Bu dahi leb-i deryâda nehr-i Göksu deryâya mahlût olduğu mahalde bir
pest
kayalar üzre sene (---) târîhinde Ebü'l-feth Mehemmed Hân binâsıdır kim târîhi:
Bu dahi leb-i deryâda nehr-i Göksu deryâya mahlût olduğu mahalde bir pest kayalar üzre sene (---) târîhinde Ebü'l-feth Mehemmed Hân binâsıdır kim târîhi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 140a ·
metinde göster ·
ve hurmâdan hil‘atlar geyüp ellerinde cevizden tesbîh ve başında keçi boynuzund …
Ba‘zısı soğandan ve pestilden ve hurmâdan hil‘atlar geyüp ellerinde cevizden tesbîh ve başında keçi boynuzundan çelengler şeklinde takup "Okka bir akçeye üzüm ve okkası iki akçeye Nâzlı incîrim" diyerek ubûr [ederler].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 179a ·
metinde göster ·
hil‘atlar geyüp kuru kestâneleri iplere dizüp kendülere kestâneden hil‘atlar ge …
Ba‘zıları pestilden hil‘atlar geyüp kuru kestâneleri iplere dizüp kendülere kestâneden hil‘atlar geyüp kimi kestâne yiyüp ellerinde nârdan ve limon ve turuncdan ve elmadan tesbîhler ile ubûr ederken âye[t], Arapça âyetin okurlar ba‘zısının ellerinde kuru üzümden tesbîhler ile güzer ederken Arapça âyetin tilâvet edüp muhteşem sâlûsâne ubûr ederler. Ve kızaklar üzre gemiler yapup her birin biner âdem çekerek giderken bu gemiler cümle meyve ile leb-ber-leb olup çarmıhları ve direkleri ve seren kürekleri ve kıçı ve başları cümle meyve-i dânedâr ile müzeyyen edüp her birinin içine niçe manav bâzârcıları meyve almağa girir şeklinde girüp her biri birer sele ve sepet meyvelere yapışup biri dahi tağallüben "Ben alırım" deyü gemiler içre bir hây-hûy, gavgâ ve feryâd ve ana ve ata ve avretlerine çerb-i şîrînler basup meyve alırken birbirlerinin başların yarup kanları akarak alayköşkü dibinden böyle ubûr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180a ·
metinde göster ·
akmağile âlî yerleri reyy edemez ve hammâmları memdûh değildir. Zîrâ bu şehirde …
Eşkâl-i kal‘a-i Tiflis: Evvelâ nehr-i Kür kenarında yalçın kayalar üzre birbirine mukâbil iki kal‘a-i Betlis-i Tiflis'dir kim mâbeyne-hümâsından nehr-i Kür cereyân edüp bir kayadan bir kayaya cisr-i azîm ile kal‘adan kal‘aya ubûr olunur. Kal‘a-i kebîr, nehr-i Kür'ün cânib-i cenûbundadır. Ve küçük kal‘a nehr-i Kür'ün şimâlindedir. Ve nehr-i Kür büyük kal‘anın sahrâya nâzır tarafında küçük kal‘aya açılan kapusu önünden nehr-i Kür kal‘a dîvârına dokunarak cereyân ederek yedinci konakda Bakü kal‘asıyla Gîlân şehri mâbeyninde Bahr-i Haraz'a mahlût olur. İbtidâ matla‘ı vilâyet-i Çıldır'da (---) dağlarından hurûc edüp tâ Kara Ardahân'dan ve kal‘a-i Ahıska'ya ve kal‘a-i Azgur'a uğrayup Tiflis içinden geçüp Bahr-i Haraz'a munsab olur. Bir nehr-i azîmdir kim müverrihân-ı İrân-zemîn, "Bu nehr-i Kür'e bin altmış uyûn-ı câriye rîzân olur" deyü tahrîr etmişler. Hakkâ ki nehr-i Furât'dan sonra nehr-i Kür azîm sudur. Bu nehr kenarında yalçın kaya üzre Betlis'in binâ etdiği kal‘a-i kebîrin dâiren-mâdâr cirmi altı bin adımdır ammâ binâ-yı atîkdir. Dîvârının kaddi altmış zirâ‘ ve yetmiş burc ve üç bin bedendir. Ve bir cisr bâbı var, handakı yokdur. Nehr-i Kür üzre suluk kullesi var. Hîn-ı muhâsarada andan def‘-i atşân ederler. Derûn-ı hisârda altı yüz bâğsız ve bâğçesiz hâne-i hâk-i mestûrı var ve Hân sarâyı bu kal‘adadır. Câmi‘i ve hân [ve] hammâmı ve esvâk-ı muhtasarı ve küçük kal‘a sonradan Yezdcir[d] Şâh binâ etmişdir, bir yalçın püşte üzre sad-ribâz-misâl bir seng-âbâd şekl-i murabba‘ küçük kal‘adır. Cisr başına ancak bir dervezesi var. Derûn-ı kal‘ada üç yüz hâne ve câmi‘ var. Lâkin bedâsteni ve imâret yokdur. Bu kal‘anın büyük kal‘a cenûb tarafındadır. Ammâ bu küçük kal‘a sûr-ı kebîrden metîndir. Bu kal‘aların cümle üç bin nigehbânları vardır. Her şeb-i muzlimde kal‘ayı meş‘aller ile çerâğân edüp dîdebânlar "Hudâ hûb" deyü feryâd ederek nigehbânlık ederler. Gerçi Acem diyârıdır, ammâ ekseriyyâ ahâlîsi Osmânlı zamânından berü Sünnî ve Hanefî ve Şâfi‘îyyü'l-mezheb bî-hisâb kimesneleri vardır ve ulemâsı ve mahbûb ve mahbûbesi vâfirdir. Memdûhâtından, dânedâr gendümü ve hâs ve beyâz Tiflis nânı ve beyâzî ve âl tebekânî yanaklı şeftâlûsü ve âbdâr [ve] lezîzât şeftâlûsü gâyet latîf ve hoş-hordur. Zîrâ Gürcî zenâneleri bâğında hâsıl olur et şeftâlûleridir. Hubûbât [u] nebâtâtı mahsûlleri gâyet memdûhdur. Pembesi ve harîri olmaz, amma âbdâr engürü mevsûfdır. Ve nehr-i Kür'den bu mahsûlâtlara aslâ fâ’ide (yarkıdde) yokdur. Cümle bârân-ı rahmet ile hayr [u] berekât mütekâsirdir. Nehr-i Kür'ün tulû‘undan gurûbuna varınca yüz elli pâre şehre uğrayup aslâ bu kurâ ve kasabâtların mezâri‘âtlarına fâ’ide olmaduğundan nehr-i Kür derler, Moğol kavmi Kür-i ur derler, ya‘nî fâ’idesiz 320a demekdir, ammâ lezîz âb-ı nâbdır. Dâ’imâ pest akmağile âlî yerleri reyy edemez ve hammâmları memdûh değildir. Zîrâ bu şehirde ılıcalar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 319b–320a ·
