşe-i murdârın bu kal‘aya gönderüp dizdârlara pes ü
perdeden
niçe mâl-ı firâvânlar verüp mezkûr kubbede maşâd ederler.
Ammâ kralların medfenhâneleri olan kubâb ma‘mûrdur. İçindeki zîr-i zemîninde adı sanı belli kral ve kralzâdeler ve ban ve hersekler maşâd olup durur. Hâlâ bir kral mürd olsa bir tarîk ile lâşe-i murdârın bu kal‘aya gönderüp dizdârlara pes ü perdeden niçe mâl-ı firâvânlar verüp mezkûr kubbede maşâd ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 14b ·
metinde göster ·
… eng-i azîm edüp Nemse Fransa'nın çoğunu kılıçdan geçirirler. Hemân Fransa pes ü
perdeden
Budin'de Lala Mehemmed Paşa'ya haber gönderüp "Elbette Papa kal‘asın size verel …
Rim Papa mâlıyla binâ olduğiyçün Papa kal‘ası derler. Sene 1008 târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis asrında fâtih-i Kanije olan İbrâhîm Paşa serdâr-ı Ungurus iken on bin kadar Fransa küffârı Beç kal‘asına imdâda gelmişken serdâr-ı müşârun-ileyh Beç kal‘asın muhâsara etmeyüp gayri kılâ‘ları feth etmeğe mukayyed oldukda Nemse kralı bu imdâda gelen Fransa askerin Papa kal‘asına kışlamağa gönderdikde Nemse küffârıyla Fransa Papa kal‘ası içre bir ceng-i azîm edüp Nemse Fransa'nın çoğunu kılıçdan geçirirler. Hemân Fransa pes ü perdeden Budin'de Lala Mehemmed Paşa'ya haber gönderüp "Elbette Papa kal‘asın size verelim" deyü ahd-i amâna âdem gönderirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 44a ·
metinde göster ·
… ndeki asâ ile perdeye "Bir kerre çıkun taşra" deyü urup hemân bir kerre verâ-yı
perdeden
bir alay azîm dîv-i gûnâ-gûn kim her birinin ellerinde çınar pâre nobutları ve …
Seyr-i ibret-nümâ-yı âhar: Pehlivân-ı kâmil bu bahr içre kuruyup bâğçenin bir köşesine bir ağaçdan bir ağaca bir perde gerüp elindeki asâ ile perdeye "Bir kerre çıkun taşra" deyü urup hemân bir kerre verâ-yı perdeden bir alay azîm dîv-i gûnâ-gûn kim her birinin ellerinde çınar pâre nobutları ve kalkan ve harbe ve âlât-ı silâhları ile ubûr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 68b ·
metinde göster ·
bu kadar ahid-şikenlik edüp huccâc [u] tüccârımız gemilerin alup bu kadar ibâdu …
"Baka, kefereler! Niçün sûret-i sulhde görünüp pesü perdeden bu kadar ahid-şikenlik edüp huccâc [u] tüccârımız gemilerin alup bu kadar ibâdullâhı esîr edüp rehzenlik edersiz? İmdi pâdişâhımızın murâdı sizden bu kal‘ayı cebren ve kahren kuvvet-i bâzû ile kabza-i teshîre almak murâd edinmişlerdir. İmdi size cânınız gerek ise bu ân bu kal‘ayı bize teslîm edesiz. Yohsa bu sâ‘at cümlenizi kılıçdan geçiririm" dedüğinde anlar dahi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y55b ·
metinde göster ·
… üç soltat kâfir ve üç pastav saya çuka ve on tüfeng verdiler. Ammâ hakîre pes ü
perdeden
elli altun ve iki sâ‘at ve bir altun kadeh verdiler.
