… r. Bu hânlar kurbunda kırk elli aded esvâk-ı muhtasarlı dekâkînlerinde balık ve
peynir ve
boza ve şarâb ve rakı firâvândır. Ve bir kenîse-i atîkleri var. Argona nâmıyla …
Ammâ bunlar (---) câmi‘i evkâfı olmağıla maktû‘u'l-kalem ve mefrûzu'l-kadem olup hâkimleri ve sarây-ı âlîleri vardır. Ekseriyyâ mûğları ve koyun celebi ve pasdırma keşân ve yağ satan keferelerdir. Bunların kolluğu vardır. Anın sebebiyle kefere hânelerine ferd-i âferîdeden bir ferd konmağa kâdir değildir ve kondurmazlar. Mu‘âf u müsellem olduklarından belki âdemi katl ederler. Ammâ yedi aded hânları vardır. Hânlarda sâkin olan müsâfirîne me’kûlât [u] meşrûbâtdan imdâd ederler. Bu hânlar kurbunda kırk elli aded esvâk-ı muhtasarlı dekâkînlerinde balık ve peynir ve boza ve şarâb ve rakı firâvândır. Ve bir kenîse-i atîkleri var. Argona nâmıyla bir bıtrîk ve kıssîs binâ edüp zu‘m-ı bâtılınca Hazret-i Meryem Ana rûhuna savâbın hîbe eylemiş. Yılda bir kerre niçe yüz bin küffâr bu deyr-i köhneye gelüp tecdîd-i âyîn-i kefere-i fecere ederler. Ammâ gâyet musanna‘ deyrdir. Hattâ papasları Melek efendimize vâfir hedâyâ getirdiler. Andan yine cânib-i şarka teper aşağı inüp niçe kurâ-yı âbâdân güzer edüp Kovukdere nâm içre ol sengistân-ı muhâtara yerden geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 171a ·
metinde göster ·
zeytun ve zeytun yağı, hatta şarâb-ı bî-hicâb dahi vardır kim müsâlaha içün yah …
Ve niçe yüz havzlarda sirke ve bal ve peynir ve zeytun ve zeytun yağı, hatta şarâb-ı bî-hicâb dahi vardır kim müsâlaha içün yahûd mahsûr olan kefere re‘âyâ vü berâyâ içün hamr dahi vardır. Hatta bi-emrillah bir gârda neft yağı ma‘deni vardır kim kayadan cereyân edüp bir havz-ı azîmin içine rîzân olup ol havz-ı azîm mâl-â-mâl oldukda taraf-ı mîrîden Van defterdârı tüccârlara fürûht eder, bi-emrillâh bir temâşâdır. Ammâ bu gâr dahi şeb [u] rûz mesdûd durur. Hatta bu gârın bir tarafında püşte püşte hâk-i pâk yığılmış durur. Allahümme âfinâ bu nefte bir âteş isâbet etse üzerine bu toprağı döküp söndürürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 251a ·
metinde göster ·
… sığın derisinden sofra getirüp bir ağaç tekne latîf revâk gibi bal ve bir tekne
peynir ve
bir tekne pasta getirüp "Aşan konaklar halâl bolsun. Benim babası cânı savasın" …
Hudâ'ya ayândır kim böyle olmuşdur. Bir gün bu diyârda bir kabakda mihmân olup konak-bânımız olan Çerkes âdemlik edüp fi'l-hâl taşra çıkup sehel eğlenüp geldi ve meydân-ı mahabbete sığın derisinden sofra getirüp bir ağaç tekne latîf revâk gibi bal ve bir tekne peynir ve bir tekne pasta getirüp "Aşan konaklar halâl bolsun. Benim babası cânı savasın", ya‘nî "Balı yeyin helâl olsun. Atam cânına değsin" dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 155a ·
metinde göster ·
bakla ve nohud ve pasta ta‘âmları var iken bıçak ile boğazlanmış hayvân eti yem …
Ve bal ve peynir ve bakla ve nohud ve pasta ta‘âmları var iken bıçak ile boğazlanmış hayvân eti yemezler. Meğer gayri ta‘âmları olmaya. Ol zamân semin hayvânların boğazlayup yerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 155b ·
metinde göster ·
… âz Arnavud simidi ve nohudlu çöreği ve tavuk böreği ve çamuka ve komoştovar nâm
peynir ve
yumurtalı tava böreği ve kaymak baklavası ve bâdemli samsası gâyet memdûhdur.