metinde göster ·
… intikâlinden sonra mezkûr Bukâ‘ sahrâsında merhûm olup mezkûr mahalde bir kûh-ı
pestin
zeylinde müfîd ü muhtasar bir kabr-i münevverde medfûndur. Kaddi kâmil yüz kırk …
Ve kal‘ası (---) vâkı‘ olmuşdur. Etrâfında bâğ u bâğçesi bî-hisâbdır. (---)(---)(---)(---) El-hâsıl cemî‘i müverrihân elsine-i muhtelife beyninde bu kal‘a meşhûr ve memdûh-ı âfâkdır. Hattâ cemî‘i ulemâ-yı musannifîn ü mü’ellifîn mâbeyninde munsarıf ve gayri munsarıf ve ilmü lâ yunsarıf-misâlinde ilm-i (---) bu Ba‘albek'e-misâl getirirler. Ba‘l bir pâdişâhın ismi idi. Bek anın sıfatı idi. Bu kal‘aya sekiz yüz sene mutasarrıf olup imâr etdüğünde anın ismiyle müsemmâ kal‘a-i Ba‘albek'dir. {Ve bu Ba‘albek'de Hazret-i İlyâs'ın bir câmi‘i var idi. İlyâs Nebî âlem-i seyâhatde iken Ba‘al pâdişâh bu câmi‘e bir sanem koyup ana, ibâdet ederlerdi. Ol sanemin ismine Ba‘al derlerdi. Hâlâ bu kal‘a ol pâdişâh ve ol sânem ismiyle müsemmâdır. Hazret-i İlyâs seyâhatden gelüp bu câmi‘ içre ol putu görüp halkı esnâm-perest olmadan men‘ edüp ol kavmin haklarında niçe kerre suhuf nâzil oldu. Ahâlî-i Ba‘albek İlyâs Nebî'yi tekzîb ederlerdi. Âhiru'l-emr Cenâb-ı Bârî ol kavme yârî kılmayup cümle halkı kaht [u] galâdan helâk oldular. İlyâs Nebî, bu şehr-i Ba‘al'i terk edüp Elyesa‘ Nebî ile ikisi Cebelü'l-Lübnân dâmeninde Kerk-i Nûh-zemîne gelüp makâm edindiler. Hâlâ Elyesa‘ Nebî Kerk-i Nûh'da medfûndur. Ammâ müfessirînler İlyâs Nebî hazretleri Hızır Nebî ile hayâtdadır, derler}. Ammâ ismi ibtidâ lisân-ı İbrî üzre Şezânde idi. İbtidâ Hazret-i İdrîs binâ edüp ismini Şezând kodu. Hâlâ makâm-ı İdrîs Nebî ve makâm-ı Halîlullah ve kasr-ı Süleymân-ı Emînullah makâmı vardır. (---)(---)(---) Ve bu kal‘aya karîb nehr-i Rabtân; yine Cebelü'l-Lübnân'ın cânib-i şarkından çıkup Ba‘albek kal‘ası kurbundan ubûr edüp Bukâ‘ sahrâsında niçe yüz kurâların mezâriâtların reyy edüp Tûfân-ı Nûh'da tennûr-ı Nûh'dan zâhir olan nehr-i Tennûr'e mahlût olup kal‘a-i Kâsımiyye dibinde Akdeniz'e munsab olur. Bu Ba‘albek kal‘asın seyr [u] temâşâ edüp gelirken Bukâ‘ sahrâsının sağ tarafının kıble cânibinde ziyâret-i Hazret-i Yahûda ibn Hazret-i Ya‘kûb aleyhimâ's-selâm. Hazret-i Yûsuf'un en uluca karındâşıdır. Hattâ Hazret-i Yûsuf'u gayri birâderleri kuyuya atmak murâd edindiklerinde bu Yahûda rızâ vermeyüp âhir sözü geçmeyüp Yûsuf'u kuyuya atdıklarına sûre-i Yûsuf'da Arapça âyeti ve âyet-i diğer Arapça âyeti delîldir. Ba‘dehû Hazret-i Yûsuf'u kuyudan niçe kârbân halkı çıkarup Mısır'da azîz-i Mısır'a satup Cenâb-ı Bârî Yûsuf'u yine imtihân içün sicinde haps etdi ve niçe eyyâmdan sonra nübüvvet ile Mısır'a halîfe etdikde kaht-ı Yûsuf olup Hazret-i Ya‘kûb oğulları Ken‘ân elinden Mısır'a zahîre almağa Hazret-i Yûsuf'a gelince Hazret-i Yûsuf gördi kim kendüyi câh-ı Yûsuf'a ilkâ eden karındâşları Meyâ’il ve Hesyân ve Ruveyl ve Şem‘ûn ve Mesher ve ana baba bir karındâşı Hazret-i İbnyâmin ve Hazret-i Yahûda'dırlar. Hazret-i Yûsuf {bu mezkûr karındâşların gördükde safâ edüp cümlesine belagan mâ-belağ gılâller ihsân etdi. Ammâ birinin rûhlarının haberi yok idi kim halîfe-i rûy-ı zemîn Yûsuf-ı Sıddîk birâderleri idi. Bu kerre Yûsuf ana baba bir karındaşı İbnyâmin'i bir tarîkle alıkomak ister. Karındâşlarına altun kile ile buğday verirken İbnyâmin'in devesi yükü içre altun kileyi pinhân etdirüp "Bre kile gâ’ib oldu" diyerek kileyi tecessüs edüp İbnyâmin yükünde bulup "Hay harâmîyi bulduk" deyü İbnyâmin'i haps etdiklerinde sâ’ir birâderleri aslâ cevâb etmediler ammâ bu Yahûda hazretleri âteş-pâre olup eydür "Bak a halîfe! Bu İbnyâmin'in bir karındâşına Yûsuf derlerdi. Babamız Ya‘kûb Yûsuf'u pek severdi. Bu karındâşlarım Yûsuf'a hasedlerinden kuyuya atup babamıza "Yûsuf'u kurd yedi" dediler. Babamız da aşk-ı Yûsuf ile ağlaya ağlaya alîl oldu ve bu İbnyâmin'i Yûsuf yerine sevmeğe başladı. Şimdi sen bu oğlanı "Hırsızımdır" deyü haps etdin. Ken‘ân eline vardıkda ol ulü'l-azm peygamber pederimize ne cevâb edelim. Tiz şu İbnyâmin'i ver. Yohsa bir na‘ra ederim ki âsumândan bulutlar pâre pâre olup sayhamdan nehr-i Nîl ka‘ra geçüp Mısır âteşe yanup harâb olur" deyü eyle gazâb-alûd oldu kim cemî‘i vücûdunda olan tüğleri esbâbından taşra çıkdı. Hemân Hazret-i Yûsuf karındaşı Yahûda'nın bu gûne âteş-pâre olduğun görünce oğlu Efrâyim'e eydür: "Var şu darılan Yahûda'nın esbâbına elin sürüp bir nezâketle eli eline dokunsun" dedi. Hazret-i Yûsuf oğlu Efrâyim varup bu Yahûda'nın yemîn ü yesârından ubûr ederken elin eline dokundurup Yahûda'nın hiddet-i gazabı teskîn olunca Yahûda eydür: "Ne hikmetdir. Benim yanıma Ya‘kûb evlâdlarından kimesne gelüp eti etime dokunmadı kim gazabım teskîn ola. İşte vücûdım süst olup nutka