Ve bizim firkateye üç aded Freng pîçe pençe-i âfitâb gulâm ve üç soltat kâfir ve üç pastav saya çuka ve on tüfeng verdiler. Ammâ hakîre pes ü perdeden elli altun ve iki sâ‘at ve bir altun kadeh verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y112b ·
metinde göster ·
… yli tereddüd etdiler. Gördüler kim yolcuyuz. Biraz kelâmdan sonra bunlara pes ü
perdeden
gâfil mebâş deyü haberdâr etdim.
"Bundan ilerüsü emînlikdir, yürü Allâh uğurun Y 159a âsân ede" deyü bunlar ile vedâlaşup şarka teper aşağı enerken kârbânın evveline râst gelüp hayli tereddüd etdiler. Gördüler kim yolcuyuz. Biraz kelâmdan sonra bunlara pes ü perdeden gâfil mebâş deyü haberdâr etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y158b–Y159a ·
metinde göster ·
… rden nisvân sadâsı istimâ‘ olunur imiş. Birkaç kerre ba‘zı âdemler hamâkat edüp
perdeden
içre nazar etdükde bi-emrillâh â‘mâ olurlar. Y 201a Hâlâ bevvâbân türbedârân …
Bu diyârda sâkin olan peygamberlerin ehl-i beytleri bu gârda medfûnlardır. Ba‘zı zamân içerden nisvân sadâsı istimâ‘ olunur imiş. Birkaç kerre ba‘zı âdemler hamâkat edüp perdeden içre nazar etdükde bi-emrillâh â‘mâ olurlar. Y 201a Hâlâ bevvâbân türbedârân bakmağa komayup men‘ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y200b–Y201a ·
metinde göster ·
… nâmları gününde hevâda kesâfet olup şemsde te’sîr yoğise ruhbânın bir ârifi pes
perdeden
kubbe üzre çıkup mezkûr zencîrin ucuna âteş gösterdiği gibi neft ile mülemmâ‘ o …
Vakt-i zuhurda elbette güneşin te’sîri ol necef ve billûr câmlara te’sîr edüp câmlar dahi âteşpâre oldukda câmların şiddet-i harâreti kandîl-i kebîre te’sîr edüp ol ân şu‘le-fürûgân olur. Eğer bu Kızıl Yumurta bednâmları gününde hevâda kesâfet olup şemsde te’sîr yoğise ruhbânın bir ârifi pes perdeden kubbe üzre çıkup mezkûr zencîrin ucuna âteş gösterdiği gibi neft ile mülemmâ‘ olmuş yağ zencîrden aşağı âteş alâ-mele’i'n-nâs ener.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y223a ·
metinde göster ·
… ezâket oldur kim bu âsitâne içre bir şey vermeyüp taşrada erbâbın gözedüp pes-i
perdeden
tasadduk etmek gerek ve savâb dahi andadır. Ba‘zı müstahıkkîn fukarâlar vardır, …
Makâm-ı Erbâb-ı Soffa: P 121b Soffasına varup kıble cânibine müteveccih olup anda iki rek‘at namâz kılup hukûk-ı vâlideyni yâd edüp dünyevî ve uhrevî hayr murâdâtları husûliyçün hayr du‘â edüp cümle Erbâb-ı soffa rûhlariyçün Fâtiha-i şerîfe tilâvet edüp bu mahalde sâkin olan fukarâlara pinhânîce tasadduk oluna. Ammâ sadakayı âşikâre vermeye. Eğer âşikâre kîse çıkarup nukra-i sîm ü zer göstersen yüz kîse mâl kifâyet etmez. Âdemin esvâbın pâre pâre ederler. Ve ırza müte‘allik nâ-hemvâr evzâ‘ edüp müvâce[he]-i Resûlullâh'da vâveylâ ve vâveledâ kopar. Hemân nezâket oldur kim bu âsitâne içre bir şey vermeyüp taşrada erbâbın gözedüp pes-i perdeden tasadduk etmek gerek ve savâb dahi andadır. Ba‘zı müstahıkkîn fukarâlar vardır, anlara birer ikişer altun verüp hatm-i şerîfler tilâvet etdirile.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y290b ·
