İşte Rûmeli Hisârı bu eşkâlde bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn yalçın kayalar üzre garb cânibi evce peyveste olmuş kayalardır. Ve dâ’iren-mâdâr aslâ handakı yokdur, zîrâ cümle yalçın mâvî kayalar üzredir. Ve cirmi etrâfı altı bin adımdır ve dîvârının kaddi kırk zirâ‘dır ve üç kullesi seksener zirâ‘-ı melikîdir. {Herbiri kehkeşân-âsâ semâya ser çeküp tâ zirve-i a‘lâları alemi yerinde gûnâ-gûn dîdebân kadehleri vardır. Ve herbiri onar tabaka hücrelerdir. Kaçan kim taraf-ı pâdişâhîden bir âdem mağzûb olsa bunda Mîm kullesine haps ederler kim kat-ender-kat müzehheb ve latîf kâ‘alar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 137a ·
metinde göster ·
… servi ve bîd-i sernigûn ve sâ’ir eşcâr-ı azîmler var kim her biri evc-i semâya
peyveste olmuş
dıraht-ı müntehâlardır, gûnâ-gûn çemenzâr soffalar ve musallâ soffaları ve uyûn …
Ve bu derede olan sun‘-ı Hudâ-yı Bîçûn çınâr ve kavak ve servi ve bîd-i sernigûn ve sâ’ir eşcâr-ı azîmler var kim her biri evc-i semâya peyveste olmuş dıraht-ı müntehâlardır, gûnâ-gûn çemenzâr soffalar ve musallâ soffaları ve uyûn-ı câriyeler ile halk olunmuş teferrücgâh-ı Selîmî'dir. Bu mesîregâhın sebebiyle kurbünde kasaba-i Büyükdere amâr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 138a ·
metinde göster ·
… iç kal‘a içre Hünkâr Sarâyı kurbunda bir dıraht-ı müntehâ dikmişdir. Hâlâ evce
peyveste olmuş
bir şecer-i azîmdir. Kabr-i şerîfi Bursa şehri içre (---) mahallesinde bir teky …
Evvelâ Geyikli Baba Sultân: Fukarâ-yı Yesevî'den olup Azerbaycân şehirlerinden Hoy-ı hüsn-hûydandır. Kûh-ı azîmlerde vahşî sığınlara süvâr olup Orhân Gâzî ile sefer eşüp at tavlası gibi bir tavla sığınları var idi, barhanasın bile vahşî gazâllara yükledirdi. Bursa'da iç kal‘a içre Hünkâr Sarâyı kurbunda bir dıraht-ı müntehâ dikmişdir. Hâlâ evce peyveste olmuş bir şecer-i azîmdir. Kabr-i şerîfi Bursa şehri içre (---) mahallesinde bir tekye-i azîmdir kim Orhân Gâzî binâsıdır. Kuddise sırruhu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 237b ·
metinde göster ·
… gemiler bu Keliğra kayalarını özleyüp gelir. Yüz elli mil yerden nümâyân âsmâne
peyveste olmuş
kûh-ı bülendlerdir. Deryâ aşırı karşu şark cânibinde Anadolu tarafında Sinop Bu …
Yedinci tâbûtu Dobruca krallığından İslâm ile müşerref etdüğü Alî Muhtâr bir tâbût alup bu maksad [u] merâmımız olan Keliğra kayalarında Ejderha mağarasında defn edüp Keliğra kayası nâmıyla iştihâr bulmuş kaya olmağıla Keliğra Sultân derler. Lisân-ı Latînde Keliğra ejder-i heft-sere derler. Fesahat-ı lisân-ı Latin'dir. Anınçün yedi kralda medfûn olup âsitâne-i sa‘âdetleri vardır. Üçü Âl-i Osmân hükmünde ulu âsitânelerdir. Ve her