mecâlim kalmadı" dedi. Bu hâl üzre Hazret-i Yûsuf ile karındâşlarıyla niçe mücâdeleleri olup âhir İbnyâmin'i hapisden halâs etmeyüp niçe yüz deve yükü gılâl dahi birâderlerine hîbe eyleyüp İbnyâmin içün "Hapisdedir" deyüp pederine mektûblar gönderüp birâderleri Ken‘ân eline gidince İbnyâmin'i âlet-i mülâhaza-i kânûn hapisden ıtlâk edüp bağrına basup taht üzre beraber karâr ederlerdi. Hattâ Hazret-i Yûsuf Feyyûm şehrin hilâfeti mahallinde binâ etdüğü mahalde Hazret-i Ya‘kûb Mısır'a geldikde mekşûfu'l-ayn olup Hazret-i Yûsuf'u ve İbnyâmin'i görüp dünya kadar hazz edüp iki evlâdının hasretine kavuşup on yedi sene Hazret-i Ya‘kûb Nebî Mısır'da ehl [ü] ıyâliyle sâkin olup merhûm oldukda Hazret-i Yûsuf, pederi Ya‘kûb Nebî'yi Kudüs'de Halîlü'r-rahmân cenbinde defn etdi. Hâlâ anda medfûndur. Ba‘dehû Hazret-i Yûsuf'u da Hazret-i 37a Süleymân {tuç sandûka ile nehr-i Nîl'den çıkarup} Halîlü'r-rahmân'da Ya‘kûb Nebî cenbinde defn eyledi. Ammâ Hazret-i Yûsuf oğlu Efrâyim'e {Yûsuf} karındâşı İbnyâmin ve Hazret-i Mûsâ vâlidesi (---) Hâtun ve Hazret-i Yûsuf ma‘şûkası Züleyhâ Hâtûn cümle bunlar Mısır'da Kavâfe-i Kübrâda cebel-i Çûşî ki yâ‘nî cebel-i mu‘azzamdır, bu kûh-ı bâlânın zıll-i himâyesinde Abdullah Meğâverî ziyâreti mukâbelesinde bu peygamberzâdeler bir kubbe-i azîm içre medfûnlardır kim hâlâ ziyâretgâh-ı hâss [u] âmm-ı Mısır'dır. Ammâ bu mezkûr Yahûdâ hazretleri, pederi Ya‘kûb Nebî intikâlinden sonra mezkûr Bukâ‘ sahrâsında merhûm olup mezkûr mahalde bir kûh-ı pestin zeylinde müfîd ü muhtasar bir kabr-i münevverde medfûndur. Kaddi kâmil yüz kırk adımdır. Türbe-i pür-envâr cümle kârgîr ile mebnî toprak ile mestûr sutûhı vardır ve birkaç fukarâ Urbân dervîşânı vardır. Lâkin üzerinde sandûka mümkin değil, bir kabr-i tavîl olmağıla ba‘zı vâlîler rûhâniyyetinden istimdâd taleb edüp yeşil çuka ile setr ederler. Ammâ zamânımız kabirleri gibi kıbleye yan bükü değildir. Ser-i sa‘âdetleri Kuds-i şerîfe doğrudur. Hazret-i Ya‘kûb'un büyük evlâdı ve Hazret-i Yûsuf birâderi olduğuna şübhe yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 36b–37a ·
metinde göster ·
… olmuşdur. Bu sûr-ı üstüvârın esâs binâsın bennâ-yı selef bir düz musattah yerde
pest
kaya üzre şekl-i muhammes seng-tırâş ile mebnî bir hisâr-ı kavî etmiş, ammâ mür …
Der-vasf-ı kal‘a-i Bor: Kâr-ı kadîm bir kal‘a-i atîkdir. İç ilde vâki‘ olmağıla kal‘aya ihtiyâc olmaduğından gözden dûr iltifât-ı ta‘mîrden bî-nûr olmuşdur. Bu sûr-ı üstüvârın esâs binâsın bennâ-yı selef bir düz musattah yerde pest kaya üzre şekl-i muhammes seng-tırâş ile mebnî bir hisâr-ı kavî etmiş, ammâ mürûr-ı eyyâm ile câ-be-câ rahnedâr olmuş. Ammâ hâlâ derûn-ı hisârda bir mahelle ve elli aded fukarâ hâneleri ve İlyâslı câmi‘i nâmiyle bir câmi‘-i atîki var ve bir aded köhne kal‘a kapusu var (---)(---)(---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 69a ·
metinde göster ·
… âh-ı şehr-i azîm Edirne: Cümle altı bin yüz yetmiş aded sadranc nakşı, bülend ü
pest
tarîk-i âmlardır. Ve cümle tarîklarından araba işler vâsi‘ kaldırımlı yollardır …
Der-fasl-ı aded-i şâhrâh-ı şehr-i azîm Edirne: Cümle altı bin yüz yetmiş aded sadranc nakşı, bülend ü pest tarîk-i âmlardır. Ve cümle tarîklarından araba işler vâsi‘ kaldırımlı yollardır kim üç yüz adedi sûk-ı sultânî râhlarıdır. Mâ‘adâsı mahallâtlar içre tarîk-i hâslardır. Hamd-i Huda eyle emn [ü] emân taht-ı sultândır kim bu mezkûr şâhrâhlar üzre aslâ ve kat‘â dervezeler yokdur. Mısrâ‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 166a ·
metinde göster ·
… yısı kırk ve ellişer dirhem gelir ve zerdalüsün hesâbın Hudâ bilür. Kesretinden
pestil
yapup diyâr diyâr yükler ile tüccârları taşırlar. Ve seksen gûne âbdâr emrûdu m …
Evvelâ yedi gûne kaysısı al Hamavî ve sarı Hamavî ve mışmış Hamavî ve beyâz kumru ve beğ kumru ve sulu kumru ve etli kumru bu zikr olunan kaysılar eyle âbdârdır kim bâğdan şehre seleler ile gücile gelir, sehel yancılsa suyu kalmaz ve her bir kayısı kırk ve ellişer dirhem gelir ve zerdalüsün hesâbın Hudâ bilür. Kesretinden pestil yapup diyâr diyâr yükler ile tüccârları taşırlar. Ve seksen gûne âbdâr emrûdu müsecceldir. Evvelâ gök sulu birer vukiyye gelir, anı turşu ederler, suyu gûyâ cüllâbdır. Belki kesret üzre nûş edene bir keyfiyyet ve germiyyetcik hâsıl olur ve takviyyet-i bedene gâyet nâfi‘dir. Müte’ehhil olan kimesneler tenâvül etseler nef‘in müşâhede ederler ve beğ emrûdu dahi lezîz ü âbdârdır. Hattâ İslâmbol'un a‘yân [u] kibârları bu Malatıyye'den ılgar ile emrûd filisleri getirdüp İslâmbol fidanlarına aşlayup Malatıyye emrûdu olur kim pâdişâhlara hedâyâ gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 195b ·
metinde göster ·
… di kulle ve yedi kat kapu güzer edüp aşağı Azebcân kapusuna varılır kim en ednâ
pest
kal‘a dîvârıdır.