metinde göster ·
… n yığın hâzırdır. Ammâ maslûb değildir. Hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür. Anıniçün bu
perdeden
içeri bir ferd komazlar. Hazrete mahsûs mahaldir. Ammâ yılda bir kerre hâdım hu …
Bu serâperde-i Resûlullâh içinde ol kadar zî-kıymet mücevher şem‘dân ve kandîldân ve buhûrdân ve gülâbdân vardır kim intikâl-i Resûlullâh'dan bu bin seksen iki Y 291b târîhine gelince niçe selef pâdişâhları ve vüzerâ ve vükelâları ve a‘yân-ı kibârları Hazrete mahabbeten gönderdikleri nüzûrât-ı cevâhirât cümle bu serâperde içinde biri biri üzre yığın yığın hâzırdır. Ammâ maslûb değildir. Hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür. Anıniçün bu perdeden içeri bir ferd komazlar. Hazrete mahsûs mahaldir. Ammâ yılda bir kerre hâdım huddâmların sulehâ-yı ümmetlerinden girüp zerre-i gubârdan tathîr edüp taşra çıkarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y291a–Y291b ·
metinde göster ·
… hükûmet-i Yunâniyân'da idi. Mukavkıs Eski Mısır'a âlet-i mülâhaza kapanup pes-i
perdeden
Amr ibnü'l-Âs'a nâmeler gönderdi.
Melik Mukavkıs Fustât şehridir kim hâlâ Eski Mısır derler anda boybeği nâmıyla hâkim idi, hükûmet-i Yunâniyân'da idi. Mukavkıs Eski Mısır'a âlet-i mülâhaza kapanup pes-i perdeden Amr ibnü'l-Âs'a nâmeler gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y15a ·
metinde göster ·
… öldüğün üç ay ifşâ etmeyüp Hısn-ı Keyfâ'da oğlu Mu‘azzam şâh'a ılgar ile pes-i
perdeden
âdem gönderüp Mu‘azzam şâh üç ayda Mısır'a dâhil olup serîr-i hilâfetde ber-kar …
Andan el-Melik el-Mu‘azzam Tûrân şâh bin el-Melik es-Sâlih Necmeddîn Eyyûb Mansûr[e]'de pederi vefât etdikde el-Mu‘azzam Tûrân şâh kendüsi Kürdistân'da Hısn-ı Keyfâ'da hâkim idi. Vâlidesi şecerüddürre Hâtûn'dur kim Ka‘be-i şerîfi siyâh harîr ile pûşîde eden bu şecerüddürre'dir. Ehlinin Mansûr[e]'de öldüğün üç ay ifşâ etmeyüp Hısn-ı Keyfâ'da oğlu Mu‘azzam şâh'a ılgar ile pes-i perdeden âdem gönderüp Mu‘azzam şâh üç ayda Mısır'a dâhil olup serîr-i hilâfetde ber-karâr olup sene 648 târîhinde Dimyât'a müstevlî olan küffârı cümle katl edüp Dimyât'ı feth etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y20b ·
metinde göster ·
… di. Sultân Selîm Tarabefzûn'dan Âsitâne tarafına ser-i kârda kimesnelerle pes ü
perdeden
meşveret edüp,
Ammâ Kızılbaş tâ Üsküdar'dan çapar ile baş alup Sivas hânlarına getürürlerdi. Bu hâl üzre âhir âl-i Osmân Acem'e çul tobra Y 41b harâc nâmına vermeğe başlayup devlet-i âl-i Osmân hor hakîr olmağa yüz dutdu. Bâyezîd-i Velî ise Halvetî tarîkından bî‘at edüp taraf-ı Hakk'a mücâhedeye başlayup nefsin katl eyleyüp dünyâdan el çekdi. Sultân Selîm Tarabefzûn'dan Âsitâne tarafına ser-i kârda kimesnelerle pes ü perdeden meşveret edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y41a–Y41b ·