diyârda birer ismiyle müsemmâdır. Ammâ Rûm'da Baba Sultân ve Sarı Saltık Sultân ve Keliğra Sultân derler. Ammâ kâfiristân-ı Hıristiyânistân'da İsvet-i Nikola derler. Cemî‘î millet-i Mesîhiyye gâyet mu‘tekidlerdir. Hâlâ cemî‘î dervîşânları def ve kudûmler çalarak alem-i peykerlerin açarak dîb-i Frengistân'da gezüp pâdişâhâne zevk u safâ edüp tatyîb-i hâtırlarıyla cümle nasârâ mukayyed olup nezerât ve sadakalar ihsânlar edüp beleğan-mâ-belağ mâl-i firâvânlar ile yine âsitânelerine gelirler. Ammâ bu bizim deryâdan halâs olup âsitânesinde mihmân olduğumuz Tekye-i Keliğra Sultân, Karadeniz kenarında evc-i âsumâne ser çekmiş bir burundur kim fil hortumu gibi deryâya uzanmışdır. İslâmbol'dan Kara Hırmeni ve Köstence ve Kili câniblerin özleyen gemiler bu Keliğra kayalarını özleyüp gelir. Yüz elli mil yerden nümâyân âsmâne peyveste olmuş kûh-ı bülendlerdir. Deryâ aşırı karşu şark cânibinde Anadolu tarafında Sinop Burnu bu Keliğra kayalarına mukâbildir. İkisi mâbeyni (---) mildir. Küşâde hevâda Keliğra'dan Sinop dağları Sinop'dan Keliğra dağları seçilir. Ammâ gâyet küşâde hevâ ister. Bu Keliğra kayasının tâ burnunda Keliğra Saltık Sultân bir mağara içinde medfûndur kim ejderhânın gâr-ı karârı idi. Ve yine bu mahalde tekyesi âsitâne-i azîmdir kim ibtidâ bânîsi Dobruca Alî Muhtar binâ etmişdir. Azîzin ağaç kılıcı ve sapanı ve def ve kudûmü ve alemi ve sancağ u bayrakları durur. Ve âsitânesinde müte‘addid hücreleri ve yaz meydânı ve kış meydânlarının cânib-i erba‘asında pâk u pâkîze kurbân postlarıyla döşenmiş her post üzre birer sâhîb-i ma‘rifet ehl-i ilm u fâzıl ve âlim u fâzıl cânlar vardır. Cümlesi ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at mü’min ve muvahhid cânlardır. Evkât-ı hamselerin mescidlerinde edâ eder sâhib-i tertîblerdir. Yüzden mütecâviz âşıkân-ı sâdıkânlardır. Hatta hakîrden sekiz ay Hıfz kırâ’ati üzre 267b Kur’ân-ı Azîm tilâvet etdiler. Bu âsitânenin ve türbe-i pür-envârın revzenleri cümle deryâya nâzırdır. Ve görmeğe muhtâc ibret-nümâ bir matbah-ı Keykâvûs'u vardır. Mu‘allak bir kubbe-misâl dûd-keş bacası vardır. Şeb [u] rûz ale'd-devâm âteş üzre ni‘meti hâzırdır. Âyende vü revendeye ni‘meti mebzûldur. Hayrât [u] akârâtı olmayup pârsâ-yı Muhammedî ile geçinir bir alây fakr [ü] fâka erenleridir. Ve işbâzlarında pây-bürehne ve ser-bürehne cevallâkî zeber-dest tüvâna zivinleri var kim her biri aşk-ı ilâhî ile suhte olup pute-i kâlde hâl sâhibi olmuşlar, böyle bir âsitâne-i kübrâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 267a–267b ·
metinde göster ·
… mesâfe-i ba‘îde cebel-i âlîdir ve şehr içindeki câmi‘ ensesindeki evc-i âsumâna
peyveste olmuş
kayaya nısf sâ‘atde urûc olunur.