Cânib-i şarkîsinde asla top-ı dırâz güllesi irmez Akkirpi kayaları vardır, ammâ alçak dağlardır. Bu kayanın kıçı çökmüş deve gibi oldukda Van deryâsı tarafına, cânib-i garba nâzırdır. Meselâ bu deve kıçına müşâbih olan yerden üç bin altmış adım kayalar üzre havf ide ide kâmil bir sâ‘atde urûc edüp yedi kulle ve yedi kat kapu güzer edüp aşağı Azebcân kapusuna varılır kim en ednâ pest kal‘a dîvârıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 251a ·
metinde göster ·
tepesine varınca bir top-ı tavîl menzili mesâfe-i ba‘îdedir. Bu iki kûhun mâbey …
Bu Meteris nâm mahal Bitlîs şehrinin şarkîsi tarafında Rahova'ya çıkup Van'a gidecek mahalde Kassâb Çeşmesi nâm derenin ağzında cânib-i şimâlinde Dehdîvân dağı ya‘nî on aded kûh-ı bâlâlardır kim biri gâyet âlîli olmağile ana Dehdîvân-ı bâlâ derler. Anın mukâbelesinde mezkûr Kassâb Çeşmesi deresinin cenûbuna da Dîvân-ı pes derler bir kûh-ı bülenddir. Anın akîbinde kûh-ı Âvîh derler bir kûh-ı bâlâdır ve dahi yedi aded kûh-ı elvend-misâl cibâl-i âlîlerdir ammâ mezkûr Dehdîvân-ı âlînin zirvesinden Dehdîvân-ı pestün tepesine varınca bir top-ı tavîl menzili mesâfe-i ba‘îdedir. Bu iki kûhun mâbeyni bir gayyâ deresi gibi teng ü Kepân boğazdır. Bu Dehdîvânların tâ depelerinden aşağı dere içine varınca bir dağdan bir dağa yedişer kat sedd-i Nemrûdlar gibi meteris dîvârları edüp cümle meterisler kat-ender-kat âdem deryâsı olup cümle âlât-ı silâhlarıyla âmâde olup meterisler içre kavm-i Ekrâd-ı Rujikiyân karınca gibi kaynarlar ve yedi kat meterislerde niçe bin elvân filandıra ve bayrağ u tuğ ve sancağ u alemlerle zeyn olmuş kim kûh-ı Dehdîvân lâlezâr-ı gülistân-misâl olmuş ve cümle meterislerin yüzleri bizim ordu tarafında Rahova sahrâsına nâzırlardır kim ol tarafdan bir âdem gelmeğe kâdir değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 264a ·
metinde göster ·
binâ hâne-i ra‘nâlardır kim câ-be-câ hânelerde bâğlar ve bâğçeler vardır. Ekser …
Ve bu şehr-i İşnuviye cümle altı bin aded pest binâ hâne-i ra‘nâlardır kim câ-be-câ hânelerde bâğlar ve bâğçeler vardır. Ekseriyyâ bu hânelerin der-i dîvârları kerpiç ile kâr olunmuşdur. Ve dam u bâmları dükeli kireç ve keçeden sıvanmış musaykal damlardır. Hevâsı Rûmiyye'den latîf olmağile heme ahâlî-i İşnuviye nevrûz-ı Harezmşâhî'den ta berk-i hazân faslına varınca halk-ı İşnuviye dam üzre yatarlar, ammâ damlarından birbirine harem-i muhteremleri görükmezdir. Zîrâ dükeli halkı Sünnîlerdir. Sakalların tâze yiğitler asla tıraş etmezler ve ihtiyârları asla sakal kırkmazlar. {Ve diyâr-ı Maskov'un} Heşdek kavmi gibi uzun ve kaba sakalları olduğundan şâhlığa sakal harâcı verirler. Gâyet Sünnî kavm-i İşnuviyândır. Ammâ nihânîce cemâ‘atle namâz kılarlar. Cum‘a salâtında hutbe[y]i şâh ismine okuyup yine salât-ı cum‘ayı münferiden kılarlar. Cümle halkı tüccârdır ve muhibb-i garîbü'd-diyâr kavm-i züvvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 297b ·
metinde göster ·
… yâfet-i azîm edüp ba‘de't-tenâvül Rûmiyye hânının bu şehirde elli dükkânçesi ve
pest
ve şeş bâğ-ı hıyâbânları tahrîr olunup ertesi rûz-ı nevrûzda yine cânib-i şarka …
Andan bu şehr-i Tesûy sultânı ziyâfet-i azîm edüp ba‘de't-tenâvül Rûmiyye hânının bu şehirde elli dükkânçesi ve pest ve şeş bâğ-ı hıyâbânları tahrîr olunup ertesi rûz-ı nevrûzda yine cânib-i şarka âbâdân sahrâlar içre kendler seyr edüp 6 sâ‘at,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 301a ·
metinde göster ·
… n karındaşımız yahşılık etdi. Hak berekât versin." deyü birkaç kerre atın zîr ü
pestine
nazar edüp aklı gitdi. Andan öbür dibâ çullu yelegendez hurmâyî doru seylâvî at …
Kaçan kim murassa‘ eğerli ve pâk rahtlı bisâtlı eşheb cılgıdan iki başdan küheylân atları görünce koca kırçıl Kaytmaz Hân'ın aklı gidüp eydür: "Hân karındaşımız yahşılık etdi. Hak berekât versin." deyü birkaç kerre atın zîr ü pestine nazar edüp aklı gitdi. Andan öbür dibâ çullu yelegendez hurmâyî doru seylâvî atı görünce, "Bârekallah sad bârekallah!" deyüp ol vakt-i zuhr olunca at temâşâsı edüp âhir murassa‘ zeynli ata süvâr olup havlıda birkaç kerre turayl u cevelân kılup safâsından gûyâ cihân anın oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 302a ·
metinde göster ·
… în Boğazı'nın cânib-i şarkîsinde Hemedân sahrâsına nâzır bir vâdîde bir püşte-i
pest
üzre şekl-i muhammes kârgîr cibis kireç ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir kim her s …