metinde göster ·
… ın hîn-i azlinde şâtırbaşı ve aşçıbaşıdan dermân olmaz, deyü havflerinden pes ü
perdeden
yine muhtesibe ağaya imdâd verirler. Zîrâ serbest hâkimdir, korkarlar. Ve cümle …
Ammâ paşanın hîn-i azlinde şâtırbaşı ve aşçıbaşıdan dermân olmaz, deyü havflerinden pes ü perdeden yine muhtesibe ağaya imdâd verirler. Zîrâ serbest hâkimdir, korkarlar. Ve cümle ehl-i hıref muhtesibin alayı masrûfuna imdâd ederler, kânûn-ı Mısır böyledir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y176b ·
metinde göster ·
… fâhişe-i hânegî: Bunlar mestûre ve ehl-i ırza mel‘ûnelerdir. Hânelerinde pes-i
perdeden
geçinirler, ammâ vâsıtaları vardır. Cümle iki bin yüz fâhişedir. Subaşının der- …
Esnâf-ı fâhişe-i hânegî: Bunlar mestûre ve ehl-i ırza mel‘ûnelerdir. Hânelerinde pes-i perdeden geçinirler, ammâ vâsıtaları vardır. Cümle iki bin yüz fâhişedir. Subaşının der-defterinde olup mîrî mâl verirler. Ve askerî tâ’ifelerinin kabza-i tasarrufunda olana subaşı vaz‘-ı yed edemedüği fâhişe hisâba gelmez. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y177b ·
metinde göster ·
… eyazdım. Ba‘dehu bir semâ‘î ve andan beş on âvâz-ı muhrik sûznâk bir yerden bir
perdeden
bir gûne kâr okudular. Ammâ elfâzları bir lisâna müşâbeheti yok idi, ammâ usûl …
Anı gördük, mağârânın bir köşesinde zelzeleden rahnedâr olmuş bir yarık kaya yeri var, andan bir savt-ı hazîn ile ibtidâ sûrnâ ve ûd ve kânûn ve santûr ve tanbûr ve rebâb sadâları ile bir zemzeme-i sûznâk nağemâtı kopup râst makâmında be-dürüstî bir fasl-ı Hüseyin Baykara oldu kim hakîrin karârı kalmayup karârı raksda edeyazdım. Ba‘dehu bir semâ‘î ve andan beş on âvâz-ı muhrik sûznâk bir yerden bir perdeden bir gûne kâr okudular. Ammâ elfâzları bir lisâna müşâbeheti yok idi, ammâ usûl âheng yerinde idi. Anlar tamâm edince azamet-i Hudâ bir velvele ve gulgule ve debdebe-i kös ve kerrenây ve tabl ve boru ve kudüm ve sahan ve tancere sadâları istimâ‘ olunup bunlar makâm-ı hüseynî'de bir fasıl etdiler kim bu kehfin içi ra‘d gibi gürleyüp kulaklarımız asam oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y425a ·
metinde göster ·
Selîm Hân dahi Mısır'ı muhâsarada iken bu Elvâhlı bevvâblar Y 448a pes-i perdeden kal‘anın matbah kapusun ve sarâyın sâkıye kapusun açup Selîm Şâh'ı sarâya korlar ve kal‘ayı zabt ederler. Asker-i İslâm ise taşrada ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl etmede. Derhâl Kalavân minâresinde kuşluk vaktinde feth ezânları kırâ’at olunup kal‘anın yetmiş yedi burcunda yetmiş yedi beyâz bayrağ u sancaklar dikilüp taraf taraf tabl-ı âl-i Osmân çalınduğın asker-i İslâm görüp cengden fâriğ olup kal‘aya mâl-â-mâl olup sene (---) târîhinde kal‘a-i Mısır feth oldu, bâ-sebeb-i bevvâbân-ı kavm-i Elvâhât.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y447b–Y448a ·
metinde göster ·