Anda ziyâret-i Abdülvehhâb Gâzî medfûndur kim ziyâretgâh ve mesîregâh-ı hâs [u] âmdır. Bu kûh-ı bülend kal‘aya havâledir ammâ beynehümâ nehr-i Çoruğ cereyân edüp top ermez bir mesâfe-i ba‘îde cebel-i âlîdir ve şehr içindeki câmi‘ ensesindeki evc-i âsumâna peyveste olmuş kayaya nısf sâ‘atde urûc olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 328a ·
metinde göster ·
bir kûh-ı bülendin tâ zirve-i a‘lâsında cemî‘i ebrâcları ve dendân-ı bedenleri …
Eşkâl-i kal‘a-i İskilib: Evce peyveste olmuş bir kûh-ı bülendin tâ zirve-i a‘lâsında cemî‘i ebrâcları ve dendân-ı bedenleri seng-tırâş ile mebnî şekl-i müseddes bir kapulu kal‘a-i âlîdir. Derûn-ı kal‘ada (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) . Ammâ aşağı şehri bir dereli ve bâğlı ve bâğçeli yerde vâki‘ olmuş cümle (---) aded hâk-i pâk ile mestûr hâneli ma‘mûr şehirdir, ammâ ol kadar müzeyyen ve kebîr değildir. Cümle (---) aded mihrâbdır. Evvelâ çârsû içinde (---)(---) .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 91b ·
metinde göster ·
ve yemîn ü yesârda olan cengâver Urbân-ı dilâverin sayhaları ve gırîv ü feryâdl …
Evsâf-ı kal‘a-i Tilhovar: Hikmet-i Hudâ bin altmış beş Recebi nısfında bu kal‘a-i Tilhovar altına vardıkda anı gördük, iki deryâ-misâl Urbân-ı uryân askerleri birbirlerine girişüp Urbân avretleri zılgıdı ve atlarının süheylleri sadâsı sahrâ-yı Tilhovar'ı pür etmiş ve tarafeyn cüyûşunun atları ayağından çıkan hâk-i siyâh ebr-i kebûdu bürüyüp evc-i âsumâna peyveste olmuş ve yemîn ü yesârda olan cengâver Urbân-ı dilâverin sayhaları ve gırîv ü feryâdları cihâna velvele vermiş ve tarafeyndeki askerin birbirine mızrak urduklarının mızrak şakırdısı gûyâ ra‘d gibi gürlerdi. Mustafâ Paşa ile bir püşte-i âlî üzre çıkup bu ceng ü cidâli ve harb ü kıtâli seyr ü temâşâ edüp sahrâ-yı Tilhovar'ın zemini niçe yüz bin atların ayağı altında nadaz nadaz olup rimâl ü türâb Hallâc-ı Mansûr yayından çıkar gibi penbe-misâl hevâya atıldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 216b ·
metinde göster ·
bir kûh-ı ser-bülenddir kim evc-i âsumâna kad çekmiş dıraht-ı müntehâlar var ki …
Kıratova ile Eğridere mâbeyninde evce peyveste olmuş bir kûh-ı ser-bülenddir kim evc-i âsumâna kad çekmiş dıraht-ı müntehâlar var kim misli meğer Ravna ve Çernik dağlarında ola. Ve bu cebel-i bâlâda me‘âdin-i hadîd lâ-yu‘ad ve lâ-yuhsâdır. Ve bu kûh-ı bülendin tâ zirve-i a‘lâsında kefere zu‘munca Hazret-i İsâ havâriyyûnlarından şem‘ûn-ı Safâ makâmı ola bir deyr-i azîm vardır kim bir kâr-ı kadîm ve bir deyr-i adîm olduğuna âsâr-ı binâsı şâhiddir. Anda olan ruhbânların pençe-i âfitâb muğpîçeleri âyende vü revendelerin önüne durup hidmet ederler, ammâ bize hidmet etmediler. Ve niçe yüz hânelerinde müsâfirîn içün dîbâ ve şîb ve zerbâf döşek ve yorkanları akmişe-i fâhiredendir. Her şeb yüz iki yüz âdem piyâde ve esb-süvârlar gelüp ayş u işretler edüp her birine gûnâ-gûn i‘zâz ü ikrâmlar ile tîb ü [tatyîb-i] hâtır ederler bir acâ’ib manastır-ı kıssîsân-ı millet-i Mesîhiyyedir kim elbette her müsâfirînin haddine göre bir hedâyâ vermeleri mukarrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 173b ·