İbtidâ bânîsi Yezdecürd Şâh'dır. Vech-i tesmiyyesi oldur kim bu diyâr-ı Irâk'ı Arab u Kürd ve Moğol kavimlerinden halâs içün Yezdecürd Şâh mezkûr boğazın ağzıdır polad-ı Nahşevânî'den bir der-i azîm edüp her gice derbânlar mezkûr deri derbend ederler. Ba‘dehû bu kal‘ayı inşâ edüp nâmına Der-i güzîn, ya‘nî Güzîde Kapu kal‘ası demekdir. Sebeb-i tesmiyyesi oldur. Hâlâ güzînden galat kâf-ı şikâfın fethiyle Dergezîn derler. Hâk-i Irâk-ı Acem'de Dergezîn Boğazı'nın cânib-i şarkîsinde Hemedân sahrâsına nâzır bir vâdîde bir püşte-i pest üzre şekl-i muhammes kârgîr cibis kireç ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir kim her seng-i hârâsı tabl-ı Sıfahân ve kös-i Bağdâd-ı hâkâniyân kadar vardır. Ammâ kal‘a-i Hemedân'dan asğardır. Cirmi beş bin adımdır ve cümle kırk beş kulle-i hasînelerdir. Ve cümle üç aded dervezeleri var; Hemedân kapusu ve Musul kapusu ve Bağdâd kapusu var ve dâ’iren-mâdâr etrâfında handakı var. Ve câmi‘leri var ammâ hân u hammâm ve çârsû-yı bâzârı taşradadır. Ve derûn-ı kal‘ada ne mikdâr hâne idüğü ma‘lûmum değildir. Ancak,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 312a ·
metinde göster ·
püşte üzre nümâyişli bir kal‘a-i sicn-i Irâk'dır. Aşağı varoşu ancak iki bin hâ …
Irâk-ı Acem'de hâk-i Gazvîn'de hâlâ sultânlıkdır kim bin nökere mâlik Pîr Yâr Sultân'dır. Bânîsi Âl-i Abbâsiyân'dan el-Müstekfî Billah'dır. Gazûb pâdişâh olmağile oğlu el-Müstemsik Billah'ı bu kende nefy-i beled edüp bu kal‘ayı evlâdı haps olmağiçün binâ edüp ismine anınçün Deylem dediler. Hâlâ Deylem-i Irâk derler, ya‘nî Irâk zindânıdır. Irâk-ı Arab deylemi Kudüs kurbünde kal‘a-i Kerek'dir. Rûm'da mahbeshâne kal‘a-i Rodos'dur. Diyâr-ı Acem'de deylem kal‘a-i Kahkahâ'dır, diyâr-ı Kırım'da kal‘a-i Menkup'dur, diyâr-ı Leh'de kal‘a-i Kamaniçse'dir, diyâr-ı Budin'de Usturgon kal‘asıdır ve diyâr-ı Alman'da kal‘a-i Pojon'dur. Bu mezkûr kal‘alar cümle zikr olunan diyârların esfeli gibi sicin deylemleridir. Ammâ bu Deylem-i Irâk cümleden eşeddir. Gerçi sarp kayalı değildir ammâ binâ cihetinde Deylem-i Müstekfî deyü nâm-ı bed-nâm vermişdir. Lâkin cirimde Sorhbîd kal‘asına mânenddir. Kûh-ı Deylem dâmeninde bir pest-pâye püşte üzre nümâyişli bir kal‘a-i sicn-i Irâk'dır. Aşağı varoşu ancak iki bin hânedir ammâ binâları gâyet atîkdir. Halkı ulemâ olmağile her mülûka itâ‘at edüp şehri gâret olunmadığından köhne binâ hâne-i zîbâları vardır ve câmi‘ ü hân u hammâm u çârsû-yı şâhîsi vardır. Hevâsı gâyet latîf olduğundan necîb ü reşîd püserleri ve ders-i Aristo Şâfi‘îyyü'l-mezheb âdemleri vardır. Hatta Tefsîr-i Deylemî sâhibi (---)(---) hazretlerinin maskat-ı re’sleri bu şehr-i imâr olduğiçün Tefsîr-i Deylemî derler. Bâğ u bâğçesi ve meyvesi firâvândır. Andan gendümü danedâr sorh-endâmdır. Lâkin nânı gâyet lezîzdir kim gûyâ nân-ı Hemedân'dır. En a‘lâ ve matîf gendümü Kal‘atü'l-Mut binâ olduğu Rudbâr nâhiyesinden gelir ammâ terbiye ile hûb nânı olur. Bu şehir,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 317a ·
metinde göster ·
… sa‘b püşteler üzre evc-i semâya müntehî kal‘a-i serâmedler vardır. Ammâ bu bir
pest
sahrâda bî-havâle olup cümle kârı benî Âdem destiyle inşâ olunduğu cihetden pes …
Evvelâ kal‘a-i Bağdâd-ı İremezât-ı hâk-i Irâk'ın çöl [ü] çölistân berr [ü] beyâbânı içre Kamerü'l-Kum çölü gibi ve Deşt-i Kıpçak hâmûnu gibi bir vâdî-i tepe içre vâki‘ olmuş Şattu'l-Arab'ın cânib-i şarkîsinde sâhil-i Şatt'da 340a şekl-i murabba‘dan tûlânîce vâki‘ seng-i beyâz ve tula-i feyyâz ve kireç ve cibir ve kec ve cıbıs ve Horasânî ile mebnî bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn bir sûr-ı üstüvârdır kim bu kevn-i kec-rev-i gerdûn-ı devvâr-ı kec-reftârda eyle bir sedd-i İskender-vâr ve bir rabât-ı mu‘azzam hisâr-ı üstüvâr bu felek-i rûy-ı zemînde deyyâr görülmemişdir. Niçe yüz sa‘b püşteler üzre evc-i semâya müntehî kal‘a-i serâmedler vardır. Ammâ bu bir pest sahrâda bî-havâle olup cümle kârı benî Âdem destiyle inşâ olunduğu cihetden pest zemînde böyle bir kirmân ve bunun gibi bir pürgaz-ı sedd-i îmân {kal‘a} görülmemişdir kim sedd-i Irâk-ı Dâdyân'dır ve cânib-i erba‘asında birer merhale yer mesâfe-i ba‘îdeden bu kal‘a-i Bağdâd'a nazar olunsa bi-emrillahi Ta‘âlâ bir mehâbet ü salâbet üzre nümâyişli bir kirmen-i kirmândır kim bi'l-mehâbe gören düşmanların zehresi çâk olur ve harâb etmeğe sa‘y edenlerin vücûdu hâk olur. Zîrâ bizzât Hazret-i Risâlet-penâh'ın nazargâh-ı bâtınîsidir kim hayr du‘âları berekâtıyla {Bağdâd} imâr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 339b–340a ·