Der-beyân-ı memdûhât-ı me’kûlât-ı ta‘âm-ı azamât-ı meşrûbât: Evvelâ beyâz Arnavud simidi ve nohudlu çöreği ve tavuk böreği ve çamuka ve komoştovar nâm peynir ve yumurtalı tava böreği ve kaymak baklavası ve bâdemli samsası gâyet memdûhdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 360a ·
metinde göster ·
… bedestânı yokdur, ancak otuz yedi kefere dükkânları vardır. Balık ve havyar ve
peynir ve
soğan ve sarmısak [ve] etmek ve et bey‘ olunur. Ammâ meyhâneleri çokdur, her ev …
Ve hân u hammâm ve bedestânı yokdur, ancak otuz yedi kefere dükkânları vardır. Balık ve havyar ve peynir ve soğan ve sarmısak [ve] etmek ve et bey‘ olunur. Ammâ meyhâneleri çokdur, her ev birer meyhânedir ve şarâbı memdûhdur. Ve her eşyâ bulunur, lâkin yine Rodos'a muhtâclardır. Ve bu varoşda hünkâr kapucıbaşılarından Papas kapucıbaşı ki millet-i Mesîhiyye üzre bıtrîk iken Sultân İbrâhîm Hân huzûrunda İslâm ile müşerref olup Kâsımpaşa'da Piyale Paşa merhûmun ehlin alup başkapucıbaşılık sadaka olunup fermân-ı şehriyârî ile Rodos kal‘alarının ta‘mîr [ü] termîmine me’mûr olup bu Lindos kal‘asının aşağı varoşunda mezkûr İsmâ‘îl Ağa bir hayrât-ı azîm etmişdir kim selef vüzerâlarından bir ferde nasîb olmadı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y122b ·
metinde göster ·
… ir beyâz ineği var idi, anın südüyle cemî‘i halkı ziyâfet edüp ikrâm ederdi. Ve
peynir ve
kaymak îcâd etmek bunlardan kaldı. Ve ol beyâz inek Haleb'de fevt olup ince Kın …
Kâr [u] kisbleri dihkânî ya‘nî ekinci idi. Zirâ‘at edüp müsâfirlerin toylardı. Ve Haleb şehrinde P 97b sâkin iken bir beyâz ineği var idi, anın südüyle cemî‘i halkı ziyâfet edüp ikrâm ederdi. Ve peynir ve kaymak îcâd etmek bunlardan kaldı. Ve ol beyâz inek Haleb'de fevt olup ince Kına'da defn etmişlerdir. Anıniçün Haleb'e Halebü'ş-şehbâ derler, ya‘nî beyâz inek yeri demek olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y229a ·
metinde göster ·
süd getirüp der-akab üç koyun boğazladı. Ve azîm ri‘âyetler edüp atlarımıza bey …
Bir vâsi‘ sahrâda cümle hayme ve hargâhlar ile meks etmiş bir kavmdir kim cümlesi iki bin müslim kavmdir. Urbân olduklarından avretlerinin yüzleri uryândır. Şeyhleri Abdülmecîd haymesinde meks edüp ale'l-fevr bize peynir ve süd getirüp der-akab üç koyun boğazladı. Ve azîm ri‘âyetler edüp atlarımıza beyâz darı yem verdiler. Anı gördük, bir kırmızı şalvârlı Mısır cündisi görüp cânımız yerine geldi. Meğer İbrîm kulu imiş, bize birkaç ekmek getirdi. Bu mahallerde bizim beksumâtımız hod kalmamış idi. Ekmeği tereyağ ile yiyüp tâze Y 390a cân bulduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y389b–Y390a ·
metinde göster ·