metinde göster ·
Hemân bu mahalde anı gördük, gerü Uyvar tarafından evc-i âsumâna
peyveste olmuş
bir gird-i siyâh ve bir gubâr-ı siyâh içinden kırk elli aded şukka-i alemler nü …
Hemân bu mahalde anı gördük, gerü Uyvar tarafından evc-i âsumâna peyveste olmuş bir gird-i siyâh ve bir gubâr-ı siyâh içinden kırk elli aded şukka-i alemler nümâyân olup on bin kadar asâkir-i İslâm yine dal tîğ-i uryân olup gelmede, ammâ beri tarafda mukaddemâ gelen askerler hemân bu bayrakları görüp, "İşte bu kerre kâfirleri kırarız" deyü yine dal sâtûr olup kâfirin arabalarına "Allâh Allâh" deyüp at koyunca yine Kaplan Paşalı "Bire n'eylersiz gâzîler" deyince arabalardan niçe mâl-ı ganâ’imler ve niçe pençe-i âfitâb duhter-i pâkîze-ahterler ve niçe gılmânları terkilerine alup her biri birer ormana girüp gâ’ib olduklarında gerüdeki asker dahi yetişüp geldi. Meğer Şâm askeriyle Kıbleli Paşa imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 120a ·
metinde göster ·
… bî-gümân, pîşvâ-yı mürşid-i ünâs ve sultân-ı müvelliyû'n-nuhâs hazretleri evce
peyveste olmuş
bir kubbe-i dürr-i beyz-âsâ kâse-i münevver içinde nûr-ı Hudâ'ya müstağrak olup …
Sâhib-i nişân-ı bî-nişân, ârif-i billâh-ı bî-gümân, pîşvâ-yı mürşid-i ünâs ve sultân-ı müvelliyû'n-nuhâs hazretleri evce peyveste olmuş bir kubbe-i dürr-i beyz-âsâ kâse-i münevver içinde nûr-ı Hudâ'ya müstağrak olup âsûdedirler. Ammâ kubbeleri Seyyid Ahmed el-Bedevî gibi zîb ü zînet ile bezenmiş değildir, niçe kerre âvîze ve gûnâ-gûn maslûbâtlar ile tezyîn etmişler. Ale's-sabâh cümle zî-kıymetleri yerde bulmuşlar, anıniçün hâlâ tekellüflü değildir. Zamân-ı sa‘âdetlerinde dahi zînet ü dârâtdan haz etmezlermiş. Ancak bu kubbenin cânib-i erba‘asında birkaç kanâdîller ve niçe yüz şem‘-i kâfûrîler ve Burhânî alemleri ile müzeyyendir. Ve zemîni serâpâ mermerdir, hâlîçe döşeli değildir. Bâb-ı sa‘âdeti şimâle nâzırdır. Kubbe-i pür-envârına ehl-i züvvâr girüp mihrâbında iki rek‘at namâz kılup âdâb üzre giderler. Bu kubbe-i mehbıtın tâ ortasında bir ağacdan musanna‘ kafes içinde çâr-gûşe yeşil çuka ile mestûr sandûka içinde mestûrlardır. Ve ser-i sa‘âdetleri makâmında yeşil imâmeleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y301b ·
metinde göster ·
Ve bu şehrin bâğ u bâğçesi yokdur, lâkin cânib-i erba‘asında evce
peyveste olmuş
serâmed hûrmâ dırahtları vardır. Cümle meyvesi beled-i Saf-ı Derec'den gelür. F …