metinde göster ·
… est sahrâda bî-havâle olup cümle kârı benî Âdem destiyle inşâ olunduğu cihetden
pest
zemînde böyle bir kirmân ve bunun gibi bir pürgaz-ı sedd-i îmân {kal‘a} görülme …
Evvelâ kal‘a-i Bağdâd-ı İremezât-ı hâk-i Irâk'ın çöl [ü] çölistân berr [ü] beyâbânı içre Kamerü'l-Kum çölü gibi ve Deşt-i Kıpçak hâmûnu gibi bir vâdî-i tepe içre vâki‘ olmuş Şattu'l-Arab'ın cânib-i şarkîsinde sâhil-i Şatt'da 340a şekl-i murabba‘dan tûlânîce vâki‘ seng-i beyâz ve tula-i feyyâz ve kireç ve cibir ve kec ve cıbıs ve Horasânî ile mebnî bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn bir sûr-ı üstüvârdır kim bu kevn-i kec-rev-i gerdûn-ı devvâr-ı kec-reftârda eyle bir sedd-i İskender-vâr ve bir rabât-ı mu‘azzam hisâr-ı üstüvâr bu felek-i rûy-ı zemînde deyyâr görülmemişdir. Niçe yüz sa‘b püşteler üzre evc-i semâya müntehî kal‘a-i serâmedler vardır. Ammâ bu bir pest sahrâda bî-havâle olup cümle kârı benî Âdem destiyle inşâ olunduğu cihetden pest zemînde böyle bir kirmân ve bunun gibi bir pürgaz-ı sedd-i îmân {kal‘a} görülmemişdir kim sedd-i Irâk-ı Dâdyân'dır ve cânib-i erba‘asında birer merhale yer mesâfe-i ba‘îdeden bu kal‘a-i Bağdâd'a nazar olunsa bi-emrillahi Ta‘âlâ bir mehâbet ü salâbet üzre nümâyişli bir kirmen-i kirmândır kim bi'l-mehâbe gören düşmanların zehresi çâk olur ve harâb etmeğe sa‘y edenlerin vücûdu hâk olur. Zîrâ bizzât Hazret-i Risâlet-penâh'ın nazargâh-ı bâtınîsidir kim hayr du‘âları berekâtıyla {Bağdâd} imâr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 339b–340a ·
metinde göster ·
demişdir. Hakkâ ki dıraht-ı hurmayı tuğa eyi teşbîh etmişdir. Ve her bir nahl mîl minâre-vâr ayyûka kad çeküp bir serv-i serbülend-vâr kıyâmda durup hırâm eder. Hâk-i amber-pâkinin letâfetinden cümle nahl-i hurması serâmed olmuşdur. Diyâr-ı Mısır'da ve vilâyet-i Elvâhân'da ve İşne ve İsvân'da ve diyâr-ı Sudan'da ve mağrib-zemîn-i Tilimsân'da böyle kad-keş ve nahl-i serkeş bir diyârda görmedim. Ve hâk-i Mekke ve Medîne ve Tâyif ve Abbâs'da böyle dırâz hurma şecerleri yokdur. Gerçi Medîne-i Münevvere'de tavîl kad şecere-i hurma olur ammâ Medîne'nin şimâli hâricinde Hazret-i Hamza-i bâ-safâ ziyâreti râhı üzre cümle hurma dırahtları birer âdem kaddi kadardır. İki üç senede dal dal hurma verüp her salkımı kum üzre yatar. Bu mu‘cize-i Resûlullah'dır kim Arz-ı Mukaddes'de bir diyârda Medîne hurması dırahtı gibi pest hurma görmedim. Gûyâ Ayıntâb diyârının üzüm bâğlarıdır. Ammâ Bağdâd'ın nahlistânı kehkeşân-âsâ semâya ser çekmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 346a ·
metinde göster ·
bârân-zede edüp Yezîd'in külün göğe savurdu ve cemî‘i âsâr-ı binâlarında olan g …
Âhir-ı kâr cesed-i Yezîd'i âteşe göyündürüp cemî‘i Tatar askerine emr edüp kabr-i Yezîd'e peste-i bârân-zede edüp Yezîd'in külün göğe savurdu ve cemî‘i âsâr-ı binâlarında olan girân-bahâ olan âvîzeler ve maslûbât u musanna‘âtdan şem‘dânlar ve gülâbdân ve gayrı sîm âvânî eşyâları cümle şütürlere tahmîl edüp Şâm'dan bu kadar metâ‘ ile bin kise mâlı Bağdâd'da İmâm Hüseyin'e gönderüp âsitâne-i İmâm Hüseyin'i dahi ziyâde imâr etdi. Ammâ devlet-i Emeviyye'de İmâm Hüseyin'i bir kimesne imâr etmeğe cür’et edemezlerdi. Ammâ devlet-i Abbâsiyân'da niçe hulefâlar ve el-Mütevekkil Alallah halîfe ve Hârûnu'r-Reşîd ve Adudu'd-devle ve niçe mülûk dahi tevsî‘ ü ta‘mîr ü termîm ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 350b ·
metinde göster ·
dâmeninde bayırlı ve çayırlı ve bâğ u bâğçeli yere vâki‘ olup cümle hânedânları …
Bu şehrin zemîni bir kûh-ı pest dâmeninde bayırlı ve çayırlı ve bâğ u bâğçeli yere vâki‘ olup cümle hânedânlarının yüzü cânib-i şarka ve kıbleye nâzırdır ve cümle yigirmi iki mahalle ve mihrâbdır. Cümleden câmi‘-i kadîm çârsû içre câmi‘-i Gâzî Durhan Beğ cemâ‘at-i kesîreye mâlik ma‘bedgâh-ı atîkdir (---)(---)(---)(---)(---)(---)99a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 98b–99a ·
metinde göster ·
… r içre kal‘ası harâb olmağile dizdârı yokdur. Zemîn-i şehri bir hıyâbânlı kûh-ı
pestin
dâmeninde bir vâsi‘ düz sahrâda cümle 1000 aded kiremit örtülü tahtânî ve fevkâ …
Sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve nakîbi ve muhtesibi vardır, lâkin dağlar içre kal‘ası harâb olmağile dizdârı yokdur. Zemîn-i şehri bir hıyâbânlı kûh-ı pestin dâmeninde bir vâsi‘ düz sahrâda cümle 1000 aded kiremit örtülü tahtânî ve fevkânî fukarâ evleridir kim cümlesinde bâğ u bâğçe ve âb-ı revânlar mukarrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 100b ·