Ve bu şehrin bâğ u bâğçesi yokdur, lâkin cânib-i erba‘asında evce peyveste olmuş serâmed hûrmâ dırahtları vardır. Cümle meyvesi beled-i Saf-ı Derec'den gelür. Feyyûm şehri üzümünden latîf âbdâr lezîz inebi olur. Bu şehrin zemîni şûre olmağile mahsûl hıntası az olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y307a ·
metinde göster ·
Ve cânib-i selâsında bâğ u bâğçeleri çokdur. Ve bu şehrin Nîl karşusunda evce
peyveste olmuş
kayalar üzre Fir‘avnî harâb binâlar ve kal‘a âsârları vardır. Ba‘zı tevârîhlerd …
Ve cânib-i selâsında bâğ u bâğçeleri çokdur. Ve bu şehrin Nîl karşusunda evce peyveste olmuş kayalar üzre Fir‘avnî harâb binâlar ve kal‘a âsârları vardır. Ba‘zı tevârîhlerde bilâd-ı ma‘mûr olduğu mastûr. Y 365b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y365a–Y365b ·
metinde göster ·
… -i Nemrûd içine bismi-ilâh deyüp âteşin bir köşesinden girüp alev-ber-alev evce
peyveste olmuş
âteş-i hâr içinde ol kadar semâ‘ ve lu‘bedebâzlıklar ve kârsâzlıklar eyleyüp za …
Hemân âteş kenârına gelüp belindeki kisbetin çıkarup kendüyi P 324b hüsn-i ihtiyârile Q 327b ol âteş-i Nemrûd içine bismi-ilâh deyüp âteşin bir köşesinden girüp alev-ber-alev evce peyveste olmuş âteş-i hâr içinde ol kadar semâ‘ ve lu‘bedebâzlıklar ve kârsâzlıklar eyleyüp zakan [u] şevâribinden ve kaş u kirpiğinden bir şey kalmayup tâ vasat-ı nârda oturup vasla vasla akîk-i Yemenî-misâl âteş pâreleri bî-pâk yer idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y420a ·
metinde göster ·
Andan ertesi gün yine şimâle çölistân içre giderken evc-i semâya
peyveste olmuş
bir gird-i siyâh peydâ oldu. "Âyâ bu ne ola?" deyü ileri vardık. Meğer bir ukkâ …
Andan ertesi gün yine şimâle çölistân içre giderken evc-i semâya peyveste olmuş bir gird-i siyâh peydâ oldu. "Âyâ bu ne ola?" deyü ileri vardık. Meğer bir ukkâb kuşu bir fîl-pîçeyi Y 433a şikâr edüp yerken fîlin anası gelüp ukkâb ile ceng edüp gubâr ber-havâ olmasının aslı ol imiş. Alarkadan sıyt sadâsız temâşâ ederken zâlim ukkâb büyük fîli dahi zebûn edüp başına kondu ve fîl-i bîçâre pür-pâre ve pîçesinden âvâre hortumiyle hayli korundu, ammâ fâ’ide etmeyüp zebûn oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y432b–Y433a ·
metinde göster ·
Bu dahi Dumbiye hükmündedir. Cerhac nâmında bir Zengî hâkimi vardır. Kırk bin asker-i uryâna mâlikdir. Kal‘ası evc-i semâya peyveste olmuş, ammâ yukaru çıkmağa kâdir olmadığımızdan temâşâ edemedik. Ancak aşağıda varoşu iki bin mikdârı kamışdan ve çalaşdan üstü topraklı hânelerdir. İki câmi‘i ve bozahâne ve dükkânları önünde kakule-i kebîr ve fîl dişi ve sindiyân ve palasanta ve âbinûş ağacları dağlar gibi yığılmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y434a ·
metinde göster ·