metinde göster ·
… ır. Lisân-ı Latin'de İspilet (---) demekdir. Bu kal‘a leb-i deryâda bir püşte-i
pest
üzre seng binâ bir kal‘a-i garrâdır kim cümle der [ü] dîvârları seng-i mutarraş …
Niçe kerre muhâsara olmuşdur, ammâ âhir dest-i küffârda kalmışdır. İbtidâ bânîsi Pulya Vilâyeti Kralı İspilet nâm kefere binâsıdır. Ba‘dehû Venedik küffârı destinde kalmışdır. Lisân-ı Latin'de İspilet (---) demekdir. Bu kal‘a leb-i deryâda bir püşte-i pest üzre seng binâ bir kal‘a-i garrâdır kim cümle der [ü] dîvârları seng-i mutarraş ile mebnîdir ve leb-i deryâda bir azîm limanında yedi aded kâfir kadırgaları yatırdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 138a ·
metinde göster ·
… kdan aşrı karada bizim Kırka hâkinde bu kal‘aya sehel havâle bir kayalı püşte-i
pest
var. Anda bir Fostiçse-i azîm, ya‘nî bir siper-i kal‘a etmiş kim gûyâ bu dahi b …
Ammâ bu kal‘anın deryâ getirdiği handakdan aşrı karada bizim Kırka hâkinde bu kal‘aya sehel havâle bir kayalı püşte-i pest var. Anda bir Fostiçse-i azîm, ya‘nî bir siper-i kal‘a etmiş kim gûyâ bu dahi bir sedd-i Kahkaha'dır. Üstünde fırça gibi topları dizmişdir. Başka kesme kaya handak-ı amîk var, ammâ deryâ sehel ba‘îd olmağile handakında suyu yokdur, lâkin handakdan hâric niçe bin elvân muhîl [ü] şeytanatlar ile gûnâ-gûn şarampav kazıkları ve parmaklıkları ve lağımlar etmiş. Hattâ esîrlerimizin nakilleri üzre bu Fostiçse'nin yer altından ve kal‘a handakı içindeki deryâ 141a altından Zadra kal‘asına gider yol vardır, derler. Ol mülâhaza ile bu yolu yer altından etmiş kim eğer karada olan Fostiçseyi Türk alırsa içinde olan kâfirler kal‘aya firâr edeler ve kal‘adan anlara imdâd gideler, ammâ inşâ’allâh "El-abdü yüdebbiru vallâhu yukaddiru". mazmûnu üzre Cenâb-ı Allâh fethi müyesser etmişse bu re’y [ü] tedbîrleri sû-i tedbîr olur, ammâ hikmet-i Hudâ bu mezkûr Fostiçse tabyasının dahi havâlesi vardır. Bu havâleye balyemez topları koyup Fostiçse'i döğe döğe berbâd eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 140b–141a ·
metinde göster ·
… bâğçeli ve bir vâsi‘ iki bayır arasında nehr-i şumaniçse kenârında bir püşte-i
pest
üzre çâr-kûşeden tûlânî bir şeddadî kârgîr binâdır, ammâ der [ü] dîvârları ol k …
Eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Çernik: Bu kal‘a bir düz sahrânın nihâyetinde bir bâğ u bâğçeli ve bir vâsi‘ iki bayır arasında nehr-i şumaniçse kenârında bir püşte-i pest üzre çâr-kûşeden tûlânî bir şeddadî kârgîr binâdır, ammâ der [ü] dîvârları ol kadar metânet üzre değildir ve kifâyet mikdârı cebehânesi 157b ve gılâl anbârı ve beğ sarâyı var. Dizdâr ve beğden gayrı bu kal‘ada ferd-i âferîde yokdur. Ancak Süleymân Hân'ın müfîd ü muhtasar câmi‘i var. Etrâf-ı kal‘ada handakı üzre kapusunda asma tahta cisri var. (---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 157a–157b ·
metinde göster ·
… ---) (---)(---)(---)(---)(---)159b sık ormanlı dağlık içinde bir püşte-i
pest
üzre kal‘a-i kebîr (---)(---)(---)(---)
Bir çemenzâr lâle-izâr yerde, ammâ dest-i Âl-i Osmân'da (---) aded Rahoviçse kal‘ası, biri (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)159b sık ormanlı dağlık içinde bir püşte-i pest üzre kal‘a-i kebîr (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 159a–159b ·
metinde göster ·
Bu hâli serdârımız İsmâ‘îl Paşa görüp fethinde su‘ûbet mukarrer idiğin zâhir ü bâhir olup ale's-sabâh kal‘a cânibine nazar etmeyüp Seykel sahrâsının cânib-i şimâline üç sâ‘at gidüp anda bir pest püşte üzre serâperdesin kurup cemî‘i hayme vü hargâh bâr [u] büngâhlarıyla cümle guzât aşağı deşt-i hâmûnda meks olunup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 23a ·
metinde göster ·
Der-dâsitân-i varoş-ı Vulkovar: Tuna kenârıyla nehr-i Vu[l]kovar sâhilinde bir
pest
dereli yerde cümle beş yüz aded serâpâ şindire tahta örtülü ol kadar mükellef d …
Der-dâsitân-i varoş-ı Vulkovar: Tuna kenârıyla nehr-i Vu[l]kovar sâhilinde bir pest dereli yerde cümle beş yüz aded serâpâ şindire tahta örtülü ol kadar mükellef değil hânelerdir, ammâ bâğçeli vâsi‘ evlerdir. Ve cümle havlıları dahi tahta çekilmişdir. Kârgîr binâlı dîvâr manzûrumuz olmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 61a ·
metinde göster ·
… edfûndur, ammâ üzerinde aslâ ne kubâb ve ne âsâr-ı binâ vardır, hemân bir kûh-ı
pestün
dâmeninde bir vâsi‘ gül [ü] gülistânlı zemînde âsûdedir. Ancak kabr-i şerîfi üz …
Meğer ezelü'l-âzâlde takdîr-i İlâhî bu Eflâtû[n]-ı İlâhî'nin hâki türâb-ı Peçoy'dan imiş. "Küllü şey’in yerci‘u ilâ aslihi" üzre âhir-i kâr öyle hakîm-i dânâ Arapça yarlığ-ı belîği emrine itâ‘at edüp bu Peçoy Sirem-i bâğ-ı İrem'de hâlen medfûndur, ammâ üzerinde aslâ ne kubâb ve ne âsâr-ı binâ vardır, hemân bir kûh-ı pestün dâmeninde bir vâsi‘ gül [ü] gülistânlı zemînde âsûdedir. Ancak kabr-i şerîfi üzre bir seng-i hârâ-yı tavîl mestûrdur kim alâmet-i kabr-i Eflâtûn'dur. Ve ol seng-i mücellâ üzre elsine-i muhtelife hatları var kim görmeğe muhtâcdır. Rahmetullâhi aleyh. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 69b ·
metinde göster ·
… şimâli önündeki liman-ı kebîr ortasında hikmet-i sun‘-ı Hudâ bir yalçın püşte-i
pest
vâki‘ olup üstâd-ı bennâ-yı selef var makdûrun sarf edüp bu cezîre-i kayacık üz …
Mezkûr aşağı varoş kal‘asının şimâli önündeki liman-ı kebîr ortasında hikmet-i sun‘-ı Hudâ bir yalçın püşte-i pest vâki‘ olup üstâd-ı bennâ-yı selef var makdûrun sarf edüp bu cezîre-i kayacık üzre şekl-i murabba‘ bir Şeddâdî binâ bir mendirek-i ra‘nâ inşâ etmiş kim gûyâ bennâ-yı mühendisîn yed-i tûlâsın ayân etmiş, zîrâ bu liman-ı azîm bir hayli vâsi‘ liman olmağile niçe kerre düşman firkateleri şebhûn ile bu limana girüp gemiler basıp esîrler alup gitmişler. Anıniçün bu Kastel kal‘asın yasamışlar. Hakkâ ki liman henüz bir cây-ı emn [ü] emân olmuş. Bir cânibi tâ Anabolı boğazına nâzırdır. Cemî‘i etrâfı limanı muhâfaza eder bir sedd-i İskender'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 281a ·
metinde göster ·
Kal‘ası leb-i deryânın şimâli sâhilinde bir püşte-i
pest
321b üzre şekl-i muhammes bir Şeddâdî taş binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır kim dâ’ir …
Kal‘ası leb-i deryânın şimâli sâhilinde bir püşte-i pest 321b üzre şekl-i muhammes bir Şeddâdî taş binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır kim dâ’iren-mâdâr cirmi iki bin yedi yüz adımdır. Ve cümle (---) katdır. Ve cümle (---) aded kapuları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 321a–321b ·
metinde göster ·
üzre şekl-i murabba‘ taş binâ bir kal‘acıkdır. Bin mikdârı ceng-âver kefereleri …
Kal‘ası leb-i deryâda bir püşte-i pest üzre şekl-i murabba‘ taş binâ bir kal‘acıkdır. Bin mikdârı ceng-âver kefereleri ve cebehâneleri ve serâmed topları var. Leb-i deryâda kal‘a kapusu kara cânibine Delvine kapusu [var.].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 351b ·
metinde göster ·
… vli âteş-perest anın binâsıdır derler. Bir buhayre-i âb-ı hayâtın kenârında bir
pest
püşte üzre Şeddâdî-misâl seng-i hârâdan nişân verir. Her taşı tûlen ve arzan el …
Ve bu kal‘a-i Firdâniye tâ Nûh Necî evlâdı Ken‘ân Nûh Nebî ile gemiye girmeyüp mürted oldu, bi-kavli âteş-perest anın binâsıdır derler. Bir buhayre-i âb-ı hayâtın kenârında bir pest püşte üzre Şeddâdî-misâl seng-i hârâdan nişân verir. Her taşı tûlen ve arzan ellişer ve altmışar karış seng-i hârâlardır. Ve şekl-i müseddes binâ olunmuş iki kat bir kal‘a-i kat-ender-katdır. Ve dâyiren-mâdâr cirmi üç bin adımdır. Ve şarka nâzır âbinûş dırahtlarından bir kapusu var. Ve derûn-ı kal‘ada bin mikdârı tûbdan kârgîr-binâ evlerdir. Ammâ niçe bin hânesi zîr-i zemînde gâr-ı cahîmlerdir kim Mugân kavmi anda olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y400b ·
metinde göster ·
… örtülü müfîd ü muhtasar hânelerdir. Ve Özdemir Paşa'nın bir sadece bir minâre-i
pestli
câmi‘i var, cümle taş-binâdır. Ve birkaç mesâcidleri ve yigirmi mikdârı koçaşda …
Ve bu cezîre-i Sevâkin'de cümle iki yüz altmış kârgîr ve hasır ve kamışdan ve çalaşdan evlerdir. Cümle toprak örtülü müfîd ü muhtasar hânelerdir. Ve Özdemir Paşa'nın bir sadece bir minâre-i pestli câmi‘i var, cümle taş-binâdır. Ve birkaç mesâcidleri ve yigirmi mikdârı koçaşdan ya‘nî çalıdan ve hasırdan dükkânları var. Ve iskele başında Bânyân kavmi ya‘nî âteş-perest kâfirlerin mahzenleri var, her ecnâs zî-kıymet metâ‘lar ile memlû‘ mahâzinlerdir. Bu zikr olunan imâretlerden gayrı hân u hammâm ve imâret ve medrese ve bâğ u bâğçe ve bostân yokdur. Lâkin bu câniblerde Fûncistân ve Zencistân ve Dumbistân melikleri vilâyetlerinin iskelesi olmağile gâyet ganîmet yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y436a ·
metinde göster ·